Reklam
Reklam
Reklam

IRAK'TAN ÇEKİLME PLANI MI, TÜRKİYE'Yİ İŞGAL HAZIRLIĞI MI?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

ABD'den talep bile gelmemişken, Başbakan Erdoğan, ABD askerlerinin Türkiye üzerinden geçmelerine müsaade edeceklerini açıklamıştı

Peki, niye Başbakan buna dünden razıydı?



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD askerlerinin Irak'tan geri çekilmesi sırasında ABD yönetiminin izin istemesi halinde Türk topraklarının kullanılmasına müsaade edilebileceğini hatırlatmıştı. CNN'e değerlendirmede bulunan Başbakan Erdoğan, Irak'ta konuşlu bulunan ABD askerlerinin geri çekilmesi sırasında Türk topraklarının kullandırılabileceğini, ancak ABD yönetimi tarafından henüz bu yönde bir talebin bulunmadığını açıklamıştı. ABD tarafının izin istemesi halinde bu konunun değerlendirilebileceğini kaydeden ve Amerikan askerlerinin Türk topraklarını kullanarak çekilmesinde herhangi bir problemin yaşanmayacağını ve bu yönde pozitif bir tutum içinde yer alınabileceğine işaret eden Erdoğan askerlerle birlikte bölgede bulunan askeri mühimmatların neler olacağının ve bu mühimmatların daha sonra nereye götürüleceğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini vurgulamıştı.[1]

Çekilme pazarlığı 2 koldan yürüyordu

ABD'nin Irak'tan hangi yolu kullanarak çekileceği, Türkiye ile ABD hükümetleri arasında yapılacak 'siyasi' görüşmeler sonucunda netlik kazanacaktı. ABD'nin Irak'taki askerini Türkiye üzerinden çekmesi konusunda uzlaşılırsa, devreye Genelkurmay Başkanlıkları sokulacaktı. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Ankara, ABD'nin Irak'tan çekilmesi süreciyle ilgili olarak kısa zamanda Türkiye ile teknik anlamda temasa geçmesinden yanaydı. Dışişleri Bakanlığı kaynakları, bu konu hakkında ilk olarak "iki ülkenin siyasi iradeleri tarafından görüş birliği sağlanması" gerektiğini belirtiyorlardı.

Üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, söz konusu çekilme kararıyla ilgili olarak Ankara'nın belli kriterleri olduğunu, bu nedenle, siyasi kararın alınmasının ardından, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de sürece dahil edileceğini belirten yetkili, siyasi unsurların uzlaşması durumunda, iki ülke Genelkurmay Başkanlığı arasında yapılacak temaslar doğrultusunda, ABD'nin Irak'tan çekmek istediği mühimmatın miktarı, asker ve araç sayısı ile ilgili olarak görüşmelerde bulunacağını açıklamıştı. Aynı yetkili, söz konusu sürecin çok uzamasının beklenmediğini ve ABD Başkanı Barack Obama'nın Türkiye ziyareti sonrasında, asker çekmeye ilişkin konunun çözümleneceğini umduklarını hatırlatmıştı.

Washington, 3 rotayı da kullanmak istiyordu

ABD 2010 yılının sonuna kadar Irak'taki askerlerinin bir bölümünü geri çekmeyi, ya da Afganistan'a kaydırmayı planlıyordu. Binlerce ton mühimmat ve on binlerce askerin bölgeyi boşaltabilmesi için ise, 3 rota öne çıkıyordu. Bu rotalar, Türkiye'den Mersin Taşucu Limanı ile İncirlik Hava üssü ile Kuveyt ve Ürdün'deki ABD üsleri oluyordu. Washington yönetiminin ise, çekilmeyi güvenle gerçekleştirebilmek için bu 3 rotanın tamamını kullanmak istediği vurgulanıyordu. Ancak hem ekonomik hem de güvenlik açısından Kuzey'den yani Türkiye üzerinden çekilme olasılığı öne çıkıyordu.[2]

Coni yerine Mehmetçik mi ölsün? İsteniyordu

Sağcı, solcu, liberal hatta İslamcı olarak nitelendirilen medyanın bir kesimi de dahil olmak üzere, Türk basınının neredeyse hepsi zil takıp oynamıştı...

Niye?

Çünkü ABD Başkanı Barak Hüseyin Obama, Türkiye'ye teşrif buyurmuşlarmış..

Obama'nın, Türk-Ermeni ilişkileri, PKK, Kıbrıs ve İslam dünyasına verilen mesajları çok olumlu ve anlamlıymış!?

Daha sonra Hillary Clinton'un "Başkan Obama Türkiye'yi gelecek ay ziyaret edecek" şeklindeki beyanatıyla, "Müjdeler olsun Türk halkı! Obama, Türkiye'ye gelecek!" diye adeta mutluluk çığlıkları atılmış, toplum psikolojik olarak hazırlanmıştı!..

Yeni Şafak, "Rota değişti, dünya şaşırdı" başlığıyla manşetten verdiği haberinde, Obama'nın Türkiye'ye gelişini, "Türkiye merkezi önemde bir ülke, Türk diplomasisinin başarısı" şeklinde yorumlamıştı. Star Gazetesi, ziyareti "Muhteşem çuvallama" başlığıyla manşetine taşıyarak, "Obama'nın Türkiye'yi ziyareti, Davos sonrası "Dış politika çöktü. ABD, Türkiye'ye bedel ödetir" diyen yazar ve diplomatları ters köşeye yatırmıştı.. Yorumlar tarihe büyük bir yanılgının belgeleri olarak geçecek nitelikte" şeklinde yansıtılmıştı.

Zaman Gazetesi yazarlarından Ali H. Aslan ise "Obama'nın antidepresan ziyareti" başlıklı makalesinde şu ifadeleri kullanmıştı: ABD'nin dünyaca sevilen yeni başkanı Barack Obama'nın, ilk büyük uluslararası turunda Türkiye'yi de kendine durak olarak seçmesi, son derece olumlu bir gelişme. Dostları sevindirip onurlandıran, düşmanları çatlatan bu kararda emeği geçen Türk ve Amerikalı herkesi tebrik etmek lazım. Türkiye, büyüyen ekonomisi, gelişen demokrasisi ve aktifleşen dış politikası ile dünyada giderek dikkat çeken bir ülke. Herkesin ev sahipliği yapmak için adeta peşinden koştuğu popüler bir ABD başkanının, henüz görevinde ilk yüz gününü dahi tamamlamamışken Türkiye'yi ziyaret etmesi, ülkemizi olumlu manada dünya gündemine getirecek; uluslararası tanıtımına, prestijine ve etkinliğine büyük katkıda bulunacaktır. Obama, bu kararıyla 'Ben Türk halkını ve devletini çok önemsiyorum' mesajını vermiş, büyük bir jest yapmış oluyor. Dost düşman herkes bundan gerekli mesajları çıkaracaktır."

Bu ve benzeri yorumlarda bulunanlara sormak istiyoruz:

Türkiye'nin büyük ve güçlü bir ülke olduğunu şimdi mi fark ettiniz?

Ülkemizin ne ABD'ye ne de İsrail'e muhtaç olmadığını aksine bu iki ülkenin Türkiye'ye muhtaç olduğunu şimdi mi öğrendiniz?

Davos'ta yaşananlar sonrası İsrailli yetkililerin tavırları ve beyanatları bu konuda size bir ipucu vermemiş miydi?

Olayın bu boyutu bir kenara...

Asıl önemli nokta ya bilerek gizleniyor ya da bilmeyerek şu gerçeğin üzeri örtülüyordu:

Herkes bilir ki; Türkiye'ye ardı ardına ziyaretler düzenleyen Amerikalı yetkililerin görüşmelerinde yıllardır, Ortadoğu planları konuşulur, Irak, Kuzey Irak, PKK ve kara harekâtı, enerji koridorları, Afganistan işgalinde ABD'ye askeri destek istenir.

Ne zaman ABD'den bir üst düzey yetkili Türkiye'ye gelse, akabinde (Yahudi Lobilerinde) daha üst düzey bir yetkili ülkemizi ziyaret eder ve kabul edilemeyecek talepler iletilir.

Örneğin çok değil geçtiğimiz yıl 14 Eylül'de ABD Genelkurmay Başkanı Oramiral Michael Mullen, Türkiye'ye gelmiştir.

Rusya'nın Gürcistan'a girdiği, savaşın tarafı olduğu günlerdir.

Mullen, Ankara'yı ziyaretinde Türkiye'den Amerikan savaş gemilerinin Boğazlardan geçişine izin vermesini istemiştir. Ankara'ya 1936 tarihli Montrö Sözleşmesi'ni ihlal etmesini söylemiştir. Bu durum, Rusya'nın haklı tepkilerini çekmiştir.

Bir diğer çarpıcı örnek Irak'ın işgal süreci...

Bilindiği gibi Irak'a savaş açmadan önce Amerikalı yetkililer Türkiye'yi yolgeçen hanına çevirmişti. ABD Dışişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanından sonra Amerikalı yetkililer peş peşe Ankara'ya gelmişti. Powell ve Orgeneral Richard Myers'ın ardından "işgallerin beyni" olarak kabul edilen Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Ankara'dan Kuzeyden açılacak cepheye onay vermesini istemişti. Dahası 65 binden fazla ABD askerinin ülkemizde konuşlanmasını talep etmişti.

ABD'nin talepleri bitmek bilmemiş ayrıca İstanbul'dan Trabzon'a kadar birçok havaalanının ABD askerlerinin emrine verilmesini istenmişti.

Akabinde de bir milyondan fazla kadının dul kaldığı, milyonlarca çocuğun yetim kaldığı, dört milyon insanın göçe zorlandığı Irak işgali gerçekleşmişti.

Ve gelinen noktada gördük ki; Türkiye hala bu işgallerden bölgesel temelde çok yönlü olarak büyük bir zarara ve yalnızlığa sürüklenmiştir.

Hal böyleyken ve Obama'nın Ankara'dan neler isteyeceği yüksek sesle dile getirilmesine rağmen, bu mutluluk çığlıklarını niye atıyorsunuz?

Yoksa siz, Amerikan askeri yerine Türk askerinin Afganistan'da ya da Irak'ta can vermesini mi istiyorsunuz?[3]

ABD, Afganistan'a asker istiyordu

Avrupalı müttefiklerine Afganistan'a ilave asker göndermeleri çağrısında bulunan ABD'nin Başkan Yardımcısı Biden'in NATO ve AB'nin üst düzey yetkilileri ile, Taliban'la mücadele için gereken uluslararası çabaları görüşeceği söylenmişti.

Biden'in, göreve başladıktan sonra çıktığı ikinci Avrupa gezisi kapsamında, NATO'nun ana karar alma organı Kuzey Atlantik Konseyinde konuşacağı ve NATO eski Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer ile ittifakın Afganistan'daki askeri stratejisini ele alacağı belirtilmişti.  NATO müttefikleri ile görüşmelerinin ardından Biden'in, AB yetkilileri ile bir araya geldiği kaydedilmişti.

Afganistan savaşı konusunda yeni bir yaklaşım ortaya koymaya çalışan Obama yönetimi, 17 bin ilave Amerikan askerinin bu ülkeye gönderilmesi talimatını vermişti. ABD, Avrupalı müttefiklerine de Afganistan'a ilave asker göndermeleri ve mali yardımda bulunma çağrısını yinelemişti.[4]

Iraktaki ABD askerleri Türkiye'ye yerleşmeye hazırlanıyordu

Çekilme değil, işgal planıydı!

Amerika'nın yeni başkanı Obama göreve hızlı başlamıştı. Türkiye'ye önce NSA'nın asker kökenli başkanı, arkasından Obama'nın Ortadoğu Özel Temsilcisi yollanmıştı. Ardından Amerika'nın çiçeği burnunda Dışişleri Bakanı Bayan Clinton uğramıştı. Obama yönetiminin planı, 19 ay içinde Irak'taki askerlerini "çekmek" numarasıyla bölge ülkelerini oyalamaktı. Çekilmenin ağırlıklı güzergâhının Türkiye olması kafa karıştırıcıydı. Çünkü en az 2 yıl süreceği belirtilen bu faaliyet, "çekilme" den çok, Türkiye'nin güneydoğusunun bütünüyle Amerikan askerlerince işgal edilmesi anlamını taşımaktaydı. Ali Babacan, hemen yeşil ışığı yakmıştı. Ve Recep Erdoğan, bu işgal için davetiye çıkarmıştı.

ABD'nin yeni Başkanı Obama göreve gelir gelmez ağırlığı Ortadoğu'ya kaydırmıştı. Önce Ortadoğu Özel Temsilciliği'ne George Mitchel'i atayan Obama yönetimi, Ortadoğu'ya "yeni düzen" için temaslara hız katmıştı. Ortadoğu'ya "yeni düzen"in en önemli ayağını Türkiye oluşturmaktaydı. ABD açısından, bölgede Türkiye'nin Amerikan taşeronu olarak kullanılması kritik önem taşımaktaydı. Bunun için AKP Hükümeti canla başla çalışmıştı. Ama tek başına AKP Hükümeti'nin bu çabası yeterli olmayacaktı. İsrail-Filistin, İsrail-Suriye görüşmelerinde Tayyip Erdoğan'ın BOP Eşbaşkanlığı görevi çerçevesinde göğsünü gererek yaptığı temaslarla sonuç almanın mümkün olmadığı açıktı. Mesele, Türkiye'yi Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi'nde, bütün bölgede yapılacak uzun vadeli operasyonlarda bir sıçrama tahtası, bir merkez haline sokmaktı. Bunun için milli devletin tasfiyesi ve Türk Ordusu'na boyun eğdirilmesi lazımdı. İşte bu nedenle Obama yönetimi, Bush yönetimi gibi işe Ortadoğu'dan başlamıştı.

Obama yönetimi, Bush yönetiminin giderayak açıkladığı "Irak'tan çekilme" takvimini uygulamaya hazırlandı. Amerikan yönetim çevreleri, Irak'ta bulunan 140 bin Amerikan askerinin bir kısmının 19 ay içinde Türkiye, Kuveyt ve Ürdün üzerinden çekileceğini duyurmuşlardı.

ABD'li General Alexander'ın ziyareti ve kritik dönüm noktası

İşte tam bu dönemde Türkiye'ye, ABD yönetiminden üst üste önemli ziyaretler hız kazanmıştı. Önce Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı (National Security Agency-NSA) adlı, dünyanın en büyük istihbarat-dinleme organizasyonu olarak bilinen kuruluşun Başkanı Tümgeneral Keith Alexander Türkiye'ye gelmiş, 19 Şubat'ta gelen Alexander'ın kimle görüştüğü, Türkiye'de ne kadar kaldığı açıklanmamıştı. Uzmanlara göre Alexander'ın ziyareti, PKK ve Irak konusunda AKP'ye yol haritası çizmeyi amaçlamıştı.

ABD, bu sayede Kukla Devlet'in Türkiye'ye doğru yayılması projesine askeri bir ağırlık da kazandırmış olacaktı. Irak'ta kalacak askerlerin bir bölümünün Irak'ın kuzeyinde Kukla Devlet'i korumak için konuşlandırılacağı biliniyordu. Peki, Türkiye'nin kendi güvenliği ile ilgili sınır ötesi harekâtları ne olacaktı? Bu soru büyük önem taşıyordu.

George Mitchell'in: "Türkiye büyük rol oynayabilir" açıklaması

Alexander'dan bir hafta sonra bu kez Ankara'nın kapısını çalan Obama'nın Ortadoğu Özel Temsilcisi George Mitchell oldu. Mitchell, Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan ve Ali Babacan ile ayrı ayrı görüşüyordu. Tayyip Erdoğan'la görüşmesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, "Türkiye, ABD'nin önemli bir müttefiki ve Orta Doğu'da barış ve güvenlik için önemli bir güçtür. İsrail'le güçlü ilişkileri olan mühim bir demokratik ülke olarak oynayacağı eşsiz bir rol vardır ve Orta Doğu'da kapsamlı barışı teşvik çabalarımıza önemli katkısı olabilir" diyordu.

Babacan'ın: "ABD'ye yardım etmek isteriz!" itirafı

George Mitchell'in Türkiye ziyaretinden bir gün önce Ali Babacan, Irak'tan çekilme konusunda ABD'ye açık çek veren bir açıklama yapmıştı. Abdullah Gül'ün halefi ve Hükümet'teki en yakın arkadaşı Ali Babacan, "Irak'tan çekilişi sırasında Amerika'ya yardımcı olmak isteriz" diyerek Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye Amerikan İş Konseyi tarafından Çırağan Sarayı'nda çalışma yemeğinde gazetecilerin ABD'nin Irak'tan asker çekme konusundaki sorusu üzerine şunları söylemişti:

"Bunu gerçekleştirirken ABD'nin Türkiye'den olabilecek taleplerini biz her an görüşmeye hazırız ve bu konudaki desteğimizi, yardımımızı açıkçası vermek isteriz. Kuşkusuz bunun detayları karşılıklı konuşulup, görüşülmesi gereken konular. Bunları da talep geldiğinde mutlaka konuşuruz."

Türkiye ve ABD'nin dış politikalarında çok geniş bir ortak gündemin olduğunu ileri süren Ali Babacan, "Türkiye ve Amerika'nın en önemli 10 tane dış politika konusunu sıralasanız, bu listeler aşağı yukarı aynı listelerdir" diyerek ABD mandacılıklarını tescil etmişti.

"Çekilme" diyerek işgal planı hazırlanıyordu

Bütün bu trafikle birlikte, ABD'nin Irak'tan asker çekme tartışmaları anlam kazanıyordu.

ABD, Türkiye'yi çantada keklik görüyor. Amerikan Genelkurmay Başkanı Mike Mullen, "Ankara geri çekilme planımızı destekliyor" diyordu.

Bazıları: "ABD, Irak'tan çıkıp gidiyor, daha ne isteniyor? diye sorabilir.

ABD, Irak işgalinden önce de Türkiye'den Irak'a asker geçirmek istemiş, 01 Mart 2003'te TBMM'ye gelen tezkere Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan'ın bütün çabalarına rağmen AKP içinden de çıkan ret ve çekimser oylarla kabul edilmemişti. O zaman da, bu tezkereyi "Biz savaşta taraf olmuyoruz, Amerikan askerleri buradan geçecek" diye savunmaya çalışanlar vardı. Ama ABD'nin amacının basit bir asker geçirme operasyonu olmadığı daha sonra anlaşılmıştı. ABD ile Türkiye arasından aylar süren mutabakat muhtırasının ayrıntıları, "asker geçişinin" aslında Türkiye'nin özellikle güneydoğusunda uzun vadeli bir Amerikan işgali anlamına geldiğini, AKP hükümetinin de buna alet edildiğini ortaya çıkarmıştı.

1 Mart 2003'te olduğu gibi bugün de, ABD'nin amacı, Türkiye'nin güneydoğusunu Amerikan askerleri için açık bir üs haline sokmaktı.

Plan,  sadece bununla sınırlı kalmıyordu. ABD askerlerinin ve mühimmatının çekilmesi bahanesiyle başta İskenderun ve Mersin olmak üzere bazı limanların kullanılması da isteniyordu. ABD'nin "Afganistan'a lojistik noktası" olmak üzere Trabzon limanını istediğini de eklersek tablo iyice netlik kazanıyordu.

CIA-Pentagon haritalarındaki gibi: "Habur'dan Mersin'e kadar..." Kürdistan sayılıyordu

Çekilme denilen şey, en az 2 yılı bulacak bir süreci kapsıyordu. Uzmanlar, askerlerin tank vb. araçların ve mühimmatın taşınması sırasında Türkiye sınırları içinde "toplanma merkezlerinin" de kurulacağını vurguluyordu. Aynen 1 Mart 2003'te olduğu gibi! Irak işgali öncesinde tezkerenin geçeceğine güvenilerek hazırlıklarına başlanan Amerikan kışlaları gerekiyordu!

Türkiye'nin Güneydoğusunun tamamı, ama daha önemlisi CIA-Pentagon haritalarında "Kürdistan" olarak gösterilen bölge fiilen ve resmen Amerikan işgaline açılmak isteniyordu!

Onur Öymen: "Tezkeresiz olmaz!" diyordu

Aslında Ali Babacan "ABD'ye destek veririz" açıklamasıyla Hükümet'in bu konudaki hazırlıklarını da itiraf etmiş oluyordu. Çünkü Hükümet ABD'nin çekilme isteğini, ABD-Türkiye arasındaki ikili anlaşmalar, 2004 yılında ABD askerlerinin lojistik imkânlar için Türkiye'deki üs ve limanları kullanması için hazırlanan Bakanlar Kurulu kararnamesi ile Dışişleri Bakanlığı tebliği ve BM ile NATO'nun Afganistan konusundaki kararlarına dayanarak tezkeresiz halletmek istiyordu.

Eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Emekli Büyükelçi ve CHP İstanbul Milletvekili Onur Öymen, bunun Anayasa'ya aykırı olduğunu ve mutlaka tezkere gerektirdiğini belirtiyordu. Öymen "Bu konuda tezkerenin gündeme gelmemesi Anayasa ihlalidir. İster Batı tarafından, ister Doğu tarafından gelsin; Türkiye'de yabancı bir ülkenin askerinin konuşlanması için tezkere çıkarılması ve bu tezkerenin Meclis'ten geçirilmesi gerekiyor" sözleriyle hükümeti uyarıyordu.

Çekilme takvimi sürekli erteleniyordu

Öte yandan ABD'nin Irak'tan çekilme takvimi erteleniyordu. ABD Başkanı Obama, 27 Şubat'ta yaptığı konuşmada Amerikan muharip gücünün 2010'un Ağustos ayında Irak'ı tamamen terk edeceğini söylüyordu. Daha önce 2009 Haziran'ında muharip Amerikan askerlerinin Irak'tan çekileceği sözleri hatırlanırsa ABD'nin samimiyetsizliği ortaya çıkıyordu.

Obama, gönlümüzü alırken, gözümüzü oymaya çalışıyordu!

Basın ve televizyonlarda dolaşan laflara bakılırsa, Obama'nın Ankara'ya gelişinin nedeni tamamen Amerika'nın kendi çıkarları ile ilgili bulunuyordu. Zaten başka bir şey olsa şaşırırdık. Irak'tan Amerikan birliklerinin çekilmesinden, Afganistan'a asker gönderilmesine ve Ermeni meselesine kadar bir dizi konu gazete ve televizyonlarda yer alıyordu.

Amerikan birliklerinin Irak'tan çekilmesi teknik ve askeri bir konuydu. Obama'nın gelmesini gerektirecek kadar da önemli ise altında başka şeytanlıklar aramak gerekiyordu. Çünkü neticede Irak'tan çekilecek Amerikan askerlerinin bir tür rotasyon yoluyla Türkiye üzerinden Irak'tan çıkarken, ülkemizde, nerede, nasıl ve ne kadar kalacakları belirtilmiyordu. Bu konuda Amerikan Genelkurmayı ile Türk askeri birimleri yeterince işbirliği yapıp yapmadığı da bilinmiyordu.

Obama'nın Ankara görüşmelerinde muhtemelen Irak'ın kuzeyindeki kukla devlet yapısının geleceği ve güvencesi konuşuluyordu. El Maliki'nin seçimlerden başarılı çıktığı, Arapların gerek Sünni gerekse Şiiler olmak üzere Irak devleti ve ortak yönetim konusunda büyük bir görüş birliğine vardıkları böyle bir dönemde kuzeydeki Barzani-Talabani ikilisinin sonu pek parlak görünmüyordu.

Amerika'nın çekilmesi senaryoları da bu tabloya eklenirse, kukla devlet işinin iyice sarpa sarmakta olduğu anlaşılıyordu. Zaten Barzani'nin Türkiye'ye karşı, kendince daha kibar bir lisan kullanmaya başlaması da bunu gösteriyordu. Acaba Obama bu kukla devlet yapısını Türkiye'nin koruyup kollaması esasına dayanan bir plan peşinde mi koşuyordu? Ve bunu Türkiye'ye 'Kerkük'ün fethi' gibi senaryolarla yutturma politikası çerçevesinde mi Ankara'ya geliyordu?

Bir diğer konuyu da Afganistan oluşturuyordu. Amerika'nın Afganistan'daki savaşta boğulduğu, hatta kaybetmeye mahkûm olduğu konuşuluyordu. Birkaç yıldan beri Türkiye'den Taliban'a karşı muharip güç istediği biliniyordu. Obama'nın Afganistan'ı ön plana çıkaran politikaları çerçevesinde Türkiye'nin muharip birlik göndermesini isteyeceği anlaşılıyordu.

Ancak Afganistan'a muharip asker göndermek bilinen en Amerikancı hükümet olan AKP'nin bile cesaret edemeyeceği bir işti. Çünkü oradan gelecek cenazeler kamuoyunu ayaklandırabilirdi. Hatta en fazla tepki muhtemelen AKP tabanından gelecekti. Ama Afganistan konusunda iyice sıkışmış bir görüntü çizen Amerika'nın Ankara'dan bu talepte bulunmaktan başka çaresi de yok gibiydi.

Afganistan'a asker göndermek ise kelimenin tam anlamıyla bir cinayettir. Bunları şimdi Amerika'ya söylemeyeceksek, ne zaman??? diye haykıran Hasan Ünal haksız mıydı?













[1] İHA

[2] Akşam / 11 Mart 2009

[3] Hüseyin Altınalan / Milli Gazete

[4] Milli Gazete / 11 Mart 2009

Ufuk EFE -
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

  Danimarka'da başlayan, ardından pek çok AB ülkesinde tekrarlanan ve...
Devami
  Laçin ilçesi Narlı beldesinde, okula türbanıyla giden bir öğretmenle...
Devami
  ORDU OYUN OYNAMAZ! Cüneyt Arcayürek; "İlker Başbuğ ; "Gerektiğinde" sınır ötesi...
Devami
Tam da “PKK ile uzlaştık, Barzani ile anlaştık ve barışa...
Devami
  PROF. AZİZ SANCAR’IN İFTİRALARI VE İTİRAFLARI          Türkiye’mizin ve İslam ülkelerinin: a- Bilimde...
Devami
               Sayın Recai Kutan! diye başlıyor ve şöyle devam ediyordu:...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 2561

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR