ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün319
mod_vvisit_counterDün5105
mod_vvisit_counterBu Hafta47995
mod_vvisit_counterGeçen hafta38327
mod_vvisit_counterBu Ay151551
mod_vvisit_counterGeçen Ay149785
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17075691

IP'niz: 18.204.42.98
Bugün: 23 Oca 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12287360

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

FAİZE NİÇİN KARŞIYIZ?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

Kapitalizmin mikropları ve kanser urları faizdir.

Bakınız, Robert Kohl'un doktora tezi bir cümledir :"Tüberküloz (verem) hastalığının sebebi kohl basilidir."

Ülkemizde de, Milli Görüş'ün dışındaki bozuk zihniyetlerin sahiplendikleri ve sürdürmek istedikleri bu kapitalist köle düzeninin ise "5 mikrobu" vardır.

1 - Katmerli faiz.

2 - Haksız vergi.

3 - Karşılıksız para basan darphane.

4 -Yabancı paralar karşısında Türk Lirası'nın değerini düşüren Kambiyo sistemi

5 - Halktan ucuz faizle topladığı mevduatları bir avuç zengine kredi olarak pompalayan bozuk Banka düzeni.

Bu beş mikroptan da haliyle şu hastalıklar zuhur etmektedir.

1 - Devamlı artan fiyatlar, pahalılık, yani enflasyon.

2 - Yeni yatırımların, fabrika ve iş imkânlarının açılamaması yüzünden giderek çoğalan işsizlik.

3 - Tekelleşme, banka, fabrika, piyasa, medya (gazete, Tv.) gibi tüm imkânların siyonist sömürü merkezlerinin eline ve emrine geçmesi.

4 - Genel ahlakın bozulması, insani ve islami değerlerin yozlaşması hırsızlık, huysuzluk ve hayasızlığın yaygınlaşması ve namusların sokağa atılması.

5 - Devlet kurumlarının ve adalet mekanizmasının felç olması sonucu MAFİA' ların ortaya çıkması ve toplumun yeraltı dünyasından medet umması.

6 - Ve nihayet anarşik olayların ve sosyal patlamaların toplum düzenini temelinden sarsması ve bütün dengelerin  yıkılması.

Nasıl ki  "Kötülük kötülükleri doğurur" gerçeğince bir adam içki içse zamanla kumara da alıştırılır. Kumar oynayan haliyle evinden uzaklaşıp gece hayatına başlar... Gece hayatı olan birisine helal kazancı yetmez. . Rüşvet hırsızlık ve benzeri yollara bulaşır... Bunları yapanlar yalana ve harama alışır aile yuvası dağılır sağlık ve ahlaki bozulur...

Aynen bunun gibi faizci bir düzende, diyelim peşin para ile bir fabrika 1 trilyona çıkıyor olsun. Kapitalist kodamanların birisinin elinde bu kadar parası olsa da yatırıp fabrikayı kurmuyor.

Gidip kendi özel bankasından veya devlet kasasından  yüzde 200 faizli kredi çekiyor. Niye mi? Çünkü sömürü sistemi böyle kurulmuş... Faizler masrafa yazılıyor, onlar maliyeti arttırıyor, sonunda da fiyatlara yansıtılıp halktan çıkarılıyor... Bu faizli kredilerin de çoğu geri ödenmiyor, batık kredi olarak yine millete fatura ediliyor.

Böylece faizli kredi yüzünden 1 trilyonluk maliyet 3 trilyona fırlıyor. Yarım trilyon peşin vergi, yarım trilyon reklam parası da masrafa eklenince maliyet 4 trilyona çıkıyor. şirketin satış müdürlerinin, bölge bayilerinin yurt dışı turistik gezileri, milyarlık nişan ve düğün merasimleri, siyasi partilere verilen seçim giderleri de eklenince bu meblağ 5 trilyona yükseliyor... Bu maliyet üzerinden % 20 de kar eklenince 6 trilyona çıkıyor. Ana bayiinin bölge bayisinin ve nihayet tüccarın ve satış şubelerinin faiz ve kar hadleri de üzerine binince fiyatlar otomatikman asıl maliyetinin on misli artıyor.

Yani faizsiz ve adil bir sistemde 10 milyona mal olacak bir buzdolabı bu düzende evimize 100 milyona geliyor.

Normalde 100 milyona çıkması gereken bir traktör köyümüze 1 milyara geliyor.

Yani bu faizci masonik holdinglerin faiz farkını, vergi ve reklam parasını, düğün ve seyahat masrafını sonunda işçi, köylü, esnaf ve memur vatandaş ödemek durumunda kalıyor!..

İşte bu nedenle bir türlü karnımız doymuyor, yüzümüz gülmüyor, ülkemiz borçtan ve batmaktan kurtulamıyor.

Şeytanın sömürü hortumu olan faiz yoluyla halkın alın teri ve emeği kapitalist kodamanların kasasında toplanıyor. Fabrikalar, bankalar ve piyasalar ellerine geçiyor ve tekelleşiyor.

Banka, fabrika ve para ellerinde olunca yüksek tirajlı gazete ve dergi ve TV kanalları da emirlerine giriyor.

Böyle olunca siyasi partiler de bunların güdümüne giriyor ve ülkede bir sermaye diktatörlüğü başlıyor.

Sonunda çağdaş Karunlar çağdaş firavunlara yön veriyor. Görmüyor musunuz bir kaç yüz üyesi olan TÜSİAD misali zengin klüpleri hükümetler yıkıyor, hükümetler kuruyor.

Faiz ve vurgun yoluyla süper zenginleşen karunlar, halkın ve ülkenin gerçek kalkınmasına ve bağımsızlığına yarayacak yatırımlar yerine, lüks tüketime ve israf ekonomisine dayanan ve dünya siyonizminin Türkiye şubesi gibi davranan bir yapıya yöneliyor.

Bir kısım mutlu azınlık faiz, karaborsa, vurgun ve rüşvet yoluyla bedavadan kazandığı milyarları en ahlaksız ve acımasız bir tarzda harcamaya başlarken, ezilen, sömürülen ve fakirleşen halk, tembelliğe, beleşçiliğe ve hatta bir kısmı namus ticaretine başlamak zorunda kalıyor... Ülkede korkunç bir ahlak erozyonu ve kokuşma  başlıyor...

Arkasından anarşi ve sosyal patlamalar hızlanıyor. Devlet yönetimi perde arkasında fiilen mason localarının ve MAFİA babalarının eline geçiyor.

Ülke yarı sömürge haline sokuluyor. Halk demokrat köleler ve serseri sefiller durumuna getiriliyor.

İşte görülüyor ki;

Faiz, işsizlik ve fakirlik sebebidir.

Faiz, sosyal dengesizlik vesilesidir.

Faiz, çağdaş sömürgecilik sistemidir.

Faiz, ahlaki seviyesizliği netice vermektedir.

Faiz, sonunda zulüm ve zillete dönüşmektedir.

Faiz, maddi ve manevi yüzlerce hastalığın mikrobu ( basilidir.)

Ve Faiz, Allah ve Peygamberle harp etmektir...

Faizi savunan bütün partiler, faizci düzeni ayakta tutan kesimler ise insanlığa ve İslam'a karşı en büyük kötülüğü işlemektedir.

NAFAKA SİGORTASI

Nafaka; Kur'anda sıkça anlatılan ve biri birlerine varis olacak kadar yakın akrabalar arasında gerekli ve geçerli olan "ailevi ve yarı resmi" bir "mecburi bakım sigortası" gibidir.

Bu "nafaka" kurumunun günümüz şartlarına ve ihtiyaçlarına uygun yeniden yapılanması ve bir nevi resmiyet ve işlerlik kazandırılması ve Kur'anın öngördüğü biçimde bir etkinliğe kavuşturulması kanaatimizce önemli ve gerekli görülmektedir.

Nafaka, fıkıh ıstılahında (İslam hukuku dilinde) kişilerin bakmakla yükümlü oldukları fakir ve çaresiz kimselere, asli ihtiyaçlarını karşılamak üzere verecekleri mal ve paradır.

Bu kimseler:

a- Kişinin bakımına muhtaç olduğu hanımı ve çocukları: Hanımların, örfe ve adetlere uygun bütün ihtiyaçlarının karşılanması ve yine çalışıp kazanma şartlarına ve imkanlarına kavuşuncaya kadar, çocukların bakımı babaya aittir. Hatta durumu iyi olan ve zengin sayılan kimseler hanımları için hizmetçi tutmak ve onların ücretini vermek zorundadır. [1] Her hangi bir sebeple boşanan kadınların iddet bekleme süresince nafakasıda kocasına aittir.

b- Usul: Baba, dedeler, anne ve büyükanneler... Şayet mağdur ve muhtaç bulunursa bunların nafakası evlatlarına ve torunlarına aittir.

c-  Füru: Evlat ve torunlar da çalışıp kazanacak seviyeye gelinceye kadar baba veya dedelerinin onlara bakması zorunludur.

d- Havaşin: Fakir ve mağdur olup da kendilerine bakacak, usul ve füru'u (evlat veya babaları) bulunmayan amca, hala, dayı, teyze ve yeğen gibi insana nikahı düşmeyen akrabaların nafakaları da en yakınları tarafından karşılanacaktır.

e- Köleler ve cariyeler: ( Erkek ve kadın hizmetçilerin) nafakası da efendilerinin ve ev sahiplerinin üzerinedir.

f-  Kişilerin mülkiyeti altındaki hayvanların ve ağaçların bakımı ve korunması da kendilerine aittir.

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, kapitalist sistemlerde ve günümüzdeki diğer beşeri düzenlerdeki resmi ve özel, çeşitli sigorta kurumlarının yerini İslam nizamında "İnfak" müessesesi almaktadır.

İnfak, pek çok kimsenin zannettiği gibi, sadece zenginlerin fakirlere, gönülleri isterse verecekleri bir sadaka değil, kişilerin mağdur ve muhtaç olan ana - baba ve çocuklarına, hanımlarına, yakın akrabalarına ve diğer yakınlarına ödeyecekleri disiplinli bir harcamadır.

Bugün ki sigorta sisteminde, sadece toplumun belli bir kesimi ve daha önce uzun müddet pirim ödeyenler sigorta kapsamına alındığı halde, islamın infak uygulamasında bütün muhtaç ve mağdurlar, hatta sahipsiz ve korumasız hayvanlar ve ağaçlar bile hayatlarını huzur ve emniyet içinde geçirebilecekleri, yani yeme, içme, giyinme barınma ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarının karşılanacağı bir ortama kavuşmaktadır.

Nafaka, Müslümanların yakınlarına ve akrabalarına kendi mallarından verdikleri bir hisse olmaktan ziyade "mükelleflerinin, aslında devlete ödemeleri gereken kazanç payının, bizzat kendileri tarafından müstahaklara dağılmasıdır." Çünkü zaten devlet bütün ihtiyaç sahiplerine bakmak ve nafakalarını karşılamak zorundadır. Mükellefler ise devlete vergi ödemek durumundadır.

"Nafaka" ve "İnfak" konusunda, Kur'anda ellinin üzerinde ayet vardır.

Bu ayetler dikkatle incelendiğinde şu esaslar ortaya çıkmaktadır:

1 - Toplum hayatında özelikle fakir ve kimsesizlerin zaruri ihtiyaçlarının standartlara uygun olarak karşılanması ve insan onuruna yaraşır bir sosyal dengenin kurulması esastır.

2 - "Nafaka" ların kimler tarafından, hangi kesimlere ve ne ölçüde verileceği? kanunla tespit edilmeli ve uygulamalara resmiyet kazandırmalı ve hükümetlerin infak işlerinin düzenleme ve denetleme yetkileri olmalıdır.

3 - Adil Düzende herkesin hayatı sigortalıdır. Sigorta hizmetlerinden yararlanmak için önceden pirim ödemek şartı yoktur... Onurlu ve huzurlu bir yaşam garantisine kavuşmak için "insan" olmak kafidir.

"Allah muhsinlerin ( İyilik sahiplerinin ) ecrini zayi etmez."

"Küçük (olsun) büyük (olsun) her türlü infak yapmaları, bir vadiyi geçmek ( gibi Allah yolunda yorulmaları) mutlaka onların lehine yazılır ki, yaptıklarının en güzeli ile karşılık görsünler )" [2]

"Hayırdan ( Yararlı ve değerli maldan) her ne infak ederseniz Allah mutlaka onu bilir."  [3]

"İnfak ettiğiniz her hayrın (dünyevi ve uhrevi sevabı ) kendiniz içindir. Çünkü yalnız Allah' ın rızasına ulaşmak için veriyorsunuz. Hayırdan yaptığınız her türlü infak size tas tamam verilir ve asla haksızlığa uğramazsınız" [4] gibi ayetlerde infak edilen şeylerin:

a - Bunun hayırdan sayılması için helâlden kazanılmış, kıymetli ve ihtiyaç giderici şeyler olmasına,

b - Bu nafakaları alan kimselerin de bunları içki, kumar ve fuhuş gibi gayri meşru yollara ve israfa harcamamasına,

c - Yapılan infakların sahiplerince yazılıp gayri resmi bir özel tutanak halinde saklanmasına,

d - Devletin de bu infak harcamalarını bir düzene sokmasına ve yapılanlardan haberdar olmasına,

e - İnfak sahiplerine de yaptıkları harcamalar nispetinde devlet hizmetlerinde özellik ve öncelik tanınmamasına işaret vardır...

Hak dini ve hayır düzeni olan İslam, sağlam aile yapısına ve akrabalık bağlarına özel bir önem vermiştir. Bu işi şefkat, merhamet ve uhrevi sorumluluk gibi sadece manevi disiplin kuralları ile kayıtlı bırakmamış, "Nafaka" gibi çok ciddi ve resmi bir sigorta kurumu geliştirmiştir. Toplumda muhtaç ve mağdur durumda olanların mutlaka evlat, torun, kardeş, yeğen, amca, dayı gibi bir yakınının bulunacağı için, maddi durumu iyi olan bu yakınları tarafından korunmaya ve bakılmaya mecbur tutulacağı "İnfak sigortası" sisteminde, Komünist ve kapitalist rejimlerin başa çıkamadığı pek çok ahlaki ekonomik ve sosyal sorun kendiliğinden halledilmiş olacaktır.

Yeri gelmişken şu hususu özellikle belirtmek isterim: İnfak sigorta sistemi ancak Adaletin tam olarak uygulandığı bir düzen içinde başarıyla tatbik ve takip edilebilir. Faizsiz kredi düzeninin ve tek çeşit vergi zekat sisteminin kurulduğu... Ahlaki, siyasi, ilmi ve ekonomik kurumlardan hiçbirinin diğerine tahakküm etmediği, hepsinin adil ve evrensel bir hukuk rejimi içinde irtibat ve ittihat halinde kendi görev ve sorumluluklarının bilincinde olduğu... Ülkede yaşayan herkesin can, mal ve namus emniyetinin, din ve düşünce hürriyetinin korunduğu mutlu bir düzende uygulanacak "Nafaka sigortası" rahmetle resmiyeti, kurbiyet (akrabalık) la sorumluluğu birleştiren ve barıştıran Kurani bir emir ve uygulamadır. [5]



[1] Hukuku İslamiye Kamusu C. 2 Sh. 484

[2] Tevbe: 120 - 121

[3] Bakara: 273

[4] Bakara 272

[5] Ö. Nasuhi Bilmen, Hukuki İslamiye İstılahı Fıkhıyye Kamusu. C. 2 Sh. 444 - 514 - 6. Kitap: Nafaka Bölümü Prof. Osman Eskicioğlu. Kur' ana Göre İslam Ekonomisinin Esasları İzmir 1977. Teksir. C.1, '. Bölüm Sh. 122 - 130


Bu yazarin diger makaleleri

O, ARAFAT'TI!
  Öldü diye Şeytan Şaron bayram ediyor... İsrail'in Adalet Bakanı olan...
Devami
YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR
  Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız , Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız   gibi haber gruplarında iddia edildiği üzere:...
Devami
ABD MERKEZLİ KÜRESEL KRİZ KAÇINILMAZDIR!
Gelecek Öngörüleriyle Tanınan Meşhur Amerikalı Ekonomist Prof. Noriel Roubini: ABD MERKEZLİ KÜRESEL...
Devami
Avrupa Macerası:UÇURUMDAN DÜŞERKEN, UÇTUĞUNU SANANLAR!..
  Müzakere Tarihi Kopardık Diye Kimse Övünmesin Avrupa'yı Fethetmiyor, Teslim Oluyorsunuz!.. Girmek...
Devami
EKONOMİK VE SİYASİ KRİZE DOĞRU.
  26 Haziran 2004 Tarihli Milli gazete'nin yıldızlı yazısının başlığı oldukça...
Devami
SİYONİST SÖMÜRÜYE "YEŞİL SERMAYE" KILIFI
  11 Eylül sonrası Müslümanlara ve özellikle Araplara karşı koparılan...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5702

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR