ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2997
mod_vvisit_counterDün4837
mod_vvisit_counterBu Hafta2997
mod_vvisit_counterGeçen hafta39169
mod_vvisit_counterBu Ay120311
mod_vvisit_counterGeçen Ay122941
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17571250

IP'niz: 3.235.25.169
Bugün: 19 Nis 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12492803

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

AHMET AKGÜL KİMDİR?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 39
ZayıfMükemmel 

 

Daha yakından tanımak ve meraklarının yanıtlarını bulmak isteyen değerli okurlarımızdan ve birçok yazar ve fikir adamımızdan gelen yoğun talepler ve teklifler üzerine, başyazarımız ve genel yayın danışmanımız Ahmet Akgül Hocamızın kısa bir özgeçmişini hazırlayıp bilgilerinize sunmayı gerekli saydık...

 

Hocamızın özgeçmişini hazırlarken:

  • Daha önce Osman Eraydın'a verdiği bazı notlarından
  • Özel sohbetlerde ilgili sorularımıza verdiği cevaplarından
  • Mutlu bir tevafuk sonucu tanışabildiğimiz bazı okul arkadaşlarının ve talebelerinin hatıralarından
  • Bizzat ziyaret ettiğimiz, öğretmen olarak ilk defa tayin olunduğu Gemlik Şahinyurdu (Yukarı Benli) halkının anlattıklarından
  • Zaman zaman bazı görev ve hizmetler için istenmiş olan özgeçmiş yazılarından yararlandık...

1949 yılında, Elazığ'ın merkez köylerinden olup şimdi Keban Baraj gölü içerisinde kalan ve tarihe karışan Alişam'da dünyaya gelmiştir. Babası Hacı Behzat Efendi, inşaat ustalığı ve marangozluk yapan ibadet ve istikamet ehli bir derviştir. Beş-altı yaşlarından itibaren, babasının seher vakitlerindeki zikir ve ibadetlerinden, evlerinin yanı başındaki tarihi cami ve medresenin manevi atmosferinden oldukça etkilenmiştir.

Mısır Ezher'de tahsilini tamamlayıp köyüne dönerek açtığı medrese de müderrislik yapan, icazet verdiği talebelerine Elazığ, Bingöl ve Diyarbakır çevresinde yeni medreseler kurdurup ilmi ve manevi hizmetlerini yaygınlaştıran, bütün ömrünü ve servetini bu yolda harcayan ve Harputlu meşhur Ali Rıza Efendiye "Beyzade" lakabını koyan büyük ilim ve irfan sahibi Hacı Ömer Efendi'nin soyundan gelmektedir.

Rahmetli annesi Muzaffer Hanım: "İlk hamileliği sırasında Kövenkli meşhur Hacı Ömer Hudai Hz.lerinin makamını ziyareti esnasında uyuya kaldığını ve rüyasında şeyh hazretlerinin kendisine: "Bir erkek çocuğun doğacak. Adı Ahmet olacak. Ve çok yaygın ve yararlı hizmetler yapacak" dediğini nakletmiştir.

Ahmet Akgül'ün çocukluğunun geçtiği Alişam köyü, sayılı âlim ve evliyaların yetiştiği, mektep ve medreseleriyle, ulaşım ve alışveriş imkânları ve mümbit arazisiyle küçük bir ticari ve kültürel merkez gibidir.

Ahmet Akgül, Kur'anı Kerimi, tecvidi, Osmanlıca mızraklı ilmihali ve diğer temel dini bilgileri, çok küçük yaştan itibaren, köyün hocası ve komşuları olan Hacı Dursun Efendiden öğrenmiştir. Elazığ'da ortaokula giderken, bir yandan da fırsat buldukça Hafız Abdullah'ın ve şu anda Medine'de hocalık yapan âmâ Hafız Mustafa Albayrak'ın ders verdiği Başaran Kur'an kursuna devam etmiştir.

Daha sonra 7 ilin katıldığı imtihanları 7.ci olarak kazanıp Tunceli Öğretmen Okuluna girmiştir. İlk, orta ve öğretmen lisesinde hep kalburüstü talebeler içerisindedir. Sosyal ve kültürel yönden aşırı, popüler ve biraz da haşarı birisidir.

15 yaşına kadar sürekli ve sıkı bir disiplin ve denetim altında tutulduktan sonra, öğretmen okulunda aile ve çevre baskısından kurtulmuş olmanın verdiği psikolojik bir şaşkınlık ve taşkınlık dönemi geçirmiştir. Çok farklı köken ve kültürlerden gelen öğrenci ve öğretmenler sayesinde ülkenin acı gerçekleri ve düzenin ahlaken alçaltıcı eğitim sistemiyle yüzleşip, duygu ve düşüncelerini ifade etmek üzere şiir ve edebiyata yönelmiştir.

Bu devrede, inanç temelleri dâhil, toplumun bütün geleneklerini sorgulamaya ve yargılamaya girişmiştir. Akli ve ilmi gerçekleri esas alarak; muhakeme ve müzakere yoluyla, doğruyu ve yanlışı bulma becerisi ve cesareti güçlenmiş, bağımsız düşünme ve değerlendirme yeteneği filizlenmiştir.

O zaman, moda salgını gibi türeyen solcuların; "Sosyal adalet kavramı, vahşi kapitalizme ve Amerikan emperyalizmine karşı tavırları" gibi bazı doğru söylemlerine rağmen; tutarlı ve yeterli tedbir ve teorileri olmadığını ve hele, yakın arkadaşlık kurduğu bu tiplerin davalarıyla davranışları, sloganlarıyla yaşayışları ve insanlara yaklaşımları arasında hiçbir uygunluk bulunmadığını sezmiştir.

Dersler kendisine çok hafif geldiği, sadece sınıfta dinlemekle yetindiği, buna rağmen yüksek notlar alabildiği ve hatta yatılı olduğundan parasız verilen kitapları bile, sene başında fakir ve gündüzlü talebelere hediye ettiği için, zengin okul kütüphanesindeki klasik eserlerden ansiklopedilere, her çeşit kitabı okuma, Batı kültürünü yakından tanıma, Türkiye'nin kimlik bunalımının, milli ve ahlaki yozlaşmasının farkına varma fırsatını yakalamıştır.

Artık şiirleri de bazı dergi ve antolojilerde yayınlanmaya başlamıştır.

1966 yılında öğretmen olarak Bursa Gemlik kazası Şahinyurdu köyüne, bir yıl sonra Şahintepe köyüne atanmış, arkasından 4 aylık temel eğitimini Sivas'ta tamamlayıp Van'ın Erciş kazasına tayini çıkmıştır.

Kısa bir süre de olsa, cahili hayatın bütün cazibelerinin insanı nasıl bir çirkefe ve cehenneme sürüklediğini ve bu duruma düşünlerin ruh sefaletini ve perişan halini yaşayarak ve yakinen anlamıştır.

Fıtratındaki mertlik ve sertliği; zulme ve zillete karşı cesur ve onurlu tepkisi yüzünden, henüz 18-20 yaşlarında ve gurbette tek başına, çok çetin sıkıntı ve saldırılarla uğraşmak zorunda kalmış,  mahkemelik olup sürgüne yollanmıştır. Böylece, sorunlarla mücadele ve musibetlere direnme azmi kamçılanmıştır.

Bu devrede¸gelip geçici olan ganimet ve güzelliklere, ölümle bitecek ve elden gidecek olan zenginlik ve zevklere, yani tüm dünyalık nimet ve etiketlere karşı büyük bir doygunluk ve soğukluk duygusu başlamış.. Bunların yerine, sonsuz ve kusursuz olanı arama ve mutlak hakikate ve mutluluğa ulaşma arzusu kalbinde yeşerip bütün benliğini kuşatmıştır...

1967-68 senelerinde; solculuk ve sağcılığın salgın bir hastalık gibi gençliği sardığı ve ülkeyi sarstığı dönemlerde her iki akımın da kendi ifadesiyle nasıl "boş beleş ve toplumun başına tebelleş" olduğunun farkına varmıştır. Sosyal ve kültürel yönden popüler kişiliğinden ve girişkenliğinden yararlanmak hevesiyle, her iki tarafın da üyelik ve temsilcilik tekliflerine ilgi duymamıştır.

O günlere ait "cahiliye cıncık-boncukları" dediği, bazısı birincilik ve ödül kazanmış bütün şiir, öykü ve denemelerinin hepsini yakmıştır.

İşte o dönemlerini yansıtan bir şiiri:

KAHBE DÜNYA!..

Herkesin tapındığı bu hayat;

Bana çok yavan geliyor,

Oldukça basit ve bayat...

Sevmek ve sarılmak istesem de;

Garip kuşkular,

Ve muztarip duygular,

Hep beni engelliyor!..

Oysa ben gerçeği arıyorum

Ama ne camide,

Ne cümbüşte,

Bir türlü bulamıyorum.

Bu ne sahte bir hayat,

Bunalıyorum!..

Sonsuzluğu, ölümsüzlüğü özlüyorum

Bazen seziyorum, yaklaşıyorum

Ne çare, tutamıyorum, heyhat!..

Ne göktesin, ne yerdesin

Ey Yüceler Yücesi, nerdesin?..

Yalan bir dünya

Yalama bir toplum

Rol kesiyor herkes,

Yüzlerde maske

Arkadan bıçaklıyor

En iyi dostum.

Hiç doğmasaydım keşke..

Şarkılar yalan

Aşklar yalan

Beyefendi sahte, berduşu sahte

Sarhoşu sahte, sofusu sahte

İnkâr ederek can verir

Son nefeste...

Solculukmuş, sağcılıkmış

Hepsi tuzak

Samimiyetten uzak...

Maneviyat, mezarlıkta kalmış..

Mertlik, mazide tutsak...

Bir sürü gavat

Boynunda gravat

Kimi din-iman satıyor

Kimisi avrat!..

Velhasıl yalan dünya, hayal dünya

Uydurmaca, masal dünya..

Bazan tatlı bir rüya gibi,

Bazan kâbus misali,

Uyanınca, zeval dün!..

Kör dünya,

Kirli dünya

Döne döne dönekleşmiş,

Gördün ya!

Ah be dünya,

Kahbe dünya!..

-----------------------------------------------------------------------------------

Ankara Gazi Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi Bölümüne ve Bursa Eğitim Enstitüsüne girmek üzere yazılı imtihanları kazandığı halde sözlü eleme günü sabahı gözleri şiddetli ağrılarla aniden kapanmış, ama aynı akşam kendiliğinden açılmış olmasının hikmetini, Erciş Kadirasker köyündeki medresesinde muhterem ve muttaki bir zat olan Molla Muhammed (Akkuş)'a talebe olup; kolaylaştırılmış ve kısaltılmış özel bir metotla Arapça ders almaya başlamasına bağlamıştır.

1970 yılında Elazığ Palu kazası Gülüşkür (Muratbağına) tayini çıkmış, işte bu sırada 21 yaşlarında iken Hacı Haydar Efendiyle tanışıp, sohbet ve ders halkasına katılmıştır.

Gülüşkür'de kaldığı 7 yıl boyunca bir nevi inziva hayatı yaşamış, ciddi, düzenli ve disiplinli bir ilmi araştırma ve ahlaki olgunlaşma yolunda çabalamıştır. Risale-i Nur üzerinde yoğunlaşması da bu döneme rastlamaktadır.

Bu arada Mehmet Şevket Eygi'nin Büyük Gazetesinde, Yeni Devir ve Milli Gazete'de yazıları yayınlanmaya başlamış, Elazığ, Malatya, Bingöl, Diyarbakır, Antalya ve Adana gibi illere, Hacı Haydar Efendinin görevlendirmesiyle manevi ve ahlaki terbiye ve tebliğ sohbetlerinde bulunmak üzere ziyaret gezilerine çıkmıştır.

1977.yılında, hizmet ehli arkadaşlarının isteği ve Hacı Haydar Baba Hz.lerinin izni ile öğretmenlikten ayrılıp, dağılan Akıncılar teşkilatını yeniden kurmak üzere Elazığ'a taşınmış ve Et Balık Kurumu Personel Müdürlüğü görevine atanmıştır.

Bundan sonra Erbakan Hoca'nın seminer ve sohbetlerinin, miting ve yurt gezilerinin hemen hepsine katılmaya çalışmış, çok geçmeden sürgüne uğrayıp İstanbul'a yollanmıştır. Ardından Ankara merkeze alınmış bu da yıldırmayınca, "bir hastane raporundaki tarih okunmuyor" bahanesiyle görevden uzaklaştırılmıştır.

Yaptığı mücadele ve girişimler sonucu tekrar öğretmenliğe dönmesi sağlanmış, bu arada dışarıdan imtihanlara girerek Eskişehir Anadolu Üniversitesinde Yüksek öğrenimini tamamlamıştır.

Akıncılar Başkanlığından sonra Mefkûreci Öğretmenler Derneği II. Başkanlığı ve İlim Yayma Cemiyeti Başkanlıkları da yapmıştır.

Bu arada Milli Gazete yanında, Şura ve Yörünge Dergilerindeki yazıları yoğunlaşmıştır.

12.Eylül döneminde Malatya Sıkıyönetim Mahkemesinde uzun yıllar yargılanmış ve yine Adana'da bir sohbet sırasında arkadaşlarıyla birlikte tutuklanmıştır.

İlk bir-iki oturum hariç, Erbakan Hoca'nın 12.Eylül Darbesi sonrası Ankara Mamak Askeri Mahkemesinde görülen duruşmalarının hemen çoğuna katılmış, Refah Partisi'nin Elazığ, Malatya, Bingöl, Adana ve Mersin'deki kuruluş çalışmalarında gönüllü görev almıştır.

 Bu arada sıra ile "İslam Davası, Erbakan Devrimi, Nifak Hareketleri, Ahu Figanım (Şiir), Tarikat Terbiyesi, Yeni Bir Dünya, Mesaj ve Metot (Teşkilatçılık) kitapları yayınlamış, yurt çapında bütün il ve ilçelerde seri konferansları yaygınlaşmış, Avrupa'nın hemen her bölgesine, Libya, Mısır, Suudi Arabistan gibi İslam ülkelerine seminer ve sohbet ziyaretleri sıklaşmıştır.

Yazıları ve kitapları, yurt dışında ve Türkiye'de bütün Milli Görüşçü teşkilatlarda ders kitabı ve seminer programı olarak takip edilmeye çalışılmış, Kur'ani gerçekleri çağın sorunlarına ve insanlığın ihtiyaçlarına çare ve proje üretecek şekilde yeniden yorumlayan yaklaşımları, gelenekçi ve taklitçi zihniyetin değişmesinde önemli rol oynamıştır.

1995 RP Adana milletvekili adayı olarak seçimlere katılmış, iki sene sonra da emekliye ayrılmıştır.

Konferansları ve yazıları yüzünden pek çok mahkeme açılmış, aylarca sorgulanmış, nihayet 312'ye muhalefet bahanesiyle Malatya DGM'nin verdiği yaklaşık 1 yıllık cezanın infazını Keban kapalı cezaevinde yatmıştır.

Türkiye'de derin devlet diye bilinen gizli ve etkili güçlerin:

1-Kirli ve hain Derin Devlet

2-Milli ve haysiyetli Derin Devlet olarak iki cephede ve çok stratejik ve taktik bir mücadele içinde olduğunu...

Ve yine yeryüzünde Siyonist Yahudi sermayesinin güdümündeki ABD ve AB'nin başını çektiği ŞEYTANİ ZULMET ittifakına karşı,

Erbakan Hoca'nın kurduğu D-8'ler çizgisinde ve Rusya-Çin, Hindistan, Kuzey Kore, Venezüella ve Brezilya'nın katıldığı Avrasya çerçevesinde şekillenen İNSANİ ADALET ittifakının bulunduğunu; ilk defa fark edip ortaya koyan ve Kuvay-ı Milliye şuuru etrafında vatansever ve münevver sağcıların, solcuların, gerçek Atatürkçülerin ve Milli Görüşçülerin toparlanması gereğini savunan ilim ve fikir adamlarımızdandır.

Siyonist ve emperyalist şer ittifakını hedef alan yazı ve kitapları nedeniyle bazı malum merkezlerce takibe alınanlardandır.

Milli Görüş'ün üst kademelerinde; kasıtlı davranışlarını ve yamuk yaklaşımlarını sezdiği bazı kişilerin art niyetlerini, Hoca'ya ve davaya zarar veren şüpheli ve şaibeli hareketlerini hatırlatıp cemaati uyardığı için; teşkilata katılması, konferansları ve Milli Gazete'de yazması yasaklanmıştır.

Uzun yıllar birlikte çalıştıkları halde, bazı nefsi saplantılardan ve fevri davranışlarından dolayı "Elaziz" ekibinden de ayrıldı.

Emekli olduktan sonra kitap çalışmaları hızlanmış, yazdığı eserlerin sayısı 25'e ulaşmıştır.

2004 Ocağında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul'da aylık olarak yayınlanan "Milli Çözüm" Dergisini çıkarmaya başlamışlardır.

Araştırmacı-Yazar, Düşünür ve Siyaset Bilimci olarak tanınan Hocamız küçük yaştan itibaren özel dersler alarak ve devamlı okuyup araştırarak kendini yetiştirmeye çabalamıştır.

Uzun süreli, ciddi ve çileli bir manevi terbiye ve terakki dönemi yaşamıştır...

İnancımız ve ihtiyacımız olan, evrensel hukuk kurallarının; bütün insanlığın ortak değeri ve hayat düzeni haline getirilmesi, "Demokrasi, Laiklik ve özgürlükler" gibi çağdaş kurum ve kavramların; ilmi ve insani temellere göre yeniden şekillenmesi... Ve Türkiye'nin yeni bir barış ve bereket medeniyetine öncülük etmesi konularında yoğunlaşmıştır.

Milli siyaset ve sorumluluk düşüncesini farklı bir boyutta ele alan ve yorumlayan Hocamız yaklaşık 30 yıldır Türkiye'mizin her yerinde, Avrupa'da ve İslam ülkelerinde, önemli seminer ve konferanslara katılmaktadır.

Çeşitli konularda yayınlanmış ve hazırlanmış yirmi beş kitabı bulunan üstadımız, evli ve beş çocuk babasıdır.

Hocamız'ın başlıca kitapları:

1-İslam Davası

2-Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya

3-Mesaj ve Metot (İletişim ve işbirliği)

4-Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi

5-Siyaset Strateji ve Siyonizm

6-Medeniyet Mücadelesi ve Mehdiyet Müjdesi

7-Din, Devlet ve Demokrasi

8-İnsanın Yozlaşması

9-Din Dengedir, İslam ilericiliktir.

10-Sorunlarımız ve Sorumluluklarımız

11-Nifak hareketleri

12-Zafer Müjdeleri

13-Masonluk ve Mafya Medeniyeti

14-Tarikat Terbiyesi

15-Kur'ani Kavramlar ve Yorumlar

16-Dış Politikamız (2. Cilt)

17-Refah-Yol'la Rantiye Savaşı

18-Ahu Figanım(Şiir Kitabı)

19-Cezaevinde yazdıklarım

20-Ruhlar ve Sırlar

21-Milli Siyasette Kirli Hesaplar( Basılmadı)

22-Hikmet Çiçekleri (Şiir)

23-Bizim Atatürk

24-Dünya Değişime Hazırlanıyor

Henüz yayına hazırlanmamış kitapları:

  • Gönül Kapısı (Zikir Zevki ve Nefis Tezkiyesi Üzerinedir)
  • Anıların Anlattıkları ( Unutulmayan hatıralarını içermektedir.)

Bu yazarin diger makaleleri

KUR'ANDAN ÇOK YAKIN ZAFER MÜJDELERİ
  Meryem:   37- İçlerinden (bazı) gruplar (vaad edilen galibiyet...
Devami
BİZE ÇETE DİYENİN DE
Ergenekon çetesine Milli Çözüm eklyenin de Gülün çirkefte işi ne? Bize örgüt diyenin...
Devami
FOOTSTEPS OF THE ERBAKAN REVOLUTION
The Art of Ruling! A model and a real ruler is...
Devami
SABATAYCILIK SALTANATI VE MEŞHUR DÖNMELER
Birçok internet sitesinde yıllardır yayınlandığı ve hiç kimsenin yalanlama ihtiyacı...
Devami
YENİ ANAYASA HAZIRLAYANLARIN KAFA YAPISI VE AB BAĞLANTISI
Milli düşünceli, basiret ve cesaret ehli aydınımız Yılmaz Dikbaş'ın tanımıyla,...
Devami
KONYA'DA MİLLİ GENÇLİĞE TUZAK
Konya'da Milli Görüş Gençliğini birbirine düşürmek üzere tezgâhlanan kışkırtma ve...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 15392

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR