Reklam
Reklam
Reklam

İRAN KARŞITLIĞI VE İSRAİL UŞAKLIĞI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

Daha önce ABD Dışişleri Bakanı Condolleezza Rice ile  ‘stratejik vizyon ortaklığı' anlaşması imzalanması ile ortak hareket etme kararı alan AKP Hükümeti, Başkent'e gelen İranlı Baş Müzakereci Laricani'ye ABD ağzıyla konuşuyordu. ABD ve İsrail'in siyasi oyunlarına muhatap olan komşu ülke İran'ın nükleer enerji konusundaki baş müzakerecisi Ali Laricani'ye, Başkent'ten İran'ın nükleer programının şeffaflığı konusunda uluslararası toplumun beklentilerini karşılaması gerektiği, BM Güvenlik Konseyi'nin karar alması halinde uygulanacak yaptırımlara tüm ülkeler gibi Türkiye'nin de uyacağı mesajı iletiyordu.

 

ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın ziyaretinin ardından dün Türkiye'ye gelen İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, akşam saatlerinde Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve MGK Genel Sekreteri Yiğit Alpugan ile görüştü.

Nükleer program konusunun barışçıl yollarla çözümünü arzu ettiklerini ifade eden Laricani, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun (UAEK) bu konudaki çözüm mercii olduğunu düşündüklerini belirtti. Laricani, ancak çözümün BM Güvenlik Konseyi'nde sağlanmaya çalışılması durumunda, bunun UAEK'nın devre dışı kalacağı anlamına geleceğini, bunu da İran'ın arzu etmediğini kaydetti. Laricani, nükleer program çerçevesinde şeffaf kalmaya çalıştıklarını ifade etti.

Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi (NPT) anlaşmasının da iyi bir anlaşma olduğunu belirten Laricani, bu anlaşmadan çıkmaya niyetleri olmadığını, ancak bu konuda herhangi bir tehdit olursa bu  konuyu o zaman düşüneceklerini kaydetti.

Laricani'ye Ankara'dan NPT'ye taraf ülke olarak İran'ın nükleer program faaliyetleri çerçevesinde daha "açık ve şeffaf" olması istendi. İran'a doğrudan Türkiye BM Güvenlik Konseyi'nin  İran'la ilgili alacağı karara uyacağı ve uluslar arası toplumla birlikte tavır alacağı mesajı verilirken, yine Türkiye'nin BM'nin alacağı bir ambargo kararına da uyacağı vurgulandı. Ekonomik ambargo olduğunda, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz dahil birçok alanda mal alış ve satışının duracağı bildirildi.

Türkiye'nin gelişmeleri endişeyle takip ettiği belirtilerek, barışçıl amaçlı nükleer enerjiye kimsenin karşı olmadığı ancak nükleer faaliyetlerin gizlenmesinin endişe ve güven sorunu oluşturduğunu dile getirildi. Uluslar arası alanda sürecin İran'ın aleyhine işlediğine dikkat çekilerek, İran'ın uluslar arası beklentilerine olumlu cevap vermesi ve sorunun diplomatik yoldan çözülmesine ağırlık vermesi istendi.[1] 

Ve Amerika son kozunu oynuyordu

Uzunca bir süredir Amerika tarafından medya kanalıyla ısıtıp önümüze koyduğu "Nükleer gerginlik" masallarıyla ilgili uzman konukların geniş yelpazedeki değerlendirmelerinden çıkardığımız sonuç şu oldu: Amerika'nın derdi "üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir"... Nükleer gerginlik bahanesiyle Ortadoğu enerji kaynaklarının tamamını ele geçirmek isteyen Amerika, İran'ı kendi menfaatlerinin hizasına getirmek için türlü entrikalarla, şeytani stratejilerle dünya ülkelerinin gözünü boyamaya çalışmaktadır.

Amerika, yönetilecek, uydu olacak, tüm isteklerini kabul edecek, kaynaklarını istediği biçimde kullanacak kukla bir İran oluşturmak için bu gerginliği körüklemektedir. İran'ın dini rejimi, Amerika'nın bölgeyle ilgili planlarını kabul etmesi durumunda, ortada hiçbir problem kalmayacaktır.

 

Nükleer silaha sahip olan bölgedeki tek ülke İran değildir... İsrail, Pakistan, Hindistan, Kuzey Kore nükleer silaha sahiptir... Fakat, bu ülkeler Amerika'nın güdümünde olduğu için hiçbir problem çıkarılmamaktır.

İran'ın sınır boyunda PKK'ya yönelik harekatı, Türkiye'nin bilgisi dahilindedir... İran bu harekatla, "Teröre karşı işbirliği yapacağız" beyanatları verip PKK'yı koruyup kollayan bir strateji izleyen Amerika'nın iki yüzlülüğünü ortaya koymaktadır.

 

Türkiye'nin sınıra sevkettiği 275 bin askerle verilmek istenen mesaj, "Biz bölge gücü olan, hiçbir ülkeye bağımlı olmayan bir devletiz... Kendi işimizi kendimiz görürüz" anlamındadır.

Amerika'nın İran'a yönelik ne türden olursa olsun bir operasyon yapmaya kalkışması kendi sonunu hazırlayacaktır. Çünkü İran'ın Ortadoğu'daki etkinliği çok fazladır. Suriye, Irak, Lübnan, Mısır gibi ülkelerdeki Şii'lerin vereceği tepkiler beklenenden daha sert olacaktır. Türkiye, Amerika'yla işbirliği yapıp, topraklarını ve üslerini açmamalıdır. Türkiye ile İran arasındaki saldırmazlık paktı dolayısıyla, yüzyıllardır İran'la Türkiye  hiçbir problem yaşamamıştır. Türkiye'nin içinde bulunacağı bir operasyon, bölgede çok daha derin sorunları doğuracaktır. Türkiye ile İran'ın arasında ilişkilerin zayıf olması, bölgeyle ilgili güç dengelerini düzenlemek isteyen küresel emperyalistlerin kirli bir menfaat oyunu dolayısıyladır.

Emekli Tuğgeneral Şinasi Demir, Söz Sizde programında Amerika'nın, "İran'a operasyon dahil her ihtimali açık tutuyoruz" şeklindeki efelenmesiyle ilgili olarak çok çarpıcı bir değerlendirme yapmıştır. Demir, "Bu operasyon Irak'a saldırmak kadar kolay olmaz. Amerika, Irak'a bu ülkede kitle imha silahları var gerekçesiyle saldırmıştı. Eğer Amerika, Irak'ta kitle imha silahları olduğunu kesinkes bilseydi, böyle bir operasyona zaten kalkışmazdı. Amerika, Irak'ta kitle imha silahları olmadığını açıkça biliyordu. Ve yapacağı operasyonda bu yönde kayıp vermeyeceğini bilerek yola çıktı. Hâlbuki İran'a açık bir saldırı yapıldığı anda, Amerika, her türlü terör eylemine muhatap kalacaktır. New York'un göbeğinde bir kitle imha silahı patlatılsa neler olur? Bunu düşünmek bile insanın kanını dondurmaya yeter" dedi.

Sözün Özü şu: Amerika, menfaat imparatorluğuna koyun gibi güdeceği sömürge ve uydu bir ülke oluşturmak için, yalancı pehlivanlar gibi efeleniyor, medya aracılığıyla gerginliği körüklüyor."[2] Ama nasıl bir akıbete koştuğunu bilmiyor.

Erdoğan-Ahmedinecad görüşmesinden kimler gocunuyor?

Başbakan Erdoğan'ın Bakü'deki Ekonomik İşbirliği Organizasyonu (ECO) toplantısında İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'la görüşmesi, çok hassas bir zamana denk gelmiş ve dünya tarafından yakından izlenmişti.  Bazı çevreler, konuyu Hamas heyetinin Ankara ziyareti ile birlikte ele aldılar. Türkiye'den değil, ABD ve İsrail'den bakarak yeni bir skandal gibi pazarladılar. Dönemin ABD Büyükelçisi Eric Edelman, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Suriye ziyaretini engellemeye çalışmış, bir sömürge valisi edasıyla açıklamalar yapmış, bu tepkiden ilham alanlar da ziyareti Türk-Amerikan ilişkileri için bir kriz olarak sunmuşlardı.

Hamas ziyareti ABD'deki neoconları ve Yahudi lobisini kızdırdı. Türkiye'de bazıları, özellikle de Milliyet gazetesi, neoconlardan daha fazla öfkelendi. Hâlbuki Hamas heyeti dünyanın birçok ülkesini ziyaret etti, ediyor. Türkiye'nin Suriye'ye ve Hamas yönetimine verdiği tavsiyelerde ortada. Ankara, Amerika'nın isteklerini iletti. Erdoğan-Ahmedinecad görüşmesi farklı bir şey değil. Bildiğimiz şeyler konuşuldu ve İran'a aba altından sopa gösterildi.

Türkiye ve Azerbaycan'ın İran krizinde oynayacağı rol çok önemli. ABD ve İsrail iki ülkeyi yanlarında istiyor...  "İsrailli bir yetkili"nin "Erdoğan'ın Ahmedinecad'la görüşme yapmaması gerekir. ABD de bu yöndeki telkinini Ankara'ya iletti" şeklindeki buyruklarının Edelman'ın ukalalığından ne farkı var?

 

Bu nedenle: Bakanlık koltuğundan olma pahasına: "İran'a saldırı, çılgınlık olur ve hiçbir gerekçesi yoktur" açıklamasını yapan ve bunun üzerine Amerika'nın da bastırmasıyla görevinden alınan önceki İngiliz Dışişleri Bakanı George Stown kadar insaf ve iz'an sahibi olmayan bir AKP iktidarından mutlaka kurtulmamız gerekir.

Ey Millet, Uyanın!..

Irak işgali öncesinde aldıkları görev doğrultusunda Türkiye'yi Amerika'nın yanında savaşa sokmaya çalışan, ancak muvaffak olamayan Türkiye'deki ‘sivil' Amerikan generalleri, İran saldırısı öncesinde yeni bir ‘psikolojik harekat' için düğmeye bastı!..

Planları aylar önce, İstinye sırtlarındaki meşhur şatoda hazırlanan harekatın, iki hedefi var:

1-) Türkiye'deki Amerikan karşıtlığını kırmak!..

2-) Türkiye ile İran'ı karşı karşıya getirip kapıştırmak!.

Harekatın medya bölümünden sorumlu olan Hürgeneral Ertuğrul Özkök, Amerikan birliklerinin Türk limanlarına demir atmaları ile tırmanan ve Süleymani'ye de Türk askerinin başına çuval geçirilmesinin ardından doruk noktasına ulaşan ‘Amerikan karşıtlığını' kırmak amacıyla hazırlanan ‘senaryoları', başında bulunduğu gazetenin manşetlerine taşıyarak ilk adımı atmıştı!..

Ünlü Çinli Bilge Konfiçyus, vakt-i zamanında kendisinden öğüt almaya gelen cengâverlerinden birisine mealen şöyle buyurmuştu:

- "Şunu hiçbir zaman aklından çıkarma. Kötüler, asla iyilerden hoşlanmazlar. Eğer kötü bir kimse seni övmeye çalırsa, iki şeyden emin ol. Ya sen de kötü birisin, ya da tuzağa düşmek üzeresin. Kötü yolda isen kendine hemen çekidüzen ver, tuzağa düşmemek istiyorsan derhal tedbirini al."

Eline geçirdiği teknolojik güç sayesinde, yeryüzünde ‘kötülük' üzerine yeni bir imparatorluk inşa etmeye çalışan Amerika Başkanı George W. Bush, küresel istibdata boyun eğmeyen İran'a karşı başlatacağı saldırının arifesinde, Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'ne atanan Nabi Şensoy'a bir mektup göndermişti.

Mister Bush, mektubunda özetle şöyle diyordu:

- "Türkiye, Irak'ta demokratik bir hükümet için uluslararası çabalara yardımcı olmuştur ve özellikle Sünniler olmak üzere, geniş bir kesimi demokratik sürece katılmaları yolunda ikna etmeye çalışmıştır.

Halklarımız, terörizmi yenmek için yan yana durmaktadır. CIA ve FBI direktörlerinin Türkiye'ye yaptıkları ziyaretler, ABD'nin terörizmle savaşta Türkiye ile birlikte çalışmaya ne kadar önem verdiğini vurgulamaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri adına, Türkiye hükümetine, asil ve cömert Türk halkının, Katrina Kasırgası felaketinin ardından Amerikan halkına anında yaptıkları samimi yardımlarına teşekkür etmeyi borç bilirim."

Herhangi bir izaha gerek var mı, bilmiyorum!..

‘Kötülükler İmparatoru'nun kullandığı ifadeler, aslında her şeyi açıkça ortaya koyuyor!..

Yani?..

Türkiye hem ‘kötü' yolda, hem de ‘tuzağa' düşmek üzere!..

Sivil General E.Özkök, ikinci adımı Mister Bush'un, ‘sıradan' mektubunu, ‘çok önemli' bir habermiş gibi manşete taşıyarak gerçekleştirdi!..

Öyle görünüyor ki, önümüzdeki günlerde ‘şişirme' haberler ile ‘gaz alma' seansları daha da çoğalacak!.. Bir yandan Amerika'nın ‘gerçek dost' olduğu pompalanırken, diğer taraftan ‘yeni bir düşman' tedavüle sokulacak!.. ‘Amerikan karşıtlığının' yerine ‘İran düşmanlığı' oturtulacak!..

‘Türkiye' ile ‘İran' karşı karşıya sürekli kışkırtılacak!.

 

Önümüzdeki günlerde manşetlerde, İran'ın asıl hedefinin ‘İsrail' değil de aslında Türkiye olduğu yönünde haberler görürseniz hiç şaşırmayın!..

Yine, bazen elindeki kalemi ‘balta' ile karıştırıp kendisini ‘Zagor' zanneden General Özkök'ün, ‘savaş tamtamları' eşliğinde, "İran'a ABD ile birlikte girelim" diye tutturmasına da şaşırmayın!..

Çünkü, bu filmi daha önce gördük!..

Ertuğrul Özkök, 28 Mart 2006 tarihinde kaleme aldığı "CIA ve FBI bu mektupta ne arıyor?" başlıklı yazısında aynen şu ifadeleri kullanıyor:

- "Dün önüme bir belge geldi.

Bu belge Başkan Bush'un, Büyükelçi Nabi Şensoy'a verdiği mektuptu.

Bu mektuplar, çoğunlukla açıklanmaz.

Ama her iki taraf da Bush'un verdiği mektubunun içeriğinin kamuoyuna yansımasını istiyor olmalıydı ki, mektup önüme geldi."

Demek ki, ‘taraflar', kamuoyunu etkilemek amacıyla düzenlenmiş olan belgelerin ‘kimin önüne' gideceğini çok iyi biliyorlar!..

General Özkök, hiç vakit kaybetmeden ‘kadim dostu' ve ‘müttefiki' olan Abdullah Gül'ü arayarak mektup hakkında ne düşündüğünü soruyor!..

AKP'nin Kızılcahamam Kampı'nda yaptığı konuşmada, açık açık "Büyük Ortadoğu Projesi Türkiye'nin dış politika ilkelerine uygun. ABD ile hareket ediyoruz. Amacımız Ortadoğu'ya özgürlük ve demokrasi getirmektir!.." dediği bilinen Abdullah Gül ise şu cevabı veriyor:

- "Altına ben de imzamı atıyorum!.."

Ve General Özkök, nihai yargıya varıyor:

- "Bu sözler, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkinin yeniden mantıklı ve sağlam bir işbirliği temeline oturmaya başladığını gösteriyor!..

Her iki tarafta da bunu sağlamaya yönelik kuvvetli bir iradenin bulunduğunu ispatlıyor."

Dua edelim de, sivil General Özkök'ün bu düşünceleri sadece ‘temenniden' ibaret olsun!..

Aksi takdirde?..

Vay Türkiye'nin haline!..

(R. Tayip Erdoğan, Başbakan, 14 Şubat 2004, Kanal D) Şunları Söylemişti:

"ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) için DİYARBAKIR'ı merkez yapacağız"

"Ortadoğu'da makul bir girişimi desteklemeye istekliyiz. ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi takdire şayan. Bu girişimin politikalarımızda derin etkisi olacak. Ancak karanlık noktalar aydınlanmalı" demişti..

(Org. Ergin Saygun, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı, Cumhuriyet, 7.4.2004):

"Tüm dünyada bir dönüşüm var. Buna çeşitli isimler takıyorlar. BOP diyorlar. Değişik isimler söylüyorlar. Dünyada, başta Ortadoğu olmak üzere bir dönüşüm süreci yaşanıyor. Önemli olan bu sürece Türkiye'nin nasıl katkıda bulunacağı, nasıl yöneteceğidir" ifadelerini sarf etmişti.

(Org. Yaşar Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanı, Cumhuriyet, 16.8.2005) te:

Evet:TÜRKİYE'NİN "KATKIDA" BULUNMASI GEREKEN "TAKDİRE ŞAYAN PROJE" BOP'UN, DİYARBAKIR'I merkez yapma, yani Türkiye'yi parçalama senaryosunun seyri..

 

 



[1] Milli Gazete / 09.05.2006

[2] Nedim Odabaş / Milli Gazete / 08.05.2006

Abdullah AKGÜL -

Karşılaştırmalı İslam ve Batı Hukuku araştırmacısı.

El-Ezher Üniversitesi Usuliddin Fakültesi Mezunu.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mezunu

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

  Kur’an-ı Kerim sadece Arapça lafzını okumak için değil, O’nu anlamak,...
Devami
  "Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman ve (o güne...
Devami
Süleyman Demirel'in af ve uzlaşma çağrısı ve vicdanların yankısı! "Herkesin birbirini...
Devami
Vahdet Gazetesi yazarı Mustafa Özcan, kendisini tenkit eden bir Milli Görüşçüye...
Devami
Parsayı toplayan, kaçırıyor! Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, TOBB...
Devami
Adil Düzen'e Geçiş Sürecinde Sorunlarımız ve Çözüm Tasarılarımız: Adil Düzen'in bütün...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4894

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR