Reklam
Reklam
Reklam

İMAN VE KÜFÜR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfMükemmel 

 

Ahmet Akgül Hocamızla "İMAN VE KÜFÜR" üzerine yapılan sohbet notları:

 "Olgun bir iman huzuruna varabilmek için, önce "iman şuuruna" ulaşmak gerekir. Çünkü "Müslüman olmadan, olgun Müslüman ve örnek insan olmak" mümkün değildir.

Bediüzzaman'a göre bu "iman ve itikadın, dimağda oluşum mertebeleri ise şöyledir:

Bir fikir ve inanç gönül dünyasında;

1-Önce TAHAYYUL olarak filizlenir

2-Sonra TASAVVUR'a geçilir

3-Ardından TAAKKUL edilir

4-Buradan TASDİK'e erişilir

5-Devamı İZ'AN mertebesidir

6-Derken İLTİZAM elde edilir

7-Nihayet İ'TİKAD husule gelir.[1]



[1] Bak. Abdullah Yegin.Yeni Lugat "itikad" kelimesi bahsi

 
  • Hocam bunları biraz daha açar ve açıklar mısınız!..

Hay hay!..

1-Tahayyul: Hayal kurmak ve bir konuyu dimağda canlandırmak demektir.Üç basamaktan ibarettir:

a-Heveslenme, ilgi duyma

b-Hesaba katma, ciddiye alma

c-Hayal kurma, hikmet (sebep-sonuç) uydurma ve bir proje hazırlama

2-Tasavvur: Bir şeyi zihinde tasarlamak ve fikren bir taslak hazırlamak anlamına gelir. Ve şu üç merhaleyi içerir:

ç-Nitelendirme, kurulan hayali çerçevelendirme

d-Netleştirme ve şekillendirme

e-Neşet etme, meydana getirme

3-Taakkul: Zihin yorarak anlama ve akıl yürüterek kavrama sürecidir. Ve 3 derecede gelişir:

f- Mümkün ve muhtemel görme

g- Münasip ve mübarek görme

h- Makul ve makbul görme..

4-Tasdik: Bir şeyi doğrulamak.Varlığına, hayırlı ve yararlı olduğu kanaatına ulaşmak  dönemidir ve şu 3 esası gerektirir.

Bu, aklen kabul ettiği şeyleri;

I- Doğru bulma

i- Değerli bulma

j- Dini (manevi ve mukaddes) bulma

5-İz'an: Bir meselede fikri ve kalbi doyuma ulaşmak ve ruhen yatışmak derecesidir. Ve üç makamdan meydana gelir:

k-Vicdana uygun bulma ve teslim olma

l-Vehimlerden kurtulup, kanaate ulaşma  (Yani ilmi ve irfani doygunluk)

m-Vazife sayma, bu dini ve vicdani gerçeklerin gereğini yapma

6-İltizam:Bir şeyi lüzumlu bulmak, çok önemli ve gerekli olduğuna inanmak mertebesidir.

Ve üç basamaktan ibarettir.

n-Çok gerekli görme

o-Gaye edinip sahiplenme

ö-Gayretini çekme, uğrunda mücadeleye girişme.

7-İtikad: Kesin ve yakin olarak bir şeye inanmak, bu inancı; varlığının gereği ve hayatının gayesi olarak ruhuna sindirip vicdanında sürekli taşımak demektir.Ve üç merhaledir:

p-İtminan: Kalbin kesin olarak oturması

r-İtimad: Tam emin olunması

s- İrade ve ittikan:İnancın kemal bulması

İttikan: Gözle görür gibi inanması

İrade: İnsanın duygu ve arzularının güdümünden kurtulması, vicdanın, inancın ve aklın gereğini yapmasıdır.

İrade: Sigara ve alkol gibi açık, yalan ve riya gibi kapalı HAYIRSIZ ALIŞKANLIK VE BAĞIMLILIKLARDAN'dan

  • Haset, hıyanet gibi HAKSIZ DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞLARDAN
  • Porno'culuk, İspiyonculuk gibi HAYASIZ huylardan ve gizli ayıplardan sıyrılma dirayetidir.
  • Peki Hocam, bu imanın oluşma ve olgunlaşma sürecinin ve farklı derecelerin başlıca alamet ve işaretleri nelerdir?
  • - Bu iman merhalelerinin kendine has tezahürleri vardır ve bu değişik mertebelerin doğurduğu davranış biçimleri de elbette farklıdır.

Yine Üstadın ifadesiyle

1-Tahayyül aşamasında safsata hasıl olabilir.Yani, doğru gibi görünen bazı yanlışlar, şeytani kıyas (karşılaştırma) ve karıştırmalar görülebilir.

2-Tasavvur sırasında, asılsız ve anlamsız düşüncelere kapılıp, bibehre yani nasipsiz olma ve hidayetten mahrum kalma tehlikesi göz ardı edilmemelidir.

3-Taakkul esnasında, bitaraf olmalı, yani görüş ve kanaatleri tarafsız bir terazide tartmalı ve gerçeği bulmak için gayret göstermelidir.

4-Tasdik durumunda iltizam, yani mülazemet (lüzumlu görmek) ve teslimiyet görülmektedir. Bu aşamada nefsi arzuları için mi, yoksa manevi sorumluluk kaygıları için mi karar verdiği önemlidir.

5-İz'an makamında, imtisal, yani örnek alma ve bağlanma dönemine girilir.

6-İltizam konumunda taassuptan sakınmak gerekir.Yani körü körüne bir bağlılıktan.. Şuursuz ve sorumsuz bir taşkınlıktan... İnatçı bir taraftarlık ve aşırılıktan uzak durulması ve his ve heyecanlara kapılmaması çok önemlidir.

7-İtikad ve iman olgunluğunda ise Salabet, yani dini ciddiyet ve cesaret... Bilinçli ve ölçülü bir gayret ve metanet  zuhur edecektir.

Akıl Yürütme'ye (Taakkul) şöyle bir örnek verelim:

"Kıyamet koparken (dahi) birinizin elinde bulunan hurma fidanını, gücü yetiyorsa, mutlaka diksin"[1]

hadisinde ne anlatılmış olabilir?

1-Efendimiz hurmayı çok sevmekte ve üretilmesini istemektedir.

2-Hurma çok bereketli ve besleyici bir meyvedir,

3-Ağaç dikmek çok hayırlı ve yararlı bir iştir. Kerestesinden, meyvesinden, gölgesinden ve güzelliğinden insanlar ve hayvanlar istifade etmektedir.

4-Tabiatın doğal dengesini korumak gerekir. Bu bakımdan ağaç dikmek çok önemlidir. Çevre düzenlemesi, her iklim ve ortama uygun ağaç ve bitki seçimi ve estetik güzelliği de teşvik edilmiştir.

5-Hayırlı girişimler, hiçbir bahane ile ertelenmemeli, geciktirilmemeli ve vazgeçilmemelidir.

6-İyice düşünülüp tasarlanan ve karar verilip başlanan doğru bir iş mutlaka bitirilmeli ve yarım bırakılıp terk edilmemelidir. Bu zaman, imkan ve eleman israfı demektir.

7-Hurma, üzüm, kayısı, zeytin gibi hem tanesi, hem kurusu, hem suyu işe yarayan, uzun zaman ve her ortamda rahatlıkla saklanan ve sanayide de kullanılan ve doyurucu ve koruyucu özelliği nedeniyle stratejik önem taşıyan üretimlere önem ve öncelik verilmelidir.

8-Amellerimizin dünyevi getirilen değil, uhrevi neticeleri önemlidir. Diktiğin ağacın meyvesi burada yenmese de, sevabı ve menfaati ahirette görülecektir.

9-İnsan sadece kendisini değil çevresini, neslini ve geleceğini de düşünmelidir.diktiği ağaçlar ve hayırlı yatırımlar başkalarına yarar verecektir. Geçmiş nesillerin emek ve eserlerinden bizler yararlandığımız gibi, bizim hizmet ve hazırlıklarımızda gelecek kuşaklar için bir iyiliktir.

10-Bütün ameller, niyetlere göre değerlendirilecektir. Dikeceğin fidanın maddi ve zahiri neticeleri bizim elimizde  değildir. Bunları kesinleşmiş kader çerçevesinde düşünmek gerekir.

Zaten, bütün kainat ve cümle mevcudat; maddi bir gerçekliği olmayan ve sürekli Yaratılıp ruh ekranımıza yansıtılan görüntülerden ibarettir.

Öyle ise, bir hurma-meyve fidanını dikme konusundaki gayen ve gayretin, yani niyetin geçerlidir.

Evet bunların hepsi de, hadisi şerife uygundur.

Ama dört tanesi daha doğrudur.

Bir tanesi ise en doğrusudur!..

  • Hocam imanı; bir de klasik tariflerde iki kısma ayırmaktadırlar?..
  • Evet, şöyle ki:

A-Taklidi İman:Yani çevresinden görüp öğrendikleri dua ve davranışları taklit ve tekrar etmektir.Bu bir gelenek ve görenek seviyesidir.Şuurla ve huzurla bağlanılan bir inanç değildir.Bu tipler, dinin aslını öğrenmeye ve önem vermeğe değer görmemektedir.Bu merhale tehlikelidir ve güvenmemelidir.Ancak, ne de olsa bir başlangıç, bağlantı ve hevestir.

B-Tahkiki İman:Yani araştırarak, anlayarak ve amaç edinip uygulayarak elde edilen iman şeklidir.Ve üç merhaledir:

1-İlmel yakin: Okuyup, sorup öğrenerek ve bilerek varılan iman mertebesidir.

2-Aynel yakin:Bu imani gerçeklere, gözle görür gibi kesin bir kanaatle inanma mertebesidir.

3-Hakkal yakin:İnancın en yüksek ve gerçek merhalesidir.Aklen, kalben, ruhen ve vicdanen ulaşılan; şeksiz ve şüphesiz kesin kanaat, itimat ve itaat derecesidir.

Bediüzzana'ın saydığı:

Tahayyül ve Tasavvur dereceleri; Taklidi İmana

Taakkul, Tasdik, İz'an ve İltizam mertebeleri; "ilmel yakin" imana

İtikat ise "aynel yakin" imana uygun düşmektedir.

Yine Üstad'ın " iman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül ise iki cihan saadetini doğurup netice verir" tespitinde ise "Hakkel Yakin" mertebesine işaret edilmektedir.

  • Peki "küfür" nedir?

Diye Hocamıza başka bir soru yöneltildi.Ve cevaben şunlar söylendi:

Küfür, zannedildiği gibi sadece Allah'ı ve diğer iman esaslarını inkar etmekten ibaret değildir.En yaygın ve zararlı olan küfür; bile bile yapılan inkar şeklidir.Allah'ın varlığını, Peygamberin haklılığını, Kur'ani haber ve hükümlerin doğruluğunu ve yararlarını bildiği, aklı erdiği ve kalben kanaat getirdiği halde ... Hatta bu konularla ilgili bilim dallarında öğrenim görse ve derinleşse bile, dünyalık şöhret ve servet arzusu... Ruhi ve fıtri ayar bozukluğu sebebiyle küfre giren..Yani gerçekleri örten ve değiştirmeye yeltenen kimseler görülmektedir.Ve  bu tipler oldukça hain ve tehlikelidir.Bunları tanımak ve tuzaklarından sakınmak, Allah'ın lütfedeceği bir hidayet ve feraset işidir.

Buna en çarpıcı örnek iblistir.Her şeyi bildiği halde inat ve itirazı yüzünden, Şeytan yine de kafirdir!

Üstad Bediüzzaman Hz.lerinin Arapça olarak ve Kafkas savunmasında cihat esnasında telif ettiği, sonra kardeşi Abdülmecit Efendinin yine Üstad'ın nezaretinde Türkçe'ye çevirdiği çok kıymetli bir tefsir mukaddimesi olan İşarat-ul İ'caz adlı eserinde ve Bakara Süresi 6.ayetinin tefsirinde şunları söylemektedir:

"Küfür iki kısımdır:

1-Bir kısmı; bilmediği için inkar eder. (Yani ailesinden, çevresinden, eğitim sisteminden, yaratılış gayesini ve İslam gerçeğini hiç duymamış ve haberdar olmamış kimselerin, bu cehaletinden kaynaklanan küfür şeklidir.Ve küfrün en az tehlikeli olanıdır.

2-(Küfrün) İkincisi, bildiği halde inkar eder.

Bu da birkaç şubedir:

a-Birincisi, Bilir, lakin kabul etmez. (Yani imani ve İslam'i gerçekleri duyup, okuyup öğrenmiştir.Ancak işine gelmediği ve nefsi istemediği için, bile bile inkar eder.Küfürde kalır)

b-İkincisi; Yakini var, lakin itikadı yoktur. (Yani imani konuları kesinlikle bilir.Akli ve nakli delilleri öğrenir ve akıl erdirir.Ancak kalben tasdiki ve teslimiyeti olmadığından küfürde kalır)

c-Üçüncüsü; Tasdiki var, lakin vicdani iz'anı yoktur.

(Yani, zahiren kabul ve tasdik eder.Kalben İtikadı da vardır.Ama imana ve İslam'a fıtri kabiliyeti bulunmadığından... Ruhi basiret ve feraseti, vicdani idrak ve itaati kaybolduğundan, hidayeti kararır ve küfürde kalır)[2]  

Halbuki bu kötü ve kirli vasıfları taşıyanların pek çoğu, Müslümanlar arasında "mümin, mürşit, müceddit, mücahit, mübarek ve muhterem" kişi olarak bulunmakta ve tamirat görüntüsüyle nice tahribatlar yapmaktadır.



[1] Enes Bin Malikten -Buharı.Tecridi Sarih Tercümesi No: 1044 şerhi

[2] Bak.İşarat-ul İ'caz.Otağ Matbaası.1975.İST.Sh:73


Bu yazarin diger makaleleri

  Prof. Ahmet Akgündüz’ün “Siyasi Müceddit” İlan Ettiği Sn. Erdoğan’a; “HADDİNİ BİL!” UYARILARI...
Devami
Hürriyet Gazetesi şöyle bir haber yayınlamıştı: "Kuleli Askeri Lisesi son...
Devami
"Dinsizin hakkından imansız gelir." Bu çok bilinen atasözümüze bakınca karşımıza şöyle...
Devami
İsrail’in Hakan Fidan’ı tenkidi ve taktiği Gazze'ye yardım filosunun arkasında doğrudan...
Devami
  Atatürk'ün "önce çağdaşlaşma; sonra çağdaş medeniyeti de aşma"  hedefi,...
Devami
  Sn. Recep T. Erdoğan’ın Papa’ya talihsiz mektubu! “Kutsiyetpenahları Papa Fransuva, Ülkemizi ziyaretiniz...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5757

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR