Reklam
Reklam

Türkiye’nin Erdoğan’la Sınavı ve UKRAYNA SAVAŞI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

 

Türkiye’nin Erdoğan’la Sınavı

ve

UKRAYNA SAVAŞI

      

ABD, Ukrayna’da Biyolojik Araştırma Merkezlerinin bulunduğunu kabul etmişti. Zaten Putin de, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı Biyolojik Silah üretim tesisleri kurduğunu söylemişti. Ukrayna askerlerinin, özel kuvvetlerinin ve sivil savunma birliklerinin ortak masonik simgeleri ve Gamalı Haç benzeri Nazi şekillerini ve “Güneş Tekerleğini” kullandıkları görüntülenmişti.

Acaba Amerika ve Rusya, Ukrayna’da “Biyolojik” silahlar üretildiği iddialarıyla, “Korona Virüs’ün özel laboratuvarlarda üretildiği” dedikodularına bir günah keçisi bulma amacı mı gütmektelerdi? ÇİN’in bu iddialara şiddetle karşı çıkması, Korona Virüs’ün Wuhan’daki laboratuvarlarda üretilip yayıldığı gerekçesiyle yüz milyarlarca dolarlık tazminata mahkûm edilme endişesi ve suçluluk psikolojisi yüzünden miydi?

Siyonizm timsahının üst çenesi olan Haçlı Batı (Amerika ve Avrupa) ise, kendilerinin kışkırttığı ve Rusya’nın yol açtığı Ukrayna yıkımı ve katliamları karşısında tam bir tutarsızlık ve duyarsızlık içindeydi. En basitinden Rusya’ya yönelik ambargo girişimlerini, saldırı öncesinde ciddi bir şekilde gündeme getirselerdi, Rusya bu haksız ve dayanaksız saldırıya cesaret edemeyecekti. Siyonist zalimler ve işbirlikçi hainler, kendi şeytani düzenlerinin sürmesi ve sömürü sistemlerinin yürümesi için dünyayı ateşe vermekten çekinmemişlerdi.

Çünkü Rus Dışişleri Bakanı Lavrov; 300 Milyar Dolarlık Merkez Bankası rezervlerinin dondurulmasını hiç beklemediklerini ve bunun savaşın seyrini değiştireceğini söylemişti. Moskova Devlet Üniversitesi öğrencilerine hitap eden Lavrov: “Böyle bir girişimi hayal bile edemediklerini” belirtmişti.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, İsrail'e Yalvarmaktaydı!

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy İsrail parlamentosuna hitaben yaptığı konuşmada "Demir Kubbe" sistemini isteyerek, "Ukrayna ve ülkedeki Yahudilerin korunmasına yardım edin. Sizden neden askeri mühimmat alamadığımızı merak ediyoruz." diye yakınmıştı. Rusya'nın açtığı savaş nedeniyle Ukraynalı sivillerin ülkelerini terk etmek zorunda kalmalarını Nazi katliamından kaçan Yahudilerin durumuna benzeten Zelenskiy, "Ulusumuz şimdi Polonya, Slovakya, Çekya, Almanya ve diğer onlarca ülkeye kaçarak güvenlik arıyor. Tıpkı sizin geçmişte yaptığınız gibi." ifadelerini kullanmıştı.

Zelenskiy, İsrail parlamentosu özel oturumuna video konferans yöntemiyle bağlanarak İsrailli milletvekillerine: “Rusya'nın ülkesine açtığı savaşı ‘tam kapsamlı ve gayrimeşru bir savaş’ şeklinde nitelendirerek, ‘Bu savaşla kültürümüzü, ulusumuzu, insanlarımızı, çocuklarımızı ve Ukraynalıları Ukraynalı yapan ne varsa öldürmek istiyorlar. Rusya ordusu şimdi milislerle (Ukrayna'yı) yok ediyor ve tüm dünya bunu izliyor.’” gerçeğini aktarmıştı.

“Rusya'nın Ukrayna'ya karşı Nazi Almanya’sının İkinci Dünya Savaşı'nda Yahudileri yok etmek için yaptığı ‘Nihai Çözüm’ planını uyguladığını” savunan Zelenskiy:

"Ben şimdi sizin tarihte yaşadıklarınızla bizim şimdiki yaşadıklarımız arasında şu benzetmeyi yapıyorum. Kremlin'in ne dediğini dinleyin. Tüm Avrupa'yı yok etmek isteyen, sizden hiç kimseyi sağ bırakmak istemeyen Nazi partisiyle aynı terminolojiyi kullanıyorlar. Naziler, eminim sizin de çok iyi bildiğiniz, 'Nihai Çözüm' kavramını kullanmışlardı. Şimdi Moskova'da ne dediklerini dinleyin. Onlar da şimdi aynı 'Nihai Çözüm' kavramını kullanıyor. Bu kez bize karşı." diye yalvarmıştı. Oysa bu savaşı kışkırtan İsrail ve Siyonist odaklardı. Ve Rusya'ya karşı uygulanan yaptırımlara bile İsrail katılmamıştı!

Bu arada, askeri yönden hâlâ süper güç sanılan Rusya; savunma gücü bakımından 3. sınıf bir ülke sayılan Ukrayna karşısında bile, bir ay geçmesine rağmen ciddi bir başarı elde edememişti. Oysa oldukça barbar ve cabbar bir tavırla sivil ve savunmasız hedeflere dahi saldırılar düzenlemekteydi. Hatta Çeçen birliklerini ve kiralık askerlerini dahi cephelere sürmüşlerdi. Üstelik hem tank ve teçhizat hem hava unsurları hem de asker sayısı bakımından çok ciddi kayıplar verdiği bildirilmekteydi. Rusya halkından bile Putin karşıtları savaşın durdurulması için sokaklara dökülmüşlerdi.

ABD’de Genetiği Değiştirilen Milyarlarca Sivrisinek Doğaya Salınmıştı!

ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), biyoteknoloji şirketi Oxitec'e, Dang humması ve Zika virüsü gibi sivrisinek kaynaklı hastalıklarla mücadele etme misyonuyla, Florida ve Kaliforniya'da genetiği değiştirilmiş milyarlarca sivrisineğin salınması için izin vermişti. Sivrisinek kaynaklı hastalıklarla mücadele ışığında yürütülen çalışmalar, 2.4 milyar adet sivrisinek üzerinde 2021 yılından bu yana yürütülmekteydi. Çalışmanın sona ermesiyle birlikte serbest bırakılan 2.4 milyar sivrisineğin 2022 ile 2024 yılları arasında sivrisinek yoluyla bulaşan Dang Humması, Chikungunya, Zika ve Sarı Humma gibi çeşitli hastalıkların durdurulmasına katkıda bulunacağı söylenmişti. Florida Keys Sivrisinek Kontrol Bölgesi İcra Direktörü Andrea Leal yaptığı açıklamada, "Birincil görevimiz, Florida'da yaşayanları hastalık ileten ‘Aedes aegypti’ dahil olmak üzere tüm sivrisineklerden korumaya yöneliktir” demişti. Genetiği değiştirilen ve salıverilen erkek sivrisineklerin doğadaki dişi sivrisineklerle çiftleşmesi ve protein aktarımı gerçekleştirmesiyle doğacak yavrulardan insanlara hastalık bulaşmasının teoride durdurulacağı düşünülürken, çalışmanın sonuçları merakla beklenmekteydi.

Oysa projeye yeşil ışık yakılmasına çevre grupları sert tepki vermişlerdi. Bir grup, projeye "Jurrasic Park Deneyi" demişlerdi. Çevreciler genetiğiyle oynanmış yeni sivrisinek türünün, ekosisteme zarar verebileceği ve sinek ilaçlarına dayanıklı yeni hibrit türlerin ortaya çıkmasına sebep olabileceği uyarılarını dile getirmişlerdi. Daha tehlikelisi, bu yeni sivrisinekler çok sinsi virüsler taşıyıp yayabileceklerdi!

Sabah Başyazarı Barlas’ın: “Zor Günler Geliyor, Hazır Olalım!” Uyarısı

Mehmet Barlas yazısında, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin'in bazı benzer özellikleri var. İkisi de ülkelerine yapılan haksızlıklara tepki verip bunları cezalandırmaya çalışıyorlar. Bu arada Türkiye'ye uygulanan yaptırımlar da az değil. Onlar yaptırımlarla, terör örgütleriyle Türkiye'yi sürekli frenlemeye çalışırken, Türkiye Rusya ile işbirliği yaparak nükleer enerji ihtiyacını karşılamaya çalışıyor, hava savunmasını oluşturuyor ve ticaretini sürekli artırıyor. Sonuçta Türkiye, NATO üyesi ama bu NATO bizim istediğimiz NATO değil. Mesela Almanya, inanılmaz büyük rakamlarla NATO'ya genişleme yollarını açtı. Yani ortam aynı Soğuk Savaş öncesi gibi. Zor günler geliyor. Hazır olalım." ifadesini kullanmıştı.

Lavrov’un: “Mevcut kriz, dünya düzenini belirleyecek” itirafı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un; "Mevcut kriz önemli bir an. Dünya düzenini belirleyecek" itirafı anlamlıydı. Lavrov ayrıca, "Ukrayna ile barış görüşmeleri zor ama uzlaşma konusunda umut var" derken, "Ukrayna ile bazı formüller üzerinde anlaşmaya yakınız" açıklamasını yapmıştı.

Interfax'a konuşan Rus müzakereci Vladimir Medinsky ise, "Rusya’nın; barışçıl, özgür, nötr, bağımsız ve NATO üyesi olmayan bir Ukrayna istediğini..." vurgulamıştı.

Türkiye ile Rusya Karşı Karşıya Kalır mıydı?

Rusya Federal Güvenlik Servisi, Ukrayna'nın Odessa kentine Ukrayna ordusu tarafından döşenen mayınların İstanbul Boğazı için tehdit oluşturabileceğini açıklamıştı. Bu gelişme üzerine Türk Deniz Kuvvetleri de mayınlarla ilgili NAVTEX yayımlamıştı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yayımladığı NAVTEX ile "Mayınlar tehlike yaratabilir, dikkatli olun" uyarısını yapmıştı. Ukrayna'nın döşemiş olduğu mayının 420 adet olduğuna dair Rus tarafının bir iddiası vardı. Eğer 420 mayın döşemişlerse kaç tanesi kurtuldu bunu da söylemeleri lazımdı.

Bu mayınların bazılarının içerisinde 300 kg, bazılarında ise 20 kg patlayıcı bulunmaktaydı. Batı Karadeniz yaklaşık 150 bin metrekarelik bir alandı, yani Türkiye'nin beşte biri tehlike altındaydı. Bu mayınların ne kadarı boğazlara kadar taşınırdı, bilinmiyordu ama risk vardı. Gerek bizim Karadeniz'de yapmış olduğumuz doğalgaz çalışmaları açısından gerek Batı Karadeniz'de seyr-ü seferini yapmakta olan ticaret gemileri ve savaş gemileri için tehlike oluşturmaktaydı. Bu mayınlar her türlü hava şartlarına dayanıklı olacak şekilde üretilip döşeniyorlardı. Acaba; bu mayınlar kendiliğinden mi dağılmıştı, yoksa serbest mi bırakılmıştı? Bununla ilgili iki tarafın da suçlamaları vardı. Gerek su üzerindeki rüzgârlar, akıntılar, gerekse Tuna Nehri’nin denize kavuştuğu alandaki akım Türkiye sahillerine sürüklenmelerine yol açardı. Bu sürüklenme bir haftada mı olur bir yılda mı olur iklim koşullarına bağlıydı.

Daha da ilginci, Rusya'nın; Türkiye, Romanya, Yunanistan, NATO ülkelerinin ve NATO'ya girmesi gündemde olan Ukrayna'nın ticari hareketlerini bu mayınlarla birlikte baskılaması söz konusu olacaktı. Diğer tarafıyla da Montrö'nün delinmesi ve bu delinmeyle ortaya çıkacak gerekçeyle NATO Acil Müdahale Mayın Gücü’nün kalıcı olarak Karadeniz'de konuşlanması gibi birtakım meseleler gündeme gelmeye başlamıştı.

Henry Kissinger’in Moskova Ziyareti ve Sonrası

10 Şubat 2016 tarihinde Henry Kissinger’in Moskova ziyareti çok tartışılmıştı. O süreçte:

-Roma yani Vatikan Papa’sı ile Rusya Patriği Kiril buluşmuşlardı...

-Kissinger Moskova’ya uğramış ve Rus yetkililerle görüşmeler yapmıştı...

-Derin bir yazara göre Ukrayna sorununu ele almışlardı…

-Amaç şimdilik gerginliği azaltmaktı...

Siyonizm’in (yani bütün dünyayı sömürmekte olan Sömürü Sermayesi’nin) temsilcisi olup Rockefeller ile Rothschild’lerin dostu olan Yahudi Henry Kissinger, Sermaye’yi anlaştırma ve yeniden ABD yönetimine Sermaye’yi hâkim kılma çabasındaydı. Rusya’ya Ukrayna’yı rüşvet olarak verecekler ve Rusya’dan bazı tavizler koparacaklardı. Putin’in bu öneriye olumlu baktığı konuşulmaktaydı.

Ukrayna’nın Rusya’ya peşkeş çekilmesi, AB’nin de Çin’e yanaşmasına yol açacaktı. Böylece dünya çapında Siyonist güdümlü iki cephe kurulacaktır. Türkiye ise iki bloğun savaşma alanı olacaktır. Türkiye ve İran’ı eline geçiren taraf galip sayılacaktır. Çünkü başka savaşacakları cephe kalmayacaktır.

• ABD Rusya’ya Ukrayna’nın yarısını sunacak, böylece Rusya ile ABD birleşmiş olacak, Çin ile AB birleşmiş olacaktır.

• Çin ve AB İran tarafını tutacak, Rusya ile ABD ise Türkiye’nin kendi taraflarında olması için zorlayacaklardır.

• Savaş devam ederken Türkiye ve İran halkı iyice zayıflatılacak veya göçe mecbur bırakılacaktır.

• Sonunda Siyonist Sermaye güya mağlup olanı destekleyecek ve ikisini masaya oturtup istediği yeni sömürü düzeninin haritasını dayatacaktır.

Çin Devlet Başkanı Biden’e Uymamıştı!

ABD Başkanı Biden’in istediği: Rusya’ya karşı uygulanan ekonomik yaptırımın sıradan vatandaşları etkileyeceğini belirten Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bu talebe uymayacağını açıklamıştı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali devam ederken, ABD Başkanı Joe Biden, Moskova'nın en güçlü destekçisi Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'le bir görüşme yapmıştı. Yaklaşık 1,5 saat süren görüşmenin ardından Şi Cinping açıklamalarda bulunmuşlardı:

Şi, Ukrayna krizinin Çin'in görmek istediği bir şey olmadığını hatırlatarak, çatışmanın kimseye fayda sağlamayacağını ve uluslararası toplumun en çok değer vermesi gereken şeyin barış ile güvenlik olduğunu vurgulamıştı. Biden'in, Rusya devletine ve lideri Vladimir Putin'e yönelik yaptırım talebini reddeden Şi, yaptırımın sıradan insanları etkileyeceğini aktarmıştı. Tarafları diyaloğa çağıran Çin lideri, NATO'nun, Rusya'nın güvenlik endişelerine cevap vermesi gerektiğini de hatırlatıp; ABD Başkanı Joe Biden’e Tayvan konusunun çok hassas olduğunu ve provokasyonların artması halinde Çin-ABD arasındaki ilişkilere zarar vereceğini de vurgulamıştı.

Bu durumda Türkiye ne yapmalıydı?

Siyonist sermayenin şeytani hesapları doğrultusunda, ABD ile Rusya’nın bu gizli irtibatını ve kirli ittifakını, eninde sonunda fark eden Avrupa ve ÇİN, belki de mecburen birbirlerine yaklaşacaklardı. Bu durumda Türkiye; her iki kampın da dışında kalmak şartıyla, daha çok ÇİN ve Avrupa tarafını tutarak, Siyonizm’in planlarını bozacak yeni ve Adil bir Dünya’nın temellerini atacak tarihi bir fırsat yakalamış olacaktır.

Ancak bunun için, önce Erbakan Hoca’nın D-8 girişimini canlandıracak, ABD-Rusya tarafının da, Avrupa-ÇİN ittifakının da kendisine yanaşmak zorunda kalıp yanlarına çekmeye çalışacakları İslam Birliği’ni oluşturacak feraset, cesaret ve dirayete ihtiyaç vardır. Stratejik hamleler ve projelerle, dünya dengeleriyle oynayacak ve Siyonizm’in hesaplarını bozacak ve insanlığa barış ve bereket ortamı hazırlayacak Milli Çözüm Programları yeni bir devrin kapılarını açacaktır.

Ukrayna krizi aslında 2014’te başlamıştı!

ABD Yunanistan ile 1990’da imzaladığı Askeri İşbirliği Anlaşması’nı 2021’de yenileyip genişletmiş ve 9 Mayıs 2021’de, bölgede, Türkiye ile birlikte 26 ülkeden 30 binin üzerinde personelin katıldığı “Defender Europe 2021” tatbikatı için NATO üyesi ülkelerden bölgeye askeri sevkiyat başlatılmıştı. Bizim askerler ise Romanya’ya taşınacaktı. ABD Avrupa Ordusu Komutanlığı emir komutasındaki tatbikat için gelen Amerikan askerleri, diğer ülkelerden gelen askerler ülkelerine dönse de, onlar yerinde kalacaklardı. Resmi açıklamalara göre “Tatbikatla ortak savunma anlayışı çerçevesinde, Karadeniz ve Balkanlar bölgesinde meydana gelebilecek düşmanca faaliyetler ve bir saldırıya yönelik olarak ABD ordusunun büyük çaplı muharip bir kuvveti süratli şekilde yığınaklama kabiliyetinin gösterilmesi” amaçlanmıştı. 16 Kasım 2021’de bu defa basında yer alan haberlere göre, ABD Dedeağaç’a askeri sevkiyatı yoğunlaştırmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin “Askeri İşbirliği Anlaşması”nı yenilediği Yunanistan’da askeri yığınak yapmasından duyduğu rahatsızlığı, “Sadece Dedeağaç değil, Yunanistan’ın kendisi ABD’nin bir üssü haline gelmiştir. Şu anda Yunanistan’ın içindeki ABD üslerinin sayısını ben saya saya bitiremedim” diyerek açığa vurmuşlardı.

Daha o tarihte Dedeağaç’a 145 helikopter, 1800 zırhlı araç ve 20 bin asker konuşlandıran ABD, yenilenen askeri işbirliği anlaşması ile Türkiye sınırındaki “Dedeağaç” Üssü ve “Girit” Adası’ndaki “Suda Üssü” başta olmak üzere Yunanistan’daki askeri varlığını genişletme hakkını kazanmıştı. Ayrıca Stefanoviç, Larissa, Selanik, Kavala’da da Amerikan askeri üs ve tesisleri vardı. Bunlara Aktio, Volos, İskiri Erken Uyarı Üssü, Salamis Deniz Üssü, Kastelli Hava Üssü, Kalamata Hava Üssü, Andravida Hava Üssünü de eklemek lazımdı. Bugün yaşanan sürecin temelleri işte o zaman atılmıştı. Örneğin; BBC 2017’de “Ukrayna’daki NAZİ sorunu” diye bir belgesel yayınlamıştı. ABD’nin, Kontrgerilla da denen özel harp unsurları 2017’de bölgede Rusya’ya karşı “eğit donat” faaliyetlerine başlamıştı. Irak’taki PYD unsurları için gerçekleştirilen yapılanma bu kez Balkanlar’da devreye alınmıştı.

BBC belgeselinde bu konuda birçok kanıt sunuluyordu. Belgesel, Ukrayna’da NATO şemsiyesi altında ABD’nin oluşturduğu silahlı ve eğitimli Neo-Nazi taburunun varlığına işaret ediyordu. Burada Kırım’ı da içine alan “Azak Taburu”ndan söz ediliyordu. Sorulan soru şu: CIA, Ukrayna’da Nazi Terörü mü Üretiyordu?

Bugün Ukrayna’da bu ABD’nin eğitip donattığı paramiliter unsurların dışında, bölgede Amerikan paralı askerleri de vardı. Ayrıca NATO ülkeleri içinde devşirilmiş özel harp unsurlarının da işin içinde olduğu konuşulmaktaydı ve bölgede önemli gelişmeler yaşanmıştı. New York Times gazetesi muhabiri Brent Renaud, Kiev’in Irpin bölgesinde yaşanan çatışmada hayatını kaybetmişti. Eş zamanlı olarak Erbil’e füze saldırısını İran Devrim Muhafızları üstlenmiş ve ardından Rusya Polonya sınırındaki eğitim üssünü 30 roketle vurmuşlardı. Bu ABD üssü içinde, ABD koruması altında İsrail Silahlı Kuvvetleri ve MOSSAD için inşa edilmekte olan bir tesis olduğu da söyleniyordu. Bu kritik bir eşik sayılıyor ve Kiev düşerse, NATO batıdan Ukrayna’ya girebilir ve Ukrayna bölünebilir deniliyordu. Sonra ne olur, bilinmiyordu. Çünkü bu konuda NATO içinde de fikir birliği yoktu. Ukrayna’daki, biyolojik silah üretme kapasitesine sahip, ABD-İsrail ortak projesi 30 biyolojik savaş laboratuvarının vurulması ve buna bağlı muhtemel gelişmeler ve Elon Musk’un Starlinkleri aktive etmesi ile başlayabilecek RF ve RFID savaşları ile Rusya’nın savaşı Uzay’a taşıma tehdidi tartışılıyordu ve bu savaşın bir anda Körfeze, Japon denizine de genişleyebileceği konuşuluyordu.” diyen Dilipak;

Siyonist İsrail’in Cumhurbaşkanı Herzog’un Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın davetiyle Türkiye’ye ziyaretinden hem rahatsızlık duyuyor, hem de bu hıyaneti tenkit ediyor görüntüsüyle dolaylı mazeretler üretiyordu. “İsrail ile Türkiye ilişkilerinin yeniden tesisin hayalden öteye geçemeyeceğini” vurgulayan Dilipak, siyasette "adam yoksunluğu" yaşandığını belirtiyordu. Dilipak, "İsrail’in bize sağlayacağı imkânlarını hesaba kattığımız kadar, imkânları mümkün kılanın rızasını ve rızanın şartı olan sorumluluklarımızı yerine getirsek daha doğru bir iş yapmış olmaz mıyız?!" diye samimiyetsiz sorular soruyordu.

Her Filistin Yahudi’sinin İsrail dışında birçok ülkeden daha pasaportu vardır. Mesela; ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İsviçre, Ukrayna. Özellikle Ukrayna, Rus ve Balkan Yahudileri ve Hazaralar’ın vatanı adeta. Yani 2. İsrail. Türkiye’nin kuruluşunda da bu yönde çabalar olmuştu. Biliyorsunuz, biz İsrail’i ilk tanıyan ülkelerden biriyiz. İHA-SİHA’ların motorları, bazı komponentler dahil, savunma sanayii ve istihbarat için gerekli birçok ürün, doğrudan ve dolaylı olarak bu kaynak üzerinden temin ediliyor. Şimdi bu ilişkiler, daha açık hale geliyor. Aslında bu anlamda İsrail, uluslararası sistemin komiseri olarak Türkiye’nin yeni yönelim ve çalışmalarında gözlem yapmak üzere gönderiliyor… Türkiye; hem NATO’su, hem Rusya ile stratejik olmak gibi bir misyon üsleniyor. Hal böyle olunca halimizle yüklenmeye çalıştığımız misyonun bizi “dostlar alışverişte görsün” kabilinden bir noktaya savurmasından korkuluyor.

“Erbakan, bunu ‘Avara kasnak’la anlatmaya çalışırdı. ‘Avara kasnak’, balansı ayarlamada bir görev üstlense de, o aslında sadece avara kasnaktır! Bir fikri sefalet dönemini yaşıyoruz. Bunun sonunda yaşanan sorunlar siyasetten bürokrasiye, piyasaya hemen her yerde bir kahtı rical ‘adam yokluğu’ dönemi yaşıyoruz.” diyen bu zat, halihazırda ülkeyi yönetenleri “Adamdan” saymıyor muydu?

Tarih boyunca, münafıklıkların en belirgin özellikleri bu oluyordu; hiçbir vakitte ve hiçbir şekilde, hain ve zalim yönetimlere karşı, bunlar net ve mert tavır alamıyordu… İşte laf olsun ve Milli Görüşçüler onur duysun(!) diye, Erbakan’dan bahsediliyor, ama Sn. Erdoğan’ın ülkeyi bu badirelerden kurtarması için; “tek ve gerçek çarenin Erbakan’ın İslam Birliği ve Adil Düzen projelerine dönmek olduğunu” bir türlü dile getiremiyordu…

‘“Deizm’ tartışmasını unutun. Birileri, hani şu peşlerinden koştuğumuz, idollerimiz olan zamane tanrıları yok mu, Bill Gates, Elon Musk falan gibi… Onlar ‘Tanrıyı tedavülden kaldırmak’ için yola çıktılar! “Artık siz de ‘Tanrı’ olabilirsiniz!” diyorlar. İnternette Metaverse’ye girin Genesis’te (Eski Ahit’in Tekvin safsatalarında) yeniden yaratılacaksınız. İşler tersine döndü. Ufaklıklar Deist olurken, “Baba”lar ya da “Büyük Birader”ler tanrı olmaya hazırlanıyorlar! Haydi Business’ler! Yıllık geliriniz 1 trilyon dolara ulaşacak Metaverse’ye katılmanın tam zamanı! Tanrılar tanrısı Lucifer sizi “Yeryüzünde bir cennet ve ebedi bir hayata çağırıyorlar.” Hem zaten ne diye, “Ankara ya da Antalya’ya, önemli bir toplantı var, ya da bayi toplantısına gidiyorum” diye Ukrayna’ya gidip pahalı ve riskli seks partilerine katılacaksınız ki, zaten Ukrayna’da savaş var. Sen söyle; Ukrayna, Katmandu ya da Rio de Janeiro ayağına gelsin, hem de tek tıkla. İster kumar oyna, istersen sanal dünyanın artırılmış gerçeklik dünyasında RF’le uyuşturucu al. Daha ucuz ve pratik, garantili bir gözlük parasına. İcabında fetvası da bedava!

Siborg’lar aslında insan da değil, Nesne. Onlar nesneler arası iletişimin bir aparatı. İnsan, hayvan ve bilgisayar networkunda biyonik bir robot. Sistem dışı kalanlar, ötekilerin gözünde “çöp”. Onları “hack”leyip kompoza dönüştürmeyi düşünüyorlar. Onlar da gelecekte ihtiyaç duyulursa Klonoid’e dönüştürmek için bir yedek parça gibi kullanılabilir. Belki bazıları Avatar’a dönüştürülebilir. Siz tanrı olacaksınız, tanrı! Zengin olacaksınız. Jules Verne’nin rehberliğinde ister 40 günde devri alem yapın, ister Elon amcanızla Mars’a yolculuk yapın, isterseniz deniz altında 20.000 fersahta balıklarla bir gün geçirin. Atlantis’e gidin isterseniz. İsterseniz astral bir yolculuğa çıkın, başka boyuttaki genomlarla tanışın. İster Lucid Dream’larla rüyalarınız daha da renklensin, hayal edin ve artırılmış gerçeklik dünyasında uçun, zaman ve mekândan bağımsız. Lucifer sizin için günah ve cehennemi olmayan bir dünya va’ad ediyor!? (Eğer yerseniz)

Digital Native’de din, ritüel, seremoni ve ikonografik geleneksel bir anlam kazanacak ve daha keyif verici bir sportif bir şova dönüşecek. Hadi gençler Connectivity’nizi artırın, bağlanın 5G’ye ve Starlink’le hayatın tadını çıkarın, “kâm alın dünyadan, ma-i tesnim için çeşme-i nevpayeden”, Lale devri zamanıdır birileri için bu devir!.. Sahi sizin Metaverse stratejiniz ne, hacı efendi kardeşim? Sanal Hac, sanal Umre, sanal Kudüs... Size Humanoid imam mı verelim, Avatar mı olsun? Hafız imama gerek yok, bir chip taktın mı, Arapça da konuşur, Hafız da olur. İsterseniz Şeyh efendilerin bir dizi Klonoidlerini “yaratırız”! Hâşâ sümme hâşâ! İsteyene Nakşibendi, isteyene Muhiddin-i Arabi. İsterseniz Hanefi, Şafi, Cafer-i Sadık da olur. İster Hacı Bektaş ister Hacı Bayram, ne isterseniz. Siborg cemaate Klonoid imam! Yarın yeni Metaverse alemleri de üretilecek? Sahi biz neden kendi tanrımızı üretmiyoruz!? Bizim de yerli ve milli bir tanrımız neden olmasın. Bizim tanrımızın adı “Kayra Han” olmalı. Tanrılar tanrısı Lucifer kötülük tanrısını öldürdüğü için onu geçiniz.

“Size genetik hastalıkların tedavisinden, daha konforlu, kaliteli, sağlıklı bir hayattan söz ediyorlar. Bu Lucifer’in bir yalanı. Biliyorum ‘yeryüzünde bir cennet ve ebedi bir hayat’dan söz ediyorlar. Evet Allah’a savaş açıyor bu Şeytani güçler ve bizim giderek ‘Light’leşen Green Business’ten birileri bu yalana şimdiden inanmış gözüküyor ve bilerek ya da bilmeyerek Lucifer’in misyonerliğini yapıyor. Oysa bilmek gerekir ki, ‘Cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir’. Makineyi kullanabilirsiniz, o sizin proteziniz olabilir, ama makine sizi kullanıyor ve sizi kendi protezi haline dönüştürüyor, nesneleştiriyorsa, orada bir yanlışlık var demektir. Unutmayalım ki, ‘Ağuyu altın tas içre sunarlar, bal da onun suç ortağı’… Biz dün pandemi, bugün Ukrayna ile uğraşırken, birileri Şeytani bir plan peşinde. Sahi Ukrayna savaşı ya da kapıdaki Çin savaşı yeni dönemin, Ultra Postmodern çağın ilahlar savaşı olmasın!.. Deccaliyet; siyaset, bürokrasi, akademi, medya, STK’lardaki ‘içimizdeki beyinsizler’ üzerinden ağlarını örmeye devam ediyor. Siber bir savaşa hazır olun. ‘Deccal tabakta’, Deccal’in adamları akıllı evlerde, sistemlerde gizli, Bio Hackerler aslında yeni dünyanın Bio teröristleri. Bunları çevrenizde doktor ve gıda mühendisi olarak da görebilirsiniz. Yeni katiller için insan öldürmek sadece bir ‘tık’tan ibarettir. Kansız, patırtısız.” buyuranlar, Deccalizm’in işbirlikçisi olan şahsın makam-çıkar uğruna yaptığı ekonomik ve ahlâki tahribatları neden konuşmuyordu?

“İsrail Gazı Türkiye'deki Fiyatları Düşürecek” Palavrası!

Türkiye Enerji Stratejileri Araştırma Merkezi Başkanı Oğuzhan Akyener, "İsrail'den gelebilecek gazın önemli kısmı Türkiye'de kullanılacak. Bu, içeride gaz fiyatlarını düşürecek" palavrasıyla Siyonist ve terörist İsrail ile normalleşmeyi meşrulaştırmaya çalışmıştı. İsrail gazının, Ege Denizi ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya taşınması için planlanan EastMed Doğal Gaz Boru Hattı Projesi, ABD’nin de desteğini çekmesiyle rafa kaldırılmıştı. Bölgede tek rota olarak Türkiye öne çıkmıştı. Oysa bu bir tuzaktı. Recep T. Erdoğan'ın İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile görüşmesinin ardından, doğal gaz konusundaki temaslar için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez de (2022) Nisan ayında İsrail’e yollanacaktı.

İsrail gazının, Avrupa için Rus gazına alternatif olmasının imkânsız olduğunu da söyleyen Akyener, "Sadece İsrail’in ihraç potansiyeli, yıllık ortalama 5-7 milyar metreküp. Bu düşük bir rakam ama İsrail’in deniz alanlarında potansiyel var. Sismik aramayla tespit edilmiş yapılar söz konusu. İsrail, bunlar için yatırımcı arıyor. İhracat için Türkiye gibi bir markete erişim olursa, İsrail bu alanlara yatırımcı bulur ve yeni keşifler de yapılır. Öte yandan, Kıbrıs’ın güneyindeki sahalarda da bir formül geliştirilebilirse 20 milyar metreküp de oradan gelir. Bunun yanı sıra Lübnan da bölgede kilit ülke konumunda. İleride Lübnan’da bir keşif olursa, orası da Türkiye’ye bağlanır" sözleriyle Erdoğan iktidarının Filistinli mazlum Müslümanlardan çaldığı Gazze gazına pazarcılık yapıp Siyonist zalimlere destek çıkacağını vurgulamış olmaktaydı.

AKP iktidarında ve yandaşlarında, İrlandalı Haçlı Milletvekili kadar gayret ve hassasiyet kalmamıştı!

İrlandalı Milletvekili Richard Boyd Barrett, “Ukrayna'ya saldırısı nedeniyle Rusya'ya yaptırım uygulayan İrlanda hükümetini, aynı yaptırımları İsrail'e uygulamadığı gerekçesiyle” "çifte standart"la suçlamıştı.

İsrail’e karşı “Apartheid” kelimesini bile kullanmaktan kaçınırsınız!

Konuşmasında, İsrail'in Gazze'ye yaptığı saldırılara ve Filistinlilere yönelik hak ihlallerine değinen Barrett, “Yaptırımları boş verin, Apartheid kelimesini bile kullanmak istemiyorsunuz” diye çıkışmıştı. Barrett, “Putin'e ve haydutlarına karşı yaptırım uygulanması 5 gün sürdü” ifadesini kullanarak hükümeti kınamışlardı. Böylece Filistinlilere 70 yıldır eziyet edenlere yaptırım yapmayanların çifte standartlarını ve sahte tavırlarını açığa vurmuşlardı. Apartheid Irkçı ve emperyalist ayrımcılık anlamını taşımaktaydı.

Uluslararası Af Örgütü'nün, Apartheid sistemini sürdüren İsrailli yetkililere yönelik ciddi ve etkili yaptırımlar için çağrıda bulunduğunu söyleyen Barrett, “Vladimir Putin'e karşı başlattığınız yaptırımların tıpatıp aynısını İsrail’e de uygulamanız lazımdır!” diye uyarmıştı.

İsrail Türkiye’den istediği “Tarihi Kanıtı” almayı başarmış mıydı?

İbranice yayın yapan Zman Yisrael’e konuşan bir yetkili şu anda İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunan 2700 yıllık “Siloam Yazıtı”nın İsrail’e iade edileceği sözünün verildiğini açıklamıştı. Söz konusu tarihi eser, Yahudi Kral Hezelciya’nin Kudüs’e inşa ettiği söylenen ve Mescid-i Aksa’nın altından geçtiği bilinen tünelin kanıtı sayılmaktaydı. Haberde Siyonist Herzog’un Türkiye ziyaretinde bu yöndeki talebinin Sn. Erdoğan’ca olumlu karşılandığı vurgulanmıştı. Eğer bu tarihi belge İsrail’e resmen verilirse, Siyonistler bunu Mescid-i Aksa’nın altını oymaya bir gerekçe olarak kullanacaklardı.

Siyonist Isaac Herzog’un Erdoğan İtirafları!

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un Türkiye'ye yaptığı ve krallar gibi ağırlandığı iki günlük ziyaretin ilk gününde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kendi onuruna bir akşam yemeği hazırlanmıştı. Çok samimi ve saygılı bir şekilde geçen yemekte Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın konuklarıyla yakından ilgilendiği dikkatlerden kaçmamıştı. Yahudi cemaatinin dini liderlerinin de bulunduğu Külliye’deki yemekte, sabah Rusya Ukrayna zirvesine ev sahipliği yapacak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da bulunması anlamlıydı.

İsaac Herzog, 1 gün sonra ise Hahambaşı Rav İsak Haleva'ya ve cemaatine bir ziyaret yapmıştı. Isak Haleva, burada yaptığı konuşmada şunları vurgulamıştı:

"İsrail Cumhurbaşkanı Sayın Isaac Herzog ve Eşi Micha!

Değerli Misafirler, Kardeşlerim ve Dostlarım. Bu günümüz Tanrı’nın ikramıdır, sevinip memnun olmalıyız. Onur konuğu olarak ağırladığımız İsrail Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’ye bu ziyareti, İsrail Devleti kurulduğundan beri iki ülke arasındaki barış ve dostluk ilişkilerinin zirvesini simgelemektedir. İki devlet, Türkiye ve İsrail’in insanlığa, barışa ve adalete büyük katkılarda bulunduğuna tarih tanıklık etmekte olup, bu bilinenin kanıtlanmasına gerek yoktur. Sayın Cumhurbaşkanı; Merhum babanız Hayim Herzog’un 1992 yılında Cumhurbaşkanı olarak Cemaatimize yapmış olduğu ziyaret, toplumumuzun gönlünde derin bir iz bırakmıştır. Sizi, bu kutsal mekânda karşılarken, Şahsım ve Cemaatim adına duygularımızı ifade etmekten onur duymaktayım. Size Tora’nın berahalarıyla “Hoş geldiniz” demek istiyor; gelişiniz kutlu, avdetiniz bereketli olsun… Sayın Cumhurbaşkanının bu anlamlı ve tarihi ziyareti, toplumumuz mensuplarının gönlünde derin bir iz bırakacaktır.

Dünyanın her yerindeki Yahudiler adeta bir beden gibidir, bir organı ağrıdığında tüm beden bu ağrıyı hisseder, olmasını dilemesek de derdiniz derdimiz, mutluluğunuz mutluluğumuzdur… Yahudi halkının birliğine ve komşularıyla gönüllerinin birleştirilmesi çabalarınızda gücünüzün ve kuvvetinizin artmasını diliyor, bu devirde herkesin birbirini anlamasına son derece ihtiyacımız olduğuna inanıyor ve zatı alinizin bu kutlu amaç doğrultusunda rehberlik edecek gücünün bulunduğuna inanıyoruz. Ben, Tora’mızın ışığında, isminizi taşıdığınız saygın geçmiş dönem İsrail Baş hahamı büyükbabanız Isaac Herzog’un duaları ile meleklerin refakatinde olmanızı Tanrı’nın sizi her tür musibetten ebediyen koruması ve kollamasını temenni ediyorum.”

Isaac Herzog ise yaptığı açıklamada, "Türkiye Yahudilerinin güvenliği ve özgürlüğü için yetkililerin taahhütlerini memnuniyetle karşılamaktayım. Dün Ankara'ya tarihi bir ziyarette bulunarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüm. Güzel, açık ve dürüst bir görüşme yaptık. Toplantımızda ona İsrail-Türkiye ilişkilerinin benim için ne kadar önemli olduğunu söyledim. Kendisine bizlerin yani Ortadoğu’daki dinlerin mensuplarının barış içinde yaşayabileceğimizi ve yaşamamız gerektiğini anlattım" ifadelerini kullanmışlardı.

“Evet kardeşlerim. Kader ortaklığından tüm İsrael, karşılıklı sorumluluk bağıyla bağlıdır. Ve siz, Türkiye'deki Yahudi cemaatinin üyeleri, bunun için bir örnek ve rol model oluşturmaktasınız. Sizler gelenek, topluluk ve tüm zorluklarla yüzleşmek adına karşılıklı garantinin simgesi konumundasınız... Dün Ankara'da tarihi bir ziyarette Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüm. Benimle aynı fikirde olduğunu ondan duyduğuma çok sevindim. Bölgesel istikrarın özellikle önemli olduğu konusunda o da öyle düşünüyor. Tüm halklar ve dinler arasında bizi birleştiren şeyin güçlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Tam olarak savaş günlerinde ve Ukrayna’daki korkunç trajedi yaşanırken Avraam’ın çocuklarının mirasını izlememiz gerektiğini ikimiz de sanırım ki anlayabildik.” diyen Isaac Herzog, Sn. Erdoğan’la her konuda aynı düşünceyi paylaştıklarını açıklamaktaydı. Bu gerçeği bizler söylesek iftira suçuyla yargılanırdık… Artık gerisini iz’an ve vicdan ehlinin takdirine bırakalım!..

Ahmet AKGÜL -

AHMET AKGÜL KİMDİR?

     

Araştırmacı-Yazar, Düşünür ve Siyaset Bilimci olarak tanınan Ahmet Akgül, Milli Görüş çizgisinde önemli bir fikir adamıdır. Olaylara insan eksenli ve İslam endeksli yaklaşmaktadır.

2004 Ocak ayında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’da aylık olarak yayınlanan “Milli Çözüm” Dergisini çıkarmaya başlamıştır.

Uzun süreli, ciddi ve çileli bir mücadele dönemi yaşamış ve bu duyarlı, tutarlı ve kararlı tavrını hiç bırakmamıştır. Bu yüzden pek çok sıkıntı ve saldırılara uğramış, defalarca mahkeme açılıp tutuklanmış ve hapis yatmıştır.

İnancımız ve ihtiyacımız olan evrensel hukuk kurallarının; bütün insanlığın ortak değeri ve hayat düzeni haline getirilmesi, “Demokrasi, Laiklik ve özgürlükler” gibi çağdaş kurum ve kavramların; ilmi ve insani temellere göre yeniden şekillenmesi… Ve Türkiye’nin yeni bir barış ve bereket medeniyetine öncülük etmesi konularında yoğunlaşmıştır.

Üstadımızın, başta “İnsanın Yozlaşması”, ardından “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” ve yine “Barış ve Bereket Nizamı “İslam Davası” ve Yozlaştırılan “Cihat Kavramı” gibi birçok kitapları İngilizceye çevrilip merkezi Londra’daki Cagaloglu Yayıncılık organizesiyle; Amazon ve Bornes&Noble (bn.com) gibi dünya genelinde dağıtım yapan yüzlerce online sitesinde ve dijital (e-kitap) sayesinde 120 kadar ülkede yayınlanıp okunmaktadır. Ayrıca Üstadımızın “Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı” başlıklı Meal-i Kerim yorumları İngilizce ve Rusça tercümeleri ile “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” kitaplarının İngilizce, Rusça, Arapça, Çince, Japonca ve İspanyolca tercümeleri tamamlanıp basılmış olup; Almanca, Fransızca, Kırgızca ve Farsça tercümelerinde de sona yaklaşılmıştır.

Milli siyaset ve sorumluluk düşüncesini farklı bir boyutta ele alan ve yorumlayan Hocamız; yaklaşık 40 yıldır Türkiye’mizin her yerinde, Avrupa’da ve İslam ülkelerinde, önemli seminer ve konferanslara katılmaktadır.

Mili Görüş’e çöreklenmiş bazı şaibeli kişilerin gizli niyet ve tertiplerini haber vermesi, uzun vadeli hedefler ve stratejik tavizler sonucu Parti'ye girdiklerini sezmesi ve söylemesi nedeniyle, Ahmet Akgül’ün teşkilatlarda ve Milli Görüşçü kuruluşlarda hizmet vermesi engellenmeye çalışılmış; Erbakan Hoca ise, kendisinin daha bağımsız davranabilmesi ve nifak çarkı içinde körletilip kirletilmemesi için bu girişimlere karşı çıkmamış, ama kendisini uzaktan destekleyip yönlendirmekten de geri durmamıştır. Erbakan’ın “Adil Düzen” projeleri, AKP’nin siyasi hileleri ve karanlık ilişkileri, Fetullahçı Cemaatin gizli mahiyeti konularında sayılı uzmanlardandır.

1949 Elazığ doğumlu olan, çeşitli konularda yayınlanmış ve hazırlanmış 80 (seksen) eseri bulunan yazarımız, evli ve beş çocuk babasıdır.

      

Hocamız’ın Başlıca Kitapları:

● Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı (Türkçe Meal-i Kerim. Abdullah Akgül Yayına Hazırladı.) (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Milli Sorunlarımız ve Sorumluluklarımız (2 Cilt)

Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi

Refah-Yol’la Rantiye Savaşı

Cemaatin Cılkı, Erdoğan’ın Çarkı, Erbakan’ın Farkı

Türkiye Kuşatılırken, Kuklaların Kapışması

Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya (İngilizce, Rusça, Çince, Japonca, Arapça ve İspanyolcaya çevrildi.)

Bizim Atatürk

Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık

● Dış Politika Yazıları (I) BOP’un Temel Taşları (1988-1998)

● Dış Politika Yazıları (II) Tarihin En Talihsiz Yılları (2002-2015)

Siyaset ve Strateji Bilgeliği

Osmanlı Sistemi ve Abdülhamit Siyaseti

İslam Davası ve Cihat Kavramı (İngilizceye çevrildi.)

● “İnsan”ın Yozlaşması (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Ah-u Figan’ım (Şiir)

Başörtüsü İnkârı ve İstismarı

AKP Tahribatının Fotoğrafı: İslamcı Münafıklar

Yeni İstiklal Savaşında Milli Şuur ve Ordu

Bir Dış Proje Olarak AKP Gerçeği ve Akıbeti

Bilge(!) Erdoğan’dan, İlkeli(!) Numan’a AKP Tezgâhı

Cezaevinde Yazdıklarım

Siyonizm-Deccalizm Ortaklığı

Devrim Simsarları ve Din İstismarcıları

Dilin Düğümü Çözüldü (Şiir)

Din Dengedir İslam İlericiliktir

Din – Devlet ve Demokrasi

Ergenekon Senaryosu “At Değiştirme” Operasyonu muydu?

(Kadiri - Haydari Tarikatı) Gönül Seması ve Tasavvuf Kapısı

Medeniyet Mücadelesi ve Mehdiyet Müjdesi

● Teşkilatçılık (İletişim ve İşbirliği Sanatı) Mesaj ve Metod 

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-1 Milli Görüş’ün Marazlıları

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-2 Sonradan Yamuklaşanlar

ABD’li Siyonistlerin, AKP’li Piyonistleri Bir Devrin Bitişi ve Bir Devrimin Gelişi

İdlib-Amik Ovası ve Yaklaşan Armageddon Savaşı

BDP’nin Özerklik Ezanı, TC’nin Cenaze Namazı Olacaktı

Bir Devrim Yaşanıyordu!

Dünya Dönüşüme Hazırlanıyordu

Hidayet Kıvılcımı ve Hikmet Kılıcı (Şiir)

Katı Ulusalcıların ve Ilımlı İslamcıların Din Tahribatı

Osmanlı’dan Cumhuriyete Kripto Yahudiler ve Pakraduniler

Yüz Kur'ani Kavram ve Yorumları

Bizden Söylemesi-1 AKP İntihara Gidiyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Bizden Söylemesi-2 Türkiye Uçuruma Sürükleniyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Terör-Masonluk ve Mafia Medeniyeti

Cumhuriyet Türkiye’sinde Nifak Hareketleri

Ruhlar-Sırlar ve Uzaydaki Yaratıklar

Sabah Yakın Değil miydi?

Tarikatların Hizmet Sahası ve Islahı

Tuz Kokarsa…

Türkiye Büyüyor muydu, Bölünüyor muydu?

Türkiye Dağılacak mıydı, Doğrulacak mıydı? (Ahmaklar Okumasındı!)

Türkiye Tarihi Dönemeçte, Ya Yıkılacak Ya Şahlanacaktı!

Yakın Tarihimizde Yüceler ve Cüceler (2 Cilt)

Zafer Muştuları ve Fetih Hazırlıkları

Erbakan’dan İntikam Alanlar

Suriye’de Yaklaşan Hilal-Haç Kapışması

Başkanlık Muamması ve Çarkların Tıkanması

15 Temmuz Hıyanetinin Gizemi: Bir Darbe Analizi ve Sistem Krizi

Pazarlık Partisi ve Palavra İktidarı

Kemalizm-Tayyibizm Uyarlaması

Asker Darbesi Değil Devlet Müdahalesi Lazımdı

İslam’dan Uzaklaştıkça, İnsanlıktan Çıkılması

Dert Söyletir Aşk İnletir (Şiir)

● Hainleri Haşlama, Zalimleri Taşlama (Şiir)

İstanbul Sözleşmesi ve Ailenin Çözülmesi

      

Hocamızın Önsözünü Yazdığı Milli Çözüm Yayınları:

● Üstad Ahmet Akgül’ün Özgeçmişi ve Öğretileri (Yakup Gözübüyük)

● Haykırış (Şiir - Ali Çağıl)

AKP Yönetimi ve Tahribat Yöntemi Sistem Tahlili ve Siyaset Tenkidi (Nevzat Gündüz)

● Sözün Çözüme Dönüşmesi (Siyasi Fıkralar - Osman Eraydın)

● Ayar Aynası ve Nokta Atışı (Sosyal ve Siyasi Fıkralar - Erdoğan Bişkin)

Milli Çözüm Ekibinden: İlginç Rüyalar ve Manevi Uyarılar (2 Cilt - Hazırlayanlar: Fatma Betül Erişkin – Nail Kızılkan – Neslihan Bayraktar)

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Web Sitesi

Makale Paylaşım Sayısı: 119

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR