ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1087
mod_vvisit_counterDün1959
mod_vvisit_counterBu Hafta13985
mod_vvisit_counterGeçen hafta19338
mod_vvisit_counterBu Ay3046
mod_vvisit_counterGeçen Ay67493
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar19011276

IP'niz: 3.215.79.68
Bugün: 02 Tem 2022

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 13039891

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

EY SABIK DOSTUMUZ VE EY SAYIN TOSUNUMUZ! AMPULÜNÜZÜN FİŞİ ÇEKİLDİ!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

 

AKP'nin ilahiyatçı milletvekili Resul Tosun, Erkan Mumcu'nun istifasıyla ilgili şunları yazmıştı.

"Bir defa sabık bakanımızın (Erkan MUMCU)  sıradan bir kişilik sahibi olmadığını kabul etmemiz gerekir. ANAP'ta bakan iken özellikle olağanüstü dönemde halk lehine yaptığı çıkışları takdir etmemek mümkün değildir.

Doğru bildiğini dobra dobra söyleyen ve ezber bozan bir kahraman pozisyonunda değil miydi? Hatta bu denli halkın yanında duruyor olması ANAP kongresinde onu en çok delege oyu alan isim haline dönüştürmemiş miydi?

 

3 Kasım öncesi siyasetten birazcık anlayan herkes sadece AK Parti ve CHP'nin barajı aşacağını gayet net görüyordu. Bu gerçeği sabık bakanımızın görmediğini söylemek insafsızlık olur. AK parti'nin toplumu kucaklayan bir parti olarak sabık bakanımız gibi özellikli bir politikacıya kapısını açmaması da eksiklik olurdu.

Sabık bakanımızın AK Parti'de yıldızının pek parlak olmadığı doğrudur. Bu da kendisinin eksikliğinden değil, AK Parti'deki kadroların daha nitelikli ve yıldızlarının daha parlak olmasından kaynaklanmıştır. Hele hele şöhreti uluslararası boyutlara ulaşmış bir liderin yanında sabık bakanımız çok sıradan kalmıştı. Dediğim gibi bu kendisinin eksikliğinden değil içinde bulunduğu ortamdaki lambaların daha güçlü olmasındandı. ANAP'ta bir mum karanlığı aydınlatmaya yetiyordu ama AK Parti'de her biri 2500 kilowatlık lambaların yanında mumun ışığı görünmüyordu bile."[1]

Bay Tosun; yağ çektiğiniz Siyonist lobilerden madalyalı Başbakanınızın ve dahi zatınızın, malum güçlerin elindeki fişiniz, hele bir çekilsin de, o zaman görelim , Ampulünüzün aydınlığını!?..

Resul Tosun Beyin Başbakana yağ çektiğini nerden mi çıkarıyoruz? Söyleyelim:

Çünkü biz kendisini, Recep tayip Beyden daha bilgili, birikimli ve becerikli olduğunu yakinen biliyoruz.

Yıkılışa Yaklaşırken:      

Bakınız... Yakında büyük bir devalüasyon geliyor!  Hele en küçük bir krizle sıcak para ve kaçak sermaye ülkeyi bir terk etsin...

Bunu aklı yatan herkes söylüyor ve bekliyor. Ve unutmayın ki :

  • Her devalüasyon bir hükümet devirmiş ve rejimi değiştirmiştir. İşte: " İzmir T.O Bşk. Piyasaya 10 milyar dolar serseri para sürüldü. Bunun çekilmesi felakettir." diyor. Bakınız 1946 devalüasyonu Başbakan Recep Peker düşürüldü, silindi.
  • 1958 devalüasyonu Başbakan Adnan Menderes düşürüldü, idam edildi.
  • 1970 devalüasyonu Başbakan Süleyman Demirel düşürüldü, hizaya getirildi.
  • 1994 devalüasyonu Başbakan Tansu Çiller düşürüldü, silindi.
  • 2001 devalüasyonu Başbakan Bülent Ecevit düşürüldü, ölü ilan edildi.

Recep Bey öyle bir havaya girmiş ki mitinglerde soru soran ve derdini anlatan vatandaşı tersliyor. İktidar sarhoşluğu başına vurmuş. Koyun sarhoş olunca kendini kaplan sanıp kurdun adresini sormuş! Fakir fukarayla alay ediyor. Asgari ücrete 26 milyon zam yapmış... Bununla herkesi ev sahibi yapacağını söylüyor!?

AKP iktidarın ülkenin ekonomik ve siyasi gidişatından haberi ve yetkisi yoktur. AKP iktidarı uzaktan kumandalı uçak gibidir. Zaten bu nedenle başbakan hep yurtdışı gezisindedir.

Enflasyon: Karşılıksız para basıp piyasaya sürerek veya sıcak para getirerek fiyatları yükseltme.

Deflasyon: Kasıtlı olarak piyasadan para çekilerek, halkın alım gücünü zayıflatma sermaye baronlarının tekelleşmesini sağlama.

Dolar dalaveresine karşı çıkan ABD Başkanları

  • Thomas Jefferson, suikasta uğradı
  • John Kennedy, suikasta uğradı
  • N.Erbakan, "İslam Dinarı" projesi yüzünden 3 ihtilal yapıldı, 4 partisi kapatıldı, siyasi yasak konuldu.
  • Saddam Hüseyin, "Petrolü euro ile satarım" dediği için savaş açıldı.
  • Vladimir Putin, Gürcistan, Çeçenistan, Ukrayna ile kuşatıldı.
  • Hugo Chavez, 2 ihtilal, 4 suikast yapıldı.

Ama Siyonist ABD'nin artık Hugo Chavez'e bile gücü yetmiyor: Hugo Chavez, Siyonist sermayeye kan kusturuyor.  Venezüella devlet başkanı Hugo Chavez, toprak reformunu hayata geçirme yolunda bir adım daha attı. Chavez, yoksullara dağıtmak için ülke çapında büyük toprakların incelemeye alınacağını açıkladı. Toprak reformu çerçevesinde geniş toprakları inceleyecek bir komisyon kurulmasını öngören kararnameyi imzalayan Chavez, böylece büyük toprak sahipliğine karşı savaşın yolunun açıldığını söyledi.

Chavez, binlerce yandaşına yaptığı konuşmada, "Bu tarihi bir gün. İşleyenler için toprak! Çiftliklerde adalet!" dedi.

Ve bu büyük çiftliklerin, Yahudilerin elinde olduğu ve kokain ekiminde kullanıldığı belirtildi.

Önce Enflasyon Sonra Deflasyon

Amerikan başkanlarından Thomas Jefferson'ın çok meşhur bir sözü vardır. Jefferson diyor ki; " eğer Amerikalılar özel bankalara para basma ve kontrol etme gücü verirlerse, önce enflasyon sonra da deflasyon ile bankalar ve onların etrafında filizlenen kuruluşlar tarafından sahip oldukları her şey ellerinden alınır. Eğer bu şekilde devam ederse bir gün bu milletin çocukları babalarının fethettiği ülkede her şeylerini kaybetmiş olarak uyanırlar." Ama öldürüldü.

6 Eylül 1944 tarihli Present Outlook dergisinde bir uyarı başlıklı makalede Frederik Soddy ve arkadaşları şunları söylüyor: " Bir millet kendi parası üzerindeki kontrolü kaybederse bütün geleceğini de kaybeder. Bu kontrolü kaybetme konusunda yapacağı ilk yanlış paranın kontrolünü özel bir kuruma (bankalara) vermektir. Bundan sonraki yanlışlar da bu temel üzerine bina olur gider."

Önce enflasyon sonrada deflasyon ile her şeyimizi kaybediyoruz. Uzun süre yüksek enflasyon altında yatırım ve üretim yapamayan, insanlara iş ve aş bulamayan, sürekli borçlanan bir ekonomi, şimdi deflasyon ile iflas ettirilip tasfiye edilmeye çalışılıyor. Bu konuda yapılan en önemli yanlış paranın basım ve kontrolünün Merkez Bankası A.Ş.'ye devredilmesi ve onun tamamen bağımsız hale getirilmesi olmuştur. Şimdi Merkez Bankasının bağımsızlığını savunanlar memleketin içine sokulduğu enflasyon ve deflasyon sürecini başka teorilerle izah etmeye çalışırlarken yaptıkları en büyük yanlış paranın kontrolünün özel bir kuruluşa devredilmesine yönelik temel kabuldür.[2]

Bir Şubat Yazısı...

Cüneyt Arcayürek Cumhurbaşkanı Demirel'in danışmanıydı. Demirel'le birebir diyalogların yer aldığı "Büyüklere Masallar-küçüklere Gerçekler" dizisinin 10'uncu kitabı 28 Şubat üzerine. İşte o kitaptan bir kaç alıntı. 28 Şubat'ı, Dış Mihrakları ve bir zihniyeti daha iyi anlamanız için!

Cumhurbaşkanı Demirel: "Elimde bir kağıt var. Tercümesi yapılıyor. Amerika Stratejik Araştırmaları. Zehir Zemberek birşey."

Arcayürek: "Tabii Erbakan iktidarı için?"

Cumhurbaşkanı Demirel - "Evet. Bu iktidar devam ederse, Türkiye ihtilale gider diye açıkça koymuş."

Wall Street'te çıkan "Turkey is our friends, not Mr. Erbakan" (Türkiye bizim dostumuz ama Erbakan değil) başlıklı bir yazı üzerine konuşuyorlar.

Cumhurbaşkanı Demirel: "Wall Street'tekine benzer yazıların New York Times, Washington Post ve Herald Tribune gibi gazetelerde de çıkacağını bana bildirdiler. (Niye Siyonistlerin muhabirimisin?) Anlaşılıyor ki, bazı mihraklar çalışıyor." (Yani Yahudi lobileriyle)

Arcayürek: "... Böyle yapmaya devam ederse elbette bazı mihraklar çalışır."

Demirel: "Evvelallah!"

Erbakan Hoca'nın Endonezya gezisiyle ilgili konuşurlarken:

Arcayürek: "Neler söylüyor bugün. Dünyanın merkezi Türkiye imiş. Tabii kendisi. Endonezya'ya 10 kere daha giderim gibi sözler"

Cumhurbaşkanı Demirel: "Endonezya'ya gitmek mesele mi yani? 15 saat uçarsın tamam."

Arcayürek: "Uçak Muçak diyor.!?"

Cumhurbaşkanı Demirel: "Canım ne uçağı? Amerikalılar müsaade etmedikçe o uçakları nasıl yaparsınız? Onlar kayda bağlı şeyler... Yani Amerika razı olmadıkça siz, kimseye bir zırnık veremezsiniz..."

Lütfen "Bazı Mihraklar çalışıyor", "İktidar devam ederse Türkiye ihtilale gider" ve "Amerikalılar müsaade etmedikçe o uçakları nasıl yaparsınız!" bölümünü tekrar tekrar okuyunuz."[3]

Ama aynı Erbakan için, hala AKP'li bir milletvekilinin itiraflarıyla, Amerika'daki bir Yahudi lobisi yetkilisine "Onu siyaseten öldürüp gömmemiz yetmiyor. Şimdi üzerine beton dökmemiz gerekiyor!" dedirtecek kadar, dünyayı parmağında oynatan şeytani güçleri, böylesine korkutan ve uykularını kaçıran şey nedir? İşte bu Erbakan  endişesi ile yatıp kalkan, ama Recep Tayyib'e madalya  takan Siyonistlerin korktukları başlarına geldiğinde, Resul Tosun Beye, ampulün durumunu, tekrar soracağız!..

Balonun Şişi,  Baronun Şevki!

Yahudi asıllı, ABD Pentagon uzmanı ve dahi İsrail Başkasabı Ariel Şaron'un özel danışmanı Douglas Feith'in, Türkiye'deki basın toplantısında" Bizim Fethullah Gülen'in Grubu" dediği Zaman Gazetesine, 28 Şubatla ilgili bir demeç veren Şevki Yılmaz,

"28 Şubat'ın hedefi (bahanesi) olan bizlerin de, bu süreç içerisinde yaşadıklarımız, olayın bir üçüncü boyutudur. Yaşadığımız süreç bizi yoğun bir iç hesaplaşmaya götürmüş, muhasebe yapma ve yaşanılanları tahlil ederek hatalarımızı görebilme imkânı sağlamıştır. "Dost acı günde belli olur" sözünün ne anlama geldiğini, yaşayarak öğrenme imkânı bulduk. Bu süreç içerisinde siyasi iktidardan tasfiye edilişimizin iç ve dış mihrakların gücünden değil, ideallerimizi bir kenara iterek ‘illa iktidar' hırsına kapılıp zafiyete uğramamızdan kaynaklandığını anladık. Hakk'ın rızasından kopup halktan uzaklaşan, istişareyi önemsemeyen, kolektif akıl yerine tek akla ve şahsa güvenen, ehliyetsiz, plansız, programsız, günübirlik politikaların çıkmaz sokak olduğunu bir kere daha yaşayarak gördük." demiş... Yani "Zaman" alana ve arkalarındaki Siyonist "azman"lara yaranmak için, bütün suçu ve sorumluluğu Erbakan Hocaya yüklemiş...

Ve devam etmiş, "bu tür süreçlerin tekrar yaşanmaması için herkese görev düşmektedir. Milletimiz iradesine sahip çıkıp, doğruyu tavsiye etme ve uyarma görevini hiç çekinmeden yerine getirmelidir. Bu ülkeyi yönetenler ise bu halkın kendilerine verdiği yetkiyi gereği gibi kullanmalı, sözünün eri olmalı ve muhalefete cesur, iktidarda süt dökmüş kediye dönmemelidirler. Her ne pahasına olursa olsun halka hizmet ederek Hakk'ın rızasını kazanma dışında başka çıkarlar peşinde koşmamalıdırlar. Halkına bedel ödettirirken kendileri bedel ödemekten kaçmamalıdırlar." demiş... İyide adam olana sormazlar mı; Tehlike sezince firkateyni ilk terk eden fareler misali, Avrupa ya niye kaçtın? Erbakan gibi mert ve metin niye davranmadın... Niye ucuz kahramanlıklarının ve şuursuz şarlatanlıklarının hesabını vermeden sıvıştın?

28 Şubat 2005 tarihli Zamanın son sayfasındaki demecinde: "28 şubat Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy paşa, Mehmet Akif Ersoy, Saidi Nursi, Necip Fazıl, Adnan Menderes gibi vatansever zevata reva görülen senaryoların bir tekrarıdır. Zira yıllar önce yapılan konuşmalar makaslanarak ve maniple edilerek o günlerde söylenmiş gibi gündeme taşınmış ve "topyekûn bir savaş" çığırtkanlığı ile medya patronları ve rantiyeciler el ele vererek ülkeyi krizlerin içine sokmuşlardır." diyor... Ve tabi şecaat arz ederken cehalet sergiliyor! Çünkü rahmetli Mehmet Akif, Said Nursi gibi muhterem zatlara birlikte zikrettiği Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy ve Adnan Menderes'in; sabataist dönme olduklarını ve Atatürk'ün kurduğu Milli Cumhuriyetin temellerini yıkmaya çalıştıklarını, artık herkes biliyor, belgelerle ortaya koyuyor.

Şevki Yılmaz, ya dünyadan habersiz yaşıyor veya Siyonist merkezlere yılışıp yanaşıyor!..



[1] Yeni Safak / 19 Şubat 2005

[2] Milli Gazete / 13 ŞUBAT 2005 / Mete Gündoğan

[3] Milli Gazete / 16 Şubat 2005 / Kulis Ankara


Bu yazarin diger makaleleri

Devlet çatısı çatırdıyor. Emniyetle asker, polisle jandarma çekişiyor. Emniyet içinde...
Devami
  Bir ülkede kişi başına gelir düzeyinin belirli bir aşamadan öteye...
Devami
   “İslam Süfyanı” (Deccal’ın Müslüman kılıklı yardımcısı); dindarlık ve halka hizmetkârlık...
Devami
"Türk bayrağı asılmayacak" diye bağıran, kendine aşırı güvenli asık suratlı,...
Devami
  Zeki Müren tarzı muhalefetle halk nezdinde itimat ve itibar sağlanmaz...
Devami
  OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN KÜSTAHLIĞI VE MİLLİ GÖRÜŞ CAMİASININ TUTSAKLIĞI          Oğuzhan Asiltürk, bizzat kendisinin...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5250

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR