ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün268
mod_vvisit_counterDün2361
mod_vvisit_counterBu Hafta5145
mod_vvisit_counterGeçen hafta23692
mod_vvisit_counterBu Ay107259
mod_vvisit_counterGeçen Ay118886
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18324246

IP'niz: 3.239.58.199
Bugün: 21 Eyl 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12767293

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

"AYDINLIK"IN AYIBI VE AKP'NİN ARSIZLIĞI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 10
ZayıfMükemmel 

 

Artık aklı çalışan ve vicdanı bozulmayan herkes biliyor ki; İslam'ı laytlaştırmak ve ılımlaştırmak niyetleri: Müslümanları, emperyalizme uyumlu kılmak ve gavatlaştırmak gayretidir. Fetullah Gülen'in başlattığı: "Kelimei şehadetten, "Muhammedün Resulüllah" kısmını çıkarıp "Eşhedü en lailahe İllallah" temelinde, Yahudi ve Hıristiyanlarla ittifak ve diyalog hevesi; aslında küfre hoşgörü, münafıklığa merhamet kılıfı geçirme girişimidir. Bu sinsi ve şeytani tavır, tarih boyunca dine hizmet perdesi altında, İslam'a karşı yöneltilen ve inancımızı temelinden çürüten en tehlikeli tertip ve en kirli kahbeliktir.

 

İşte tam böyle bir süreçte, Stuttgart IGMG (Milli Görüş) Bölge Başkanlığının bastırdığı 2007 Hicret Takvimi kapağında, sadece "Eşhedü en lailahe İllallah" cümlesinin Arapça hattının yer alması ve "Muhammedün Resulüllah" kısmının yazılmaması, gaflet ve dikkatsizlikten çok öte bir talihsizlik ve tehlike işaretidir. Ve zaten IGMG yetkilisi Sami Ganioğlu'nun: "Böyle bir şeyi savunmak Almanya'da bizi rahatlatabilir. Ama, tabi, iki yüzlü duruma da düşürebilir." itirafları da, gafletten ziyade bilinçli bir hıyaneti ve Siyonist dünya düzenine teslimiyeti hatıra getirmektedir.

AB'nin dayatmasıyla, AKP'nin Türkiye'de okullardaki Din Dersi Kitaplarından ve Diyanetin Hutbe konularından bazı Kur'an ayetlerini çıkarma teşebbüsleriyle IGMG takvimlerinde "Eşhedü enne Muhammedün Resulüllah" kısmının es geçilmesi; Erbakan Hoca'nın başlattığı Milli Görüş hareketine karşı yürütülen "Davayı içten kuşatma ve hedefinden saptırma" operasyonunun hangi boyutlara ulaştığının da acı bir göstergesidir.

Bu arada 11 Şubat 2007 sayısında bu yanlışlık ve çarpıklığı kapağına taşıyan ve 4-11 arası sayfaları bu konuya ayırarak duyarlılığını ortaya koyan Aydınlık Dergisinin, aynı sayısının 56 ve 57. sayfalarında, sözde müftü iken, sonra dinden çıkan ve İslam'a, Kur'ana ve Resulüllah'a savaş açan Turan Dursun'un "Din Bu" kitabının reklamını yapması, iştahla ve özenle kendi güdümlerindeki Kaynak yayınlarınca bastırılıp dağıtılması şeklindeki tutarsızlıkları da tam bir çifte standartlık ifadesidir.

Hem Hz. Muhammed'i Allah'tan ayıranları ve Resulüllah'ın sünneti ve hayat sistemini gereksiz sayanları, suçlayacak ve toplumu uyaracaksınız.. Hem de aynı sayının beş on sayfa sonrasında:

"Dini, toplumsal özgürlüğü kısıtlayan bir olgu şeklinde değerlendiren ve terk edilmesi gereken bir tabu olarak hakaret eden"

"Önceleri dinleri ve İslamiyet'i, toplumsal birleşme, büyüme ve gelişmenin bir aracı olarak görürken, sonradan "Dinin toplumdaki rolünün bütün zamanlar için olumsuz olduğunu söyleyen"

"Dinlerin ve başta İslamiyet'in her zaman ve her yerde sadece bir baskı ve uyutma aracı olarak kullanıldığını" ileri süren

"Peygamber Efendimiz, Edep ve fazilet örneğimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam'ı, mubarek hanımlarını ve aile hayatını ve bunlarla ilgili Kur'an ayetlerini ve Hadîsî şerifleri; hiçbir ilmi ve insani ölçüye sığmayan şeytanca ve şarlatanca yorumlarla kötüleyen, açıkça ve ahlaksızca iftira eden"

Turan Dursun denen adamın reklamını yapacaksınız!?...

Ey Aydınlık'cılar.. Ey Ulusalcılar.. Şimdi söyleyin bakalım: Bu ne biçim ve çirkin çelişkidir? Bu yaptığınız: o hep karşı çıktığınız din istismarının bir örneği değil midir? Sn. Doğu Perinçek'in Hz. Muhammed'i öven ve kutlu devrimini sahiplenen olumlu yaklaşımıyla, aynı Peygamber'e küfür ve hakaretler yağdıran Selman Rüştilerden, Papa Benediklerden bin beter İslam'a saldıran Turan Dursun aşkınızı nasıl bağdaştırıyorsunuz?

Yoksa siz bu milleti, "aklı yatmaz çocuk veya beyni donuk" mu sanıyorsunuz?

Yeni bir Kuvayı Milliye şuuru ve onuruyla sağcı, solcu ve İslamcıların yeniden dirilip derlenmesi konusunda birçok umutların yeşerdiği bir ortamda, bu tür karanlık kurguları yeniden kusarak, niye toplumun huzurunu bozuyorsunuz?

Niye Mert ve net davranıp, ya İslam'dan ya da Turan Dursun'dan yana olduğunuzu ortaya koymuyorsunuz?

Hz. Muhammed'e hakaret içeren karikatürlerin suçlularına, şimdi Ermeni soykırım kışkırtıcısı Fransız Masonları sahip ve destek çıkıyor.. Peki aynı Peygamberimize karikatürlerden çok daha ağır hakaretler yağdıran Turan Dursun soysuzunu kitap diye onun safsata ve sapıklıklarını bastırıp satmayı nasıl kendinize yakıştırıyorsunuz?

Siz, % 99'u Müslüman olan, asil Milletimizle böyle mi kucaklaşıyorsunuz?

Yüce Dinimiz ve Hz. Peygamberimizle ilgili: Çok samimi ve seviyeli takdir ve tazim edici sözleri bulunan Atatürk'ten örnek ve ibret almıyor musunuz?

Ve yine 4 Şubat 2007 tarihli Aydınlık'ın 24 ve 25. sayfalarında Devlet Bahçeli'ye açık mektup yazan eski MHP Yozgat Senatörü yeni İşçi Partisi Gn. Bşk. Yardımcısı Servet Bora, Başörtüsüne:

"Anadolu kadınının örtünme biçimine hiç benzemeyen (Bunların ölçüsü İslam ve Kur'an değil. M.Ç.) Hıristiyan Rahibelerini andıran bir kıyafet diye saldırırken... İslam'ın emri ve simgesi olan Başörtüsünü "Cumhuriyete ve Türk Milletine karşı bir hesaplaşmanın görüntüsü" şeklinde tam bir Haçlı Siyonist kafasıyla değerlendirirken.

"Bütün Cumhuriyet düşmanlarıyla içli-dışlı olan Fazilet Partisine lanet olsun" diyerek bir yandan iftira edip öte taraftan gizli İslam düşmanlığını Milli Görüş karşıtlığıyla ve başörtüsü sataşmasıyla dile getirirken, niçin bunları uyarmıyor da alkışlayıp katılıyorsunuz!

Ey manevi servetini bitirmiş ve en azından başkalarına saygı edebini yitirmiş olan ucuz kahraman! Hz. Peygamberimiz: "Haklı ve hayırlı bir kişiye veya kesime lanet edenin bu melaneti dönüp kendi başına düşer" hadisiyle senin gibilerin acı ve alçaltıcı akibetini haber vermiştir!

Hz. Muhammed'e hakaret eden karikatürlere masonlar sahip çıktı 

Fransa'da Hz. Muhammed'e (sav) hakaret eden karikatürlere masonlar sahip çıktı.

Fransa'nın önde gelen mason localarından Büyük Doğu Locası, geçtiğimiz şubat ayında yayınladığı karikatürlerle Müslümanlara hakaret ettiği gerekçesiyle İslam teşkilatlarının dava açtığı Charlie Hebdo gazetesine destek verdi. Büyük Doğu Locası, bugün Paris Ceza Mahkemesi'nde başlayacak olan karikatür davası öncesinde Charlie Hebdo'yu savunan bir destek bildirisi yayınladı. Fransa Müslüman Teşkilatları Birliği (UOIF) ve Büyük Paris Camii, karikatürleri yayınlayan haftalık mizah gazetesi Charlie Hebdo'yu mahkemeye vermişti. Masonların, haftalık mizah gazetesi Charlie Hebdo'ya "tam desteklerinin verildiği" ifade edilen bildiride, "Bu gazete, dini entegrizmi kınayan karikatürleri yayınladı ve bununla sivil topluma dayatılmaya çalışılan dogmatik bir düşüncenin açık bir şekilde ifadesini kınıyor. Bu dava, gizli bir şekilde dine hakaret suçunu getirmek istiyor." deniyor. Basın ve düşünce özgürlüğünün birbirinden "ayrılamaz" olduğunu savunan mason örgütü, bildirisinde ayrıca "laikliğe karşı artan saldırılara" dikkat çekiyor.

Fransız gazetesi, 8 Şubat 2006'da yeni karikatürlerle birlikte Danimarka gazetesi Jyllands-Posten'ın krize yol açan karikatürlerini yeniden yayınlamıştı. Gazetenin ilk sayfasındaki tam sayfa Hz. Muhammed karikatüründe "Aptallar tarafından sevilmek zor" şeklinde ifadeler yer alıyordu. Müslüman federasyonları, gazetenin dağıtımının durdurulması için idari mahkemeye başvurmuş; fakat sonuç alamamıştı. Gazete geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, davada ana muhalefetteki Sosyalist Parti'nin lideri François Hollande ve sağcı Fransa Demokrasi Partisi'nin cumhurbaşkanı adayı François Bayrou'nun Müslüman federasyonlarına karşı "şahit olarak yazılmayı" kabul ettiklerini bildirmişti. Geçen hafta Paris'e gelen İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, Müslümanlara destek vermişti.[1]

AKP'nin Arka Yüzü!

İlköğretimlerde Hıristiyanlık ve Yahudilik propagandasından sonra şimdi de ders kitaplarında Kur'an-ı Kerim ayetlerinin eksik yazıldığı ortaya çıktı...

AB için ayetlere sansür!

Milli Eğitim Bakanlığı'nın skandalları bitmek bitmiyor. MEB Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı onaylı İlköğretim 5'inci sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabında Fatiha Suresi'nin son ayeti ve Bakara Suresi'nin 286'ıncı ayetlerinin bir kısmının yazılmaması dikkat çekti. İlköğretim okullarında ücretsiz dağıtılan ders kitabında ayetlerin içerisinden özellikle ‘Kafir' sözcüğünün çıkarılması dikkat çekti. 20 kişilik MEB komisyonundan bu kitabın nasıl geçtiği ise merak ediliyor.

Misyonerlik faaliyetlerinin had safhaya vardığı bir dönemde MEB'in ilköğretim okullarının din derslerine daha çok önem vermesi beklenirken, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde ayetlerin bazı kısımlarına sansür uygulandığı ortaya çıktı. Özellikle AKP iktidarı döneminde AB uyum yasaları çerçevesinde "cihat, şeriat, cemaat, halife, hicret, medrese" gibi 45 civarında bazı ‘İslami' kavramlar da ders kitaplarından çıkarılmıştı.

Ayetler de AB'ye uyma sürecinde

İlköğretim 5'inci sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi - 2006 beşinci baskısında yer alan metinler şaşkınlığa neden oldu. Ders kitabının 29'uncu sayfasında yer alan "Kur'an'dan ve Peygamberimizden dua örnekleri" başlığı altında bulunan sure ve ayetlerin bazı kısımlarının eksik olduğu ortaya çıktı. Birinci kısımda yer alan Fatiha Suresi'nde son ayet eksik olarak yazılırken Bakara Suresi'nin son ayeti olan ve ‘Amene Rasulü' olarak bilinen kısımda da ayetin bazı kısımlarının özellikle eksik yazıldığı belirlendi.

Bakara Suresi'nin 286'ıncı ayetine kitapta aynen şöyle yer alıyor; ‘Sen bizim mevlamızsın... bize yardım et'

Ayetin üç nokta ile eksiltilen kısmında aslında ‘Kafirler topluluğuna karşı' ifadesi yer alıyor. Yani eksik tamamlandığında bu kısım orjinal haliyle şu şekilde oluyor: ‘Sen bizim mevlamızsın, kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et'.

Fatiha'da da eksik

Milyonlarca ilköğretim çocuğuna dağıtılan ders kitabında ayrıca Fatiha Suresi'nin de son ayetinin eksik olarak yazıldığı ortaya çıktı.

Son ayette "Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet..." şeklinde yer alan metnin devamında Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınladığı meale göre Yahudi ve Hıristiyanlara vurgu yapan ‘Gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil' cümlesinin yer alması gerekiyor. Burada da ayetin özellikle son kısmının eksik bırakıldığı dikkat çekiyor.

20 kişinin gözünden kaçmış

Talim ve Terbiye Kurulu onaylı ders kitabının yazar kadrosunda ise 20 kişilik bir liste yer alıyor. Yazarı  "Komisyon" olan kitaptaki ayetlerde eksiklikler bulunması nasıl oluyor da 20 kişinin gözünden kaçtığı sorusunu akla getiriyor. İlköğretim çağındaki çocukların ders kitaplarında bu şekilde bir yanlışın yapılması öğrenci ailelerini de tedirgin ederken, konuya derhal açıklık getirilmesi bekleniyor.

Bu ilk değil

Daha önce de ilköğretim okullarında Milli Eğitim Bakanlığı onaylı "Hıristiyanlık propagandası" yapan kitapçıkların dağıtıldığı ortaya çıkmıştı. "Efe Fuarda" isimli kitapçıklarda, "Haç" ve "Paskalya Yumurtası" gibi Hıristiyanlığın en önemli sembollerine yer verilmişti. Millî Gazete'nin ortaya çıkardığı bu skandal kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. Ayrıca geçen ay da Millî Gazete'nin gündeme getirdiği ilköğretim 7'inci sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı'nda Yahudiliğin simgesi olan Kippalı öğrenci fotoğraflarının yer alması kamuoyunda tepkilere yol açmış. Bakanlık tepkiler üzerine fotoğrafın değiştirilmesine karar vermişti. Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığı yayınladığı bir genelge ile İslami içerikli 45 kavramın ders kitaplarından çıkartılmasını istemesi de hafızalardaki sıcaklığını koruyor.[2]

Kur'an-ı İncilleştirme teşebbüsü mü?

Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Öztürk, 5. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabındaki ayetlerin sansürlenmesini, "Manipülasyon ile, Kur'an'ı İncilleştirme teşebbüsü" olarak değerlendirdi.

Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilköğretim okullarında okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabında Kur'an ayetlerine uygulanan sansürün yankıları sürüyor. Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Öztürk, Fatiha ve Bakara surelerinde üç nokta bırakılarak yapılan eksik çeviriyi, "Manipülasyon ile, Kur'an'ı İncilleştirme teşebbüsü" olarak değerlendirdi.

Konuyu gazetemize değerlendiren Doç. Mustafa Öztürk, kitapta bazı ayetlerin eksik tercüme edilmiş olmasının bir zühul eseri gibi gözükmediğini belirterek, kitabın 29. sayfasında "Kur'an'dan ve Peygamberimizden Dua Örnekleri" başlığı altında zikredilen Fatiha suresi 6-7. ayetlerin çevirisinin, "Bizi doğru yola, nimet verdiklerinin yoluna ilet..." şeklinde verildiğini fakat 7. ayetin sonundaki "Bizi gazaba uğramışların ve sapıtmışların yoluna iletme!" mealindeki ifadelerin zikredilmediğini söyledi.

"Oysa çeviride eksik bırakılan ibare Hz. Peygamber'e atfedilen rivayetlere göre Yahudiler ve Hıristiyanlara işaret etmektedir" diyen Öztürk,  klasik tefsirlerin tümünde mevcut olan bu yorumun Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları arasında çıkan Kur'an Yolu adlı tefsirde şöyle teyit edildiğini belirtti: "Bazı rivayetlerde sapanların ‘Hıristiyanlar', ilahi gazaba uğrayanların da ‘Yahudiler' olarak açıklanması,[3] yalnızca zaman ve mekân itibariyle yakın birer örnek olmalarından dolayıdır".[4]

Öte yandan söz konusu ayetlerin mealindeki "İlet" kelimesinden sonra üç nokta konulmuş olması, buradaki eksik çevirinin kesinlikle bilinçli olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Prof. Öztürk, "Benzer şekilde, Bakara suresi 2/286. ayetin son ifadeleri de, "Sen bizim Mevlâ'mızsın... bize yardım et" şeklinde tercüme edilmiştir.  Bu tercümedeki üç nokta ayetteki "kâfirlere karşı" (ale'l-kâfirin) ibaresinin yerine konulmuştur. Yazarlar tahrifle eşdeğer nitelikteki bu tasarrufları muhtemelen Kur'an'ı -sözüm ona- daha şirin, daha sevecen, daha insancıl göstermek maksadıyla yapmışlardır" diye konuştu.

Bu tür ayetlerin bahse konu olan kitabı yazan komisyon nazarında sorun çıkardığına işaret eden Öztürk, "Bu sorunu(!) halletmek için de "çağdaş Kur'an üretimi" denebilecek bir yola başvurulmakta ve böylece gerek zihinde pejoratif çağrışımlar uyandıran kâfirler, zalimler gibi kavramlar, gerekse Yahudiler ve Hıristiyanları kınayan ilahi beyanlar hazfedilmek suretiyle sözüm ona daha soft ve aynı zamanda diyalogcu bir Kur'an üretilmiş olmaktadır" diye konuştu.

Öztürk, "Kuşkusuz, geçmişte olduğu gibi bugün de Müslümanların İslam'ı temsilde ciddi sorunları vardır; İslam adına yapılan birçok yanlış vardır; ancak mevcut yanlışların farkında olan hiçbir müslümanın İslam'dan ve Kur'an'dan utanıp sıkılmasının anlamı yoktur" dedi.[5]

Ders kitaplarında ayetlere konulan sansür, bütün çevreleri ayağa kaldırdı

Bu ayıbı temizleyin

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Aydın, Kur'anı Kerim dahil hiçbir dinin kitabından ayet ve cümlelerden herhangi bir kısım atlatılarak alıntı yapılamayacağını söyleyerek," ‘Kafirlere karşı bize yardım et' ayetinde, ‘Kafirler' kelimesini dışarıda bırakıp ‘bize yardım et' deyince anlam belki bir anlam çıkıyor; ama o orada ayette bir kısıtlama yapmış oluyoruz. Kendimize göre, Yahudilerin yaptığı gibi evirip çevirip kıvırıp anlamını çevirmeye çalışıyoruz. Saptırmaya çalışıyoruz" değerlendirmesini yaptı.

Caiz değil

Emekli Müftü-Yazar Ali Küçüker ise, esasında ayetin kitaptaki şekilde kesilmesinin doğru olmadığını kaydederek, "Burada art niyet olup olmadığına iyi bakmak lazım. Ama Fatiha Suresi'nin 7. ayetine bakıldığı zaman son kısmı anlaşılmıyor. Eksik kalmış. Sanki kasıt var gibi gözüküyor" dedi. Ayet veya hadisleri ortasından bu şekilde kesmenin caiz olmadığını kaydeden Küçüker, "Bunun usul ve kaidesi vardır. Herkes bunu yapamaz. Bir kimse gerek ayetlerden gerekse hadislerden parça alabilir ama anlamı bozmamak şartıyla" diye konuştu.

Sansürlü bir süreç mi başlıyor

Memursen'e bağlı Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu da, kitapların hazırlanmasında titiz davranılmasının yanı sıra dini ve kültürel değerlerin dejenere edilmemesi teklifinde bulundu. Gündoğdu, şöyle konuştu: "Biz burada ayetlerin unutulmuş olduğunu umuyoruz. Aksi takdirde bu zamana kadar Türkiye'de birçok ayet ve hadis toplumsal tehdit algılamasıyla sansürleniyordu, burada AB süreciyle ilgili de ayet ve hadisleri sansürleme gibi tehlikeli bir süreç mi başlıyor sorusu aklımıza geliyor ki bunu düşünmek bile istemiyoruz. AB'ye gireceksek yerli ve dini değerlerimizle kendimiz olarak girmeliyiz. Girişimiz şanlı medeniyetimizden Batılıların da yararlanmasını içermelidir"

Büyük felaket

Şuurlu Öğretmenler Derneği Genel Başkanı İsmail Hakkı Akkiraz ise, yürütülmeye çalışılan medeniyetler arası ittifak ve dinler arası diyalog gibi projelerin batı medeniyetinin İslam ve Müslümanlar üzerindeki emellerinin bir sonucu olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: "Milli Gazete'nin milletimizin gündemine manşetinde taşıdığı İlköğretim 5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabında karşımıza çıkan sansürlenmiş ayetler hadisesi de batının milletimiz üzerindeki emelleri ve bu emelleri gerçekleştirme gayretlerinin sonucudur. Halkının yüzde 99'u Müslüman olan bu ülkede bunların olması ülkemizin geleceğini tehdit eden en büyük tahribattır. Milli Eğitim Bakanını, hükümet ve ilgilileri uyarıyoruz. AKP'yi iktidara taşıyanlar, bunu yapsınlar diye oy vermediler. Bakanlığın ve hükümetin bu yanlış yoldan dönmelerini bekliyoruz. Ayetleri batılılar bizden razı olsunlar diye yok saymak veya eksik yazmak yapanlar için bir felakettir"

Bizleri derinden üzdü

Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın AB uzmanlarına şirin görünmek için güzel bir maske koleksiyonu kullandığını belirterek, "En kutsal değerimiz olan, inancımızın temelini oluşturan Kuran ayetlerinin istismar edilmiş olması bizleri yürekten üzmüştür" dedi. Milli Eğitim Bakanı'na ve Talim Terbiye Kurulu üyelerine seslenen Avcı, "Bir taraftan milli ve manevi değerlere sahip çıktığınızı iddia edeceksiniz bir taraftan AB'ye şirin görünmek için farklı maskeler kullanacaksınız. İnsanlarımız güvenmişlerdi ama aldatılmışlardır. Bu hoş bir durum değil" şeklinde tepki gösterdi.

İlahiyatçı Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu:

‘Kur'an'a büyük saygısızlık'

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu ise, bugüne kadar bu cüretkarlığı İslam düşmanlarının dahi tevessül ve cesaret etmediklerini belirterek, "Milli Eğitim Bakanlığının ilköğretim 5. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabında Fatiha ve Bakara surelerindeki iki ayette kafirleri/iman etmeyenleri kötüleyen ve eleştiren kısıtlamaların meallerden çıkarılmış olması kelimenin tam anlamıyla hem Kurana saygısızlıktır hem de ilmi emanete aldırmamaktır" dedi.

"Böyle bir cüretkarlığı bugüne kadar en azından İslam düşmanları dahi tevessül ve cesaret edememiştir" diyen Kırbaşoğlu, "Bu bakımdan bunun İslam'ı içeriden, müslüman kimliği taşıyanlarca çökertilmesine yönelik bir operasyon olarak algılanacağı ortadadır" dedi.

Daha önce Milli Gazete'de ve Gerçek Hayat Dergisinde (İslam'ın genleriyle oynamak istiyorlar) başlıklı yazısında bu gibi gelişmelere karşı hazırlıklı ve uyanık olunmasına dikkat çektiğini anlatan Kırbaşoğlu, "Fakat doğruyu söylemek gerekirse Müslüman olduğunu söyleyenlerin bu derece cüretkar davranabileceklerini asla düşünmezdim. Vahim olan bir başka husus ise durumun yirmiye yakın uzmandan oluşan bir ekibin kontrolünden geçebilmiş olması" dedi. 

Pek çok kesimin bu durumu rahatlıkla Kuran'a yönelik bir alçak ve bilinçli bir tahrif teşebbüsü ile karşı karşı bulunduğumuz şeklinde yorumlamakta gecikmeyeceğini belirten Kırbaşoğlu, "Daha acısı bu kitabın danışma kurulunda Cemal Tosun, Recai Doğan ve Remziye Yılmaz gibi ilahiyatçı öğretim üyelerinin bulunması, Danışma kurulundan bulunan akademisyenlerin görevi İslamın kutsal kitabının tahrifini görmezlikten gelmek, olmasa gerektir" diye konuştu.[6]




[1] Ali İhsan Aydın, Paris (7 Şubat 2007 / Zaman Gazetesi / sh:14)

[2] 08 Şubat 2007 / Milli Gazete

[3] (meselâ bkz. Müsned, IV. 378; Tirmizî, "Tefsir" 2)

[4] (Hayreddin Karaman ve Diğerleri, Kur'an Yolu, Ankara 2003, I. 12)

[5] 10 Şubat 2007 / Milli Gazete

[6] 09 Şubat 2007 / Milli Gazete


Bu yazarin diger makaleleri

İKİ DERİN AMERİKA'NIN ÇATIŞMASI
Ben-Ami Kadish adlı Yahudi Nisan 2008'de Amerikan adaleti tarafından tutuklandı......
Devami
KURTULUŞ SAVAŞINDA LİBYALI ŞEYH SÜNUSİ!
  Milli Mücadeleyi şahlandıran din adamlarından Tarikat Lideri ve Atatürk'ün...
Devami
FETULLAH MI, FİTNETULLAH MI?
  Ilımlı İslam'ın tarihçesi ve Sultan Fatih'in zehirlenmesi Fatih Sultan Mehmed'in,...
Devami
VİCDANLI HIRİSTİYAN,MÜNAFIK MÜSLÜMANDAN HAYIRLIDIR!
  Ezra Pound. O samimi bir Hıristiyan'dı. "ABD'nin siyonizmin hizmetkârı...
Devami
HİZB-UT TAHRİR Mİ, HİZB-UT TAHRİP Mİ?
  Bir acayip hilafet istismarcısı: Hizb-ut Tahrir Fatih Camii'nde yapılan eylem...
Devami
AB'DEN HİBE ALAN GAZETECİLER
Avrupa Birliği'nin kiralık kalemleri ve Müslüman-Türk görünümlü misyonerleri olarak eğitilen...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4601

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR