ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2958
mod_vvisit_counterDün5105
mod_vvisit_counterBu Hafta40128
mod_vvisit_counterGeçen hafta43879
mod_vvisit_counterBu Ay154190
mod_vvisit_counterGeçen Ay149785
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17078330

IP'niz: 3.232.96.22
Bugün: 23 Oca 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12287888

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

SEVGİ SAHTEKÂRLIĞI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

Üç türlü  "anne" düşünün.

Birisi, evladını  şefkatle  kucaklar, Ona  bizzat kendisi bakar. Hatta bağında  bahçesinde  veya  bir  işyerinde  çalışmak zorunda  kalsa bile,  onu  yanında ve sırtında  taşır. Başkalarının  zarar  vermesinden değil,  sevmesinden bile  kıskanır.  Annelerin  çoğu böyledir... Bunların çocuk sevgisi samimidir.  İstismar ve gösteriş  de  değildir. Bu sevgileri de çocuklarından herhangi bir karşılık bekledikleri için olmayıp şefkat ve merhametlerinin gereğidir.

Buna karşılık çocuklarının kolunu bacağını kırıp onları sakat bırakan ve başkalarını acındırarak dilendiricilik yapan anneler de vardır. Bu tiplerin ruhu ölmüş vicdanı sönmüş durumdadır. Bunların o sakat çocuklarını kucaklayıp dolaştırmaları elbette para kazanmaya yönelik bir merhamet istismarıdır.

Bir de sosyete  anneler vardır. Daha doğar doğmaz bebeklerini özel hizmetçilere, kreşlere  teslim ederler. Yavrularını kendileri  emzirmezler. Elleriyle temizlemezler, kucaklarında büyütmezler. O zavallı çocukları da sevgisiz, şefkatsiz ve ilgisiz yetişirler...

Kendileri ise  gece  klüplerinde ve sosyete  partilerinde gönül eğlendirirler ama ara sıra "sahipsiz çocuklarla ilgili göstermelik dernek toplantılarında şefkatli  anne rolünü  oynamayı  da ihmal etmezler!...

Bu tipler de açıkça sahtekârdır ve istismarcıdır.

Şimdi  gelelim din istismarına... Bu ülkenin büyük  çoğunluğunu oluşturan müslümanlar için  İslam,  hayattır, hakikattir... İslam  bizlerin varlık sebebimizdir ve her şeyimizdir. İbadetlerimiz,  gayretlerimiz Allah içindir. İslamı  istismar  etmek aklımızdan bile geçmez. Çünkü  İslam hiç bir şeye  alet edilmez...  Her şey  İslam  içindir. İslam ise insan içindir. Yaralılara merhamet, Yüce Yaratana hürmetin neticesidir.

Bazı kimseler de maalesef Müslümanların kolunu kanadın kıran ve İslamın önünü tıkayan zalim bir gidişi yürütmek isteyenleri desteklerler ama bunu da  "dine hizmet" için yaptıklarını söylerler... Hâlbuki gerçekte kurulacak bir Adil Düzen de din istismarı yapamayacaklarını, sahte kahramanlıklarının son bulacağını bilirler. Bu nedenle zalimlerle işbirliğine girişirler.

Batıya  iman eden, Kıble  diye  Amerika'ya yönelen ve mason localarını  mescit  edinen bazı lider bozuntuları, taş devri  kalıntıları ve Medya  mostraları vardır. Bunlar İslamı  bilmedikleri, öğrenmeğe tenezzül etmedikleri ve hele ibadet yapmayı  ve İslama  göre  yaşamayı  asla  düşünmedikleri  halde  sadece  seçimden seçime  İslamiyeti  hatırlar  ve özellikle Milli Görüşçülere  "din istismarcısı" diye  iftira  atarlar.

Bu tipler içkiyi içerler fabrikasını kurup üretir ve reklâm ederler, içkiyi yasaklayan ayet ve hadisleri ise hiç dinlemek istemezler.

Bu  tipler Kur'anın  örtünme   emrine rağmen başını kıçını  açarlar... Türban takanlara  sataşırlar ama utanmadan  seçimlerde eşarp dağıtıp   din istismarı yaparlar...

Bu  tipler faizi  helal sayarlar. Faiz düzeninden vazgeçmeyerek  Allah'la  savaşırlar...  Faizsiz düzen kurmak isteyenlere "Fundamantalist İslamcı" diye  saldırırlar...

Bu tipler Ey iman edenler (Eğer gerçekten inanıyorsanız) Yahudi ve Hıristiyanların (İslama ve insanlığa aykırı kurum ve kurallarını benimseyerek onları) sakın dost ve idareci edinmeyin! Ayetini hiçe sayarak Avrupa Birliğine uşak olmaya can atarlar Gâvurların düzenini İslamın değerlerinden üstün tutarlar Ama miting meydanlarında ise hiç sıkılmadan o kanunlarını ve adalet esaslarını inkâr ettikleri Kuranı öpüp başlarına koyarlar ve şeytanı bile utandıracak şekilde din istismarı yaparlar.

İslamiyeti samimiyetle yaşamak ve uygulamak isteyenleri ise "gerici köktendinci ve tarikatçı" olarak vasıflandırırlar.

Ve bu tavırlarıyla "uyuz ve uyuşuk merkepler, küheylan atları hep şımarıklıkla suçlarmış" atasözümüzü hatırlatırlar.

Bu tiyniyetsizlere sormak lazım...

Siz hiç kuran öğrenmek ve okumak için diz çöktünüz mü?

En sade Müslümanların bile mutlaka bilmesi gereken dini bilgileri öğrendiniz mi?

Göstermelik bazı cumalar dışında vakit namazı için hiç mahalle mescidine gittiniz mi? Evinizde kıble ne tarafta bilir misiniz?

Yılbaşı gecesine hazırlandığınız gibi bir dini kandili de aynı şevkle ve ailenizle birlikte kutladınız mı?

Trilyonluk servetlerinizin zekâtlarını verdiniz mi?

Her sene yazın Havai adalarına ve kışın İsviçre dağlarına turistik tatile çıktığınız halde bir sefer olsun Hacca gitmeyi düşündünüz mü?

Siz hiç seherlerde ve seccadelerinizin üzerinde Allah! Allah! ... Diyerek gözyaşı döktünüz mü?

Siz hiç beş on müslüman bir araya gelip Rabbinizi zikrederken polislerce basıldınız mı? Eşkıyalar gibi karakollara taşındınız mı?

Siz hiç "ayet ve hadis meali okuyor ve İslami kuralları savunuyor " diye sürgüne uğradınız, il ili dolaştınız mı?

Siz hiç "İslamcı, şeriatçı" diye mahkemelere çıkarıldığınız ve zindanlara atıldınız mı?

İnanmadığınız halde Müslümanlara yaranmak için inanmış göründüğünüz o yüce Kuranın "Hakkı tebliğ emribilmaruf ve cihad" gibi kavramalarını hiç anlamaya ve uygulamaya çalıştınız mı?

Siz hiç güneydoğu bölgesinde, Cezayir'de, Keşmir'de, Bosna Hersekte yıllardır kahrından kan kusan mazlum Müslümanları düşünüp ağladınız mı ?

Ve siz ülkemizde ve yeryüzünde her dinden her düşünceden ve her kavimden bütün insanların birlikte barış ve bereket içerisinde yaşayacakları ve siyonizmin tuzağından kurtulacakları yeni bir dünyayı kurmak için çalışmayı bir sefer olsun aklınızdan geçirdiğiniz mi?

Siz hiç duygusuzluğunuzdan bu sahtekârlığınızdan dolayı pişmanlık duyup kendinizden utandınız mı?

Hayır, Hayır hayır!...

Siz seviyesiz ve samimiyetsiz kimselersiniz!

Siz iktidar olunca milletimize hakaret, masonlara ise hürmet edersiniz.

Siz bir yandan şehvetinize ve menfaatinize bir yandan da dış güçlere bağımlı kölelersiniz!...

Siz Kur'ani kurallara karşısınız, İslami hayattan hiç hoşlanmazsınız, ama bunları açığa vuracak kadar da mert değilsiniz!..

Bu  ikiyüzlü  münafıklığınız anlaşılıyor diye  hırçınlaşıyorsunuz!..

Sizin gerçek ayarınızı  ortaya  çıkardığı için  Erbakan'dan gıcık alıyorsunuz.

Sömürü  saltanatınız ve zulüm  iktidarınız  yıkılıyor diye Milli Görüşe saldırıyorsunuz!

Ama korkunun ecele  faydası  olmuyor. Sonunuz yaklaşıyor, oyununuz  bozuluyor!..

Sizi artık  mafya babalarınız da koruyamayacak... Mason Localarınız  da  sizi  kurtaramayacak... Amerikalı  ağabeyleriniz, Avrupalı amcalarınız da size  sahip çıkamayacak. Yine  biz size  acıyacağız, ve intikam almaya da  kalkışmayacağız!..

Yarasalar karanlıktan, mikroplar bataklıklardan hoşlanır.  Ama onlar istemese de güneş doğacak karanlıklar  dağılacak ve bataklıklar  kuruyacaktır. Adil Düzen aydınlık düzenidir.  Ve Milli Görüş bütün dertlerin çaresidir.

Evet, evet bir şeyin  kahrını  çekmeyen onun kıymetini de bilmez.

Doğar doğmaz  bebeğini kreşlere yuvalara teslim eden, onun kucağında  büyütmeyen, ak sütüyle  beslenmeyen, geceler boyu  başında  beklemeyen bir  sosyete  anne,  mesela,  çocuğunun kaçırılması  durumunda  sadece  finosu  kaybolmuş kadar acı  duyar. Ve tez unutur.

Ama  yavrusunu  bağrında  yetiştiren onu eliyle  temizleyen ve başucunda  ninnilerle  eğlendiren ve her türlü  kahrını  çeken bir annenin  çocuğu  kaybolması  durumunda ise  sanki  çiğerleri  sökülmüş  gibi olur ve hayat boyu bu  acıyla yaşar.

İşte  bizler millet olarak elhamdülillah İslamla  büyüdük İslamca  yaşadık, İslam yolunda nice  kahırlara  katlandık, İslam  bizim için mübarektir, mukaddestir. Onu  istismar  etmeyi  aklımızdan bile geçirmeyiz. İslama  toz konacağına  başımızdan top patlasın diye düşünürüz...

Ama siz, ey bir avuç  devrim yobazları!.. Ama siz ey despotik demokrasi sahtekârları! Siz, ey Medya münafıkları! Siz, ey din istismarcıları! Siz İslamla hiçbir zaman  kaynaşmadınız... İslamı  yaşamaya asla  yanaşmadınız... İslamı  günlük hayatınızdan ve düşünce  yapınızdan dışladınız. Sadece  seçimden seçime  oy kapmak için din istismarını  siz yapmaktasınız...

Siz Ebu  Cehil kadar olsun mert davranamazsınız...

Firavun kadar bile  açık  ve net olamazsınız...

İşte Erbakan  münafıklık maskenizi  düşürdüğü için,  hep  birlikte  ona  saldırırsınız!..

Ama  çırpındıkça  batacak ve kininizle  boğulacaksınız!...


Bu yazarin diger makaleleri

HACC ŞUURU
  Cuma namazı, Müslümanların haftalık yerel kongresi... Bayramlar, bölgesel; Hacc ise...
Devami
TASAVVUFİ TERBİYE USULLERİ
  Hacı Haydar Baba Hz.leri özellikle şu beş yönüyle Hz....
Devami
VİCDANİ OTORİTE ve İRADE EĞİTİMİ
  Yaşamda başarılı ve mutlu olmanın yolu artık lQ'dan değil...
Devami
YA GERİ ZEKÂLIDIR VEYA SAHTEKÂRDIR!
  Bu Sistemi, Atatürk'ün Kurduğunu Sananlar Da; AKP'yi Milli Görüş'ün...
Devami
YALNIZ DEĞİLİM!
  Ey, her yerde ve her yönde, sorup andığım Aklımdasın, aşkımdasın;...
Devami
DEMEDİM Mİ?
  Heva hevesini amaç; bu davayı yedek lastik Görüp te araç...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6300

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR