Reklam
Reklam
Reklam

MİT MÜSTEŞARI-KDP BULUŞMASI VE BARZANİNİN MEŞRULAŞTIRILMASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

 

Bünyesinde Kürt nüfusu barındıran dört ülke hareketli günlere gebe görünüyor. Bölgedeki kördüğümün birincil nedeni olan, bununla birlikte aynı zamanda bir diplomatik koz olarak da kullanılan Kürt sorununun, önümüzdeki günlerde Irak, Türkiye, Suriye ve İran'da önemli gelişmelere sebebiyet vermesi bekleniyor. Bu olası gelişmelerin merkezinde PKK'nın tasfiyesi meselesi yatıyor.

 

MİT Müsteşarı Emre Taner'in, Irak Kürdistan Demokratik Partisi Lideri Mesut Barzani ile yaptığı gizli görüşme bu bağlamda önem kazanıyor. Görüşmeyi ilk kez, Kuzey Irak'taki Kürt liderlerle yakın ilişkileri olan İlnur Çevik'in sahipliğini yaptığı "The New Anatolian"  yazdı. Gazete, önce Amerikalı diplomatik kaynaklardan aldığı, sonra da Kürt yetkililerden doğrulattığı haberinde, görüşmeyi, "Ankara ile Barzani arasında bir yakınlaşmanın işareti" olarak yorumladı. Ancak görüşmenin detaylarını vermedi.

 Yapılan bu gizli görüşmede tam olarak nelerin konuşulduğunu çeşitli kaynaklardan soruşturuldu. Edinilen bilgilere göre Emre Taner-Mesut Barzani görüşmesi, düşünüldüğü gibi çok "ılımlı" bir havada geçen, taraflar arasında "eksiksiz" bir işbirliğinin miladı olabilecek nitelikte bir görüşme değildi!.

Aksine: Türkiye, MİT Müsteşarı aracılığıyla Mesut Barzani'ye; önce PKK'yla mücadele konusunda kendileriyle yapılan anlaşmaların nasıl ihlal edildiğini anlatarak, bir nevi ‘şifahi bir nota" verdi ve PKK'nın bölgeden çıkarılması konusunda tam işbirliği şartını bildirdi. Hâlbuki bu tavır, Barzani'yi Devlet Başkanı görmek ve muhatap kabul etmekti.

Barzani tarafı ise "PKK'nın tasfiyesi için "askeri" tedbirlerin yeterli olamayacağını" Türk heyetine iletti ve görüşme, taraflar tam bir görüş birliğine varamadan sona erdi. Görüşme, Ak Parti hükümetinin son dönemde PKK'ya karşı Mesut Barzani'yle ilişki kurma stratejisinin ilk somut adımı olarak değerlendiriliyor. Oysa Barzani'nin sözleri: PKK'yı siyasallaştırın ve Meclise taşıyın anlamına geliyor.

Bir heyetle, Barzani'nin Irak'ın Selahattin kentindeki karargâhına yani ayağına giden MİT Müsteşarı Taner, Kuzey Irak'taki PKK kampları ile bürolarının yerlerini gösteren fotoğrafları Barzani'ye tek tek gösteriyor ve yüzlerce PKK militanının Irak sınırındaki Şırnak, Hakkâri ve Yüksekova bölgelerinden Türkiye'ye nasıl sızdığını anlatıyor. Bu onur kırıcı tavır: "Mahkûmun ahmak'ı jandarmaya yalvarır" atasözünü hatırlatıyor. Her halde MİT Müsteşarı, Barzani'nin ABD ve İsrail'in kuklası olduğunu bilmiyor!..

Türk istihbarat heyeti, PKK'nın parasal kaynaklarının kesilmesi için örgüt mensubu isimlerin Erbil ve Selahattin'deki ticari faaliyetlerinin durdurulmasını, PKK'lıların kurduğu işyerlerinin kapatılmasını da istiyor.

 Görüşmenin en can alıcı kısmını ise: Mesut Barzani ve beraberindekilere, daha önce Türkiye'nin, Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) ile PKK'ya karşı mücadele konusunda yaptığı anlaşmaların nasıl ihlal edildiğinin anlatıldığı ve sızlandığı bölüm oluşturuyor.

Barzani Türk Ordusunun silahlarını PKK'ya vermiş

Görüşmede Türk heyeti, "Barzani'ye bağlı güçlerin geçmişte bölgedeki PKK'Iılarla gizli işbirliği yaptığı yönünde duyumlar olduğunu söylüyor. Buna göre daha önce Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Barzani güçlerine PKK ile mücadele etmeleri için verilen BKC ve Kalaşnikof gibi silahların bile kimi zaman gizlice PKK militanlarına aktarıldığını hatırlatıyor.

Ayrıca ABD'nin Saddam Hüseyin'i devirmesinden önce, Türk ordusunun Kuzey Irak'taki PKK kamplarına yönelik kimi operasyonlarının yine Barzani grubunun "komplo"ları nedeniyle sonuçsuz kaldığı vurgulanıyor. Hangi PKK kamplarının basılacağını bilen Barzani güçleri bazen PKK'lılara önceden haber vererek kampların boşaltılmasını sağlıyor...

Yakın geçmişe ilişkin bu iki önemli bilgi, Türk tarafının Kuzey Irak'taki Kürt gruplara yönelik güvenini sarsıyor. Ancak yetkililerin verdiği bilgiye göre bu kez "pazarlık" sağlam yapılmış, deliller iyi sunulmuş ve tarafların bir birine karşı samimiyeti şart koşulmuş. Bu yüzden Türk tarafı her şeye rağmen bu görüşmeden umutlu ayrılıyor! Çünkü Barzani ağabeyleri kendilerine garanti veriyor!..

Murat Karayılan'ı bize teslim edin

MİT Müsteşarı Emre Taner'in görüşmede, PKK'nın yönetici kadrosundan üç kişinin Türk güvenlik güçlerine teslimini de Barzani'den istediği belirtiliyor. Bu üç isimin en başında Murat Karayılan geliyor. Karayılan, Öcalan'ın yakalanmasından sonra PKK'da öne çıkan isimlerin başında geliyor. Bununla birlikte Öcalan'a bağlılığını her fırsatta yineleyen Karayılan, örgüt içinde bile tartışmalara neden olan Hikmet Fidan cinayetini azmettirmekle suçlanıyor.

Taner, Mesut Barzani'den, ayrıca Irak'ta oldukları bilinen Sabri Başkale ve Bahoz Erdal'ın da Türkiye'ye verilmesini istirham ediyor. PKK'da "Halk Savunma Güçleri" denilen bir birimin başında yer alan Bahoz Erdal'ın Türkiye'de son dönemde meydana gelen bombalı eylemlerin talimatını veren kişi olduğu kaydediliyor. Diğer isim Sabri Başkale ise yine "Halk Savunma Güçleri" adlı birimin komuta konseyinin üyelerinden biri oluyor. Kuzey Iraklı Peşmergeler daha önce kendilerine teslim olan PKK'nın üst düzey yöneticilerinden Şemdin Sakık'ı Türkiye'ye hediye ettiği hatırlanıyor!.

"Peşmergeler ölünce silahları aldılar"

Diyarbakır doğumlu MİT Müsteşarı Emre Taner, daha önce Müsteşarlık Operasyon Yardımcılığı görevini yürütmüş ve PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye getirildiği operasyonda da etkin rol almıştı. "Operasyonel" yönüyle bilinen ve PKK'yı en yakından tanıyan istihbaratçılardan biri olarak kabul edilen Taner, Barzani'yle yaptığı görüşmede PKK'nın pragmatist yapısı, hedefleri ve diğer Kürt gruplara bakışı konusunda da etraflı bilgiler de sunuyor...

Mesut Barzani'nin, Türk heyetinin bu açıklamalarına karşılık, "PKK'nın nasıl bir örgüt olduğunu iyi bildiklerini, daha önce de Türk ordusu ile birlikte "Kürdistan" bölgesinde PKK militanları ile çarpıştıklarını söylüyor. Barzani, kendisine bağlı güçlerin, geçmişte PKK militanlarına el altından destek verdiği yönündeki bilgileri de reddediyor. Barzani, ‘PKK'nın eline bizim silahlarımız geçtiyse bile bu, öldürülen Peşmergeler'den alınan silahlardır" diyor.

Emre Taner; Haziran ayında Şenkal Atasagun'un görevden ayrılmasıyla birlikte MİT Müsteşarlığı'na getirilmişti. AKP hükümetinin daha önce de görevden almak istediği Atasagun'un Haziran ayında görevden ayrılmasında da Ocak 2005'te Irak'ta yapılan seçimlere ilişkin yanlış tahminlerin etkisi olduğu söyleniyor. MİT'in, Iraklı Türkmenlerin seçimlerde yaklaşık 30 milletvekili çıkaracağı yönündeki öngörüsünün doğru çıkmaması Başbakanlık'ta ciddi bir rahatsızlığa neden olmuş, bu durum Atasagun'un emekliliği sürecini hızlandırmıştı.

Türk heyeti KDP'nin başkentini ziyaret etti

IKDP Lideri Mesut Barzani ile Türk istihbarat yetkilileri, daha önceki Müsteşar Şenkal Atasagun döneminde de Ankara'da çeşitli görüşmeler yapmıştı. Ancak bu son görüşmenin Selahattin'de yapılması ve Mesut Barzani'nin bölgedeki etkinliğinin giderek daha da arttığı bir dönemde gerçekleşmesi, ayrıca tarafların Barzani'nin ABD'yi ziyaretinden birkaç gün önce bir araya gelmesi önemli sayılıyor.

Birinci Körfez Savaşıyla oluşan "de facto" durum, Saddam Hüseyin'in devrilmesiyle Kürtler lehine ivme kazanınca Selahattin şehrinin pozisyonu daha bir önem kazandı. Barzani'nin karargâhının ve KDP binalarının bulunduğu bu şehir, bir nevi "başkent" olarak görülüyor. Barzani'nin, yerinde ziyaret edilmesi, bölgedeki "de facto" oluşumun gayri- resmi düzeyde de olsa tanındığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Ve AKP, Kürdistana resmiyet kazandırıyor.

Mesut Barzani'nin ABD'ye yaptığı ziyarette de PKK'ya yönelik operasyonun gündeme gelmesi Taner'le yapılan görüşmenin önemi daha da artırıyor. Mesut Barzani'nin yalnızca Irak Kürtleri nezdinde değil, Suriye Kürtleri ve hatta Türkiye'deki Kürtler nezdinde de sınırlı bir "temsil" gücüne kavuşması, görüşmeyi anlamlı kılan bir başka faktör. Hafız Esad'ın Devlet Başkanlığı döneminde PKK'ya yakın duran bir milyonluk Suriye Kürtlerinin son dönemde Mesut Barzani'ye yaklaştığı belirtiliyor.

MİT Müsteşarının, Barzani'nin ayağına gönderilmesi, O'nu bizim Güneydoğumuzu da içine alan Büyük Kürdistan hayalinin kahramanı yapıyor!.

Kürt sorunundan etkilenen dört ülkenin (Türkiye, İran, Irak ve Suriye) Kürt meselesi konusunda artık Mesut Barzani'den başka "muhatap" kabul etmemesi, çözümün nasıl sağlanabileceğinin de işaretini veriyor. Kürdistanı sen kur ve kurtul!? Ancak bünyesinde en fazla Kürt nüfusunu barındıran ve hali hazırda terörden en çok etkilenen Türkiye, Barzani'yle ittifakın tek yolunun PKK'yla mücadelede samimi işbirliğinden geçtiğini bu son görüşmede ısrarla vurgulayarak Barzan'ye meşruiyet kazandırıyor.[1] Sözde Irak Başkanı Cafer'in Türkiye'ye ziyaretini Devlet Başkanı Talabani geçersiz olduğunu söylüyor. Yani kendi aralarında bile irtibat ve itimat bulunmayan ABD güdümündeki bir Irak2ın, bölge valisi makamındaki Barzani'ye devlet başkanı satatüsü ile yaklaşmak, gafletten de öte bir şeydir.

Kaynak: Bu fitne İran'a müdahale için

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) eski daire başkanlarından Prof. Dr. Mahir Kaynak, ABD'nin Türkiye'yi İran'a askeri müdahaleye zorlamak için Irak'tan yayılacak bölgesel bir mezhep çatışması çıkaracağını söyledi.

İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Irak'taki direnişin mezhep çatışmasına zemin hazırladığını ve bu çatışmanın gelecekte Türkiye'yi de içine alarak bölgesel nitelik kazanacağını ileri süren Prof. Dr. Mahir Kaynak, "Direniş dedikleri şey işgalcilere karşı görünmekle beraber esas olarak hayatlarını kaybeden Iraklılar. Orada hayatlarını kaybeden askerler, ABD askerleri ancak bir tesadüfle açıklanacak düzeyde. Bu harekat gelecekteki mezhep çatışmasının yolunu açmak üzere yapılıyor; ama bunun Türkiye açısından ciddi önemi var. ABD, İran'a karşı bir askeri müdahalede bulunamayacağını düşünüyor. En fazla yapacağı şey nükleer tesislerini bombalamaktan ibaret. Eğer İran'a karşı bir müdahale yapılacaksa bunun Türk askerleri tarafından yapılmasını tercih eder, bunun için de bir sebep lazım. Bu sebep öyle anlaşılıyor ki Irak'ta ortaya çıkartılacaktır. Yani oraya başlayacak bir mezhep çatışmasının Türkiye'yi de içine alacak şekilde genişletilmesinin provokasyonları yapılacaktır" dedi.

Kaynak, Hz. Muhammed'i terörist şeklinde betimleyen karikatürlerin Haçlı zihniyetinin ürünü olduğu iddiasının gerçeklerle örtüşmediğini, ABD'nin Avrupa'yı Ortadoğu'da devre dışı bırakmak için dini motifler kullandığını ifade etti. Kaynak, "Bunun dini temelleri olduğuna kesinlikle inanmıyorum. Mesele dini değil. Çok sistemli bir hareketle karşı karşıyayız. Esas itibariyle yapılmak istenen şey, Avrupa'nın Ortadoğu'daki petrol kaynaklarıyla ilişkisini kesmek ve sistemli bir proje ortaya koymak. Onun için dini kavramlarla veya terimlerle yapılan her iddia yanlıştır" görüşlerini dile getirdi..

Ortadoğu, İngilizler'den sorulur

Hamas'ın sürgündeki lideri Halid Meşal'in sürpriz Ankara ziyaretinin Ortadoğu'da inisiyatifi Rusya'ya kaptırmamak adına yumuşama gösteren ABD politikasının bir ürünü olup olmadığına ilişkin soru üzerine Kaynak, "Burada başka bir aktörü herkes göz ardı ediyor. Aslında Ortadoğu'da ve İslam konusunda en tecrübeli olan, en iddialı olan ülke İngiltere'dir. Ben, Hamas ziyaretinin Türkiye tarafından yapılmasına öncülük edenin İngiltere olduğunu düşünüyorum" dedi.

Kaynak, Türkiye'nin, yenidünya düzeninde üstleneceği asıl görevi için gelecekte Avrupa Birliği (AB) ile yollarını tamamen ayıracağını da ifade etti. (iha)

Bir NATO üssü de İzmir'e

ABD ve müttefikleri olası Suriye ve İran operasyonu için büyük hazırlıklara başladı. İncirlik Üssü'nün atış menziline girmesi sebebiyle İtalya Napoli'deki NATO üssü İzmir Urla'ya taşınıyor. Böylece İncirlik Üssü'ne destek olarak yeni bir NATO üssü İzmir'de kurulmuş olacak. 4 bin ABD askeri için şimdiden Urla'da ev tutulmaya başlandığı belirtiliyor. Hatta havaalanı için Mordoğan'da havaalanı inşaatının acilen başladığı da ifade ediliyor.

Büyük Ortadoğu Projesi'ni uygulamaya koyan ABD yeni NATO üssü arayışlarına da başladı. Bunun ilk adımı olarak İtalya Napoli'de bulunan üssü İzmir'e taşımaya karar vermesi bir çok tartışmaları da beraberinde getirdi. Üssün tamamen İran ve Suriye'yi hedef almaya yönelik taşınmasının kararlaştırıldığı belirtilirken, şimdiden Urla'da 4 bin ABD askeri için ev kiralanmaya başlandığı kaydediliyor.

Hatta iddialar bununla sınırlı kalmıyor. Daha ileriki aşamalarda 6. Filo'nun burayı ana üs olarak kullanacağı ifade ediliyor. Marmaris açıklarında ABD uçak gemisinin demirlemesi bir yandan dikkatlerden kaçmaz iken, Uzunada'nın da zaten ABD tarafından kullanıldığı da öne sürülmeye devam ediliyor.

Stratejik olarak Uzunada İzmir Körfezi çıkışını tutan bir bölge. Burayı kontrolünde tutan donanmayı körfeze hapsedebilme olanağına da sahip oluyor.  Bunun anlamı ileriki aşamalar için Güney Deniz Saha Komutanlığı merkezi de ablukaya alınmış oluyor. Konu ile ilgili olarak bütün izinlerin de AKP hükümeti tarafından verildiği belirtiliyor.[2]



[1] Haftalık Dergisi / 19.09.2005

[2] Milli Gazete / 25.02.2006

Ufuk EFE -
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

  Siyonist Tertibe İSLAMCI TERÖR KILIFI VE FETÖ-IŞİD ORTAKLIĞI!      “Ilımlı İslam’ı”...
Devami
  “Bunlar Çok Güzel Hareketler” mi Yoksa Dinimize ve Değerlerimize Yönelik ÇOK ÇİRKİN...
Devami
  Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’de başarıyla gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı ve Afrin...
Devami
  PROF. AZİZ SANCAR’IN İFTİRALARI VE İTİRAFLARI          Türkiye’mizin ve İslam ülkelerinin: a- Bilimde...
Devami
Mehmet Ali Ağca gibileri, nihayetinde sadece bir tetikçidir. İşleyeceği cinayetlerin...
Devami
  Emperyalizm bu propagandalarla neyi amaçlıyor? "İnsanlar kendilerini nasıl tanımlıyorsa...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4807

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR