ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün62
mod_vvisit_counterDün2361
mod_vvisit_counterBu Hafta4939
mod_vvisit_counterGeçen hafta23692
mod_vvisit_counterBu Ay107053
mod_vvisit_counterGeçen Ay118886
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18324040

IP'niz: 3.239.58.199
Bugün: 21 Eyl 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12767209

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

PKK’nın Yahudi Patronları, Ermeni Yoldaşları Ve FETULLAH HOCA’NIN ÇARPITMALARI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 18
ZayıfMükemmel 

İslam ve Osmanlı tarihimizde ve Cumhuriyet döneminde Aziz Milletimiz en büyük ihanetleri maalesef içimizdeki Yahudilerden, onların dönmeleri olan Sabataistlerden ve ikinci derecede ise Rum ve Ermeni gibi Hıristiyan kesimlerden görmüştür. Yahudilerle Ermeniler arasında, hem Osmanlı döneminde hem Cumhuriyet sürecinde “gizli hâkimiyet ve ganimet” rekabeti ve “devlette daha etkin olma” mücadelesi yaşansa da, genellikle diğer azınlıkları bize karşı kışkırtan ve çıkarılan isyanların meyvesini toplayan hep Yahudilerdir.

Ve zaten:

“Gerçek şu ki; insanlar içinde, müminlere en şiddetli (ve tehlikeli) düşman olarak (her zaman) Yahudileri ve müşrikleri bulursun” (Maide: 82)

Ayeti de bu gerçeği açıkça haber vermekte ve bizleri ikaz etmektedir. Ancak kendilerini gizleyip, masum ve mağdur göstermeyi çok iyi beceren Yahudiler ve Sabataistler, Müslüman Türklerin asıl düşmanlarının Ermeniler ve Rumlar (Yunanlılar) olduğunu yayıp kafamıza yerleştirmiştir.

E. Kurmay Albay Rahmi Pak tarafından yazılan ve Türk tarih kurumunca basılan “YETMİŞLİK BİR SUBAYIN HATIRALARI” (1988. Ankara) kitabında da maalesef bu yanılgıya düşülmüş; İttihat ve Terakki gibi Yahudi güdümlü Mason Cemiyeti “Türk milliyetçileri ve hürriyet fedaileri” zannedilmiştir.

Yahudi'nin demeci

“Hürriyet Selanik'te bir gün önce yani Dokuz Temmuz'da ilan edilmiş. Sonradan Selanik'ten milletvekili seçilmiş olan Yahudi Karasu Efendi verdiği bir demeçte yurttaşlara hürriyeti şöyle anlatmış: "Vatandaşlar, hürriyet demek yezme (gezme) demektir. Amma nasıl yezme, tamamı tamamına yarın bir yuneş (güneş) doğacak, kimin için? Senin için, benim için, bütün Osmanlılar için v.s.” İşte Karasu Efendi hiç olmazsa hürriyet kâbesinde hürriyeti bu kadarcık olsun tarif etmiş. Üç gün sonra, hürriyeti Edirne halkına bildirmek üzere, İttihat ve Terakki Partisi tarafından Selanik'ten gönderilen bir heyet Edirne'ye geldi. Bu heyetin başında Kurmay Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) Ruşenî vardı. Heyet Edirne'ye gelirken yol üstünde Gümülcine ve Dedeağaç'a dahi uğramış, buralarda büyük gösteriler yapılmış, Dedeağaç'ta ise dörtte üçü Rum olan halk, Ruşenî Bey'in arabasının hayvanlarını çıkarıp kendileri çekmişlerdi. Edirne'nin Karaağaç istasyonu o gün bir mahşer kalabalığı arz ediyordu. Bir alaydan artık asker, bütün generaller, yüksek sivil işyarlar, Genel Meclis ve belediye üyeleri, mahallin ileri gelenleri, sarıklı müftüler, metropolitler, hahamlar karşılamaya çıkmışlardı. Gelen heyetin başı ise bir yüzbaşı idi. Fakat İttihat ve Terakki Partisi'ni temsil ediyordu. Tren istasyona girerken otuz bir pare top atıldı. Vagondan ilk çıkan Ruşeni’nin göğsüne hamailvari asılmış geniş bir ipek kurdele üzerine yağlı boya ile: "İttihat ve Terakki'nin En Küçük Fedaisi" yazılmıştı. Ruşenî otuz üç yıl çektiklerimizi anlattıktan sonra: "Yaşasın hürriyet, yaşasın adalet, yaşasın vatan..." diye bağırdı. Ruşenî kürsüden inerken gözüne ilişen bir binbaşının göğsündeki nişanı koparıp yere attı ve ayaklarının altında çiğnedi.”[1]

Ama bu Balkan, Kafkas ve Kurtuluş Savaşı Gazisi Albayımız, kitabın ilerleyen bölümlerinde:

“Cephemiz gerisindeki Ermenilerin Ruslara yardımları

Hasankale'den kalkıp Muş'a geldiğimiz zaman, Muş'taki külliyetli sayıda bulunan Ermenilerin Türkler ve hükümet aleyhine azgınlıklar ve taşkınlıklara başlamış olduklarını yukarıda işaret eylemiştim. Tatvan'a gelip Van Gölünü bir deniz gibi seyrettiğiniz zaman, koca göl içinde Ermeniler tarafından öldürülmüş erkek ve kadın Türklerin cesetlerini su üstünde şişmiş ve yüzer görmüştük. Ermeniler, tamamıyla kapalı olmayan cephe aralarında vızır vızır işlemekte ve Türk askeri kuvvetleri ve hareketleri hakkında Ruslara haber götürmekte idiler. Bizim tümen casuslardan üç dört tane yakaladı ve Muş bölgesindeki Ermenileri buralardan kaldırmaya ve gerilere nakletmeye mecbur oldu.

Bizim Kop cephemizin hemen gerisinde Liz adında büyük bir Ermeni köyü vardı. Biz, bu köydeki Ermenilere dokunmadık. Hele kadınlara hiç ilişilmedi. Bununla beraber köyün içinde erkek Ermeni görünmüyordu. Erkekler kaçmış Ruslara katılmışlardı, yalnız kadınlar ve çocuklar kalmıştı. Ancak casusluk teşkilatını idare eden bazı erkekler çatı aralarına saklanmış veyahut kadın kıyafetine girmişlerdi, bunların da bir kısmını yakaladık.”[2]

“Şimdi, ilk önce, pek önemli olan bir meseleyi ortaya atacağım. Bir buçuk yıl kadar süren felaketli Balkan Harbinden sonra, dört yıl süren Birinci Cihan Savaşı'nda bu memleket can, mal, mülk ve moral bakımından pek büyük kayıplara uğruyor. 1918 Kasım'ında imzalanan Mondros Mütarekesi sonucunda memleketin en mühim merkezleri düşman orduları tarafından işgal ediliyor. Yenilmiş ordumuzun bütün silahları düşmanlara teslim ediliyor.   Halk,   İttihatçı ve İtilâfçı denilen ve birbirini sevmeyen iki gruba ayrılıyor. Devlet merkezi olan kozmopolit İstanbul'da ahmak ve hain bir padişah, Türklüğü dünya haritasından silmek gayretini güden İngiliz emperyalistleri ile işbirliği ediyor. Bütün Ermeni ve Rum halkı, memleketi istila eden düşmanlara yardım ediyor.”[3]

Diyerek, önceki tespit ve takdirleriyle çelişkiye düşüp, Sultan Abdülhamid’e karşı İtalyan Yahudisi Emanuel Karasu’nun (aslı Karasso’dur) kışkırtmasıyla ayaklanan İttihatçıları alkışlayan Rum ve Ermenilerin hıyanetlerinden bahsetmektedir. Bu E. Kurmay Albayımız, kitabının 133 ve 134 sahifelerinde ise “Osmanlıyı parçalamak ve Irak petrollerine konmak üzere, İttihat ve Terakki Fırkasını yönlendirip nasıl bizi 1. Dünya Savaşına sürüklediklerini; ve yine birkaç mevzi ve şahsi kötü örnek dışında, sonuna kadar Osmanlı devletine ve Türk yönetimine sadakatle bağlı kalan Arap halklarının “Türk düşmanı olmaları için İttihatçı Masonların hangi kışkırtmalara giriştiklerini de, dolaylı şekilde itiraf etmektedir.

Fetullah Gülen’in saptırmaları:

Fetullah Gülen, Samanyolu TV’de yayınlanan, www.herkul.org sitesinde yer alan “Ayıptır bu, ardır; otuz senedir dağdaki bir avuç şakinin hakkından gelemiyorsun?” diyerek isim vermeden dolaylı şekilde orduya sataşırken, PKK’nın arkasındaki ABD, AB ve İsrail’e hiç dokunmaması hayret vericiydi.

Bir tarafta:

“27 Mayıs inkılâbına bakabilirsiniz. O güç (TSK) kendi milletinin başına binmiş, ardından her on senede bir gelip binlerce insanı ezmiş, ama nedense bir avuç şaki eşkıyanın hakkından gelememiştir?” diye sorup kafa karıştırırken;

Bir yandan da:

“Kan dökerek ve insan öldürerek bir yere varmak mümkün değildir. Allah resulü (SAV) Mekke’de on üç sene onca baskı ve saldırıya rağmen karıncayı bile ezmemiştir” diyerek kendi kendisiyle çelişmekteydi. (İyi de İslam’ın Medine Dönemi ve Hz. Peygamber Efendimizin silahlı mücadelesini niye göz ardı etmektedir? Üstelik Hz. Peygamberin (SAV) bütün savaşları müdafaa niyetliydi” tespiti tamamen temelsizdi ve tarihi gerçekleri tersine çevirmekti. Ey Fetullah Hoca, Bedir Baskını, Hayber Kuşatması, 600’den fazla Beni Kureyza Yahudisinin boynunu vurdurtması ve Tebük Gazasının hangisi savunma harbiydi. Şanlı Osmanlı’nın Viyana kuşatması müdafaa için miydi? Yoksa –hâşâ Hayber ve Viyana Kuşatmaları sana göre şefkat ve merhamete aykırı girişimler miydi? Gerçekten Fetullah Gülen bu kadar cahil miydi, yoksa kasıtlı ve kiralık bir Din tahripçisi miydi?)

Kaldı ki, işte Irak’ta, Afganistan’da şimdi Libya’da kuduz sırtlanları bile geride bırakan en vahşi katliamları yapan, Fetullah’ın sığındığı, “Büyük ve medeni devlet” saydığı o katil ve kâfir ABD değil miydi?

Fetullah Gülen, Üstat Bediüzzaman’ın, sadece din eğitimi yapacak medreseler için önerdiği: “Arapça vacip, Kürtçe caiz, Türkçe lazımdır” sözlerini bütün eğitim kurumlarına teşmil ederek:

“Bediüzzaman Arapçanın farz, Türkçenin vacip, Kürtçenin ise caiz olduğunu söylemiştir. Öyleyse Türkiye’de okullarda Kürtçenin de öğretilmesine niye müsaade edilmemektedir? Bakın Amerika’da bile, bazı yörelerde Türkçenin seçmeli ders olarak okutulmasına izin verilmektedir. İşte büyük devlet böyle hareket edecektir.”

Şeklinde konuyu çarpıtıp, aynen BDP ve PKK ağzıyla konuşma gafletine düşmektedir.

Çünkü Bediüzzaman;

  1. a)Sadece bazı fenni bilimlerinde okutulmasını arzu ettiği Dini medreseler için bu teklifi getirmektedir. Aksi halde, Üstadın bölgedeki bütün ilk, orta ve yüksek öğretimde “Arapçayı şart koşması” gibi alakasız ve imkânsız bir anlam çıkarmak gerekecektir.
  2. b)Daha önemlisi Bediüzzaman bu medreselerde ve her yerde, mutlaka Türkçe öğrenilmesini “LAZIM” görmektedir.

Üstelik bölücüler, Kürtçenin seçmeli ders olmasını değil, bölgenin resmi dili sayılmasını ve bütün eğitim ve öğretimin Kürtçe yapılmasını istemektedir. ABD ve AB’nin istekleri de bu yöndedir.

Kalkıp üstat Bediüzzaman’ın tasarısıyla bunların dayatmalarını aynı şeymiş gibi göstermek sahtekârlık ve istismarcılık değil de nedir?

Şimdi “boş bağırtı, kof lakırdı” dediği “vatan bölünmez, şehitler ölmez” sloganları, niye Fetullah Gülen’i rahatsız etmekteydi ve bunları en çok kullanan ülkücüleri ve Büyük Birlikçileri, bir zamanlar niye hararetle desteklemişlerdi?

Bu ne biçim bir döneklikti?

Daha önce “Ordu PKK’ya karşı niye gevşek davranıyor? Niye terörün kökünü kurutacak kesin darbeyi vuramıyor?” diye yırtınan, başta Fetullahçı medya, bütün AKP yandaşı yazar ve yorumcular; Dağlıca baskınıyla 24 şehit verilmesinin ardından TSK’nın bölgede nihayet ciddi ve netice verici bir hareket başlatıp 300 kadar PKK’lıyı etkisiz bırakması üzerine, bu sefer hep aynı ağızdan “Böyle kan dökerek barış sağlanamaz.. Huzur istiyorsak önce silahların susturulması lazım” diyerek birden bire şefkat havarisi kesilmişlerdi!.. Zerre kadar milli haysiyet ve Dini hassasiyet sahipleri için kahrolmamak elde değildi.. Yahu, bu kahpeliğe, bu göz göre göre hıyanet ve nankörlüğe ne zaman dur denilecekti, bu millet, bu devlet bu kadar sahipsiz miydi?!..

Sabataistler kendilerini özenle gizlemektedir!

Prof. Yalçın Küçük yazmıştı:

“Yiğit Bulut bazen günde üç kez bana telefon ediyordu, bir “üvey” damat hali vardı. Aydın Doğan’ın hanımı Sema Doğan, eşi Şule’nin teyzesiydi. A. Güçlü ile birlikte, Aydın Doğan ile randevusuz görüşebilen iki kişiden biri oldu. Bana aktardığına göre, Aydın Bey “Hocan bana Yahudi diyormuş” diyordu ve Yiğit de, “o kadar mı Aydın Bey, bir de Kürt Yahudisi olduğunuzu ekliyor” cevabını veriyordu.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Yahudi atalarının bulunduğuna dair ortada hiçbir kanıt olmasa da, onun gizli Yahudilerin çıkarlarını gözeten bir devlet kurduğu varsayılmıştır.

Bütün kapılar açılır

Son günlerdeki İsrail karşıtlığına bakmayın, Erdoğan’ın kendine hâkim olamayan tavrıdır ve akepe’nin önemli atamalarının hemen hemen hepsi İbrani asıllıdır. Zergun Korutürk’ten ve Vatikan’daki Kenan Gür’den söz etmiştim; Washington’daki Namık Tan’ı da ekliyorum. Strasbourg’taki Işıl Karataş ile bir akepe fanatiği Eser Karakaş’ı unutmayın, aslı “aşer” olup “mesut” demektir. Aga-i Aydın’ın güzel kızlarından birisinin kayın validesi de Eser/Aşer adındadır, damatlar Boyner ve Sabancı olmaktadır. Pek güzel diyorum.

Profesör Baer, Mustafa Özyürek’e çok teşekkür ediyor, “bütün kapıları açtı” demektedir. Mustafa Özyürek, Varol ve Sönmez Köksal ile Fikir Kulübü’nde benim yönetimimdeydi. Sabetayist olduğunu düşünmedim, eşi olabilir ve Baer’in kayınpederidir. Kızı Esra ile İstanbul’da, Yahudi usullerine göre yapılan bir düğün ile evlendiler. Kızı, Amerika üniversitesindeki kapısına “Ezra” yazdırıyor, Yahudi yazımıdır. Ezra’nın doktorası Amiral sözü ile elli şikel etmez ve Ezra akepe yanlısıdır. David Baer ise onomastique bilmiyor. Hâlbuki Freud, Musa’yı yazarken onomastique kullandı; Hobson telefon rehberine bakarak 1898 yılında Johannesburg’un Yahudi kenti olduğunu yazmıştı. Şekel veya Şikel, Çağla kızımızın adı olup İbranice para anlamındadır.

Sabetayizm’in üç kolu

Üç koldurlar; Karakaşi, Kapani ve Yakubi olarak biliyoruz. Sabetay Sevi Sabetayistler’in Türk-Müslüman ile evlenmeleri bir yana, cinsel ilişkiye girmelerini bile günah saymıştı. En Ortodoksları Karakaşiler’dir; bir Karakaşi kız, çok istese bile, saf bir Türk ile cinsel ilişkiye girememektedir. Tekstil sektörü ve film sanayii bunların elindeydi, İpek Film’i biliyoruz. İsmail Cem İpekçi Karakaşi’dir. Yakubiler, Türkler’e en yakın olanlardır, ilişkiye girerler. Selanik Belediye Başkanı Hamdi Bey, Yalmanlar ve tabii, Ahmet Emin ile akraba ise Aytaç Yalman, Yakubi’dirler. En geniş tabanlı olanlar Kapaniler’dir, Kapancı ve Kapanlı da deniyor. Nazlı Ilıcak’ın övündüğü dayısı Turan Kapanlı’yı hatırlıyoruz, Kapani’dir. Kapaniler günah işlerler, az da olsa Türkler’le ilişkiye giriyorlar ve evleniyorlar. Karakaşiler ticarette, Kapaniler ticaret ve politikada, Yakubiler devlet hizmetinde (bürokraside) yoğunlaşmıştır.

(Cenazelerini) Teşvikiye’de ve şimdi Kadıköy’de İlahiyat Fakültesi’nden kaldırılıyorlar ve Bülbülderesi ile Nakkaştepe’de ve Aşiyan’da yatıyorlar. Yeni Kilyos mezarlığını da beğeniyorum, pek havadar bir hali var.

Birbirlerini çok sevmezler, kız alıp vermezler, kulüpleri de ayrıdır. Yakubiler Beşiktaş’ta, Kapaniler Fenerbahçe ve Karakaşiler Galatasaray’da güçlüdürler ve yönetiyorlar. Okulları da ayrı, Karakaşiler eski Fevziye ve şimdiki Işık’ta; Kapaniler Şişli Terakki’de okuyorlar. Bu durumda Kürt Muhibbesi Nuray Mert’in Kapani olduğuna hükmedebiliyoruz. Demek ki Aga-i Aydın Doğan Sabetayistler ile çalışmaya çok önem vermektedir.

Eş değiştirme modası ve Sabatay Sevi’nin Kürtlere yakınlığı

Doktor Baer’e göre, eş değiştirme Karakaşiler’de vardır. Tabii artık grup seks modası yayıldıkça önemi azalmaktadır. Ve bir “müjde”, Sabetay Sevi’ye göre Kürtler Türk sayılmamaktadır, onlarla (cinsel) ilişki serbest bırakılmıştır. Böylece Sabetayizm’de Kürt modasının köküne inmiş oluyoruz.

Yahudilerin Türkiye’deki gizli diktatoryası!

Profesör Baer: “Gerçekte Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman gizli bir Yahudi tarafından yönetilmemektedir” diyor. Bu konudaki bulgularımın en çok milyonda birini yazmak durumundayım, (gerisini) Devrim’e bırakıyorum, ancak zorlanıyorum. 1- Bizim Yahudiler’imiz Baer’i, “Bayar” yazmak durumundalar, ama buna uzun zaman izin vermediler ve “Bayar” soyadını aldılar. 2- Mahmut Celal (Bayar) İbrani asıllıdır ve “tahsili hususi”, Alyans İsraelit’i kapatmaktadır. 3- Baer burada soyadı alırsa, Mustafa yardım eder. “Bayar” olacaktır ve on yıl cumhurbaşkanlığı garantilidir. 4- Adnan Bey’in asıl soyadı Ertekin’dir. Önce Aydın Menderes ile tartıştım, yazmak istemedim, sonra Soner’e verdim. Doktor Nazım, Adnan Bey’in büyük dayısıdır. 5- Abdullah Gül’ün Sabetayist olabileceğini ileri sürmüştüm, bana yazdığı mektubu Milliyet’te tam sayfadır. 6- Erdoğan ve Gül’e, Musa ve Harun yakıştırması yapan (bizzat) Akif Beki’dir. 7- Gül’ün İbrani asıllı olduğu görüşü İsrael’de ve benim kitaplarımda yer almaktadır.

Sabetayistler’i kazanmak

Birincisi, (Sabataist Yahudiler) kızlarının kıskanma âdeti yoktur. İkincisi, Osman Edin ile arkadaşlığım oldu, “Adin” yazılıyor, “güzel” demektir, yaygın bir sabetayist ailesi var. Aliya/Aliye “uçuş” demektir, Sabetayistler’imiz bu adı çok seviyorlar. Esat Edin, sekiz yaşındaki güzel kızı Aliye’yi de yanına aldı, gitti. Sabetayistler’de intihar çoktur ve çok üzülmüştüm.

Amiral Vedii Bilget’i sevgi ile anıyorum. Doğan Avcıoğlu ile birlikte iktidarı almak istediler ve kaybettiler. Sabetayist’ti, büyüktü, arada “bizim Yalçın” dediğini duyuyordum, Sabetayistler’i tekrar Cumhuriyet’e toplamaya çalışıyorduk. Sabetayistler’imiz olmasa, biz bu Cumhuriyeti kuramazdık, hep tekrarlıyorum. Hatırlardadır, arkadaşım Ertuğrul Özkök bir kez, “bir Yahudi sevgilim olmadı” diye yazmıştı. Ertuğrul’a çok üzülüyorum. Jüri seçtiler, orada sağına soluna bakmasını öneriyorum.

Star ve Uğur Dündar Sabataist asıllı mı?

Bir televizyon, satışının duyurulduğu gün değil, en az beş-altı ay öncesinde satış akdi imzalanmaktadır. Arada geçen bu beş-altı ayda, tv yavaş yavaş yeni patronun zevkine uydurulmaktadır. Böylece izleyicide yeni patronla birlikte bir çizgi değişikliği yaşandığı izlenimi yaratılmamış olmaktadır.

Star'da bunun yapıldığını gözleyebildik. Uğur Dündar Nedim Şener'i çok seviyordu, ancak Oda TV iddianamesinin çıkışını haber dahi yapmadı. Saat 19:30'da "son dakika, çıktı" dedi, geçti. Halbuki saat 16:30 itibariyle birçok televizyon iddianameyi özetlemişlerdi. Uğur Dündar bu konuya hiç dönmedi. PKK-MİT görüşmesini de haber yapmadı, oysa haberdi, yatak odası hikâyesi değildi. Yeni patronun nabzına şerbet verdi. Bu arada, Erdoğan'ın annesinin sağlık durumunu dikkatle izledi ve hep sağlıklar diledi. Bu beş-altı ayda Dündar, Star'ı haberleri izlenmeyen bir televizyon yapmayı başardı.[4]

PKK Kürt örgütü mü Ermeni örgütü müdür? diye soran ve PKK içindeki meşhur Ermenileri sıralayan Prof. Yusuf Halaçoğlu’nun, hepsinin başında Yahudilerin ve İsrail’in bulunduğunu ısrarla gizlemesi ise dikkat çekiciydi

Bu namussuz Batılıların hepsi TÜRK'e ve MÜSLÜMAN'a düşmandır!.. Onları hizaya getirmeden TÜRKİYE'de terörün sona ermesi zordur! Üstelik bunlar "Kürtlere Özgürlük" derken terör örgütlerinde Ermenileri ve Süryanileri kullanırlar. (Peki, Ermeni ve Süryanileri kullanan kimlerdir? Bunun yanıtı niye verilmemektedir!) PKK'nın 35.000 kişinin kanını ellerinde taşıyan Ermeni asıllı Artin Agopyan (APO) adlı liderinin dışında:

- "Parmaksız Zeki" kod adlı Şemdin Sakık, Ermeni'dir. Babaannesinin Ermeni olduğunu kendisi açıklamıştır.

- Bölücü Kürt partisi milletvekili Sırrı Sakık ta Ermeni'dir.

- Bölücü Kürt partisi sözde "eşbaşkanı" Emine Ayna, "Emine" değil, katıksız Ermeni'dir.

- PKK'nın önderlik ettiği, şimdi pek adı duyulmayan "sürgünde Kürdistan hükümeti" delegesi, 1959-Silvan doğumlu Semra Bakır, Ermeni'dir.

- Semra'nın kardeşi Orhan Bakır'ın asıl adı Armenak'tır. Ermeni terör örgütü TİKKO mensubu idi, Örgütün merkez komitesine kadar yükselen Orhan Bakır, güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada öldürülmüştür.

- 1977-Silvan doğumlu Bülent Bakır Ermeni'dir.

- "Sürgündeki hükümet" delegesi Meryem Tabaş Ermeni'dir. Dedesi Hokar, ninesi Haykanuş'tur.

- "Zazan Bertin" kod adlı 1980-Silvan doğumlu Ruşen Tapancı Ermeni'dir. Dedesinin adı Ohanis'tir. "Mavi Çarşı"nın yakılması eylemine katılmıştır.

- 1975 doğumlu Yusuf Cihangir Ermeni'dir. Dedesinin adı Vartan'dır.

- 1965-Karakoçan doğumlu Adnan Dizin Ermeni'dir. Dedesinin adı Kirkor'dur.

- 1970-Siirt doğumlu Nihat Türksoy, hiç de TÜRK soylu değildir, Ermeni'dir. Dedesinin adı Serkis, ninesinin adı Zerdo'dur.

- 1977-Bozova doğumlu Mehmet Güzel Ermeni'dir. Dedesinin adı Mıgırdıç, ninesinin adı İlsevik'tir.

- "Cihan" kod adlı, 1974-Pertek doğumlu Akif Yadigâroğulları Ermeni'dir. Büyük dedesi Apkar, ninesi Maryam'dır.

- 1973-Ömerli doğumlu Metin Gümüş Ermeni'dir. Büyük dedesi Artin, ninesi Dihram'dır.

- 1948-Palu doğumlu Zülküf Demirtaş Ermeni'dir. Bu Hıristiyan herif, "HADEP İmamlar Birliği" üyesi olmuştur!..

- 1978-Silvan doğumlu Sidar Şimşek Ermeni'dir. DEHAP ilçe teşkilatında görev yapmıştır. Büyük dedesi Bedros, ninesi Luşin'dir.

- 1977-Diyarbakır doğumlu Mehmet Sami Geniş Ermeni'dir. Uyuşturucu madde kaçakçısıdır. Yakalanıp, 11/12/2002 tarihinde İstanbul; 6. DGM mahkemesinde CK/405 ve CK/403: Uyuşturucu madde ticaretinden yargılanarak 6 yıl 8 ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştır. Büyük dedesi Serkis, ninesi Şuşi'dir.

- 1975-Afşin doğumlu Özgür Erbil Ermeni'dir. Sahte belgeler ile yurtdışına çıkmıştır. Almanya'da, uyuşturucu taciridir. Büyük dedesi Akup (agop), ninesi Lüsye'dir.

- 1977-Silvan doğumlu Orhan Olsen Ermeni'dir. Büyük dedesinin adı İliyo, ninesinin adı Mari'dir. Sahte çürük raporu alarak askere gitmemiştir.

- 1968-Muş doğumlu Kutbettin Akşula Ermeni'dir. 1992 yılında Muş ilinde PKK terör örgütüne maddî yönden destek sağlamak amacıyla silah kaçakçılığı yapmaktan tutuklanmıştır. Büyük dedesi Vartan, ninesi Zelha'dır. Sahte çürük raporu alarak askere gitmemiştir.

- 1979-Yurtbeyi doğumlu Barış Başak Ermeni'dir. Büyük ninesinin adı Kotine'dir. DTP kurucu üyesidir.

- 1953-İdil doğumlu Abdülaziz Özdemir Ermeni'dir. Dedesi Yusuf, ninesi Kazo'dur. 21.2.1991 günkü çatışmada ölü ele geçirilmiş, sünnetsiz olduğu tespit edilmiştir.

- 1972-Siverek doğumlu Levent Kayadağ Ermeni'dir. Dedesi Mikdat, ninesi Havuş adındadır. 16.10.1993 günü çatışmada ölü ele geçirilmiş, sünnetsiz olduğu görülmüştür.

- 1954-Beytüşşebap doğumlu Mehmet Öztunç Ermeni'dir. Dedesinin adı Musa, ninesinin adı Miran'dır. PKK'ya yardım ve yataklıktan tutuklanmış, sünnetsiz olduğu tespit edilmiştir. Daha sonra HADEP Antalya İl Kurulu'na seçilmiştir.

- 1977-Karayazı doğumlu İdris Sefil Ermeni'dir. Terörden hapis yatmış, sonra bir ara Konya HADEP Gençlik Komitesi üyeliği yapmıştır. Sahte çürük raporu alarak askere gitmemiştir.

- İdris'in akrabası Ersin Sefil de Ermeni'dir. Kuzey ırak'ta çatışmada öldürülmüştür.

- 1974-Hazro doğumlu Haci İçer'in hacılıkla hocalıkla alâkası yoktur, Ermeni'dir. Dedesi Ali, ninesi Gule'dir. HADEP Hazro İlçe Yönetim Kurulu üyesi idi. O da sahte çürük raporu alarak askere gitmemiştir.

- 1973-Yaylayanı doğumlu Dilâver Öncü Ermeni'dir. HADEP Konak Şubesi Yönetim Kurulu üyesi idi. İzmir’de misyonerlik faaliyetinde bulunmuş, kilisede vaaz vererek Hıristiyanlık propagandası yapmıştır.

- 1965-Firke doğumlu Edip Yıldız Ermeni'dir. Büyük dedesi Ğaço, ninesi Rihan'dır. HADEP Parti Meclisi üyesi idi. PKK'lı suçluların avukatlığını yapmaktadır. Nevşehir E tipi cezaevinde yatan PKK terör örgütü mensubu Nimet Can'ın avukatlığını yapmıştır.

- 1964-Benek doğumlu Haşim Benek Ermeni'dir. Büyük dedesinin adı Şiho, ninesinin adı Kitro'dur. 16.03.1985 günü Şırnak ilçesi Dereler Köyü civarında, Eşek Mağaraları mevkiinde güvenlik kuvvetleri ile teröristler arasında çıkan çatışmada sağ olarak ele geçirilmiş ve Diyarbakır mahkemesinde CK/168: yasadışı silahlı örgüt kurmak veya katılmaktan yargılanmıştır. Hapis yatmış, sonra DEP Antalya-Muratpaşa Belediye Encümeni adayı olmuştur.

- 1954-Kamberşeyh doğumlu Mahmut Hakkı Eşiyok Ermeni'dir. Büyük dedesinin adrı Hokar, ninesinin adı Haykanuş'tur. HADEP İstanbul il teşkilatı sekreterliği yapmıştır.

- 1959-Urfa doğumlu İzzettin Kalaycı Ermeni'dir. 11.07.1986 tarihinde Diyarbakır 1. Asm mahkemesinde CK/168: Yasadışı silahlı örgüt kurmak veya katılmaktan yargılanarak 8 yıl 8 ay hapis yatmış, sonra Şanlıurfa HADEP il teşkilatında görev almıştır. 23.06.1996 tarihinde Ankara'daki HADEP 2. olağan kongresinde Türk bayrağının indirilerek sözde PKK bayrağı asılması olayına karışmıştır.

- 1948-Kölük doğumlu Mehmet Cantekin Ermeni'dir. Büyük dedesi Bedros, ninesi Meryem'dir. Diyarbakır merkez Kayapınar Belediye başkanlığı yapan Mehmet Cantekin, 1995 tarihli milletvekili seçimlerinde Diyarbakır HADEP Milletvekili adayı olmuştur. Mehmet Cantekin Kulp Karpuzlu da köy koruyucularını yönlendirerek terör örgütü PKK'ya lojistik destek sağlamaktadır. 2003 yılında PKK'nın 1978'de kurulduğu Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde DEHAP ve Göç-Der yöneticileri ile birlikte 'barış ağacı' adı altında ağaç dikme töreni düzenlemiştir. Törende bölücü başı Öcalan'ı övücü sloganlar atılmıştır.

- 1953-Siirt doğumlu Maruf Altın Ermeni'dir. Büyük dedesi Ohanis, ninesi Pori'dir. Ama babasının dönme adı Hüseyin, annesinin dönme adı Nafiye'dir. Böylece pek çok kişinin yaptığı gibi Ermeni olduklarını gizlemişlerdir. DEP İzmir-Konak ilçe teşkilatı üyesi idi. 23 Eylül 1998 tarihinde TCK 168: Yasadışı silahlı örgüt kurmak veya katılmaktan 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasına mahkûm olmuştur.

- 1973-Urfa doğumlu Mehmet Sait Yalçın Ermeni'dir. Dedesi Girbuş, ninesi Varti'dir. Ancak babasının dönme adı Mehmet Kerim, annesinin dönme adı Mevlude'dir. 1997'deki Bodrum bombalı saldırısının sorumlusudur. Müebbet hapse mahkûm olmuştur.

- 1975-Hazro doğumlu Zanamazak Yezidî'dir.

- 1973-Nusaybin doğumlu Mehmet Zeki Şaşmaz Yezidî'dir.

- 1971-Nusaybin doğumlu Abdullah Şaşmaz, hiç de kendini ALLAH'ın kulu saymaz, Yezidî'dir.

- 1975-Hazro doğumlu Nevzat Tedik Yezidî'dir. Halit-Revzete’den olma Nevzat Tedik'in babaannesi Hüsna Tedik de Yezidi'dir. Diyarbakır il teşkilatı HADEP üyesi de olan PKK’nın gençlik örgütlenmesi içinde yer alan Nevzat Tedik, 11 Ekim 2001 tarihinde TCK 168: Yasadışı silahlı örgüt kurmak veya katılmaktan 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştır.

- PKK'nın Avrupa'daki kasası Nuriye Kesbir Yezidî'dir. Aynı zamanda Kongra-Gel PKK'nın cephe örgütü Avrupa Kürt Demokratik Toplum Koordinasyonu (CDK) sözde meclis üyesidir. Eylül 2001'de Hollanda’ya yasadışı yollardan girmek isterken yakalanmıştır.

- 1980-Midyat doğumlu Şevkiye Atalan Yezidî'dir.

- 1966-Midyat doğumlu Fahrettin Şahin Yezidî'dir.

- Adana'da yakalanan PKK'lı canlı bomba Hatice Arat Yezidî'dir. Dedesi Hasso, ninesi Meryem de Yezidî'dir.

- 1955-Beşin doğumlu Osman Ergin Yezidî'dir. DTP Merkez Yönetim Kurulu üyesidir.

- Batılıların aleyhimize kullanmak için sözüm ona "Türkler" arasından seçtirdiği, Avrupa Parlamentosu üyesi Feleknaz Uca, Yezidî'dir.

- Feleknaz'ın babası Abdullah Uca, "Yezidî Kürdistan Birliği" başkanıdır, Elbette o da Yezidî'dir. Televizyonlarda boy gösteren Metin Uca nedir, size kalmış... Çünkü bu bölücü-militanların yumuşak uzantısı tüm medya, bürokrasi, parlamento ve hatta asker içindedir. Kim ki "TÜRK'ÜM" demekten imtina eder, kaçınır, kim ki olur olmaz vesilelerle İSLAM'a lâf eder, bilin ki, ya Yahudi dönmesi, ya da kendini gizlemiş Ermeni-Rum kırmasıdır.

- 1971-Midyat doğumlu Seyithan Alpar Süryânî'dir, yani SEYYİT (Peygamber torunu) falan değil, düpedüz Hıristiyan'dır.

- 1976-Midyat doğumlu Metin Kesenci Süryânî'dir. "Beth Nehrin" adlı Süryanî ve Asurî örgütünün kurucusudur.

- 1975-Midyat doğumlu Adnan Kesenci Süryânî'dir.

- 1983-Nusaybin doğumlu Bilal Yürek Süryânî'dir.

- 1980-Pervari doğumlu Salih Boğdu Süryânî'dir.

- 1937-Ceylanpınar doğumlu Şemsi Emen Süryânî'dir. HADEP üyesi idi.

- 1969-Kurtalan doğumlu İhsan Kaya Süryânî'dir. Romanya'da PKK adına insan, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yapmaktayken sahte pasaport ve kimlikle yakalanmıştır. Büyük dedesi Görgis, ninesi Şemuni'dir.

- 1962-Siirt doğumlu Basri Kaysi Süryânî'dir. Büyük dedesi Gorgis, ninesi Şemuni'dir. İHD Siirt Şubesi üyesi ve DEHAP Siirt il teşkilatı delegesi idi.

- 1980-Siirt doğumlu Ayhan Kaysi Süryâni'dir. Büyük dedesi Gorgis, ninesi Şemuni'dir. Pek çok olaya karışmış, 1997'de teslim olmuştur. İtirafçı olmuş, 1999'da tahliye edilmiştir.

- 1952-Nusaybin doğumlu Mehmet Zeki Kanşiray Süryânî'dir. Büyük dedesi Zeytun, ninesi Meryem'dir. İzmir Köy Hizmetleri soygununa katılmıştır. 16.7.1990 günü Bornova Tarım ve Orman Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğü Personeli maaşlarının silah zoruyla gasp edilmesi olayında tutuklanmıştır. Hapis yatmış, sonra HADEP Gaziemir İlçesi Yönetim Kurulu üyesi olmuştur.

- 1968-Derik doğumlu Fethi Oktay Süryânî'dir. Dedesi Turnas, ninesi Mennuş'tur. 1997'de yakalanmış, müebbet hapse mahkûm olmuştur.

- 1948-Palu doğumlu Zülküf Demirtaş Ermeni'dir. Büyük dedesi Kinkos, ninesi Nazlı'dır. İkisi de Ermeni idi. Ermenilerde görülen Türk adları ve özellikle "Türk" soyadları, kendilerini gizlemek için alınmıştır. O yüzden dedelerin adlarını veriyoruz, babalar-analar takma Türk adları taşımaktadır.

BDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın Zülküf Demirtaş’la yakınlığını kendisi açıklamalıdır.

Bu arada Özgür Gündem gazetesinin dağdaki 300 eşkıya arasında yaptığı ankette, "dinî önder" olarak % 34'ünün Zerdüşt, % 34'ünün İsa, % 11'inin Mani, % 10'unun Muhammed, % 7'sinin Musa ve % 4'ünün İbrahim dedikleri ortaya çıkmıştır.

Bundan da anlaşıldığı gibi, eşkıyanın ancak % 10'u Müslüman kökenlidir... Ona da "Müslüman" denirse!..”[5]

Evet, bunlar çarpıcı gerçeklerdir. Ama acı ve kafa karıştırıcı olan, bu teröristleri asıl kışkırtıp kullanan Siyonist Yahudilerden, Büyük İsrail hedefinden ve ABD’nin her türlü desteğinden hiç bahsedilmemesidir.

Oysa Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan emekli güvenlik uzmanı Binbaşı Mete Yarar çok önemli bilgiler vermektedir. Mete Yarar’ın istihbarata dayalı bilgisine göre, ABD Ordusu’nun Irak Savaşı sırasında kullandığı Blackwater isimli “Karanlık” güvenlik şirketinin elemanları, şimdi PKK’yı eğitmektedir.

Blackwater ABD’nin “özel ordusu”. İhaleyle savaş işi alan ve dünyanın çeşitli ülkelerinden “paralı askerleri” bir araya getirip savaştıran bir şirkettir. Bir CIA-Pentagon ortak şebekesidir ve şirketin sahibi Yahudi’dir.

Şimdi Irak Savaşı’nın hız kaybetmesiyle birlikte işsiz kalan bu paralı askerlerin bir bölümü Barzani tarafından kiralanıp PKK’ya eğitim vermektedir. Karayılan’ın daha önce ifade ettiği gibi, “gerilla tipi terör” konusunda PKK oldukça deneyimlidir. Ancak yeni tip silahların kullanılması ve edinilmesi, savaş taktikleri gibi konularda Blackwater’ın paralı askerlerinin PKK ile işbirliği yaptığı bilinmektedir.

Ümit Özdağ bir televizyon programında, 2010 itibariyle terörle mücadelenin komple askıya alındığını ve birliklerin karakollardan çıkmalarının yasaklandığı” dolayısıyla “askeri oturan hedef haline getirdiğini” söylemiştir.

Ümit Özdağ, TV8’de katıldığı programda ise satır arasına sıkıştırdığı ve üzerine yeteri kadar gidilmeyen şu ifadeleri dile getirmişti: “ABD'nin özel ordu şirketi Blackwater (Irak'ta ve Afganistan'da bulaştıkları rezaletler ortaya çıktıktan sonra adlarını Xe olarak değiştirdiler) şirketinin elemanlarının PKK'ya eğitim verdiğiyolundaki iddialar, iktidar tarafından niye geçiştirilmektedir?



[1] Sh: 31

[2] Sh:114

[3] Sh: 190

[4] Yalçın Küçük. 11 Ekim 2011. Aydınlık

[5] www.mevzuvatan.com

 

Ufuk EFE -
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

AYIN AYNASI
İRANDA HALKIN BAŞARISI ve BATILI GÜÇLERİN TELAŞI Mahmud Ahmedi Necad, İran'ın...
Devami
Mehmet Ağar'ın Dış Güçlere Mesajı:
  T. ERDOĞAN HURDAYA ÇIKTI, BİRAZ DA BENİ KULLANIN! Çok...
Devami
TSK’YI HİZAYA SOKMAK(!) KİMLERİN İŞİNE YARAYACAKTI?
  TSK’YI HİZAYA SOKMAK(!) KİMLERİN İŞİNE YARAYACAKTI?        Her bakımdan güçlü, disiplinli ve...
Devami
SÜLEYMAN KARAGÜLLE'NİN MİLLİ ÇÖZÜM İLE İLGİLİ SAPTAMALARI, YAŞAR NURİ ÖZTÜRK'ÜN SAPTIRMALARI
Sn. Süleyman Karagülle, www.akevler.org sitesinde MİLLİ ÇÖZÜM Dergimizle ilgili bir...
Devami
DİZELER VE SEZGİLER
Hocam, bugün Cuma namazında İmam hutbede Hz. Mevlana’nın bir şiirinden...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 15843

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR