Reklam
Reklam
Reklam

KÜRTLEŞMİŞ YAHUDİLERLE İSRAİL İLİŞKİLERİ, PKK-FETULLAHCILIK İŞBİRLİĞİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

Fetullahçıların Diyarbakır Çıkarması ve TSK Düşmanı Yazarları:

Fetullahçılar 2009 Ramazanında Diyarbakır’a bir çıkarma yapmıştı.

Bu çıkarma, kısa adı DİGİAD olan Diyarbakır Girişimci İşadamları Derneği’nin düzenlediği davet ile yapılmıştı. DİGİAD’ın en önemli özelliği Fethullah Gülen Cemaati’ne yakın işadamlarının oluşturduğu bir örgütlenme olmasıydı. DİGİAD, cemaatin okullarını finanse eden işadamlarınca hazırlanmıştı. Dernek üyeleri aynı zamanda cemaatin Kuzey Irak’a açılan ayaklarını oluşturmaktaydı.

Peki, cemaatin çıkarmasında işadamları dışında kimler vardı? Sabah Gazetesi’nden yakın zamanda istifa eden Nevzat Çiçek, Zaman yazarları Ali Bulaç ve Hüseyin Gülerce, Star Gazetesi’nden Nasuhi Güngör ve Salih Yaylacı... Yazarlar DTP’nin ileri gelenleri ile buluşmuş ve Kürt açılımını konuşmuşlardı. Ziyaret kapsamında Diyarbakır Emniyet Müdürü, Diyarbakır Valisi ve DTP’li belediye başkanları dolaşılmıştı. Burada kuşkusuz en dikkat çeken isim Nevzat Çiçek olmaktaydı.

Kimdi bu Nevzat Çiçek?

Çiçek, Taraf gazetesinin kuruluşunda görev almıştı. Bu gazetede yurt haberleri müdürlüğü ve istihbarat sorumluluğu da taşımaktaydı.

Taraf Gazetesi’nden 2008’in sonunda ayrılan Çiçek, Sabah Gazetesi’ne kiralanmıştı. Ancak Çiçek Sabah’tan da ayrılmıştı. Çiçek’in Sabah’tan ayrılmasında cemaatten pek hoşlanmayan Şaban Arslan ile olan tartışmasının etkili olduğu iddiaları ortaya atılmıştı. Sabah’tan ayrılmasının hemen Diyarbakır dönüşü olması ise dikkat çeken ayrı bir ayrıntıydı.

Bu Nevzat Çiçek Taraf’taki tartışmalı pek çok Ergenekon haberi dışında Nokta Dergisi’nde de benzer bir tavır takınmıştı. Taraf Yazarı Alper Görmüş ile Nokta’dan beri beraber çalışan Çiçek, Nokta Dergisi’nin ordunun tepkisine neden olan haberlerini yapan kişi olması ile de tanınmıştı. Çiçek, Beşir Atalay’ın İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Kürt Açılımı üzerine konuştuğu 13 gazeteciden birisi olmaktaydı.

Pek çok yazısına “PKK’ya yakın kaynaklar ile yaptığım görüşmeye göre” diye başlayan Çiçek’in Fetullahçı cemaatin Kürtler ile görüşmesinde aracılık ettiği konuşulmaktaydı.

Diyarbakır’da gazeteciler ile DTP’liler arasında sık sık gündeme gelen konulardan biri ise Abdullah Öcalan’ın Fethullah Gülen’e ilişkin olumlu açıklamalarıydı.

Öcalan’ın açıklamalarının hem Kürtler hem de cemaat üzerinde yaptığı etki gözlerden kaçmamıştı.

Cemaate yakın gazeteciler ve işadamları, DTP hakkında dikkatli bir dil kullanırken; DTP’de cemaat hakkında olumsuz sözler kullanmaktan kaçınmaktaydı.

Hatta daha önce soğuk rüzgârlar esen DİGİAD ile DTP arasında da bu sefer daha olumlu bir hava vardı. DİGİAD’ın düzenlediği iftara DTP İl Başkanı Fırat Anlı, Diyarbakır Belediye Başkanvekili Ali Şimşek, Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş katılmıştı. İftarda samimi görüntüler yaşanmıştı.[1] Yani 2. İsrail olacak Kürdistanın kurulmasında Fetulahçılarla PKK’lılar yan yana çalışmaktaydı.

Hatırlanacağı gibi ABD Dışişleri Bakanı James Baker, Körfez Savaşının hemen öncesinde 13 Ocak günü Çankaya'ya President Bush'un Üç İsrail planını aktarmıştı. Kuşkusuz Baker, Özal'a bu planın ana çizgilerini anlatırken Türkiye'yi İkinci İsrail haline getirmek istediklerini söylemek gibi bir nezaketsizlikte bulunmamıştı. Ama her şey açıktı. ABD savaş sonrası Ortadoğu'sunda Türkiye'ye ve onun himayesinde kurulacak Kürdistan ikinci ve üçüncü İsrail konumuna sokulacaktı.

James Baker'in Özal ile yaptığı görüşmenin üstünden uzun yıllar geçmemişti ki bir uluslararası ilişkiler uzmanı tarafından aşağıdaki iddia ortaya atılmıştı.

1996 yılında başarısız bir CIA operasyonu sonrasında, Saddam tarafından Kuzey Irak'ta sıkıştırılan ve Amerika tarafından buradan alınarak önce Guam'a sonra ABD'ye götürülen insanların çoğu Yahudi asıllıydı. Güçlü bir istihbarat çalışmasıyla bölgede yaşayan tüm Yahudiler önceden tespit edilmiş ve vakti geldiğinde de daha sonra bölgeye yönelik planlarda kullanılmak üzere Amerika'ya taşınmıştı. Hâlbuki o dönemde kamuoyu bu insanların bölgede çalışan NGO[2]'ların Batılı elemanları ya da onlara yardım eden Peşmergeler takımı olduğunu sanmıştı.

Gerek ABD'nin Körfez Savaşı öncesi planları, gerekse sonraki yıllarda bir istihbaratçın ortaya attığı iddiaları; Kuzey Irak'ın erişilmez dağlarında MÖ'lere uzanan dönemlerden itibaren yaşamakta Yahudi Kürtler'in Kuzey Irak senaryolarındaki yerini ve önemini göstermesi açısından oldukça anlamlıydı.

İşte size bu sefer İran’a yönelik ikinci bir Körfez Savaşı'nın herkes tarafından kaçınılmaz görüldüğü şu günlerde muhtemel Kuzey ırak senaryolarında önemli roller oynayacak Yahudi Kürtlerin hikâyesi.

Kuzey Iraklı bazı Yahudi toplulukları arasında kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılan eski bir hikâyeye göre Kuzey Iraklı Yahudiler, Asurlular döneminde Medlerin ülkesine (Kuzey Irak'a) sürgün edilmiş olan on İbrani kabilesinin soyundandır. Sadece Yahudi Kürtlerin değil, genel olarak Kürtlerin kökenini konu alan aşağıdaki hikâye de aynı doğrultudadır:

Bir gün Hz. Süleyman beş yüz cin çağırmış ve güneşin ardından batıya (Avrupa’ya) doğru uçmalarını, Avrupa'nın en uzak yerlerinde en güzellerinden beş yüz bakire kız bulmadan dönmemelerini emir buyurmuşlardı. Cinler istenilen kızları bulmak için çok uzun bir zaman yol almışlar, mayıs ayındaki dolunay gibi zarif ve şirin beş yüz kız bulana kadar uzun bir zaman dolaşmışlardı.

Ve sonunda, hepsi aradıklarını bulunca geriye dönüş başlamıştı. Ama daha cinler genç bakirelerle birlikte uçarak saraya varmadan önce Hz. Süleyman'ın son nefesini vererek dünyadan ayrılmıştı. Cinler beraberlerinde getirdikleri bakireleri çok beğendikleri için, onları geri götürmeye gönülleri razı olmamış. Ve onları Avrupa'ya geri götürmek yerine, kendilerine eş olarak alıp çok sayıda çocuğun babaları olmuşlardı. Ve bu çocuklardan daha fazla nesiller türemiş ve bu şekilde Yahudi Kürtler ortaya çıkmıştı!..

Yahudi Asıllı Barzani’ler...

On ikinci yüzyılda Kuzey Irak bölgesini gezmiş olan Tudelalı Benjamin ve Ratisbonlu Perhaiah seyahatnameleri, Yahudi Kürtler yanında bölge hakkında da bazı önemli bilgiler aktarmaktaydı. Her iki seyyah da çok sayıda sinagog ve hahamları olan, düzenli ve varlıklı Yahudi topluluklarından söz ediyorlardı. Kuzey Irak'ın başlıca ticaret ve kültür merkezlerinden olan Musul'da, Perhaiah'a göre 6000, Benjamin' e göre ise 7000 kişilik bir Yahudi nüfusu vardı.

On altıncı yüzyıla gelindiğinde bu dönemin gezginlerinden biri olan Yemen Yahudilerinden Yahya El-Zahiri, Erbil, Kerkük, Musul Nusaybin ve Urfa gibi başlıca büyük şehirleri dolaşmıştı. Yeni ve önemli bir bulgu olarak bu yüzyılın sonundan itibaren bizzat Yahudi Kürtler tarafından yazılmış olan ilk belgeleri ve elyazması kitaplar, genel olarak Yahudi Kürtler'in başta dinsel olmak üzere, sosyal ekonomik yaşantıları hakkında ayrıntılı bilgiler sunmaktaydı. Bu dönemlerde halkın genel olarak yoksul oldukları görülürken öte yandan özellikle Barzani ailesinden gelen hahamlar Kuzey Irak'ın birçok yerinde dini hizmetler ve eğitim merkezleri kurmuşlardı. Bu dini merkezler Mısır ve İsrail gibi uzak yerlerden bile öğrenci kabul ediyorlardı.

Ali Baba Operasyonu

Yaklaşık 200 köy ve kasabayı kapsayan geniş bir alana dağılmış olan Yahudi Kürtler'in büyük bir bölümü, MOSSAD'in 1950'li yıllarda düzenlediği "Ali Baba Operasyonu" ile İsrail’e taşınmıştır. Ancak yine de iki halk arasındaki geleneksel ilişki kopmamıştır. İsrail'e gelen Iraklı Yahudiler, Kürt kimliklerini de korumaya çalışmıştır. İsrail’de yasayan Kürt kökenli Yahudiler tarafından kurulmuş olan İsrail'deki Kürt Yahudiler'i Ulusal Örgütü'nün (The National Organization of Kurdish Jews in Israel) başkanlığını yapmış olan Habib Simoni, 1973 yılında İsrail'de 90.000 "Yahudi Kürt" bulunduğunu açıklamıştır. Gazeteci yazar Pamela Kidron ise, 1988'de kaleme aldığı bir makalesinde "İsrailli 150.000 Kürt"ün yaşadığı iddiasındadır.

Günümüzde İsrail'de, Kürdistan kökenli yaklaşık 200.000 kişinin yaşadığı sanılmaktadır. "Zaho kökenli Yahudi Kürtlerden olan Yona Sabar'ın Yahudi Kürtlerle ilgili başyapıt olarak kabul edilen The Folk Literature of the Kurdistani Jews (Kürdistanı Yahudilerin Halk Edebiyatı) adlı kitabında da Yahudi Kürtlerle ile ilgili 60'ın üzerindeki kaynaktan ayrıntılı bilgi aktarır. Tüm bunlar, bugün İsrail'de ciddi bir Kürt Yahudisi varlığının ispatıdır.

Yahudi Kürtlerin Yaşadığı Yerler

Bugün İsrail'e göç edenlerin dışında Kuzey Irak'ta yaşamlarını sürdüren Yahudi Kürtler özellikle Güney Irak'ta ve Erbil, Süleymaniye ile Zaho civarına serpiştirilmiş sayısız köyde yoğunlaşmışlardır. Bunun yanında Musul Kerkük ve Bağdat gibi şehirlerde de yaşayanlar bulunmaktadır.

Yahudi Kürtler'in Kuzey Irak'ta nasıl bir dağılım gösterdiklerini anlamak için 19. Yüzyılda bölgeyi gezen Haham David'in verdiği bilgilere bakmalıdır. Haham david'in 1827 yılında ulaşabildiği Yahudi toplulukları hakkında verdiği sayısal bilgiler doğrultusunda ilginç bir tablo ortaya çıkmaktadır. Tüm Kuzey Iraklı Yahudi Kürtleri ifade etmekten uzak olan bu bilgiler toplam 15 sinagoga sahip 1.875 ailenin varlığını ortaya koymaktadır.

1972 yılında İsrail de yapılan ve sadece, Erbil, Kerkük, Musul ve Süleymaniye bölgelerini kapsayan ilk resmi istatistiklere göre 1947 yılında sadece Güney Irak'ta 20.000 Yahudi yaşamaktadır.

Oysa bu istatistiklere alınmamış veya ulaşılamamış birçok bölgede daha Yahudiler bulunmaktadır. Örneğin özellikle Hanekin de yoğun olmak üzere, Diyala bölgesinde çok sayıda Yahudi vardır. Bunların sayısının 1920 de 1.689, 1932 de 2.252 ve 1947 yılında ise 2.851 kişi olduğu saptanmıştır

Kuzey Irak'ın erişilmez dağlarında halen ne kadar Yahudi Kürt'ün bulunduğunu söylememiz tam olarak mümkün olmasa da içlerinden Irak Kürdistan Partisi lideri MESUD BERZANİ gibi birini çıkarmış olmaları ve onun sağ kolu İsrail Pasaportlu EVAİR BARZANİ'NİN desteğiyle “Cinlerin bebelerinin” başka bir deyişle Yahudi Kürtler'in Kuzey Irak'ın geleceğinde söz sahibi olacaklarını söylememiz yanlış olmayacaktır.

Kabbalist felsefeye göre İNSANİ ŞEYTAN + 3 HAHAM (ki gizli sırlara bunların dışında kimse sahip olamaz). İçlerinden biri öldüğünde 70’ler denen SANHEDRİN’den biri geçer ki, o da işte bu binlerce yıldır gelen sırlara vakıf kılınır ve siyonizmin-Deccalizmin dünya hâkimiyetine çalışır.

Şimdi de bu hahamlar tarafından okunup uygulanan sözde ayetlere bakalım.. Bu uydurma ayetlere harfi harfine nasıl uyulduğu sizleri şaşırtacaktır. Böylece dünyamızdaki savaşının, fizik âlemden çok metafizik alem savaşı olduğu daha iyi anlaşılacaktır...

‘’Ve Sion gözlerinizin önünde yaptıkları bütün kötülükleri Babil (Bağdat)’e ve Kıldenler (Irak) diyarında oturanların hepsine ödeyeceğim’’ (Yeremya Bölümü-51/24)

‘’Babil (Bağdat)’ın ortasından kaçın ve herkes canını kurtarsın; onun fesadı içinde helak olmayın, çünkü Rabbin öç alma vaktidir... Babil Rabbin elinde bütün dünyayı sarhoş eden bir kâse oldu, milletler bundan dolayı çıldırdılar. Babil ansızın düşüp kırıldı, onun için uluyun, sancısı için merhem alın belki şifa bulur. Babil’e şifa vermek istedik, fakat şifa bulmadı; onu bırakın ve gidelim, herkes kendi memleketine çünkü onun hükmü göklere erişiyor ve asumana yükseldi. (Yeremya Bölümü 51/69)

‘’Babil (Bağdat) alındı. Bel utandı. Merodok yıldı ve onun dikili taşları utandılar putları yıldılar deyin. Çünkü ona karşı şimalden bir millet çıkıyor ONUN DİYARINI VİRAN EDECEK...’’(Yeremya Bölümü 50/2-4)

‘’Ve Babil üzerine gelecek bütün kötülüğü, BABİL İÇİN YAZILMIŞ OLAN BÜTÜN SÖZLERİ YEREMYA KİTABA YAZDI. Ve Yeremya Sera’ya dedi: Babil’e vardığın zaman bak ve bütün bu sözleri oku ve de: Ya Rab bu yerde ne adam ne hayvan oturan olmasın ebedi virane olsun. Bu kitabı okumayı bitirince sen ona bir taş bağlayacaksın ve Fırat Irmağının ortasına atacaksın ve diyeceksin: BABİL BÖYLE BATACAK VE ONUN ÜZERİNE GETİRECEĞİM KÖTÜLÜK YÜZÜNDENBİR DAHA KALKAMAYACAK. Ve onlar yorgun düşecekler. Yeremya’nın sözleri buraya kadardır. (Hezekiel Bölümü –9/5)

‘’Kıldaniler üzerine ve Babil (Bağdat)’de oturanlar üzerine ve reisleri üzerine ve hikmetlileri üzerine kılıç... yiğitleri üzerine kılıç ve onlar yılacaklar... ve onlar kadın gibi olacaklar’’ (Yeremya 50/30-37)

‘’Kıldaniler diyarı çapul olacak ve ONU ÇAPUL EDENLERİN HEPSİ DOYACAKLAR, BUNU RAB DİYOR’’ (Yeremya Bölümü 50/10)

‘’Milletler arasında bildirin ve işittirin ve bayrak dikin işittirin ve gizlemeyin. Babil (BAĞDAT) alındı. (Yeremya Bölümü 50/2)

‘’Babil (Bağdat) Kralı Nebukadnetsar beni yedi, beni ezdi, beni boş bir kap etti, canavar gibi beni yuttu güzel yemeklerimle karnını doldurdu, beni kovdu. Sion’da oturan diyecek: bana ve etime edilen zorbalık Babil’in boynunda olsun ve Yeruşalim diyecek: Kanım Kıldanilerin diyarında oturanların boynunda olsun bundan dolayı Rab şöyle diyor: İşte davanı ben göreceğim ve senin öcünü alacağım ve onun denizini kurutacağım.’’ (Yeremya Bölümü, 51/35-37)

“Babil’in yükü, onu Amots’un oğlu İşaya gördü... Dağlarda kalabalığın gürültüsü, büyük bir kavmin gürültüsü gibi!.. Biraraya ‘’BİRİKMİŞ MİLLETLER’’ ÜLKELERİNİN KARGAŞALIK GÜRÜLTÜSÜ! Orduların Rabbi cenk için orduyu yokluyor, bütün memleketi viran etmek için, Rab ve gazabın silahları uzak bir diyardan göklerin ucunda geliyor. (İşaya 13/6-10)

Not: ABD’den Kudüs’e Mescid’ül Aksa’nın altındaki inine dönen ve Armegedon’a hazırlık gören Deccal ve avenesi bu şeytani planlarını gerçekleştirme telaşındadır.

İsrail ve Ali Baba operasyonu” başlığıyla bu konuları dile getiren değerli yazarın şu tespitleri de oldukça önemlidir.

“Öncelikle çağımızın kafa yoran ve sorumluluk taşıyan insanlarına şu hakikati hatırlatmak isterim:

Bu araştırma; İsrail’in Siyonist emellerine karşı çıkan Musevi kardeşlerimizin; gerek korucu olsun, gerek asker olsun, gerekse yurttaş olsun, devletine ve ülkesine bağlı Kürt kardeşlerimizin, sözde Kürt haklarını savunan sütü bozukları teşhis etme, gayretleriyle hazırlanmıştır.”

K. Irak`ta İsrail yanlısı dergi çıkaran Barzani’nin yakın adamı Bağıstani, Yahudilerin bölgeye dönmesi için kampanya başlatmıştır.

Erbil’de yayına yeni başlayan haftalık bir derginin İsrail`deki Kürt Yahudileri Kuzey Irak’a geri dönme çağrısı yapması tartışma başlatmıştır. Bölgede yaşayan İslamcılar ‘İsrail Kürtleri` dergisinin çağrısını hem yasalara aykırı buldu hem de Irak’ın dış politikası ile çeliştiğini açıklamıştır.

AFP`ye konuşan Kürdistan İslami Grup yöneticisi ve milletvekili Zana Rustabi, “Müslüman Kürtlerin Iraktan koparılarak, İsrail’e kuyruk yapılmaya çalışıldığını” vurgulamıştır.

Dergiyi çıkaran Kürt politikacı ve Kürdistan İnsan Hakları Komitesi eski başkanı Davud Bağıstani ise yaptıkları çağrının gerekçesini, İsrail`de yoğun nüfuslu Kürt asıllı Yahudi’nin yaşamasına bağlamıştır. Birçok kez İsrail`i ziyaret etmiş olan Bağıstani, Yahudi Kürtlerin Irak’a geri dönmesinin Filistinlilere de faydalı olacağını savunmaktadır.

`Yahudi Kürtlerin, Kuzey Irak`a dönmesini istiyoruz` diyen Kürt politikacının: `eğer Irak’taki durumdan ve Irak’ın geleceğinden yana emin olurlarsa birçoğu geri dönmeye hazır` sözleri anlamlıdır.

1947 doğumlu Bağıstani, aslen Mardinli olup, çok uzun yıllardır Kuzey Irak`ta bulunan Bağıstani’nin ismi, bir zamanlar Türkiye ile peşmergeler arasındaki gerginlikte arabulucu olarak hatırlanacaktır. Erbil’de yaşayan ve çok iyi Türkçe de bilen Bağıstani, Mesud Barzani’ye çok yakınlığıyla tanınmaktadır. Aynı zamanda kendisini AB’nin bölgedeki temsilcisi olarak da tanıtan Davud Bağıstaninin AKP’li Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile de irtibatı konuşulmaktadır. 1500 adet basılan `İsrail Kürtler` dergisi elli sayfadır ve iki sayfalık bir İngilizce ek çıkarmaktadır.

“Kürdistan kurulacak, Türkiye parçalanacak”

Rusya hükümet yetkilisi Mihail Barşçevskiy’in; “Türkiye topraklarında Kürdistan devleti kurulabileceğini” iddiaları, kafaları karıştırmıştır.

Rus Hükümetinin Anayasa Mahkemesi ile Yüksek mahkeme’deki temsilcisi Barşçevskiy, Eho Moskvi radyosu’nda Abhazya ve Güney Osetya sorunlarını değerlendirirken, “Bir süre sonra Türk topraklarında Kürt devleti kurulursa, yani Türkiye ikiye bölünürse çok şaşırmam. Çünkü sürekli kaşınan etnik sorunlar ya bastırmayla ya da ayrılmayla yani ayrı bir devlet oluşumuyla sonuçlanır” açıklamasını yapmıştır. Hukukçu olan Barşçevskiy’in Rus hükümetinin siyasi görüşünü yansıtmadığı konuşulmaktadır.[3]

Kürt Açılımının Perde Gerisi!

08 Ağustos 2009 Cumartesi akşamı saat 21.00’de, uydudan yayın yapan AKDENİZ TV’nin ‘Son Nokta’ programına konuk olan Yılmaz Dikbaş Kürt Açılımı’yla ilgili, belgelere dayalı şu gerçekleri aktarmıştı.

‘Kürt Açılımı’ ne demek?

ABD ve AB’nin Türkiye’nin Güneydoğu bölgesinde bir Kürdistan devleti kurma plan ve projesine, Türkiye’yi yöneten gafiller, maalesef ‘Kürt Açılımı’ deneye başlamıştır. Bu tanım duyarlı çevrelerden çok büyük tepki görünce de, yarım adım geri atıp girişimi ‘Demokratik Açılım’ diye adlandırmıştır.

Türkiye’de Kürt kökenli T.C. vatandaşları vardır, ama Türkiye’nin bir ‘Kürt Sorunu’ bulunmamaktadır. Türkiye’nin temel sorunu, gaflet ve dalalet içindeki yöneticilerin ABD boyunduruğunu ve AB Mandacılığını kabullenip, bu emperyalist odakların ülkemizi ve milletimizi bölüp parçalama planına taşeronluk yapmalarıdır.                                                                                         

PKK Kürt Halkının Temsilcisi mi?

Yirmi beş yılı aşkın bir süredir terörist eylemlerde bulunan PKK, hiçbir zaman Kürt kökenli yurttaşlarımızın temsilcisi olamamıştır.

PKK terör örgütünün siyasi kanadı olarak seçimlere giren ve bugün TBMM’de 21 milletvekili bulunan Demokratik Toplum Partisi (DTP)’nin de Kürt kökenli yurttaşlarımızın temsilcisi olmadığını görmek için 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri sonuçlarına bakmamız yeterli olacaktır:

Partiler                   Oy Oranı                        Oy Sayısı              

AKP                         %38.78                        15.490.799

CHP                        %23.12                          9.237.494

MHP                        %16.04                          6.408.399

DTP                         %  5.68                          2.269.482

Yerel seçimlerde oy kullanırken, Kürt kökenli yurttaşlarımızın ekonomik koşulları dikkate almayacağı, kimliklerini ön plana çıkarıp sadece etnik köken bağlamında oy kullanacağı iddia edilmiş ve ortaya yukarıdaki tablo çıkmıştır.

Eğer Kürt kökenli seçmenlerin partisinin DTP ve onun da yönlendiricisi PKK olduğu kabul edilecek olursa, Türkiye genelinde PKK-DTP’nin oy oranı sadece %5.68’dir.

Şimdi, PKK-DTP ve yandaşları, %5.68 oy oranıyla, Türkiye siyasetine yön verecek, Türkiye’nin toprak ve ulusal bütünlüğünü bozacak düzenlemeleri dikte ettirebilecek güçte oldukları iddiasındadır!

Çok basit bir aritmetik sorusu:

%5.68 oranı, %94.32 oranından büyük mü sayılmaktadır?

Basitleştirerek ve yuvarlayarak soralım:

6 sayısı 94 sayısından fazla mıdır? (Bu tutarsız tavır, Mason Süleyman Demirel’in “sayısal çoğunluğu var, ama siyasal ağırlık ve saygınlığı yok” mantığını hatırlatmaktadır.)

Peki, nasıl oluyor da Türkiye genelinde %5.68 oy oranına sahip olan taraf, %94.32 oy oranına sahip olan tarafa hükmetmeye kalkışmaktadır?

Dünya tarihinde bugüne kadar hiçbir ülkede, yüzde 6 oranındaki bir azınlık, yüzde 94 oranındaki bir çoğunluğu boyunduruğu altına alamamıştır.

Şimdi istenilen şudur: Ezici bir çoğunluğa sahip olan kitle, küçük bir azınlık kesime imtiyaz haklar tanıyacak, kendi varlığını ve kimliğini hiçe sayan kararları kabule mecbur kalacaktır.

Ve bütün bunlar, demokrasi adına yapılacaktır!

Dünyada böyle bir demokrasinin örneği hiç olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.

 

TEBRİK VE TEKLİF

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin Meclis açılışındaki Grup toplantısında okuduğu; Başbakan ve Cumhurbaşkanının "Açılım" safsatalarının perde arkasına ve satır aralarına projektör tuttuğu, duyarlı ve sorumlu konuşmasını tebrik ve takdir ediyoruz.

Bu konuşmanın en önemli eksiği olarak; sadece tenkitler içermesi, ama ciddi ve gerçekçi hiçbir teklif (çözüm önerisi) getirmemiş olmasını da hatırlatmak istiyoruz. Evet, Türkiye’mizi Batı emperyalizminin, ABD ve İsrail siyonizminin kıskacından ve parçalanmaktan kurtaracak, milli ve ilmi temellere dayanan bölgesel ve evrensel projelerini halkımıza sunmalarını bekliyoruz.

Ayrıca, keşke; 367 krizinde, Abdullah Gül'e Cumhurbaşkanlığı yolunu açtıklarından dolayı da pişmanlıklarını belirten bir cümle  kullansalardı!.. Çünkü Milli Görüş gömleğini çıkarıp Yahudi Lobilerine yanaştıklarını bile bile Ona bu desteği sağlamışlardı.

  



[1] Odatv.com/13.09.2009

[2] NGO: Non-governmental organization (Sivil Toplum Kuruluşları)

[3] Moskova, Milliyet, 12.09.2009


Bu yazarin diger makaleleri

     Irak ve Afganistan işgalinin ve şimdi de, Pakistan ve...
Devami
Başbakan Recep Bey’in, EMASYA protokolünün iptal edileceğini ve “Milli Güvenlik...
Devami
ABD Yahudi Konseyinde Kürt Açılımı: Washington’daki “The Atlantic Council”de yapılan bir...
Devami
AB’den Bor kazığı! Avrupa Birliği, Türkiye’nin önünü kesmek için dünya...
Devami
MEDYADA MİLLİ ÇÖZÜM AÇILIŞI VE YANSIMALARI
  MEDYADA MİLLİ ÇÖZÜM AÇILIŞI VE YANSIMALARI          Milli Çözüm İstanbul Merkezi...
Devami
YETMİŞ DEVLET BAŞKANINA; “ADİL DÜZEN VE YENİ BİR DÜNYA” KİTABI!
  Düşünür ve Siyaset Bilimci Ahmet Akgül Hocamızın yazdığı, mevcut kapitalist...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 2348

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR