ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1810
mod_vvisit_counterDün3864
mod_vvisit_counterBu Hafta5674
mod_vvisit_counterGeçen hafta27382
mod_vvisit_counterBu Ay82788
mod_vvisit_counterGeçen Ay119131
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17839635

IP'niz: 3.236.170.171
Bugün: 15 Haz 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12602693

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

ERBAKAN DEVRİMİNİN AYAK SESLERİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 16
ZayıfMükemmel 

 

Yönetme sanatı!

Örnek ve gerçek yönetici, kendisi perde arkasında kalarak, kurumlar ve makamlara oturanlar eliyle, devleti ve milleti yönlendirebilen seçkin insanlardır.

 

Bir şahsa ya da halka bir şeyi yaptırmak istediğinizde, seçeceğiniz en kötü yol, ona tavsiyelerde bulunmak ya da zorlamaktır. Oysa onu karar vermekte serbest bırakır, ama şartları; sizin istediğiniz kararı alması doğrultusunda hazırlarsanız o, kendi istediğini yaptığını zanneder, ama sonuç sizin istediğiniz ve beklediğiniz şekilde olacaktır.

Ülkeleri ve halk kesimlerini yönetenler; 1- Şartları hazırlayanlar, 2- Karar verip uygulayanlar, olarak iki kategoriye ayrılır. Genel olarak karar verenler ön saftadır ve kahraman sayılır. Şartları hazırlayanlar ise perde gerisinde kalır ve çoğunlukla isimleri bile bilinmez. Bunlar genel olarak kalıcı ve stratejik kurumlardır ve kişilerle özdeşleşmez.

İşte Erbakan Hoca; Türkiye'yi sabataist cuntanın ve masonik kuşatmanın elinden kurtaran insandır. Ama örneğin Fransa, hala Yahudi'lerin elinde çırpınmaktadır.

SARKOZY: Bir Osmanlı'nın DNA'sı...

Nicolas Sarkozy... Onun, bir Osmanlı Yahudisi ailenin göçmen çocuğu olarak Fransa'nın en üst koltuğuna tırmanışını pek çok insan hala anlayamamıştır.

Sarkozy'nin büyükbabası, 1890 yılında Selanik'te dünyaya gelen Aaron Mallah'dı. ‘Mallah ailesi' 15'nci yüzyılda, İspanyol Kralı Ferdinand'ın bütün Yahudileri ortadan kaldırmaya dönük engizisyon mahkemelerinin hışmından önce Fransa'ya kaçmış, yaklaşık 100 yıl bu ülkede kaldıktan sonra Avrupa coğrafyasında başlarına daha büyük bir felaketin geleceğini sezerek çareyi, Osmanlı'nın -ve tabii ki Türkler'in- şefkatli kollarına sığınmakta bulmuşlardır.

Bu aile, Selanik'e yerleşti ve ilerleyen yıllarda, Siyonizmin en ünlü ailelerinden biri oldu. Aaron Mallah'ın amcası Moşe çok tanınmış bir hahamdı ve 1898 yılında Yunanistan'daki siyonist hareketin bir numaralı yayını olan El Avenir'i çıkartmasıyla tanınmıştı.

Kuzeni Aşer, Yunan senatosu üyesiydi. Onu daha çok 1930'lu yıllarda Balkanlar'da Filistin'e doğru gerçekleşen büyük Yahudi göçünü organize eden ve zaten 1934 yılında da bugünkü İsrail topraklarına yerleşen bir isim olarak hatırlanacaktı. Bir başka kuzen Peppo Mallah ise, ilerleyen yıllarda ‘genç' İsrail'in ‘ilk' Yunanistan temsilcisi olacaktı...

Yahudi köklerine bağlılığıyla tanınan Aaron ile Adele'in evliliğinden Susanne ve Andree isimli iki kızları olacaktı. Takvimlerin 1950'li yılları gösterdiği günlerde, Andree Mallah, sürgünde bir Macar prensi olan Bosca Sarkozy ile evlenip daha sonra boşanmayla sonlanan bu evlilikten Guillaume, Nicolas, François isimli üç erkek evladı doğacaktı...

Yahudi kökenli bir Fransız politikacı olarak Sarkozy'nin, göçmen vize işlemlerine DNA testi kavramını sokması bu bakımdan anlamlıdır...

Sarkozy'nin Fransız siyasetinde yabancı düşmanlığı yaparak yükselmesi, topladığı oyların önemli bölümünde ‘Türkiye antipatisinin' bulunduğu unutulmamalıdır...[1]

Peki Türkiye'nin Yahudi kodamanları niye oldukça tedirgin davranıyorlardı ve hala ne diye Erbakan'a saldırıyorlardı?!


Erbakan; ülkemizi, bölgemizi ve tüm insanlık alemini etkileyecek hangi değişimlere öncülük yaptı?

İşte Erbakan Hareketinin ana başlıkları:

•A-    Türkiye'de:

  • 1- Siyonist Haham, Haim Nahum doktrini çerçevesinde yozlaştırılma ve dininden uzaklaştırılma tahribatına tabi tutulan Müslüman Türk toplumunda, yeniden İslamlaşma ve aslına dönme sürecini başlatması
  • 2- İttihat ve Terakkiden itibaren devleti ele geçirmeye başlayan ve Atatürk'ün şüpheli ölümünden sonra yeniden palazlanan sabataist cuntanın, masonik kadroların ve bunların kâhyalığını yapanların dışında kalan ve sürekli horlanıp hırpalanan ve her yönden çaresiz ve etkisiz bırakılan Anadolu insanına, yeniden özgüven ve girişimcilik ruhunu aşılaması; ticaretten siyasete, eğitimden yönetime, her sahada ezilen halkın söz sahibi yapılması
  • 3- Ülkemizdeki, zaman zaman kanlı kapışmalara vardırılan kısır sağ-sol kamplaşmasını, Milli-İşbirlikçi (Hak-Batıl) hesaplaşmasına kaydırmayı başarması
  • 4- Neredeyse rejim ve resmiyet kılıfı geçirilen İslam düşmanlığını ve dindar halkı dışlamayı meslek edinen seçkinler zümresinin, Milli Görüş'ü dizginlemek ve engellemek için, bu sefer, Müslümanlara hoş görünmek gayretiyle, din istismarına ve ılımlı İslamcılığa sığınmaları ve bu mecburi müsamaha dolayısıyla İslami hizmetlerin daha rahat bir ortama kavuşturulması
  • 5- Halkımıza projektör tutarak, ABD ve AB gibi güçlerin, kapitalizm ve komünizm gibi ideolojilerin perde arkasındaki Siyonist Yahudi gerçeğini ve İsrail'in şeytani projelerini ve bunlardan kurtulma çarelerini anlatıp uyarması.. Böylece dış güçlere ve siyonizme karşı bilinçli ve bilenmiş bir cephenin oluşturulması

•B-   Dünya genelinde:

  • 6- Siyonist Yahudilerin güdümündeki BM, NATO, IMF gibi emperyalist kuruluşlara karşı; İslam Birleşmiş Milletleri, İslam Ortak Pazarı, Müşterek Savunma Paktı, İslam dinarı gibi; ilmi, insani ve İslami oluşumları ortaya atması ve D-8'leri kurması
  • 7- Barbar Batı emperyalizmine ve tek Süper Güç ABD'ye karşı; tüm Afrika, Asya ve Güney Amerika ülkelerini içine alan, Yeni ve Adil Bir Dünya çağrısının ve çalışmalarının yankı ve yanıt bulması ve mazlumlar dünyasının uyanması
  • 8- ABD, İngiltere ve İsrail gibi sayılı ülkelerin sahip olduğu nükleer silahları ve dünyayı cehenneme çevirecek tahribat mekanizmalarını boşa çıkaracak ve etkisiz kılacak teknolojik keşif ve gelişmelere ön ayak olması, gizli açık yürütülen girişim ve gayretler sonucu, şimdi caydırıcılık gücüne ve güvencesine ulaşılması
  • 9- Her türlü inkârcılığın ve sapıklığın fikri temellerini yıkacak; ilmi ve ahlaki kitapların tüm dünyada yaygınlaştırılması, son derece bilimsel yöntemlerle doğru ve doyurucu şekilde hazırlanmış yayınların herkesime ulaştırılması
  • 10- Ve bütün bu tarihi girişimlerin artık son aşamaya gelmiş bulunması,

Erbakan Devriminin köşe taşları olarak tarihteki yerini almıştı.

Erbakan Hoca'nın doğrudan planları ve dolaylı politikaları sonucu; sadece kendi insanımız ve İslam coğrafyası değil, tüm dünya halkları, AB'nin, ABD'nin ve İsrail'in sinsi ve kirli hesaplarını sezmeye ve nefret etmeye başlamıştı.

İşte Alman Marshall Fonunun artık gelenekselleşen "Transatlantik Eğilimler" araştırmasının 2007 yılı sonuçları açıklandı. Dünyanın en etkin sivil toplum örgütleri arasında gösterilen kuruluşun ABD ile 12 Avrupa ülkesini (Almanya, Bulgaristan, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İtalya, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya ve Türkiye) kapsayan ve her ülkede bin denekle yapılan araştırmanın bizimle ilgili sonuçları bakın nasıl bir tablo ortaya çıkarmıştı:

ABD'nin liderliğine karşı çıkanlar yüzde 74'e ulaşmıştı. Geçen yıl yüzde 69'du. Başkan Bush'un politikalarına karşıtlık ise yeni bir rekor kırdı Yüzde 83. Geçen yıl da yüzde 81'le bu alanda açık ara ile Türk halkı siyonizmin güdümündeki emperyalist ABD aleyhine tavır almıştı.

Türkiye'de AB'nin liderliğini istemeyenler yüzde 54'lere varmıştı. Geçen yıl yüzde 47 civarındaydı.

NATO'ya destek verenler yüzde 35. Bu oran 2006'da yüzde 44, 2005'te yüzde 52, 2004'te yüzde 53'ü buluyordu. NATO'ya desteğimiz üç yılda neredeyse yarı yarıya azalmıştı.

Türklerin küresel soğuması!

Daha da "İlginç" veriler var. Örneğin Alman Marshall Fonu "Barometre" dediği bir ölçüm yöntemi geliştirdi. Deneklerden ülkelere 100 derece üstünden sıcaklık vermeleri isteniyor. İşte bizimkilerin çeşitli "Dost" ülkelere duydukları sıcaklık:

ABD sadece 11 derece. 2006'da 20, 2005 ve 2004'te 28 dereceydi. Yani ABD'ye karşı soğumamız istikrarlı tempoda azalıyor.

AB'ye duyulan sıcaklık 26 derece. O da düşüş ritmini bozmadı: 2006'da 45 derece, 2005'te 52 derece. Bir başka deyişle, daha iki yıl önce yarımızdan çoğu AB'ye sıcaklık duyarken bugün bu oran dört kişiden birine inmiş bulunuyor.

Çin'e soğuk (28 derece), Rusya'ya soğuk (21 derece)... Hele İsrail'e buz gibi: 5 derece! Geçen yıl bu ülkeye 11 derecelik yakınlık duymuştu deneklerimiz, şimdi donma noktasına yaklaşıyor!..

Ama bu araştırma da komşu ülkelere ve özellikle İslam ülkelerine karşı bakış açımız ve sıcaklığımız sorulmuyor... Çünkü gavurları üzecek sonuçlar çıkmasından çekiniliyor.

Erdal Şafak: "Herkese mesafeliyiz, tüm ülkelere kuşkuyla bakıyoruz. Daha önemlisi gözlüklerimiz iyice karardı: Türkiye'nin bir gün AB'ye üye olacağına inananlarımız yüzde 26'da kalıyor. Her 4 kişiden sadece biri AB'ye gireceğimiz inancını koruyor. Geçen yıl bu oran yüzde 45'ti, ondan önceki yıl ise yüzde 52! Her geçen yıl bizi AB'den daha da uzaklaştırıyor" diye hayıflanıyor...

Şimdi Avrupalılar, Türkiye'nin bir gün AB'ye gireceğine bizden daha çok inanıyormuş. Örneğin Türkiye karşıtlığının tavan yaptığı Hollanda'da deneklerin yüzde 72'si, Almanya'da ise yüzde 62'si AB'ye katılmamızın engellenemeyeceği görüşünde" buluşuyormuş...

Oysa, Türkiye cumhuriyetin başından, hatta 1856 Paris Antlaşması'ndan bu yana kendini Batı'nın bir parçası olarak ifade ediyormuş!.. Batı ile ortak değerleri paylaşıyor. Güvenliğin, zenginliğin, mutluluğun Batı ile ortak geleceğe bağlı olduğuna inanıyormuş. Bunları söyleyen bay Erdal Şafak: "Orta değerlere ve ortak geleceğe inanç önce zayıflar, sonra da koparsa, Türkiye gemisi kim bilir hangi sulara sürüklenir..." diye korkuyormuş...[2]

Bunun Türkçesi; Türkiye'yi AB'ye eyalet ve İsrail'e vilayet yapma hesaplarının bozulduğuna üzülüyordu ve barbar batıya uşak ruhlu tiplerin ruh halini sergiliyordu.

"Onlara bir iyilik ve güzellik (bolluk, huzur ve rahatlık) geldiği zaman: "Bu bizim (gayretli ve kıymetli olduğumuz) için (verildi)" diyorlardı. (Ama) onlara bir kötülük isabet ettiğinde ise: "(Bunları) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı"[3] ayeti, çağdaş firavunlara demokrat köle olmayı benimseyen ayarı bozukların durumunu ne güzel açıklıyordu.

İşte bu yüzden "Karamsar ve Yapayalnız" başlıklı yazısında kinini şöyle kusuyordu:

"Ulusalcılar, milliyetçiler, kuvva-i milliyeciler, yeniden milli mücadeleciler, milli görüşçüler ve de bilumum vatansever çeteler; hepinizi kutlarız.

Sonunda başardınız. "Türk'ün Türk'ten başka dostu olmadığı"nı resmi görüşümüz olarak tescil ettirdiniz.

Halkımızı daha karamsar, daha öfkeli yaptınız, daha da yalnızlaştırdınız.

Türkiye'yi yel değirmenlerine savaş açan Don Kişot konumuna getirmeyi başardınız.

Gazanız mübarek olsun." Şeklinde ağzından fossuruyordu.

Oysa AB ve ABD, AKP'ye seçim desteği karşılığı önümüze şu faturayı koyuyordu:

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Nicholas Burns Türkiye'ye koştu. Burns, iki gün önce Washington'da yaptığı konuşmada beklentilerini sıraladı: "İran'la ticari ilişkiyi kesin, Ermeni sınırını açın, 301. maddeyi kaldırın, Heybeliada Ruhban Okulu'nu açın..." AB de seçim desteğinin bedeli olan Kıbrıs ve diğer isteklerini yakında masaya koyacak... Bu destekler bedava değil... Bedeli AKP eliyle ülke ve halka fatura ediliyordu.[4]


The Washington Times Erbakan'a Niye Saldırmaktaydı?

Washington Times gazetesinde yer alan bir makalede[5], efsane Başbakan Necmettin Erbakan Hoca'nın, ABD'li bir eski demokrat senatörün ve Blair kabinesinin eski bir kadın üyesinin sözleri, dünyada giderek artan ve yaygınlaşan Yahudi düşmanlığının azıtması olarak yansıtılmıştı.

Oysa Erbakan Hoca'nın ve diğer duyarlı ve vicdanlı insanların yaptığı Yahudi düşmanlığı değil, Siyonizm karşıtlığıydı. Çünkü İsrail'in fesatlık ve katliamlarına karşı çıkmayı, Yahudi düşmanlığı şeklinde göstermek, olayı çarptırmak amaçlıydı. Erbakan Hoca, Siyonist fikirler taşımayan, ülkemizi ve bölgemizi karıştırmaya çalışmayan dürüst ve sade Yahudilere karşı hiçbir önyargıları ve düşmanlık damarları bulunmadığını defalarca açıklamış ve zaten hayatı boyunca da bunu kanıtlamıştı.

Victor Davis Hanson "Yeniden günah keçileri" başlıklı makalesinde, yayılan Yahudi düşmanlığını daha doğrusu, siyonizme karşı oluşan küresel şuurlanmayı ele almıştı. Hanson, "Biri şöyle demişti: ‘Bu Yahudiler şimdi 20. haçlı seferini başlattı. 19'uncusu Birinci Dünya Savaşı idi. Neden? Sadece İsrail'i inşa etmek için.' Bu sözler, Nazilerden kalma mı? Hiç de değil.  Bunlar bir NATO müttefiki olan Türkiye'nin eski Başbakanı Necmettin Erbakan'a ait ‘Mikrop' dediği İsrail'in; Çin, Hindistan ve Japonya'yı kontrol ettiğini ve ABD'yi perde arkasından yönettiğini iddia ediyor" diye yazmıştı.

Yahudi düşmanlığının diğer örnekleri arasında Demokrat Parti'nin eski senatörlerinden James Aburezk'in "11 Eylül olayına karışan Araplar, Siyonistlerle gerçekte işbirliği yapmışlardır. Böylece Arapları (Müslümanları) suçlamak için mükemmel bir bahane oluşturmuşlardır" sözlerini sayan yazar, Senatörün bu sözleri Hizbullah televizyonunda söylediğini hatırlattı. ABD'li senatörün ve İngiltere'de Tony Blair'in kadın bakanlarından Clare Short'un, "İsrail Güney Afrika'daki ‘apartheid'tan daha kötü, uluslararası toplumun küresel ısınmaya karşı reaksiyonunu İsrail önlüyor" biçimindeki sözlerinin "komplocu saçması" ve "çevreci zırvası" olup olmadığının sorulabileceğini kaydeden Washington Times yazarı, "Eski anti-Semitizm'in yeni bir kışkırtıcı türü dünya çapında yayılıyor. Bu boyutu 70 yıldır görülmeyen söz konusu nefret, sadece İran'ın çılgın başkanı Mahmut Ahmedinecad ya da radikal cihatçılar tarafından desteklenmiyor. Sonuncu anti-Semitizm; dünya liderleri ve sofistike politikacı ve akademisyenlerce de dile getiriliyor" şeklinde sızlanmıştı.

Lübnan ordusu İslamcıları bombaladığında dünya niye tepki vermiyormuş?!

Bu Siyonist yazar: "İsrail'in Batı Şeria'da konutlara yönelik şiddet içeren operasyonları dolayısıyla kınandığını" belirtirken, "Ancak geçen hafta Lübnan ordusu, İslamcı teröristler bulunduğu iddiasıyla Nahr el Bared göçmen kampını bombaladığında dünya uyuyordu" diyerek, aslında Lübnan yönetiminin ve askerinin İsrail'in güdümünde olduğu gerçeğini gizlemeye çalışmıştı.

Dünyanın İsrail-Filistin ilişkileri konusunda bir ölçüde çifte standart sergilediği savunulan makalede, Kıbrıs ve Tibet gibi "işgal edildiği iddia edilen" ülkeler için aynı tepkilerin niçin gösterilmediği? sorularak "Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs'ı işgal ettiği ve Kürdistan'ı (Güneydoğu Anadolu'yu) zorla topraklarına ilhak ettiği" iddialarının Yahudi Lobilerinden kaynaklandığı açığa vurulmaktaydı.

"Kamboçya, Kongo, Ruanda, Darfur gibi bölgelerdeki kitlesel cinayetlerin BM kınamalarına, İsrail'den çok daha az konu olduğu" belirtilen yazıda. ‘Kimi İngiliz akademisyenler, Filistin'e destek için İsrail üniversitelerine boykotta bulunuyor, ama baskıcı İran, Çin ve Küba'dakileri bırakıyorlar' biçimindeki itirazlar ise, Siyonist Yahudilerin artık yalnızlığa itildiğinin bir itirafıydı.

"Yahudilerin Batı Şeria'da arazi almasının dünya tarafından eleştirildiğini, şimdi Hizbullah'ın İran parasıyla Güney Lübnan'da askeri amaçlı büyük araziler elde ettiğini" yazan Washington Times'ın, "Anti-Semitizm'in bu yeni yüzü çok sinsi, çünkü kılık değiştirmiş durumda. Nereden ortaya çıktığı anlaşılmayan diplomatlar ve akademisyenler tarafından geliştirildi, şimdi de sözde üniversite kampüsleri tarafından kucaklanıyor" ifadeleri, dolaylı olarak, Erbakan Hoca'nın sahip çıktığı, anti-emperyalist ve anti-siyonist cephenin, ne denli gelişip güçlendiğinin de bir kanıtıydı.

Evet evet, tarihi her zaman kötüler değil, bazen de iyiler yazacaktı...

Vicdanı kararmış, kafası karıncalanmış ve kalemini gavurlara kiralamış uşak ruhlu tipler; Patronları olan Yahudi Siyonistler ve batı emperyalistler adına tepinse de, bu HAÇ-HİLAL kavgasını yine Milli ve haysiyetli cephe kazanacaktı...

Ve Türkiye merkezli yeni ve Adil bir dünya mutlaka kurulacaktı...








[1] 16.09.2007 / Ardan Zentürk / Star

[2] 07.09.2007 / Sabah

[3] Araf: 131

[4] 16.09.2007 / Melih Aşık / Milliyet

[5] http://www.8sütun.com/node/40445


Bu yazarin diger makaleleri

YENİ PAPA SEÇİMİ
  Konuya başlamadan önce, şu iki hususu özellikle belirtmek ve...
Devami
KİBİR, İNSANI “TAĞUT”LAŞTIRIR
Kibir; nefsini beğenmek, başkalarından üstün görmek, Allah’ın imtihan için verdiği...
Devami
AĞZINDAKİ BAKLA!
  Kuzey Irak politikalarının iflasından sonra, KKTC'nin imhasına ve Kuzey Kıbrıs'ın...
Devami
BU ADAMLAR DAVA KURMAYI MI, ? DERT KAYNAĞI MI?
  Akıl: mukayese ve muhakeme (karşılaştırma ve doğru karara varma)...
Devami
SP Tarihi Rolünü Oynamalıydı ve OĞUZHAN EKİBİNİN SON GOLÜNE FIRSAT TANIMAMALIYDI!
  SP Tarihi Rolünü Oynamalıydı ve OĞUZHAN EKİBİNİN SON GOLÜNE FIRSAT TANIMAMALIYDI!          Erdoğan’ın...
Devami
Bu Kafalarla; Yaklaşan 3. DÜNYA SAVAŞI ATLATILAMAZDI
Fransız sanatçı Blet: “Türkiye'ye karşı korkunç bir senaryo hazırlandığını” açıklamıştı! Fransız...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4152

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR