ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün467
mod_vvisit_counterDün4780
mod_vvisit_counterBu Hafta19541
mod_vvisit_counterGeçen hafta29264
mod_vvisit_counterBu Ay57666
mod_vvisit_counterGeçen Ay186777
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17695382

IP'niz: 18.204.227.34
Bugün: 15 May 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12552216

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

KONYA'DA MİLLİ GENÇLİĞE TUZAK

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 7
ZayıfMükemmel 

Konya'da Milli Görüş Gençliğini birbirine düşürmek üzere tezgâhlanan kışkırtma ve komplolar yıllardır süregelmektedir. Davasına ve devletine bağlı olmaktan ve SP teşkilatına sızmış sinsi fesatçıların farkına varmaktan başka suçu bulunmayan TEZ Organizasyon ekibine yönelik her türlü tahrik ve tertipler sonucu, maalesef üzücü olaylar meydana gelmiştir.  

Ashabı Kiramı bile, birbirine düşüren Yahudi asıllı İbni Sebe'nin günümüzdeki temsilcileri, yani Milli Görüşe sızan muhterem ve mücahit görüntülü Yahudi ve Ermeni dönmeleri, kendi kuklaları eliyle, bazı gençleri dolduruşa getirip bu olaylara sebebiyet vermişlerdir.

Hiçbir alakası olmadığı ve olamayacağı halde ve şeytanı bile şaşırtacak şekilde, Milli Çözümü de bu olayın içine çekmek ve yıllardır sürdürülen dışlama ve haksız saldırılar sonucu sabır bardağı taşırılan TEZ ekibine iftira etmekten çekinmeyerek onları  "organize suç çetesi" olarak göstermek gayretleri de bunların art niyetini ve tiyniyetini deşifre etmektedir.

Hâlbuki biz, yıllardır, her yerde ve her fırsatta:

"İftiralara kapılıp bizi yanlış tanıyarak veya davaya zarar verdiğimizi sanarak, bize hakaret ve haksızlık eden Milli Görüşçüler, yine de bizim kardeşlerimizdir. Hatta bilgi eksikliğinden ve samimiyetlerinden dolayı bu tavırlarından dolayı onlara sevap verilecektir. Çünkü ölçü biz değiliz, ölçü davamız ve onun şahsi manevisidir. Gerçeklerin ortaya çıkacağı güne kadar bize düşen sabretmektir." Dediğimize, Türkiye'nin her köşesindeki yüzlerce insanımız şahittir. Ve zaten ilahi adalet mutlaka tecelli edecektir.

Geçen sene bir Konya ziyaretimizde yanımıza gelen AGD şube Başkanı: "Hocam, niye fitne çıkarıyorsunuz, niye kendi başınıza buyruk davranıyorsunuz?." Demişti.. Biz çocukluktan beri tanıdığımız o kardeşimize:

"Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; Elçiye itaat edin ve sizden olan ulül Emre de...(itaat edin.) Eğer bir konuda anlaşmazlığa ve uyuşmazlığa düşerseniz, artık bu meseleyi (halletmek üzere) Allah'a ve elçisine dönderip götürün.."[1] ve

"Oysa bu haberi (ve problemi) peygambere ve kendilerinden olan ulül Emre götürselerdi... (işin gerçeğini öğreneceklerdi.)"[2]

Ayetlerini hatırlatarak,

"Bak kardeşim, Siz, hepimizin ittiba ve itibar ettiği yetkili makamla görüşme imkânınız olduğunu söylüyorsunuz... Bizzat kendilerine ve başka kimsenin bulunmadığı halde sorun: Ahmet Akgül ve ekibini teşkilatımız bünyesinde hizmet için değerlendirebilir miyiz? Eğer, hayır derse, biz sana itimat ediyoruz, bundan sonra evimize çekilip oturacağız ve hiçbir şeye karışmayacağız" dedik.

AGD şube Başkanı:

"Tamam, bizzat kendisinden soracağım ve sizin zararlı ve yasaklı olduğunuzu söylerse, bunu size ulaştıracağım ve size karşı tavır alacağım..."

Biz tekrar:

"Peki, ya o Zat, "hizmetlerinizde değerlendirin ve o ekipten istifade edin" derse, bu talimatlarına da riayet edecek misiniz?" diye sorduk. Bu sefer:

"Hayır, böyle bir emre uyamayacağım.." cevabını verince;

Yazık, işte bu çifte standartlı tavrınız, sizin ayarınızın ve ahlakınızın bir göstergesidir. Davayı ve başımızdaki zatı istismar ve suiistimal ettiğinizin, sadece işinize gelen emirlerini yerine getirdiğinizin itiraf ve ifadesidir." Diyerek yüzüne hakikat aynasını tutmuştuk...

Geçen sene Ramazan ayında, bizim de Konya'da bulunduğumuz sırada SP'nin iftar programına gelen Hocamız'ın sohbetine katılmamıza engel çıkaran ve bir kargaşa ortamı hazırlayan kimseler için yazdıklarımızı, aynen tekrarlıyoruz:

Milli Çözüm Temsilciliği ve TEZ Organizasyonun ortak gayretiyle, Konya'nın Otel Bera Konferans Salonunda, 10 Ekim 2006 Salı günü bir iftar programı hazırlamış ve Ahmet Akgül Hocamızla sohbet yapılmıştı. Sağ kesimden, sol düşünceden ve Milli görüşten, çok değişik parti ve derneklerden, sıcak bir ilgi ve yoğun bir katılım vardı. Koca salon ağzına kadar dolmuş, sığmayınca otelin başka katlarındaki küçük salonlar ayarlanmıştı. Bazılarının gözlemi ne göre konuklar bin kişiye yakındı. Başı açık kapalı, dindar kalender, Milliyetçi sosyalist, olgunundan gencine, hayat tarzları ve bakış açıları farklı, ama hepsi Türkiye sevdalısı ve emperyalizm karşıtı duyarlı ve tutarlı insanlardı.

"Medeniyetler Mücadelesi Doğu-Batı mukayesesi ve çözüm projeleri" konulu sohbetin tatlı havasına kapılan Konya'nın Kuvay-ı Milliyecileri tam bir buçuk saat yerlerinden ayrılmamışlardı. Yapılan mini bir röportajdan anlaşıldı ki: AKP ve MHP'nin kadın komisyonları başkanlarından, SP hanım ve gençlik kollarından, İşçi Partili dostlardan, çok önemli vakıf, dernek ve sivil örgüt başkanlarından, değerli emekli subaylarımızdan, önde gelen basın mensuplarından, şeref madalyaları göğüslerinde muhterem ve mübarek gazi babalarımızdan; velhasıl katılanların tamamının samimi yorumu: Bu konuşulanların hepsinin; ortak konuları ve arzuları olduğunu ve Milli Çözümün yaklaşımının, umduklarından da olumlu ve şuurlu bulunduğunu vurgulamalarıydı. Hatta bazıları AKP yönetiminden istifa edeceklerini açıklayarak ayrılmışlardı. Bu gelişmeler ve gerçekler, herhalde AKP yönetimine ve yetkililere de ulaşmış olacak ki, hemen ertesi gün Milli Çözümü Konya'da susturma ve sindirme çabaları başlatılmıştı. Hem de bazı SP'li nasipsizlerin kışkırtmasıyla...

Şöyle ki:

Bu söyleşiden bir gün sonra Erbakan Hoca'nın SP'nin düzenlediği bir iftar programına katılacağı kesinlik kazanmıştı. Hem anons arabalarıyla, hem de afiş ilanlarıyla, Hoca'nın konuşmasının herkese açık olduğu duyurusu yapılmıştı... Konya girişinde Erbakan Hocamızı karşılayıp elini öptükten sonra, partililerin tafralarını ve Hoca'nın şefkat tavrını gören Ahmet Akgül ağabeyimiz, manevi bir ikaz ve işaret almış olacak ki, bizlere: " SP'nin düzenlediği iftar'a ve programa katılmamızın münasip olmadığını, bizleri bir provokasyon tuzağına çekmeyi planladıklarını, böylece Hocamızı da sıkıntıya sokmaya çalıştıklarını sezdiğini " hatırlattı. Gerçekten, bu hasmane hesaplardan habersiz, Konferans salonuna giden bazı Milli Çözümcü gençlerimizi, resmi ve sivil polisler "Bize talimat var. Milli Çözüm ekibi bu salona sokulmayacak. İnat ve ısrar ederseniz zor kullanılacak." diyerek yaka paça sürükleyip, polis arabasındaki müdürlerine taşınmıştı. Sonra ne görelim; Konya'nın  sanki bütün güvenlik şubesi ve terörle mücadele ekibi, olağan dışı bir şekilde oraya yığılmıştı. Şimdi merak edip soruyoruz:

1 - AKP'nin art niyetini ve hıyanetini ortaya koyan ve milli şuura destek sağlayan, Milli Çözümün iftar programı, SP Konya yöneticilerini ve Genel Merkezlerdeki bazı marazlı yetkilileri; sevindirip dua edeceklerine, niye böylesine hırçınlaştırmış ve "bunları Hocaya yaklaştırmayın, sakın salona sokmayın" talimatı yağdırmışlardı? Yoksa bunlar gizli AKP hizmetkarımıydı?

2 - Genel Merkezde malum "ikili" den biri  olan ve MSP'den kendisi gibi İçişleri Bakanlığı yapan ve dahi hemşehrisi olan Korkut Özal'la birlikte, Emniyetin zirvesine taşıdıkları, sonra Gaziantep'e vali yaptıkları, şimdi ise GAP bölgemizde İsrail'e toprak satışıyla ilgili özel izinler ve gizli yönergeler çıkaran ve Siyonist güdümlü TESEV'in, ordumuzu yıpratma raporuna, Polis Akademisi Hocalarıyla destek çıkan İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu'ya, Milli Çözümcüleri sıkıştırmak üzere ricada mı bulunmuşlardı ?

3 - Yoksa Ordumuza ve özelikle yeni Komutanlarımıza, hayırlı ve duyarlı tavırlarından dolayı destek çıktığımız ve AKP'nin gizli ve kirli mahiyetini açıkladığımızdan ötürü mü, Emniyetin yetkilileri, bin türlü sıkıntı ve stres içinde güvenliğimiz için çırpınan vefakar ve cefakar Polis memurlarımızı, görevi ve yetkisi dışında, Milli Çözüm avcılığına yollanmışlardı. Emniyetin, bu gibi toplantılarda dış güvenliği sağlamak dışında, partilerin iç sorunlarına alet edilmesi hangi kanuna uygun bulunmaktaydı?

4 -  Konya'da TEZ Organizasyonda toplanan samimi, seviyeli ve cesaretli bir ekip:

    a) Milli Görüş gayretiyle ve Milli Çözüm çizgisinde çok hayırlı hizmetler veriyor.

    b) Hemen her Cuma Erbakan Hocamızı görmek üzere Ankara'ya gidiyor

    c) Partinin; miting, konferans v.b. bütün etkinliklerine, sadece Allah rızası ve davanın hatırı için katılıyor, katkıda bulunuyor.

    ç)E.Necmettin Bişkin'in eşi ve yakın çevresi, fiilen SP Konya Hanım Komisyonlarında yetkili ve Niğde müfettişi olarak büyük bir özveri ve beğeniyle görev yapıyor.

    d) Çok farklı ve aykırı kesimlerin Milli Şuura varması, Kuvay-ı Milliye ruhuyla tanışması yolunda çırpınıyor.

    e) Bütün bunlara rağmen partiden hiçbir resmiyet, ganimet ve etiket beklemiyor.

    f)  Bu denli sıkıştırılmaları ve kışkırtılmaları sonucu doğal olarak verdikleri bazı tepkiler dışında, hala sabrediyor ve sükunetle direniyor.

    g) Ama yine de dışlanıyor, suçlanıyor, haset ve hakaret ediliyor.!?

Tek bahane: Davamıza sızmış bir iki gizli marazlıya hoş bakmadıkları gösteriliyor. Yahu bu gençler, sizin Rabbinize, Dininize, Peygamberinize, Liderinize, hizmet ve hareketinize, bütün cemiyetinize gönülden bağlı ve sevdalı bulunuyor, ama sadece şüpheli ve şaibeli birkaç kişinin, sizin hala fark etmek istemediğiniz tahribatları nedeniyle onlara buğz ediyor diye, bu denli düşmanlık ve kin beslemeniz ve İsrail'in yakını Mossad'ın takımı bazı AKP'li yetkilileri ile devreye sokup Emniyeti harekete geçirmeniz, Ey Konya'nın SP yetkilileri ve ey Genel merkezin bazı yöneticileri, eğer iman ediyorsanız, bu tavrınızı İslam'a, Kuran'a, insanlığa ve vicdana, nasıl uygun buluyorsunuz? Yoksa her hal ve hareketlerinizden dolayı dünyada ve ahirette, mutlaka ve pek yakında hesaba çekileceğinize iman etmiyor musunuz?

Ta Elazığ'dan İstanbul'dan Konya'ya gelmiş ve çok ağır hasta olmasına rağmen, sadece Erbakan Hoca'yı dinlemek için dönüşünü ertelemiş olan Ahmet Akgül'ü konferans salonuna sokmamak, girmeye kalkışırsa saldırıp hakarete uğratmak ve kasıtlı bir provokasyonla bir kavga ve kargaşa tuzağına çekip ortalığı karıştırmak gibi tamamen nefsani ve şeytani bir girişimden dolayı hiç Allah'tan korkmuyor musunuz?

Kökenlerinin, kötülüklerinin, hıyanetlerinin; Ve Hocamızın hangi hikmet ve mazeretlerle bunlara sabrettiğinin bin sayfalık bir kitapla belgelenip inşallah yakında ortaya döküleceği, Milli bir dönüşüm  ve değişimle Türkiye'de bütün dengelerin değişeceği günleri hiç düşünmüyor musunuz?

Ey Teoman Rıza Güneri!

Ey Zülfikar Gazi!

İşte bu gizli ve kirli niyetli bir iki yetkilinin keyfi için, Davamıza ve Hocamıza rağmen bir zamanlar, sizin rica ve minnetinizle bin türlü sıkıntılara katlanarak ta Elazığ'dan Konya'ya getirttiğiniz "Allah razı olsun, bize davamızın hakikatini ve Hocamızın mahiyetini anlatıp, rahatlandırıyor ve hizmet sevkimizi ve ümidimizi artırıyorsun" diye dua ettiğiniz Ahmet Akgül'e, şimdi bu hakaretinizden dolayı, sizleri Allah'ın adaletine, Meleklerin lanetine ve müminlerin nefretine havale ediyoruz.      

Allah'ım, biz fesat çıkarıcı, fırsat kollayıcı birileri isek sen ikaz ve ıslah et! Yok dinimizin ve davamızın gayretini çektiğimiz ve gerçekleri ifade ettiğimiz için, bize zulmediliyorsa, sen o hainleri kahret!

Düşünmeden edemiyoruz: Basit "araçlar" arkasındaki kişi ve kesimlerin asıl şeytani amaçları çok daha başkamıydı? Acaba Milli Çözüm, hangi masonik odakların ve Müslüman-cık münafıkların çıbanlarına çuvaldız sokmaktaydı ki böylesine hücuma uğramaktaydı?  

O sırada, Milli Gazete Kulis Ankara'da şunları yazmaktaydı.

AKP Kulislerinin hit dedikodusu...

Bu aralar Başkent kulisleri ilginç bir dedikodunun peşine takılmış gidiyor. "AKP Hükümeti'nin Ermeni Kökenli Bakanları!"

Başkent kulislerini heyecanlandıran ve bir o kadar meraklandıran bu dedikoduyu başlatan isim Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen oldu. Türkiye haftası dolayısıyla Fransa'da bir konuşma yapan Kürşat Tüzmen, sözde soykırım ile ilgili bir soruyu cevaplarken "Bakanlar Kurulu'na bakarsanız, Ermeni kökenli iki bakan olduğunu görürsünüz. Sözleri gündeme oturdu. Şimdi herkes işi gücü bıraktı, birbirine "Kabine deki Ermeni kökenli iki bakanı" soruyor. Milletvekilleri bile kulislerde Cumhurbaşkanlığı tartışmalarını, yasama çalışmalarını bıraktı bu sorunun cevabını bulmaya çalışıyor. Hemen de birbirinden ilginç bilgiler, iddialar dolaşmaya başladı ortada. Mesela birisinin dedesinin adını bile tespit etmişler lafta.. Bizim duyduğumuza göre Gregorius'muş. Ama Diğerini bir türlü bulamıyorlar. Hatta bize soruyorlar "kim olabilir diye.."

Bütün bunları okuyunca, kafamız karışıyor. Şu "Pakraduni"ler (Müslüman ve muttaki görünen MSP'den ANAP'a şimdi AKP'ye transfer edilen, Yahudilikten dönme Ermeniler) niye acaba bizim Malatya'mızı mesken tutmuşlardı?

Milli Çözüm düşmanlıkları, yoksa Pakradunilikten mi kaynaklanmaktaydı? "Eleyses-subhü bikarib" (Ayet). Ve sabah yakın değil mi?

Şimdi, Milli Çözümcülere böylesine düşmanlıkla kahramanlaşan kimselere soruyoruz, bütün vefakar, cefakar ve sadık camiamızın dikkatini istirham ediyoruz:

Acaba bunlar; Davamızı ve Hocamızı arkadan bıçaklayıp ayrılan Korkut Özal'a, Turgut Özal'a ve ANAP'lılara, bize olan kinlerinin binde biri kadar olsun tepki gösterdiler mi?

•Hocamıza bantlarla yazılarıyla en çirkin iftira ve hakaretleri reva gören Esat Coşan ve adamlarına hiç buğz ettiler mi?

•En hassas dönemeçte Milli Görüş gömleğini çıkarıp aslından, amacından, inancından ve iddiasından dönen, ülkemizi ve milletimizi Siyonistlere rüşvet vermekten haya etmeyen şu Tayip Erdoğan'a ve AKP'nin içi kurtlu kurmaylarına bize yaptıkları hakaretlerinin yüzde birini reva gördüler mi?

Lütfen bir defa olsun, aynanın karşısına geçip kendi kendilerine sorsunlar:

Yahu biz, gerçekten hangi dindeniz, hangi düşüncedeniz ve hangi  taifedeniz?

Ve sizler,ey nasipsizler, ey Saadet partisi içindeki çağdaş ibni sebe'ler ve çömezleri!. Geçen sene Bursa Gençlik Teşkilatının ısrarlı talepleri sonucu, Hocamız'dan  da özel izin alınarak oğlu M.Fatih Erbakan bir programa konuşmacı olarak  çağrıldığı, bunun afişlerinin asıldığı ve duyurusunun yapıldığı ve  insanlarımız Hocamızın da hasreti ve muhabbetiyle Fatih Erbakan'ı dinlemeye  toplandığı halde; hem de salonda tam kürsüye çıkması heyecan'la  beklenirken "oğlu Erbakan Hocayı hatırlatıyor ve bizleri gölgede bırakıyor!" gerekçesiyle... Genel Merkezdeki marazlı büyüklerinizin, acele talimatıyla, Fatih'e babasıyla  birlikte hazırladıkları, konuşmayı yaptırmayıp geri göndermediniz mi?

Ve yine, iki sene önce, Konya daki Gençlerin ve Necmettin Musa  Ekibinin hazırladığı bir "Erbakanı Anma"gecesine, Ahmet Akgül'ün de hatip olarak geleceğinin bilinmesine rağmen, önce Hocamız'ın da haberi ve izniyle  Fatih Erbakan'ın katılmasına karar verildiği ve bunun ilan edildiği  halde, yine aynı marazlı ve garazlı baş münafıkların bastırması ve karşı  çıkmasıyla o programıda iptal ettirmediniz mi? 

Yani ey dostlar, artık anlayın ki; Bunların kini aslında Erbakan Hocamız'a  yöneliktir. Ancak bunu mertçe ortaya dökemediklerinden, Milli Görüş davasını ve Erbakan Hakikatını anlatmaya ve yazmaya gayret gösteren Milli Çözümü hedef haline  getirmişlerdir. Ama iyi de olmaktadır. Çünkü çıbanlar deşilmekte, herkes  kendi fıtratına uygun tercihini seçmekte ve saflar netleşmektedir!

" Vel-akibetü lil-muttakin"

Hayırlı ve başarılı son, elbette muttakiler içindir!..








[1] Nisa: 59

[2] Nisa: 83


Bu yazarin diger makaleleri

EMANETİ EHLİNE VERMEK NİÇİN GEREKLİDİR?
  Cenab-ı Allah Kitab-ı Kerim'in de "Allah (cc) size emanetleri...
Devami
ECELİ GELEN İSRAİL
Dengeler değişti, yakın ecelinBekle gör, sönecek; havan İsrail!..Tarihin rezillik, zulüm...
Devami
LİDER VE DEVRİM
  Liderlik, talihli bir sanat ve tabii bir ihtiyaçtır. Bir...
Devami
ASKER VE ASALET!
Sesar'ın hem Milli ve ilmi, hem de haysiyetli ve cesaretli...
Devami
HALK ERBAKAN'I İSTİYOR!
  Devletin Haber Ajansı AA'dan İlginç Hata "HALK ERBAKAN'I İSTİYOR!"...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 3843

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR