ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün615
mod_vvisit_counterDün1743
mod_vvisit_counterBu Hafta9904
mod_vvisit_counterGeçen hafta19338
mod_vvisit_counterBu Ay66458
mod_vvisit_counterGeçen Ay57114
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar19007195

IP'niz: 44.201.94.72
Bugün: 30 Haz 2022

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 13038288

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

TÜRKİYE’NİN ENERJİ İHTİYACI VE SOYGUN ÇARKI - 1

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfMükemmel 

 

TÜRKİYE’NİN ENERJİ İHTİYACI

VE

SOYGUN ÇARKI-1

          

Giriş:

1- Ülke gündeminde tartışmalar dağıtım şirketleri üzerinden yapılmaktadır. Oysa dağıtım şirketleri başka, pazarlama şirketleri başkadır. Ama sahipleri aynı insanlardır. Pazarlama şirketlerinin kârları nedense hiç sorulmamaktadır.

Örneğin; Ankara bölgesinde dağıtım BEDAŞ’a ait iken, satış BAŞKENT EPSAŞ’a aittir. Ve her iki şirket de aynı enerji şirketine bağlıdır. Konya bölgesinde MEDAŞ dağıtım şirketi iken, MEPAŞ elektrik pazarlama satış şirketidir ve her iki şirket de CENGİZ HOLDİNG-ALARKO ortaklığına ait bulunmaktadır.

2- Dağıtım şirketleri özelleşmeden önce; tüm yatırımlar yapılmış, altyapıları tamamlanmış ve şirketler masrafsız hale getirilmiştir. Sayaç okuma bedeline yeni zamlar eklenmiştir. Sayaç değişim-yenileme (zorunlu) masrafları tüketiciye ait olacak şekilde değiştirilmiştir. Elektrik kWh fiyatları özelleştirme öncesi yükseltilmiştir.

3- Bu şirketler, kasadaki paraları, mevcut fatura borç alacakları ile birlikte çok cazip ve düşük fiyatlarla özelleştirilmiştir.

4- Mevcut gayrimenkuller bile geri verilmemiş, halen şirketler üzerinde beklemektedir.

5- Şirketler arazi ve binalardan reklam gelirleri elde etmekte ama bunları TEİAŞ’a vermemektedir.

6- Farklı şirket adları olsa da dağıtım şirketleri ayrıca elektrik üreticisidir. A şirketi devlet alım garantisi kapsamında devlete elektriği yüksek rakamdan satıp, B şirketi devletten ucuz elektrik alıp satmaktadır. Buna rağmen elektrik yetersiz gelirse, B şirketi daha yüksek rakama serbest piyasadaki C şirketinden elektrik alabilmektedir. Bahsi geçen A, B, C şirketlerinin hepsi aynı gruplara aittir.

7- Devletin elinde toplam enerji üretiminin sadece %20 kapasitelik kısmı kalmıştır. Kalan bu tesisler de özelleştirme kapsamındadır.

8- Eğer alım garantili tesislerin elektriği alınamayacak olursa; bu durumda devletin elindeki tesislerde üretim yavaşlatılmakta, bazen de durdurulmaktadır. Öncelik özel sektöre tanınmakta, halkımız değil, sermaye baronları kollanmaktadır!

9- Devletin alım garantileri, pazarlama şirketlerine satılan rakamdan yüksektir. Devlet enerjiyi-elektriği yüksek rakamdan alıp, düşük rakamdan pazarlama şirketlerine satmaktadır. Açıkça devlet zarar etmektedir. Üstelik yetkililer bunu hiç utanmadan tüketiciyi desteklemek için yapılan bir adım olarak anlatmaktadır.

10- Dağıtım şirketlerinin; açıklanan zamlar henüz yürürlüğe girmeden pahalı fiyatları uygulamaya koyduğu zamanlar olduğu görülmüştür. “İtirazlar bireysel yapılacak” denildiğinden sadece itiraz edenlere bedeller iade edilmiştir. Bu duruma itirazlar ise yok denecek kadar azdır. Bazen ay dolmadan 20. günde gönderilen faturalarla bile karşılaşılmaktadır.

11- Devlet satış rakamları indirime gittiği dönemlerde bile faturalar daha da yükselmeye başlamıştır. Açıkça vatandaştan haksız para alınarak şirketlere aktarılmaktadır.

12- Alım garantileri TL’ye çevrilmiştir. Ancak geçmiş dönem, dolar alım garantilerini kapsamamaktadır. Yani toplum yanıltıcı bilgi verilerek aldatılmaktadır.

13- Dağıtım şirketleri özelleştirmeleri tahkim’e bağlanmıştır. Anlaşmazlıklarda Avrupa tahkim mahkemeleri yetkili kılındığından, devletin ve hükümetin bir yetkisi ve müdahalesi söz konusu olmamaktadır.

14- TEİAŞ özelleştirme kapsamına alınmıştır. Son dönemde TEİAŞ sürekli ihaleye çıkmakta, yatırım yapmakta ve masrafsız bir hale getirilmeye çalışılmaktadır.

15- TEİAŞ’ın bir şirketi olan EPİAŞ, Türkiye’nin en büyük şirketidir. Ve güncel rakamların belirlendiği piyasaları yönetmektedir. TEİAŞ’ın özelleştirilmesi ve kalan tesislerin satılması sonucunda devlet; elektrik üretiminden, iletiminden, dağıtılmasından, satışından ve hatta piyasa belirleyiciliğinden tamamen çıkmış olacaktır.

16- Elektrik üretiminde kullanılan yöntemlerden termik santraller ithal kömürle, doğalgaz çevrim santralleri ise ithal doğalgazla çalışmaktadır. Bu yöntemlerden çıkmak gerekmektedir. Ancak yenilenebilir enerjiye geçişte garantili alış sistemi ve kurulumda teşvik uygulandığından, bir bataktan başka bir batağa geçiş yapılmaktadır.

17- Enerji şirketlerinin çoğu, bankalara yüksek miktarda kredi borçlusu konumundadır. Günün birinde bu sektör tamamen yabancılara geçebilir. Şu anda bile bazı şirketlerin içinde yabancı ortaklar bulunmaktadır.

18- 2020 yılı elektrik tüketimi 290 milyar 856 milyon 21 bin kilovat saattir. Devletin yüksekten alıp düşükten sattığı rakamlar ve üstüne şirketlerin kârları ortaya korkunç bir sonuç çıkarmaktadır.

19- Termik santraller revizyon istemekte iken satılmış, dağıtım şirketleri yeterli finansmanı olmayan yandaş şirketler kredi ile almaya teşvik edilmiştir. Mevcut durumda yükselen kurlarla birlikte şirket yöneticileri ile yetkililer arasında tartışmalar olabileceğini, bu sebeple de bitmek bilmeyen bir tavizin ve her fırsatta devam eden çıkar kavgalarının devam ettiği sırıtmaktadır.

20- Doğru verilere ulaşmanın zorlaştığı, resmi kurumların yeterli bilgiyi aktarmadığı, haber yapan muhaliflerin bile net soruları sormadığı... Araştırma yapan milletvekillerine kendi partilerinin bile destek çıkmadığı ve bireysel kaldığı… Basit çıkarımlarla ulaşılacak sonuçların bile gölgelenmeye çalışıldığı, araştırmalarımızla ortaya çıkmıştır.

Erbakan Hocamız şöyle haykırmıştı:

“Yap işlet devret” demek istikbalin satılması demektir. Siz 200 liralık elektriği başkalarına yaptırıp, 1200 liraya satacaksınız. 40 sene boyunca herkes 200 liralık elektriği 1200 lira kWh’ni ödeyecek. Böylece istikbali şimdiden satıp parselleyip kendi halkımızı eziyoruz. Bu böyle gitmeeezzz” (1994 bütçe görüşmesi-RP dönemi 62. dk.)[1]

Türkiye’nin elektrik üretim ve tüketim miktarları

Türkiye'nin elektrik üretimi 2020 yılında 291 milyar 552 milyon kilovat saat, tüketimi ise 290 milyar 856 milyon kilovat saattir. Türkiye'de 2019'da 290 milyar 445 milyon 456 bin kilovat saat elektrik tüketilirken, bu rakam 2020'de yüzde 0,14 artarak 290 milyar 856 milyon 21 bin kilovat saate çıkmıştır. (4 Ocak 2021 / TRT Haber)

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) 2021 Eylül ayına ilişkin "Elektrik Piyasası Sektör Raporu"na göre, lisanslı elektrik üretiminin yüzde 40,4'ü doğalgaz santralleri, yüzde 15,7'si ithal kömür santralleri, yüzde 14,3'ü linyit santralleri ve yüzde 10,7'si hidroelektrik santrallerinden sağlanmıştır. Tüketimin yüzde 42,6'sı sanayi, yüzde 25,6'sı ticarethane ve yüzde 23,1'i mesken aboneleri tarafından gerçekleştirildi. Tarımsal sulamanın payı yüzde 6,7, aydınlatmanın payı ise yüzde 2 olarak kayıtlara geçmiş bulunmaktadır. Kurulu gücün yüzde 27,9'u doğalgaz çevrim santralleri, yüzde 25,5'i barajlı hidroelektrik santralleri, yüzde 11,1'i linyit santralleri, yüzde 11'i rüzgâr santrallerinden, kalan bölüm ise diğer enerji kaynaklarından elektrik üreten tesislerden oluşmaktadır.[2]

Türkiye'nin elektriği, 26 yıllığına, 15,8 milyar dolara özelleştirilmiş bulunmaktadır.

Türkiye'deki tüm elektrik dağıtım bölgeleri kamudan özel sektörün eline geçmiş durumdadır. Kamunun toplam geliri 15,8 milyar doları bulmaktadır. Türkiye'nin elektrik dağıtımdaki özelleştirme serüveni 2010 yılında yapılan üç ihaleyle son bulmuştur. Özelleştirilen elektrik dağıtım bölgelerinden toplamda 15,8 milyar dolarlık gelir elde edildi. Elektriği artık devlet değil özel sektör dağıtacaktır.[3]

Gündemde Sürekli Dağıtım Şirketleri Tutulmaktadır. Ancak Tedarik Şirketleri Nedense Konuşulmamakta ve Konu Çarpıtılmaktadır!

Örnek: Konya bölgesinde dağıtım şirketi MEDAŞ, tedarik şirketi ise MEPAŞ’tır. Ankara bölgesinde BEDAŞ dağıtım şirketi iken, BAŞKENT EPSAŞ tedarik şirketidir. Bakanlık açıklamayı; dağıtım şirketlerinin kârı düşük şeklinde yapmaktadır. Tedarik şirketlerinin kârı ile alâkalı açıklama yapılmamaktadır!

Dağıtım Şirketleriyle, Görevli Tedarik Şirketleri Arasındaki Farklar Nereden Kaynaklanmaktadır?

Altyapı çalışmaları, dağıtım sistemine bağlantı anlaşması, arıza-bakım-onarım çalışmaları yapma ile sayaçların okunması, bakımı ve işletilmesi, tesislerin devralınması, elektrik kesme-bağlama, voltaj düşüklüğü, kaçak ve usulsüz elektrik kullanımının tespiti işlemleri vb. ilgili mevzuatla belirlenen işlemler dağıtım şirketi tarafından gerçekleştirilmektedir.

Elektrik enerjisi ve/veya kapasite satımı, abonelik işlemleri (başvurusu / iptali), sözleşme imzalanması, faturalama (hatalı faturalandırma, fatura itirazı), tahsilat işlemleri ve diğer tüketici hizmetleri merkezleri aracılığıyla verilen hizmetleri ise görevli tedarik şirketi tarafından gerçekleştirilmektedir.[4]

Evet, 1,2 milyara alınan dağıtım şirketinin, sadece %20’si 1,8 milyara satılmıştır!

Şimdiden ihbar ediyoruz: Kiler ve Çalık, Borsa’da vurgun yapacaktır!

AKP’den milletvekili olarak seçilen Vahit Kiler ile ortağı Ahmet Çalık’ın 8 yıl önce Hazine’ye ödediği 128,5 milyon doların 2 Kasım 2021 tarihi itibarıyla TL karşılığı 1,2 milyar TL Aras Enerji'nin yüzde 100’ü için güncel kurla 1,2 milyar TL ödeyen Kiler-Çalık aynı hisselerin 5’te birini 1,8 milyar TL’ye satıyordu.[5]

Halka Arz Gelirinin Tamamı Ortakların Cebine Akıtılmıştır!

Doğu Aras Enerji AŞ’de, 110 TL sabit fiyattan tamamı, ortak satışı yoluyla olmak üzere toplam 13 milyon 400 bin TL nominal değerli pay halka arz edilecektir. Paylarını halka arz eden Ahmet Çalık, Vahit Kiler, Nahit Kiler ve Ümit Kiler ilaveten 2 milyon 680 bin TL nominal değerli ek pay satış hakkına da sahiptir. Halka açıklık oranı yüzde 20 olarak belirlenirken, ek pay satışı hâlinde söz konusu oran yüzde 24’e çıkabilir.

Oransal dağıtım yöntemi ile halka arz edecek şirketin pay dağılımı, yüzde 60 yurt içi bireysel, yüzde 30 yurt içi kurumsal ve yüzde 10 yurt dışı kurumsal yatırımcı olarak izahnamede yer verilmiştir. Kiler-Çalık ailesi, 16 milyon 80 bin adet payın satışı ile birlikte 1 milyar 768 milyon 80 bin TL gelir elde edecek. Şirketin toplam değeri ne ki yüzde 20’si için 1,8 milyar TL değer biçilmiştir.

Gündemdeki dağıtım şirketleri ile ilgili iddialar ve cevaplar:

EPDK'dan elektrik ücretlerine ilişkin açıklama;

"Sosyal medyada çokça atıf yapılan aşağıdaki Kurul kararında açıkça dağıtım şirketlerine teknik ve teknik olmayan kayıp için yaptığı satışlarda fiyatın 31,8592 kuruş/kWh olduğu ifade edilmiştir. Ancak söz konusu fiyat, sadece enerji fiyatıdır. Herhangi bir vergi dahil değildir. GTŞ’ler nihai tüketicilere yaptığı elektrik satışının sadece yüzde 20’sini EÜAŞ’tan 31,86 kuruşa almaktadır. 2022 yılı için yapılan perakende satış tarifelerinde GTŞ’lerin yaklaşık 125 milyar kWh’lik bir elektrik satışı olacağı öngörülmüştür. Bu elektriğin 25 milyar kWh’lik kısmı EÜAŞ’tan 31,86 kuruşa alınacağı, geri kalan 100 milyar kWh’lik kısmı ise spot piyasadan yaklaşık 150 kuruştan alınacağı öngörülmüştür. Dolayısıyla ağırlık ortalama enerji alım fiyatı 125 kuruş/kWh civarındadır. Devlet sübvansiyonu ile GTŞ'ler vatandaşlarımıza daha ucuza elektrik satmaktadır. Şirketlerin, EPDK'nın belirlediği oranların üzerinde kâr etmesi ise mümkün değildir."

Enerji Piyasası Denetleme Kurumu (EPDK), görevli tedarik şirketlerinin (GTŞ) devletten 32 kuruşa aldığı elektriği tüketicilere yüzde 330 - yüzde 546 kârla sattığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, son günlerde kamuoyunda tartışma konusu olan elektrik dağıtım şirketlerinin kâr marjları ile ilgili açıklama yapmıştı.

Açıklamada, "Devlet sübvansiyonu ile görevli tedarik şirketleri vatandaşlarımıza daha ucuza elektrik satmaktadır. Şirketlerin, EPDK'nin belirlediği oranların üzerinde kâr etmesi ise mümkün değildir." denildi. Öncelikle dağıtım şirketi ve görevli tedarik şirketi iki farklı tüzel kişiliktir. Dağıtım şirketi elektrik satışı yapmaz… “Kargo işi” yani taşımacılık ile görevli kılınmıştır.

Tüketicilerimize elektriği dağıtım şirketleri değil, görevli tedarik şirketleri (GTŞ) satar. Bu şirketlerin tarifeleri EPDK tarafından belirlenir. Bu tarifeler dışında şirketler kendi inisiyatifleri ile faturalarda oynama ya da zam yapamazlar. GTŞ’ler serbest piyasadan (ikili anlaşmalar ve/veya elektrik Borsası olan EPİAŞ üzerinden) veya EÜAŞ üzerinden satın aldıkları enerjiyi serbest olmayan tüketicilere veya ikili anlaşması bulunmayan tüketicilere düzenlenen tarife üzerinden satmakla mükelleftirler. Bu şirketler, EPDK’nın belirlediği fiyattan farklı bir fiyat uygulayamazlar. GTŞ’lerin, EÜAŞ’tan 32 kuruşa elektrik alıp sanayiye 1 lira 75 kuruş, ticarethane 2 lira 74 kuruş, hanelere 1 lira 37 kuruş (210 kWh altı), 2 lira 6 kuruş (yüksek kademe) fiyatlar ile satış yaparak %330-%546 kâr yaptığı şeklindeki bilgi doğru değildir. GTŞ’ler, düzenlenen tarife içindeki müşterilere yapacakları enerji satışından elde edecekleri kâr oranı “Net Kâr Marjı” ile sınırlandırılmış olup bu oran 2021-2025 dönemi için %2,38 olarak belirlenmiştir. Yani iddia edildiği gibi 32 kuruşa elektrik satın alınarak astronomik düzeyde kâr elde edilmesi kesinlikle söz konusu olamazdı.

Devletimiz, bütün nihai müşterileri EÜAŞ üzerinden önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da desteklemeye devam etmektedir. 2022 yılında EÜAŞ’ın GTŞ ve dağıtım şirketlerine satmayı düşündüğü yaklaşık 60 milyar kWh’lik elektrik enerjisini piyasa fiyatı olan 150 kuruş yerine 32 kuruşa satarak nihai tüketicileri yaklaşık 70 milyar TL desteklemektedir.[6]

Dövizle alım garantisi bitti denilmişti; ama devam ettiği ortaya çıkmıştır!

Dövizli elektrik alım garantisi sürdükçe… (Milletimiz ve ülkemiz birlikte batmaktadır.)

Kısa adı YEKDEM'le anılan Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması üzerinden, “temiz enerji” üreten irili ufaklı binlerce enerji şirketine döviz cinsinden alım garantisi verildi. YEKDEM'in kendisi temiz enerji ve doğal kaynakların kullanılma iddiası nedeniyle olumlu görünse de süreli olan bu sistem, suistimal edildi.

İşte bu açık belge, her şeyi ortaya koymaktadır!

Konuyu açmak için açık kaynaklardan örnek bir kararı paylaşalım. Sıkılmazsanız 18 Eylül 2020 tarihli Resmi Gazete'ye bir göz atın.[7] Orada bir Cumhurbaşkanı kararı göreceksiniz. Tayyip Erdoğan imzalı kararda 1 Ocak 2021'den 30 Haziran 2021'e kadar işletmeye girecek YEKDEM belgeli üretim tesisleri için belirlenen fiyat desteğinin 31 Aralık 2030'a kadar uygulanacağı yazıyor.

– Fiyat desteği, devletin her bir kilovat saat başına şirkete ödeyeceği dolar/sent cinsinden alım garantisi demek.

– Erdoğan imzasıyla süresi 2030'a kadar uzatılan desteklerin tutarı da kanunda yazıyor. O kanunda temiz enerjinin kaynağına göre kurulmuş santrallerden, devletin kilovat saat başına kaç ABD doları/cent garanti verdiği listeli yasadaki ekli liste şöyle:

(EÜAŞ’ın alım garantileri ile özel sektörden alım yaptığı rakamlar)

– HES (Hidroelektrik üretim tesisi): 7.3 dolar/ cent / kWh

– Rüzgâra dayalı üretim tesisi: 7.3 dolar/ cent / kWh

– Jeotermale dayalı üretim tesisi: 10.5 dolar/ cent / kWh

– Biyokütle (çöp gazı dahil): 13.3 dolar/ cent / kWh

– Güneşe dayalı üretim tesisi: 13.3 dolar/ cent / kWh

Gariban halkın milyarlarca lirası kimlere akıtılmaktadır?  

Sistem ayrıntılı. Hepsini sığdırma imkânı yok. Ancak temiz enerjiyi teşvik diye çıkılan yolu, bugün kur şokunun çarptığını vurgulamak gerekiyor. Bu sebeple, devletin kasasından alım garantili YEKDEM tesislerine, her yıl döviz üzerinden milyarlarca TL akıyor, daha uzun yıllar akacak. (Evet, döviz bazlı destek ödemelerinde geçen sene ortasında TL'ye geçildi ancak önceki yıllarda verilmiş döviz bazlı destek taahhütleri sürüyor.)[8]

Kaynak şirketlere aktarılmazsa, elektriğin yurttaşa 3 yıl ücretsiz verilme imkânı doğacaktır!

Devlet, 2021 yılında devletin 916 firmaya vereceği 8 milyar 95 milyon doları, onları bırakıp halkımıza verecek olsa konut başına 250 kWh elektriği 3 yıl ücretsiz dağıtma imkânı doğacaktır!

Türkiye’de elektrik üretimi devlet ve özel sektör eliyle gerçekleştiriliyordu. Elektrik dağıtımı ise, devlete ait dağıtım şebekesinin özel sektör tarafından işletilmesi ile yapılarak, faturalardan alınan dağıtım bedeli devlet ve dağıtım firması arasında paylaşılıyor. Alım garantisi verilen özel sektör firmalarının tam kapasite elektrik üretimleri, garanti edilen fiyatlarla devlet tarafından satın alınıyordu. Geri kalan ihtiyaç için devletin işlettiği santraller ve alım garantisi olmayan özel sektör firmalarından karşılanıyor. Alım garantisi olmayan santraller ise tam kapasite üretim yapmayıp, her gün oluşan ihtiyaca göre ayarlanıyordu.

YEKDEM eliyle toplamda 912 firmaya 2011 yılından 2020 yılı sonuna kadar 33,213 milyar dolar teşvik verildi. 2021 yılı için de 8,095 milyar dolar teşvik kesin listesi yayımlandı. Bu listeye göre 2021 yılı sonundan 2030 yılına kadar 39,647 milyar dolar teşvik verilmesi planlanıyordu. Türkiye’de elektrik enerji kapasitesi, tüketilen elektriğin yaklaşık 2,5 katına denk geliyordu. Ancak devlet alım garantili santrallerin elektriğini mecburen satın aldığı için alım garantili olmayan özel sektör ve devlet santrallerini tam kapasite çalıştırmayarak rekabeti engelliyordu.[9]

Özelleştirme öncesi yatırımların artması ile dağıtım şirketlerine masrafsız fırsatlar sunulması!

ELEKTRİK ÖZELLEŞTİRMELERİ RAPORU

HAZIRLAYAN: TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI

42. DÖNEM ENERJİ ÇALIŞMA GRUBU. ANKARA - MART 2012

Tebliğ eki tablolarda EPDK tarafından onaylanmış ve 31.12.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Dağıtım şirketlerinin 2011-2015 dönemine ait yatırım harcamaları aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere toplam 1.692.888.913 TL’dir. TEDAŞ Fiili Yatırım Harcamalarının Yıllar İtibariyle Gelişimi (TL):

Yıllar    Harcama (TL)        Yıllar  Harcama (TL)

2000     212.694.362           2005   704.003.406

2001     201.631.846           2006   689.544.991

2002     417.697.704           2007   824.844.729  

2003     387.447.125           2008   1.260.335.423

2004     388.640.557           2009   720.582.364

Dağıtım şirketlerinin 2006-2010 yıllarını kapsayan geçiş dönemine ait (Kayseri ve Civarı Elektrik AŞ hariç olmak üzere) yatırım harcamaları toplamının ise 550.000.000 TL olduğu bilinmektedir. 2011-2015 dönemine ait yatırım harcamaları geçiş dönemine göre 3,08 kat artırılmıştır.

Elektrik dağıtım şebekelerine 2006-2010 yılları geçiş dönemi için yıllık 550.000.000 TL yatırım öngörülmesine karşın yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere 2005-2009 yılları arasında bu miktarın oldukça üzerinde yatırım harcaması yapılmıştır. 2008 yılında yapılan yatırım harcaması 1.260.335.423 TL olmaktadır.

Alacaklar ile devirler yapılmış durumdadır. (EMO deklarasyonu özelleştirme öncesi kayıtlardır.)

Devir Alan Özel Şirketlere Kamu Elektrik Şirketlerinin Envanteri ve Tahsili Mümkün Alacakları da Aktarılmaktadır!

Öyle ki, 13.8.2010 tarihli Dünya gazetesinde yer alan bir haberde, Boğaziçi ve Gediz Dağıtım Bölgeleri ihalelerine en yüksek teklifi veren MMEKA’nın Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kazancı, bu şirketlerin tahsilatı yapılmamış faturalardan 1 milyar dolara yakın alacağı olduğunu, kendilerinin ve tüm teklifçi firmaların bildiğini öne sürmektedir. Bu noktada soru şudur: Bu alacaklar neden tahsil edilmemektedir? Alacakların özelleştirme öncesi tahsil edilmemesi, devir bedellerinin ödenmesi için kullanılmak üzere sıfır faizli bedava bir kaynak olarak kamu kesesinden özel şirketlere sunumu değil midir?

2008 yılı tüketim miktarları dikkate alındığında, ortalama 20 kuruşluk enerji birim satış fiyatı üzerinden hesaplama yapıldığında, örneğin Fırat Elektrik Dağıtım Şirketinin yıllık enerji satış cirosunun 429.049.000 TL seviyelerinde olduğu tespit edilmektedir. İhalede oluşan en yüksek teklif fiyatı ise 258 milyon dolar olup, ihale tarihindeki kur üzerinden TL’ye çevrildiğinde, 355.442.000 TL olarak hesaplanan bu bedel, Fırat EDAŞ’ın yıllık enerji satış cirosunun dahi çok altına inmiştir.

Kayıp kaçak bedeli yasal hale getirilip, özel şirketlere vurgun kapısı açılmıştır!

Elektrik faturasındaki 'kayıp-kaçak' bedelleriyle ilgili son karar kafa karıştırıcıydı.

Elektrik faturalarında tüketiciye yansıtılan kayıp-kaçak bedellerini ödemek istemeyen vatandaşlar, yaklaşık 5 yıl önce çeşitli davalar açmaya başladı. Mahkemelerden farklı kararlar çıkması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014'te son noktayı koyarak, elektrik faturalarına yansıtılan, kayıp-kaçak bedelinin hukuka aykırı olduğuna karar verdi. Kurul, kayıp-kaçak bedellerinin, kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleriyle bağdaşmadığı kararına vardı. Ancak 17 Haziran 2016'da çıkarılan yeni yasa ile elektrik dağıtım ve görevli şirketlerin kayıp­-kaçak, sayaç okuma, perakende satış hizmet, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedelini tüketiciden alması hukuki altyapıya kavuşturuldu.

Böylece mahkemelerde görülen davalar, ilgili yasa gerekçe gösterilerek reddedilmeye başlandı. Konuyla ilgili yargılama sırasında 17 Haziran 2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve geçmişe de etkili olan 6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21'inci maddesi uyarınca 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun ilgili hükümlerinin değiştirildiği vurgulandı.[10]

PSH (Sayaç Okuma) bedeli, vatandaşın cebinden özel şirketlere sağlanan bir avantajdır!

PSH (Sayaç okuma) faaliyet olarak ayrıştırılmıştır. 2010 yılı sonuna kadar tek bileşen olarak tarifeye yansıyan bu faaliyet ayrıştırıldıktan sonra yüzde 157 oranında zamlanmıştır. İki faaliyet toplam olarak, tarife içinde yüzde 2-2,5 arasında bir oranda pay oluşturmaktadır.

EPDK bu eşitsizliği gidermek üzere 2012 yılı başından itibaren bu uygulamayı sonlandırmış ve sayaç okuma hizmetini abone başına sabit bir bedel ile fiyatlandırarak yürürlüğe koymuştur. Buna göre alçak gerilim şebekesinden bağlantısı olan abone sayaçlarının okunması 0,416 TL, yüksek gerilim şebekesinden bağlantısı olan abone sayaçlarının okunması da 4,161 TL olarak belirlemiştir. Bu durum da; verilen hizmetten bağımsız olarak fiyatlandırma yoluna gidildiğini, asıl amacın hizmetin bedelini tüketicilerden tahsil etmek değil, özelleştirilen dağıtım şirketleri için yeni ve garantili bir gelir kapısı yaratmak olduğunu göstermektedir.

Sayaç Sökme Takma Bedeli, Vatandaşın Sırtına Vurulmaktadır!

2010 yılı sonuna kadar, abone sayaçlarının muayene, ayar, kalibrasyon, periyodik bakım ve sayacın sökülüp takılması gibi işlemler; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan “Su, Elektrik ve Doğalgaz Sayaçlarının Tamir ve Ayar Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ” ekinde yer alan ücretlere göre yapılmıştır.

2010 yılı Eylül ayında “Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği”nin “Sayaç ve Kontrol Ekipmanı Genel Hükümler” başlıklı 16. Maddesinde, “Sayacın; 11/1/1989 tarihli ve 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu hükümleri doğrultusunda dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından, her türlü ayar, kalibrasyon ve bakım için periyodik olarak kontrol ettirilmesi esastır. Periyodik kontroller için gerekli masraflar, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen bedeller üzerinden; sayacın sökme ve takma bedeli, Kurul tarafından onaylanan bedeller üzerinden sayaç maliki tarafından karşılanır.”[11]

Enerji şirketlerine yüksek miktarda ucuz kredi sağlanmıştır!

BDDK enerji sektörü için 47 milyar doları bulan yeniden yapılandırma için devreye alınmıştır. Enerji sektörü 2003'ten bu yana bankalardan 60 milyar dolara yakın kredi kullanmıştır.

Hatalı projeksiyon ve küresel dalgalanma Türkiye ekonomisinin en stratejik alanlarından enerjide şalterleri zorlamaya başladı. 2003’ten bu yana bankalardan 60 milyar dolar kredi kullanan sektör, borç yükünü çeviremeyince devreye BDDK girdi. İlk aşamada üç şirketin 1,9 milyar dolarlık borcunun silinmesini isteyen kurum, sektörün toplam 47 milyar doları bulan alacaklarının da yeniden yapılandırılması için devredeydi. Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Dildar Edin’e göre, enerji endüstrisi tarafından alınan kredilerin yaklaşık üçte ikisi henüz ödenmedi. Gaz santrallerinin çoğunu oluşturan 13 milyar doların, yeniden yapılandırılması gerektiğini 2019 yılı başlarında söylemişti.

Türk şirketler 60 milyar dolar borç aldı

Boston Consulting Group raporuna göre, Türk şirketleri 2003’ten bu yana yaklaşık 60 milyar dolar borç aldılar. Şirketler Türk Lirası’nın değer kaybı nedeniyle de geri ödemelerde büyük zorluklar yaşıyor. Bazı kamu hizmetleri döviz kredilerini geri ödeyecek kadar kazanmıyor, bu da bankalar için büyük bir risk oluşturuyor.[12]

Enerji sektöründe, ilk etapta 7,5 milyarlık dolar kredisi yapılandırılmıştır.

Elektrik üretim ve dağıtım şirketlerinin yaklaşık 13 milyar dolarlık sorunlu kredi bakiyesinin 7,5 milyar doları yapılandırıldı. Yıl sonuna kadar 2,5 milyar dolarlık kredinin daha yapılandırılması için bankalar ve şirketler arasında ön mutabakatlar sağlandı. Böylece, enerji sektöründe 10 milyar dolarlık sorunlu kredi yapılandırılmış olacak. Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre, sektörde yapılandırma ihtiyacı bulunan kredi portföyü 12-13 milyar dolar düzeyinde.[13]

Cem Uzan'dan Bahçeli'ye çok sert çıkış: Kılına bile dokunamazsınız! Çünkü dağıtım şirketleri ile ilgili anlaşmazlıklar tahkime bağlıdır!

“Türkiye'de bir dönem enerji piyasasında önemli rol oynayan Cem Uzan, Bahçeli'nin elektrik dağıtım ağının kamulaştırılması çağrısına yanıt verdi: "Kamulaştırma yapamazlar. Bütün bu sözleşmelerin hepsi Londra’da tahkime bağlı. Kılına dokunamazsınız."

“Öz sermaye 0, borç %100. Döviz patlayınca hepsi battı. Bunlar döviz kredisini ödeyebilsinler diye vur vatandaşın sırtına. Dağıtım şirketleri sahiplerinin çoğu gerekli sermayeden yoksundu. Ne yaptılar? Gittiler Londra’ya aldılar krediyi verdiler devlete. Londra’daki bankaların istediği şartlarla Enerji Bakanlığı ile sözleşme yaptılar. Özelleştirilen malı aldılar. Hazine garantisi gibi bir şeydir bu. Yüksek elektrik faturalarının sebebi dağıtım şirketlerini kurtarma operasyonudur.”

“Şimdi Enerji Bakanlığı’ndan bunları alanlar yüzde 80-85 oranında dış krediyle aldılar. 13 milyar dolarlık özelleştirmenin 10 milyar doları belki de daha fazlası krediyle alındı. Yani ben sözleşmeyi yaptım, devletten bunu alıyorum diye piyasaya çıktılar ve kredi aldılar. Bunların sıfıra yakın sermayeleri var. Dikkate alınmayacak şekilde sermayeleri var.

Demek ki sizin borç oranınız yüzde 80, 90 ise; kur farkları, normal bir kâr marjı sizin bu borcun altından kalkmanızı mümkün kılmaz. Onun için size aşırı derecede bir kâr verilmesi lazım. Ve bu kâr bugün yüzde 388 oranında gerçekleşmektedir.”

“Orada 21 tane şirketin hepsinin bağlanmış adamları var, onların menfaatlerini koruyan bürokratlar var, ayrıca oradan avantalarını alan bürokratlar var.”

Maliyetlere de değinen Cem Uzan, normalde kilovatın 90-95 kuruşa gelmesi gerektiğini ancak şirketlerin 150 kuruşa sattığını kaydetti.

“EPDK’nın açıklamasına göre devlet 32 kuruştan satıyor 60 milyar kilovat saati 21 şirkete. Bunlar 65 milyar kilovat saati de piyasadan alıyor 8 cent’e. Yani 50 küsur kuruş oluyor. Sizin ortalama maliyetiniz dağıtım şirketi ve tedarik şirketi olaraktan, 5,29 cent. Bugünkü kurdan baktığınızda kilovat maliyetiniz 71 kuruş. Siz bunu yüzde 100’den daha fazla zamla 150 kuruşa satıyorsunuz. Bunun fiyatını indirmeleri lazım. 5 buçuk milyar dolar senede sübvansiyon veriyor Türkiye Cumhuriyeti devleti bu 21 şirkete. Devlet vermiyor, vatandaş veriyor.”[14]

Ukrayna Savaşı’ndan İsrail yağmacılığına, iktidarın münafıklığı!

Yeri gelmişken pek de konuşulmayan çok önemli bir konuya değinmek istiyorum. O da ilk etapta Almanlarla Ruslar arasında imzalanan, daha sonra da pek çok Avrupa ülkesinin katılması mukadder olan uzun vadeli doğalgaz antlaşması…

Proje maliyeti 11 milyar dolar olan ve tam da bugünlerde devreye alınması beklenen “Kuzey Akım 2” adlı bu antlaşmayla, Rusya’dan çıkan gaz Baltık Denizi’nin kıyılarından geçerek başka hiçbir ülkeye uğramadan Almanya’ya giriş yapacak; böylece güzergâh maliyetleri de önemli ölçüde düşecekti. Bugüne kadar topraklarından geçen Rus gazı sayesinde milyarlarca dolar kazanan Ukrayna ve Polonya ise Kuzey Akım 2’nin devreye girmesiyle en önemli kaybı yaşayacak ülkeler olacaktı. Amerikan tarafı da başta Almanya olmak üzere peşi sıra Avrupa ülkelerinin Rusya ile bu kadar doğrudan birbirlerine bağlanmasına en başından beri şiddetle karşı çıkıyordu. Krizin savaşa dönüştüğü anlarda Almanya tarafından askıya alınan ilk antlaşma da işte bu Kuzey Akım 2 antlaşması oldu.

Şimdi sizden dikkatlerinizi birkaç yüz kilometre kuzeyimizdeki savaş alanından, birkaç yüz kilometre güneyimizdeki Doğu Akdeniz doğalgaz havzasına çevirmenizi ve biraz düşünmenizi istirham ediyorum. Amerika’nın en başından beri karşı çıktığı tarihin en büyük gaz antlaşması nihayet askıya alınabildi. Peki düşünün bakalım, yerine ne konacak? Milyarlarca dolarlık talep kime yönelecekti? İsrail’in Doğu Akdeniz’de gasp etmeye çalıştığı Filistin doğalgazı, hangi güzergâh üzerinden Avrupa’ya taşınacaktı?

Anonim şirketlerde parayla satın alınamayan bir değer olamayacağını söylemiştik. Yoksa ülkemizi anonim şirket gibi yönetmeye çalışanlar, Filistin doğalgazının yağmalanmasına aracılık etmeyi mi plânlıyorlar? Sözde İsrail karşıtlığından birkaç seçim zaferi çıkaranlar, tam da bugünlerde aynı İsrail’le kucaklaşmanın karşılığını hangi ödüllerle alacaklar? Siyonist rejimin başını ülkemizde yeniden âlâyu vâlâ ile karşılamaya hazırlananlar, acaba boyunlarına bu sefer hangi madalyaları takacaklardı?

Doğrusu bütün bunlar ve çok daha fazlası, cevap bekleyen yakıcı sorular. Bizler de Filistinli kardeşlerimizin çalınan haklarını savunmaya devam edeceğiz. Seçim dönemlerinde Filistin propagandası yapanların, Davos tiyatrosunda göz boyayanların, Mavi Marmara’yı alabildiğine istismar edip sonra da o mübarek gemiyi bütün mirasıyla birlikte yok edenlerin foyasını ortaya çıkaracağız. Hiç şüpheniz olmasındı![15]

 


[1] https://youtu.be/kRB77OvJRhc?t=3710

[2] 26 Kasım 2021 – TRT Haber

[3] Anadolu Ajansı – 07 Aralık 2010

[4] SEPAŞ Enerji internet sayfası

[5] Turhan Bozkurt - 02 Kasım 2021 - HABER ANALİZ / kronos35 news

[6] Hürriyet - 13 Şubat 2022

[7] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/09/20200918-8.pdf

[8] Çiğdem Toker - Sözcü gazetesi - 11 Şubat 2022

[9] Evrensel net - 22 Ocak 2021

[10] Aylin Dal - Anadolu ajansı - 04.03.2020

[11] TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası 42. Dönem Enerji Çalışma Grubu. Ankara - Mart 2012

[12] 09 Eylül 2019 - t24 haber sitesi

[13] Bloomberg - 11 Ekim 2019

[14] Yeniçağ gazetesi - 16 Şubat 2022

[15] Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Makale Paylaşım Sayısı: 52

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR