ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün3716
mod_vvisit_counterDün4198
mod_vvisit_counterBu Hafta28887
mod_vvisit_counterGeçen hafta42164
mod_vvisit_counterBu Ay33512
mod_vvisit_counterGeçen Ay186777
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17671228

IP'niz: 3.230.154.160
Bugün: 08 May 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12543266

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

KUR'ANİ ÖLÇÜLER VE PAKRADUNİLER!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 18
ZayıfMükemmel 

 

AL-İ İMRAN:

154- ...De ki: (Cihad'a ve bu teşkilata katılmayıp ta) "Evlerinizde olsaydınız üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bu sorumluluk ve sıkıntıları) Allah, gönüllerinizdekini deneme yapmak ve kalplerinizde olanı (dünyaya bağımlılık ve bayağılıkları) arındırmak için (emretti). Allah, sinelerin özünde gizlenenleri bilendir.

157- Yemin olsun ki (Bu hizmet ve cemaat içindeyken) eğer Allah yolunda öldürülür, ya da ölürseniz; Allah'tan (size ulaşacak) olan bir rahmet ve mağfiret, onların (sizden ayrılanların ve sizi alaya alanların) bütün topladıkları (dünyalıklar) dan çok daha hayırlıdır.

 

 

160- Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur (ve olabilir mi?) ve şayet O sizi 'yalnız ve yardımsız' bırakacak olursa, bundan sonra size yardım edecek kimdir? Öyleyse, mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler.

172- Kendilerine (davalarında dik durmalarından dolayı çeşitli sıkıntılar ve) yaralar dokunduktan sonra, (bile), Allah ve elçisinin çağrısına icabet edip (hizmete koşanlar), onlardan ihsan (ve ikramda bulunup davaları için harcayanlar) ve (her türlü kötülük ve kirlenmeden) sakınanlar için büyük bir ecir vardır.

173- Onlar, (seçkin ve samimi kullar)  insanlar kendilerine: "Size karşı, (herkes kışkırtıldı, toplumda ve teşkilatta yalnız kaldınız) insanlar aleyhinize ittifak kurdular artık, onlardan korkun" dedikleri halde bile; imanları artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyen (sadıklar) dır.

178- (Allah'ın rızasını ve Hak davayı bırakıp) O küfre ve nankörlüğe sapanlar, kendilerine tanıdığımız fırsat ve mühleti, sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar, Biz onlara, ancak günahları ve sorumlulukları daha da artsın, diye süre vermekteyiz. Onlar için, aşağılatıcı (pişman ve perişan kılıcı) bir azap vardır.

179- Allah, murdar olanı, temiz ve mübarek olandan ayırt edinceye (sadıklarla, sahtekârları belirleyinceye) kadar, mü'minleri, sizin kendisi üzerinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir. (çeşitli deneme ve elemelerden mutlaka geçmeniz gerekir)

 180- Allah'ın, büyük fazlından kendilerine verdiği şeylerde (dini ve ahireti için harcamak hususunda) cimrilik edenler, bunun kendileri için kazançlı olduğunu sanmasınlar. Hayır; bu, onlar için şer ve zarardır. Kıyamet günü, cimrilik ettikleriyle sorgulanıp sarılacaklardır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan (ve içinizde sakladıklarınızdan) haberdardır.

188- (Meydana) Getirip (yaptıkları) ile ferahlanıp gururlanan ve (aslında) yapmadıkları şeyler (ve bir çok ibadet ve hizmetleri de yapıyor görünerek ve öyle zannedilerek) bu yüzden övünüp hava atmaktan hoşlananları (kârlı) sanma... Onları azaptan kurtulmuş olarak sayma!.. Onlar için acı bir azap vardır.

NİSA:

65- Hayır (onların zannettiği gibi) değil; Rabbine andolsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde, seni hakem kılıp, sonra senin verdiğin hükme, (hem de) içlerinde hiçbir sıkıntı (ve gizli itiraz) duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar.

81- (Sana karşı) "Tamam-kabul" (itaat edeceğiz) derler. Ama yanından çıktıkları zaman, onlardan bir grup, karanlıklarda (gizli odalarda ve kendi aralarında) senin söylediğinin tersini kurgular. (ve konuşurlar) Allah, karanlıklarda (gizli ortamlarda ve dünyevi kafalarda) neler kurduklarını yazıyor. Sen, onların (bu tutarsız tavırlarından) yüz çevir ve aldırma! Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

84- Artık sen (tek başına da kalsan) Allah yolunda (çabala ve) çarpış, kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın... Mü'minleri (cihad ve fedakârlığa) hazırlayıp-teşvik et. Umulur ki, Allah, inkarcıların (ve münafıkların) saldırılarını ve ağır baskılarını püskürtüp savacaktır. Allah, kahredici kudret ve hiddetiyle daha zorlu, acı ve alçaltıcı sonuçlara uğratmasıyla daha şiddetli olandır.

104- (İslam'ın ve insanlığın aleyhine çalışan, dininize ve davanıza hakaret yapan şeytani) Topluluğu aramakta (günümüzde: İnternet sitelerini ve gazetelerini araştırıp, gerekli cevapları yazma konusunda) gevşeklik göstermeyin. Siz elem (üzüntü, zorluk ve sorun) çekiyorsanız; şüphesiz onlar da, sizin gibi elem (sıkıntı, bunalım ve şaşkınlık) yaşıyorlar.

Halbuki siz, (çok farklı ve şanslı olarak) onların hiç umud etmediklerini Allah'tan umuyor (dünyada zafer ve ganimet, ahirette cennet bekliyor) sunuz... Allah, (her şeyi, niyetinizi, gayretinizi ve teslimiyetinizi hakkıyla) bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

115- Kim hidayet ve hakikat kendisine apaçık belli olduktan sonra, elçiye muarız ve muhalif olup karşı çıkarak (ayrılırsa)  ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız (Hıyanet eden dönekleri batıldan ve bayağılıktan kurtarmayız) ve (ahirette) cehenneme sokarız. O ne kötü bir duraktır. (ve ne dayanılmaz ve aşağılayıcı bir azaptır.)

118- Allah, onu (Şeytanı) lanetlemiştir. O da (şöyle) dedi: "Yemin olsun ki, kullarından, 'miktarı tespit edilmiş bir grubu' (kendime uşak) edineceğim. (Haksızlığa ve ahlaksızlığa hizmetçi yapacağım)

119- Onları-Kim ve ne olursa olsun-şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşürüp aldatacağım ve mutlaka onlara davarların kulaklarını kesmelerini emredip fısıldayacağım ve Allah'ın yarattıklarını (Tabii ve Kuran'i yasaları) değiştirmelerini emredip (yaptıracağım)

Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı (Haksızlık ve ahlaksızlık odaklarını) dost ve rehber edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.

123- (Ey mü'minler) Ne sizin (boş) kuruntularınızla, ne de Kitap Ehlinin (boş) kuruntularıyla değil. (Allah adaletle muamele edecektir) Kim kötülük yaparsa, (kesinlikle) onunla ceza görecektir.

EN'AM:

112. Böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bu cin ve insan şeytanlarının en belirgin özelliği) birbirlerini aldatmak için: yaldızlı sözler fısıldaşmaları (laf ustalığıyla) etkilemeye çalışmalarıdır.

113. (Deki) (Her konuda kendisine başvurmak ve kararına razı olmak üzere) Allah'tan başka hâkim mi arayayım? Hâlbuki O, Kitabi (Kuran'ı) açıklanmış olarak indirmiştir.

128. Onların hepsini toplayıp haşredeceği gün "Ey cin (şeytanları) taifesi, insanlardan (din adamı, ilim erbabı, ilahiyatçı ve hizmet sevdalısı sanılan) çoğunu ayartıp (kendinize yardımcı edindiniz) öylemi diye soracak. İnsanlardan şeytanları veli edinenler ise: Ya Rabbi kimimiz kimimizden yararlandık (şeytanlar ve Şeytanlaşmış insanlar, yanlış ve haksız olduğunu bile bile birbirimizden dünya hesabına istifade etmeye çalıştık) ve nihayet tayin ve tespit ettiğin süreye ulaştık" diye suçlarını itiraf edecektir.

ARAF

 37. Öyle ise, uydurduğu bir yalanı (Bu Kuran'ın emridir) diye Allah'a iftira eden ve (İşine gelmeyen birçok konuda) Allah'ın (Siyonist Yahudileri ve emperyalist Hıristiyanları dost ve rehber edinmeyin, zalimlere destek vermeyin şeklinde) ayetlerini (kendilerine göre tevil ve tefsir ederek dolaylı biçimde) yalan ve geçersiz gösteren kimselerden daha zalim (ve hain) kim olabilir!?

44-45. "Allah'ın laneti bu zalimlerin üzerine olsun ki:

Onlar (Müslümanları ve taraftarlarını) Allah yolundan (Kur'an ahkamından hürriyet ve adalet için cihattan ve her türlü haksızlığa ve hayasızlığa karşı çıkmayı ve uzak durmayı gerektiren İslam ahlakından) çevirip döndürmeye yeltenenler; Onu (İslam'ı ve Kur'an'ı) eğip bükerek çarpıtmak (ve yozlaştırmak) isteyenler ve (din adına dünyaya tapınan ve) ahireti örtüp gizleyen (ve kendileri için cenneti garanti gösteren) münkirlerdir.

51. Onlar ki, dinlerini bir eğlence ve oyun (istismar ve suistimal konusu) edinmişlerdi (veya nefislerinin hoşuna giden şeytani yorumları ve durumları, vicdanlarını bastıracak, his ve heyecanlarını coşturacak oyalama ve oyunları, zikir ve ibadet diye, müzik eşliğinde raks ve dans yapmayı kendilerine din-yol edinmişlerdi.)

Onlar, bu (hesap) günleriyle karşılaşacaklarını (ve Allah'a kavuşacaklarını) unuttukları ve (apaçık) ayetlerimizi (yok sayıp yanlış yorumlayıp çarpıtarak) tanımadıkları gibi, bizde bugün onları (cehennem azabına ve yalnızlık girdabına atıp) unutacağız.

Nisa

88. Öyle ise (Hak davaya sızan gizli gavurlarla, Siyonistlere uşaklık yapan din alimi) münafıklar konusunda ne diye ikiye ayrılıyor (ve bir çoğunuz hala onları sahiplenip savunuyorsunuz?) Allah kazandıkları (günahlar ve sadık müminlere kazdıkları tuzakları) yüzünden onları tersine çevirdiği ve tepetaklak ettiği halde, siz Allah'ın saptırdığını hidayete erdirmek (ve bu marazlı münafıkları masum ve mazur göstermek mi) istiyorsunuz?!.

Not: Bay Soner Yalçın, yönelttiğimiz bir soruya hala yanıt vermedi. Tekrar soruyoruz:

Milli Görüşü kontrol ve manipüle etmek üzere görevlendirilen Selanik dönmeleri ve Pakraduni Ermenileri kimlerdi?

MTTB'li ve MHP'li İslamcı komandoların içinde yetişen, sonra Kapitalist sömürü sermayesine bir kılıf olarak geçirilen "faizsiz bankacılık" sisteminden, Korkut Özal'ların, Eymen Topbaş'ların, Kemal Unakıtan'ların, Nevzat Yalçıntaş'ların, Cüneyt Zapsu'ların, "Ülker" soyadını alan Kırımlı Berksan'ların, yani beyaz Müslümanların ilişkili bulunduğu Yahudi HSBC grubunun, "Amanah" kanadının ve Bank America International Insvestmenin asıl ortağı olduğu Albaraka Türk'ün Genel Müdür Yardımcılığına yükselen, derken AKP tarafından (aslında Amerika tarafından) Merkez Bankası Başkanlığına getirilme girişimi, Milli cephenin uyarısıyla Köşkten çevrilen ve nihayet IMF ve Kemal Derviş ekonomilerinin motor merkezlerinden TMSF'nin başına geçirilen şu Malatyalı Ahmet Ertürk te "Pakraduni" miydi? Yani Yahudilikten Ermeniliğe dönüş oradan da Müslümanlığa geçmişlerden birisi miydi?

Güzel Malatya'mızı Pakraduniler merkez mi edinmişti.?

Önce İsmet Paşa Hazretlerinin "Nahcivan Pakradunileriyle" bağlantısı gündeme getirilmişti.

Ardından ERTÜRK, ASİLTÜRK, KORKUT, TURGUT... gibi, asıl mahiyet ve marifetlerinin ve kirli niyetlerinin anlaşılmasından; korku psikolojisiyle ve abartılı olduğundan sırıtacak şekilde öz be öz Türk oldukları havasını vermek istiyorlar şüphesi doğuracak biçimde, isim ve soyadları seçen aileler ve kişiler nasıl olmuşta hep üst makamlara stratejik konumlara yükselmişlerdi?:

Bilindiği gibi Rusya'nın çeşitli yörelerinde yaşayan Yahudilerin pek çoğu 1910-15 yıllarında Ermani-Gregoryan Kilisesine başvurup, Hıristiyan olduklarını bildirmişler ve Ermeniliğe kabul edilmişlerdi. Rusya Merkezi Devlet Tarih Arşivinde konuyla ilgili belgelerde bu olayı doğru göstermekteydi.

Bu kabul işi, ise Nahcivan-Baserabya, Ermeni-Gregoryan dini konseyince gerçekleştirilmişti.[1]

Böylece Yahudilere yönelik nefret ve hakaretten kurtulan ve Pakraduni Ermeniler olarak anılan ailelerin önemli bir kısmı, Kafkas göçleri sırasında Anadolu'ya ve bazısı da Malatya çevresine yerleşmişlerdi.

Bu Pakradunilerin (Yahudi asıllı Ermenilerin) tamamına yakını, daha sonra Müslümanlığa geçip ERTÜRK, ASİLTÜRK, KORKUT, TURGUT isimlerini almaları ve Cumhuriyet Türkiye'sinde hep zirveye tırmanmaları, acaba sadece şahsi meziyet ve marifetlerinin ve çok yüksek zekavet ve gayretlerinin bir neticesi miydi!?

Milli Selamet Partisi Nasıl Kuruldu?

Anayasa Mahkemesi, 20 Mayıs 1971'de, Millî Nizam Partisi'nin "laik devlet niteliğinin ve Atatürk devrimciliğinin korunması prensiplerine aykırı olduğu" gerekçesiyle kapatılmasına karar verdi. Bununla birlikte, MNP yöneticileri hakkında herhangi bir ceza davası açılmadı. Çünkü tutarlı ve yeterli hiçbir suç unsuruna rastlanamamıştı.

Yeniden bir parti kurulması için tabandan yoğun baskıların gelmesi üzerine bir istişare heyeti oluşturuldu. Bu heyette yer alanlardan bazıları, tabandan gelen istek doğrultusunda yeni partinin hemen kurulmasını savunurken, diğer bir kısmı ise 12 Mart Muhtırası'yla başlayan dönem sebebiyle bir müddet geciktirilmesini öneriyordu.

Her iki görüşün de haklı tarafları vardı. Çünkü; Birinci ekibe göre, Türkiye'de Liberal görüşü Adalet Partisi, Sol görüşü ise Cumhuriyet Halk Partisi temsil ediyordu. Bunun için Millî Görüş'ü temsil eden bir parti mutlaka kurulmalıydı. İkinci guruba göre ise, henüz buhran geçmemiş olduğundan, Meclis'in de 12 Mart'ın havasına kapıldığından bir nevi dokunulmazlığa kavuşmuş partilerin etkisiyle yeni kurulan parti hırpalanıp yıpranırdı.

Sonunda, İstişare Heyeti, yeni bir parti kurma meselesini müzakere etmek için öncü kişileri toplantıya çağırdı. Toplantı sonunda istişare heyeti, tabandan gelen isteklerin daha fazla beklemeden yerine getirilmesi gerektiğine kanaat getirerek bir kurucu heyetle yeni bir parti kurulmasını kararlaştırdı. Alınan bu karar üzerine Millî Görüş'ü temsil eden Millî Selamet Partisi 11 Ekim 1972 tarihinde resmen kuruldu. Partinin Genel Başkanlığı'na Süleyman Arif Emre getirildi. 

Millî Selamet Partisi'nin Kurucular Kurulu, Süleyman Arif Emre, Abdülkerim Doğru, Rasim Hancıoğlu, Hüseyin Kamil Büyüközer, Abdullah Tomba, Sabri Özpala, M. Turhan Akyol, Halid Özgüner, M. Gündüz Sevilgen, Zühtü Öğün, Hüseyin Erdal, Hüseyin Koçak, Hasan Özkeçeci, Osman Nuri Önügören, Mazhar Gürgen Bayatlı, M. Emin Ayak, Mustafa Arafatoğlu, Mustafa Mamati, Abdurrahim Bezci, Sami Baysal'dan oluştu.

Şimdi Erbakan'ın en halis adamı ve sağ kolu sanılan iki şahıstan biri, henüz Hoca'yı hiç tanımıyordu ve partiyle hiçbir alakası bulunmuyordu. İstanbul Kartal'da yaşamasına ve dini hizmetlerle uğraşmasına rağmen, Erbakan Hoca'nın Gümüş Motor girişiminden, Odalar Birliği serüveninden, Konya Bağımsızlar Hareketinden, Milli Nizam denemesinden ve MSP'nin devreye girmesinden hiç haberi ve ilgisi olmuyordu. Merak bile etmiyordu. Ta ki, 73 seçimleri sırasında her ne hikmetse hemen aday yapılıyor ve ilk koalisyonda Bakanlık koltuğuna oturuyordu. Anlaşılan şahsın kafası karanlık olsa da, arkasının çok kuvvetli olduğu sırıtıyordu!?

MSP'nin kuruluş çalışmaları içinde yer alan Erbakan, bu partiye resmen 1973'ün mayıs ayında katıldı, 20 Ekim 1973'te partinin genel başkanı oldu.



[1] Bak: S. Yalçın. Beyaz Müslümanlar sh:419


Bu yazarin diger makaleleri

MEHDİYET MESELESİ VE BAZILARIN BOŞ HEVESİ
  Büyük Larousse Ansiklopedik Sözlüğü’nde Mehdi, Deccal ve Mesih şöyle tarif...
Devami
“RAHMANİ”LERLE “ŞEYTANİ”LERİN ÇEKİŞMESİ Veya MEHDİ’YLE DECCAL’İN FİNALİ
Hz. Mehdi’nin en önemli özelliği ve alameti; sarığı, takkesi, sakalı...
Devami
KAVRULDUM DOSTLAR (ŞİİR)
  KAVRULDUM DOSTLAR        İmtihan unutup, iddaya daldım Gaflet koltuğuna, kuruldum dostlar… Nefsin...
Devami
YORULMAYAN YOĞRULMAZ! (ŞİİR)
    YORULMAYAN YOĞRULMAZ!    Adım adım çıkılır, zafer köşküne General olunmaz, er...
Devami
ADİL DÜZEN İNKILABI VE YAYILMA ŞANSI
  ADİL DÜZEN İNKILABI VE YAYILMA ŞANSI        Milli Görüş Medeniyeti’nin Yayılma...
Devami
BİR AYET BİN HİKMET
  "Muhakkak ve mutlaka; Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar; ve...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 15610

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR