Reklam
Reklam
Reklam

İSRAİL BÜYÜKELÇİLİĞİ: "MİLLİ ÇÖZÜM, BOMBADAN TEHLİKELİ"

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 10
ZayıfMükemmel 

KARGO'CUNUN İTİRAFI: İSRAİL BÜYÜKELÇİLİĞİ: "MİLLİ ÇÖZÜM, BOMBADAN TEHLİKELİ"

İsrail Büyükelçilik yetkilileri:

"Biz Mili Çözüm Dergisini asla kabul etmiyoruz. Çünkü başından beri takip ediyoruz, içeriğini ve asıl gayesini çok iyi biliyoruz ve Milli Çözüm Dergisini, bombadan çok daha tehlikeli buluyoruz!" diyerek 4 sefer iade edildi.

Bazı Büyükelçiliklerin özel talebi üzerine, bütün büyükelçiliklere gönderilen ve çoğundan rağbet gören Milli Çözüm Dergimiz, sadece İsrail Büyükelçiliğinden ve yukarıdaki gerekçelerle defalarca geri gönderildi.

 

Sebebini sorduğumuzda ise; Kargo yetkilileri aynen yukarıdaki sözlerin söylendiğini bildirdi.

Defalarca ve yıllarca kitaplarımızda ve konferanslarımızda tekrar edip söylüyoruz:

"Dürüst, dindar, Devletimize milletimize ve diğer ülkelere kötülük ve kindarlık düşünmeyen; bütün samimi Yahudilerle, vatanımızı, imkanlarımızı ve dünyamızı paylaşmaya, birlikte ve barış içerisinde yaşamaya hazırız ve razıyız!.. Ve tarihimiz boyunca bunu zaten ispatlamışız.

Ancak "Sadece kendilerini hakiki insan, bütün başkalarını, Yahudiye hizmet için yaratılmış insan suretli hayvan!" gören sapık bir zihniyete ve saldırgan ve sömürücü bir tiyniyet ve siyasete saplamış Siyonistleri ise: Şeytanın askerleri olarak tanımaktayız!..

İşte bu yüzden, İsrail Büyükelçiliğinin "Milli Çözüm Dergi"mizi "Bombadan daha tehlikeli" bulmasına seviniyoruz, bunu bir şeref kabul ediyoruz ve Yüce Rabbımıza sonsuz şükürler ediyoruz!..

Ve yeri gelmişken; vefakâr, cefakar ve fedakar Milli Görüşçü kardeşlerimizin, akıllarına ve vicdanlarına hitap ederek soruyoruz:

İsrail Büyükelçiliğinin Milli Çözüm'ü "Bombadan daha tehlikeli" bulmasını anlıyoruz!

Peki Ş.Bey ve O.Beylerin Milli Çözüm'ü yasaklamasına ve Bize ambargo uygulamasına ne diyorsunuz?!

Mustafa Miyasoğlu'nun Hatırlattıkları

"Fatih, İstanbul'un hakikî fatihinin, hocası Akşemseddin Hazretleri olduğunu söyleyecek kadar büyük bir tevazu ve hakkaniyet sahibidir. Ama kendi gücünün de farkındadır: "Bizim yaptıklarımıza, bizden öncekilerin hayali bile yetişemezdi" der. Bu şuurla Hıristiyan halka ve bilim adamlarına âdil davranmıştır.

Fatih Ortodoksları, Kanuni de Protestanları Katolik zulmüne karşı himâye etmemiş olsalardı, çok daha önceden müttefik Hıristiyan kuvvetleri çok güçlü Haçlı Seferleri düzenler, Osmanlı Devleti'ne son verebilirlerdi. Bu politikalar tek başına hiç bir sultan tarafından belirlenemez ve uygulanamazdı. Bunun tersine bir örnek de Sultan İkinci Abdülhamid dönemidir. Tek başına kalan sultan, güvenemediği insanlarla devleti idareye çalışır, ama düşmanlar dışardan, güvenilmez insanlar da içerden, 600 yıllık bir devleti ondan kısa bir süre sonra girdikleri Balkan Harbi ile başlayan on yıllık süreç içinde parçalar, tarihten silerler. Bu da garip bir tecellidir.

Kalem sahibi insanlardan Ahmet Mithat Efendi ile damadı Muallim Naci dışında sadece Ahmet Cevdet Paşa'nın desteklediği Sultan İkinci Abdülhamid, politikalarını destekleyen aydını ve sanatkârı olmayan bir dehanın bile nasıl çaresiz kalacağının çarpıcı bir örneğidir. Bugün de benzeri sıkıntıları yaşıyoruz. Aydın ve sanatkârın haklı destek ve tenkidinden mahrum kalan hiç bir fert, siyasî başarılarını sürekli kılamaz. Tarihte bunun örneği yoktur. Kartacalı Hannibal'i bugün kim tanıyor?[1]

Bunları okuyunca, şunları hatırladık:

1- Atatürk'ün bile Nutuk'ta insafla itiraf ve işaret ettiği gibi:

İttihat Terakki sabataistleri, Avrupa ve Amerika yönetimlerini kendi güdümlerine alan Dünya Siyonistlerinin de desteği ile Osmanlı'yı zaten ele geçirmiş, padişahlar sadece bir "vitrin bekçisi ve günah keçisi" haline getirilmişti.

Abdülhamit Han yüksek dehası ve feraseti ve siyasi manevrasıyla; batmakta olan Osmanlı gemisini 33 yıl ayakta tutabilmişti.

İngiliz Siyonistlerinin baskısıyla ve sabataist çetenin fesatçılığıyla, Mithat Paşa gibilerini sadrazam yapmaya mecbur kalmış, ama elbette güvenilmeyecek bu adamların pek çok önemli görev ve yetkisini de kendi üzerine alarak, hıyanet ve tahribatlarını asgariye indirmeye gayret etmiştir.

Hatta pek çoklarınca O'nun aleyhinde kullanılan "Donanmayı feshetme"sinin asıl nedeni de, komutanından kaptanına, çavuşundan çarkçısına kadar hemen tamamının Yahudi Rum ve Ermenilerden olduğunu fark ettiği, üstelik de, düşman devletlerin "kendilerine saldırmak üzere hazırlandığını" iddia ettiği ve herhangi bir savaşta bizzat devlete hıyanet edeceklerini sezdiği ve hiç değilse, maddi külfet ve zahmetten devleti kurtarmak gereğini düşündüğü içindir.

Bu yüksek siyaset ve stratejilerini, o günkü sabataist ve dönmelerin ve çoğu kiralık ve kafası karanlık aydın geçinenlerin değil, hatta, maalesef Bediüzzaman gibi çok büyük alimlerin bile, bazen anlamakta güçlük çektikleri tarihi bir gerçektir.

Velhasıl, Sultan Abdülhamit; alimlerin, aydınların ve sanatçıların kıymetini bilmediği, önem vermediği veya bu çevrelerin desteğini yitirdiği için değil, Ezeli kader programının ve imtihan sırrının bir cilvesi ve tecellisi olarak; tüm dünyaya ekonomik ve siyasi yönden etkinliklerini gerçekleştiren dünya Siyonizminin ve içimizdeki sabataist ve satılık hainlerin, "Dünya hakimiyetlerini gerçekleştirmek için ortadan kaldırmaya karar verdikleri Osmanlıyı çökertmek üzere, bütün şeytani güçlerin kendi üzerine çullanıp çöreklendiği için devrilmiş ve devre dışı edilmiştir.

İşte Erbakan Hoca'nın; kof kafaların bir türlü akıl erdiremediği dehası ve büyüklüğü ve tarihin yönünü değiştirecek talihli rolü de, bu noktada kendini göstermektedir.

Çünkü Cennetmekan Abdülhamit Han Hz.leri, zayıflamış ve beynine sızılmış da olsa hala dünyanın en güçlüleri arasında sayılan bir devlet ve bugünkü kadar yozlaştırılmamış bir milletin başında bulunmasına rağmen, karşılarında tutunamadığı, şeytanın şer güçlerin:

  • 1- Bugün o dönemden ve her yönden çok daha güçlü ve etkili olmalarına
  • 2- Osmanlı'yı çoktan tarihe gömüp Türkiye'yi kontrollerine almalarına
  • 3- Müslümanları fikren ve fiilen yıllardır yozlaştırıp, özünden ve kökünden uzaklaştırıp, bir nevi robotlaştırıp, bu robotları "şeyh, Hoca Efendi, İslamcı yazar" gibi kumanda aletleriyle uzaktan yönlendirecek hale sokmalarına
  • 4- Ve Erbakan Hoca'ya karşı üç ihtilal yapılmasına, beş partisinin kapatılmasına, on defa çevresindekilerin ayartılıp ayrılmasına ve siyasi yasaklı sayılmasına rağmen; hala Onu yıkamadıkları, O'nu devre dışı bırakamadıkları ve Amerikadaki Siyonist Lobi yetkilisinin "Erbakan'ı siyaseten öldürdük ve gömdük, yetmez, üzerine beton dökmemiz gerekir!" diye korku ve kuşkularını açığa vurdukları da gösteriyor ki, Erbakan Hoca: Siyonist güçlerin ve şeytani çevrelerin bugüne kadar başa çıkamadıkları tek kişidir!.. Ve hele bekleyin, bakalım önümüzde günler neler gösterecektir!...

Hem, kerametleri kendilerinden menkul: "Alim, aydın" geçinenler ve Liderlerini tenkit etmekle tekamül edeceklerini, hatta masonik merkezlerde terfi ettirileceklerini zannedenler, niye acaba, hep "Fatih"e yükleneceklerine "Acaba biz bir Akşemsettin, bir Molla Gürani olabildik mi? sorusunu kendilerine sorup, ciddi ve cesaretli bir nefis muhasebesine girişilmemektedir?

10 yıl kadar önce Trablus'ta yapılan ve yüzlerce ilim ve irfan ehlinin katıldığı "Dünya Tasavvuf Kongresi" ne giderken; ekibimizdeki bir ilahiyat profesörü, içimizdeki muhterem ve muttaki tarikat temsilcileri için:

"Böyle şeyhlik, dervişlik olmaz. Gavsi Geylani, İmamı Rabbani gibi zatlar gerekir" şeklindeki kırıcı ve horlayıcı sözleri üzerine kendisine:

"Sizler, hem ilim ve ehliyet, hem de siyasi feraset ve cesaret noktasında; bir İmamı Azam, bir İmamı Şafi olamadınız ki, şeyhlerimiz ve sofilerimiz de bir Şahı Geylani bir İmamı Rabbani olabilsin" dediğimizde bizden küsmüş, ama sesini de kesmişti...

Mustafa Yazgan'ın İstikamet Dersi!

"Kaygan"lığı, Milli Görüşten "Kaytarıcı"lığı, Milli Gazeteden, zilli zamanlara ve Amerikancı Fethullahcılara "yanaşması ve yağcılığı" ile tanınan ve yıllardır, malum ve melun merkezlerin kışkırtması ve kullanmasıyla Korkut Özal'ın Erbakan'a savaş açtığı günden beri hep "müzebzebine beyne zalik" tavrı takınan Bay Mustafa Yazgan'a, hem de Kanal 5'te; Dr.Senai Bey'in konuğu olup sadakat ve istikamet dersi verirken rastlayınca, hiç şaşırmadık!

Çünkü:

Erbakan Hoca'ya vefasızlık ve saygısızlık edenlerin eninde sonunda, O'nun gazetesine, Tivisine, partisine mutlaka muhtaç ve mecbur hale geldiğinin, İlahi bir intikam olduğunun yıllardır farkındaydık!...


T.C.K Niye İki Ay Ertelendi?

Ve Şevket Kazan'ın En yakın Adamı Niye Başbakanlık Başmüşavirliğine Getirildi?

Yeni TCK ve Basın Yasasının hiç beklenmedik şekilde iki ay ertelenmesi de, Kirli Derin Devletin ve Siyonist merkezlerin çok sinsi bir manevrasıdır.

Bununla güya, "yeni kanunlar üzerinde olumlu ve ılımlı değişiklik ve düzeltmeler yapılacak" izlenimi verilmekte ise de, asıl sebep Erbakan Hocayı hapishaneye sokmaktır!

Çünkü bu Kanun belirtildiği ve beklendiği gibi 1. Nisan'da yürürlüğe girseydi. Erbakan Hoca kendisine verilen o haksız ve dayanaksız cezayı evinde çekme imkânı'na kavuşacaktı.

Ama bu TCK, iki ay ertelenince: Erbakan Hoca'nın hastalık nedeniyle aldığı heyet raporuda dolmuş olduğundan, ya acilen yeni bir rapor alması ve ya cezaevine konması söz konusu olmaktadır.

Hoca'nın daha önce rapor aldığı hastanelere, bu sefer yoğun baskı yapıldığı, hatta rapor alsa bile, Yargıtay ve ilgili makamlarca geçersiz sayılması yolunda haberler dolaşmaktadır.

Yani TCK'nın ve yeni basın yasanın iki ay uzatılması, Erbakan Hoca'yı sıkıntıya sokmayı amaçlayan, dış güçlerin ve han işbirlikçilerin kasıtlı bir hilekârlığıdır.

Ama unutuyorlar, Çünkü Milli Nizamın kapanmasından sonra, sağlık ve stratejik bazı sebeplerle İsviçre'ye giden Hoca'nın yurda gelmesi için Milli cephe devreye girmiş ve Hoca'nın dönüşü muhteşem sonuçlar doğurmuş MSP iktidara ortak yapılmış ve tarihi hamleler başlatılmıştı.

İşte tam böyle bir sırada Hukukçu Hasan Tahsin Fendoğlu'nun, Tayyib Beyin Başdanışmanı yapılması, kafamızda bazı söze işaretleri oluşturmaktadır!

Acaba, Hasan Tahsin gibileri sadece makam ve menfaat köleleri mi, yoksa bu iş Şevket Kazan'ın yeni bir Kerameti mi?

Çünkü Prof, Hasan Tahsin Fendoğlu, Şevket Kazanın da, Refah Yol dönemindeki Adalet Bakanlığında kedisine müşavir yaptığı kişiydi!

Şimdi Erbakan Hoca'yı hapse sokma senaryoları esnasında, hukukcu Hasan Tahsin Beyin bu atanışı, nereden icap etmişti?

Şevket Kazan'ın Elazığ'daki en has adamı, eski Refah Partisi İl Başkanı, sonra AKP Elazığ Belediye Başkan adayı, Hasan Tahsin Fendoğlu, şimdi Recep T. Erdoğan'a baş müşavir atandı. Bu olay bize şu ayetleri hatırlattı.

Bize (Firavun'un emriyle Hz. Musa'yı yenip (hâşâ) yalancı çıkarmak ve halkın gözünden düşürüp devre dışı bırakmak üzere, şölen meydanından toplanacak sihirbazların gösterilerini seyretmek üzere, Firavunun emriyle) Halka (şöyle haber ve talimat verildi): "Sizde toplanıyor musunuz? (haydi, çabuk olunuz?" denildi.

Halk ise (şuursuz kalabalık psikolojisi ve hep kazanan ve güçlü olandan yana tavır sergilemesi nedeniyle):

"Eğer, üstün gelirlerse, herhalde ve elbette sihirbazlara uyarız" (ve Hz. Musa'nın peşini bırakırız) diye (aralarında söyleştiler)

Sihirbazlar ise, (medyana) geldiklerinde, Firavuna (giderek): "Şayet biz üstün gelirsek, mutlaka bize (yakışır) bir ücret (ve mükâfat) vardır, değil mi? (Ey efendimiz)" diye (dilenciliğin ve menfaat için zalimlere dil dökmeciliğin yaygın bir öğreğini sergilediler)

Firavun ise onlara "Evet (elbette ve tabiî ki o taktirde, yanımda gözde kimselerden (ve her türlü makam ve menfaate erişenlerden) olacağınızdan hiç şüphe etmeyin" cevabını verdi"[2]

Ha şunu da hatırlatalım. Şevket kazan; Refah Yol Adalet Bakanı olunca, O da bu Hasan Tahsin Fendoğlu'nu kendine müşavir atamıştı... Şimdi de Siyonistlerden madalyalı Tayyib Bey Aynı kişiyi baş müşavir yapıyor!

Acaba rastlantı mı, yoksa biri biriyle bağlantılı mı?

Kemal Unakıtan İle Oğuzhan Asiltürk'ün Gizli Ortaklığı Var mı?

14 Nisan 2005 Habertürk saat:17:00 bülteninde; "Kemal Unakıtan'ın hayali ihracatı" başlıklı haberde, Alıcı firma olarak: Al Baraka Türk, alt şirketler ise, Kemal Unakıtan ve Oğuzhan Asiltürk'ün şirketleri gözüküyor." Denilmişti.

Şimdi:

  • 1- Siyonist odaklar ve spekülatör Soros'la gizli ve kirli bağlantıları bilinen AKP'nin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile, hala Milli Görüş kurmayı zannedilen Oğuzhan Asiltürk'ün bu bağlantısı nereden gelmektedir ve hangi düzeydedir.
  • 2- Bu haber doğruysa ve yalanlanmıyorsa:
  • Acaba, Kemal Unakıtan ile Oğuzhan Asiltürk ilişkisi, sadece ticari mi dir, yoksa daha derin, sinsi ve siyasi içerikli midir?
  • Bizimki, sadece sormaktır, sorgulamak değildir...

Milli Görüşteki Marazlılar!

Uşak'tan Hanifi kardeşimiz şunları anlatmış; Ahmet Akgül hocamıza telefon açıp dert yanmış:

MGV tarafından bir gece yapıldı. Erbakan Hocamızın da, telefonla katılmasının çok bereketli olacağı tarafımızdan hatırlatıldı. Ama ilgili ve yetkili kişiler bu teklifimizi geçiştirmeye çalıştı. Nihayet programın yapıldığı gece, ben bizzat MGV Genel Başkan Yardımcısı Baki Bey'in yardımıyla Hocamızın Özel Kalem Müdürüne ulaştım. Hocamız memnuniyetle kabul edip salondaki  telefona bağlandığı halde, burada başkan olacak kişi: "boş ver, kapat; Erbakan'ın sırası mı?!" demeye başladı..

Bizim zorlamamız ve ağır basmamız sonucu; malesef dakikalarca bekletilen Hocamız, telefonla, konukları selamladı ve kutladı... Çok farklı görüş ve düşünceden salonda bulunan katılanların ekseriyeti bundan çok memnun kaldı ve ayakta alkışladı...

Daha sonra: Hoca'yı arayıp  telefon bağlantısını sağladığım için, bana sataşma  ve saldırılar yoğunlaştı.Bunlar da güya Saadet Partili ve Milli Görüşçü geçinen insanlardı!?

Hatta bunlardan bazıları daha da ileri giderek:

"Bu geceye Erbakan Hoca'yı katmakla, bütün programı sabote ettin ve sanki de katlettin!" diyenler bile çıktı...

Bunlar da yetmiyormuş gibi, Erbakan Hocamıza, Davamıza ve Milli Gazete'ye sahip çıkmaktan ve yıllardır samimiyetle çalışmaktan başka suçları bulunmayan Eşime ve Kayınvalideme, Hanım Komisyonlarındaki Başkanlık görevlerini bırakmaları için baskılar arttı...

Biz: "Çürükler ayrıldı, sağlamlar kaldı" sanırken; bunların bu tavırları beynimizi bulandırdı ve yüreğimizi yaraladı!?..."

AHMET HOCAMIZ İSE O'NA ŞU CEVAPLARI VEREREK, TESKİN VE TESELLİ EDİYOR:

"Bütün bu durumları kışkırtan ve teşkilat mensuplarının kafalarını bulandıran, hala kurmay sanılan içimizdeki bazı marazlılardır.

Can kardeşim. Ya sabır çekerek, haklı ve hayırlı yolumuza devam etmek, bizim imtihanımızdır.

Sünnet'siz ve Hz. Mumammet'siz (SAV) bir İslam Safsatası, nasıl bir sapkınlıksa, Hz. Ali'siz ve Ehli Beyt'siz bir Alevilik uydurması, nasıl bir şaşkınlıksa,

Gavsı Geylanisiz bir Kadirilik, İmamı Azam'sız bir Hanefilik, Bediüzzaman'sız bir Nur Risalecilik nasıl imkânsızsa,

Bunun gibi, ERBAKAN'sız bir Milli Görüş te: dışarıdaki siyonistlerin ve hala içimizdeki bazı sinsi niyetliler kasıtlı bir tuzağıdır. Ama az kaldı, Allah Şeytanların ve şer odakların bütün planlarını boşa çıkaracak; heves ve hesapları kursaklarında kalacaktır! İnşallah zafer yakındır ve zafer sadıkların olacaktır.  

Yazar Nasuhi Güngörün İtirafı: 23 Nisan 2005 tarihinde Prof. Yalçın Küçük'le birlikte bir konferans için Konya'ya giden yazar Nasuhi Güngör, 3 Kasım 2002 genel seçim öncesi, AKP'nin içi yüzünü ortaya döken YENİLİKÇİ HAREKET kitabının Saadet Partisi tarafından bütün teşkilatlara dağıtılmasına karar verildiğine ancak Oğuzhan Asiltürk ve Mete Gündoğan eliyle bu girişimin engellendiğini pek çok arkadaşın huzurunda konferans sonrasında dile getirmiş...

Yorum izan ve vicdan ehlinin...



[1] Milli Gazete /  10 Nisan 2005 / Mustafa Miyasoğlu

[2] Şuara Suresi: 39-40-41-42


Bu yazarin diger makaleleri

  A visit by our President to Armenia is not...
Devami
Milli görüşten kaçıp, "kirli bavulu" aldım Hidayetim karardı, hala güneş doğmadı! Boynuma...
Devami
  Şevket Kazan'ın, ta talebeliğinden itibaren tanıyıp sahiplendiği, sonra hiçbir...
Devami
  Bu sorunun cevabını bulmak üzere kafa yorduğumuzda: Önce imani ve...
Devami
  Laik Cumhuriyetin, inançlı bekçileri Barışın sigortası, yiğit kadrosudur bu!.....
Devami
  Erbakan Hoca’yı ve kutlu programlarını, “modası geçmiş nostalji” sayan ve OĞUZHAN ASİLTÜRK...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4983

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR