ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün3526
mod_vvisit_counterDün5105
mod_vvisit_counterBu Hafta40696
mod_vvisit_counterGeçen hafta43879
mod_vvisit_counterBu Ay154758
mod_vvisit_counterGeçen Ay149785
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17078898

IP'niz: 3.232.96.22
Bugün: 23 Oca 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12288027

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

TEK KİŞİLİK ORDU

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz'in: "Elmüslimune kerrecülil vahid-Müslümanlar tek bir kişi (yek vücud) gibidir". Mealindeki hadis-i şerifine dayanarak, tüm inananları temsilen siyaset meydanında mücadele veren Erbakan Hoca'ya ve dünya çapındaki organizasyonuna "Tek kişilik ordu" tanımı uygun düşüyor.

Erbakan, mağdur ve mazlum milyonların mümessili olarak hareket ettiği gibi, şuurlu ve onurlu insanların her birisi de bir Erbakan gibi Kuvay-ı Milliyeci kesilmiş bulunuyor.

Haktan kaynaklanan, ahlaki değerler çizgisinde ve değişmeyen doğrular çerçevesinde halkalanan bu tek kişilik ordunun her bir ferdi, aynı olaya aynı gözle bakıyor, aynı sorunu aynı formülle çözüyor ve aynı mutlu sonuca aynı kutlu projeyle yaklaşıyor!.. Böylece vahdet, kuvvet ve şevket oluşuyor. Velhasıl "fenavil ihvan ve "fenavil komutan" gerçeği tezahür etmiş bulunuyor.

Fenavil İhvan: Kendi nefsini din ve dava kardeşlerinin hatırına feda etme, onların başarı ve mutluluğuyla sevinme ve şereflenme fedakârlığı ve olgunluğudur.

Fenafil komutan ise; Ehliyet, İstikamet ve iyi niyet sahibi Liderine tam teslimiyet ve sadakat gösterme, "Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Resule itaat edin ve sizden olan emir- komuta sahiplerine de (itaat edin)" (Nisa 59) hükmüne riayet etme şuuru ve sorumluluğudur. Bir şairimizin ifadesiyle "Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için" yaşama ve yarışma duygusudur.

Özellikle Refah'ın kapatılmasından sonra bu "tek kişilik ordu" kendi varlığını ve mutlak ağırlığını daha bir ortaya koymuştur. Partilerinin kapatılması ve zayıf karakterlilerin ayartılması ile bu camianın Hak bildiği yoldan dönmeyeceği kesinlik kazanmıştır.

Bazı ortak hevesler ve kutsal hedefler peşinde kalabalıkları geçici bir süre coşturmak ve koşturmak belki kolaydır. bunu bazen orta çaplı liderler bile başarmaktadır. Ama milletin hür iradesiyle birinci yapılmış ve iktidara taşınmış bir parti kapatılırken, yani açıkça ve şımarıkça ve üstelik ülkedeki azınlıklar tarafından büyük bir hakaret ve haksızlığa uğratılmışken hem de her türlü tahribi ve taşkınlığı yapabilecek bir ortama itilmişken ve nice profesyonel provakatörler böyle bir ortamı değerlendirmek için çırpınırken, milyonlarca mensubu bulunan koca bir camiayı böylesine bir sükunet ve metanet içinde tutabilmek... Çok yüksek bir tasarrufun ve örnek bir ruhi terbiye olgunluğunun sayesinde mümkün olmaktadır.

ve işte bunun için bu "tek kişilik ordu" dan, masonu, medyası, münafığı ve mafyasıyla tüm şeytan şebekelerinin ödleri kopmaktadır.

Hala korkmayanlar ise olayı kavrayamadıklarından, kısaca ahmaklıklarındandır. Yani bunlar "cahil cesur olur" takımındandır.

Refah'ın kapatılmasını fırsat bilen, dışımızdaki bazı fesatçılar ve aramızdaki bazı marazlılar şimdi, kendi hesaplarınca Erbakan'ı devre dışı bırakma, yeni oluşumun dışında tutma ve güya Hoca'yı partiler üstü etkisiz ve yetkisiz konuma çıkarma gayretindeler...Türkçesi Hoca'yı "tenzilen terfi" ettirerek veya "maaşına zam" işine son vererek "onursal başkan yapma" hevesindeler!..

Bu zavallılar bilmiyorlar ve düşünmüyorlar ki, Hoca bugünkü konumuna, Allah'ın lütfuyla ve kendi sa'yu gayretinin sonucuyla ulaşmıştır. Öyle birilerinin himmet ve himayesiyle bu makama gelmemiştir ki, yine birilerinin hile ve hıyanetleriyle oradan indirilsin... Erbakan zahirde hangi makam ve mesuliyeti yükleneceğini kendisi bilir, kendisi karar verir. Ama bilinmesi ve kabul edilmesi gereken bir gerçek var: O her zaman tabii ve fiili liderdir ve rakipsizdir!..

12 Eylülden sonra da, teşkilat kurmaylarından birisi Hoca'ya şu teklifi yapar: "Hocam pek çok arkadaşımızın samimi bir arzusuna tercüman olarak sizin artık "manevi" başkanımız olmanızı temenni ediyoruz. Zira çok yoruldunuz ve yırandınız. Bizi perde arkasından yönetmeniz ve manevi başkanlığımızı üstlenmeniz daha iyi olur diye düşünüyoruz!?"

Milli Görüş'ün bir tarikat değil, bir siyasi teşkilat olduğunu unutan böylesi saf insanların, ne değer ölçülerimize ne de ülke gerçeklerimize asla uygun olmayan bu tekliflerine Hoca, bu iddiaların sahiplerinin gerçek niyetini ve kalplerinin röntgenini de gösteren şu hikmetli cevabı veriyor:

"Onlar beni manevi başkan değil, uhrevi başkan yapmak istiyor!" yani diri diri mezara sokmak ve milyonların hakkı bulunan, siyasi mirasımızdan bedava pay kapmak istiyorlar.

Elbette Hoca makam sevdasıyla değil mes'uliyet duygusuyla bunu söylüyor, yoksa o isteseydi ve eğer inanç ve ideallerinden taviz verseydi, bugünü beklemeden 40 sene öncesinden başbakan ve cumhurbaşkanı olacağını herkes biliyor!..

Evet, hak etmediği ve hakkından gelemeyeceği bir makama talip olmak haram olduğu gibi, ehliyetsiz ve emniyetsiz ellere geçtiğinde davanın perişan edileceğini bile bile bu makamı başkasına terk etmek de büyük bir günahtır ve yanlıştır.

Allah aşkına, bütün ilim ve içtihat erbabının ittifakıyla, bir liderde bulunması gerekli olan:

1- Ülkenin Ekonomik, ahlaki ve siyasi sorunlarını çözmeye yetecek İLİM ve DİRAYET,

2- İç ve dış düşmanları tanıyacak ve tedbir alacak, lehimize ve aleyhimize olan durumları değerlendirecek EHLİYET ve FERASET,

3- Toplumu ve teşkilatı adaletle yönetecek ve istikamete yönlendirecek SİYASİ KABİLİYET,

4- Bu hizmetleri görmeye mani olacak sakatlık ve hastalıktan uzak bir SAĞLIK ve GAYRET

gibi şartların hepsini hakkıyla taşımak hususunda Erbakan'a alternatif olabilecek bir kişi gösterilebilir mi?

Bu haklı soru karşısında marazlıların ortak cevabı şu oluyor: ya Hoca ölürse, ya ondan sonra ?.."

Bre insafsızlar, bre vefasızlar! Hoca hala hayatta ve hizmetinin başında bulunuyor... Tüm karanlık güçlerin korkulu rüyası olmaya devam ediyor. Ondan sonrası için de gerekli ve yeterli tedbirler elbette ve herhalde düşünülmüştür. Böyle müstesna bir lider henüz hayatta ve görevinin başında iken ve üstelik çok çok başarılıyken ve kesin hedefe varmak üzereyken "ille de bunu değiştirelim, yerine yenilerini getirelim" düşüncesi nerede görülmüştür?

Elbette insanların yaşam süresi belirlidir ve kişiler gelip geçicidir. Kalıcı olan değerli fikirler ve doğru prensiplerdir. Dinimiz, davamız ve devletimiz inşallah kıyamete kadar bakidir. Ve yine unutulmasın ki önemli görevlere kimlerin tayin ve tavsiye edileceği konusunda en başta hak sahibi olan, yine o davayı temelden başlatıp başarıya taşıyan Liderlerdir.

Evet muazzam Milli Görüş camiası ve muhterem hocası "tek kişilik ordu gibidir" Ve Erbakan bir katrilyonun başında bulunan "1" yerindedir. Elbette bir katrilyondaki her rakam ayrı bir değerde ve ayrı bir önemdedir. Ancak başlarındaki "1"i kaldırdığımızda düşünün, gerisi ne haline gelecektir?

Bu konuyu İmam-ı Azam Hazretleriyle ilgili ibretli ve hikmetli bir olayla bitirelim:

İkisi de uzun boylu olan İmam-ı Yusuf'la İmam-ı Muhammed (R.A) ortalarında bulunduğu halde medreseye giderken, latifeyi seven İmam-ı Muhammed, İmam-ı Azam'ın kısa boylu olduğunu ima ederek "Üstadım sizi aramızda "LENA"nın "NUN"u gibisinizdir" der.

İmam-ı Azam ise şöyle cevap verir: "Ama o "NUN"u çıkarırsanız geride "LA" kalır"

Bilindiği gibi Arapçada "LENA" yazısında "LEM" uzun ortada "nun" bir nokta ve ve nunu çeken "elif" yine uzundur. Ama ortadaki "nun" çıkarılırsa geri kalan "LA" okunur ve hiç hükmünde ve yok manasındadır.

İmam-ı Azam, Hocaları olmadan talebelerinin kendi başına bir işe yaramayacaklarını Latife yollu anlatmıştır.

Erbakan'sız yeni oluşum heveslilerine ve "Erbakan bitti, Saadet bize kaldı diye sevinen hamiyetsizlere" hatırlatılır.

Sadece masonik çevreleri ve dış güçleri sevindirecek olan parçalanmalar ve Mescid-i Dırar cinsinden yapılanmalar, mutlaka pişmanlık ve perişanlıkla sonuçlanacaktır.


Bu yazarin diger makaleleri

PKK’YI AZDIRAN DA, AKP İKTİDARINI HAZIRLAYAN DA; 28 ŞUBATTIR!
Biri Ulusalcı, biri İslamcı: Yahudi damatlıyla, Yahudi madalyalı! Başbakanlığı döneminde; tüm...
Devami
TARİHTE VE GÜNÜMÜZDE DİN TAHRİBATÇILARI VE ILIMLI İSLAMCILARIN PERDE ARKASI
 Küresel sermaye hâkimiyeti için Masonluğu ve Moonculuğu kullanan Siyonist merkezler;...
Devami
BU ADAMLAR DAVA KURMAYI MI, ? DERT KAYNAĞI MI?
  Akıl: mukayese ve muhakeme (karşılaştırma ve doğru karara varma)...
Devami
YARGI PAKETİ Mİ, SARGI BAGETİ Mİ OLMAKTAYDI?
  YARGI PAKETİ Mİ, SARGI BAGETİ[1] Mİ OLMAKTAYDI?          Erdoğan iktidarı, aylarca “Büyük Yargı...
Devami
SAADET; BİR PARTİ TEŞKİLATI MIYDI, YOKSA “ASLI GÜDÜK” TARİKATI MIYDI?
  SAADET; BİR PARTİ TEŞKİLATI MIYDI, YOKSA “ASLI GÜDÜK” TARİKATI MIYDI?          Türkiye'de...
Devami
AKP İKTİDARI, İSRAİL'İN SUÇ ORTAĞIDIR!
Siyonist Bakan: Gazze bombalanırken ‘Zil takıp oynadım' diyor! İsrailli sivil savunma...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6198

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR