ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2509
mod_vvisit_counterDün4283
mod_vvisit_counterBu Hafta10098
mod_vvisit_counterGeçen hafta35024
mod_vvisit_counterBu Ay15890
mod_vvisit_counterGeçen Ay183380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18113991

IP'niz: 3.235.227.117
Bugün: 04 Ağu 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12689513

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

İNSANLIK SINAVI VE İNANCA SAYGI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

Tehlikeli ve acil sorunlarını ve bunların gerçek sorumlularını unutan veya unutturulan toplumlar, suni sıkıntılar ve sahte düşmanlarla oyalanır hale getirilir.

Bugün küresel senaryoların yöresel figüranlığını yapan kalabalıklar, medya sihirbazının büyülemesi altında, uzaktan kumandalı robotlara çevrilmiştir.



Kendi beynini ve bilincini kullanamayan, yani öz benliğinden uzaklaştırılan ve bu yüzden "sağ"da ve "sol"da bulunduğunu sanan insanlar, başkalarının biçtiği rol gereği, kısır kavgalarını sürdürüp birbirlerini bitirirken, toplumların ortak beyni olan, tarih şuuru da giderek çürümekte ve millet bağı çözülmektedir.

İşte Türkiye'deki türban kavgası ve yani bir suni ileri-gerici kutuplaşması da bu kör dövüşün son örneğidir.

Bütün bu sıkıntı ve sarsıntıların milli bir felakete dönüşmesini önlemenin en kesin ve en etkin yöntemi ise; farklı seviye ve statülerde lider, başkan ve komutan konumunda olanların, piyonluk prangalarından kurtulup tekrar ve derhal aslına dönmeleridir.

Yani insanlığımızı yeniden keşfetmektir.

Çünkü, İnsan, Beytullah'tan kıymetlidir.

İnsan, Kur'an'dan önemlidir. Kur'an Allah'ın vahyi, insan Allah'ın halifesidir.

İnsan, İslam'a değil; İslam insana hizmet için gönderilmiştir.

İnsan haklarına saygı duymayan ve hele inanç ve düşünce özgürlüğünü kısıtlayan ve yok saymaya kalkışanlar, insanlıktan istifa etmiştir. Böyleleri nasipsiz ve nesepsiz kimselerdir.

Peki, ya insan nedir?!..

"İnsan"lık mertebesi nasıl elde edilir?!..

Evet; sultanlık, başbakanlık, kaymakamlık kolay, ama insan olmak zor iştir...

Kahramanlık, kabadayılık, dillere destanlık kolay, ama insanlığa zor erişilir...

Kaşif olmak, alim olmak, tarih olmak kolay, ama insanlık çok çetindir!..

İnsanlık, çok özel yemeklerle, mükemmel becerilerle ve güzel giysilerle alakalı değildir.. Çünkü öküz daha çok yer, eşek daha çok çalışır, samur daha güzel giyinir, arı daha beceriklidir, bal üretir. Kelebek böceği ipek örmektedir, inek saf ve şifalı süt vermektedir.

İnsanlık; kendini bilmektir, Rabbini bilmektir, haddini bilmektir... İnsanlık zalime tepki, mazluma sahipliktir.

İnsanlık, hakkı gözetmek, helali istemektir. İnsanlık sevgidir, şefkat ve adalettir.

Gördüğü kardeşini sevmeyen ve onun kişisel haklarına saygı göstermeyen bir insan, hiç görmediği Rabbini sevmek iddiasında samimi değildir. Bunun gibi Yüce Yaratıcısını hiç merak etmeyen, O'na meyil ve muhabbet göstermeyen, hatta inkâra yeltenen nasipsiz ve edepsiz bir kimsenin, yaratılanları seviyor ve sahipleniyor görünmesi de sahtedir ve sadece yaldızlı kılıflar altına gizlenmiş bir çıkar hesabı ve hevesidir.

İnkârcıların tamamı, ruhen; akletmeyen hayvanlar gibidir. Ne var ki, bazısı yırtıcı ve tehlikeli, bazısı yararlı ve evcildir. Ama dikkat edin, bazen evcillerin kudurması, canavarlardan daha tehlikeli olabilir. Ancak asla unutmayalım ki, hukuken insan olan herkesin, her türlü hak ve hürriyeti saygıdeğerdir.

Televizyon yapana hayranlık duyup, kendi gözünü yaratanı hiç hatırlamayanlar.

Bilgisayarı çıkarana şaşkınlıkla şükranlık duyup, kendi beynini ve zihnini yaratanı hiç tanımayanlar..

Telefonu icat edenlere saygınlık duyup, kendi kulağını yaratanı inkâra ve Rabbine isyana kalkışanlar için Kur'an'ın: "Onlar hayvanlardan aşağıdır!" buyurması hakikatin ta kendisidir.

Ve hele bunlar içinde şeytanlaşmış tipler ve insan suretli iblisler vardır ki; cin şeytanları bir "euzü besmele" ile kaçarken, bunlardan kurtulmak için ancak yüzlerine tükürmek gerekir.

Enaniyet (Benlik, bencillik ve birincilik) şirkinin putu; insanın nefsi, mabedi ve Kâbe'si ise, kendi bedenidir.

Kendi nefis putuna tapanların en tehlikelisi ise münafıklardır ki, İbni Selül gibi, ölümünden sonra bile tabileri olan gafilleri yönlendirmek ve etkilemek peşindedir.. Bu baş münafık'ın, can çekişirken oğluna "Resulüllah seni çok sever. Ne olur, rica et de, mübarek cübbesini, cenazemin üzerine örtsün ki, şefaatine erişeyim" sözleri bile samimiyetsiz ve art niyetlidir.

Münafık kendisinin ilim ve amelinden, kendi şeref ve şöhretinden bahsedilsin ister. Ama mü'min, Rabbinin hikmetli işlerinden ve O'nun izzet ve azametinden bahsedilmesini sevmektedir.

Azazil, Cenabı Hakkın, Hz. Adem'in suretinde tezahür ve tecelli eylemesi ve O'nun diliyle söylemesi yüzünden haset edip, İblisliğe yönelmiştir.

İslam'ın esası Kur'an'a tam teslimiyet ve Allah'a güvenmektir. Bir gemide veya trende uyuyan insan, nasıl hiç gayret ve zahmet çekmeden bile yol alıyorsa, Nuh'un vapuruna binenler, yerinde oturup kurtulduğu halde, diğerleri bin türlü eziyetle dağlara tırmansa ve dalgalara kulaç atsa da boğuluyorsa, bunun gibi; Selamet Gemisine ve Hakka teslimiyet güvencesine girenler de, takdiri ilahiye itiraz ve isyandan sakınıp, itaat ve itimat ettikçe, menzili maksuda yetişecektir.

Allah erlerini ve dava önderlerini, nefsi çıkarları ve makam arzuları için sevenlerin muhabbeti, aslında rezalet ve şehvettir. Ama dinin ve ahiretin hatırına sahiplenenlerin muhabbeti, aşkı şeğefe ve şereftir.

Edep; devamlı Rabbinin huzurunda bulunduğu bilinci ve dikkatiyle hareket etmek; niyet ve gayretine buna göre yön vermektedir. Senin hüsnüniyetin ve istikametinden Rabbin razı ve vicdanın rahat ise; başkalarının suizannı ve çirkin isnatları seni üzmemelidir. Çünkü haksız itham ve iftiralar, bumerang yayı gibidir; ne denli hızlı ve hırslı atılırsa, işte o denli çabuk sahibinin kafasına dönecektir.

Bir dostumuza: "Niçin Kur'an mealine bu kadar aşıksın?" diye sorduğumuzda:

"Ben Kur'an'da kendimi buldum, kendimi okudum" cevabını vermiştir. Evet, Kur'an insan sırrının şifre çözümleridir!

Evet, evet.

Kur'anda anlatılan "Tur Dağı" senin nefsi alışkanlık ve yanlışlıklarındır. Kendi Tur'unu aşabilen, Kur'an'ın hikmetine ve vahyin lezzetine erişecektir.

O kıssada anlatılan "Allah tecelli edince, dağın parçalanması", kendi nefis putlarının yıkılıp dağılmasına işarettir.

Hz. Musa'nın bayılması ise; nefsi ve behimi duyguların eriyip senden ayrılması demektir. Ey zavallı, hayvani dürtü ve hareketlerle Sübhani derecelere nasıl gidilir?!

Uzun emelli ve dünya hayatına meyilli kimselerin; stresi, üzüntü ve elemleri de o denli derin ve dertlidir.

Fasık, Araplarda, cılkı çıkmış yumurta demektir. Bizim Elazığ'da da, rutubet veya erken devşirmekle içi ve özü çürüyen, ama dışı hoş ve sağlam görünen ceviz ve badem gibi kuru yemişlere: "Fıs çıktı" denir. Zannederim "Fısk çıktı"nın ağza yatkın şeklidir.

İşte Kur'an'ın anlattığı "Fasık" ta, günah ve kötülüklerle özü çürümüş kimselerdir. Bu fasıklar, genellik zalim gaddarlara destek vermekte ve tarafgirlik göstermektedir. Oysa zalime hizmet ve muavenet, aynen mazlumlara hakaret ve hıyanettir. Bu alçaklığın sebebi de, zalim güçlerden makam ve menfaat beklentisidir. Oysa kanaatle yaşayan, israf ve gösterişten sakınan ve az helale razı olan, zalimlere minnet etmeyecektir.

Kalpleri Allah için ve tam bir uhuvetle kaynamış on müminden korkan şeytan avanesi, bir milyon kuru kalabalıktan asla çekinmemektedir!.. Düşünün, sebebi nedir?

Bu sadık ve Hakka aşık on kişinin huzur, şuur ve onurunu; iyiler gıpta, kötüler haset edecektir. Hatta bazıları hasedinden hakaret ve hıyanete yönelecektir. Ama korkmayın, hasetler ve fesatlar, kendi kendilerini zehirleyen akrep gibidir!.. Hem görmedin mi, Firavun'un binlerce hançerli askerini, Hz. Musa'nın bir tek değneği yenivermiştir.

"Haya imandandır" hadisinin manası: "Hayasızda iman, imansızda haya olmaz" demektir. Ve "Haya etmiyorsan, yani utanmıyorsan; istediğini yap" sözü, bütün Peygamberlerin ortak hikmet vecizesidir.

İnsanlar ve özellikle kadınlar için örtünmek de; hayânın, yani utanmanın tabii bir gereğidir. Açıklık saçıklık ve baldır bacak pazarlayıcılık ise, hem utanmazlık alametidir, hem de sapkınlık işaretidir. İnsanla hayvanın bir farkı da, haya duygusu ve edeptir.

İşte başörtüsü de, Rabbine iman ve itaatin; erdemli ve edepli yaşama bilinci ve iradesinin bir simgesidir.

Yoksa, sanıldığı gibi, kadının saçı ve başı şehvet bölgesi ve avret mahalli değildir. Kadının bütün güzelliğinin ve cazibesinin toplandığı yüzünün açılmasına izin verilip, saçının ve başının örtünmesinin istenmesi; şehvet ve avretle ilgili olmayıp, inançlı bilinmesi ve şuurlu ve onurlu irade izharına saygı gösterilmesi içindir.

Elbette sadece başörtüsü; imanın, ahlakın ve İslam'ın tek ve gerçek göstergesi değildir. Şu veya bu sebep ve mazeretle, vücutlarının diğer avret mahallini ve şehveti tahrik eden bölgelerini örtmek şartıyla, başı açık gezen kadınlarımızı ve kızlarımızı kötülemek ve hakarete yeltenmek hakkı kimseye verilmemiştir. Hatta, oldukça medeni ve edepli biçimde giyindiği halde, ya özel tercih ve tensibiyle, veya bazı mazeretleri nedeniyle başını örtmeyen öyle insanlarımız vardır ki; başı örtülü hatta çarşaflı insanların bir çoğundan daha fazla dini haysiyet ve istikamet sahibidir.

Ancak, sırf İslami hayatı hatırlattığı, Kur'an ahlakını yaygınlaştırdığı ve kokuşmuş batılı yaşam tarzına sessiz bir başkaldırı sayıldığı için başörtüsüne savaş açanlar, bu sinsi ve kirli niyetlerini, bin türlü bahanelerle gizlemeye çalışsalar da, aslında Haçlı emperyalistlerin safında, Müslüman Türk'e diş bileyen ve saldırmak için fırsat gözleyen nasipsiz ve nesepsiz kimselerdir.

Ve böyleleri din istismarcılığı ve ılımlı İslam safsatasıyla gâvur hizmetkârlığı yapan kesimlerin ekmeğine yağ sürmektedir ve bu talihsiz tavırlarıyla, dindar halkımızı sahtekârların kucağına itmektedir.

Temel insan haklarına, evrensel hukuk kurallarına, doğal kanunlara ve sosyal olgulara; saygı duymayan ve sahip çıkmayanlar, görünüşte adam sayılsa da gerçekte insan değildir.

İnsanların en temel ve tabii hakları sayılan: herkesin yaşama şansına, namus ve ırzına, malına ve meşru kazancına, şeref ve onuruna olduğu kadar, onların dini ve manevi inancına ve bu inancın gereği olan hayat ve ahlak tarzına, saygı duymak yerine saldırganlaşanlar ise, hayvanlıktan bile aşağı mertebededir.

Bu tür saldırı ve sataşmalara uydurulan gerekçeler, ne denli insancıl ve aydınlanmacı(!) ambalajlara sarılırsa sarılsın, sonunda yapılan sadece vahşettir, gericiliktir.

Bugün Siyonist emeller ve emperyalist heveslerle Irak'ı işgal edip "demokrasi ve çağdaş hayat düzeni" getirmek bahanesiyle milyonları katleden ve binlerce yıllık bir medeniyet birikimini mahfeden Amerika'yı haklı gören ve destek veren sağcı liberalleri ve İslamcı hoş görücüleri şiddetle ve nefretle kınayan bazı ulusalcı sosyalistlerimiz; Komünist diktatörlük dönemi Sovyetlerin yine "demokratik talepler"le Afganistan'ı işgal edip yıllarca milyonları katlederken bütün bu dehşet ve vahşetlere nasıl mazeret ve meşruiyet kılıfı geçirip alkışladıklarını unutmuş görünmektedir.

Aynı tiyniyet ve tiplerin ülkemizde, başını örten kızlarımıza ve kadınlarımıza karşı takındıkları hazımsız tavırları da, hala asgari insanlık düzeyinden ne denli uzak bulunduklarının ifadesidir. Türban meselesini istismar edenler ne kadar seviyesiz ise, "biz inanmasak bile, başörtüsü halkımızın inancı gereği ve tarihi geleneğidir. Her türlü hakları elbette yerine getirilmelidir. Ancak istismarcılığa ve ayırım kayırımcılığa fırsat verilmemelidir" gibi bir açıklama bile yapamayanlar da, işte o denli samimiyetsizdir.

Sınıfsız ve sınırsız dünya cenneti vaat etmesine rağmen, milyonlarca mazlum ve mağdurun kanı ve gözyaşı üzerine kurulan vahşi komünizmin, toplumlara cehennemi bir esaret ve sefalet dönemi yaşatmanın ardından 60 yılda iflas edip vadesi dolunca geberdikten sonra; Putin Rusya'sının Dinle barışmasına, Katolik kilisesiyle Papaz okullarında savaş ve savunma dersleri yapmasına, papazların da askeri ve sivil okullarda din eğitimi ve maneviyat terbiyesi okutmasına; ve Siyonist kapitalist dünya düzenine karşı İslam alemiyle işbirliğine başlamasına ve bu yüzden gelişme ve millileşme yönünde önemli başarılar kazanmasına rağmen, bizdeki bazı komünist artıkların ve Marxizm rüyasından uyanmayanların: hala İttihat ve Terakki hainlerinin izinde ve laiklik bahanesiyle Türk milletini ismen ve resmen olmasa da, fikren ve fiilen dinsizleştirme hevesiyle çırpınmaları, gerçekten hayret ve üzüntü vericidir.

"Sizin kapitalist emperyalistiniz kötü, bizim komünist emperyalistimiz iyidir."

"Bizim tabumuz ve firavunumuz, sizin putunuz ve Nemrutunuzdan değerlidir."

"Bizimkilerin işgal ve vahşetleri sosyalizm gereği; sizinkilerin yaptığı sömürgeciliktir" demeye getiren densizler, hepsinin yuları Siyonist sermaye baronlarının elindedir. Adam Simith'lerin de, Marx ve Engels'lerin de Mason Locaları birdir. Faşist Musollini'nin de, komünist Lenin'in de, Amerika'nın kapitalist liderlerinin de finansörleri aynı Rotscshcild'ler ve Rockefeller'dir.

Ha, bir de: "başörtüsü haydi neyse de, şu türban kötü niyetlidir, rahibe kıyafetidir, Sümerler de fahişeler de giyinmiştir" diyenler vardır ki, bunlar bu kesimin en zavallıları yerindedir. Çünkü böyleleri; başörtüsü düşmanlığının ne denli haksız ve dayanaksız olduğunun bilincindedir, ama vicdanlarını bastırmak ve kendilerini temize çıkarmak için, maalesef böylesine gülünç ve iğrenç durumlara düşülmektedir.

Atatürk, ne sosyalisttir, ne kapitalisttir!

Bu iddialar Atatürk'ü küçültme ve gözden düşürme gayretidir

Bir yazarın dediği gibi; Bizdeki komünist kafalı 68 Kuşağı, Gazi'yi Che Guevara ve Ho Şi Minh'le aynı safta görüyor ve gösteriyordu. Bir grup bu tabloya Mao'yu da ekliyordu.

"Ulusalcı sol" sitelerde hâlâ aynı şey yapılıyordu.

Evet, Mustafa Kemal Paşa da Mao ve Ho da işgalcilerle savaşmıştı. Ama bu kadar benzerlik, aralarındaki büyük farkları örtmeye yetmiyordu.

Che'ye gelince; haydi romantizme saygı duyalım, ama bir Allah'ın kulunun çıkıp da Che'den "devlet adamı" diye bahsetmesi duyulmuş muydu?

Bunları ne Atatürk'ü yüceltmek ne de diğerlerini küçümsemek için yazıyoruz!

Sadece, aralarındaki muazzam farkların önemini vurgulamak istiyoruz.

"Devrimci" ve "antiemperyalist" kelimelerinin altına bu çok farklı resimleri dizerek aralarındaki işlev ve istikamet farklarını yok etmek tarihe ve Atatürk'e saygısızlık olurdu. Dahası, bu kavramları muğlâk hale getirerek ideolojik bir büyüye dönüştürme sahtekârlığı, artık sırıtıyordu.

Az mı kurban verdik ideolojik büyülere?

Kim ileri görüşlü?

Atatürk'ün "hiçbir emperyalist devletle antlaşma imzalamadığı"nı söylemek bu ideolojik büyünün yanılgısıdır.

Bu kurgunun baş mimarlarından Doğan Avcıoğlu, bir darbe ile Türkiye'nin ‘dünya'sını değiştirmek amacıyla böyle bir ideolojik büyüye sarılmıştır.

Yakup Kadri bile Atatürk'ün "kimseden yardım almadan, kimseyle ittifak yapmadan" Milli Mücadele'yi yürütüp ülkeyi yönettiğini yazabilmiştir! Onun amacı ise sadece ululaştırmaktır.

Ne amaçla olursa olsun, karmaşık tarihsel gerçekliğin ideolojik şablonlarla örtülmesi, bugüne bakışta da şaşılık yaratmıştır.

Tarihte de günümüzde de şartlara göre ittifaklar yapılır, gerekirse vazgeçilip bırakılır. Mustafa Kemal de Milli Mücadele sırasında Bolşevik Rusya ve İslam dünyası ile ittifak yapmış, yardım almıştır! Lozan'la birlikte Batı'yla da ilişki fırsatları aramış, kredi almış, İngiltere ve Fransa ile ittifak için ömrü vefa etmemiş, imzayı İnönü atmıştır.

Türkiye iyi ki 68 Kuşağı'nın, Avcıoğlu'nun, Mihri Belli'nin şablonuna uyarak Che'lerin, Ho'ların, Nâsır'ların, sonra da Enver Hoca ve Mao'ların dünyasına kaymamıştır. Ve tabi Atatürk'ten sonra İnönü'nün Batı hayranlığı ve ABD mandacılığı ayrı bir sakatlıktır.

Bakın, Çin Mao'nun, Vietnam da Ho'nun yolunu terk etti; Şimdi Atatürk'ün fark ve ileri görüşlülüğü daha iyi anlaşılmaktadır


Bu yazarin diger makaleleri

KEŞKE!
  Bu “Keşke!”ler, acizlik ve çaresizlik durumlarımızın bir neticesi; kalbi temenni...
Devami
KİŞİLİK BOZUKLUĞU VE HAYÂSIZLIK
  Hayâ imandan gelir. Fuhuş ise, çirkin ve edepsiz söz...
Devami
Kamu Düzeni Müsteşarlığı! GÜVENLİĞİMİZ CIA VE MOSSAD’A MI İHALE EDİLİYOR?
Kitabına uydurulmuş, hukuksuz dinlemeler yeni bir savaş başlatıyordu: Bir kişi veya...
Devami
64 Yıldır Milli Eğitimimizi Yönlendiren ABD FULBRIGHT ŞEBEKESİ VE AKP’NİN PİNTİ TAHRİBİ
  Son Osmanlı ulemasından olup, Maarif (Milli Eğitim), Vakıflar, Adalet, Ticaret...
Devami
KENDİNİ AŞAN RAKİBİNİ DE AŞACAKTIR!
  Hep başkalarının hareketlerinden anlamlar çıkartmaya çalışıyoruz. Ama hakikat aynasında...
Devami
DOSTLUK AHLAKI VE ARKADAŞLIK ADABI
“Allah için sevmek ve yine Allah için buğzetmek” yani insanları...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 2185

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR