ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün150
mod_vvisit_counterDün4675
mod_vvisit_counterBu Hafta15331
mod_vvisit_counterGeçen hafta38327
mod_vvisit_counterBu Ay118887
mod_vvisit_counterGeçen Ay149785
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17043027

IP'niz: 3.232.96.22
Bugün: 19 Oca 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12278350

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

MAFIA'YI DOĞURAN BATIL SİSTEMLER

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

Şeytani heves ve hesaplarla ortaya atılmış, daha bir insan ömrünü doldurmadan cılkı çıkmış, Boyası dökülerek foyası anlaşılmış, gerçek hayat ve insan fıtratıyla uyum sağlayamamış olan, kapitalizm, komünizm ve sosyalizm gibi batıl ve bayağı düşünce sistemleri, bilhassa Müslümanlar arsında müşteri bulmak için ezel ve ebed nizamı olan İslam kılıfına sokularak satılmak istenmektedir.

İşte" İslam sosyalizmi " veya "İslam kapitalizmi" yakıştırması da bu tür safsatalardan bazılarıdır. Bu tür yakıştırma ve yaklaşımların "Sahtekârlığın son sistemi" olduğunu daha iyi kavrayabilmek için "Komünizm, Kapitalizm ve Sosyalizm"  gibi sistemlerin ve asıl bu sistemlerin kendi hesabına uydurulmasında ve uygulamasında mühim rol oynayan Yahudi Siyonizmi'nin mana ve mahiyetini ortaya koymaya, Yegane hak din olan ve adil bir Dünya amaçlayan İslam'ı bu bozuk düzenlerle karıştırmak ve barıştırmak hevesinin şaşkınlık ve sapıklık alameti olduğu gerçeğini anlatmaya çalışacağız.

Ansiklopedik tarif ve teferruatlarla kafaları karıştırmadan bu yanlış düşünce ve doktrinleri, herkesin rahatlıkla kavrayabileceği bir sadelikle tanıtmaya başlayalım:

A - KOMÜNİZM

Felsefe olarak Marks ve Engels tarafından geliştirilen, Özel teşebbüse dayanan kapitalizmi yıkarak, yerine müşterek teşebbüsü öngören, her malın ortaklaşa üretim ve tüketimini düşleyen, sınıfsız ve sınırsız bir toplum oluşturmayı hayal eden batıl bir düşünce sistemidir. Komünist düşünceye göre; bütün servet ve sermaye, yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynakları, Fabrikalar ve çiftliklerin hepsi halkın ortak malıdır. Ve bunlardan elde edilecek gelir halka eşit olarak bölüştürülecektir. Özel mülkiyet olmayacak, her şey herkesin yararına üretilmek ve tüketilmek üzere devletin elinde bulundurulacaktır.

Başta İslamiyet her türlü dini inanış ve yaşayış terk edilecektir. Çünkü komünizme göre din "Halkı uyuşturucu vasıtası ve sömürü aracıdır" Allah, Ahiret, Peygamber, Mukaddes kitaplar uydurma ve asılsız şeylerdir. Maneviyat yoktur. Her şey madde ve menfaattir. Ferdi ve toplumsal olayların asıl nedeni ekonomiktir. İnsan gelişmiş bir hayvandır. Zaten "evrim" teorisine göre insan  bir tesadüfler sonucu hayvandan (Maymundan) türemiştir. Bu nedenle din, iman, ar, namus, edep, haya, helal, haram gibi kurum ve kurallar boş ve anlamsız şeylerdir. Komünizmde bu hedeflere ulaşmak için takip edilen yol ise genellikle şöyledir:

1-Önce o ülke halkın! dini ve ahlaki değerlerin esaretinden kurtarmak için kitap, dergi, gazete ve filmlerden yararlanarak... Ayrıca radyo, televizyon ve eğitim kurumlarına sızılarak, din ve dindarlar aleyhine yoğun kampanyalar başlatılacak, bunlar alay ve eğlence konusu olacak, Gerici, yobaz, çağdışı diyerek dürüst  ve dindar insanlara devamlı hücumlar yapılacak, böylece inkar ve isyan tohumları ekilecek, Solculuk ve dinsizlik; ilericilik ve çağdaşlık alameti gösterilecek.

2-Tarih ve geçmiş devamlı kötülenecek, Örf, Adet ve geleneklerle bağlar koparılacak, Soysuz ve köksüz bir nesil yetiştirilecek.

3-İşçi, talebe, memur, asker ve köylü sınıfları içine sızılarak gizli açık dernek ve teşkilatlar kurulacak, bu toplum sınıfları ayrı ayrı örgütlenecek, makam, para, kadın ve icabında tehditlerle insanlar bu örgütlere katılacak, bunların beyinleri yıkanacak, Komünizme şartlandırılacak ve bunlara, soygun, cinayet, bombalama gibi çeşitli suçlar işletip örgüte bağımlı hale getirilecek.

4-İşçi, memur, talebe ve askerler mevcut düzen aleyhine boykot, yürüyüş, miting gibi hareketlerle kışkırtılacak, İşçi-patron asker-sivil, amir-memur, fakir-zengin ayırımı körüklenerek sınıflar mücadelesi teşvik edilecek.

5-Ekonomik ve sosyal hayat felce uğratılacak, siyasi iktidar çaresizliğe mahkûm edilecek.

6-Derken kurtarılmış mahalleler, iller, bölgeler oluşturulacak. Giderek anarşik olaylar hızlanacak, ırk, din mezhep farklılıkları körüklenerek iç savaş alevlenecek.

7-Nihayet bu genel şaşkınlık ve yorgunluk ortamında topyekun kanlı ve silahlı isyan ve ihtilalle komünist devrim gerçekleştirilecek.

8-Bundan sonra bütün servet ve üretim araçları, basın ve yayın organları, fabrika, çiftlik ve diğer işletme  ve kuruluşlar sahiplerinin elinden alınarak "halk adına ve halk için" işletilmek üzere devlete teslim edilecektir.

9-Bütün burjuvazi (Kapitalist düzendeki iktidar sahipleri, servet ve sermaye çevreleri, ağalar, beyler, din adamları) yok edildikten sonra, sınıfsız bir toplum oluşacak ve böylece komünist cennetine ulaşılmış olacaktır. İnsanla söylenen ve hayal edilen bu olmasına rağmen, komünist ihtilalinden sonraki uygulama ve  gelişmeler tamamıyla bunun tersinedir. Gerçek şudur ki devrimden sonra işçi ve emekçiler asla iktidar olamamış, komünist partisi ve iktidar konseyi "İşçiler adına"  kendi mutlak diktatörlüğünü ilan etmiştir. Böylece halk yılından kaçarken çıyana yakalanmıştır. Bu komünist parti diktatörlüğü kendi saltanatını sürdürmek için baskı, zülüm ve devlet terörünü de beraberinde getirmektedir. İşte Rusya: sadece 1917-1923 yılları arasında Marxizmin yerleşmesi uğruna 160 bin aydın, 740 bin zengin, memur ve Subay,50 bin polis ve jandarma, 40 bin din adamı, bir buçuk milyon işçi ve köylü idam edilmiştir.[1] Hatta Belçika'da yayınlanan Renaisanca dergisine[2] göre Rusya'da Komünizm kurbanı 40 milyonu aşmıştır.

Komünist partisinin mutlak diktatörlüğünden sonra bürokrasi denen bir canavar ortaya çıkmıştır. Polis büro üyesinden parti müfettişine, fabrika müdüründen dağıtım memuruna kadar oluşan bir zülüm ve vurgun şebekesi kişi hak ve hürriyetlerini kemirmeye başlamıştır. Seçme ve seçilme hürriyeti, basın, yayın ve söz hürriyeti, yerleşme ve seyahat hürriyeti  serbest çalışma, hür teşebbüs meslek seçme ve mülk edinme hakkı, din ve vicdan hürriyeti hayal olmuştur. Her türlü zülüm ve haksızlık yaygınlaşmış. Adil ve bağımsız mahkemeler kapanmış, hak arama ve savunma gibi hukuk yolları tıkanmıştır. Artık komünizm eski çağlardaki kölelik sistemine rahmet okutur derecede bir "çağdaş ve genel kölelik" rejimine dönüşmüştür.

Bütün bunların sonucu mutsuz, huzursuz ve bunalımlı bir toplum oluşturmuştur. Giderek yaklaşan korkunç bir patlamayı önlemek için de komünist rejim katı kurallarını yumuşatmak ve nihayet bırakmak zorunda kalmış, kısmi özel mülkiyet, sınırlı seyahat özgürlüğü şartlı seçme ve seçilme hakkı gibi bir takım hak bir takım hürriyetleri tanımaya, Avrupa ve Amerika tipi bir yaşayış tarzını yaygınlaşmaya başlamıştır. Gorbaçov'un başlattığı Glasnost hareketi de bu mecburiyetin bir devamıdır ve işte sonunda komünizm kendi kendisini iptal ve iflas etmiştir.

Kapitalizmin kalesi olan Amerika ise  daha büyük bir ekonomik ve ahlaki çöküntünün içerisindedir ve artık bu çöküş gizlenemez hale gelmiştir.

B - KAPİTALİZM

Kapitalizm, sınırsız bir  özel mülkiyet ve ferdi teşebbüs özgürlüğünü esas alan koyu faizci bir sömürü düzenidir.

Herkes arzu ettiğini yapmak ve isteği işe girişmek özgürlüğüne sahiptir. Kapitalist düzende bir insan isterse bir matbaa kurabilir, bir gazete sahibi olabilir bir yayınevi açabilir. İsterse bir radyo, Televizyon istasyonu, isterse bir demir çelik fabrikası açabilir, vergisini ödemek şartıyla isterse genelevleri, randevu evleri, kumarhaneler, beş yıldızlı oteller, moteller çalıştırabilir.

Ancak bu sınırsız ve sorumsuz özgürlük, giderek otomatik olarak servet ve hürriyetin belli ellerde toplanmasına yol açar. İnsafsız ve koyu faizci, doyumsuz kar arzusu içindeki holdingler, Ülkedeki servet ve sermayeyi sömürmeye, sömürdükçe de semirmeye başlarlar. Giderek ürüne, üretime borsalara ve fiyatlara tahakküm etmeye başlar. Fabrikalar, bankalar,  ithalat ve ihracat onların tekeline geçer. Gazete, sinema, dergi hatta radyo, televizyon gibi etkili propaganda ve reklam araçları da artık onların elinde ve emrindedir. Bütün bu servet ve fırsatları kullanarak istedikleri siyasi partiyi kurmak ve kamuoyu oluşturarak iktidar olmasını sağlamak ve "millet iradesi" adına Meclise hakim olup istedikleri kanunu ve kararları çıkarmak imkanına kavuşurlar. Silahlarını satmak yeni pazar imkanına kavuşmak için, emrindeki ülkeler marifetiyle ülkeleri anlamsız savaşlara bile sokabilir.

Sınırsız üretimlerine pazar bulmak için hesapsız ve sorumsuz tüketim arzusunu körüklerler. Tam bir israf ekonomisi oluştururlar. Çeşitli ve yetkili reklam ajanslarıyla, moda lüks hayat, içki, uyuşturucu, kumar, fuhuş yaygınlaştırılır. Ahlaki ve manevi değerler tahrip edilir. Toplum uyuşuk, pısırık ruhsuz, şuursuz, idealsiz robotlar haline getirilir. Küçük sanayi ve esnaf kesimi yıkılır, orta direk çöker. Halk giderek fakirleşir, güçsüzleşir, yoksulluk ve yolsuzluklar yaygınlaşır.

Artık, komünizm cenneti hayali ve hevesiyle halkı anarşiye sürüklemek için fırsat kollayanlara bütün şartlar hazırdır.

Açıkça anlaşılıyor ki kapitalizmin sonu komünizmin başlangıcı,  komünizmin sonu ise kapitalizmin başlangıcı olmaktadır.

C - SOSYALİZM

Sosyalizme gelince o, üretim ve değiş-tokuş araçlarının kolektifleştirilmesi yoluyla sosyal sınıfları ortadan kaldırarak toplum hayatında geniş reformlar yapmak amacını güden, Komünizmden türeme bir sistem olarak karşımıza çıkar.

Sosyalizm, kapitalizmdeki özel sermayenin egoizmine ve zulmüne karşı koymak, kapitalizmin doğurduğu dengesizlikleri ortadan kaldırıp toplum fertleri arasında hürriyet, eşitlik ve adalet şartlarını gerçekleştirmek iddiasındadır. Bu haliyle sosyalizmi katı komünizmin biraz daha sulandırılmış bir şekli olarak görüyoruz.

Sosyalizmi, komünizm ve kapitalizmin karışımı bir sentez olarak değerlendirmek en doğrusudur. Tabii iki hastalığın karışımından yeni bir hastalık zuhur etmiştir.

D - SİYONİZM

Aslında bu üç sistem (komünizm, kapitalizm ve sosyalizm) temelde birbirinden farksızdır. Aynı batıl görüşün değişik görünüşleridir. Aynı kökten türemiş farklı dallar veya aynı havuza dökülen değişik kanallar gibidirler. Zira her üç sistem de sömürücü siyonist kafasının ürünüdür. Her üç sistemde mel'un emperyalizmin dünya hakimiyeti hayaline hizmet etmek ve sinsi emellerini gerçekleştirmek için birer araç olarak kullanılmaktadır. Her üç sistemin uygulandığı ülkelerde siyasi, iktisadi ve kültürel etkinlikler genellikle siyonistlerin elinde ve emrindedir. İşte Birleşik Amerika, kapitalizminin kalesidir. ABD'de devlete ait ulusal şirketler %30, Özel teşebbüse ait şirketler ise %70'tir. Bu %70'lik özel şirketlerin%90'ı Yahudilerindir. ABD'nin siyasal ve ekonomik denetimini elinde tutan on üç Yahudi ailesidir. Ağır sanayi yatırımlarından uçak ve silah fabrikalarına televizyon kurumlarından haber ajanslarına, petrol şirketlerinden istihbarat örgütlerine kadar her şey bunların tekelindedir. Yani bütün Amerika koskoca bir siyonist sömürgesidir. Bunun içindir ki Amerika, her türlü zulüm haksızlığına rağmen hala İsrail'in emrinde ve hizmetindedir.

Amerika'yı avucunda tutan bu on üç büyük siyonist Yahudi ailesinin başında da Rockefeller ailesi gelir.

Bu siyonist ailesinin adını taşıyan dev Rockefeller şirketi başta İslam ülkeleri, diğer bütün üçüncü dünya ülkelerindeki siyasi, ekonomik ve istihbarat faaliyetlerini yönetir ve yönlendirir. Hatta bütün dünyayı saran ve sarsan meşhur CIA teşkilatı dahil bu Rockefeller şirketinin denetiminde ve hizmetindedir.

1988 yılının şubat ayı sonlarında Türkiye'yi ziyaret ederek, cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar  ve büyük işadamlarıyla görüşüp borsaları denetleyerek Avrupa'ya geçen David Rockefeller'de bu Yahudi ailesinin önde gelen isimlerindendir (Milli Gazete Haberi, 22 Şubat 1988). Hiçbir protokol kurallarına uymak zorunda kalmayan, hiçbir ülkenin devlet şahsiyetine ve milli haysiyetine saygı göstermek gereği duymayan bu "Sıradan" insanların gerçekte nasıl bir güç ve iktidarın sahibi olduklarını anlamaya çalışınız.

Yalnız Amerika'da değil, kapitalist Batı Avrupa Ülkelerinde, Sosyalist Doğu Avrupa Ülkelerinde ve hatta Rusya'da parti başkanı, başbakan, bakan seviyesinde yüksek siyasilerin,  dünya çapında dev şirket ve kuruluş sahiplerinin önemli kısmının ya bizzat Yahudi asıllı olduğunu veya en azından siyonizmin hizmetindeki bir mason olduğunu ibretle görmekteyiz. Bütün bunlara Kur'an'ın "İnsanlara en tehlikeli Düşman" diye tanıttığı mel'un siyonizmin yeryüzünde nasıl bir gizli sömürü ve zulüm diktatörlüğü kurduğunu anlamak, komünizm, kapitalizm ve sosyalizm gibi sistemlerin şeytani amaçlarla uydurulup, uygulanan düzenler olduğunu bilerek, bu hıyanet şebekesine karşı tedbirli ve temkinli bulunmamız gerektiğini hatırlatmak içindir.

Yoksa siyonizmin yenilmez ve karşı çıkılma bir güç olduğuna inanmıyoruz. Yegane kuvvet ve kudret sahibi Cenab-ı Hak'tır. 2000 yıldır her türlü zahmet ve mihnete  katlanarak, yanlışta olsa bir ideal uğruna yılmadan çalışan siyonistlere bu dünyada geçicide olsa bunca gayretlerinin karşılığını vermek ilahi adaletin gereğidir.

Ancak bu güne kadar kendilerini ve siyonist gayelerini gizleyerek güya insancıl amaçlarla kurulmuş (Birleşmiş Milletler) gibi beynelmilel teşkilatların ve hayal cenneti vadeden kapitalist ve sosyalist sistemlerin perde arkasındaki siyonizmin gerçek suratı artık anlaşılmış, 2000 yılda zorla kurdukları İsrail denen terör örgütünün de sonu yaklaşmış bulunmaktadır. Evet hastalığın sebebini ve mikrobunu teşhis etmek, tedavinin yarısı demektir. Yeri gelmişken tekrar ve özellikle  belirtelim ki  siyonist  amaçlar taşımayan ve ülkemiz  aleyhindeki fesatlıklara karışmayan  musevi vatandaşlarımıza karşı  hiçbir  önyargımız  mevcut değildir. Aynı  ülkede  ve yeryüzünde  herkesle  birlikte  barış  ve bereket içinde  yaşamak arzumuz ve hedefimizdir.

Ancak, İslam ve insanlık alemine musallat olan siyonist mikrobunu en iyi gören ve kurtuluş yollarını gösteren büyük dava ve devlet adamı Muhterem Erbakan Hocanın şimdiye kadar anlatmaya çalıştığımız gerçekleri birkaç cümle içinde ve çok veciz biçimde ifade eden şu sözlerini, önemli gördüğümüz  için arz ediyorum.

"Siyonizmi bir timsaha benzetirsek, bunun üst çenesi, komünizm, alt çenesi ise kapitalizmdir. Alt ve üst çenenin (komünizm ve kapitalizm) karşılıklı çarpışmaları düşmanlıklarından değil, ağızlarına giren avlarını parçalamak ve gövdeyi  (Siyonizmi) beslemek içindir."

E - "İSLAM SOSYALİZMİ" SAFSATASI

Fertlerin hürriyet, haysiyet ve emniyetini koruyan, hür teşebbüs ve özel mülkiyet hakkını tanıyan prensiplerinden dolayı İslam'ı kapitalizme benzetmek ve "İslam Kapitalizmi" gibi  laflar etmek ne kadar çiğ ve çirkin yakıştırmalarsa, sosyal adaleti, toplumsal dayanışmayı ve yardımlaşmayı öngören kurum ve kurallarından dolayı, İslam'ı sosyalizme benzetmek ve "İslam Sosyalizmi" safsatasını kabullenmek de o derece ayıp ve açık bir cehalet ve gaflet örneğidir.

Kapitalizm, toplumu fertlere feda eder. Sosyalizm ise fertlerin hürriyet ve mülkiyetini toplum adına gasp eder.

Örneğin, Türkiye gibi kapitalist ekonomi uygulayan ülkelerde beş çocuklu bir ailenin hayatı ve haysiyeti, zenginlerin cebindeki bir milyar kadar kıymetli değildir. Zira bugün Türkiye'de beş çocuklu bir ailenin asgari ücretle eline geçen para aylık net 30 milyondan, yıllık 360 milyon lira iken, 1 milyarın yıllık faiz geliri 850 milyon liradır. Yani bu düzende bir insanın bir yıllık emeğinin karşılığı, 1 milyarın geliri kadar tutmamaktadır. Kapitalizme göre bir insanın değeri 1 milyarın çok altındadır. Din ve ahlak tanımazlık esasına dayanan, bir dünya nizamı olan sosyalizmi, İslam'a yaklaştırmak ve yakıştırmak hevesleri ise şu sebeplere dayanmaktadır:

  • 1- Komünizm, sosyalizm gibi kokuşmuş sistemleri İslam ambalajı içinde satabilmek.
  • 2- İslam'ı kapitalizm ve komünizmle aynı göstererek, insanları İslam'dan uzaklaştırmak ve ürkütmek.
  • 3- İslam'ı kapitalizm ve sosyalizmle yorumlayarak haksızlık ve ahlaksızlıklarını meşru göstermek
  • 4- Ne İslam nede batıl sistemler hakkında hiçbir ciddi bilgisi bulunmayan kimselerin moda salgını gibi, bu tür slogan görüşlere kapılması
  • 5- Solcu ve sosyalistlerin yoğun propagandaları, ve sistemin sosyal ve ekonomik baskıları sonucu aşağılık kompleksine yakalanan Müslümanların "İslam Sosyalizmi" gibi safsatalarla ilerici ve aydın geçinme arzuları.

Gerçekte İslam'ın böyle batıl ve beşeri sistemlerle karıştırmak, Hakla batılı barıştırmak demektir ki, bu tamamıyla  yanlıştır. İslam'a dışarıdan herhangi bir şey ekleyen veya çıkaran, o eklediği veya çıkardığı ile baş başa kalır.

Velhasıl, "İslam Sosyalizmi" safsataları, bal ile biber karışımı bir şeytan salatasıdır.

TEK ÇARE: İSLAM

Bu üç batıl sistem temelde, maddeci ve materyalisttir. Manaya kördür. İnkarcı ve isyancıdır. Din, iman, ahlak ve maneviyat gibi kurum ve kavramları tanımaz ve inanmazlar. Bütün bu beşeri nizam ve ideolojiler insanın sırf maddi ihtiyaçlarını ele  alıp onun manevi yönünü ihmal veya inkar ettiklerinden, hiçbir zaman insanlığa gerçek saadet, adalet ve emniyeti getirememişlerdir, getiremeyeceklerdir. Ne kapitalizm ne komünizm ve nede sosyalizm insanı tanımamaktadır. İnsanı tanımayan bir nizam ona gerçek saadeti nasıl sunabilir? İslam ise, insanı yaratan ve onun bütün ihtiyaç ve arzularını ve insanı gerçek mutluluğa ulaştıracak yolları en iyi bilen Allah'ın nizamıdır. İslam, insanın fıtratına ve tabiatına (yaradılışına, maddi ve manevi yapısına) en uygun din ve dünya programıdır. İslam insanın ruhi ihtiyaçlarına cevap verip doyururken, onun maddi ve beşeri ihtiyaçlarını da asla ihmal etmez. İmani, ahlaki, siyasi, hukuki, idari ve iktisadi konularda sağlam ve adaletli değişmez hükümler getirmiştir. İslam, insanı yaradılışının yüksek gayelerini öğretip, ona sonsuz mutluluğun ve ebedi var oluşun yollarını açarken, diğer bozuk sistemler ancak beş on yıllık bir dünya hayatının refahını vaat edebilmekte, onu bile verememektedir. Sermayeleri bu kadar kıt, elleri bu kadar kısadır.

İslam'ın "Adil Düzen"i, kapitalizmin ve komünizmin yararlı taraflarını zaten özünde taşıyan, onların zararlı yanlarını ise dışlayan tabii bir yapıya sahiptir.

Örneğin kapitalizmin kabul ettiği ve esasen teşvik ve tanzim edici bir unsur olan ve adalete de uygun bulunan "kâr etme ve mülk edinme" prensibi İslam'da bulunmakla beraber, zulüm ve sömürü aracı olduğu halde kapitalizmin müsaade ettiği faizin her türlüsü yasaklanmıştır.

Ve yine aslında gerekli olduğu için kapitalizmin uygun görüp uyguladığı "serbest piyasa rekabeti"ni İslam kabul etmekle beraber, servetin belli ellerde toplanmasını ve ekonomiye ve dolayısıyla siyasete ve devlete hakim olmasını doğuran "tekelleşmeyi" engelleyen esaslar getirmiştir.

Bunun gibi komünizm faizi yasaklamakla güya iyi bir iş yapmış görünse de , özel mülkiyet hakkını ve emeğin karşılığını ortadan kaldırmakla aslında tabii dengeyi ve toplum düzenini tahrip etmiş ve görüldüğü gibi bu batıl felsefe çürümüş ve çökmüştür.

İslam ise ilmi, siyasi, iktisadi ve ahlaki yönden tam bir barış ve denge düzeni getirmiş ve çağlar üstü, eskimez yepyeni bir sistem geliştirmiştir.



[1] Mustafa Mahmut, Komünizm ve İslamiyet, sh.8

[2] Sayı 11, Münih 1957


Bu yazarin diger makaleleri

PATRİĞİN EKÜMENLİĞİ VE AKP'NİN AKREPLİĞİ
  Hükümet, milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Vakıflar...
Devami
GİZLİ VE KİRLİ SENARYOLAR
  Bugünlerde Herkes Birbirine Aynı Soruyu Soruyor:   Asker, Erdoğan'ın Çankaya...
Devami
AKP'NİN TIKANIŞI VE TAYYİP BEY'İN ŞIMARIKLIĞI!
  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mersin'de kendisini protesto eden ve...
Devami
ORDUMUZ HER YÖNDEN VE HER ZAMANKİNDEN DAHA GÜÇLÜ OLMALIDIR
  Papadopulos kin kusuyor "Tek düşmanımız var. O da Türk...
Devami
DEMİREL'İN DERİNLİĞİ VE "EHVENÜŞŞER"CİLERİN DENSİZLİĞİ
  CHP ile işbirliğine girişen Süleyman Demirel, yıllarca "Din düşmanı...
Devami
DAVA, DÜRÜSTLÜK İSTER!
  Tebliğ ve davet, davanın temelidir ve Müslümana farz olan bir...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4795

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR