Reklam
Reklam
Reklam

İTTİFAK RAHMET, İFTİRAK ZAHMETTİR.

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 18
ZayıfMükemmel 

Evet Hakta ve hayırda toplanmak, irtibat ve ittifak kurmak herhalde rahmettir, berekettir ve kuvvettir. Ama iftirak, yani ayrılıp parçalanmak ise, elbette zahmettir, zaafiyettir ve zillettir.

Özellikle milli ve insani hedefler doğrultusunda, ülkemize ve devletimize yönelik ciddi tehditlere karşı, siyaset cephesinde seçim ittifakına giderek güç ve gönül birliği yapmak daha bir önem ve öncelik arz etmektedir.

Ve hele Erbakan Hoca’mızın, Hakka Hicret buyurmadan önce hastanede iken kendilerini ziyaret eden DP Genel Başkanı Sn. Namık Kemal Zeybek üzerinden, hepimize son vasiyet ve emaneti yerinde;

“Millet ve memleket büyük bir tehdit ve tehlike altındadır. Bu badireyi atlatmak ve ülkeyi (AKP tahribatından kurtarıp) selamete çıkarmak üzere, iz’an ve vicdan sahibi her vatan evladı sorumluluk duygusuyla çalışmalıdır.”

Anlamındaki tavsiyeleri tarihi ve acil ikazlar içermekteydi.

DP Genel Başkanı Zeybek’in, SP’yi ziyaretinde söylediği sözler dikkat çekiciydi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, tebrik ziyaretine gelen Demokrat Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek kendisinin 54. hükümette bakan ve hükümet sözcüsü olduğunu hatırlatarak: "54. hükümette ben de bulundum. O hükümetin hizmetlerini hatırlamak ve övünmekten bir pay düşüyorsa, bizim de payımız var. O dönemde şu ispat edildi: Bu ülkede kaynak vardır. Bazılarının kaynak var mı? sorusu çok defa kötü niyetli olarak sorulmaktadır. Nedense kaynaklarımız, doğru yerlere yönlendirildiğinde bu soru sorularak kafalar karıştırılmaktadır. Başka yerlere giderken sorulmuyor da, memura, işçiye ve emekliye gittiği zaman sorulması manidardır." demişti.

Hükümetleri popülizmle suçlayanların kaynakların hep kendilerine akmasını savunduğunu anlatan Zeybek, "54. hükümet doğru işler, büyük işler yapmıştır. Ama yolu, yolkesenler tarafından tıkanmıştır. Milli iradeye rağmen, ortaya bir takım tiyatrolar atılarak, halkımız, basın, ordumuzun şerefli komutanları yanıltılmıştır. Onların birçoğu da sonra yanıltıldıklarını itiraf etmiş bulunmaktadır.

Refahyol'un vergi koymadan, borç almadan kaynak bulmasının tarihi bir örnek teşkil ettiğini söyleyen Zeybek, "Bu tarihi örnek her zaman hatırlanacaktır. Ve inşallah 28 Şubat gibi belalı ve karanlık günler bir daha yaşanmayacaktır. Ama 28 Şubat bitmemiş, sadece birinci perdesi kalkmıştır. Asıl amaç hala sürdürülmeye çalışılmaktadır." İtirafları ilginçti.

Zeybek'in ittifak gayreti

DP Lideri Namık Kemal Zeybek, ittifak görüşmelerinin sürdüğünü belirterek, "Arkadaşlarımız çalışmalarına devam ediyorlar. Öyle aceleye de lüzum yok. Daha çok zamanımız var. Acele işe şeytan karışır. Ama acele etmeden de çabucak yapmak gerekir. Sağlam ve emin adımlarla gitmek lazım. Binaların önce temeli yapılır. Temelimiz var, hem de çok sağlam; yani Refahyol hükümetidir. O bizim temelimizdir. Şimdi duvarları yapalım. Sonra çatıya doğru çıkarız. Ama şu anda arkadaşlarımız çalışıyorlar. İnşallah netice iyi olur. Bu çalışmalar zaten yeni değil. Allah rahmet eylesin Hocamız da, bu tür çalışmaları, onun talebi üzerine, yanına gittiğimiz zaman hep Türkiye için ne yapılabilir, doğru olan nedir? kaygısı içindeydi" demişti. Umarız dışarıdan yapılabilecek baskılar ve nefsani takıntılar yüzünden bu önemli girişimden vazgeçilmeyecekti.

Kamalak'ın olumlu görüş ve temennileri

Gazetecilerin ittifak görüşmelerine ilişkin sorularını cevaplandıran Sn.Mustafa Kamalak’ın: "Biz Türkiye için varız. Yüce milletimizin menfaati neyi gerektiriyorsa, onu yaparız. Hocamız vefat etmeden önce, ittifak görüşmelerini sürdürmesi için gerekli görevlendirmeleri yapmıştır. Türkiye'nin 75 milyon insanını kardeş kabul ediyorsak ki, öyledir zaten. Partiler de, bu insanların oluşturduğu kurumlardır. Onlarla el ele verip, nasıl ki insanlarımıza birliğe, bütünlüğe davet ediyorsak, partilerimizi de birliğe, bütünlüğe davet edersek, çok güzel olur düşüncesini taşımaktayız" sözleriyse önemliydi.[1]

Bu talihli ittifak girişimlerinin bazı marazlı mahfilleri tedirgin ettiği hayretle izlenmekteydi. İlk sayısının manşetini, Erbakan Hoca’nın Namık Kemal Zeybek’e söylediklerini anımsatıp: “Son sözü vatan!..” şeklinde atanların[2] bir hafta geçmeden aynı gazetede “DP yöneticileri AKP projesini mi yürütüyor?” diye sızlanmaları[3] ve Namık Kemal Zeybek’i “SP ittifakıyla MHP’nin oylarını düşürüp, barajın altında bırakmak ve AKP’yi tek başına iktidarda tutmak” la suçlamaları neyin nesiydi?

Bu sözde Sosyalist-Kemalist Ulusalcılar, yıllarca düşmanlık yaptıkları MHP’yi niye bu kadar sevmekte ve sahiplenmekteydi?

Yoksa Erbakan Hoca’nın: “sağcılık ve solculuk, aynı batıl görüşün, iki farklı görünüşü gibidir.” Tespitlerinin itirafı sayılacak bir kerameti miydi?

Böyle bir ittifak yapılırken, elbette şu hususlara dikkat ve riayet edilmeliydi:

1-Bu ittifak kesinlikle SP çatısı altında gerçekleşmelidir.

2-Çünkü Milli ve evrensel projelere, kalıcı ve kapsayıcı hedeflere sahip olan Saadet Partisi’dir.

Abdüllatif Şener de bu gerçeği itiraf etmiştir. Sn. Namık Kemal Zeybek’in de bu gerçeği kabullenmesi beklenir.

3-SP, teşkilatları ve tabanı ile her türlü hizmete ve seçime hazır bilinçli ve dinamik vaziyettedir.

4-Erbakan Hocamızın aziz hatırasına ve manevi mirasına da ancak böylesi layık ve yakışık düşecektir.

5-Başta camiamızı ve bütün kamuoyunu, bu ittifakın gereğine ve önemine ikna edecek söylemler ve yöntemler geliştirilmelidir.

6-Bu girişimin: “Milli Görüş’ü hedefinden saptırma ve Erbakan Devrini kapatma” şeklindeki sinsi heveslere dönüştürülmesine asla fırsat verilmemelidir.

7-Sn. Fatih Erbakan Bey’in 12 Mart 2011 Ankara Anadolu Hotel’de yapılan geniş istişare ve değerlendirme toplantısında dile getirdiği şu husus dikkatle irdelenmeli ve izlenmelidir:

“Rahmetli Babam ve Muhterem Hocam’la otuz yılı aynı binada, kızı ve oğlu olarak bir arada geçirmek, O’nun sürekli talim ve terbiyesi altında yetişmek bize nasip olmaktaydı. Dünya ve Ülke siyasetiyle olsun, teşkilat meselesiyle ilgili olsun, hemen her konuyu bizimle paylaşır, hiçbir şeyi saklamazdı. Bizim öğrendiğimize göre; Hocamız kendisinden sonra hiçbir vasilik, vekillik, halifelik makamı ve ikinci adamı bırakmamıştı… Muhterem Babamızın sadece sadıkları vardı ve onlarla gurur ve huzur duyardı! Ama buna rağmen ve biz ailesi olarak henüz taziyemizi bile yerine getirmemişken, birilerinin yangından mal kaçırır gibi bir fırsatçılıkla, kendilerini Erbakan’ın halefi ve Milli Görüş’ün yeni Lideri ilan etme ve SP adına her şeye tek başına yön verme gayretleri bizde hayret ve hayal kırıklığı uyandırmıştı! Oysa Hocamız: “Sekiz kişilik Yüksek İstişare Heyeti kendi arasında müzakere ettikten, hatta partimizin diğer yetkili birimleriyle de konuyu görüşüp değerlendirdikten sonra bir başkan seçilsin” buyurmuşlardı. Yüksek İstişare Kurulu üyeleri olan Zevat’ın bile çoğunun devre dışı bırakılarak alel acele alınan kararların bazı endişelere yol açması doğaldı ve düzeltilmesi lazımdı. Aksi halde bu yanlışlık ve haksızlıklara kalkışanlar karşılarında önce bizi bulacaklardı!” (DİKKAT: Bunlar bize toplantıya katılan önemli şahsiyetlerin naklettiği notlardan derlenmiştir.)

Yani bu tür ittifak girişimlerinde olsun, partimizin gelişmesiyle ilgili gayretlerde olsun, birilerinin Erbakan Hocamızın tayin edilmiş vekili ve kefili, Milli Görüş’ün manevi lideri gibi davranmasına, dava mensuplarımızın sadakat ve itaat duygularını istismarına asla müsaade edilmemelidir. Fatih Erbakan Bey, teşkilatta yaşanan sıkıntıların temel kaynağı olan bir konuya dikkat çekmekle çok önemli bir görevi yerine getirmiştir. Bu asaletli ve cesaretli tavrıyla, bazılarının yaptığı gibi tenkidi değil, tebrik ve takdiri hak etmiştir.

Şimdi: Türkiye’mizde üniter devlet temelinin yeni bir anayasa ile dönüştürülerek federal bir yönetime geçilmesi bir diğer deyişle bölünme sürecinin resmileştirilmesine çalışılırken…

İşbirlikçi medya adeta sirk gösterisine dönen siyasetin çadırı haline getirilmişken...

Federasyona giden yolun taşları döşenmek üzere, Adalet Bakanı, bir günlüğüne ABD’ye üst düzey bürokratlarla birlikte gönderilip federatif sistem öğretilirken…

35 vali yardımcısı ve kaymakam yine ABD’de federatif sistemi üzerine eğitime tabi tutulurken…

Üniversite öğrencilerinden bir grup ABD’de federatif sistem gezisine gönderilirken...

ABD’de federatif sistem eğitimi için sırada gümrükçülerin olduğu basına yansımışken; Arizona’da başlayıp Colorado ve Meksika sınırında devam eden federasyon stajına AKP’li vekiller bile katılmışken, Mississippi’de meclis çalışmalarını inceleyip, Adalet, Hazine ve Sigorta bakanlarıyla ayrı, ayrı görüşüp bilgi alınırken.

Yargıtay’ın federasyon hukukuna göre dönüştürülmesi için 9 bölgeye ayrılan Türkiye’de İstinat Mahkemeleri için Adalet Bakanı sabah emir buyurmuş akşama kalmadan HSYK Bölge Hukuk Mahkemelerinin savcılarını atayıp, İlk Bölge Hukuk Mahkemesi Diyarbakır’da ve de dikkat AB’nin yaptığı binada açılmaya hazırlanırken…

12 Haziran seçimleri sonrasında millete dayatılacak Anayasa için ABD’nin himmeti, AB’nin inayeti beklenirken...

Ve bütün bunlara rağmen siyaset cephesi“attan düştün, yürüyen merdivene ters bindin” teraneleriyle sirkin palyaço gösterisine dönmüşken,[4] Siyonist ve emperyalist merkezler ılımlı İslam diye AKP’yi ılımlı PKK diye BDP’yi tek kurtuluş ümidi ve can simidi gibi göstermeyi maalesef başarırken, Milli duyarlı ve tutarlı hiçbir kişinin artık “neme lazım” demesi ve bu tür ittifakları engellemesi düşünülemezdi.

Hem bu AKP ile CHP’nin farkı neydi?

Siyonist merkezlerin Türkiye’yi gütme değneğinin iki ucu olan AKP ve CHP’yi farklı ve birbirine aykırı zannedenlere, bu iki partinin temelde ayrı değil aynı olduğunu gösteren tam 40 (kırk) maddelik tespitlerimizi açıklıyoruz. Her iki parti kurmaylarının ve yandaşlarının da, görünüş ve şekil dışında, yani CHP’nin güya çağdaş ve devrimci, AKP’nin de muhafazakâr ve dinci geçinmeleri ve haliyle farklı yaşam tarzı ve tavrı sergilemeleri dışında, temel zihniyet ve sistem olarak bu partilerin sadece “10” farkını bulup söylemesini bekliyoruz…

CHP-AKP Aynı Saatin Yelkovanı ve Akrebi Gibidir!

1- Her ikisi de AB’cidir. Bunlar egemenliğimizin AB’ye devrine rıza göstermektedir… Her ikisi de bağımsızlık haklarımızın AB’ye devrini istemekte, bunu gaye edindiklerini söylemektedir.

Bu noktada, örneğin “Subaylar Sivil Mahkemede mi, Askeri Mahkemede mi Yargılansın” tartışmaları ve taraf gibi davranmaları, rol gereğidir. Çünkü AB’ye alındıktan sonra zaten askerimizi de polisimizi de, sivilimizi ve siyasetimizi de haliyle AB kurumları yargılayıp yönetecektir…

2- Her ikisi de ABD’cidir.

3- Her ikisi de İsrailcidir. Bunlar İsrail’in bölgemiz ve ülkemizdeki yüksek çıkarlarını gözetmektedir ve zaten İsmet İnönü hükümeti 1948’de İsrail’i ilk tanıma şerefine ermiştir.

4- Her ikisi de Yahudi Lobicidir. Onların himmet ve himayesine taliptir.

5- Her ikisinin de önemli yönetici ve milletvekillerinin bir kısmı Mason Locası üyesidir.

6- Mason Locasının tahribatlarına ve gizli diktatoryasına her iki parti de tepkisizdir. AKP Dinimizi, CHP devrimi istismar edicidir…

7- Her iki partide de Sabataist ve Karaim Yahudileri üst görevlerdedir. Yan kuruluşları ve yandaş sivil oluşumları da Soros’un beslemeleridir.

8- Her ikisi de Batı taklitçisidir.

9- Her ikisi de NATO taraftarı ve sadık müttefikidir.

10- Her ikisinin de fikir babaları ve danışmanları Rotary ve Lions müdavimleridir.

11- Her İkisi de İttihat ve Terakki’nin, Siyonist Yahudi Lobilerinin takipçisidir.

12- Milli ve yerli bağımsız proje üretemezler, bunlar taşeron tatbikçilerdir.

13- Her ikisi de faizcidir.

14- Her ikisi de IMF’cidir.

15- Zenginleri farklı ama ikisi de rantiyecidir.

16- Her ikisi de manevi-ahlaki tahripçidir.

17- İkisi de Bilderberg’cidir ve Millici değil küreselcidir.

18- İkisi de Davos müdavimidir.

19- İkisi de KKTC’yi AB önünde bir engel görmektedir ve taviz için takiyye yürütmektedir.

20- İkisinin de politikası; Türk tarımının öldürülmesi ve insanımızın gâvura muhtaç hale getirilmesi yönündedir.

21- Her ikisi de çiftçimizi İsrail’in geni bozuk tohumlarına mahkûm etmiştir. Halk sağlığımız İsrail firmalarına feda edilmiştir. İsrail ise AKP’nin bu kıyağına karşı Miraç Gecesi TRT’ye Mescidi Aksa’dan ( daha ziyade Kubbet-us Sahra görüntülü ve tartışma yaratan) yayın yapma izni vermiştir. Ve böylece dindar halkımız uyutuluvermiştir.

22- İkisi de vergiyi fakirden; işçi, köylü ve esnaf kesiminden alıveren zihniyettedir.

23- İkisi de krediyi kendi zenginlerine vermektedir.

24- Her ikisi de “ Ruhban okulunun açılması” gibi azınlıkları azdıracak taleplerin hizmetçisidir.

25- AKP dindar-muhafazakar kesimleri, CHP ile; CHP ise çağdaş geçinenleri AKP ile ürkütüp korkutarak oy devşirmektedir. Yani tahterevallinin denge partileridir. MHP ise orta destek rolündedir.

26- Zaten Recep T. Erdoğan’a Başbakanlık yolunu CHP, Sn. Abdullah Gül’e Cumhurbaşkanlığı koltuğunu MHP açıvermiştir.

27- Her ikisi de ülke yararını değil, parti ve yandaş çıkarını düşünmektedir.

28- CHP ve AKP’nin “görünüş”leri ve “yaşam biçimleri” sizi aldatmasın. Çünkü “görüş”leri ve gayeleri birdir.

29-  Her ikisi de, Milli ve yerli bir hukuk ve ahlak düzenini değil, Batı’nın dayattığı haksız ve ahlaksız sistemleri ve demokratik cilalı despotik yönetim biçimlerini tercih etmektedir.

30- AKP doğrudan BOP’un Eşbaşkanlığını yürütürken, CHP İsrail’e dolaylı yandaşlığını sürdürmektedir.

31- İkisi de yargıyı siyasallaştırma hevesindedir. Birisi Ergenekon davasının avukatı, diğeri savcısı gibi hareket etmektedir. Aynı tavır HSYK’nın tayin ve terfi yetkisine müdahalede de görülmektedir.

32- AKP-CHP her ikisi de aynı Siyonist odakların Türkiye değneğinin sağ ve sol uçları gibidir ve zulüm sisteminin temel çıbanlarına dokunmayan pansuman tedbircilerdir.

33- Her ikisinin yöneticileri de, evrensel boyutları ve yeni medeniyet programları olan Milli, ilmi ve insani projeler üretmekten aciz ve bilgisizdir. Ulusal ve uluslar arası çapta misyon ve vizyon fakirleridir.

34- CHP Askerin ve Alevi kardeşlerimizin, AKP ise Masonik merkezlerin ve din sömürücülerinin sözcüleri rolüyle siyasi rant devşirmekte; kucaklayıcı, kurtarıcı ve bağımsız teoriler ileri sürememektedir.

35- CHP Mason ve Moon takımının;  AKP ise zalim gâvurlarla diyalog ve dayanışmacı cemaatlerin ve tarikatların temsilcisidir.

36- Her ikisinin de en büyük endişesi, Milli Görüş zihniyetidir ve en ciddi tepkileri Erbakan çizgisinedir. CHP Milli Görüş karşıtlığıyla, AKP ise Milli Görüş kaçkınlığıyla, ABD ve AB ağabeylerinin gözüne girmişlerdir.

37- Bunların kavgaları millete hizmet yarışı düşüncesi değil, Siyonistlerin sömürü arabasına “onun yerine, bizi yemleyip koş…” hevesi ve çekişmesidir.

38- AKP ile CHP’nin kalıpları ve kılıkları farklı da görülse, kafa yapıları ve kankaları (Mason kardaşları) aynı olan partilerdir. Bunlar çağdaş Firavunların; birisi smokin yakalı ve fötr şapkalı; ötekisi külahlı ve çarşaflı kâhyaları ve köleleri yerindedir…

39- Bu iki partiyi farklı zannedenlerin, “Zındık” ve “Münafık” kavramlarını çok iyi öğrenmeleri tavsiye edilir.

40- AKP’nin “Muhafazakâr ve Reformist”, CHP’nin “Çağdaş ve Kemalist” geçinmeleri; hanımlarının farklı giysiler içinde görünmeleri ve her ikisinin değişik geçmişten gelmeleri, sadece rollerinin gizlenmesine ve kontrollerinin daha kolay yürütülmesine yöneliktir. Elbiselerinin rengi, modası ve astarı farklı da olsa, kumaşları ve asılları aynı maddedendir.

Demek ki;

Ya Adil Düzene geçilecek veya bugünkü adi ve Siyonist sömürü sistemleri insanlığı ezecekti... Bu nedenle milli ve haysiyetli bir seçim ittifakı mutlaka gerekliydi!

Ve asla unutmayalım ki, Hak’ta ittifak ve hayırda yarışmak Kur’anı Kerim’in emri ve Hz. Peygamber Efendimizin tavsiyesidir.

Hepiniz birden Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, asla dağılıp ayrılmayın.” (Al-i İmran: 103)

“Allah’a ve Resulüne itaat edip bağlı kalarak (toparlanın) ve çekişip birbirinize düşerek (dağılmayın, aksi halde) çözülüp yılgınlaşır ve gücünüzü (havanızı) kaybedip (zafiyete uğrarsınız.)” (Enfal: 46)

“İyilik ve takva hususunda yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta dayanışma yapmayın” (Maide: 2)

“İnkarcılar (ve münafık nankörler) birbirlerinin velisi ve destekçisidir. Eğer siz de bunu yapmazsanız (ve birleşip yardımlaşmazsanız) yeryüzünde fitne ve büyük bir fesatçılık meydana gelecektir.” (Enfal: 73)

Sonuç: Aslımızı ve temel esaslarımızı koruyarak, çok farklı kesimler ve isimlerle ve Milli çıkarlarımız istikametinde ittifaklar kurmak ve tüm toplumu kucaklamak, zaten bizim hedefimizdir.

 

 



[1] Milli Gazete / 11 03 2011

[2] Aydınlık / 01 03 2011

[3] Aydınlık / 07 03 2011

[4] İlkkurşun / 10 03 2011 / Gazanfer Eryüksel


Bu yazarin diger makaleleri

  TBMM; NDI ve TDV "TBMM Başkanlığı sivil toplum örgütleri...
Devami
  Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de Exeter Üniversitesi Mezunlarındandır! Mehmet Şimşek(D. 1...
Devami
  Yalan pek çok kötülüğün kılıfı ve nice zulmün kaynağı büyük...
Devami
  Maalesef bütün dünya bir Siyonist tiyatrosuna çevrilmiş durumdadır. Bu zulüm...
Devami
  Emperyalist Güçler, Türk askerinin Irak'ta ve İran'da; ABD ve...
Devami
“Mescid-i dırar”: Peygamber efendimiz zamanında münafıkların, fitne ve fesat yuvası...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 1722

SON YORUMLAR