ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün664
mod_vvisit_counterDün4780
mod_vvisit_counterBu Hafta19738
mod_vvisit_counterGeçen hafta29264
mod_vvisit_counterBu Ay57863
mod_vvisit_counterGeçen Ay186777
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17695579

IP'niz: 18.204.227.34
Bugün: 15 May 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12552310

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

ERBAKAN'IN GÜCÜ VE METAFİZİK'İN MATEMATİK'E ÜSTÜNLÜĞÜ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 10
ZayıfMükemmel 

 

SP Kongresi şeytanları çatlatan ve ağızları uçuklatan muhteşem bir katılımla gerçekleşti ve Erbakan Hoca'nın tek kişilik yenilmez bir ordu olduğu gerçeği test ve tespit edildi. Evet, bir kez daha metafizik, matematiği bozguna uğratıvermişti... Çünkü marazlı medyanın ve kiralık meydancıların: "taban ve teşkilât Numan Kurtulmuş'u istiyor! Anketlerde % 80 Numan çıkıyor... Erbakan dönemi kapanıyor." Şeklindeki yoğun yönlendirmelerine kapılan ve Numan Kurtulmuş'u seçmek üzere Ankara'ya koşan delegeler Recai Kutan Bey'i seçmişti! Evet, bu sonuca şeytanların ve şarlatanların aklı ermemişti. Çünkü "Gıllet" (Azınlık), "Kesret"e (Kalabalığa) galip gelmişti. (Bkz: Bakara:249)

Vahdet, gafleti yenmişti!.. Vakit'ten Hürriyet'e, İbrahim Kiras'dan Ahmet Taşgetiren'e: Numan Kurtulmuş seçilmezse, "SP Erbakan'ı sevenler derneğine dönüşecek" gibi, güya ayrı gazetelerde ama aynı sözleri tekrar etmeleriyle hepsinin aynı masonik mutfaktan beslendiklerini ve eğitildiklerini fark ettiğimiz, feraset ve haysiyet fukaraları ve siyonst güçlerin figüranları, bir kere daha Erbakan'a yenilmişti...

 

28 Şubat 2006 tarihli köşesinde "oysa medyanın orta çağ kültürü ve inanç sömürüsü üzerinde hiçbir şeyin kurulmayacağını bilmesi gerekirdi... Medyanın bilmesi lazımdı; gericilerle ileri gidilmez" sözleriyle, İslam'a "orta çağ kültürü" Müslümanlara ise "gerici" olarak saldıran ve salyasını akıtan Bekir Coşkun gibilerin Hürriyet harasında hırlamak üzere bir köşe kemiğine kiralanan Ahmet Hakan Şunları Yazıvermişti:

            "Erbakancılık bitmiştir. Yazdığımız sadece ‘basit ve yanlı bir gerçek'i dile getirmekten ibarettir. Evet Erbakancılık hareketi ömrünü tamamlamıştır. Miadını doldurmuştur. Müzedeki yerini almıştır "Maneviyatçı motor profesörü", kendisi kabul etmek istemese de kırk yıllık mücadelesinin sonuna gelmiştir. Bu nedenle Saadet Partisi'nin hafta sonu Ankara'da toplanacak büyük kongresinden bir şey çıkmayacaktır. Hafta sonu Ankara'da toplanacak olan kongre bir siyasi parti kongresi olmaktan ziyade bir dernek toplantısı olacaktır. Derneğin adıda bellidir. Erbakan'ı sevenler derneği."[1] 

            İbrahim Kiras sekizsutun.com'da aynı sözleri dillendirmişti: "İşte bu tabloda Erbakan hareketinin geleceğini tartışıyoruz ikbal vaatlerine rağmen sırtındaki milli görüş gömleğini çıkarmayı kabul etmemiş olan sadık ve samimi Erbakancılar bu hareketin devamında başarı sağlaması için kimin genel başkan olması gerektiği sorusunu tartışıyorlar. Oysa hareketin bu günkü çatısı durumundaki Saadet partisi bu gün itibarıyla ‘Erbakan'ı sevenler Kulübü haline gelmiş bulunuyor'"[2]

             Hasan Karakaya 22.03.2006 tarihli vakit'te Numan Kurtulmuş'u öne çıkarıyor ve SP'nin Erbakan'ı sevenler derneği" olmaktan kurtulması yolundaki arzularını ifade edip: Şimdi, iktidar ve muhalefet kadar, bizimde gözümüz "08 Nisan'daki Kongre"de!..

Neler olacağını bekleyip göreceğiz...

Ama şunu da biliyoruz.

Son belirleyici "Erbakan Hoca faktörü" olacaktır!."

08 Nisan 2006 tarihli Hürriyet'te Cengiz Özdemir Saadet Partisi Yol Ayrımı başlıklı yazısında "önümüzdeki günler siyasi arenalar için sıcak gelişmelere gebe. Saadet Partisi nostaljik bir fikir klubü olarak devam etmeyi düşünüyorsa Numan Kurtulmuş'un genel başkanlığında o ısınacak arenada yerini alacak. Aksi halde, gönülsüz de olsa Recai Kutan veya onun yerine Cevat Ayhan ile Lütfü Esengün'den biri getirilebilir.

Böyle bir "görevlendirme" seçimle değil tercihle olur. Bu da o "çığırın" hatıra veya hayallerle yetinmesine yol açacak, temsilini iyice zayıflatacaktır.

Necmettin Erbakan, bir ay öncesine kadar teşkilat mensuplarına Recai Kutan'la devam edeceğini son derece kesin bir dille söylüyordu. Son zamanlarda ise dinliyor ve teşkilatın nabzını tutuyor.

Teşkilatın nabzı da Numan Kurtulmuş Diyor." Sözleriyle, Siyonistlerin arzusunu dile getirmişti.

Abdurrahman Dilipak 27.03.2006 Vakit'te:

"SP'nin var oluş mücadelesini hâlâ destekliyorum... Bu kongrenin de bu anlamda büyük bir önem taşıdığını düşünüyorum...

Şimdi meydanda 3 aday var... Erbakan'ın adayı belli gibi. Bir dönem daha Recai Kutan... Hoca'yı bir dönem, en yakından tanıyanlardan biri bendim... Geçti o günler... Oğuzhan Asiltürk'ün adayı Gündoğan gibi... Benim gözlemim taban Numan Kurtulmuş'u istiyor... Aslında Recai Kutan, bana kalırsa samimi olarak bu görevi devam ettirmek istemiyor... Delegelerin büyük bir kısmının da Numan Kurtulmuş'a oy vereceklerini sanıyorum... Ben de üye olsam Numan Kurtulmuş'a verirdim..." demişti.

Ahmet Taşgetiren: "Numan Kurtulmuş'la birkaç saat yazısında: "Saadet Partisi'ne yeni bir lider lazımdı. Bundan sonra Necmeddin Erbakan Hoca'nın fiili liderliği söz konusu olamazdı. Recai Kutan Bey'in liderliği, artık "nezaketen vekalet" niteliğindeydi. Belli ki o da, emaneti teslim edeceği "yeni lider"i beklemekteydi.

Yeni lider kim olacaktı?

Numan Kurtulmuş ve Mete Gündoğan isimleri dolaşıyordu.

Ve şimdi biz onlardan biri ile Numan Bey'le birlikteydik.

Ben, Türkiye'nin geleceğinde etkin siyaset potansiyeli bulunan gruplara yönelik değerlendirmemde, "Milli Görüş"ün en avantajlı zemin olduğunu düşünmekteyim. Genç bir yapı orada duruyor, ilerliyor, yarınlara hazırlanıyor. Şu sıralar gereken derin bir muhasebe, toplum nabzını tutacak bir liderlik ve sağlıklı bir dil gibi görünüyor.

Bu arada toplantıda bulunan aydınlarla ilgili bir gözlemimi belirteyim:

-Saadet'in kendini yenilemesi talebi devam ediyor.

-Liderliğin yenileneceği konusundaki hisler - beklentiler iyimserlik- karamsarlık arasında gidip geliyor.

-Numan Bey seviliyor. Samimi bulunuyor. Balonunu şişirmişti.[3]

Tercüman'dan Osman Özsoy:

Hafta sonu Ankara'da, Saadet Partisi'nin olağan kongresi var. Partiye genel başkan seçimi yapılacak. Çıkacak sonucu sadece Saadet Partililer değil, AKP'liler de merakla bekliyor." Demişti.

Saadet empatisi...

ŞİMDİ bir empati yapalım. Başbakan Erdoğan ya da AKP'lilerin yerinde olsaydınız, partinin başında kimi görmek isterdiniz. 75 yaşını devirmiş Recai Kutan'ı mı, yoksa daha genç ve cevval birini mi? Elbette Recai Kutan'ı...

Bir AKP'linin Saadet'in başında dinamik bir lider görmeyi arzulaması için, ya siyasetin s'sinden bile anlamaması, ya da aklından zoru olması lazım.

Saadet Partisi yönetimi Erbakan Hoca'nın isteği üzerine kongre öncesi bir ilki gerçekleştirdi. Teşkilat içinde görüşlerini önemsediği 500 kişiye anket formu gönderdi. Kendilerinden, partide kimi genel başkan görmek istediklerine dair isimlerle, genel idare kuruluna seçilecek 50 asil 50 yedek üye ismi yazmaları istendi. Yapılan anketten açık farkla, lider adayı olarak Prof. Dr. Numan Kurtulmuş'un ismi çıktı.

Saadet Partisi'nde bugün siyaset yapanlar, ya AKP'ye zamanında geçme fırsatı elde edemeyen, yada Erbakan Hoca'ya vefa ve sadakat duygusu ağır bastığı için kalan isimlerden oluşuyor. Durum böyle olunca, Erbakan Hoca'nın genel başkan adayı için vereceği işaret önem taşıyor.

Eğer Saadet Partisi teşkilat mensupları, doldurdukları anket konusunda gerçekten samimi iseler, genel merkezi kuşatan dar kadronun oyunlarını bozmanın tek bir yolu var. O da; il başkanlarının kongre öncesi ortak bir basın toplantısı düzenleyerek adaylarının Prof. Dr. Numan Kurtulmuş olduğunu deklare etmeleridir.

Saadet Partisi organizasyonel yapısıyla Türkiye'nin en dinamik partilerindendir. Genel başkanlığına Numan Kurtulmuş gibi donanımlı ve pozitif elektriği olan birinin gelmesi, siyasi kulvarı hareketlendirecektir." Müjdesini Vermişti.[4]

 

08 Nisan 2006 Milli Gazetedeki "Bir dönemin Başlangıcı" yazısında "Dava peşinden koşmayıp, adam peşinde koşanların vay haline deriz... Bu yüzyılın asıl yürüyüşü şimdi başlıyor." Sözleriyle ve filozofluk fantezisiyle "Erbakan döneminin kapandığını Numan kurtulmuş döneminin başladığını" ima ve işaret eden ve bu marazlı mantığını mertçe değil "meretce" dile getiren Ali Haydar Haksal gibileri de bunu yolda nice gayretlere girişmişti.

            Yani Ahmet Hakan ve Abdurrahman Dilipak'la aynı tavrı sergilemiş aynı tarafta kılıç çekmişti ve hezimeti birlikte göğüslemişlerdi.

Hatta kongre esnasında mücahit Erbakan Sloganlarından duyduğu rahatsızlığı

"Tamam gençler, yeter artık !? Anladık canım... Sevginiz içinizde kalsın, bu sloganı atmayın!" diyerek açığa vuran... Ve 15 Nisan 2006 tarihli Milli Gazetedeki "Teşekkürler..." başlıklı yazısında, Milli Görüş davasının şahsı manevisi ve muhteşem Kongredeki çoşku ve heyecanın gerçek sahibi olan Erbakan Hocamızı bir kere olsun hatırlamayan... Üstelik muhterem Recai Kutan Beyefendiye "Genel Başkanımız" demekten sakınıp, "Sayın Genel Başkan..." diye hitapta bulunan, riyakar ve nankör yasin Hatipoğlu gibilerine rağmen, Erbakan gerçeği yine galip gelmiştir.

 

 

 

Elif Çakır- Tempo Dergisinde şunları ifşa etmişti "Oğuzhan Asiltürk'ün esrarengiz gücü",!?

"Yusuf Kaplan, TV5'te, göreve başladıktan sonra Milli Görüş çizgisine kanal içinde geçit vermemesiyle dile dolanmaya başlamıştı. Dolayısıyla parti teşkilatıyla arası hep gergin oldu. Son dönemde de, partinin yeni genel başkan seçimi hengamesinde Numan Kurtulmuş'tan yana tavır alınca, genel merkezdeki ihtiyar kurmayların hışmına uğradı. Çünkü Saadet Partisi'nde örgütün tepe noktasında Oğuzhan Asiltürk'ün olduğuna inanılıyor ve kimse ona laf söylemeye cesaret edemiyor. Asiltürk'ün adayı da Mete Gündoğan. Partideki diğer kurmaylar da Asiltürk'ten çekiniyor. Asiltürk'ün tanımlanamayan bir gücü var.!

Her ortamda Numan Kurtulmuş'un aday olması halinde ortalığı silip süpüreceği söylenirken, aylardır kongrelerin ertelenmesi, tabanda, Oğuzhan Asiltürk'ün, Numan Kurtulmuş'u istememesi şeklinde yorumlanıyor.

Geçen günlerde ilçe ve il başkanlarının bulunduğu bir toplantı yapıldı. Erbakan Hoca toplantıda, kongreye tek bir adayla girilmesi gerektiğini söyledi. Bu istek, Saadet Partisi'ne genel başkan olacağını düşünen diğer adayları ve o adayları destekleyen parti büyüklerini hareke geçirdi. Kongre sürecinin hareketli ve çekişmeli geçeğini biliyordum, ama bu hareketliliği kendi televizyon kanallarına kadar taşıyacaklarını düşünmemiştim.

Ben Tempo'da yazmaya başladığım ilk haftalarda Numan Kurtulmuş'u evinde ziyaret etmiş ve izlenimlerimi yazmıştım; bütün Saadet Partililerin, parti teşkilatlarının görmek istedikleri genel başkan Numan Kurtulmuş'tu. Hadi daha ileri gidelim; Kurtulmuş'a, Erbakan'ın veliahdı olarak bakılıyordu. Erbakan'ın da çeşitli ortamlarda Numan Kurtulmuş'a yeşil ışık yaktığını da biliyorum.

Şimdi bütün bunların Yusuf Kaplan'la ilgisi nedir ki diye soracaksınız.

Şöyle ki...

Erbakan Hoca'yı ikna ederek Yusuf Kaplan'ı TV5'in başına getiren, Milli Nizam'dan bu yana Hoca'nın kurmayları arasında kendine yer bulan ve TV5'in resmi sahibi olarak görünen Teoman Rıza Güneri, bu kez Yusuf Kaplan'ın görevden alınmasını sağladı. Belki de bir görevi yerine getirdi. Çünkü Yusuf Kaplan, parti kurmaylarının istediği yönde hareket etmedi. Televizyon macerası da böylece bitmiş oldu."

09 Nisan 2006 tarihi akşam Gazetesinde Ali Ekber Ertürk'ün haberinde: "Ahmet Tekdal ve Ahmet Sünnetçioğlu gibi isimlerin yer aldığı Oğuzhan Asiltürk ve ekibi hâlâ Numan Kurtulmuş'un adaylığını engelleme çabasındalar. Son güne kadar da Erbakan Hoca'yı ikna turları devam edecek gibi görünüyor." Tespitleri oldukça önemliydi.

Ve "SP'de YAŞLILAR DA BÖLÜNDÜ" demişti.

Erbakan'ın, yeniden Recai Kutan kararı vermesiyle birlikte, dava arkadaşları arasında ciddi çatlak oluştu. 1969 yılından beri Erbakan'la birlikte hareket eden Fehim Adak, Şevket Kazan, Ahmet Tekdal gibi önemli isimlerin, Kurtulmuş'u istedikleri ve bu taleplerini de Erbakan'a ilettikleri bildirildi. Ancak Erbakan, dava arkadaşlarını dinlemeyerek, son kararını verdi ve Kutan'ı tercih etti."

Sincan Belediye Başkanı iken teşkilatı takmayan, keyfi ve fevri kararlarıyla tertiplediği Kudüs gecesi provokasyonuyla 28 Şubatı tetikleyen aynı Bekir Yıldızı, aynı Şevket kazan şimdi tutup MGV üst düzey yönetimine getirmişti.

   Acaba yeni provokasyonlar için miydi?

Ve İbrahim Kiras:

Milli Görüş hareketi "Erbakan hareketi"dir, Erbakancılıktır.

Onun için Milli Görüş partilerinin veya Saadet Partisinin istikbali var mı? diye düşünmek yerine Erbakancılığın Erbakan'dan sonra bir istikbali olacak mı diye düşünmek daha doğrudur.

ERBAKAN ÇİZGİSİ

Bana sorarsanız, Erbakan'dan sonra da bir Erbakancılık olacak. Çünkü bütün handikaplarına, bütün problemlerine ve bütün hatalarına rağmen Erbakancılık bu ülkede derin etkileri olmuş olan bir siyasi harekettir. Özgün çizgisi olan bir harekettir.

Bir defa, bu hareketin kurucusu ve değişmez lideri Necmettin Erbakan özgün bir siyasetçidir. Ülkenin gidişine yön verme amacı olan bir siyasetçidir. Kendine ait bir ufku olan, hedefi olan, ilkeleri olan, vazgeçilmezleri olan bir dava adamıdır.

Günlük meselelerle değil, küresel düzlemde cari olan sistemik problemlerle meşguldür kafası. Antiemperyalisttir, antikapitalisttir. Kavgası rejimle değil, sistemledir.

Bütün bunlar onun siyasi çizgisinin, siyasi anlayışının özgünlüğünü meydana getirir.

Bu anlayışa bağlanan insanların, bu anlayış doğrultusunda siyaset yapmak isteyen kadroların bugün olduğu gibi yarın da mevcut olacağını düşünmek gerekir. Çünkü bu anlayış, hatları bariz, köşeleri belirgin bir anlayıştır. Çünkü entelektüel bir dayanağı vardır.

Bu yüzden Erbakan'dan sonra da bir Erbakancılık olacak diyorum.

Ne var ki Erbakancılık kendi entelektüel dayanağını paylaşmayan sosyal zümrelerle işbirliği temelinde vücut buldu geçmişte. Bundan sonra da bu çerçevenin dışına çıkabilme kabiliyeti göstereceğini beklemek hayalcilik olur. Bunun anlamı ise kendi dışındaki sosyal hareketliliklere bağımlı olmaktır. Bir rüzgârın esmesini beklemek zorunda olmaktır. O rüzgâr hiç esmeyebilir.

Diğer yandan, hareketin bir başarısı varsa bu da büyük ölçüde Erbakan'ın şahsi meziyetlerinin eseridir. Erbakan'ın, -en basitinden- politik düzlemde "neyi, niçin" yaptığını bile idrak edemeyenlerin - ve zaten idrak etmeleri yerine itaat etmeleri istenenlerin- sırf Erbakan'ın adını kullanarak bu çizgiyi sürdürebilmelerine imkân var mı?

Öyleyse lazım olan şey, Milli Görüş hareketinin yeni bir lideri meydana çıkarmasıdır. Yeni lider yeni bir ufuk, yeni bir vizyon ve yeni bir siyaset üslubu ortaya koymalıdır. "İkinci Erbakan" veya "küçük Erbakan" değil, yeni bir lider modeli lazımdır.

1960'lı, 70'li yılların Türkiye'sinde yaşıyor olmadığımıza göre tevarüs edilen siyaset geleneğinin alışkanlıklarını veya kalıplarını sürdürme mecburiyeti duymayan, bugünün şartlarını gözeten bir siyasi tutum ve üslup getirmeli yeni lider. Sözgelimi "sosyolojik İslam" realitesini reddetmeyen, onu da kucaklayabilen, ama siyasi duruşunu orada temellendirmeyen bir yaklaşım getirmeli.

Erbakan'ın "milli" hassasiyetlerini, antiemperyalist yönünü, antikapitalist yani dayanışmacı yönünü sürdüren bir siyaset, bu anlamda Erbakancılığı sürdürüyor olacaktır. Ama bu siyaset "Hocamızın arzusu" diye değil, entelektüel bir tercihin neticesi olarak benimsenmelidir."

Tespitleriyle tarihi gerçekleri insafla itiraf etmişti.

 

 



[1] Hürriyet / 07 / 04 / 2006

[2] 06/04/2006

[3] Ahmet Taşgetiren-Web-Mart 2006

[4] O.Özsoy / 06 Nisan 2006


Bu yazarin diger makaleleri

KUR'ANDAN ÇOK YAKIN ZAFER MÜJDELERİ
  Meryem:   37- İçlerinden (bazı) gruplar (vaad edilen galibiyet...
Devami
GENERAL PRINCIPLES OF THE JUST ORDER
We can list the general principles of the "Just Order"...
Devami
KONYA'DA MİLLİ GENÇLİĞE TUZAK
Konya'da Milli Görüş Gençliğini birbirine düşürmek üzere tezgâhlanan kışkırtma ve...
Devami
AMAÇ İNSAN' DIR
  AMAÇ  İNSAN' DIR, PARTİ ARAÇTIR. VATAN VE MİLLET AMAÇ;...
Devami
AKP'li YETKİLİYE TAVSİYE
Fesatlık fıtratıdır, yaşar kabahatıylaDüşmanına yanaşma, şeytan ile barışma!Akıllı ve ahlaklı,...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6319

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR