ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2542
mod_vvisit_counterDün5288
mod_vvisit_counterBu Hafta2542
mod_vvisit_counterGeçen hafta20204
mod_vvisit_counterBu Ay127376
mod_vvisit_counterGeçen Ay118886
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18344363

IP'niz: 3.238.132.225
Bugün: 27 Eyl 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12774448

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

BATIYLA YAPILAN BÜTÜN İTTİFAKLAR, BAŞIMIZIN BELASIDIR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

Rusya'nın yeni NATO Büyükelçisi Dmitri Rogozin:

NATO Batı'nın köpeği gibi davranıyor!

Rusya'nın yeni NATO Büyükelçisi Dmitri Rogozin, "NATO batı demokrasilerinin zincirli köpeğidir. Sıklıkla havlar kolay kolay ısırmaz" açıklamasını yaptı. Rusya, NATO'yu başka ülkelerin güvenliklerini tehlikeye atarak kendi güvenliğini sağlamaya çalışmakla suçladı.  Rusya'nın yeni atadığı NATO Büyükelçisi Dmitri Rogozin 26 üyeli ittifakı güvenlik konusunda ayrımcılık yapmakla suçlayarak, "NATO ülkeleri şunu anlaması gerekiyor ki, başkalarının güvenliği tehlikeye atarak kendi güvenliğinizi sağlayamazsınız" Resmi devlet gazetesi Rossiiskaya Gazete'ye açıklamada bulunan Rogozin askıya alınan Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması (AKKA) ile ilgili de değerlendirmede bulunurken: "AKKA anlaşmasının askıya alınması öncelikle Rusya ve NATO ülkelerinin birbirlerine olan güven sorunudur. Avrupa'nın siyasi haritası tamamıyla değişti. Bu yüzden uygun güvenlik sigortalarını oluşturmak zorundayız. Aklı başında hiç bir kimse bizim Avrupa'ya karşı savaşacağımızı iddia edemez" şeklinde çıkıştı.



NATO ile ilgili ilginç değerlendirmede bulunan Rogozin NATO'yu batı demokrasilerinin zincirli köpeğine benzetti. Rogozin yorumunda, "NATO batı demokrasilerinin zincirli köpeğidir. Sıklıkla havlar fakat ısırmaz. NATO 26 farklı ülkeden oluşuyor. Eski Avrupa ülkeleri ve ABD örgütte etkili konumda bulunuyor. Biz Çin'le birlikte bile NATO'nun üye ülkelerine verdiği desteğe ulaşamayız. Bununla birlikte ittifak içinde ülkeler birbirinden çok farklı siyasi yaklaşımlara sahip görünüyor. Bunların arasında sosyal demokrat partiler tarafından yönetilenler var. Muhafazakâr ya da liberal iktidarlar var" ifadelerini kullandı.

"Suudi Arabistan, İran'a karşı sıçrama tahtası olmayacak"

Arabistan'da Amerika'ya rest çekiyor!

Suudi  Arabistan'ın önde gelen gazetelerinden El Riyad, ABD'nin İran'a yönelik muhtemel bir saldırıda Suudi topraklarını sıçrama tahtası olarak kullanmasına müsaade edilmeyeceğini yazdı. Hükümet yanlısı gazete, ABD Başkanı George W. Bush'un Riyad'a yaptığı ziyaret öncesinde yayınladığı editoryal yazıda, "Bu mesele diplomatik yollarla ve diyalogla çözülebilir." Başkan Bush tüm Arapların desteğini elde etmek istiyorsa, mantıken en önemli meseleye yoğunlaşmalıdır ki, bu da barış konusudur." 

Bush'un, Amerikan istihbaratının kısa dönemde ortaya çıkmayacağını belirttiği bir tehlikeye karşı telaşlanmasına gerek olmadığını belirten gazete, "Varsayılan İran tehlikesi, dünyada nükleer silaha sahip 10 ülke arasında bulunan mevcut İsrail tehlikesini azaltmaz" diye uyardı.

"Bush'un ziyareti, İsrail'in çıkarlarına hizmet ediyor"

Gazze Şeridi'ndeki fiili  Hamas hükümetinin Başbakanı İsmail Haniyye, ABD başkanı George Bush'un  bölge ziyaretinin, İsrail'in çıkarlarına hizmet ettiğini söyledi.  Haniye, ziyaretin Filistinlilerin kendi devletlerini kurma özlemlerini  de hüsrana uğrattığını belirtti. Haniye, Gazze'de, gazetecilere yaptığı açıklamada, Bush'un barış anlaşmasıyla ilgili açıklamalarının satır aralarında İsrail'e verilen sözleri gösterdiğini ve bu açıklamaların Filistin'in çıkarlarına hizmet  etmediğini belirtti. Haniye, "Bush, İsrail'e, işgalini kuvvetlendirecek, Filistinlilerin en temel haklarını yok edecek tüm istediği taahhütleri verdi. Filistinlilere verdiğiyse sadece daha fazla hayal ve slogan oldu" dedi. Filistinlilerin karşı karşıya bulundukları sorunun İsrail işgali, duvarlar, yerleşimler, İsrail cezaevlerindeki 10 bini aşkın Filistinli  tutuklunun yanı sıra Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da devam eden saldırılar  olduğunu belirtti; İsrail ve Batı Şeria'daki güvenlik güçleri arasındaki  işbirliğinin, Filistinliler arasındaki iç diyaloğa da zarar verdiğini kaydetti. Haniye, ABD başkanı George Bush'un, Filistinli mülteciler için, tazminat da dahil, uluslararası bir çözüm bulunması gerektiği yolundaki açıklamalarına da sert çıktı ve Filistinli mültecilere tazminat önerisini "kabul edilemez" bulduklarını bildirdi.

"Batı bizi parçalamak istiyor"

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Osmanlı Devleti'ni yıkmak için etnisiteyi körükleyen Batı devletlerinin, aynı oyunu günümüzde Kürtler'i kışkırtmak ve Türkiye'yi parçalamak amacıyla oynadığını söyledi.

Iğdır'da "Ermeni sorununda Batı'nın çifte standardı" konulu bir konferans düzenlendi.

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu: Soykırım meselesinin ilk olarak 1948 yılında ortaya çıkarıldığını belirterek, bunun Türk milletini köşeye sıkıştırma hareketi olduğuna dikkat çekti. Yabancı devletlerin parlamentolarında alınan Türkiye'yi mahkûm etme yönündeki kararlarının hiçbir tutarlı yanının olmadığını, tamamıyla siyasi karar olduğunu kaydeden Halaçoğlu, "Medeni ülkeler, demokrasiyle idare edilen ülkelerde yargı yasamanın, yasama da yargının işine karışamaz. Batılı ülkeler parlamentolarında soykırım kararı alarak Türkiye'yi yargılıyorlar. Oysa Türkiye yargılanacaksa Türkiye mahkemelerinde yargılanmalı, onlar parlamentolarında karar alarak hiçbir Türk'e bir tek soru sormadan onları mahkûm ediyorlar. Böyle medeni ülke olmaz, böyle demokrasi olmaz"  diyerek Türkiye üzerindeki oyunlara dikkat çekti.

Ermeniler, olayları çarpıtıyor

Prof. Dr. Halaçoğlu, Ermeni Nubar Paşa'ya ait belgelerden ve diğer Amerikan, İngiliz, Fransız belgelerinden örnek vererek Ermeni ihanetlerinin kesin olduğunu söyledi. Halaçoğlu, ihanetleri sabit olan Ermeniler'in bu şekilde desteklenmesinin Batı'nın emperyalist emellerinin ürünü olduğunu kaydetti.

Aynı Batılılar Afganistan'daki çocukları organ mafyası ve uyuşturucu kaçakçılığı için kullanıyor

Afganistan'da ve Irak'ta her yıl onlarca çocuğun, organ ve uyuşturucu ticaretinde kullanılmak üzere yurtdışına kaçırıldığı bildirildi.

KKTC'de düzenlenen 51. Milli Pediatri Kongresi'nde Afganistan'ı temsil eden Kabil'deki Atatürk Çocuk Hastanesinin Başhekimi Doç. Dr. Muhammed Bahadır Mayar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Afganistan'da çocukların farklı amaçlarla başka ülkelere kaçırıldığını söyledi.

Savaş ortamındaki Afganistan'da savunmasız küçük bedenlerin, kötü emellere alet edildiğini ifade eden Mayar, anne karnında savaşı soluyarak büyümeye çalışan bebeklerin, doğduktan sonra da organ ve uyuşturucu tacirlerinin eline düşebildiğini belirtti.

Mayar, Afganistan'da her yıl onlarca çocuğun, organ mafyası tarafından kaçırıldığını iddia ederek, "Her yıl çok sayıda çocuk kaçırılıyor. Kesin bir rakam verebilmek mümkün değil. Kaybolan çocuk sayısı, resmi kayıtlardan çok daha fazla" dedi.

Kaçırılan çocukların, gözleri ve böbreklerinin başka insanlara transfer edildiğini ortaya atan Mayar, "Çocuklar, organ ticaretinin yanı sıra uyuşturucu ticaretinde de aracı olarak kullanılıyor" diye konuştu. Mayar, çocukların bir kısmının da fidye için kaçırıldığını anlatarak, şunları kaydetti: "Çocukların bir kısmı da bu tür olayların sık sık yaşanması nedeniyle ailelerin endişe içinde olmasını fırsat bilen kişilerce kaçırılıyor.

Aileler, korku ve endişe içinde yaşıyorlar. Çocuğunu okula gönderen anne-babalar, okul çıkışını korku içinde bekliyorlar. Korku ve endişe her ailede var."

Afganistan devletinin, çocukların kaçırılmasını önlemek için mücadele ettiğini belirten Mayar, ancak hâlâ etkili bir kontrolün söz konusu olmadığını söyledi.

Demokrasi havarileri ve barbar Batının hileleri mide bulandırıyor

Birol Ertan vurguluyor:

Batı ülkelerinin demokrasi tavsiyeleri; "Dindarlık taslayan, bari Müslüman olsa" vecizesini hatırlatıyor..

Bu ülkeler, kendilerinde bulunmayan demokratik ilke ve pratikleri bizlerde, gelişmekte olan demokrasilerde ve ekonomilerde aramak konusunda çok cömert davranıyor!?

Peki, onların durumu nedir diye merak ettik mi?

Belçika:

Demokrasi dersi veren bir ülke...

Terör örgütleriyle gizli anlaşmalar yapan bir devlet.

Terör örgütünü protesto eden gençleri polis coplarıyla karşıladı ve tutukladılar.

Terör örgütüne kucak açtılar.

Ülkede terör örgütünün büroları serbestçe faaliyet gösteriyor.

Fehriye Erdal gibi terör örgütü üyelerinin yargı oyunlarıyla serbestçe dolaştığı bir ülke.

Fransa:

Demokrasi dersi veren bir ülke...

Dünyada ırkçılığın en gelişkin olduğu Avrupa ülkelerinden birisi...

Milyonlarca masum Cezayirliyi Fransız sömürge yönetimine karşı çıktığı için öldüren, soykırımdan geçiren bir ülke.

Devlet Başkanı Sarkozy ile birlikte, ABD'nin en sadık müttefiklerinden birisi durumuna geldi

Asılsız Ermeni iddialarını iç politika malzemesi yaparak demokratik düşüncenin önüne engeller koymaktan çekinmeyen bir Avrupa ülkesi.

Ülkedeki göçmenleri banliyölere hapsederek eşitsiz koşullarda yaşamaya mahkûm eden bir Avrupa ülkesi.

Almanya:

Demokrasi dersi veren bir ülke...

Ülkede dazlakların kol gezdiği bir ülke...

Irkçı gençler, yabancıların dükkânlarına saldırıyor, yabancıların kaldığı evleri ateşe veriyor.

Terör örgütünün en çok himaye edildiği ve mali kaynak sağladığı ülke...

İngiltere:

Demokrasi dersi veren bir ülke daha...

Yıllar boyunca birçok ülkeyi sömürgesi olarak yönetti.

Sömürgelerinin ekonomik kaynaklarını pervasızca yağmaladı.

Halk tarafından seçilmeyen bir Kraliçe ile yönetilen bir ülke.

ABD'nin en sadık müttefiki olarak Irak'ı işgal etmiş bir devlet.

Hollanda:

Demokrasi dersi veren diğer bir Avrupa ülkesi daha...

Irkçı hareketlerin en gelişkin olduğu Avrupa ülkelerinden...

Terör örgütü üyelerine karşı hiçbir önlem almadı.

Ülkedeki azınlıklar büyük baskı altında.

Avrupa'da uyuşturucu kullanımının yasallaşmış olduğu ülke örneklerinden birisi.

İsviçre:

En çok demokrasi dersi veren ülkelerin başında geliyor.

Dünyanın kara para cenneti.

Ülkelerini soyanların paralarının akladığı ülkelerden birisi...

Ermeni yalanları konusunda farklı düşüncelere sahip olanları cezalandırıyor ve düşünce özgürlüğünü savunmaya devam ediyor.



Yukarıdaki örnekler, Avrupa coğrafyası dışındaki gelişmekte olan ülkelere demokrasi dersleri veren ülkelerden bazıları. Bunlara, Avusturya ve Danimarka gibi diğerlerini de eklemek hiç zor değil.

Demokrasi ve insan hakları düşüncesi, bütün kurum ve kurallarıyla işletilmesi gereken, başkalarını eleştirirken aynayı arada kendimize de tutmamızı gerektiren yüce ideallerdir. Bugünlerde Avrupa demokrasileri, kendilerinde bulunmayan demokratik ilke ve pratikleri başkalarında aramak konusunda pek istekliler.

Sözün özü, Avrupa'da demokrasi ile yönetildiği iddia edilen ülkelerin pek çoğunda demokrasinin ciddi sorunlar yaşadığı bir gerçek. Bu ülkeler, demokrasi havariliğini de kimseye kaptırmıyorlar.[1]

Bizim bu barbar Batıdan ve içi zehirli, dışı jelâtinli kavramlardan ziyade, İslam'a ihtiyacımız vardı. Rus yazar Tolstoy bile bunu haykırıyor:

Tolstoy'un kaleme aldığı "Hz. Muhammed" adlı kitap büyük yankı uyandırdı. Türkiye'de yayınlandığı tarihlerde büyük ilgi uyandıran kitabın arka planı maalesef çok fazla anlaşılamadı.

Tolstoy'un bu kitabı yazmasının sebebi Abdullah El-Sühreverdi'nin yazdığı hadis kitabını okumasına bağlandı ama, durum bu kadar basit değildi. Kiliseyi acımasızca eleştiren ve Hıristiyanlığın yeniden yorumlanmasını isteyen Tolstoy nasıl olmuştu da, Peygamberimize ve dolayısıyla İslam'a ilgi duymuştu. Dünyanın en önemli yazarlarından birisi olan ve Hıristiyan anarşist olarak da ifadelendirilen, kilise tarafından aforoz edilen Tolstoy'un (ki kendisi daha çok modernistler ve aydınlanmacılar tarafından okunur dindarlar tarafından değil) peygamberimize olan ilgisinin sebebi ne olabilirdi. Edebiyatçı ve düşünür kimliğinin yanında dini bilgisi de bir hayli kuvvetli olan Tolstoy, kim için ve neyi arıyordu? Bütün bu soruların cevabı önemli. Kısaca söylemek gerekirse, Batılı düşünürlerin çeşitli sıfatlarla andıkları Tolstoy, insanın kurtuluşuna giden yoldan başka bir şey aramıyordu. Bu yolu ararken de, diğerlerinden farklı olarak, dini ikinci plana itmiyor, ihmal etmiyordu. Onu diğer aydınlanmacı düşünürlerden ve Rusya'daki Marksistlerden ayıran farkı da buradaydı.

Tolstoy'a yapılan eleştirilerin başlıca nedenlerinden biri, dinin insan hayatındaki önemine yaptığı vurguydu. Tolstoy dinin insanları mutluluğa ulaştırdığını düşünüyordu. Bunu düşünürken de Kilise'den bahsetmiyordu; daha farklı bir alan açmaya çalışıyordu Tolstoy. Çünkü Hıristiyanlığın geldiği ve tıkandığı noktayı gören bir araştırmacıydı.

Tolstoy'un romanlarını okuyanlar aslında onun ne kadar iyi bir gözlemci hatta sosyolog olduğunu düşünebilirler, bunda da çok haklıdırlar. Onun sosyo-politik anlatımları istisnasız herkes tarafından büyük bir beğeniyle karşılanmıştır. Çoğu Marksist onu dini duyarlılığı yüzünden eleştirirken, V.İ.Lenin Tolstoy'u ayrı bir yere koymuştur. Tolstoy eserlerinde insanlar arasındaki ekonomik ve sınıfsal uçurumu öyle güzel anlatmıştı ki, onu eleştiren Marksistler bile, böyle bir betimleme yapamamışlardır. Tolstoy'un dine yönelmesinin bir diğer nedeni de; işte bu uçurum ve sömürü çarkıdır. Tolstoy bu sömürü çarkına ve özellikle Rusya'daki sınıfsal kompartımanlar arasındaki kokuşmuşluğa karşı, İslam Peygamberine sığınmıştır. Burjuvaların, Aristokratların, Toprak ağalarının, birinci sınıf insan ilan edildiği bir coğrafyada yaşayan Tolstoy, Peygamberin ahlakına ve söylediklerine hayran kalmıştır. Sühreverdi'nin Hadis kitabı bu noktada Tolstoy'un düşüncelerine ve özlemlerine tercümanlık yapmıştır. Tolstoy aradığını Hz. Peygamber'de bulmanın huzurunu tatmıştır. Özellikle Hz. Peygamberin insanlar arasındaki eşitliğe ve haksızlığa karşı söylediği sözler Tolstoy'u derinden etkilemiş ve hayranlık uyandırmıştır.



Mutluluğun ve insanlığın kurtuluşuna giden yolun mütevazilikte, sadelikte adalet ve merhamette, mazlum ve mağdur kimselere sahiplikte, cihat ve cesarette olduğunu anlayan Tolstoy'un kendi ümitlerine en yakın bulduğu isim de Hz. Peygamber olmuştur. Onun Peygamberimiz hakkında bir kitap yazmasının altındaki sebep de, bu arayışın son safhasıydı. Bu büyük isim, İslam Peygamberine ilişkin kaleme aldığı eserle çok daha büyüdü. Ve aslında aradığı kurtuluş yolunu da gösterdi."[2] Ve böylece, yozlaşmış ve barbarlaşmış Batılı ideolojilerin tükenip tıkandığını da ispatlamıştı.

İşte bu Peygamber yolunun, İslam'a ve insanlığa hizmet şuurunun manevi mektepleri olan gerçek tasavvuf ehli de, aynı ruhi uyanma ve Milli Savunma gayretini aşılamışlardır. Prof. Dr. Cevat Akşit Hoca anlatıyor:

Vatan sevgisi imandandır

"Erzurum'da Yüksek İslam Enstitüsü Müdürlüğüm sırasındaydı. Orhan Süerdam Paşa da Erzurum'da Kolordu Komutanıydı. 1974'te Kıbrıs harekâtı esnasında otobüslerle asker sevkıyatını görünce, Paşa'yı ziyarete gittim ve: "Ben, Gümüşhanevi ocağının yetiştirdiği insanım. Gümüşhanevi Ahmet Ziyaüddin hazretleri 67 yaşında, Müşir Derviş Paşa'nın emrinde en ön safta er olarak cihada ve milli savunmaya katılmıştı. Hocam Mehmed Zahid Kotku hazretleri de yıllarca asker olarak Suriye Cephesi'nde Fransızlara karşı çarpışmıştı. Biz vatan için canımızı seve seve fedaya hazırız. Gönüllü er olarak ben de bu harekâta katılmak istiyorum, beni askere alın. Bizim Peygamberimiz buyuruyor ki: ‘Hubb'ul vatan min'el iman=Vatan sevgisi imandandır" dedim. Paşa bunları duyunca gözyaşlarını tutamadı. Sevinçten ağladı."

Sonradan "Ilımlı İslam, uyumlu Müslüman" safsatasıyla ve din istismarcılarıyla tarikat ve cemaatleri; gösterişçi şekilde ve işbirlikçi yuvalarına çeviren yine Batılı güçler ve batıl kafalı kişiler olmaktaydı.

Sözün özü. BM'den NATO'ya, AB'den UNESCO'ya; tüm bu fesatçı ve fırsatçı Batılı ittifaklardan, Barbar Amerika ve Avrupa'nın kıskacından ve onların içimizdeki münafık ve kiralık kuklalarından kurtulmadıkça, ne maddi ne de manevi huzura ulaşmamız imkânsızdı. Çünkü gâvurdan dost, domuzdan post olmayacaktı.









[1] 16.11.2007 / Milli Gazete

[2] 16.11.2007 / Gökçen Göksal / Milli Gazete


Bu yazarin diger makaleleri

ASIL SUÇLU VE SORUMLU OLAN, BU HÜKÜMETTİR!
  Danıştay'ın basılmasının, başörtüler ve İmam Hatiplerle ilgili kararlarıyla hedef...
Devami
İsrail, ABD Yahudi Lobileri ve AKP'li işbirlikçileri: "MİLLİ ÇÖZÜM" CÜLERE SAVAŞ AÇTI!...
  21 EKİM 2005 tarihli Hürriyet Gazetesi manşetten: Sudan Ankara Büyükelçisi...
Devami
SORUN HALİNE GELEN BAŞBAKANA SORULAR
  En sondan başlayalım: S-1 - Birkaç ay önce % 65'i...
Devami
İZMİT'TE FETİH ÇOŞKUSU VE ERBAKAN OLGUSU!
  "Milli Görüş camiası, Lideri yüzünden aşağılanmaktan usandı ve utanıyor"...
Devami
ERBAKAN'A MİNNETTARIZ !..
  Aziz Hocam, Asil insan!.. Yıllardır, bir yandan dış güçlerle,...
Devami
DOĞU PERİNÇEK'İN, DOĞRU PERSPEKTİFİ
Samimiyetle ve iyi niyetli bir gayretle; her konuda haklı ve...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4017

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR