ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün650
mod_vvisit_counterDün4780
mod_vvisit_counterBu Hafta19724
mod_vvisit_counterGeçen hafta29264
mod_vvisit_counterBu Ay57849
mod_vvisit_counterGeçen Ay186777
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17695565

IP'niz: 18.204.227.34
Bugün: 15 May 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12552299

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

DİYALOG:KUR'ANIN MESAJINI YOZLAŞTIRMA VE AHLAKSIZLIĞI MEŞRULAŞTIRMA MI ?!..

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 11
ZayıfMükemmel 

 

Allah Kur'anın "lafzını" muhafaza buyuracağını garanti etmiştir. Ama bu; O'nun mana ve mesajının yozlaştırılamayacağı anlamında değildir.

"Hiç şüphesiz, Zikri (Kur'anı Kerimi) biz indirdik... O'nun (tağyir ve tahriften) koruyucuları da muhakkak biziz.

Ayeti, sadece Kur'ânı Kerim'in vahiy olan metninin (İncil ve Tevrat'ın değil) ilahi muhafaza altında olduğunu bildirmektedir. Şimdi ilahiyatçı Prof. Suat Yıldırım'ın; Fethullah Gülen'in-yirmi yıllık talep ve telkinleriyle-hazırladığı "Kur'anı Hâkimin Açıklamalı Meali" tam beş yüze yakın, Tevrat ve İncil alıntısıyla hazırlanmış ve yüz binlerce adet basılıp Zaman okurlarına dağıtılmış vaziyettedir. Bu sinsi girişim: "Kur'anı İncilleştirme" operasyonu olarak değerlendirilmektedir.

 

Prof. Suat Yıldırım'ın Kur'ânı Hâkimin Açıklamalı Mealinde;

Markos-Luka İncilleri kaynak gösteriliyor...

Tevrat ve İncil'den eklenen kısımlar tam 488'e ulaşıyor!..                          

Fethullah Gülen'in Türkiye Temsilcisi: Suat Yıldırım "Dinler ve Barış" sempozyumunda:

"Dinler arası diyalog olmayınca dünya barışı imkânsızdır. Özellikle İbrahim-i dinler olan Müslüman, Yahudi ve Hıristiyanlar arasında müşterek alanlar ve ortak değerler bulunmaktadır." değerlendirmesiyle tanınıyor...

Prof. Yalçın Küçük'ün: Nene tarafından Kırım Yahudilerinden olduğunu söylediği Bilderbegçi Mason Mesut Yılmaz'ın özellikle görevlendirdiği, diplomatlarımız tarafından; İtalya'da karşılanıp Papa'nın huzuruna çıkan ve Vatikan'ın misyonunun bir hizmetkarı olduğunu açıklayan Fethullah Gülen'in ısrarıyla bu kitap, acaba ne maksatla ve hangi sinsi hesapla hazırlandı?.. Kitabı Mukaddeste (Tevrat ve İncil'deki) hakka ve ahlaka aykırı safsata ve sapıklıklar niye anlatılıp Müslüman okurlar uyarılmadı?. Halbuki piyasaya sürülen basit bir ilacın tanıtım kağıdında bile; yararlı yönleriyle birlikte zararları ve yan etkileri de mutlaka yazılmaktadır... Böyle yapılmaması suç sayılmaktadır...

 

İşte Tevrat Ve İncil'de (Kitab-ı Mukaddeste) yer alan ve şeytanı bile utandıran ahlâksız seks ve ensest ilşkiler ve Porno Sahneleri:

Tekvin: Bab=19 sh:17 Ayet=30-38 

Haşa:  Hazreti Lut'un iki kızının babalarına şarap içirip sarhoş ederek koynuna girdikleri ve hamile kaldıkları...

Neşideler Neşidesi: Bab=8 sh:672 Ayet=1-10

"Öz kız kardeşinin memelerini, kalçalarını ve göbeğini öven sevişme sahneleri

II. Samuel Bab=13 sh:318 Ayet: 12-14

"Davud Peygamberin Oğlu Abşalom'un kız kardeşi Tamarla, diğer erkek kardeşi Amno'nun sevişmeleri ve evlenmeleri..."

Hoşea-Bab=4 sh: 858 Ayet 14

"Sizin kızlarınıza, karılarınıza ve gelinlerinize mahsus olmak üzere: gizli fahişelik yapmalarını bağışlayıp cezalandırmayacağız.

Tekvin= Bab: 38 sh=39 Ayet 13-19

"Ve Yahuda, örtünmüş gelinini fahişe sandı... Onunla yattı ve gebe kaldı.

Kethuboth Talmutu-Bab=11

"Bir çocukla veya küçük bir kızla yahut karısıyla, makattan, arkadan temas edildiğinde, ses çıkarmazlarsa, zararı yok... Eğer bağırırlarsa ikaz edilirler...

"Kız kardeşi ile yatıp zevk etmek, şikâyetçi olan yoksa serbesttir...

"dul annesini tatmin etmek, evladın görevidir."

YEBAMOTH Talmutu: (56a-59b)

"Yahudi bir dul (erkek ve kadın)cinsi tatmin için her yola başvurabilir. Köpeklerle temas kurabilir."

 

Şimdi soruyor ve uyarıyoruz:

Ey Dinler arası Diyalogcular! Avrupa Ve Amerika'da ensest (aile içi) sapık cinsel ilişkilerin yaygınlaşması, kendi kızıyla, kardeşiyle yatanların çoğunlaşması tesadüf değildir. İşte bu; eldeki ahlaksız ve azdırıcı bölümleri içeren İncil ve Tevrat yüzündendir.

Türkiye'de de, bunların dağıtıldığı bölgelerde aile içi cinsi sapıklık artmış vaziyettedir.

Ey Diyalogcular! Siz bu tavrınızla: Türkiye'mizde, kızıyla-bacısıyla, anasıyla yatmayı mübah ve münasip kabul eden, bu uydurma İncil ve Tevrat'ı; Kur'an meâline kaynak gösterip, reklâm edip, Kutsal aile hayatımızın ve İslam ahlakımızın tahribine, bile bile taşeronluk mu yapıyorsunuz? Hiç Allah'tan korkmuyor ve kullardan utanmıyorsunuz?

 

‘Diyaloğun Geldiği Son Nokta: Ayetlerle Oynama Cüreti'

Aksiyon dergisi, 8 Aralık 2003 tarihli 470. Sayısında "İnsanlık Onu Bekliyor: Hz. İsa" başlığıyla bir kapak haberi yaptı.

Haberde, Prof. Dr. Suat Yıldırım şu görüşü savunuyordu:

"On dört asırdan beri dünya haritasını, doğrudan doğruya veya sonuçları itibarıyla şekillendiren Müslüman ve Hıristiyan ümmetlerinin Hz. İsa'nın şahsiyeti etrafında bütünleşerek, hem kendilerini, hem de bütün insanlığı kurtarmaya yönelmeleri, hepimizin ideali olmalıdır."

Suat Yıldırım'ın bu çıkışından ve hazırladığı bir meal kitabında Tevrat ve İncil'lere gönderme yapmasından bahisle konu bu günlerde yeniden tartışılıyor.

Aslında Prof. Yıldırım' dan 5 yıl önce benzer bir görüş, Bahaeddin Sağlam tarafından savunulmuştu: " Eğer Allah dilerse, İbrani geleneğin iki kolu olan İslam ve Hıristiyanlık birleşse, ataları olan İbrahim geleneği dirilir ve insanlık yeni bir yapılanma ile bir bütün aile hükmünü alır. Ve bu geleneğin ıslahatçısı olan Mehdi ve İsa (as) inmiş olurlar."[1]

Bahaeddin Sağlam'ın kitabı, aşağıda alıntılarda da görüleceği üzere bu alanda bildiğimiz kadarıyla bir ilk oluşturmuştu. Müstear soyadı kullanan (Gerçek soyadı Saldıran olan) yazar, 1960'ta Siirt'in Baykan İlçesi Kasımlar köyünde (Kitabında eski adıyla Verkanıs köyünde doğduğunu yazmış) doğmuş.

İlköğrenimden sonra Siirt' in Aydınlar İlçesinde (Nahiye iken eski adıyla Tillo U.Y.) "klasik Osmanlı metoduyla üç sene medrese eğitimi görüp icazet" almış. Sonra Suriye Hama' da bir kolejde okumuş.

Bahaeddin Sağlam, kitabında "Tevrat'ın hakkının fazlaca yendiğini" belirtip, bunu yapanların içinde "en ılımlısı" olarak değerlendirdiği Prof. Suat Yıldırım'ın "eksiklerini" tamamlamaya çalışıyor. "Dinler arasındaki söylemini tashih edip doğru yorumlar vermemize kızmamasını diliyorum" diye yazıyor.

Bahaeddin Sağlam; İlhan Arsel, Turan Dursun, Muazzez İlmiye Çığ gibi yazarları eleştirmek için yola çıkmış. Ama onları eleştireyim derken, ne hikmetse baştan sona Mevcut Tevrat'ın ne kadar kutsal bir kitap olduğunu anlatıp duruyor.

Birde her olayı, her tarihi, her sayıyı, ebced hesabına vurup kendince çıkarsamalar, yorumlar, koca koca iddaalar öne sürüyor.

"Allah' tan ümidim, bu çalışmamızı, dinler arası, alemler arası, yorumlar arası, yaklaşımlar arası müsbet ve barışçıl bir iyiliğe altyapı yapmasıdır" diyor.

Ve Bahaattin Sağlam başlıyor, (Diyanet de dahil olmak üzere birçok muhafazakar-Müslüman kitabevinde satılan) kitabında vahim düşüncelerini gerçekmiş gibi sunmaya:

"(Tevrat'ın)...nerede ise yüzde yüze yakın bütün ayet ve cümlelerinin, vahy eseri ve mucizeli bilgiler olduğunu gördüm."

"(...) Gerçek bir Tevrat mü'mini, İncil ve Kur'an'a da inanmak zorundadır. Çünkü hepsinin özü, gayesi birdir. Bir parça altını sevip de, aynı miktarda başka bir altını sevemeyebilir misiniz?"

Yazar burada hangi Mevcut İncil'den bahsettiğini yazmamaktadır. Matta mı, Markos mu, Luka mı, Yuhanna İncil‘ i mi? Çünkü bu İncil'ler arasındaki tutarsızlıklar okur-yazar herkesin malûmudur. Yazara göre hepsi kutsaldır ve birdir.

Bahaeddin Sağlam'a göre; "Kur'an'ın Yahudi ve Hıristiyanlara şiddetli uyarıları, ‘Elinizdeki kitaplar yanlıştır, onları bırakın, gelin Müslüman olun' manasında ve üslûbunda değildir."(öyle ise niye kendisi Yahudi ve Hıristiyan olmuyor?)

Diyalogcu yazar B. Sağlam'a göre Yahudiler insanlığın "motor gücüdür."

B. Sağlam, 1962-65 II. Vatikan Konsilinin izinde Soğuk Savaş propagandasına devam ediyor: "Bizim bütün dindar insanlarda ricamız (...) birbirlerine karşı dinsiz insanlardan medet beklemesinler (...) saldırgan dinsizlik hastalığına bir cephe ve cevap oluştursunlar"!?.

Bahaeddin Sağlam Mevcut Tevrat' ın tahrif edildiği, Yahudi hahamlarca ekleme ve çıkarmalar yapıldığı gerçeğini ters yüz ediyor.

 

Diyalogcu B. Sağlam'a ve Prof. Suat Yıldırım'a Göre Bunlar Sosyolojik Tarih Kuralları imiş!?

Mevcut Tevrat (Eski Ahit) bugün Yahudilerin, Evanjelistlerin, (Protestanların hemen hemen bütün kollarının) kabul ettiği, Ortodoksların Yeni Ahit'le (İncil) yan yana muhafaza ettikleri, yani bizimkilerin Diyalog yürüttükleri kesimin inandığı bir kitap.

Mevcut Tevrat'a göre:

" Tanrı dünyayı  yedi günde yaratmış ve işi bittikten sonra "istirahat" etmiş!..

Yakub,  Allah'la güreşip ( veya uğraşıp) O'nu yenmiş!!..

Nuh sarhoş olmuş ardından oğlu Kenan  (Ham)tarafından tecavüze uğramış!..

Kızları, babalarıyla Lut'u sarhoş ederek birlikte olup O'ndan çocuk sahibi olmuşlar!..

Davut, Hitti Uriya adlı komutanın karısı Bat-şeba'yla zina etmiş, ona sahip olmak için kocasını savaşta ön safa koydurup öldürtmüş!..

Süleyman, kızların peşinden koştuğu bir çapkınmış ve şuh şiirler okurmuş ..."!? gibi ne akla, ne ahlaka, ne İslam'a ve ne de insanlığa sığmayan sapıklıklar yaşanmış...

Ayrıntıya girmiyorum, Kur'anda ise tam tersine hiçbir peygamberi incitici, akıl ve ahlakı terk edici en küçük bir ifade yoktur.

Bahaeddin Sağlam, işte mevcut Tevrat'ta geçen bu ifadelerin "aslında büyük sosyolojik tarih kuralları ve tebliğler olduğunu" savunuyor. Ona göre bu ifadelerin hepsi mecaz ve mesaj sayılıyormuş, mevcut Tevrat hiçbir peygambere hakaret etmiyormuş...

B. Sağlam, "bütün dindarlar"dan "Tevrat'ın çağlar üstü ihbarına kulak vermelerini" istiyor, yoksa kıyamet kopabilirmiş!..

"Birbirine uyma", "uygun bulunma" anlamlarına gelen "tevafuk"konusu, kitapta en çok geçen kelimelerden biri. B. Sağlam, kitabında mevcut Tevrat ve Said-i Nursi'nin kitapları arasındaki tevafukları anlatıp duruyor. Sağlam Said-i Nursi için şöyle yazıyor: " (...)asrımızın bir Samuel ve Saul'u olan ve inşallah asrımızda bir Davut ve Süleymanın doğuşuna sebep olacak olan Bediüzzzaman Said Nursi'den..."

(Böylece hem Saidi Nursi'ye iftira ediyor, kendi saptırmaları ve diyalog safsataları için Bediüzzaman'ı istismara yelteniyor; ve örtülü bir şekilde Nurculuktan yetişen Fethullah Gülen'in (haşa) yeni bir Davut ve Süleyman olacağını saçmalıyor)

B. Sağlam'a göre, Mevcut Tevrat ve Kur'an arasında sadece "detay farkları " varmış.

B. Sağlam, Hz. Musa ve Hz. Harun arasındaki hiyerarşinin; Hz. Muhammet'le ve Hz. Ali ilişkisinde de bulunduğunu iddia ediyor...

Ve bu Müslüman yazara göre; sadece dinler tarihinin değil, insanlık tarihinin bütün şifreleri Tevrat'ta mevcut bulunuyor. Osmanlı tarihi, Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşımız, Lozan antlaşması ve benzerleri...

Kitabı okuyunca İnsan ister istemez şunu düşünüyor: oldu olacak madem arada fark yok, bütün dünya Müslümanlarına çağrı yapın, Mevcut Tevrat'ın vaat edilmiş topraklarına doğru sefere çıkan evanjelist çeteye  direnmekten vazgeçip Büyük İsrail Projesine hizmetkar olarak cihada katılsınlar!.. Fethullah'ın ve diyalogcuların yaptığı gibi!?

 

Hicr Suresi'nin 9. Ayeti Meğer Neymiş?           

Bahaeddin Sağlam'ın bütün ifadeleri, iyi niyetle düşünürsek: yazarın hayal gücü olarak değerlendirebilir ve önemsemeye bilirdik. Ancak Sağlam'ın aşağıdaki tahrip çabasının niyetini herhalde tartışmayacağız. Aynen şöyle yazıyor:

"15'inci sure olan Hicri Suresi'nin 9'uncu ayeti: ‘Zikri biz İndirdik. Onu koruyacak olan Biziz' ayeti yalnız Kur'an için değildir. Mesaj-Evrensel din ve öğreti manasına gelen genel zikirdir. Yani bu ayet yalnız Kur'an için değil, Mevcut Tevrat ve İnciller için de geçerliymiş"!?.

O halde Allah katından Din-ya da Hak Din hangisidir!?

Önümüzdeki süreçte bu tartışma konusu yapılırsa şaşırmamak gerekir.

Mevcut Tevrat'ın kutsal olduğu savunan sadece anılan yazar değildir. Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Süleyman Ateş'te bu görüştedir. Prof. Ateş, Müslüman bir bayanın Hıristiyan ve Yahudi bir erkekle evlenebileceğini de söylemiştir...[2]

Salt dini açıdan bakıldığında da, "diyalog"un geldiği noktada, kısacası bu işte bir tuhaflık yok mu?

Dileriz, Diyanet İşleri Başkanlığı bu sürece müdahil olur. En azından bir Cuma Hutbesini Mevcut Tevrat hayranlığına, dünya üzerindeki bütün inananları Tevrat'ta birleştirme safsatasına, Kur'anı ve İslam'ı "evanjelistleştirme" çabalarına ayırır ve halkı bilgilendirir.[3] 

 

Hükümet Fethullah'ın Hizmetçisi mi?

Bağımsız Devletler Topluluğu'ndaki Fethullah okullarına yönelik operasyonda son halka Ukrayna. 26 Mart'taki seçimlerden zaferle ayrılmasına kesin gözüyle bakılan Yanukoviç'in, Fethullah Gülen'e bağlı okulları kapatacağını öğrenen AKP hükümeti girişim başlattı. Seçimlerden bir hafta önce Kiev'e heyet gönderilecek...

Turuncu Devrim diye bilinen 2004 yılındaki Batı yanlısı darbenin üzerinden daha iki yıl geçmeden Ukrayna'da meclis seçimleri yapılacak. 26 Mart'taki seçimler Türkiye açısından beş noktada kritik önem taşıyor:

1-Kırım Türklerinin geleceği

2-Karadeniz'in güvenliği

3-ABD'nin NATO üzerinden plânları

4-Enerji Politikaları

5-Fethullah Gülen'in Ukrayna'daki okulları

 

"Casus"  Yuvaları mı, Eğitim mi?

Fethullah Gülen'in okullarına yönelik Bağımsız Devletler Topluluğu  (BDT)'nda süren operasyonlarda son halka Ukrayna. 2000 yılından bu yana BDT ülkelerinde faaliyetleri gözetim altında alınan Fethullah okulları ya Batılı gizli servisler adına casusluk faaliyeti yürüttüğü gerekçesiyle kapatılmış, ya da casusluk faaliyeti yürüten öğretmenler sınır dışı edilmişlerdi...

Şimdi benzer bir süreç Ukrayna'da yaşanıyor. 26 Mart'ta Ukrayna tarihinin en kritik seçimlerinden birisini yapacak. Seçimlerden çıkacak sonuç, Fethullah Gülen'in Ukrayna'daki geleceğini belirleyecek. Dört güçlü grup seçimde şanslı görünüyor. İkisi Amerika yanlısı darbe sırasında ortak blok oluşturan şimdiki Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko ile darbe sonrası Başbakanlığa getirilen sonra yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle görevinden alınan Yulia Timoşenko. Diğer ikisi ise Rusya yanlısı Viktor Yanukoviç ile Komünist Parti. Kamuoyu yoklamalarında en şanslı aday olarak Yanukoviç görünüyor.

Yanukoviç'in Bölgeler Blok'unun yüzde 35 civarında oy almasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu durumda Rusya yanlısı lider, hükümeti kuracak. "Turuncu Devrim"Sırasında birlikte hareket eden Timoşenko'nun yüzde 15-17, Devlet Başkanı Yuşçenko'nun bloğunun ise yüzde 7-10 arasında oy alması beklentiler arasında. Komünist oy oranı ise yüzde 13-15 arasında gösteriliyor.

 

Fethullah'ın Can Simidi: Meclis Heyeti !

Hükümeti kurması beklenen Yanukoviç'in ülkedeki iki Fethullah Gülen okulunu kapatacağı Ankara tarafından öğrenildi. Hükümet, bunun üzerine harekete geçti. Okullardan biri Kırım'ın Bahçesaray bölgesinde diğeri ise Hersan'da. İki okul da parasız yatılı. Okullarda bölgenin ileri gelenlerinin, zenginlerinin, Yahudi ve dönmelerin çocukları ücretsiz okutuluyor.

Fethullah okullarının kapatılmasıyla ilgili ilk temas Ukrayna Dışişleri Bakanı Boris Tarasyuk'un 2 Mart'taki Türkiye ziyaretinde oldu. İkinci aşama ise 18 Mart'ta yaşanacak. Türkiye'den bir meclis heyeti Kiev'e gidecek. Heyetin, Batı yanlılılarına destek vermek için Ukrayna'ya gideceği, aynı zamanda Fethullah okulları için kulis yapacağı öğrenildi. Heyet başkanlığını AKP Bursa Milletvekili Şerid Birinç yapacak...[4]

 

Seçimler Boğazların kaderini de belirleyecek

Ukrayna seçimleri, İstanbul ve Çanakkale boğazlarının da kaderini belirleyecek önemde. Bunun nedeni, Amerika'nın terör bahanesiyle Karadeniz'e girme çabası. Geçen haftanın en çok tartışılan konularından birini Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın bu konudaki açıklamasıydı. Amerikan Dışişleri Bakanlığı, 1 Mart'ta, Akdeniz'deki Aktif çaba (Operation Active Endaovour) adlı NATO operasyonunu, Karadeniz'i de kapsayacak şekilde genişletmek için Türkiye ile görüştüklerini açıklaşmıştı. Açıklamayı, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve Avrasya bölümü yetkililerinden Kurt Volker yaptı. Volker, Karadeniz'e ilişkin planlarını anlatırken "Güneyde Türkiye var. Batıda yine NATO üyesi olan ve 2007'de AB'ye girecek Bulgaristan ve Romanya var. Doğuda, iki yıl önce ‘Gül Devrimi'nden bu yana müthiş ilerleme kaydeden, ancak daha gidecek uzun bir yolu olan Gürcistan var. Sonra Karadeniz'e kıyısı olmayan, ancak bölgede bulunan Azerbaycan var. Demokratik kurumlar ve ekonomik kalkınma yönünde yapması gereken çok şey bulunan Ermenistan var" ifadesini kullandı.

 

AKP Hükümeti Şaşkın ve Çaresiz!

Ukrayna'nın konumu ve Karadeniz'in statüsü konusunda Ankara'nın kafası karışık. Bize ulaşan bilgilere göre, Hükümet bu konudaki Amerikan teklifini ‘ele alıp değerlendirme' sözü verdi. Askeri kesim ise Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne aykırı olduğu gerekçesiyle Amerika'nın önerisine karşı çıkıyor.

Ukrayna, Amerika'nın Kafkaslara yayılmasının önünü açacak ilk hamleydi. 2004 darbesinden sonra Türkiye, 1991'den bu yana geliştirdiği Ukrayna'nın Batı ittifakı içinde yer alma politikasına verdiği desteği sorgulamaya başladı. Ağırlık Ukrayna'nın NATO ve AB üyeliğini savunurken, bu durumda ABD'nin Karadeniz'e gireceğine dikkat çeken askeri ve diplomatik çevreler de seslerini yükseltmeye başladılar.

 

Cemiloğlu'na Haklı Tepki

Tartışmanın bir de Kırım boyutu var. Kırım Türkleri otonomi istiyor. Batı yanlısı mevcut Kiev yönetimi ise Kırım Türklerinin mevcut haklarını da ellerinden almayı planlıyor. Bu noktada Türkiye ile Rusya'nın aynı görüşü savunduğunu belirten Siyonist çevreler Ankara'yı uyardılar.

Soros Vakfı'nın Ukrayna Meclisi'ndeki temsilcisi Mustafa Cemiloğlu Kırım Türklerinin de Lideri. Kiev'de görev yapan bir Dışişleri yetkilisi, Cemiloğlu'nu  eleştirerek, "Kırım Türklerinin haklarıyla ilgili bir konuşma bile yapmadı" diyor...

 

Bu Arada diyalogcu medyada Kukla Kürdistan Devleti'ni Tanıtma Propagandası başlatıldı:

Türkiye'nin Irak Temsilcisi Oğuz Çelikol'un Irak temaslarının ardından Türkiye'nin Irak'taki kukla devleti tanıyacağı yönünde yeni bir propaganda başladı.

Doğan Medya Grubu'nun üç Gazetesi Hürriyet, Milliyet ve Radikal,  "Kürdistan Bölgesel Hükümetini tanımaya hazırız" mesajını Barzani'ye, Irak Özel Temsilcisi Oğuz Çelikol'un verdiği ileri sürüldü. Dışişleri Bakanlığı, haberi yalanladı. Yalanlamanın yapıldığı gün Abdullah Gül, Bakanlığın yaptığı yalanlamayı desteklerken gazetelerin haberlerini doğrular şekilde konuştu. Diyalodcuların Gül'ü, bu haberlerin "yanlış ve abartılı" olduğunu savundu. Gül, şöyle konuştu : "Dış politikada şöyle bir şey vardır; nüanslar önemlidir, dış politikada söylediğiniz kelimelerin yorumu çok önemlidir. Arkadaşlarımız ‘Irak'ın nasıl bir Irak olacağına Irak halkı kara verecektir' demişlerdir." Gül, Irak halkının kendi anayasasını onayladığını belirterek, "Dolayısıyla Irak halkının karar verdiği sistem ne ise, biz de tabii ki ona ‘Evet deriz' demişizdir" diye konuştu. Kuzey Irak'la ilgili Irak anayasasında 1960'lı yıllardan beri farklı bir durumun zaten bulunduğunu belirten Gül, bunun "Kürt veya Kürt Hükümeti" gibi yansıtılmasının "fazla dikkatsizlik" olduğunu bildirdi.

 



[1] Bahaeddin Sağlam / "Geçmiş ve Gelecek Arasında Tevrat" / Tebliğ Yayınları / 1. Basım - İST

    Sh: 7-19-29-129-137-153-180-235

[2] Bak: Süleyman Ateş / 15-18 Ocak 2006 ve 03 Şubat 2006 Tarihli Vatan Gazetesindeki yazıları

[3] Uğur Yıldırım Jeopolitik sayı=26

[4] Aydınlık / Özer Çetinkaya

Mehmet DENİZ -

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

AHMET HAKAN DENEN ENTEL FİGÜRAN!
  Öncelikle şunu belirtelim ve özellikle altını çizelim ki: Ahmet Hakan...
Devami
DİYOLOG MU, DEJENERASYON MU?
  Sabancı Holdingin Patroniçesi Güler Sabancı'nın parmağındaki, Osmanlı kavuğu şeklindeki...
Devami
SİYONİZMİN ERMENİ KARTI VE YERLİ HIYANET ODAKLARI
Tanzimat fermanı, Sevr, Mondros ve Lozan... Hedefleri hep aynı:...
Devami
UYGARLIK MI, BARBARLIK MI?
  Bütün bu olup bitenlerden sonra hala Batıya yönelmek, Batıya...
Devami
ŞAHSİYET VE SAMİMİYET ANALİZİ
  Etiket ve etkinlik sahibi bir kişinin veya ekibin, çeşitli...
Devami
İSRAİL VE ABD BİRLİKTE ÇÖZÜLÜYOR!
  İsrail, önce Yahudileri aldatıyor    Holokost: Latince bir kelime...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5308

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR