Reklam
Reklam
Reklam

TRT’DE KADROLAŞMA VE FETULLAHÇILARI KURUMSALLAŞTIRMA

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

Türkiye’yi sarsan yolsuzluk operasyonlarının ardından bir zamanlar bu kuruma geçmek için Zaman ve STV’de çalışmış olma referansı yeni TRT operasyonlarıyla tersine çevrilmiş durumdaydı. TRT’nin iki genel müdür yardımcıları ve Haber Dairesi üst düzey çalışanları kurumdan uzaklaştırılmıştı. TRT Haber Dairesi başkanı Ahmet Böken ve yardımcısı Ahmet Çavuşoğlu görevlerinden alınmıştı. Bilindiği gibi daha önce TRT’de “Cemaat Kadrolaşması” iddiaları sıkça gündeme taşınmış, Bülent Arınç ise “Hizmet ihtiyacı ve yetişmiş eleman istihdamı kapsamında bunların atandığını” savunmaya çalışmıştı. Bu tür operasyonlar Maliye Bakanlığına da sıçramış, cemaatçi kadroları tasfiye avı başlamıştı. Fetullahcılardan irtibatları kopunca, Rahmetli Hocamızın konutunda Erbakan Vakfını ziyarete koşan Bülent Arınç “şimdi karşılaştığımız bazı olaylara bakarak Hocamızın çok haklı olduğunu görüyorum, çok doğru düşüncelere sahip olduğunu anlıyorum” şeklinde ve samimiyetten uzak rüşveti kelam cinsinden itiraf ve iltifatlarda bulunmuşlardı. Erbakan Hoca’yı birlikte kaldığı 40 yılda kavramayıp da, daha yeni anlamaya başlaması, acaba bir feraset ve zekavet yavanlığı mıydı, yoksa “Fetullahcıların boşluğunu kimlerle doldurabiliriz?” telaşı mıydı? Hz. Peygamber Efendimizin uyarısıyla “Mü’min aynı zehirli delikten iki sefer ısırılmazdı!”

İktidar hırsıyla Siyonist şeytanların güdümüne girip Milli Görüş’ün tarihi hamlelerini, İslami ve insani hedeflerini sekteye uğratanların, bu tür sahte tavırlarına hala kanacak gafiller varsa, bu onların aklı ve ayarıyla alakalıydı. Erbakan’a ve davasına hıyanet edenlerin, önce açıkça bir özür dileyip tevbe etmeleri ve Batılları bırakıp artık Hakka döndüklerini ilan etmeleri lazımdı. İşte o zaman hayırda yardımlaşmak ve yarışmak üzerimize farz olacaktı. Aziz Hocamız da, bu tür ziyaretleri yapar, kendisine gelen misafirleri hoşlukla karşılayıp ağırlar; ancak mutlaka “yanlış ve hayırsız yolları bırakmaları ve Milli Görüş’e katılıp sevap ve şeref kazanmaları” çağrısını ve uyarısını tekrarlardı. Çünkü Cenabı Hakka tazim ve hürmet, kullarına ise şefkat ve merhamet böyle davranmayı gerekli kılardı.

Yakın zamana kadar TRT yönetimi, hükümet ve cemaatin kadrolaşması ile ilgili basına yansıyan bilgi ve belgeleri sürekli inkâr ediyordu. Bu dönemde kadrolaşma yapmadıklarını kanıtlamak için geçmiş dönemde TRT’ye alınan personel rakamları örnek gösteriliyordu.

Başta Cemaat mensupları olmak üzere, TRT’de kadrolaşma şu yöntemlerle yapılıyordu:

1) Kadrolaşmanın önündeki engelleri kaldırmak için TRT yasası değiştiriliyordu.

2) Kadrolaşmak için yönetmeliklerde kişiye özel düzenlemeler yapılıyordu.

3) Öncelikle İbrahim Şahin’in akrabaları olmak üzere diğer kamu kurumlarından TRT’ye personel nakli hızlanıyordu.

4) Bakanlıkların basın müşavirliği ve özel kalem müdürlüğü kadroları TRT’ye geçiş için köprü kadro olarak kullanılıyordu.

5) Sözleşmeli personel adı altında yandaş medya çalışanları TRT’ye transfer ediliyordu.

6) 2008 ve 2009 yılında açılan sınavla 652 kişi alınıyordu.

7) İstisnai Memuriyet kadrosundan 106 Mütercim alınıyordu.

8) TRT’deki kadrolaşma uluslararası boyut kazanıyor, taşeron şirketler devreye sokuluyordu.

AKP Kadrolaşma İçin Trt Yasasını Değiştiriyordu.

TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin göreve başlamadan Zaman gazetesine (22 Kasım 2007) verdiği demeçte ‘Bu personel ile 40 kanal yönetirim” diyordu.[1] Görevine başlamasından bir süre sonra (7 Aralık 2007) Star gazetesi köşe yazarı Şamil Tayyar’a verdiği demeçte ise personel fazlalığı ile ilgili 3 önemli projesini anlatıyordu;[2] Böylece 8 bini aşkın personele sahip TRT’de bu operasyon yapılabilirse kadronun 5 binin altına düşebileceğini söylüyordu.İbrahim Şahin TRT’de fazla olduğunu iddia ettiği personelden kurtulmak için hazırladığı yasa taslağını AKP hükümetine veriyordu. Bu taslak bakanlar kurulu tarafından imzalanarak 8 Mart 2008 tarihinde TBMM’ye sunuldu. Tasarı TRT sanatçılarının kültür bakanlığına devredilmesini, ihtiyaç fazlası personelin de Devlet Personel Başkanlığı havuzuna gönderilmesini öngörüyordu. Bu tasarıya karşı TRT çalışanlarının ve kamuoyunun gösterdiği tepki AKP hükümetine geri adım attırıyordu.

11.06.2008 tarih ve 5767 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu İle Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 26.06.2008 tarih ve 26918 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giriyordu. 2954 sayılı Kanuna eklenen geçici 11’inci madde ile bazı daire başkanlıkları kaldırıldı, bazıları birleştirildi, bazılarının da adı ya da yapısı değiştiriliyordu. Bu düzenleme ile kaldırılan, birleştirilen, ismi veya yapısı değiştirilen Daire Başkanlıklarında çalışan unvanlı/unvansız olmak üzere; Daire Başkanı, Başkan, Üye, Başkan Yardımcısı, Bölge Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Müdür, Şube Müdürü, Müdür Yardımcısı, Başuzman, Uzman (Teknik Hizmetler Sınıfı Hariç) kadrolarında bulunanların görevleri ile Kurum Genel Müdür Uzmanlarının görevleri, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren en geç üç ay içinde sona eriyor ve aynı derece/kademeli Araştırmacı unvanlı kadrolara atanıyordu. Bu yapılanma ilk kez TRT’de uygulanıyor. Kadrolaşmak için bir daire başkanlığının önce adını değiştiriliyor, sonra adı değişti diyerek tüm yöneticiler “Araştırmacı” kadrosuna atanıyor ve maaşları donduruluyordu. Yönetici olmadıkları halde Yayın Denetleme Kurulu üyeleri ve uzmanların da araştırmacı yapılması yasa değişikliğinin asıl amacını açıkça ortaya koyuyordu.

Kadrolaşmak için yönetmeliklerde kişiye özel değişiklikler yapılıyordu.

İbrahim Şahin, yandaşlarını TRT’ye alabilmek için önce TRT yasasında yaptırdığı değişiklikle SÖZLEŞMELİ personel alımının yolunu açıyordu. Sonra AKP yandaşı ve cemaat elemanı medya kuruluşlarının çalışanlarını sınavsız kuruma almaya başlıyordu. Bu da yeterli görülmüyor, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Hizmetlerinin Tanımı ve Bu Hizmetlere Atanacak Personel Yönetmeliği’ndeki “SÖZLEŞMELİ PROGRAM -HABER PERSONELİ” tanımında ilginç bir değişiklik yapılıyordu. 14 Nisan 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan değişikliğe göre Sözleşmeli Program-Haber Personeli için gerekli olan ‘Fakülte veya yüksekokul mezunu olmak’ şartının yanına (Yurtiçi veya yurtdışı yayın kuruluşlarının yayın, yapım, program veya haber hizmetlerinde en az 2 yıl çalışmış olanlarda bu şart aranmaz.)” şeklinde bir ekleme konuyordu. Yani önce yönetmelikteki şartlara uymayan kişiler TRT’ye alınıyor sonra yönetmelik bu kişilere uyduruluyordu. Yürürlükteki mevzuata göre TRT’nin yayın personeli (muhabir, yapımcı, spiker, kameraman, montajcı) 4 yıllık yüksekokul veya üniversite mezunu olmak zorunda. Şimdi ilkokul mezunları kameraman, lise mezunları muhabir olarak istihdam edilmeye başlanıyordu. Hatta lise mezunu kanal koordinatörü bile bulunuyordu.

Danıştay 5. Dairesi TRT’nin yaptığı yönetmelik değişikliğinin kariyer ve liyakat ilkeleri ile hizmet gereklerine ve hukuka uygun olmadığına karar vererek değişikliği iptal ediyordu. Ancak Danıştay kararının üzerinden 5 gün geçtikten sonra TRT’nin yeni bir yönetmelik değişikliği yaparak deyim yerindeyse “hukuku dolandığı” ortaya çıkıyordu. Yapılan yönetmelik değişikliği ile “Sözleşmeli program ve haber personeli” için aranacak koşullarda yer alan “Fakülte veya yüksekokul mezunu olmak” şartı “En az lise veya dengi okul mezunu olmak” şeklinde değiştiriliyordu.

Akraba ve Hemşeri Kadrolaşması Hız Kazanıyordu.

İbrahim Şahin başta PTT olmak üzere diğer kamu kurumlarında çalışan yakın akrabalarını ve Amasyalı hemşerilerini TRT’ye alıyordu. Alınanların 6’sı İbrahim Şahin’in köylüsü bunların bir bölümü İbrahim Şahin’in ikinci dereceden akrabası oluyordu. TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin Amasya’nın merkeze bağlı Akyazı köyü doğumluydu. İbrahim Şahin TRT Genel Müdürü olduktan sonra üst düzey yönetim kademelerine hemşerilerini ve akrabalarını atıyordu. TRT’nin bütün alım satım işlerini, ihalelerini yapan Satın Alma Dairesi’nin başkanlığına Akyazılı Selami Karanfil getiriliyordu. İbrahim Şahin, akrabası Ömer Avcı’yı da Satın Alma Dairesi Başkanlığı’nda müdür yapıyordu. Satın Alma Dairesi’ndeki bir başka Amasyalı da yine müdür olarak atanan Hasan Bahçıvan oluyordu. Muhasebe ve Finansman Dairesi Başkanlığı’ndaki üç müdür de İbrahim Şahin’in diğer kamu kurumlarından TRT’ye transfer ettiği kişilerden oluşuyordu.

İşte İbrahim Şahin’in akraba ve hemşerilerinin bir bölümü;

SELAMİ KARANFİL (Amasya –Akyazı): İçişleri Bakanlığı’nda kontrolör iken TRT’ye SATIN ALMA DAİRESİ BAŞKANI tayin ediliyordu.

HAKAN KUTLU (Amasya –Akyazı): ÖZEL KALEM MÜDÜRÜ (Türk Telekom Genel Müdür Yardımcısı ve TCDD Genel Müdür Yardımcısı Şükrü Kutlu’nun akrabası oluyordu)

METİN YILDIRIM (Amasya –Akyazı): Amasya Merkez Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü iken TRT’ye İNSAN KAYNAKLARI DAİRESİ BAŞKAN YARDIMCISI olarak atanıyordu.

OSMAN OĞUZ DARÇIN (Amasya –Akyazı): MKE’de mühendis olarak çalışırken TRT’ye alınıyordu.

ÖMER AVCI (Amasya–Akyazı): PTT’de memur olarak çalışırken TRT SATIN ALMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA müdür yapılıyordu.

ALİ GÜNEY (Amasya–Akyazı): 13 Ocak 2009 tarihinde ASKİ Genel Müdürlüğü’nde özel kalem müdürü olarak çalışmaya başlıyor, 3 Mart 2009 tarihinde TRT’ye aktarılıyordu.

GÖKHAN GÜNAYDIN (Amasya): PTT’de UZMAN kadrosunda çalışırken Genel Müdür Uzmanı olarak TRT’ye Strateji Uzmanı olarak alınıyordu.

MUSTAFA BİNİCİ (Amasya): PTT’de tekniker olarak çalışıyordu TRT’ye naklen geçiş yapıyordu.

HASAH BAHÇİVAN (Amasya): Diyanet Vakfı’nda muhasebeci iken İNSAN KAYNAKLARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA MÜDÜR olarak getiriliyordu.

MURAT ŞİMŞEK (Amasya): Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi iken TRT’ye Mühendis olarak geçiyordu.

UĞUR ALICI (Amasya): Kanal 7 Muhabiri iken TBMM TV’ye geçiyor. Oradan da muhabir kadrosu ile TRT’ye transfer ediliyordu.

AHMET TORUN (Amasya) STV Haber Müdürü iken Sözleşmeli Personel olarak TRT’ye geçiyor, Haber Dairesi Başkanlığı Merkez Haberler Müdürlüğü’nde editör olarak görevlendiriliyordu.

ANDA AYVA (Amasya): Kanal A’da spiker olarak çalışırken TRT’ye Sözleşmeli personel olarak alınıyor. TRT’de haber bültenlerini sunuyordu.

ÜMİT SEZGİN (Amasya): NTV’nin Ankara Haber Müdürü iken Sözleşmeli Personel olarak TRT’ye alınıyor. TRT-TÜRK Kanalının Haber Sorumlusu yapılıyordu.

KADİR GÖKHAN TUNÇEL (Amasya): TRT İstanbul Müdürlüğü’nden Sözleşmeli Yapım ve Yayın Elemanı olarak çalışıyordu.

Bakanlıkların Basın Müşavirliği ve Özel Kalem Müdürlüğü Kadroları Trt’ye Geçiş İçin Köprü Kadro Olarak Kullanılıyordu.

İbrahim Şahin TRT Genel Müdürü olmasından sonra yaklaşık 120 kişiyi başka kurumlardan TRT’ye alıyor, bu kişilerin bir bölümünü de bakanlıkların özel kalem müdürlüğü ya da basın müşavirliği kadrosuna atananlar oluşturuyordu. Yani AKP, bakanlıkların basın müşavirliği ve özel kalem müdürlüğünü TRT’ye geçiş için köprü kadro olarak kullanıyordu. AKP yandaşı medyada çalışanlar önce “istisnai memuriyet” kadrosu ile bakanlıklara alınıyor. Bu kişiler birkaç ay sonra da TRT’ye transfer ediliyordu. Çünkü 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 59’uncu maddesinde sayılan özel, kalem müdürü, basın müşaviri vb. kadrolara, bu Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve dereceye yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın tahsis edilmiş derece aylığı ile memur atanabiliyordu.

Sözleşmeli Personel statüsünde alınanların önemli bir bölümünü Cemaatin medya kuruluşlarının çalışanları oluşturuyordu. Bu kişiler TRT’ye alınmadan önce Zaman Gazetesi, Samanyolu TV, Kanal 7, Kanal 24, Cihan Haber Ajansı ve Aksiyon Dergisi gibi yerlerde çalışıyordu.

 

YANDAŞ MEDYADAN TRANSFER EDİLEN VE

HABER DAİRESİ BAŞKANLIĞINDA ÇALIŞANLARIN BİR BÖLÜMÜ

 

Adı Soyadı

Eski Kurumu

Görevi

Görev Yeri

1

Ahmet Böken

STV Haber Genel Yayın Yönetmeni

Kanal Koordinatörü

TRT Haber Kanalı

2

Ahmet Torun

STV Haber Müdürü

Editör

Haber Merkezi

3

Cumali Çaygeç

STV Haber Editörü

Haber Müdürü

TRT -6

4

Cavit Atasever

STV Haber Editörü

Editör

Haber Merkezi

5

Mehmet Çığın

STV Haber Programları Editörü

Editör

Haber Merkezi

6

Meryem Özkurt

STV’de Ahmet Böken’in Programının yönetmeni

Yönetmen

Haber Merkezi

7

Uğur Alıcı

Kanal 7-İHA/ TBMM TV

Muhabir

Haber Merkezi

8

Sedat Dalda

STV

Muhabir

TRT–6

9

H. Basri Erden

Cihan Haber Ajansı

Muhabir

Haber Merkezi

10

Burhan Torunlar

Cihan Haber Ajansı

Muhabir

TRT Diyarbakır Haber Müdürlüğü

11

Volkan Makar

Cihan Haber Ajansı

Kameraman

TRT Antalya Haber Müdürlüğü

12

Gökhan Kulaş

Cihan Haber Ajansı

Muhabir

Haber Merkezi

13

Nuri Coşar

Cihan Haber Ajansı

Muhabir

TRT Parlamento haber Müdürlüğü

14

Fettah Erdurur

Cihan Haber Ajansı

Muhabir

TRT Diyarbakır Haber Müdürlüğü

15

Halil İbrahim Özemiş

Cihan Haber Ajansı

Muhabir

TRT Diyarbakır Haber Müdürlüğü

16

Servet Dağ

Cihan Haber Ajansı

Muhabir

TRT–6

17

Bertan Golal

Cihan Haber Ajansı

Editör

TRT İstanbul Haber Müdürlüğü

18

Özcan Keser

Cihan Haber Ajansı

Editör

TRT İstanbul Haber Müdürlüğü

19

Seyid Kılıç

Cihan Haber Ajansı

Editör

TRT İstanbul Haber Müdürlüğü

20

İlyas Dal

Zaman

Muhabir

TRT-6

21

Erkan Söğütçü

Zaman

 

TRT Diyarbakır Haber Müdürlüğü

22

Murat Kaban

Zaman

Muhabir

TRT Erzurum Haber Müdürlüğü

23

Ahmet Turan Ayhan

Zaman

Yapımcı

Ankara Televizyon Müdürlüğü

24

Abdülkadir Beşikçi

Aksiyon Dergisi

Muhabir

Haber Merkezi

25

Yalçın Salay

Aksiyon Dergisi

Muhabir

Haber Merkezi

26

Birol Uzunay

Aksiyon Dergisi

Genel Sekreter Yardımcısı

Genel Sekreter Yardımcısı ve İbrahim Şahin’in Basın Müşaviri

27

Sefer Turan

Kanal 7

Kanal Koordinatörü

TRT Arapça

28

Ercan Baysal

Kanal 7

Yönetmen

Haber Merkezi

29

Murat Nuhoğlu

Kanal 7

Muhabir

Haber Merkezi

30

Erdoğan Baycan

Kanal 7

 

TRT Trabzon Haber Müdürlüğü

31

Ertan Ömeroğlu

Kanal 7

Muhabir

Haber Merkezi

32

Yasemin Demirhan Erden

Kanal A

Muhabir

TRT Dış Haberler Müdürlüğü

33

Faruk Ayaz

Kanal 24

Kameraman

Haber Merkezi

34

Anda Ayva

Kanal A

Spiker

TRT-1 Ana Haber Spikeri

35

Sibel Tokgöz

Türkiye Gazetesi

Genel Müdür Müşaviri

Kadrosu TRT’de MB’lığı Basın Müşaviri olarak görev yapıyor.

36

Rukiye Karçaaltıncaba

Yurt Haber Ajansı

Araştırmacı

Kadrosu TRT’de MEB’lığı Basın Müşaviri olarak görev yapıyor.

37

Mustafa Tunç

Kanal 24

Kameraman

Haber Merkezi

38

Sezen Yüce

Kanal A

Spiker

TRT-2 Haber Müdürlüğü

39

Hülya Hökenek

Kanal 7 Haber, Ülke TV

Spiker

TRT İstanbul Haber Müdürlüğü

Yeni Kadrolaşma Alanları Yaratmak İçin, Uyduruk Kanallar Açılıyordu.

2001 yılından bu yana haber kanalı olarak yayın yapan TRT-2'nin adı TRT Haber olarak değiştiriliyor ve sanki yeni bir kanal açılıyormuş gibi reklâm yapılıyordu. Bu isim değişikliği yandaş medya yöneticileri ve çalışanları için yeni bir fırsat yarattı. TRT Haber'in kadrosu da yine Samanyolu TV'den devşiriliyordu.

AHMET BÖKEN / TRT Haber Kanal Koordinatörü Samanyolu Haber TV genel yayın yönetmeni Ahmet Böken Sözleşmeli Haber ve Program Personeli olarak TRT’ye alınıyordu. Önce Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkan Yardımcısı olarak görevlendirilen Böken 18 Mart 2010 tarihinde tekrar haber kanalına dönüştürülen TRT–2 Haber Kanalının koordinatörü olarak atanıyordu.

AHMET TORUN-CAVİT ATASEVER / Merkez Haberler Editörü STV Haber Müdürü Ahmet Torun ve yine STV‘den Cavit Atasever Merkez Haberler Müdürlüğü’nde editör olarak görevlendiriliyordu.

BERTAN GOLAL / ÖZCAN KESER / TRT Haber İstanbul Editörü Uzun yıllar Cihan Haber Ajansı’nda çalışan bir dönem bu ajansta Haber Müdürlüğü de yapan Bertan Golal ile Cihan Haber Ajansı Haber Programları Direktörü Özcan Keser TRT’de Sözleşmeli Haber ve Program Personeli olarak transfer ediliyordu.

MEHMET ÇIĞIN / TRT–Haber Haber Editörü STV Haber Programları Editörü iken Sözleşmeli Haber ve Program Personeli olarak TRT’ye alınıp, TRT–2 Haber Editörü yapılıyordu.

MERYEM ÖZKURT / Yönetmen Ahmet Böken’in STV’de yaptığı programın yönetmeni Meryem Özkurt da TRT’ye transfer ediliyor, yönetmen olarak çalışıyordu.

HAKAN AKSEL / Işıkçı Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ile Star Gazetesi köşe yazarı Ergun Babahan'ın pazartesi akşamları yayınlanacak Çıkış Yolu isimli programın yapımcısı Hakan Aksel de STV’de yönetmen iken ışıkçı kadrosu ile TRT’ye alınıyordu.

SEYİD KILIÇ / Işıkçı TRT Haber kanalında her gün saat 13.10’da yayına girecek 45 Dakika programının editörlerinden Seyid Kılıç da STV’de muhabirken TRT’ye aktarılıyordu.

CUMALİ ÇAYGEÇ / TRT–6 (Şeş) Haber Müdürü STV Haber Editörü Cumali Çaygeç de sözleşmeli personel olarak 1 Kasım 2008 tarihinde Sözleşmeli Haber ve Program Personeli olarak TRT’ye kaydırılıyor ve TRT6'da haber müdürü olarak görev yapıyordu.

SAVAŞ GENÇ: Samanyolu Haber sitesinde köşe yazarıyken TRT’de BÜYÜTEÇ programını sunmaya başlıyordu.

Oysa bu kişiler anayasada ve yasalarda tanımlanan şekilde kamu görevlileri değildi. Bu nedenle yönetici olarak atanamazlar, görevlendirilemezler ve yöneticilik yapamazlardı.

2008 ve 2009 Yıllarında Yapılan Sınavla 652 Kişi Alınıyordu.

TRT 2008 ve 2009 yılında kadrolu personel alımı yapıyor, bu iki sınavda yapılan usulsüzlükler basına yansıdı ve konu yargıya taşınıyordu.

TRT’deki Kadrolaşma Uluslararası Boyut Kazanıyordu.

TRT uluslararası haber kanalı Euronews’e ortak oluyor ve 30 Ocak 2010 tarihinde İstanbul’da yapılan bir törenle Türkçe yayın başlıyordu. Bu kanalın Türkçe servisinde çalışanlar da Samanyolu TV, Zaman Gazetesi ve Cihan Haber Ajansı’ndan seçiliyordu. Ali İhsan Aydın, Euronews’in Türkçe bölümünün başına getiriliyor, kendisi Fetullah Gülen cemaatinin yayın organlarından Zaman gazetesinin muhabirliğini yapıyordu.

Yasin Tuncer: Cihan Haber Ajansı’nda çalışmaya başladı, son olarak Zaman Gazetesi’nde spor muhabiri olarak çalışıyordu.

Faruk Can: Gazeteciliğe Today’s Zaman gazetesinde başlıyordu.

Mustafa Bağ: Cihan Haber Ajansı’nın Kudüs temsilciliğini yapıyordu.

Ali Çimen: Zaman gazetesinde dış haberler, haber merkezi ve magazin servislerinde çalıştıktan sonra, gazetenin Almanya ve Hollanda merkezlerinde görev yapıyordu. Daha sonra değişik medya organlarında çalışan Çimen, Zaman ve Today's Zaman gazeteleri adına bir süre Londra'da çalıştıktan sonra uluslararası haber kanalı Euronews’e geçiyordu.

Bahtiyar Küçük: Zaman gazetesinde diplomasi muhabirliği yaptı. Samanyolu Haber TV’de Diplomatik Misyon programını hazırlayıp sundu.

Zeki Saatçi: 1997 yılında Samanyolu TV’de çalışmaya başladı. Son olarak Cihan Haber Ajansı’nın uluslararası servisinde yöneticilik yapıyordu.

İlker Özyaşar: TMSF döneminde Kral TV’de yöneticilik yapıyordu.

Yalçın Ademoğlu: İbrahim Şahin döneminde TRT-Türk kanalında sözleşmeli personel olarak çalışmaya başladı. Sonra Euronews’e geçiyordu.

Özgür Zentürk: Ardan Zentürk’ün oğlu oluyordu. 2008 yılında AKP Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Ayşe Böhürler'in eşi Fatih Böhürler ile 'Telerandum' adlı bir şirket kuruyordu.

18 Ağustos 2009 tarihinden bu yana Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu Başkanı olarak görev yapan Mehmet Yılmaz Küçük’ün TRT adına Euronews yönetim kurulunda bulunması mümkün görülmüyordu. TRT personeli olmayan bir kişi TRT’nin ortak olduğu bir şirkette TRT’yi temsil edemeyeceğini herkes biliyordu.

Taşeron Şirketler Kuruluyordu.

‘Bu kadroyla 40 kanal yönetirim‘ diyerek göreve başlayan TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, 1 milyar TL’yi aşan TRT bütçesini görünce fikrini değiştiriliyordu. Bir yandan Kuruma yeni personel alırken, bir yandan da TRT’nin asli ve sürekli işi olan yayınları taşeron şirketlere devretmeye başlıyordu. Yayın ünitelerine gönderdiği 21.1.2008 tarihli genelgeyle, hizmet alımlarının piyasadaki firmalar aracılığıyla yapılması talimatını veriyordu. Artık TRT, yayının önemli bir bölümünü, taşeron şirketlere yaptırıyordu. Şu anda TRT’de çok sayıda taşeron şirket personeli yayın hizmetlerinde çalışıyordu.

AKP Milletvekili Aday Adayları TRT'de Yönetim Kadrolarına Atanıyordu.

TRT İstanbul Müdürlüğü'ne atanan Şakir Özbek 2007 seçimlerinde Tokat’ta AKP’nin milletvekili aday adaylarından birisi oluyordu. 2007 yılında AKP’den milletvekili aday adayı olan Tuncay Yürekli de TRT Televizyon Dairesi Başkan Yardımcısı kadrosuna atanıyordu.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan Danışmanları Trt’de Program Yapıyordu.

TRT’yi her açıdan kontrol altına alan AKP hükümeti bununla da yetinmiyordu. Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık danışmanları TRT’nin kadrolu programcıları gibi çalışmaya başlıyordu. Yolsuzluk operasyonları ile ilgili Sn. Abdullah Gül “bir yolsuzluk varsa mutlaka araştırılmalı, açığa çıkarılmalı ve üzeri kapatılmamalıdır!” anlamında beyanatlar veriyor ve böyle tavrını ve tarafını belli edip Cemaatin yanında yer alıyordu. Aynı süreçte, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülünü “Türkiye Halkları” kavramını sıkça kullanıp Mili Birlik ve dirliğimize dinamit koyan Ahmet Kaya’ya vermesi de, kimlere yaranmaya çalıştığını gösteriyordu. Bu arada: “İktidar bu yolsuzlukların üzerini örtmeye ve engellemeye çalışıyor!” diyen Kemal Kılıçdaroğlu, yolsuzluk belgeleriyle CHP’den uzaklaştırılan Mustafa Sarıgül’ün kirli dosyalarını hatırlatanlara çok kızıyordu. Başbakan Gezi olaylarında: “Bunlar destan yazan kahramanlardır” dediği polis teşkilatına şimdi “çete yuvası ve paralel devlet yapılanması” diye sataşıp suçluyor, bugün görevinden aldığı polis şeflerinin hepsini kendilerinin atadığını unutuyordu. Erdoğan, cemaati kastederek “inlerine saklanan” mahlûklardan, Fetullah Gülen ise Başbakanı kastedip: “Ağzı salyalı”lardan bahsediyor, edep ve erdem yerlerde sürünüyordu. İçişleri Bakanlığından istifa eden Muammer Güler; “evinde milyon dolarlarla yakalanan oğlunun bir villa satışından aldığı paraları, ipotek borcu kesilmesin diye bankaya yatırmayıp yatak odasında sakladığını”, bulunan altı kasanın ise “beceriksizlikten iflas edip pintiliği yüzünden evine taşıdığını” söyleyip toplumun aklı ve vicdanıyla alay ediyordu.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Başbakan’ın da istifa etmesi gerektiğini söylüyordu:

“Sayın Başbakan'ın, istediği bakanla çalışmak veya istediği bakanı görevden almak en tabii hakkıdır ve yetkisidir. Fakat, rüşvet ve yolsuzluk ifadelerinin bulunduğu bir operasyon sebebiyle “İstifa ediniz ve beni rahatlatacak deklarasyon yayınlayınız” şeklinde tarafıma baskı yapılmasını kabul etmiyorum. Ben tabii ki partimi rahatlatmak isterim fakat böyle bir durumda bu işin yanlış olduğunu ifade ediyorum. Çünkü, soruşturma dosyasında var olan ve yasalara uygun olarak onaylanan imar planlarının büyük bir bölümü Sayın Başbakan'ın talimatıyla yapılmıştır. Bu nedenle Bakanlık'tan ve milletvekilliğinden istifamı açıklıyorum. Sayın Başbakan'ın istifa etmesi gerektiğini ifade ediyor, yüce milletimize saygılar sunuyorum" diyen Erdoğan Bayraktar, Sn. Başbakanı oldukça kızdırıyor, bunun üzerine “istifa etmiş değil, görevine son verilmiş” gibi gösteriliyordu.

Basın susturulmaya, Emniyet hizaya sokulmaya, Vicdanlar bastırılmaya çalışılıyordu.

17 Aralık’ta başlatılan büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda her geçen gün yeni bir skandal ortaya çıkıyordu. Emniyet müdürlerinin görevden alınması ile başlayan baskılar, Adli Kolluk Yönetmeliği’nin değiştirilmesi ve basın mensuplarının emniyete girmesinin yasaklanması ile devam ediyordu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın RTÜK’e gönderdiği yazı, basına yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının yayınlanmasının yasaklanacağı sinyalleri veriyordu. Bugüne kadar “iftira”lardan uzak, yasal süreci takip ederek, ortaya çıkan gerçekleri yazanlar dışlanmaya, basın susturulmaya ve soygunların üzeri kapatılmaya çalışılıyordu. Peygamber Efendimiz’in (SAV), “Kızım Fatıma da hırsızlık yapsa elini keserdim” duruşuyla yakınlarımızı kayırmadan bu olayları değerlendirmek gerekiyordu.

Yoksa, Operasyonların Emine Erdoğan'a Uzanmasından mı korkuluyordu?

AKP iktidarına ve Recep Tayyip Erdoğan'a yakın işadamı, bürokrat ve Bakan çocuklarının hangi soruşturma kapsamında gözaltına alındıklarına ilişkin henüz resmi makamlardan doğru ve doyurucu bir açıklama yoktu. Ancak gayr-ı resmi kanallardan sızan bilgilere göre, yaklaşık 5 yıldır devam eden "teknik takipler" sonucu Tayyip Erdoğan kabinesi, hatta Erdoğan ailesinin içine uzanan bir operasyondan bahsediliyordu. Yine kulislere düşen yansımalara göre soruşturmanın kapsamında organ mafyasından ihaleye fesat karıştırmaya, tarihi eser kaçakçılığından kara para aklamaya ve elmas ticaretine kadar pek çok konu yer alıyordu. Gözaltına alınan Bakan oğullarının "Erdoğan ailesine uzanan asıl kolları perdelemek amacıyla medyanın önüne atılmış olabileceği” bile ortaya atılıyordu. Örneğin, şafak operasyonu ile gözaltına alınan işadamlarından Taşyapı Holding'in sahibi Emrullah Turanlı, Ali Ağaoğlu kadar 'medyatik' bir isim olmasa da operasyonun belki de en kritik ismi sayılıyordu. Operasyonun duyulmasıyla birlikte tartışılan iddialardan birisi de Emrullah Turanlı'nın, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın "eski ortağı" olduğuydu!? Emine Erdoğan'ın pastacılıktan hastane işletmeciliğine kadar pek çok devasa yatırımın kayıt dışı ortaklarından olduğu iddiası kamuoyunda zaten yıllardır konuşuluyordu. Ve operasyonun simgesel sahnelerinden birisi de Taşyapı'nın Üsküdar  Kısıklı'daki merkez ofisinin yüzlerce polis tarafından talan edilircesine aranması oluyordu. Kısıklı'daki binanın bir özelliği daha vardı: Tayyip Erdoğan'ın villasının neredeyse "duvarı dibinde" oluşuydu. Yani, Tayyip Erdoğan'ın gözünün önünde yandaş işadamının kalesi didik didik aranıyordu. "Kapıya dayanmak" değil de nedir bu? 

Olayların gürültüsü arasında dikkatlerden kaçmaması gereken bir durum daha vardı: Ebru Gündeş'in kocası, Azeri asıllı işadamı hakkında "altın kaçakçılığı" iddiası dolaşıyordu. Oysa, altın ve pırlanta konusundaAtasay kuyumculuğun Türkiye'de neredeyse "tekel" düzeyinde pay sahibi olduğu biliniyordu. Ve yine, Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın Atasay Kuyumculuğun ortaklarından olduğu ve Atasay'ın altın fiyatları düşmeden önce Hazine'den yüklü miktarda altın borçlandığı da basında haber olmuştu. Operasyondan sızan bu bilgiler birleştirildiğinde; “Acaba asıl hedef Erdoğan ailesi miydi?” sorusu kafaları kurcalıyordu. Savcılar önümüzdeki günlerde Emine Erdoğan'ı “ifadeye çağırırlarsa" ne olurdu? Zira Emine Erdoğan, herhangi bir dokunulmazlığı olmayan sıradan bir vatandaş sayılıyordu. Yoksa Sn. Başbakan eşlerini de koruma zırhına alan özel bir yasa daha mı çıkartırdı? Kemerlerinizi bağlayın; her şey yeni başlıyordu.[3]

 


Bu yazarin diger makaleleri

  Osmanlı, İslami temelleri ve insani hedefleri esas almış, tarihin en...
Devami
Anne babasından ilgi ve şefkat görmeyen, hatta sürekli hakaret ve...
Devami
  Engin Ardıç'ın 27.Ağustos.2005 Akşamdaki "Dünya Türk olsun mu?" yazısı;...
Devami
  Gelecek bizim için “ğayb”tir ve gaybı sadece Allah bilir. Ancak:...
Devami
  İTTİHAT VE TERAKKİ KAFASI; AKP-CHP VE MHP'NİN ORTAK MAYASI VE AŞI MUAMMASI?!          İçeride;...
Devami
  Tam 13 sene önce Milli Çözüm şunları yazıyor ve AKP...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5880

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR