ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün443
mod_vvisit_counterDün2791
mod_vvisit_counterBu Hafta5595
mod_vvisit_counterGeçen hafta20243
mod_vvisit_counterBu Ay110225
mod_vvisit_counterGeçen Ay118886
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18327212

IP'niz: 34.239.177.24
Bugün: 22 Eyl 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12768295

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

EY RTÜK, KÜTÜK MÜ KESİLDİNİZ? Ey Sn. Davut Dursun, Sn. Hasan Tahsin Fendoğlu, Nerdesiniz?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

Kanal D’de, “Sünnet” gibi dini kural ve kavramların alay konusu yapıldığı, her fırsatta İslam’a saldırıldığı, aile içi (ensest) ilişkilerin ve en çirkef cinselliklerin reklamının yapıldığı ve bütün bunlara da “Çok Güzel Hareketler Bunlar” diye isim takıldığı sözde bir skeç programı yayınlanıyor.

15 Kasım 2009 akşamındaki bölümlerinde, aktarmaktan utandığımız, ama konuyu aydınlatmak için yazmak zorunda kaldığımız şu ahlak dışı konuşmalar geçiyor:

  • Oğlanın babası, annesinin kendisine öz amcasıyla aldattığını söylüyor.

Ve sorulunca da annesi: “Ne yapalım, babanın boşluğunu amcan doldurdu. Ne de olsa amca baba yarısıdır, yabancı değil...” yanıtını veriyor.

  • Başka bir kız, çıplak vücudunu Restoran masası gibi kullandırıp, üzerine bıraktığı yemekleri müşterilerin yediğini, şehveti kamçılayan bir iştahla anlatıyor.

- Bazıları çıplak vücuduma tabaksız konan yiyecekleri elle yerken, kıvrımlara kaçan  kısımları çıkarma bahanesiyle, rahatsız ediyor...

- Bazıları göbek deliğimi sigara küllüğü olarak kullanıyor.

- Bir kısmı da, daha derin çukurlara bulaşan yemek artıklarına ekmeğini banıp yalamak istiyor…

- Kocam bu halimi hiç kıskanmıyor... Çünkü zaten restoranın tamamı (vücudunu kastediyor) onun… diyor.

  • Yani vücudumun nikâh tapusu kocamda olduktan sonra başka erkeklerin para karşılığı kiralayıp kullanmasında ne sakınca var? demeye getiriyor?

Henüz 8-9 yaşlarındaki körpecik kız ve erkek yavruların ve ergenliğin başındaki çocukların, böylesi çirkin ve edepsiz oyunlarla beyinleri bulandırılıyor, ahlakları bozuluyor. Bu tür skeçler, porno filmlerinden bile daha zehirleyici ve kirletici oluyor.

Şimdi birileri kalksa, sanat adına veya şaka kılıfıyla, Yılmaz Erdoğan’ın öz yengesiyle cinsi ilişkiye girdiğini yazsa... Veya Kızının çıplak vücudunda her akşam insanların yemek yaladığını konuşsa veya bunları bir tiyatro veya sinema konusu yapsa ve hepsi de “canım bunlar hayatın gerçeği” veya “sanatın gereği” demeye kalkışsa, acaba hoşlarına gider miydi?

Bu arada Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, Bülent Arınç başta, şu AKP’li kurmayların yılmaz Erdoğan hayranlıkları ve filmlerine övgü yağdırmaları neyin nesiydi? Herhalde ayar göstergesiydi!

Şu RTÜK, kütük mü kesilmişti?

Sn. Davut Dursun ve Hasan Tahsin Fendoğlu gibi güya dindar yetkililer, neredeydi?

Siyonist İsrail katilleri güceniyor diye Ayrılık dizisindeki bazı sahneleri makaslatan kahraman yetkililer, bu açıkça ve alçakça yürütülen ahlak ve aile tahribatı karşısında neden hala sessiz ve tepkisizdi?

Bunca para nerelere harcanmaktaydı?

TRT için toplanan paraların büyüklüğünü görünce insanın şaşırmaması imkânsızdı. Gazetelerde şöyle bir liste yayımlandı. Cep telefonundan 100 milyon Euro, kara taşıtlarından 50 milyon Euro, mp3 çalarlardan 10 milyon Euro, yatlardan 200 bin Euro, uçaklardan 200 bin Euro ve değişik kalemlerden toplam 20 milyon Euro! Neresinden baksanız 170 milyon Euro’ya varan bir kaynak, ceplerimizden TRT’ye aktarılacaktı. Reklâm gelirleri de hariç! Özel televizyon yöneticilerinin ağızlarının suyunu akıtacak bir rakam ve böyle bir bütçeyle “en çok izlenen televizyon” olmamak için bu işin nasıl yapılacağını bilmiyor olmak lazımdı. Peki, bu kadar parayı verdiğimiz halde TRT görevlerini yerine getirebiliyor mu? Yani özel televizyonların reyting kaygısıyla yüz vermedikleri türden haber programları, belgesel yapımlar, kültür ve spor programları, kaliteli ve karakterli dizi senaryoları niçin yapılmazdı?

TRT’nin tosunları ve Yağma Hasan’ın somunları!

İşte o TRT’de son dönemde sözde muhafazakâr ve AKP yalakası basın organlarında çalışan isimlere program yaptırılıp hatırı sayılır paralar kazandırılıyordu.

  • Gündeme Dair: Programda, Gazeteci Emre Aköz ve AKP'li Özlem Türköne'nin eşi Mümtazer Türköne haftanın olaylarını yorumluyor. Türköne’nin Zaman Gazetesinde yazıları yayınlanıyor.
  • Enine Boyuna: Dr. İbrahim Kalın sunuyor. Kalın aynı zamanda Zaman ve Today's Zaman gazetelerinde yazıyor. Doç. Dr. Talip Küçükcan zaman zaman sunuculuk da yapıyor. Küçükcan da İngiltere'de "Fetullah Gülen hareketi" konulu bir kongrede sunduğu bir tebliğiyle tanınıyor.
  • Sen-Siz Olmaz/Olur mu?: Taraf Gazetesi köşe yazarlarından Dr. Önder Aytaç sunuyor. Aytaç TESEV için rapor hazırlıyor.
  • Ezberbozan: Daha önce Zaman ve şimdi de Yeni Şafak gazetelerinde köşe yazarı Tamer Korkmaz sunuyor.
  • Felsefe Konuşmaları: Zaman ve Yeni Şafak’ta yazıları yayınlanan Prof. Dr. Teoman Duralım’ın programı.
  • Bedirhan Gökçe ile Gecenin Kıyısında: Programı, daha önce Kanal 7'deydi.
  • Düşünce İklimi: Abant Platformu'nun koordinatörlerinden Prof. Dr. Kenan Gürsoy sunuyor. 

Nedim Odabaş’ın şu tespit ve teessüflerine, niye kulak verilmezdi?

Türk televizyonlarının program koordinatörlerinin izleyicilerin önüne koydukları kalitesiz yapımlarla ilgili olarak öne sürdükleri tez şudur: "Ne yapalım reytingler böyle! İzleyici talep ediyor, biz de veriyoruz"... İşte, programcılığın kısır döngü içine girmesi ve kalitesizliğin her yönüyle ekranlara hakim olmasının temelinde bu sakat anlayış vardır. Çünkü televizyonlarımızın reytingini ölçen sistem ta başından yanlışlarla doludur. Bu sakat anlayışın ortaya koyduğu verilerle hareket edenler de, yeni bir format üretme, yeni bir anlayış getirme, ekranları güzelleştirme gibi bir niyet içine sittin sene girmeyeceklerdir.

Format üretmek bu kadar mı zordur? Konu bulmak, program üretmek, dizi senaryosu ortaya koymak bu kadar mı zordur?

Reyting canavarı televizyon kanallarına bakınız... Hepsi birbirinin taklidi programlar... Hepsi birbirinin taklidi diziler... İffeti değil şehveti başrole koyan, insanların maraz meraklarına hitap eden, tuzu kuru ailelerin gayri meşru ilişkilerini ele alan birbirinden saçma ve ahlakı yerle bir eden anlayışı içselleştiren yapımlar. Bir ara Aileden Sorumlu Devlet Bakanı, ekranlarda yaşanan bu rezilliklerle ilgili olarak bir şeyler söylemeye kalkıştı, ama bu rezil dünyanın ve ahlaksız yaşantıların savunucuları, Bakanın söylediklerini ve anlatmaya çalıştığı şeyi tersinden okuyarak kendilerini haklı çıkarmaya çalıştılar. Televizyon ekranlarında, hem de çoluk çocuğun ekran başında olduğu saatlerde yaşanan iffetsizliklerle ilgili olarak bu vatandaşların söyledikleri şuydu: "Burası Türkiye... Burada demokrasi var... Bu tür yaşantı tarzına da herkesin hoşgörülü olması lazım"...

Neye hoşgörülü olacağız? Amcasının karısına yan gözle bakan yeğenin, ahlaksızca ve pervasızca yaşantısına mı? İki kız kardeşi aynı anda idare etmeye çalışan iffetsiz ve uçkur düşkünü vatandaşa mı? Bu nasıl anlayıştır? Bu nasıl bir ahlak atmosferidir? Nerede kaldı, Türk aile yapısını korumayla ilgili RTÜK'ün amir hükümleri?

Dizilerin senaristleri, aşk-meşk yalanlarıyla önümüze kocaman bir ahlaksız dünyanın tüm pisliklerini seriyorlar. Normal şartlar altında, herhangi bir Türk ailesinin başına geldiğinde, bu tür bir ahlaksızlık, en basit şekliyle, aile faciasına yol açar. Ama maalesef, Türk televizyonlarını kalitesizliğe mahkum eden reyting ölçer kuruluşun verilerine göre, insanlarımız bu rezillikleri ekran başına çivilenerek izliyorlar... Keyif alıyorlar, bu ahlaksızlıklardan utanmıyorlar...

İki Cihan Serveri Hz. Muhammed (sav) Efendimiz, bir hadisi şeriflerinde, "Utanmıyorsan, dilediğini yap" buyurmaktadır.

Utanmak, arlanmak ahlakın temel direğidir... Ekran başında bu rezillikleri izleyenlerin ar damarını çatlatan bu tür yapımlarda, üstüne üstlük bu kepazelikleri oynayanlar milyarlarca lirayı da cukka ediyorlar...

Türk halkının ar ve namus duygusunu payimal etmek için ant içmiş bu tür yapımlarla ilgili en kısa zamanda geniş çaplı bir sosyolojik araştırma yapılması gerekiyor.

Nereye gidiyoruz? Atalarımızın her duvara astığı bir hilyeyi hatırlatmamız gerekiyor, galiba:

"Edep ya hu"

Gayya kuyusu TRT

TRT, çok farklı bir kurumdur... TRT, görsel yayıncılığın ülkemizdeki miladıdır. Hem reyting liginde, hem de kamusal bağlamda yayıncılık yapmakla mükelleftir. Bu kurumun başındaki insan, eğer oturduğu koltuğa sadece "koltuk" gözüyle bakıyorsa, yapılan işte bir tuhaflık var demektir. Öncelikle bu makama oturan kişi, yaptığı işin ağırlığını, sorumluluğunu ve Türk halkına karşı mükellefiyetini bilerek oraya gelmelidir. TRT Genel Müdürlüğü makamı, devlet bürokrasisi içindeki en düşük koltuk bile olsa, bu makam için böyle bir değerlendirme yapılmamalıydı. İşin daha da tuhaf yönü, TRT Genel Müdürümüzün "Benim için tenzil-i rütbe oldu" dediği makam için, her genel müdür atama döneminde yüzlerce insan sıraya girer ve bu makama oturabilmek için kulis üzerine kulis yapar.

TRT'de yaklaşık 7-8 bin insan çalışıyor. Bu kadar istihdam yoğunluğunun bulunduğu TRT'de, reyting liginde mücadele edecek nitelikte bir program çıkmaması gerçekten acı bir tablodur.

Bütün bu değerlendirmeleri neden yapıyoruz? Bugünlerde TRT, yine gündeme düştü. Ama yaptığı hayırlı ve güzel bir işten veya harika bir programdan dolayı değil. TRT'nin oluşturduğu gayya kuyusuna para yetiştirebilmek için yeni dönemde, elinizi attığınız her şeyden TRT'ye pay kesilecekmiş. Televizyon, radyo, MP3 çalar, sıfır otomobillerin satış ve daha neler neler... Zaten şu ana kadar elektrik faturalarımızın yüzde bilmem kaçından zoraki bir şekilde TRT'ye payımız aktarılıyordu.

Peki, Allah aşkına söyleyin? Sizin cebinizden çıkan bunca vergilerle-mergilerle yayıncılık yapan TRT'nin şu ana kadar doğru dürüst bir yapıma, programa, işe, bir güzelliğe imza attığına tanık oldunuz mu? Hangi biriniz, akşam evinizde televizyonun başına geçtiğinde, "TRT ekranlarında şu programı izleyeyim. Ya da şu diziyi kaçırmayayım" diyorsunuz? Bu işin kamusal yayıncılıkla, sorumlu yayıncılık anlayışıyla vesaire türlü gerekçelerle izah edilir tarafı yoktur. TRT, öncelikle reyting liginin dibinde mücadele eden, birbirinden kalitesiz yapımların, programların, üçüncü sınıf değil beşinci sınıf bile sayılamayacak dizilerin yayınlandığı, yolgeçen hanı niteliğinde bir televizyon kanalı kimliğindedir. TRT, halkın cebinden ve sırtından toparlanan vergilerle deyim yerindeyse milletin parasını hovardaca harcadığı halde, ortaya hiçbir ürün koyamayan, diğer televizyon kanallarının elindeki imkanların bin kat fazlasına sahip olduğu halde üretim fukarası olanların mekanıdır.

TRT, bu görüntüsüyle gayya kuyusudur...

TRT ekranlarında yayınlanan, kaliteli, nitelikli ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla hareket eden birkaç programı bu değerlendirmenin dışında tutuyoruz.

Haysiyet cellâtları!

"TRT ekranlarında insanları cezbedecek, "Bu akşam şunu izleyelim" diyecek bir yapım" bile bulunmadığını görüyoruz. TRT ekranlarında insanı cezbedecek yapım yok, ama döve döve para kazandırmaya kalkışan, ilginç mi ilginç bir kamera şakası yapım var. Bu bölümü biz seyretmedik, ama televizyonların ana haber bültenlerine şiddete yakın yönüyle konu olunca, dikkatimizi çekti. Programın adı "Bi Zahmet"... Programın sunucusu, yoldan geçen herhangi bir şahsı yakalıyor ve kendi belirledikleri birkaç görevi eğer farkında olmadan yaparsa, kendisine para veriyor ve bulundukları yerden, adamın eline paraları sayarak kaçıp gidiyor.

Bu nasıl anlayıştır? Bu nasıl programcılık mantalitesidir?

Bi Zahmet adlı şaka programında sunucu kılığındaki vatandaş, şakaya maruz kalan gencin kimliğini alıyor, saçlarını çekiyor, elindeki sopayla dövmek üzere tehdit ediyor. Haysiyet, şeref, onur kelimenin tam anlamıyla ayaklar altına alınıyor.

Bir zamanlar TRT ekranlarında olur-olmaz her şeye makas atan "sansürcü" bir anlayış vardı. Toplumun değer yargıları, genel ahlak, aile yapısı dikkate alındığı iddia edilen bir sürü gerekçeyle, birçok yapım daha yayınlanmadan TRT'nin tozlu arşivlerine kaldırılırdı.”[1]

İsraillilerin tepkisinden sonra Ayrılık dizisine ayar yapılmıştı:

TRT niye çark edip caymıştı?

TRT'de yayınlanan ve İsrail'le Türkiye arasında büyük bir gerileme neden olduğu için makaslanan Ayrılık dizisi bu sefer de haklı olarak Filistinlilerin tepkisini çekiyordu. Dizide Filistinliler bir terörist gibi gösterilince Gazze'deki Kuşatmayı Kaldırma Komitesi üyesi Muin Naim diziyi şiddetle kınarken, dizinin siyasi danışmanı AKP hayranı Hakan Albayrak da “diziden ayrıldığını açıklayarak” kahramanlık taslıyor ve yüzlerinin karasını aklamaya çalışıyordu.

TRT'de yayınlanan ve ilk bölümleriyle İsrail askerlerini haklı olarak 'bebek katili' olarak gösterdiği için gerginliğe neden olan ve Siyonistleri rahatsız eden bölümleri kesilen Ayrılık dizisi yine gündeme taşınıyordu. Dizi bu sefer de Filistinlileri kızdırdı. Dizinin 3. bölümünde anlatılmak istenen olayda başrol oyuncularından biri işgalciler tarafından ırzına geçilmiş olabileceği endişesiyle kız kardeşine yaptığı gibi Siyonistlerin elinde iki saatten fazla tutuklu kalan tüm genç kızları idam ediyordu. Bu durum tek başına 60 yıldan bu yana genç ve yaşlı erkeklerin yanında işgalcilere karşı direnen, yüzlercesi Siyonist zindanlarında esir bulunan kızlara ve kadınlara açıkça hakaret ve iftira oluyordu.

Filistin davasına ihanet yapılmıştı

Gazze'deki Kuşatmayı Kaldırma Komitesi üyesi Muin Naim, TRT ve Türk halkına hitaben yazdığı mektupta, dizinin Türk-Filistin dostluğuna büyük bir darbe olduğunu söyleyerek, "Orada gösterilenlerin aslı astarı yok. Filistinliler sırf şüpheli diye birbirlerini öldürmezler. Aksine Filistinli mücahitler yanlışlığa ve zulme düşme korkusu nedeniyle Siyonist çete devletiyle işbirliği yapmakla suçlanan kişileri bile öldürme konusunda tereddüt eder. Siz ey Osmanlı torunları bizi sırtımızdan vurmayın, davamıza hakaret etmeyin, genç kızlarımızı ve direnişimizi küçük düşürmeyin. Filistinliler ve İslami düşünceli insanlar bağnaz ve kötü gösterildi. TRT'yi kınıyoruz. Bu Filistin davasına ihanettir" diyordu.

Hakan Albayrak'tan özür numarası

Dizinin siyasi danışmanı ve yazar Hakan Albayrak ise yaşananlar karşısında diziyle ilişiğini kestiğini ve halktan özür dilediğini açıklıyordu. "Dizinin Türkiye ve dünya gündemine girmesi 'Türkiye-İsrail kavgası' şeklinde olunca, hemen itiraz edemedim. Diziyi sahiplenmeye mecburdum ve bundan büyük mutluluk da duydum. Şimdi o fırtına geçtiğine ve dizi maalesef Filistinlileri rencide edecek bir hal aldığına göre ismimin jenerikten çıkarılmasını talep etmek durumundayım. Bunu geçen hafta yaptım ve TRT'ye teslim edilmiş olan ilk üç bölümün jeneriklerinde değişiklik yapmanın mümkün olmadığı, ama sonraki bölümlerin jeneriklerinde ismimin geçmeyeceği cevabını aldım" sözleriyle, paparayı yiyince paçayı kurtarmaya uğraşıyordu.

 

 



[1] 27-28 Ekim, 3 Kasım / Milli Gazete


Bu yazarin diger makaleleri

ERGENEKOMİK İDDİALARIN VE SOSYO-TRAJİK İNTİHARLARIN PERDE ARKASI
 Milli iradeyi içine sindiremeyen ve irtica bahanesiyle Yüce Dinimizle mücadele...
Devami
Suriye’ye Düşman Çağırmak; AHMAKLIK MIYDI, AJANLIK MIYDI?
Suriye’ye Düşman Çağırmak; AHMAKLIK MIYDI, AJANLIK MIYDI?          Ahmet Davutoğlu, Suriye’nin parçalanması...
Devami
AKP ERBAKAN’IN GÜDÜMÜNDE MİYDİ?
Bir konuya yaklaşım ve yorumlarımızda: Kuranı Kerim’in zahiri ve muhkem (herkesin...
Devami
ERDOĞAN HÜKÜMETİNİN SON ÇIRPINIŞLARI VE GÜDÜMLÜ MUHALEFETİN ÇARPITMALARI
  ERDOĞAN HÜKÜMETİNİN SON ÇIRPINIŞLARI VE GÜDÜMLÜ MUHALEFETİN ÇARPITMALARI            Erdoğan, Mevlüt Çavuşoğlu’nu mu...
Devami
İNSANLIK YANIYOR, ERBAKAN'I ARIYOR
Aciz liderler, ucuz menfaatlerin ve geçici heveslerin peşindedir. Büyük liderler...
Devami
BAYRAM YAKLAŞIYOR! (ŞİİR)
 BAYRAM YAKLAŞIYOR!    Değişmez kaderin, hükmü yürüyor İstersen karşı çık, tavandan asıl! Kervan...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 1905

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR