{"id":289,"date":"2006-11-25T05:36:08","date_gmt":"2006-11-25T05:36:08","guid":{"rendered":"https:\/\/www.millicozum.com\/mc\/2006\/11\/25\/mutlak-varlik-gge-varlik-ve-yokluk\/"},"modified":"2006-11-25T05:36:08","modified_gmt":"2006-11-25T05:36:08","slug":"mutlak-varlik-golge-varlik-ve-yokluk","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.millicozum.com\/mc\/2006\/ocak-2006\/mutlak-varlik-golge-varlik-ve-yokluk\/","title":{"rendered":"MUTLAK VARLIK, G\u00d6LGE VARLIK ve YOKLUK"},"content":{"rendered":"<p>\u00a0  <\/p>\n<p align=\"center\"> <strong>&#8212;<\/strong><strong>&quot;O&#39;na<\/strong><strong> benzeyen (hi\u00e7) bir \u015fey yoktur.&quot; (\u015eura:11)<\/strong>  <\/p>\n<p> &#160; <\/p>\n<p> Bu makalede, \u0130slam tasavvufundaki &quot;Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi- Vahdet-i Vucud&quot; &quot;Varl\u0131\u011fa \u015eahitlik-Vahdet-i \u015euhud&quot; konular\u0131 ve baz\u0131 velilerin &quot;Enel Hakk-Hakk benim!&quot; s\u00f6zleri gibi incelikler ele al\u0131nmaya ve de\u011ferlendirilmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu konular, Bat\u0131&#39;da ve bizde \u00e7ok de\u011fi\u015fik inan\u00e7 ve g\u00f6r\u00fc\u015f sahibi yazarlar taraf\u0131ndan i\u015flenmesine ra\u011fmen, kanaatimizce, yayg\u0131n pop\u00fcler g\u00f6r\u00fc\u015fler do\u011fru de\u011fildir ve bu konular\u0131n inceliklerini yans\u0131tmaktan uzakt\u0131r ve yanl\u0131\u015f anla\u015f\u0131lmalara sebep olmaktad\u0131r. Amac\u0131m\u0131z, bu hususlardaki temel bilgileri aktarmak, do\u011fru bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131n\u0131 ortaya koymak ve b\u00f6ylece, ger\u00e7e\u011fe ula\u015fmak isteyenlere, yard\u0131mc\u0131 olmakt\u0131r. Konunun \u00f6z\u00fc ve incelikleri, \u0130slam kaynaklar\u0131ndan g\u00fcn\u00fcm\u00fcz diliyle verilmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r&#8230; S\u00f6zkonusu hususlar\u0131n \u00e7evresinde yap\u0131lan yanl\u0131\u015f de\u011ferlendirmelerin ve ortaya koyulan eserlerin incelemesini ve ele\u015ftirisini yapmaktan ziyade; bu hususlardaki &quot;do\u011fru yakla\u015f\u0131m\u0131&quot; verebilmek hedeflenmi\u015ftir. Faydalan\u0131lan kaynaklar makale sonunda bulunabilir.  <\/p>\n<p>  \u00a0  <\/p>\n<p> Tasavvuf&#39;i incelikleri ve \u0130slami hikmetleri bilmeden &quot;Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi&quot;, &quot;Varl\u0131\u011fa \u015eahitlik&quot; gibi konular\u0131 ve bunlar\u0131 a\u00e7\u0131klayan kitaplar\u0131 tamamen anlamak imkans\u0131zd\u0131r \u00e7ok uza\u011f\u0131z. Onun i\u00e7in, beyin kapasitesini a\u015fan b\u00f6yle hususlarda &quot;kuru ak\u0131l&quot;la de\u011ferlendirme yapma yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015fmemek laz\u0131md\u0131r. S\u00f6z (kaal) de\u011fil, &quot;hal&quot;den bahsedildi\u011fi i\u00e7in, bu tecr\u00fcbeleri dile-s\u00f6ze d\u00f6kmek kolay olmamaktad\u0131r. Tasavvuf b\u00fcy\u00fcklerinin m\u00fcthi\u015f &quot;halleri&quot;ne nazaran \u00e7ok basit kalan baz\u0131 &quot;hallerimiz&quot;i bile ifade edemedi\u011fimiz, dile d\u00f6kemedi\u011fimiz g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda, bu &quot;ak\u0131l \u00f6tesi&quot; tecr\u00fcbelerin &quot;s\u0131r&quot;r\u0131na biraz olsun yakla\u015f\u0131labilir&#8230; Hatta, dilimizdeki g\u00fczel tamlamalardan biri de &quot;halden anlayan&quot;d\u0131r. \u00dcmit edilir ki, okuyucular da bu makalede bahsedilenleri &quot;hal&quot; olarak ya\u015faman\u0131n fark\u0131n\u0131 takdir ederler ve halden anlarlar.  <\/p>\n<p> Tasavvuf b\u00fcy\u00fcklerinden birka\u00e7\u0131n\u0131n s\u00f6zlerinden, b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n bir oldu\u011fu anla\u015f\u0131labilmekte ise de bu haller bir\u00e7oklar\u0131na cezbe ve sekr (manevi sarho\u015fluk) halinde, kendilerini yok bildikten sonra has\u0131l olmaktad\u0131r. Kendilerini b\u00f6yle yok bilmeleri, Allah&#39;tan ba\u015fka her \u015feyi unuttuklar\u0131 i\u00e7indir.  <\/p>\n<p> Bilgiler anlat\u0131lmak i\u00e7in harfler, sesler, semboller kullan\u0131l\u0131r. Bu harflerin, seslerin ve sembollerin anlat\u0131lan bilgi ve manalarla hi\u00e7bir benzerli\u011fi ve beraberli\u011fi yoktur. \u015eu var ki, onlar\u0131n aynas\u0131 gibidirler. Bilgiler bunlarla meydana \u00e7\u0131kar&#8230; &quot;Bu harfler, sesler ve semboller bilgilerin kendileridir.&quot; denilemez. Burada kapsama veya beraberlik yoktur. Fakat anlamlar ile harfler, sesler ve semboller aras\u0131nda; g\u00f6stermek ve g\u00f6sterilmek, anlatmak ve anlat\u0131lmak bak\u0131m\u0131ndan bir &quot;ba\u011fl\u0131l\u0131k&quot; vard\u0131r. Bu noktan\u0131n yaz\u0131 boyunca g\u00f6zden \u00e7\u0131kar\u0131lmamas\u0131, okuyucuya \u00e7ok yard\u0131mc\u0131 olacakt\u0131r.  <\/p>\n<p> <strong>\u00a0&quot;VARLIK&quot; KAVRAMI<\/strong>  <\/p>\n<p> &quot;Varl\u0131k&quot; son derece kapsaml\u0131 bir kavramd\u0131r; &quot;hayat&quot; kavram\u0131 gibi geni\u015f anlaml\u0131d\u0131r. Bu y\u00fczden nerede ve ne mana verildi\u011fi ve anla\u015f\u0131lmal\u0131 ve ona g\u00f6re yorumlanmal\u0131d\u0131r.  <\/p>\n<p> Varl\u0131k kavram\u0131n\u0131, zaman ve zaman muhtevas\u0131 i\u00e7inde imkan ve ihtimallere a\u00e7\u0131lan -m\u00fcmk\u00fcn ve ge\u00e7ici olan- ve ger\u00e7ekle\u015fmelerle ortaya \u00e7\u0131kan b\u00fct\u00fcn &quot;varl\u0131klar&quot; i\u00e7in veya ku\u015fat\u0131c\u0131 anlamda &quot;varl\u0131k b\u00fct\u00fcn\u00fc&quot; kasd\u0131yla kulland\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi, \u00f6ncesi ve sonras\u0131 olmayan, zaman\u0131n ve varl\u0131\u011f\u0131n kendisiyle var oldu\u011fu &quot;Mutlak Varl\u0131k-Allah&quot; kasd\u0131yla da kullan\u0131yoruz. Bir de, zaman ve mekana nispetle keyfiyetten uzak ve &quot;Mutlak Varl\u0131k&quot;a nispetle keyfiyet dairesine giren, &quot;maddeyi a\u015fan, maddeyi f\u0131k\u0131rdatan ve en b\u00fcy\u00fck \u00f6zelli\u011fi, g\u00f6r\u00fclmez ve g\u00f6r\u00fcnmez, bilinmez ve kavranmaz olan&quot; ruh i\u00e7in&#8230; En genel haliyle &quot;varl\u0131k&quot; ikidir: Birisi, hakikatte var olan Mutlak Varl\u0131k-Allah&#39;d\u0131r, ikincisi, g\u00f6lge(zil) gibi olan yarat\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. Yarat\u0131lm\u0131\u015flar da iki s\u0131n\u0131fd\u0131r: 1- \u00d6l\u00e7\u00fcl\u00fcp bi\u00e7ilebilir olanlar 2- \u00d6l\u00e7\u00fcl\u00fcp bi\u00e7ilebilir olmayanlar. Buna g\u00f6re varl\u0131k \u00fc\u00e7e ayr\u0131l\u0131r: &quot;Halk Alemi&#8230; Emr Alemi&#8230; Zat Alemi&#8230;&quot;  <\/p>\n<p> Halk Alemi: \u00d6l\u00e7\u00fcl\u00fcp bi\u00e7ilebilir varl\u0131klard\u0131r&#8230;  <\/p>\n<p> Emr Alemi: Halk alemine nispetle her t\u00fcrl\u00fc keyfiyetten uzak Ama Zat Alemi&#39;ne nispetle keyfiyet dairesine giren, b\u00f6l\u00fcnme ve birle\u015fme kabul etmez keyfiyet halindeki tecellilerdir. \u00d6rne\u011fin: Ruh Emr Alemi&#39;ndendir. Mukaddes \u00f6l\u00e7\u00fc meali : &quot;De ki, ruh Rabbimin emrindendir.&quot;  <\/p>\n<p> Zat Alemi: G\u00f6r\u00fcn\u00fcr ve g\u00f6r\u00fcnmez her t\u00fcrl\u00fc keyfiyetten uzakt\u0131r, ne O san\u0131lan her\u015fey, sadece O&#39;na perde olup bir tecelli ve tezah\u00fcr makam\u0131ndad\u0131r. O \u00f6tenin de \u00f6tesinde, sonsuz kere \u00f6tenin \u00f6tesinde, oland\u0131r. B\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131 &quot;Mutlak Varl\u0131k&quot;\u0131n zat ve s\u0131fatlar\u0131n\u0131 ifade eden Zat Alemi&#8230; Mukaddes \u00f6l\u00e7\u00fc meali: &quot;Biliniz ki, halk ve emr O&#39;nundur.&quot; Ayetiyle a\u00e7\u0131klanmaktad\u0131r.  <\/p>\n<p> Varl\u0131\u011f\u0131n t\u00fckendi\u011fi bir s\u0131n\u0131r iddia etmek, varl\u0131\u011f\u0131 yoklukla s\u0131n\u0131rlamak demektir&#8230; Bu, &quot;yokluk varl\u0131\u011f\u0131 kapsar&quot; gibi \u00e7eli\u015fik bir h\u00fck\u00fcm de\u011fil midir?.. Bu h\u00fck\u00fcm, yoklu\u011fu \u00fc\u00e7 boyutlu bir de\u011fer haline getirmez mi?.. Yok&#39;un da bir var oldu\u011funu bildikten sonra, varl\u0131k ve yokluk kavramlar\u0131n\u0131n kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 yere g\u00f6re manaland\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlamak gerekir.  <\/p>\n<p> <strong>\u00a0MUTLAK VARLIK-G\u00d6LGE VARLIK-\u0130NSAN-ALEM<\/strong>  <\/p>\n<p> Her \u015feyden, her kay\u0131ttan ve kal\u0131ptan uzak ve g\u00f6r\u00fcn\u00fcrlerin g\u00f6r\u00fcnmezlerin \u00f6tesinde bulunan, \u00f6telerin de \u00f6tesinde ve olan Allah, zat\u0131 itibariyle her t\u00fcrl\u00fc idrakten m\u00fcnezzeh ve m\u00fcberrad\u0131r.  <\/p>\n<p> \u0130lk beliri\u015f (tecellisi) mertebesi; vucudi beliri\u015ftir. Bu v\u00fccut; ilk tecelliye g\u00f6lge olma suretiyle Zat-Allah&#39;a ve s\u0131fatlara ait b\u00fct\u00fcn kemalleri kendinde toplam\u0131\u015ft\u0131r.  <\/p>\n<p> \u0130kinci beliri\u015f, ilk toplu mertebenin a\u00e7\u0131lmas\u0131d\u0131r ve bu mertebede sabit olan, &quot;hayat&quot; s\u0131fat\u0131d\u0131r. Hayat s\u0131fat\u0131, b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar\u0131n anas\u0131d\u0131r ve -sanki- Zat mertebesinde sabit olan, hayat s\u0131fat\u0131n\u0131n g\u00f6lgesidir ki, onun hakk\u0131nda &quot;ne Odur, ne O&#39;ndan ba\u015fkad\u0131r&quot; denmi\u015ftir. Bu g\u00f6lge, Zat mertebesinin gerisinde meydana geldi\u011finden, &quot;O&#39;ndan ba\u015fka(gayr) de\u011fildir.&quot; s\u00f6z\u00fc onun hakk\u0131nda sabit olmaz. Bu sebeple O, &quot;ba\u015fkal\u0131k-gayriyyet&quot; ile adland\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.  <\/p>\n<p> &quot;\u0130lim&quot; s\u0131fat\u0131 ki, hayat s\u0131fat\u0131n\u0131n g\u00f6lgesidir. Bu s\u0131fat, di\u011fer b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Kudret, irade ve di\u011fer s\u0131fatlar ba\u011f\u0131ms\u0131z olduklar\u0131 halde &#8211; sanki- onun par\u00e7alar\u0131d\u0131r. Zira bu s\u0131fat\u0131n Allah ile bir \u00e7e\u015fit birle\u015fmesi vard\u0131r ki, O&#39;nun gayr\u0131 de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc, &quot;huzuri ilim suretinde, bilginin, bilenin ve bilinenin birle\u015fmeleri&quot; vard\u0131r. Lakin ilim s\u0131fat\u0131n\u0131n adeta par\u00e7alar\u0131 olan kudret, kudret sahibi ve kudretlenmi\u015f \u015fey aras\u0131nda birle\u015fme olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, iradede de bu birle\u015fme yoktur.  <\/p>\n<p> \u0130lim s\u0131fat\u0131ndan sonra s\u0131ras\u0131yla kudret, irade, duyma, g\u00f6rme, konu\u015fma ve yaratma s\u0131fatlar\u0131 gelir. Yaratma s\u0131fat\u0131 alemin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n sebebidir. Alem, onun g\u00f6lgesi, yani eseridir, fakat tecellisi de\u011fildir. Yaratma s\u0131fat\u0131, kudret s\u0131fat\u0131n\u0131n gerisindedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc, &quot;fiil&quot;in ve &quot;terkin&quot; ger\u00e7ekli\u011fi vard\u0131r ve yaratmada fiil taraf\u0131 belirmi\u015ftir. &quot;Kudret&quot;, iradeden \u00f6nce; &quot;yaratma&quot;, iradeden sonrad\u0131r.  <\/p>\n<p> <strong>Hakikat \u015fudur ki, alem her an yeni bir tecelli (\u0130lahi kudretin g\u00f6r\u00fclmesi) ile var olmaktad\u0131r. E\u011fer tecelli bir an kesilse, varl\u0131\u011f\u0131ndan eser kalmaz. Tecellide ise tekrarlanma yoktur. Her tecelli eski varl\u0131\u011f\u0131 giderir ve yeni bir varl\u0131k meydana getirir. Tecellinin her varl\u0131\u011f\u0131 gidermesi, onun gidi\u015fi an\u0131nda varl\u0131\u011f\u0131n yok olmas\u0131, yeni bir varl\u0131\u011f\u0131n yarat\u0131lmas\u0131 da ba\u015fka bir tecellinin onu meydana getirmesidir ve e\u015fyan\u0131n yok olmas\u0131 an\u0131, onun var olmas\u0131 an\u0131n\u0131n ayn\u0131d\u0131r.<\/strong>  <\/p>\n<p> Allah, alemi yaratmay\u0131 diledi\u011finde \u00f6nce Zat&#39;\u0131nda varl\u0131k(vucut) s\u0131fat\u0131n\u0131, ondan sonra da bu vucut s\u0131fat\u0131n\u0131n suretleri olan di\u011fer s\u0131fatlar\u0131 yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Allah vucud&#39;u yaratt\u0131ktan sonra: bu sabit v\u00fccut&#39;tan o varl\u0131k (v\u00fccut)&#39;\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan yokluk i\u00e7erisine bir g\u00f6lge d\u00fc\u015f\u00fcrm\u00fc\u015f ve orada &quot;m\u00fcmk\u00fcn ve ge\u00e7ici olan varl\u0131k&quot; varl\u0131k(v\u00fccut) bulmu\u015ftur. Yine ayn\u0131 \u015fekilde, hayattan, bu hayat\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan yokluk i\u00e7erisine bir g\u00f6lge d\u00fc\u015f\u00fcrm\u00fc\u015f ve orada &quot;ge\u00e7ici hayat&quot; meydana gelmi\u015ftir. Di\u011ferlerini de ayn\u0131 \u015fekilde meydana getirmi\u015f ve bu suretle ge\u00e7ici varl\u0131k ve onun hayat, ilim, kudret ve di\u011fer s\u0131fatlar\u0131, &quot;varl\u0131k&quot; ve &quot;yokluk&quot; neticesi olmu\u015ftur. <strong>Varl\u0131k ve yokluktan ibaret olan m\u00fcmk\u00fcn\u00fcn (yarat\u0131lan her\u015feyin) mahiyeti ise tabiatiyle yokluktur.<\/strong> (Eksiksizin kar\u015f\u0131s\u0131ndaki eksik ve kopuklunun mahiyeti tabii olarak yokluktur.) \u00c7\u00fcnk\u00fc g\u00f6lge &quot;\u015fey&quot;in ayn\u0131 de\u011fildir, onun ancak benzeri, \u00f6rne\u011fidir; &quot;misal alemi&quot;&#8230; Birisi di\u011ferine ba\u011flanamaz. &quot;G\u00f6lge&quot;, yani m\u00fcmk\u00fcn\u00fcn hakikati, isim ve s\u0131fatlar\u0131n yoklu\u011fa d\u00fc\u015fen akislerinden bir akis ve &quot;yokluklardan bir yokluk&quot;tur. B\u00f6yle olunca, &quot;m\u00fcmk\u00fcn&quot;, &quot;zorunlu (vacip)&quot;nun ayn\u0131 olamaz. <strong>Bu y\u00fczden, &quot;her \u015fey O&#39;dur&quot; dememeli, &quot;her \u015fey O&#39;ndand\u0131r.&quot; demelidir.<\/strong>  <\/p>\n<p> &quot;M\u00fcmk\u00fcn&quot;\u00fcn mahiyeti yokluk olunca, o, b\u00fct\u00fcn noksanl\u0131klar\u0131n ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin yuvas\u0131d\u0131r. Onlarda varl\u0131k (v\u00fccut) olsun veya varl\u0131\u011fa dair olsun, kemallerden g\u00f6r\u00fcnen \u015feyler, s\u0131rf Allah&#39;\u0131n l\u00fctfudur. <strong>\u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, yerlerin ve g\u00f6klerin nurudur ve O&#39;nun d\u0131\u015f\u0131nda ne varsa g\u00f6lgedir. <\/strong>Yokluk ise, b\u00fct\u00fcn g\u00f6lgelerin \u00fcst\u00fc&#8230;  <\/p>\n<p> Varl\u0131\u011f\u0131 zaruri-zorunlu-vacip olan\u0131n hakikati &quot;s\u0131rf varl\u0131k&quot;t\u0131r ve b\u00fct\u00fcn hay\u0131r ve kemallerin ayn\u0131d\u0131r. Bu varl\u0131\u011f\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 da &quot;sabit yokluk&quot;tur. S\u0131rf yokluk o yokluktur ki, her t\u00fcrl\u00fc nisbet ve izafetlerden uzakt\u0131r ve b\u00fct\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin ve noksanlar\u0131n ayn\u0131d\u0131r. Fakat herhangi bir \u015feyin tam olarak meydana \u00e7\u0131kmas\u0131 i\u00e7in, o \u015feyin hakikatinin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda suret has\u0131l edip e\u015fyada z\u0131tlarla g\u00f6r\u00fcnmesi gerekti\u011finden, k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin k\u00f6k\u00fc de olsa, bu yokluk zorunludur ve &quot;s\u0131rf varl\u0131k&quot; da ancak &quot;s\u0131rf yokluk&quot; aynas\u0131nda tam bir \u015fekilde meydana \u00e7\u0131kabilir.  <\/p>\n<p> Yoklu\u011fun d\u0131\u015fta varl\u0131\u011f\u0131 yoktur; ancak, ilimde bir farkl\u0131la\u015fma kazanm\u0131\u015f ve hatta ilmi &quot;varl\u0131k&quot;da da has\u0131l olmu\u015ftur. Hakikat yolunun sonunda olanlar, yokluk mertebesinde noksanl\u0131ktan ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckten her ne sabit olursa, onun z\u0131tt\u0131 olan varl\u0131k(vucut)tan \u00e7aresiz olarak meydana gelece\u011fi ve &quot;yokluk&quot; mertebesinde \u00e7\u0131kan her bir kemalin &quot;varl\u0131k-vucut&quot;a ispat edilmi\u015f bulunaca\u011f\u0131 cihetle, yoklu\u011fun bu &quot;zihni olan varl\u0131\u011f\u0131&quot;n\u0131, varl\u0131\u011f\u0131n aynas\u0131 saym\u0131\u015flard\u0131r. Bu takdirde &quot;yokluk&quot;, varl\u0131\u011fa ait kemallerin meydana \u00e7\u0131kmas\u0131 i\u00e7in zorunlu olur ve ayna say\u0131lmas\u0131n\u0131n sebebi de ancak budur.  <\/p>\n<p> &quot;S\u0131rf yokluk&quot; g\u00f6lgelerden etkilenmemi\u015f ve onlardan renk almam\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu yokluk, g\u00f6lgelerin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 de\u011fil, ancak &quot;s\u0131rf varl\u0131k(vucut)&quot;\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Soru:  <\/p>\n<p> &#8211; &quot;S\u0131rf yoklu\u011fa, z\u0131tt\u0131 olan &quot;s\u0131rf varl\u0131k&quot;\u0131n rengiyle h\u00fckmetmek, iki z\u0131tt\u0131 birle\u015ftirmek olmaz m\u0131?&quot;  <\/p>\n<p> Cevap:  <\/p>\n<p> &#8211; &quot;Yokluk kavram\u0131 ikinci dereceden kavray\u0131\u015flardand\u0131r ve d\u0131\u015f varl\u0131\u011f\u0131 yoktur. Fakat yoklu\u011fun birimlerinden birisi, varl\u0131k ile s\u0131fatlanabilir. Yine alimler, &quot;g\u00f6lge varl\u0131k, zorunlu olan varl\u0131\u011f\u0131n ayn\u0131 de\u011fildir.&quot; demi\u015flerdir. Zira g\u00f6lge varl\u0131k da -mahiyeti &quot;yokluk&quot; oldu\u011fu i\u00e7in- , ikinci dereceden kavray\u0131\u015flardand\u0131r ve d\u0131\u015f varl\u0131\u011f\u0131 yoktur. Halbuki zorunlu varl\u0131k-Allah d\u0131\u015fta mevcuttur ve bu takdirde ayn\u0131 de\u011fillerdir.&quot;  <\/p>\n<p> Topluca ve k\u0131saca s\u00f6ylemek gerekirse, &quot;s\u0131n\u0131rl\u0131 ve ge\u00e7ici varl\u0131k&quot;, s\u0131rf yokluktan meydana gelerek &quot;akt\u00fcel varl\u0131k&quot; kazanm\u0131\u015f ve bu suretle b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flar(alem), \u00e7e\u015fitli s\u0131fatlar\u0131n\u0131 ve onun objelerini elde etmi\u015ftir. Ger\u00e7i alem bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015ften ibarettir ama, bu g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f bizim hayal kuvvetimize ba\u011fl\u0131 de\u011fildir. Alem bizden ayr\u0131 olarak mevcuttur. Fakat &quot;hakikatte varl\u0131k sahibi olan hakiki varl\u0131k&quot; ancak Allah oldu\u011fundan, alemin varl\u0131\u011f\u0131 Allah&#39;\u0131n bir l\u00fctfundan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Allah, g\u00f6rd\u00fcklerimizin, d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcklerimizin, k\u0131saca, her \u015feyin \u00f6tesinde ve \u00fcst\u00fcndedir.  <\/p>\n<p> Allah, mutlak ve zorunlu, alem ise m\u00fcmk\u00fcn ve ge\u00e7icidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc alem, zaman ve mekandad\u0131r.  <\/p>\n<p> \u0130nsan\u0131n cevheri olan ruh da bir yarat\u0131kt\u0131r. Fakat ruh, &quot;halk alemi&quot;nden olmay\u0131p &quot;emir alemi&quot;nden olmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla, onun kendine has e\u011filimi iyiliklere y\u00f6nelmektir. Lakin, halk aleminde bedene girince, yani nefsle kar\u0131\u015f\u0131nca, onun mahiyeti dolay\u0131s\u0131yla zorunlu olarak k\u00f6t\u00fcl\u00fcklere y\u00f6nelmi\u015f ve onda k\u00f6t\u00fc istekler do\u011fmu\u015ftur.  <\/p>\n<p> <strong>Yarat\u0131l\u0131\u015f daha ba\u015flang\u0131\u00e7tan itibaren bir &quot;varl\u0131k- yokluk&quot; ili\u015fkisidir; bu sebeple de m\u00fcmk\u00fcn, yani alem, &quot;varl\u0131k-yokluk&quot; ili\u015fkisinin bir sonucudur ve mahiyeti yokluktur.<\/strong>  <\/p>\n<p> Allah&#39;\u0131n isim ve s\u0131fatlar\u0131 topluluktan da\u011f\u0131l\u0131\u015f ve yay\u0131l\u0131\u015fa ge\u00e7ince, ilim mertebesinde de birbirlerinden ayr\u0131lm\u0131\u015flar ve &quot;aks&quot; etmi\u015flerdir. Bu birbirinden ayr\u0131lm\u0131\u015f olan her bir isim ve s\u0131fat\u0131n ise, yokluk mertebesinde bir kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve z\u0131tt\u0131 vard\u0131r. Mesela ilim s\u0131fat\u0131n\u0131n yokluk mertebesinde kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve z\u0131tt\u0131, ilmin yoklu\u011fu olur ki, &quot;bilgisizlik(cehil)&quot;tir. Kudret s\u0131fat\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve z\u0131tt\u0131 da, &quot;kudretsizlik(acz)&quot;tir. \u0130\u015fte bu k\u0131yas \u00fczere, o kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 yokluklar da Allah&#39;\u0131n vacib ilminde birbirinden ayr\u0131lm\u0131\u015flar ve kendi kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 isim ve s\u0131fatlar\u0131n\u0131n akislerinin meydana \u00e7\u0131k\u0131p g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcne ayna olmu\u015flard\u0131r. B\u00f6ylece &quot;m\u00fcmk\u00fcnlerin hakikatleri&quot;, yoklu\u011fa akseden \u015fekillerdir. Yokluklar, mahiyetlerin prensipleri ve maddeleri gibidir. E\u015fyan\u0131n hakikatleri, \u0130lahi isimler ve s\u0131fatlar\u0131n z\u0131tlar\u0131 olan yokluklard\u0131r.  <\/p>\n<p> &quot;\u0130lim&quot; mertebesinde, isimler ve s\u0131fatlar\u0131n &quot;ilmi suretleri&quot; yokluk aynalar\u0131nda aksetmi\u015fler ve onlarla kar\u0131\u015fm\u0131\u015flard\u0131r. &quot;\u0130lim suretleri&quot; mertebesi, isim ve s\u0131fatlar\u0131n ayn\u0131 de\u011fil, ancak onlar\u0131n misalleri ve g\u00f6lgeleridir. E\u015fya alemi de, yarat\u0131l\u0131\u015ftan \u00f6nceki \u015fekil suretleri, yani &quot;ayan-\u0131 sabite&quot; g\u00f6lgesi olup, &quot;ayan-\u0131 sabite&quot;nin ayn\u0131 de\u011fildir.  <\/p>\n<p> &quot;Yokluk&quot;, varl\u0131\u011f\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve z\u0131tt\u0131d\u0131r. Bu sebeple de b\u00fct\u00fcn noksanl\u0131klar\u0131n ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin yuvas\u0131d\u0131r. &quot;Varl\u0131k&quot; ise, &quot;topluluk&quot; mertebesinde hay\u0131r ve kemalin ayn\u0131d\u0131r ve as\u0131llar\u0131n asl\u0131 olan makamda Zat \u00fczerine &quot;k\u00f6k-istikak&quot; yoluyla atfedilemedi\u011fi gibi, yokluk da yokluk mahiyeti \u00fczerine k\u00f6k yoluyla atfedilmi\u015f olmayan varl\u0131\u011f\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. O mertebede o mahiyet yok denemez; belki o mahiyet, yoklu\u011fun da olmad\u0131\u011f\u0131 yokluk, yani &quot;s\u0131rf yokluk&quot;tur. Fakat ilmi a\u00e7\u0131klamada o mahiyete yokluk ili\u015fince, o mahiyetin par\u00e7alar\u0131 yoklukla s\u0131fatlanm\u0131\u015f olur; dolay\u0131s\u0131yla da &quot;k\u00f6k-istikak&quot; atf\u0131 onlar i\u00e7in do\u011fru olur. Yoklu\u011fa mahsus toplulu\u011fa ait mahiyetten al\u0131nm\u0131\u015f olan &quot;yokluk kavram\u0131&quot;, g\u00f6lge gibidir; ve o mahiyet onun b\u00fct\u00fcn ayr\u0131lm\u0131\u015f olan birimlerine k\u00f6k yolu ile atf olunur. Onun &quot;yokluk&quot;u, topluluk mertebesinde b\u00fct\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin ve noksanl\u0131klar\u0131n ayn\u0131 oldu\u011fundan, Allah&#39;\u0131n ilminde her bir \u015fey di\u011ferinden ayr\u0131larak meydana \u00e7\u0131km\u0131\u015f ve her bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck di\u011ferinden farkl\u0131la\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. &quot;Varl\u0131k-Vucut&quot; taraf\u0131nda da i\u015f ayn\u0131 \u015fekildedir. Varl\u0131k, topluluk mertebesinde her kemalin ayn\u0131 idi; fakat ilimde meydan gelen ayr\u0131l\u0131k mertebesinde, her bir kemal di\u011ferinden ayr\u0131larak farkl\u0131la\u015ft\u0131 ve her bir hay\u0131r di\u011fer hay\u0131rdan ayr\u0131ld\u0131. \u015eu halde, bu varl\u0131k kemallerinden her bir kemal, onun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan yoklu\u011fa ait noksanl\u0131klardan her birinde &quot;ilim mertebesinde&quot; aksetmi\u015f ve her birinin ilim suretleri birbirine kar\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. K\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden ve noksanl\u0131klardan ibaret olan yokluklar, ilim mertebesinde, ilme ait farkl\u0131la\u015fma g\u00f6steren ve akseden kemallerle birlikte e\u015fyan\u0131n mahiyetleridir. Yokluklar, o mahiyetlerin as\u0131llar\u0131 ve maddeleri, kemaller de onlara sokulan suretler gibidir.  <\/p>\n<p> <strong>\u00a0TASAVVUF YOLCULU\u011eU<\/strong>  <\/p>\n<p> <em>&quot;Can-\u0131 g\u00f6n\u00fclden gerektir Halik&#39;i zikreylemek,<\/em> <em>Yoksa Allah demeklik ka\u011fez(sak\u0131z) olur her dile.&quot;<\/em>  <\/p>\n<p> <em>&quot;Kendini yok bil, kemal ancak budur,<\/em> <em>O&#39;nda yok ol, kavu\u015fmak i\u015fte budur!..&quot;<\/em>  <\/p>\n<p> Tasavvufunun en \u00fcst\u00fcn derecesinin, Allah&#39;\u0131 tan\u0131mak oldu\u011funu, tasavvuf b\u00fcy\u00fckleri bildirmi\u015flerdir. Allah&#39;\u0131 tan\u0131mak da Allah&#39;da yok olmak, yani yaln\u0131z O&#39;nun &quot;mutlak var&quot; oldu\u011funu, O&#39;ndan ba\u015fka her \u015feyin &quot;mutlak yok&quot; oldu\u011funu anlamak demektir&#8230; Tasavvuf, bu marifete, bu anlay\u0131\u015fa kavu\u015fturan yoldur.  <\/p>\n<p> Bu kendi varl\u0131\u011f\u0131ndan ge\u00e7ip Allah&#39;da yok olmaya &quot;fena&quot; denir. \u0130ki t\u00fcrl\u00fc fena vard\u0131r: Biri &#39;fena-i kalb&#39; olup, kalbin Allah&#39;tan ba\u015fka her \u015feyi unutmas\u0131d\u0131r. Ne kadar u\u011fra\u015fsa, O&#39;ndan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feyi hat\u0131rlayamaz. Kalb, Allah&#39;tan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feyi bilmez ve sevmez. \u0130kincisi, &#39;fena-i nefs&#39;dir. Nefsin fenas\u0131, onun yok olmas\u0131d\u0131r. \u0130nsan, kendisine &quot;ben&quot; diyemez olur; kendisi ve eseri kalmaz. Allah&#39;tan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feyi bilmez ve sevmez. Kendine ve ba\u015fkalar\u0131na bir ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131 kalmaz.  <\/p>\n<p> Tasavvuf yolunda ilerlemek, kendini yok bilmek, Allah&#39;a &quot;tam kul&quot; olmak i\u00e7indir. Allah&#39;tan ba\u015fka her \u015feyi unutmak ve yaln\u0131z Allah&#39;\u0131 var bilmek makam\u0131(abdiyyet makam\u0131)na. kavu\u015fan kimseye &quot;arif&quot; denir.  <\/p>\n<p> Tasavvuf yolculu\u011fu, d\u00fcnyada \u0130slamiyeti tam ya\u015famak i\u00e7indir. \u0130slamiyet -\u00e7ok kaba bir tarifle- \u00fc\u00e7 \u015feyden meydana gelmi\u015ftir. Bunlar, ilim, amel ve ihlast\u0131r. Tasavvuf, her \u015feyde ihlas\u0131 elde etmek i\u00e7indir.  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Ki\u015fi, sevdi\u011fiyle beraberdir.&quot;  <\/p>\n<p> Hadis&#39;i \u015ferifince Allah&#39;\u0131 seven Allah ile olur ve g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte insanlar ile birlikte ise de insanlardan ayr\u0131d\u0131r.  <\/p>\n<p> Ke\u015ff yolu ile edinilen bilgilerin do\u011fru olmas\u0131, \u0130slamiyete uygun olmalar\u0131 ile \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fcr. En ufak bir ayr\u0131l\u0131k manevi sarho\u015fluk (sekr)den ileri gelir. Din bilgilerinin do\u011frusu: Ehl-i S\u00fcnnet ve&#39;l Cemaat alimlerinin anlad\u0131klar\u0131, bildirdikleri bilgilerdir. Bunlara uymamak do\u011fru yoldan \u00e7\u0131kmakt\u0131r, yahut sekr halinde s\u00f6ylenmi\u015ftir. Sekr&#39;den tam kurtulmak, tasavvufun son makam\u0131(abdiyyet makam\u0131)nda olur, ba\u015fka makamlarda az \u00e7ok sekr bulunur. Veli, b\u00f6yle hallerinde sab\u0131rl\u0131 olmal\u0131 ve \u00fcst makamlara \u00e7ekildik\u00e7e bu hallerin kaybolaca\u011f\u0131n\u0131 bilmelidir.  <\/p>\n<p> Hace Bahaddin-i Nak\u015fibend Hazretleri&#39;ne &quot;Tasavvuf yolculu\u011fu ni\u00e7in yap\u0131l\u0131yor?&quot; diye soruldu\u011funda:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;K\u0131sa, toplu olan bilgilerin geni\u015flemesi, a\u00e7\u0131klanmas\u0131 ve ak\u0131l ile, d\u00fc\u015f\u00fcnce ile bulunan bilgilerin, ke\u015ff ile, kalp ile anla\u015f\u0131lmas\u0131 i\u00e7in..&quot; diye buyurdu. \u0130slamiyetin bildirdi\u011fi bilgilerden ba\u015fka \u015feyler \u00f6\u011frenmek i\u00e7in demedi. Tasavvuf yolunda ilerlerken, bazen, garip ve acaib \u015feylerle kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lmakta ise de, yolun sonuna var\u0131nca bu bilgilerin yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131kar, yaln\u0131z \u0130slamiyetin bildirdi\u011fi \u015feyler, a\u00e7\u0131k ve geni\u015f olarak bilinir&#8230;  <\/p>\n<p> Evliyan\u0131n ke\u015ffinde hata etmesi, yan\u0131lmas\u0131, ayet ve hadislerden h\u00fck\u00fcm \u00e7\u0131karan alim (m\u00fc\u00e7tehid) lerin, kuvvet ve kudretlerini tam kullanarak eri\u015ftikleri anlay\u0131\u015f(i\u00e7tihad)ta yan\u0131lmas\u0131 gibidir; kusur say\u0131lmaz. Bundan dolay\u0131, evliyaya dil uzat\u0131lmaz. Belki, hata edene de, bir derece sevap verilir. <strong>Yaln\u0131z \u015fu kadar fark vard\u0131r ki, m\u00fc\u00e7tehidlere uyanlara, onlar\u0131n mezhebinde bulunanlara da, hatal\u0131 i\u015flerde sevap verilir; evliyan\u0131n yanl\u0131\u015f ke\u015fflerine uyanlara sevap verilmez.<\/strong> \u00c7\u00fcnk\u00fc, ilham ve ke\u015ff, ancak sahibini ba\u011flar; ba\u015fkalar\u0131n\u0131 ba\u011flamaz. M\u00fc\u00e7tehidlerin s\u00f6z\u00fc ise, mezhebinde bulunan herkes i\u00e7in ba\u011flay\u0131c\u0131d\u0131r. O halde, veliler(evliya)in yanl\u0131\u015f ilhamlar\u0131na, ke\u015fflerine uymak gerekli ve caiz de\u011fildir. Ke\u015ff ve ilham\u0131n do\u011fru olup olmad\u0131\u011f\u0131, Ehl-i S\u00fcnnet alimlerinin bildirdiklerine uygun olup olmamas\u0131 ile anla\u015f\u0131l\u0131r. K\u0131l ucu kadar uygunsuzluk bulunursa &#39;yanl\u0131\u015f&#39;t\u0131r denilir.  <\/p>\n<p> \u015eeriat ile tasavvuf birbirinden ayr\u0131 de\u011fildir. \u0130slam&#39;a uymayan her \u015fey bat\u0131ld\u0131r; at\u0131lmas\u0131 laz\u0131md\u0131r. \u0130slam&#39;\u0131n istemedi\u011fi bir m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k, sap\u0131kl\u0131kt\u0131r. \u015eeriata yap\u0131\u015farak hakikati aramak, tasavvuftur.  <\/p>\n<p> Tasavvuf yolu, yedi basamakt\u0131r. Bu basamaklardan ikisi beden ile nefsin yolu olup, Halk Alemi&#39;ndendirler. Be\u015f basamak ise Emr Alemi&#39;ndendir ve &quot;kalb&quot;, &quot;ruh&quot;, &quot;s\u0131r&quot;, &quot;hafi&quot; ve &quot;ahfa&quot;n\u0131n yoludur. Bu yedi basamaktan her biri ge\u00e7ildik\u00e7e, nurdan ve zulmetten onbin perde a\u00e7\u0131l\u0131r. Nitekim, &quot;Allah ile kul aras\u0131nda nurdan ve zulmetten yetmi\u015fbin perde vard\u0131r.&quot; buyurulmu\u015ftur.  <\/p>\n<p> Emr Alemi&#39;nde olan birinci basamakta Allah&#39;\u0131n &quot;S\u0131fat-\u0131 Ef&#39;aliyye&quot;si tecelli eder. \u0130kinci basamakta, &quot;S\u0131fat-\u0131 Hakikiyye&quot;si tecelli eder ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc basamakta, &quot;Zat-\u0131 \u0130lahi&quot;nin tecellileri ba\u015flar. Erbab\u0131na sakl\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 gibi bu tecelliler artar. Yolcu(salik), her basamakta, kendinden uzakla\u015f\u0131r ve Allah&#39;a yakla\u015f\u0131r. Yedi basamak bitince, yak\u0131nl\u0131k de tamam olur.  <\/p>\n<p> \u00c7ekilmek(cezbe) ancak bir \u00fcst makama olur. Biranda Daha \u00fcst ve kutsi makamlara \u00e7ekilmez; ve ge\u00e7ilemez.. G\u00f6rme (\u015fuhud) de b\u00f6yledir. Bir makam g\u00f6r\u00fclebilir. O halde, &quot;kalb makam\u0131&quot;nda bulunup yolculuk yapmadan, cezb edilenler, ancak kalbin \u00fcst\u00fcndeki &quot;ruh makam\u0131&quot;na \u00e7ekilirler. Ba\u015flang\u0131\u00e7tan olan cezbede: bir \u00fcst makam, yani ruh (insan\u0131n kendi ruhu) m\u00fc\u015fahede edilir. <strong>Allah, ruhlar\u0131, kendi suretinde yaratt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, ruhu g\u00f6r\u00fcnce, Allah&#39;\u0131 g\u00f6rmek sanm\u0131\u015flard\u0131r.<\/strong> Ruhun, bu madde alemi ile bir ili\u015fkisi, ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in, ruhu g\u00f6r\u00fcnce, yarat\u0131lm\u0131\u015flar aynas\u0131nda, Allah g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor zann\u0131na kap\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. \u0130\u015fte, bu y\u00fczden, baz\u0131lar\u0131 -daha \u00fcst makamlara \u00e7\u0131kamad\u0131klar\u0131 ve aceleci davrand\u0131klar\u0131 i\u00e7in- beraberlik vard\u0131r, ha\u015fa kul ile Allah ayn\u0131d\u0131r gibi vartaya yuvarlanm\u0131\u015flard\u0131r.  <\/p>\n<p> <strong>\u00a0VARLI\u011eIN B\u0130RL\u0130\u011e\u0130-VARLI\u011eA \u015eAH\u0130TL\u0130K<\/strong>  <\/p>\n<p> Hz. Mevlana&#39;n\u0131n: <em>&quot;Ben Hakk\u0131m&#39; s\u00f6z\u00fc Mansur&#39;un a\u011fz\u0131nda \u0131\u015f\u0131k kesildi;<\/em> <em>&#39;Ben Hakk\u0131m&#39; s\u00f6z\u00fc Firavun&#39;un a\u011fz\u0131nda yalan oldu-gitti.&quot; <\/em>S\u00f6z\u00fc ne kadar anlaml\u0131d\u0131r.  <\/p>\n<p> &quot;Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi&quot; ve &quot;Varl\u0131\u011fa \u015eahitlik&quot; konusunda her \u015feyden \u00f6nce bilinmesi gereken \u015fudur ki, birinde &quot;varl\u0131\u011f\u0131n hakikati&quot; belirtilmi\u015f, di\u011ferinde ise buna musallat ve k\u00fcfre kadar yol verici sahteleri bu vas\u0131flar\u0131yla d\u0131\u015flay\u0131c\u0131 &quot;ya\u015fanan&quot; billurla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r&#8230; Bu y\u00fczden, Allah&#39;ta t\u00fckenen ve &quot;ben&quot; demenin yerini bulamayan idrakin &quot;Ben Hakk\u0131m!&quot; deyi\u015finin, firavun mizac\u0131n\u0131n \u0130lahl\u0131k taslayan ve nefs azg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren &quot;Ben Hakk\u0131m!&quot; deyi\u015fiyle kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmamas\u0131 laz\u0131md\u0131r. Biri eserde derinle\u015fme ve di\u011feri eser sahibi(m\u00fcessir)ne y\u00f6nelme \u015feklindeki bir miza\u00e7 hususiyetinde farkl\u0131la\u015fan bu birlik, &quot;varl\u0131\u011fa \u015fahitlik-varl\u0131\u011f\u0131 bilme&quot; yolundan &quot;varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi&quot;ni anlamak diye al\u0131n\u0131r ve bilenle bilinen aras\u0131ndaki ince s\u0131rra uygun hareket edilirse, hem topyekun insan ve toplum meselelerini &quot;b\u00fct\u00fcn muvazenelerde tecelli eden bir muvazene&quot; hikmeti i\u00e7inde ele al\u0131nabilici \u0130slam&#39;a muhatap anlay\u0131\u015f kavran\u0131r&#8230; Hem de g\u00fcya birinden birine ba\u011fl\u0131l\u0131k ad\u0131na, di\u011ferini inkara y\u00f6nelme ve b\u00f6ylece bizzat ba\u011fland\u0131\u011f\u0131 taraf\u0131ndan red edilme durumundan sak\u0131n\u0131l\u0131r. Kendilerinden ilham alaca\u011f\u0131m\u0131z bat\u0131n kahramanlar\u0131na bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131m\u0131z: haddimizi bilmek ve \u00f6l\u00e7\u00fclere uygun davranmakt\u0131r.  <\/p>\n<p> Kelam, &quot;belirmek-taayyun&quot; manas\u0131na gelen bir tabirdir&#8230; Taayyun ise, Arap\u00e7a &quot;ayan olmak-meydana \u00e7\u0131kmak&quot; demektir. Ve &quot;Kelam&quot; Allah&#39;\u0131n bir s\u0131fat\u0131d\u0131r; yarat\u0131lanlarda da yaln\u0131z insan\u0131n, bir ayr\u0131cal\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Alem, Allah&#39;\u0131n lisanlar\u0131ndan bir lisan; ve varl\u0131klar\u0131n hepsi, Allah&#39;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 mahluk olarak O&#39;nun kelimeleridir&#8230; Kelimeler hakikatlerin &quot;ifade&quot; olundu\u011fu aynalar durumundad\u0131r ve mana onlardan da soyut(m\u00fccerret) bir seviyede kal\u0131r.  <\/p>\n<p> Dolay\u0131s\u0131yla, &quot;HER \u015eEY, O DE\u011e\u0130L, O&#39;NDANDIR; BU Y\u00dcZDEND\u0130R K\u0130 O!..&quot;  <\/p>\n<p> Bunun \u00fczerinde dural\u0131m: &quot;O de\u011fil, O&#39;ndand\u0131r&quot;&#8230; Burada Allah-Yaratan ile yarat\u0131lan aras\u0131ndaki fark a\u00e7\u0131k\u00e7a bellidir ve \u00f6l\u00e7\u00fclere uygunluk, hadlere riayet tamamd\u0131r. Ancak bu mana ifade edili\u015f murad\u0131na y\u00f6neltilmez ve &quot;Allah&#39;\u0131n ahlak\u0131yla ahlaklanmak!&quot; memuriyetinin &quot;zaman\u00fcst\u00fc&quot; t\u0131rman\u0131\u015f gayesine ba\u011flanmazsa, burada ikilik g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ki, Allah&#39;tan ba\u015fka \u0130lah olmamas\u0131 ve Allah&#39;tan ba\u015fka mevcut bulunmamas\u0131 inanc\u0131na ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Bu mesele; \u015eeriat\u0131n kabu\u011funda kal\u0131nca, kuru ak\u0131lla nereye var\u0131laca\u011f\u0131na da bir \u00f6rnek say\u0131l\u0131r. K\u00fcfre kadar yol bulan, \u00f6l\u00e7\u00fclere uygunsuzluk!..  <\/p>\n<p> &quot;O&#39;ndand\u0131r, bu y\u00fczdendir ki O&quot;&#8230; Burada da, Allah ile mahluk aras\u0131ndaki adeta iktidar sahas\u0131 ifade eden ikilik kalkm\u0131\u015f ve Allah&#39;tan ba\u015fka mevcut olmamas\u0131 hakikati belirtilmi\u015ftir. Ancak bu ifade de murad\u0131na y\u00f6neltilmez ve &quot;Allah&#39;\u0131n ahlak\u0131yla ahlaklanmak!&quot; memuriyetinin, &quot;zaman\u00fcst\u00fc&quot; t\u0131rman\u0131\u015f gayesinde bir tecelli, Allah&#39;\u0131n murad\u0131 kendi murad\u0131 olmu\u015f bir &quot;hal&quot; beyan\u0131 diye bilinmezse, bu sefer iman\u0131n &quot;zevken idrak&quot; manas\u0131ndan mahrum kal\u0131r. Bu mesele de, \u015eeriat&#39;in kabu\u011funda kal\u0131n\u0131nca, kuru ak\u0131lla nereye var\u0131laca\u011f\u0131na bir \u00f6rnek&#8230; K\u00fcfre kadar yol bulan, \u00f6l\u00e7\u00fclere uygunsuzluk!..  <\/p>\n<p> Her an tecrit ve tecritte tenzihi koruma \u015fuuruyla dava \u015fu:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Allah&#39;\u0131 bilmek; ancak O&#39;nu z\u0131tlar aras\u0131nda birle\u015ftirmekle ve O&#39;nun \u00fczerine yine O&#39;nunla h\u00fckmetmekle m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr!&quot;  <\/p>\n<p> <strong>\u00a0VARLI\u011eIN B\u0130RL\u0130\u011e\u0130&#39;NE ANAHTAR<\/strong>  <\/p>\n<p> <em>&#8212;&quot;Dava-i Mansur ederdi her ki\u015fi, dar olmasa&#8230;&quot;<\/em> (Rag\u0131p Pa\u015fa, 18.yy) Yani idam edilme korkusu olmasayd\u0131, pek \u00e7ok insan, Hallac\u0131 Mansur gibi: &quot;Ben Hakk\u0131m&quot; iddias\u0131nda bulunurdu.  <\/p>\n<p> Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi(Vahdet-i Vucud) davas\u0131n\u0131n bir ucu k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr, \u00f6b\u00fcr ucu ise, iman\u0131n ta kendisi&#8230;  <\/p>\n<p> Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi&#39;nin, ilmi ve tarihi bir s\u0131n\u0131fland\u0131rma halinde \u00fc\u00e7 a\u015famas\u0131 vard\u0131r. Biri, Muhyiddin-i Arabi Hazretleri&#39;ne gelinceye kadar, b\u00fct\u00fcn velilerin hali ve hatta peygamberlerin hali&#8230; Fakat burada \u015fuura d\u00f6k\u00fclmemi\u015f hal olarak, zevken idrak olarak bir varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi vard\u0131r. O hakt\u0131r ve a\u00e7\u0131kt\u0131r.  <\/p>\n<p> Sonra, Muhyidddin-i Arabi taraf\u0131ndan \u015fuura d\u00f6k\u00fclm\u00fc\u015f olarak, \u015fuura d\u00f6k\u00fclecek kadar ileri gidilmi\u015f cesaret olarak, bir &quot;varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi&quot; vard\u0131r. Bir de &quot;ikinci bin&quot;in yenileyicisi, \u0130mam-i Rabbani Hazretleri taraf\u0131ndan yerli yerine oturtulmu\u015f, d\u00fczenlenmi\u015f ve her y\u00f6n\u00fcyle izah edilerek kapat\u0131lm\u0131\u015f bir &quot;varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi&quot;&#8230; Gavs\u0131 Azam \u015eeyh Abdulkadir Geylani ve \u00c7a\u011f\u0131m\u0131zda Bedi\u00fczzaman Said Nursi Hz.&#39;leri bu ger\u00e7e\u011fi \u00e7ok \u00f6zel ve g\u00fczel ifadelerle ayd\u0131nlatm\u0131\u015f, Harun Yahya eserleri m\u00fckemmel bi\u00e7imde a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r.  <\/p>\n<p> Birinci a\u015fama bir &quot;zevken idrak&quot; merhalesidir. Zevken idrak&#8230; Anlatamadan anlamak, hesaplamadan ve zorlamadan sezip kavramak ve s\u0131rlardan koku almak&#8230; Bu merhalede Allah&#39;\u0131n lizatihi-bizatihi (Zat\u0131 ile zat\u0131na-kendisi ile kendisine) tecellisi davas\u0131 vard\u0131r&#8230; Kendisi ile kendisine tecelli etmesi&#8230; Hemen onun ilerisinde, rab\u0131talardan, zikirlerden sonra zevken var\u0131lan &quot;La mevcude illallah&quot; hakikati&#8230; E\u015fyaya var olma g\u00fcc\u00fcn\u00fc vermemek&#8230; Bu apa\u00e7\u0131kt\u0131r. Kim var olabilir?.. Onun var etti\u011fi ayr\u0131&#8230; Varl\u0131\u011f\u0131n \u00f6z\u00fcne, i\u00e7 y\u00fcz\u00fcne kim malik olabilir?.. E\u015fyan\u0131n her zerresinde her noktas\u0131nda \u0130lahi nak\u015f\u0131 g\u00f6rmek&#8230; Ve varl\u0131\u011f\u0131n e\u015fyaya O&#39;ndan geldi\u011fini sezmek&#8230; E\u015fyay\u0131 helakte-yok olu\u015fta g\u00f6rmek&#8230; Var olan\u0131 Allah&#39;ta g\u00f6rmek&#8230;  <\/p>\n<p> Zaten Allah buyuruyor:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Ben bir gizli hazine (kenz-i mahfi) idim. G\u00f6r\u00fcnmek i\u00e7in bu alemleri yaratt\u0131m.&quot;  <\/p>\n<p> Bu hazla ve zevkle ele ge\u00e7en &quot;varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi&quot; idraki: Mutlak Varl\u0131k&#39;\u0131 Allah&#39;ta g\u00f6r\u00fcr; O&#39;nun d\u0131\u015f\u0131ndaki her \u015feyi ise yok olu\u015fta&#8230; Fakat yine her nesneye Allah&#39;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015fey diye bakar. Bu \u015feriattir ve mutlaka bunun b\u00f6yle olmas\u0131 laz\u0131md\u0131r! O \u015feye, ha\u015fa, Allah diye bakmaz!..  <\/p>\n<p> Kur&#39;an&#39;da her \u015feyin Allah&#39;\u0131n ve\u00e7hinde helak halinde oldu\u011funa dair bir ayet var&#8230; \u0130\u015fte hak olan varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi. Ve g\u00f6r\u00fclen de O&#39;nun yaratt\u0131klar\u0131&#8230;  <\/p>\n<p> \u0130kinci a\u015famaya gelince, bir b\u00fcy\u00fck veli oldu\u011fu i\u00e7in ona en b\u00fcy\u00fck bir h\u00fcrmet tavr\u0131 i\u00e7inde ve basite indirerek ifade edelim: Muhyidddin-i Arabi Hazretleri.&#39;nin &quot;varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi(vahdet-i vucud)&quot; \u015fuura y\u00fckledi\u011fi y\u00fck bak\u0131m\u0131ndan alt\u0131ndan kalk\u0131l\u0131r gibi de\u011fildir!&#8230; Muhyiddin-i Arabi&#39;den biraz daha geriye gitti\u011fimizde, vahdet-i vucudun ilk halini yans\u0131tan Mansur&#39;a var\u0131r\u0131z. Yaz\u0131&#39;n\u0131n sonuna do\u011fru Mansur&#39;a de\u011finece\u011fiz.  <\/p>\n<p> Tasavvufun ilk devresindeki &quot;varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi&quot; anlay\u0131\u015f\u0131 &quot;g\u00f6lge ve zat&quot;\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131rmamak ve &quot;var&quot; olan\u0131 Allah g\u00f6rmenin, zevken idrakine varmak&quot; \u00fczerine kuruludur.  <\/p>\n<p> Ve Muhyiddin-i Arabi&#39;ye gelince i\u015f, bu b\u00fcy\u00fck veli &quot;e\u015fyan\u0131n g\u00f6lgesi bile yoktur!&quot; der. Yani e\u015fya o kadar yoktur. O halde b\u00f6yle bir &quot;yok&quot; i\u00e7inde insan\u0131n kendisini bulabilmesi imkan\u0131 da yoktur!.. O b\u00fcy\u00fck velinin ince noktas\u0131: E\u015fyan\u0131n g\u00f6lgesi bile yoktur ve o g\u00f6lgeden bize kalan son mana, son his &quot;Allah&quot;t\u0131r. \u0130\u015fte, bu ge\u00e7itten ge\u00e7menin imkan\u0131 hemen hemen yok gibidir. Yani eserle m\u00fcessir(eser sahibi) birle\u015fir gibidir.  <\/p>\n<p> Bunun Bat\u0131 (panteizm)iyle hi\u00e7bir alakas\u0131 yoktur. Bat\u0131 (panteizm)i -ha\u015fa- Allah&#39;\u0131 tabiatta g\u00f6r\u00fcr&#8230; Ve tabiat\u0131 putla\u015ft\u0131r\u0131r sadece&#8230; Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi&#39;nde \u00f6yle de\u011fil; burada tabiat g\u00f6r\u00fclm\u00fcyor. Bunu tabiata g\u00f6t\u00fcrmek k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr ve Muhyiddin-i Arabi&#39;ye k\u00fcf\u00fcr isnad\u0131 k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr!.. Muhyiddin-i Arabi&#39;yi anlamayanlar\u0131n hepsi maalesef dalalettedir. Muhyiddin-i Arabi&#39;nin e\u015fyay\u0131 yok g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde, g\u00f6lgesini bile kabul etmeyi\u015finde, o kabul etmeyi\u015finden sonra kalan bir hisse mevcuttur ki, ona da zat ile mahluk denemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc mahluku g\u00f6rmez ve insanda, onlar bir araya gelir vehmi do\u011far. Bu hi\u00e7bir makas\u0131n kesemeyece\u011fi bir hadisedir. Bunun d\u0131\u015f \u015fuur aynalar\u0131na yans\u0131mas\u0131ndaki tehlikeyi, &quot;ikinci bin&quot;in yenileyicisi olan b\u00fcy\u00fck bat\u0131n kahraman\u0131 \u0130mam- \u0131 Rabbani Hazretleri \u00e7\u00f6zecektir.  <\/p>\n<p> Muhyiddin-i Arabi&#39;nin \u015fahs\u0131 \u00fczerinde biraz dural\u0131m. O&#39;na &quot;Hatem-\u00fcl Evliya&quot; denir. O ger\u00e7ekten ilk k\u0131sm\u0131n &quot;m\u00fcteahhir-sonradan gelen&quot;idir. O, bir tek lokmay\u0131 ondan tesbih sesi duymadan a\u011fz\u0131na almazd\u0131. Evet, yedi\u011fimiz yiyecekler de Allah&#39;\u0131 zikreder ama onu ancak duyan duyar. Bat\u0131, onu defalarla terc\u00fcme etmi\u015ftir kendi dillerine. Muhyiddin-i Arabi g\u00f6sterdi\u011fi kafa cehdi bak\u0131m\u0131ndan d\u00fcnyaya gelmi\u015f say\u0131l\u0131 insanlardan biridir; \u0130mam-\u0131 Rabbani, \u0130mam-\u0131 Gazali gibi&#8230; Cebir ilminde \u00e7ok ileri idi ve cebir en b\u00fcy\u00fck de\u011ferini onunla kazanm\u0131\u015ft\u0131r. Bir \u00e7ok ke\u015ffi vard\u0131r ve be\u015fy\u00fcz ciltten fazla eseri vard\u0131r&#8230;  <\/p>\n<p> &quot;Varl\u0131k Birli\u011fi&quot;ne inanan Allah ehlinin s\u00f6zlerinden \u015fu anla\u015f\u0131l\u0131yor: her \u015fey tek bir varl\u0131k belirtir; o da Allah&#39;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131&#8230; Allah&#39;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131ndan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feyin hakiki varl\u0131\u011f\u0131 yoktur. E\u015fyan\u0131n \u00e7oklu\u011funda g\u00f6r\u00fcnen her \u015fey, varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 tek &quot;zat&quot;tan al\u0131r. \u015e\u00fcphe yoktur ki, Allah, bu kainat\u0131n ne kadar zerresi varsa, hepsine kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve birli\u011fini nak\u015fetti. Onun i\u00e7indir ki kainat\u0131n topyek\u00fcn zerreleri, o Zat&#39;\u0131n varl\u0131k ve birli\u011fine kesin bir delaletle i\u015faret eder. Zannedilmesin ki, kainat\u0131n bu zerrelerinden birisi ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na vard\u0131r veyahut hepsi birden hakiki varl\u0131k olarak mevcuttur. Bu e\u015fyan\u0131n hi\u00e7biri yokken, O, bir olan &quot;Allah&quot; vard\u0131. Var olan, i\u015fte o &quot;Allah&quot;t\u0131r ve ondan ba\u015fka mevcut yoktur. Alem denilen mahluklar da o &quot;Allah&quot;a ait birlik ve varl\u0131\u011f\u0131n i\u015faretleridir.  <\/p>\n<p> <strong>E\u015fya ve hadiselerin \u00e7oklu\u011funda, b\u00fct\u00fcn kainat, bir anda var g\u00f6r\u00fcn\u00fcr; \u00f6yle m\u00fcthi\u015f bir de\u011fi\u015fme h\u0131z\u0131 var ki, bu surat, bize her \u015feyi var g\u00f6sterir. Aradaki yokluk hissedilemez. Zira her an, yoklu\u011fun pe\u015fini varl\u0131k, varl\u0131\u011f\u0131n pe\u015fini de yokluk takip edince, uzun bir m\u00fcddet, her \u015feyde varl\u0131\u011f\u0131n s\u00fcrekli oldu\u011fu san\u0131l\u0131r. Her an ve lahzada, varl\u0131k ve yokluktan biri gelip biri gitti\u011fi i\u00e7in, ne gelenin geldi\u011fi, ne de gidenin gitti\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131r. Var san\u0131lan her \u015feyin asl\u0131 yok oldu\u011fundan, \u0130lahi nurdan bir k\u0131v\u0131lc\u0131m olan i\u011freti varl\u0131\u011f\u0131 yine yokluk takip eder; b\u00f6ylece g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde varl\u0131k, bir \u0131\u015f\u0131k ve bir sel gibi akar gider veya bir k\u0131v\u0131lc\u0131m dairesi halinde d\u00f6ner, durur. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn alem, hakiki varl\u0131k k\u0131v\u0131lc\u0131mlar\u0131n\u0131n dairesi i\u00e7inde bir hayal g\u00f6lgesinden ibarettir.<\/strong>  <\/p>\n<p> Biri var ki, ba\u015f\u0131nda da, sonunda da, varolan O&#39;dur. O&#39;ndan ba\u015fka var yoktur. Bu d\u00fcnya &quot;bir varm\u0131\u015f, bir yokmu\u015f&quot; mealindedir. Yani ezellerin ezelinde bir O vard\u0131; O&#39;ndan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015fey yoktu. O&#39;nun bilgisinde, bu alemin b\u00f6yle olaca\u011f\u0131 vard\u0131. Kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 ile, O, bu alemi var eyledi; b\u00fct\u00fcn mevcutlar\u0131, varl\u0131k \u00e7ehresiyle apa\u00e7\u0131k ortaya \u00e7\u0131kard\u0131 ve g\u00f6r\u00fcn\u00fcr k\u0131ld\u0131. Yani O, yine her anda b\u00fct\u00fcn mevcutlar\u0131 varl\u0131kla yokluk aras\u0131nda gezdirir, varl\u0131kla yokluk aras\u0131nda sanat\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Ezellerin ezelinde yok olan yine yoktur; isterse var gibi g\u00f6r\u00fcns\u00fcn&#8230; Ezellerin ezelinde var olan O, her \u015feyi kucaklay\u0131c\u0131 ve kendisinde yok edici (helak edici) manas\u0131yla, var oland\u0131r. Var ve bir olan O&#39;dur. O, birli\u011fiyle ve s\u0131n\u0131rs\u0131z kudretiyle her \u015feye kadirdir. O kudretinin yetkinli\u011fiyle kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n g\u00f6lgesini b\u00fct\u00fcn insanlara ve alemin her zerresine verdi. Bu sayede hepimiz, &quot;\u015fenlik&quot; ve &quot;benlik&quot;le se\u00e7ilip birbirimizden ayr\u0131l\u0131yor ve farkl\u0131 oluyoruz. Derinden derine kavrayabilmek laz\u0131md\u0131r ki, biz, b\u00f6ylece, hayali varl\u0131k beliri\u015fiyle(vucut taay\u00fcn\u00fcyle) ba\u015fka ba\u015fka g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fler sahibi olmu\u015f bulunuyoruz. Allah bu t\u00fcrl\u00fc, ezeli istidad\u0131m\u0131za g\u00f6re her birimize, kendisine do\u011fru yol g\u00f6sterdi.  <\/p>\n<p> &quot;Her \u015feye yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 verdi sonra do\u011fru yolu g\u00f6sterdi&quot; mealindeki \u0130lahi ifade, bu s\u0131rra i\u015farettir. Evet; her birimize, ezeli istidad\u0131m\u0131z gere\u011fince, Allah, hidayet verip, kendi varl\u0131k nuriyle kurtulu\u015f nurunu bah\u015fetti. Bu y\u00fczden, &quot;mutlak hikmet ve m\u00fcnezzeh adaleti&quot; temsil eden kaderden, her birimiz i\u00e7in ho\u015fnut ve raz\u0131 olmak icap etti.  <\/p>\n<p> Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi meselesi, kuru zihin ve bilgi i\u015fi de\u011fil, bir zevk ve vicdan i\u015fidir. Y\u00fcksek bir \u015fuur ve huzur meselesidir. Bu meseleyi sadece vicdan i\u015fi olarak bildikten sonra, kendi varl\u0131\u011f\u0131 \u00fczerine yo\u011funla\u015fan ve senlik, benlik dairesinde, Cenab\u0131 Hakk&#39;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131ndan ba\u015fka, hakiki bir varl\u0131\u011f\u0131n oldu\u011funu sanarak hakiki varl\u0131k fikrinden uzak, o varl\u0131\u011f\u0131 inceleyen, bo\u015f yere zahmete girmi\u015f olur. Kendi g\u00f6lge varl\u0131\u011f\u0131na g\u00fcvenenin hali yamand\u0131r. Fakat, kendimizden o g\u00f6lge varl\u0131\u011f\u0131 silip yok ederek; var\u0131 ve varl\u0131\u011f\u0131 sahibine verecek, teslimiyet yoluna girecek, yoklu\u011fa b\u00fcr\u00fcnecek ve bu hal i\u00e7inde huzura kavu\u015facak olursak, Hakk&#39;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 \u00f6yle tecelli eder ki, o varl\u0131k t\u00fckenmez, geni\u015fli\u011finin sonu bulunmaz ve hudutsuzlu\u011funun kavray\u0131\u015f\u0131 olmaz. Mademki kendi varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 g\u00f6rmedik\u00e7e bize hi\u00e7bir zahmet yoktur, o halde, Hakk&#39;\u0131n mutlak varl\u0131\u011f\u0131 sayesinde rahat ve huzur i\u00e7inde baki ya\u015far\u0131z, i\u015fte bundand\u0131r ki, tevhid mertebelerine tam dikkatle uymay\u0131 tenbih etmek, vazge\u00e7ilmez bir ihtiya\u00e7t\u0131r.  <\/p>\n<p> <strong>\u00a0VARLI\u011eIN B\u0130RL\u0130\u011e\u0130&#39;NE G\u0130R\u0130\u015e<\/strong>  <\/p>\n<p> Varl\u0131k, her kemal ve iyili\u011fin kayna\u011f\u0131d\u0131r. Yokluk da her noksan ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn kayna\u011f\u0131&#8230; Varl\u0131k, mutlak manas\u0131yle yaln\u0131z Allah i\u00e7in sabit; yokluk da &quot;m\u00fcmk\u00fcn&quot;\u00fc ifade eden &quot;mahluklar alemi(masiva)&quot;ne mahsus bir nasip oldu\u011fundan, b\u00fct\u00fcn hayr ve kemal, Cenab\u0131 Hakk&#39;a, b\u00fct\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve eksiklik de &quot;m\u00fcmk\u00fcn&quot;ata aittir. &quot;M\u00fcmk\u00fcn&quot;e varl\u0131k isnat etmek, hayr ve kemali ona tahsis eylemek, hakikatte onu Allah&#39;a ortak saymak olur. Keza &quot;m\u00fcmk\u00fcn&quot;\u00fc Allah&#39;\u0131n ayn\u0131; s\u0131fatlar ve fiilleri, Allah&#39;\u0131n s\u0131fat ve fiillerinin ayn\u0131 sanmak, en b\u00fcy\u00fck edep hatas\u0131d\u0131r ve Allah&#39;\u0131n isimleri ve s\u0131fatlar\u0131nda k\u00fcfre kaymakt\u0131r.  <\/p>\n<p> Baz\u0131 zahir alimleri, &quot;m\u00fcmk\u00fcn&quot;e varl\u0131k isnat etmi\u015fler, &quot;m\u00fcmk\u00fcn&quot;\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 mutlak varl\u0131\u011f\u0131n par\u00e7alar\u0131ndan saym\u0131\u015flard\u0131r. Nihayet, Allah&#39;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in &quot;evla ve akdem-en evvel ve en \u00f6nce&quot; demi\u015flerdir. Bu mana bile, varl\u0131ktan do\u011fan kemaller ve faziletler noktas\u0131nda &quot;m\u00fcmk\u00fcn&quot;\u00fcn Allah&#39;a ortakl\u0131\u011f\u0131n\u0131 gerektirir ki, tamam\u0131yle yanl\u0131\u015ft\u0131r. &quot;Allah, b\u00fct\u00fcn bunlardan m\u00fcnezzeh ve y\u00fcce&quot; oland\u0131r.  <\/p>\n<p> &quot;Kibriya benim d\u0131\u015f giysim, azamet de i\u00e7..&quot; mealindeki bir Hadis-i Kudsi&#39;de bu inceli\u011fe, sonsuzca derin bir eda ile temas edilmi\u015ftir. E\u011fer zahir alimleri bu inceli\u011fi tan\u0131salard\u0131, hi\u00e7bir suretle &quot;m\u00fcmk\u00fcn&quot; i\u00e7in varl\u0131k aramazlard\u0131; Allah&#39;a mahsus hay\u0131r ve kemali, yaln\u0131z O&#39;nda g\u00f6r\u00fcrlerdi.  <\/p>\n<p> Baz\u0131 tasavvuf ehli, yine &quot;m\u00fcmk\u00fcn&quot;\u00fc &quot;zorunlu(vacip)&quot;in ayn\u0131 bilmi\u015fler ve onun s\u0131fat ve fiillerini Allah&#39;\u0131n s\u0131fat ve fiilleriyle bir tutmu\u015flard\u0131r. Bu zatlar, varl\u0131k \u015firkinden m\u00fcnezzeh ve ikilikten uzak kalm\u0131\u015flarsa da mevcut olmayana varl\u0131k y\u00fcklemi\u015fler ve noksan\u0131 kemal kabul etme yanl\u0131\u015f\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir.  <\/p>\n<p> Bir de, tasavvufla ilgilenen baz\u0131lar\u0131, Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi(Vahdet-i Vucud)&#39;\u0131 dillerine dolam\u0131\u015f, bundan y\u00fcksek mertebe olmaz san\u0131yor. Baz\u0131lar\u0131 \u00f6zenerek, bir k\u0131sm\u0131 da, yaln\u0131z i\u015fiterek, bir k\u0131sm\u0131 hem i\u015fiterek hem de zevk alarak ve baz\u0131lar\u0131 da maalesef sap\u0131kl\u0131kla ve z\u0131nd\u0131kl\u0131kla, &quot;Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi&quot; yolunu \u00e7arp\u0131tm\u0131\u015f, &quot;sevab\u0131, iyili\u011fi, g\u00fcnah\u0131, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc, her \u015feyi, Allah yap\u0131yor.&quot; diyor. Hatta, her \u015feyi Allah biliyorlar ve &quot;birbirimize secde edelim&quot; diyorlar. Bu kurnazl\u0131kla, \u0130slamiyete uymuyor, emirleri yerine getirmiyorlar. Buna bir \u00f6rnek Nesimi&#39;den verilebilir:  <\/p>\n<p> <em>&#8212; &quot;Her zerrede, g\u00fcne\u015f oldu zahir,<\/em>  <\/p>\n<p> <em>Topra\u011fa sucud k\u0131ld\u0131 tahir.<\/em>  <\/p>\n<p> <em>Nakka\u015f bilindi nak\u015f i\u00e7inde,<\/em>  <\/p>\n<p> <em>La&#39;l oldu ayan, bedah\u015f i\u00e7inde.<\/em>  <\/p>\n<p> <em>Yer ve g\u00f6k hep, Hak oldu mutlak,<\/em>  <\/p>\n<p> <em>S\u00f6yler def ve ney, hep enelhak.<\/em>  <\/p>\n<p> <em>Ma\u015fukla a\u015f\u0131k, oldu bir zat,<\/em>  <\/p>\n<p> <em>Mahv oldu, vucud-\u0131 nefy-i isbat,<\/em>  <\/p>\n<p> <em>E\u015fya, ikilikten oldu hali,<\/em>  <\/p>\n<p> <em>Naki, ehad oldu, la yezali.<\/em>  <\/p>\n<p> <em>Ademde tecelli k\u0131ld\u0131 Allah,<\/em>  <\/p>\n<p> <em>K\u0131l Ademe secde, olma g\u00fcmrah&#8230;&quot;<\/em>  <\/p>\n<p> Son derece girift olan bu meselede, \u00f6nce, \u015eeyh-i ekber Muhyiddin Arabi&#39;nin, baz\u0131lar\u0131 i\u00e7in, ilk bak\u0131\u015fta \u015eeriat&#39;in d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcne ayk\u0131r\u0131 g\u00f6r\u00fcnen anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131 k\u0131saca belirtip, daha sonra &quot;\u0130kinci bin y\u0131l\u0131n yenileyicisi(M\u00fcceddid-i Elf-i Sani)&quot; Ahmed Faruk Serhendi (\u0130mam-\u0131 Rabbani) Hazretlerinin her \u015feyiyle \u015eeriat&#39;a uygun olan a\u00e7\u0131k ke\u015ff ve do\u011fru ilham\u0131n\u0131 yazmak uygun olacakt\u0131r. Ki, b\u00f6ylece, miza\u00e7 \u00f6zelli\u011finden kaynaklanan iki de\u011fi\u015fik anlay\u0131\u015f aras\u0131ndaki fark ve benzerlik, tam manas\u0131yle g\u00f6r\u00fcns\u00fcn ve &quot;varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi-vahdet-i vucud&quot; ve &quot;varl\u0131\u011fa \u015fahitlik-vahdet-i suhud&quot; gibi \u00e7ok ince ve \u00e7ok \u00f6nemli mesele \u00fczerindeki ana g\u00f6r\u00fc\u015fler birbirine kar\u0131\u015fmas\u0131n.  <\/p>\n<p> Birinde &quot;varl\u0131\u011f\u0131n hakikati&quot; belirtilmi\u015f, di\u011ferinde ise buna musallat ve k\u00fcfre kadar yol verici sahteleri bu vas\u0131flar\u0131yla d\u0131\u015flay\u0131c\u0131 &quot;ya\u015fanan&quot; billurla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r&#8230; Biri &quot;eserde derinle\u015fme&quot; ve di\u011feri &quot;eser sahibine y\u00f6nelme&quot; \u015feklindeki bir miza\u00e7 farkl\u0131la\u015fmas\u0131 belirten bu birlik, &quot;varl\u0131\u011fa \u015fahitlik- varl\u0131\u011f\u0131 bilme&quot; yolundan &quot;varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi&quot;ni anlamak diye kabul edilir.  <\/p>\n<p> <strong>\u00a0\u015eEYH-I EKBER&#39;E G\u00d6RE VARLI\u011eIN B\u0130RL\u0130\u011e\u0130<\/strong>  <\/p>\n<p> \u015eeyh-i Ekber diyorlar ki  <\/p>\n<p> &#8212; &quot;Isimler ve s\u0131fatlar, birbirinin ayn\u0131 oldu\u011fu gibi, Allah&#39;\u0131n Zat(kendi)\u0131n\u0131n da ayn\u0131d\u0131rlar. Mesela ilim ve kudret, hem zat\u0131n, hem de birbirinin ayn\u0131d\u0131r. O makamda, say\u0131 ve \u00e7okluk, isim ve resim olmay\u0131p, herhangi bir farkl\u0131l\u0131k ve ayr\u0131l\u0131k da yoktur. B\u00fct\u00fcn isimler, s\u0131fatlar, olu\u015flar ve itibarlar; Allah&#39;\u0131n ilminde k\u0131saca, \u00f6z(icmali) ve geni\u015f(tafsili) olarak birbirlerinden ayr\u0131lm\u0131\u015f ve belirlilik kazanm\u0131\u015flard\u0131r.&quot;  <\/p>\n<p> \u015eeyhi, Ekber: b\u00fct\u00fcn bu isimler, s\u0131fatlar, olu\u015flar ve itibarlar\u0131n \u00f6z olarak birbirlerinden ayr\u0131l\u0131p belirlilik kazanmas\u0131na &quot;birinci beliri\u015f-taayyun-i evvel&quot;, geni\u015f olarak g\u00f6stermesine (tafsili temay\u00fcz) de &quot;ikinci beliri\u015f-taayyun-i sani&quot; ismini verirler. Birinci beliri\u015fe &quot;birlik(vahdet)&quot; ad\u0131n\u0131 verip, onu peygamberin hakikati olarak tan\u0131rlar. \u0130kinci beliri\u015fe ise, &quot;birlik g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc-vahidiyet&quot; deyip, onu da \u00f6b\u00fcr &quot;m\u00fcmk\u00fcn&quot;lerin hakikati itibar ederler. &quot;M\u00fcmk\u00fcn&quot;lere ait b\u00fct\u00fcn bu hakikatleri &quot;ayan-\u0131 sabite(harici varl\u0131\u011f\u0131 bulunan \u015feyler, \u0130lahi ilim&#39;de e\u015fyan\u0131n ezelden beri sabit olan suret ve hakikatlari)&quot; kavram\u0131 i\u00e7inde toplarlar.  <\/p>\n<p> Bu iki ilmi beliri\u015fi (vahdet ve vahidiyet), zorunluluk mertebesinde g\u00f6r\u00fcr ve derler ki:  <\/p>\n<p> &#8212; &quot;Bu ayan, d\u0131\u015f varl\u0131ktan hi\u00e7bir koku almam\u0131\u015ft\u0131r. D\u0131\u015f alemde, soyut(m\u00fccerret) birlik(ehadiyet)ten ba\u015fka hi\u00e7 bir mevcut yoktur. Olan, varl\u0131\u011f\u0131n aksedi\u015finden ve varl\u0131\u011f\u0131n hayali g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcnden ba\u015fka \u015fey de\u011fildir. T\u0131pk\u0131, bir kimsenin aynaya yans\u0131yan varl\u0131\u011f\u0131 ve hayali g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc gibi&#8230; \u0130\u015fte aynadaki o ak\u0131\u015f i\u00e7in, hayali olmaktan ba\u015fka bir varl\u0131k sabit de\u011fildir. Aynan\u0131n y\u00fcz\u00fcnde herhangi bir iz, nak\u0131\u015f yoktur. O iz hayaldedir, fakat aynan\u0131n y\u00fcz\u00fcnde san\u0131l\u0131r. \u0130\u015fte vehim ve hayalle idrak olunan bu nak\u0131\u015f, Allah&#39;\u0131n \u00f6yle bir sanat\u0131d\u0131r ki, onunla &quot;yak\u0131n&quot; has\u0131l oluyor ve art\u0131k hayal kalksa da o kalkm\u0131yor. Ahirette ger\u00e7ekle\u015fecek ebedi sevap ve azap da i\u015fte, bunun sonucu olarak ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor.&quot;  <\/p>\n<p> &quot;Allah&#39;\u0131n o sanat\u0131 ki, her \u015feyi m\u00fckemmelli\u011fe ve yak\u0131ne erdirdi&quot; mealindeki \u0130lahi ifade buna i\u015farettir.  <\/p>\n<p> \u015eeyh-i Ekber&#39;e g\u00f6re, d\u0131\u015f alemde g\u00f6r\u00fcnen bu \u00e7okluk \u00fc\u00e7 k\u0131s\u0131md\u0131r: Ruhi, misali ve cismani beliri\u015f(taayyun)ler ki, cismani beliri\u015fler bu g\u00f6r\u00fcnen alem(\u015fahadet alemi)e kar\u015f\u0131l\u0131k gelir. \u0130\u015fte bu \u00fc\u00e7 beliri\u015fe &quot;harici beliri\u015fler(taayyunat-i hariciyye)&quot; derler ve bu beliri\u015fleri &quot;imkan- olabilirlik&quot; mertebesinde ispat ederler.  <\/p>\n<p> Yine Muhiddini Arabi Hz.&#39;leri, n\u00fczul mertebeleri olan &quot;be\u015f tenezz\u00fcl mertebesi(tenezz\u00fclat-i hamse)&quot;ne, &quot;hazarat-i hams&quot; derler. Zira, ilimde ve d\u0131\u015f alemde Allah&#39;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131ndan ve Zat&#39;\u0131n\u0131n ayn\u0131 olan isim ve s\u0131fatlar\u0131ndan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feyi sabit ve var g\u00f6rmezler. Yine ilmi sureti de, sureti oldu\u011fu \u015feyin bir benzeri ve misali kabul etmez, onun ayn\u0131 bilirler. T\u0131pk\u0131 bunun gibi, varl\u0131\u011f\u0131n zahir aynas\u0131nda g\u00f6r\u00fcnen &quot;ayan-\u0131 sabite&quot;nin aksetmi\u015f suretini, o ayan\u0131n &quot;ayn\u0131&quot; tasavvur ederler; benzeri oldu\u011funu kabul etmezler. Nihayet bu hal i\u00e7inde, &quot;birlik(ittihad)&quot; h\u00fckm\u00fcne varm\u0131\u015flar ve &quot;her \u015fey O&#39;dur!&quot; demi\u015flerdir.  <\/p>\n<p> \u0130\u015fte &quot;Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi-Vahdet-i Vucut&quot; gibi \u00e7ok nazik bir davada, \u015eeyh-i Ekber&#39;in ekolu, \u00f6zet olarak budur. \u015eeyh bu ilmi, velili\u011fin son mertebesine mahsus kabul edip &quot;F\u00fcsus Hikem&quot; adl\u0131 eserinde derler ki:  <\/p>\n<p> &#8212; &quot;Nebili\u011fin son mertebesi ve son geleni, bu ilmi, velili\u011fin son mertebesinden ve son geleninden al\u0131r!&quot;  <\/p>\n<p> Baz\u0131 &quot;Fusus&quot; tefsircileri, bu manan\u0131n yorumunda \u00e7ok zorlanm\u0131\u015flard\u0131r. K\u0131sacas\u0131, \u015eeyh&#39;ten \u00f6nce gelen tasavvuf ehlinden hi\u00e7 bir fert, bu ilim ve s\u0131rla ilgili konularda dudaklar\u0131n\u0131 a\u00e7mam\u0131\u015f ve bu meseleyi, bu \u015fekil ve bu uslupla anlatan olmam\u0131\u015ft\u0131r. Manevi sarho\u015fluk(sekr) anlar\u0131nda, onlardan bire ve birli\u011fe dair, &quot;ene&#39;l Hak&quot; ve &quot;subhani&quot; gibi s\u00f6zler zuhur etmi\u015fse de, Allah&#39;la kul aras\u0131ndaki ilgiyi, Muhiddini Arabi tarz\u0131nda ortaya koyan ve a\u00e7\u0131klayan \u00e7\u0131kmam\u0131\u015ft\u0131r. B\u00fcy\u00fck \u015eeyh bu alanda ilk ve sondur. Bununla beraber, bu meselede pek \u00e7ok incelikler gizli kalm\u0131\u015f ve en girift esrar d\u00fc\u011f\u00fcmleri \u00e7\u00f6z\u00fclemeden b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.  <\/p>\n<p> Onun &quot;varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi(vahdet-i vucud)&quot; anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131 akla anlatmak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir; akla beyan edilmez o&#8230; &quot;E\u015fya g\u00f6lge olarak bile yoktur&quot;un ve o &quot;yok&quot; i\u00e7inde Allah&#39;\u0131 g\u00f6r\u00fcp &quot;O vard\u0131r&quot;\u0131n hikmeti, &quot;O vard\u0131r, ba\u015fkas\u0131 yoktur&quot; tarz\u0131nda bir vehme d\u00f6n\u00fcyor ki bu vehmi ak\u0131l ile \u00e7\u00f6zmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir ve eser \u00fczerinde derinle\u015fmeden ibaret bu bahsin inceliklerini ak\u0131lla idrak, ancak Muhyiddin-i Arabi \u00e7ap\u0131nda b\u00fcy\u00fck velilerin i\u015fidir.  <\/p>\n<p> Nihayet \u0130mam-\u0131 Rabbani Hazretleri, Bedi\u00fczzaman Said Nursi ve Harun Yahya eserleri bu konu hakk\u0131nda ciltler dolusu yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde, en ince noktalar\u0131 ve esrar d\u00fc\u011f\u00fcmleri gizli kalan bu \u00e7etrefil davay\u0131, k\u00f6k\u00fcnden \u00e7\u00f6zm\u00fc\u015f ve kapatm\u0131\u015flard\u0131r. Bu derecede b\u00fcy\u00fck bir davay\u0131 \u00e7\u00f6zmek ve kapatmak, ancak b\u00f6ylesi b\u00fcy\u00fck zatlar\u0131n nasibi ve hizmeti olmu\u015ftur.  <\/p>\n<p> <strong>\u00a0\u0130MAM RABBAN\u0130&#39;YE G\u00d6RE VARLI\u011eIN B\u0130RL\u0130\u011e\u0130 &#8211; VARLI\u011eA \u015eAH\u0130TL\u0130K<\/strong>  <\/p>\n<p> \u0130mam Rabbani Hazretleri, &quot;varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi&quot; ve &quot;varl\u0131\u011fa \u015fahitlik&quot; hususlar\u0131nda \u00f6zetle \u015f\u00f6yle buyurmaktad\u0131r:  <\/p>\n<p> &#8212;[Muhyiddin-i Arabi Hazretleri&#39;nin (Fusus Hikem) kitab\u0131nda yazd\u0131\u011f\u0131 ve y\u00fckselme(uru\u00e7)nin, bu yolun sonu oldu\u011funu san\u0131p, bundan \u00f6tesi &quot;yokluk&quot;tur dedi\u011fi, &quot;tecelli-i zati&quot; ile de \u015fereflendirdiler. Iyice anlad\u0131m ki, Yaratan&#39;\u0131n, yaratt\u0131klar\u0131 ile hi\u00e7bir benzerli\u011fi, hi\u00e7bir ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131 yoktur. Kapsama, birliktelik gibi \u015feyler, Ehl-i S\u00fcnnet alimlerinin bildirdi\u011fi gibi, hep Allah&#39;\u0131n ilmi i\u00e7indir; kendisi i\u00e7in de\u011fildir. Allah hi\u00e7bir \u015feyle birle\u015fmi\u015f de\u011fildir. O, O&#39;dur; mahluklar da mahluktur. O eri\u015filmez, anla\u015f\u0131lmaz, anla\u015f\u0131lamaz. B\u00fct\u00fcn alem ise his olunan, anla\u015f\u0131labilen \u015feylerdir. Anla\u015f\u0131lamayan anla\u015f\u0131lan gibi olamaz. Zorunlu(Vacib), m\u00fcmk\u00fcn gibidir denemez. \u00d6ncesiz ve sonras\u0131z (kadim) olan, ba\u015f\u0131 ve sonu olan(hadis)a benzemez. Yoklu\u011fu m\u00fcmk\u00fcn olmayan, yok olabilen gibi de\u011fildir. Ne kadar \u015fa\u015f\u0131lacak \u015feydir ki, \u015eeyh Muhiddin-i Arabi ve onun yolunda giden b\u00fcy\u00fckler, &quot;Allah hi\u00e7bir surette anla\u015f\u0131lamaz. Hi\u00e7bir \u015feye benzemez.&quot; dedikleri halde, &quot;Zat-\u0131 \u0130lahi, her \u015feyi kaplam\u0131\u015ft\u0131r, her \u015feyle beraberdir&quot; diyorlar. Bunun do\u011frusu, Ehl-i S\u00fcnnet alimlerinin bildirdi\u011fidir: &quot;BERABER OLAN, KAPLAYAN, ALLAH&#39;IN KEND\u0130S\u0130 DE\u011e\u0130L, \u0130LM\u0130D\u0130R.&quot;  <\/p>\n<p> Perdeler tamamen kalk\u0131p, hakikat b\u00fct\u00fcn a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131yla bildirilince, anlad\u0131m ki, alemler, mahluklar, \u0130lahi s\u0131fatlar(S\u0131fat-\u0131 \u0130lahiye)\u0131n aynalar\u0131 ve \u0130lahi isimler (Esma-i \u0130lahiye)in g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fleri ise de, &quot;Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi-Vahdet-i Vucud&quot; var diyenlerin sand\u0131\u011f\u0131 gibi, g\u00f6r\u00fcnenler, g\u00f6sterenin kendi de\u011fildir. Bir \u015feyin g\u00f6lgesi, o \u015feyin kendisi de\u011fildir.  <\/p>\n<p> \u0130\u015fte, Allah ile bu alem de b\u00f6yledir. G\u00f6stermek ve g\u00f6sterilmekten, belli etmek ve belli olmaktan ba\u015fka hi\u00e7bir ba\u011fl\u0131l\u0131k yoktur. Yarat\u0131klar\u0131n her biri, Yaratan&#39;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren birer i\u015farettir, delildir. Onun isimlerinin ve s\u0131fatlar\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc bildiren birer ayna gibidir. Bu kadarc\u0131k ba\u011fl\u0131l\u0131k, baz\u0131 kimselerin hayalinde b\u00fcy\u00fcyerek, baz\u0131 \u015feyler s\u00f6ylemelerine sebep olmaktad\u0131r. Bu hal, bilhassa, tevhid \u00fczerinde murakebesi \u00e7ok olanlarda g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Murakebelerinin sureti, hayallerinde yerle\u015fiyor. Baz\u0131lar\u0131 da kelime-i tevhidin manas\u0131n\u0131 k\u0131saca d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp, \u00e7ok s\u00f6ylediklerinde, bu hale d\u00fc\u015f\u00fcyor. Bunlar\u0131n her ikisi de ilim ile ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor; hal ile ilgileri yoktur. Baz\u0131lar\u0131 da a\u015f\u0131r\u0131 sevgiyle bu hale d\u00fc\u015f\u00fcyor. Allah&#39;tan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feyin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rm\u00fcyorlar. Bunlar\u0131n b\u00f6yle g\u00f6rmesi, her \u015feyin yok olmas\u0131na sebep olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc, hissimiz, akl\u0131m\u0131z ve \u0130slamiyet her \u015feyin var oldu\u011funu bildirmektedir. Bu sevginin ta\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131 zaman\u0131nda, bazen, Allah&#39;\u0131n kendisi her \u015feyi kaplam\u0131\u015f ve her \u015feyle birle\u015fmi\u015ftir san\u0131yorlar. Allah&#39;da yarat\u0131lm\u0131\u015f(mahluk) s\u0131fatlar\u0131 yoktur ki, mahluklarda g\u00f6r\u00fclebilsin. Yeri(mekan\u0131) olmayan, bir yerde yerle\u015fmez. Mahluklara hi\u00e7 benzemeyeni, mahluklar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda aramak laz\u0131md\u0131r. Yeri olmayan\u0131 ve zamana ba\u011fl\u0131 olmayan\u0131, mekan ve zaman\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda aramal\u0131d\u0131r. \u0130nsan\u0131n i\u00e7inde ve d\u0131\u015f\u0131nda g\u00f6r\u00fclen her \u015fey O de\u011fildir; O&#39;nun alametleridir. Evliyan\u0131n b\u00fcy\u00fcklerinden Bahaddin-i Nak\u015fibend Hazretleri buyurdu ki:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;G\u00f6r\u00fclen, i\u015fitilen ve bilinen her \u015fey, O de\u011fildir. Bunlar\u0131 &quot;La ilahe&quot; derken yok etmelidir.&quot;]  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;\u015e\u00fcphesiz O, keyfiyeti me\u00e7hul bir b\u00fcy\u00fckl\u00fckle b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.&quot;  <\/p>\n<p> Allah, &quot;m\u00fcmk\u00fcn varl\u0131k&quot; i\u00e7in s\u00f6zkonusu olan b\u00fct\u00fcn s\u0131fat ve arazlardan m\u00fcnezzehtir. &quot;H\u0130\u00c7 B\u0130R \u015eEY O&#39;NUN G\u0130B\u0130 DE\u011e\u0130LD\u0130R.&quot; Ne zatta, ne s\u0131fatta, ve ne fiilde&#8230;  <\/p>\n<p> \u0130mam-\u0131 Rabbani Hazretleri&#39;ne g\u00f6re, \u0130lahi isim ve s\u0131fatlar\u0131n yokluk mertebesindeki kar\u015f\u0131l\u0131klar\u0131 ve z\u0131tlar\u0131, Allah&#39;a ait isim ve s\u0131fatlar\u0131n akisleri ve &quot;m\u00fcmk\u00fcn varl\u0131klar&quot;\u0131n hakikatleridir. \u015eu kadar ki, bu yokluk mertebeleri, as\u0131l mahiyetlerin usul ve maddeleri gibidir; ve o akislere bu maddeler ge\u00e7mi\u015ftir. Bu y\u00fczden, &quot;m\u00fcmk\u00fcn varl\u0131klar&quot;\u0131n hakikatleri, \u015eeyh Muhyiddin-i Arabi&#39;ye g\u00f6re, ilim mertebesinde farkl\u0131l\u0131k g\u00f6steren isim ve s\u0131fatlar\u0131n akisleriyle beraber, onlar\u0131n z\u0131tlar\u0131 olan yokluk mertebeleridir ki, bu yokluk g\u00f6r\u00fcnt\u00fcleri de yine ilim dairesinde meydana gelmi\u015f ve birbirleriyle kar\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Allah istedi\u011fi anda, o birbirine kar\u0131\u015fm\u0131\u015f olan mahiyetlerden birisi, ancak &quot;Mutlak Varl\u0131k&quot;tan bir \u0131\u015f\u0131k olan &quot;g\u00f6lge varl\u0131k&quot; ile vas\u0131fl\u0131 olarak d\u0131\u015f alemde bir varl\u0131k kazan\u0131r. \u0130\u015fte bu kat\u0131\u015f\u0131k mahiyetler \u00fczerine &quot;Mutlak Varl\u0131k&quot;tan gelen bir \u0131\u015f\u0131k, b\u00fct\u00fcn bu harici eserlerin kayna\u011f\u0131 olmu\u015ftur. Demek ki &quot;m\u00fcmk\u00fcn varl\u0131k&quot;, b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar gibi, &quot;Mutlak Varl\u0131k&quot;tan ve ona ba\u011fl\u0131 kemallerden bir \u0131\u015f\u0131kt\u0131r. Mesela; &quot;m\u00fcmk\u00fcn ilim&quot;, Allah&#39;\u0131n &quot;vacip ilmi&quot;nden bir \u0131\u015f\u0131k ve bir g\u00f6lgedir ve kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda aksetmi\u015ftir. &quot;M\u00fcmk\u00fcn kudret&quot; de bir g\u00f6lgedir ki, kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan &quot;acz&quot;de aksetmi\u015ftir. Bu \u015fekilde; &quot;m\u00fcmk\u00fcn varl\u0131k&quot; da, &quot;mutlak ve zorunlu varl\u0131k&quot;tan bir g\u00f6lgedir ki, kendi kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan &quot;yokluk&quot; mertebesinde aksedici olmu\u015ftur.  <\/p>\n<p> \u015eimdi, \u0130mam-\u0131 Rabbani&#39;ye g\u00f6re, bir \u015feyin g\u00f6lgesi, o \u015feyin ayn\u0131 de\u011fildir; belki bir benzeri, o \u015feyin bir misalidir ki, onu, asl\u0131yla birle\u015ftirmek yanl\u0131\u015ft\u0131r. Dolay\u0131siyle, \u0130mam-\u0131 Rabbani nazar\u0131nda &quot;m\u00fcmk\u00fcn&quot;, &quot;zorunlu&quot;in ayn\u0131 olamaz. Zira, &quot;m\u00fcmk\u00fcn&quot;\u00fcn hakikati yokluktur ve yine onun hakikati, \u0130lahi isim ve s\u0131fatlardan bir ak\u0131\u015ft\u0131r ki, o yoklukta belirmi\u015ftir. Netice olarak, m\u00fcmk\u00fcn\u00fcn hakikati, Allah&#39;a ait isim ve s\u0131fatlar\u0131n bir benzeri ve misalidir, ayn\u0131 de\u011fildir.  <\/p>\n<p> Do\u011fru olan, &quot;her \u015fey O&#39;dur&quot; h\u00fckm\u00fc de\u011fil, &quot;HER\u015eEY O&#39;NDANDIR&quot; \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Zira, &quot;m\u00fcmk\u00fcn&quot;\u00fcn kendi \u00f6zelli\u011fi yokluktur ki, eksikli\u011fin, \u015ferlili\u011fin ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn kayna\u011f\u0131d\u0131r. Kemal cinsinden &quot;m\u00fcmk\u00fcn alem&quot;de var g\u00f6r\u00fcnen her \u015fey, -gerek vucud, gerekse onun tabi&#39;leri olsun- b\u00fct\u00fcn\u00fcyle o mutlak ve zorunlu varl\u0131k&#39;tan has\u0131l olmu\u015f ve onun Zati kemallerinden bir \u0131\u015f\u0131k olarak yans\u0131m\u0131\u015ft\u0131r.  <\/p>\n<p> B\u00fct\u00fcn noksan ve kusurlardan m\u00fcnezzeh olan Hak, topyekun g\u00f6klerin ve yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn nurudur. O&#39;ndan gayr\u0131 her \u015fey zulmettir ki, bundan da yoklu\u011fun keyfiyeti malum olmu\u015ftur.  <\/p>\n<p> <strong>MUHY\u0130DD\u0130N ARAB\u0130 VE \u0130MAM-I RABBAN\u0130&#39;N\u0130N G\u00d6R\u00dc\u015eLER\u0130N\u0130N \u00d6ZET\u0130<\/strong>  <\/p>\n<p> \u0130lk \u00f6nce, bu iki tasavvuf b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn aras\u0131nda \u015fu fark tespit edilebilir: \u0130lkinin, eser sahibini eserde (m\u00fcessiri eserde), ikincisinin ise hakikati do\u011frudan do\u011fruya eser sahibin(m\u00fcessir)de aramas\u0131 ve bu yollarda mesafe almas\u0131&#8230; Elbette ki, eser sahibi eserin \u00fcst\u00fcndedir. Muhyiddin Arabi Hazretleri&#39;nin davas\u0131 iki kelime ile \u015fudur: &quot;E\u015fya yoktur!&quot; Do\u011frudur. Hi\u00e7bir \u015fey asl\u0131 ile mevcut de\u011fildir. Tamam.. Fakat onun bir &quot;g\u00f6lge varl\u0131\u011f\u0131&quot; vard\u0131r. Ve o g\u00f6lge varl\u0131k &quot;Allah&quot;dan ba\u015fka(gayr)d\u0131r. O de\u011fildir, ona terstir. Evet; gayrd\u0131r ve o gayr &quot;var&quot;d\u0131r. Bu &quot;var&quot; noktas\u0131n\u0131 tutamazsak i\u015fimiz \u00e7ok zordur.  <\/p>\n<p> \u0130mam-\u0131 Rabbani Hazretleri b\u00fct\u00fcn &quot;varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi&quot;ni zevken tasdik ettikten sonra onu e\u015fyada bir delaletler vahdeti olarak ele al\u0131r ve esas\u0131 &quot;varl\u0131\u011fa \u015fahitlik&quot;e ba\u011flar. Varl\u0131\u011fa \u015eahitlik&#39;de budur ve yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131n g\u00f6lge varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabulden ibarettir; yani g\u00f6lge varl\u0131k &quot;var&quot;d\u0131r.  <\/p>\n<p> \u015eeyh-i Ekber&#39;e g\u00f6re, alem, isimler ve s\u0131fatlardan ibarettir ki, ilim dairesinde birbirinden farkl\u0131la\u015fm\u0131\u015f ve bu g\u00f6r\u00fcnen varl\u0131k aynas\u0131nda, yani d\u0131\u015f varl\u0131kta g\u00f6r\u00fcnerek meydana \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.  <\/p>\n<p> \u0130mam-\u0131 Rabbani nazar\u0131nda ise, alem, &quot;yokluk&quot; mertebelerinden ibarettir ki, \u0130lahi isimler ve s\u0131fatlar, ilim dairesinden o yokluk mertebelerine aksetmi\u015f ve d\u0131\u015f planda Allah&#39;\u0131n var k\u0131lmas\u0131yla, o ak\u0131\u015f ve yokluk mertebelerinden &quot;g\u00f6lge varl\u0131k(vucud-i zilli)&quot;lar halinde mevcut olmu\u015flard\u0131r. Dolay\u0131siyle, alemde \u00e7irkinlik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck, kendili\u011finden ve tabiatiyle ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f, b\u00fct\u00fcn hay\u0131r ve kemal de Allah&#39;\u0131n Zat\u0131na ait olmu\u015f oldu. &quot;\u0130yilikten sana her ne gelirse, Allah&#39;tan; k\u00f6t\u00fcl\u00fckten de sana her ne gelirse, nefsindendir.&quot; mealindeki \u0130lahi ifade, i\u015fte bu marifeti belirtici ve do\u011frulay\u0131c\u0131d\u0131r.  <\/p>\n<p> Bu \u015fekilde anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, alem, hari\u00e7te asl\u0131 ve hatta zati bir vucutla mevcuttur ve fakat bu &quot;hari\u00e7&quot; de vucut ve s\u0131fatlar gibi o haricin g\u00f6lgesidir. Alem i\u00e7in, &quot;Allah&#39;\u0131n ayn\u0131d\u0131r&quot; demek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Zira, aralar\u0131nda harici bir ayr\u0131l\u0131k ve ayk\u0131r\u0131l\u0131k vard\u0131r. T\u0131pk\u0131, bir kimsenin g\u00f6lgesi, mecazi olarak, o kimsenin ayn\u0131 ve kendisidir, demek do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131 gibi&#8230;  <\/p>\n<p> Bir soru:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;\u015eeyh-i Ekber de alemi Hakk&#39;\u0131n g\u00f6lgesi bilir. \u00d6yle ise, \u0130mam-\u0131 Rabbani Hazretlerinin yolundan fark\u0131 nedir?&quot;  <\/p>\n<p> Cevap:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;\u015eeyh-i Ekber, o g\u00f6lgenin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 vehimden ayr\u0131 kabul etmezler ve onun i\u00e7in harici varl\u0131ktan bir k\u00f6k\u00fc m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6rmezler. &quot;G\u00f6lge&quot;yi, &quot;as\u0131l&quot;a birle\u015ftirip birle\u015ftirmemenin \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc, g\u00f6lgenin harici vucutta ispat edilip-edilmemesidir. O ise, g\u00f6lge i\u00e7in bir harici vucut ispat etmemekte ve g\u00f6lgeyi as\u0131l&#39;la birle\u015ftirmekte.  <\/p>\n<p> \u0130mam-\u0131 Rabbani&#39;ye gelince; O, g\u00f6lgenin, harici varl\u0131\u011f\u0131 oldu\u011funu, yani g\u00f6lge varl\u0131\u011f\u0131n, d\u0131\u015f varl\u0131k aleminde mevcut oldu\u011funu kabul ederler ve kesinlikle g\u00f6lgeyi, asl\u0131na birle\u015ftirmezler.  <\/p>\n<p> G\u00f6lge varl\u0131ktan asli varl\u0131\u011f\u0131 ay\u0131rmakta ve g\u00f6lge varl\u0131\u011f\u0131 ispatta her ikisi de ortak ve hemfikir olmakla birlikte, \u0130mam-\u0131 Rabbani, g\u00f6lge varl\u0131\u011f\u0131 hari\u00e7te ispat ederler, \u015eeyh-i Ekber ise, onu vehimde tahayy\u00fcl eder ve hari\u00e7te &quot;soyut birlik(m\u00fccerret ehadiyet)&quot;ten ba\u015fka, hi\u00e7bir \u015feyi mevcut kabul etmezler. Yine, s\u00fcnnet ve cemaat ehlinin g\u00f6r\u00fc\u015fleri olarak da hari\u00e7te varl\u0131klar\u0131 sabit olan Allah&#39;\u0131n subuti s\u0131fatlar\u0131ndan yaln\u0131zca, &quot;ilm&quot;in varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ispat ederler ve onun d\u0131\u015f\u0131ndakilerin harici varl\u0131klar\u0131n\u0131 sabit g\u00f6rmezler.  <\/p>\n<p> Zahir alimleri, her iki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn de d\u0131\u015f\u0131nda kalmay\u0131 tercih etmi\u015flerdir. Bu meselede, hak, \u00f6l\u00e7\u00fcy\u00fc hi\u00e7 bir noktas\u0131ndan ta\u015f\u0131rmadan her taraf\u0131n hakk\u0131n\u0131 vermi\u015f olan \u0130mam-\u0131 Rabbani&#39;ye nasib olmu\u015ftur. E\u011fer onlar da o g\u00f6lge varl\u0131\u011f\u0131 hari\u00e7te bulsalard\u0131, alemin harici varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 inkar etmez, vehm ve hayalle kalmazlard\u0131. Yine \u0130lahi s\u0131fatlar\u0131n harici varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 da inkar etmezlerdi. E\u011fer zahir alimleri de bu s\u0131rra erselerdi, asla &quot;m\u00fcmk\u00fcn varl\u0131k&quot;ta &quot;mutlak varl\u0131\u011f\u0131&quot; ispata kalkmazlar ve g\u00f6lge varl\u0131k g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc benimserlerdi.  <\/p>\n<p> Bir soru:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Futuhat-\u0131 Mekkiye&#39;nin sahibi \u015eeyh-i Ekber, &quot;ayan- \u0131 sabite&quot;ye vucudla adem, yani varl\u0131kla yokluk aras\u0131nda ge\u00e7i\u015f(berzah)ler, diyor. Bu g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, &quot;yokluk&quot;, m\u00fcmk\u00fcn hakikatlere girmi\u015f oluyor. B\u00f6yle olunca yukar\u0131daki de\u011ferlendirme ile \u015eeyh-i Ekber&#39;in bu s\u00f6z\u00fc aras\u0131nda ne fark vard\u0131r?&quot;  <\/p>\n<p> Cevap:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Onun &quot;berzah-ge\u00e7i\u015f&quot; demesi, \u015fu itibarlad\u0131r: \u0130lmi suretlerin iki y\u00fcz\u00fc vard\u0131r. Bir y\u00fcz\u00fc, varl\u0131k y\u00f6n\u00fcnedir ve ilmis subut vas\u0131tas\u0131yledir. Di\u011fer y\u00fcz\u00fc de yokluk taraf\u0131nad\u0131r ve harici yokluk vas\u0131tas\u0131yledir. Zira ona g\u00f6re, ayan, harici vucut kokusunu hi\u00e7 duymam\u0131\u015ft\u0131r. Yine, o de\u011ferlendirmede g\u00f6r\u00fclen &quot;yokluk&quot; fikri, m\u00fcmk\u00fcn hakikattir ki, ayn\u0131 \u015fekilde, baz\u0131 b\u00fcy\u00fcklerin ifade ve ibarelerinde de &quot;m\u00fcmk\u00fcn&quot;e, &quot;yokluk&quot; denmi\u015ftir. Ondan muratlar\u0131, harici yokluktur; yoksa yukar\u0131da bahsolunan &quot;yokluk&quot; de\u011fildir.  <\/p>\n<p> Allah, ilimde, beliren ve farkl\u0131la\u015f\u0131p yokluk mertebelerinin aynalar\u0131na yans\u0131yan ve m\u00fcmk\u00fcn varl\u0131klar\u0131n kayna\u011f\u0131 olan b\u00fct\u00fcn isim ve s\u0131fatlar\u0131n \u00f6tesinde, \u00f6tesinin de \u00f6tesinde, onun da \u00f6tesindedir. Allah&#39;\u0131n, aleme hi\u00e7 bir y\u00f6nden benzerli\u011fi yoktur.  <\/p>\n<p> Bir ayet meali:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;\u015e\u00fcphesiz ki Allah, b\u00fct\u00fcn alemlerden ganidir.&quot;  <\/p>\n<p> \u0130mam-\u0131 Rabbani Hazretleri&#39;nin bu mesele hakk\u0131ndaki son s\u00f6zleri aynen \u015fudur:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Allah&#39;\u0131n alemle birle\u015fmi\u015f ve alemin ayn\u0131 bilmek, bu fakire ziyade giran geliyor.&quot;  <\/p>\n<p> <strong>HALLAC-I MANSUR&#39;UN HALLER\u0130<\/strong>  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Pes, &quot;Ene&#39;l Hak&quot; ni\u00e7in s\u00f6yler ki\u015fi Mansur olmadan&#8230;&quot; (\u015eemseddin Sami-\u015fiir)  <\/p>\n<p> Allah, nefs ve her \u015fey unutularak zikredildi\u011finde, &quot;La ilahe illallah&quot;\u0131n ger\u00e7ek manas\u0131na erilir. &quot;La ilahe illallah&quot; denildi\u011finde, ger\u00e7ekten Allah&#39;tan ba\u015fka her \u015fey unutulmal\u0131d\u0131r. Bu seviyeye gelene:  <\/p>\n<p> &#8212; &quot;Ad\u0131n nedir?&quot;  <\/p>\n<p> diye sorulsa, o kimse cezbe halinde, zikretti\u011fi mabudunun ad\u0131n\u0131 s\u00f6yleyebilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o insan, her \u015feyi unuttu\u011fu i\u00e7in, ad\u0131n\u0131 bile unutmu\u015ftur. Nitekim, Mansur&#39;a bu durum vaki olmu\u015f, &quot;Sen kimsin?&quot; diye soranlara:  <\/p>\n<p> &#8212; &quot;Ene&#39;l Hakk!.. (Ben Hakk\u0131m)&quot;  <\/p>\n<p> demi\u015ftir. Manevi sarho\u015fluk(sekr) halinden kurtulup kendine gelince, ona &quot;Ben Hakk\u0131m&quot; dedin dediler ve o:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Bilmiyorum&#8230;&quot;  <\/p>\n<p> diye cevap vermi\u015ftir.  <\/p>\n<p> Mansur, &quot;Ene&#39;l Hakk&quot; dedi\u011fi zaman kendinde de\u011fildi; sekr halindeydi. Bu &#39;manevi sarho\u015fluk&#39; halinde s\u00f6ylenen s\u00f6ze itibar yoktur. Mansur i\u00e7in ileride bir Nak\u015fi b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc \u015f\u00f6yle s\u00f6ylemi\u015ftir:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;E\u011fer zaman\u0131nda Abd\u00fclhalik G\u00fc\u00e7devani&#39;nin en hakir m\u00fcridi olsayd\u0131 Mansur o laf\u0131 etmezdi.&quot;  <\/p>\n<p> Mansur gibi de halk aras\u0131nda \u00e7ok \u015f\u00f6hretli, bir tak\u0131m kerametleri muhakkak bulunan, veli oldu\u011funa hi\u00e7bir \u015f\u00fcphe bulunmayan bir insan\u0131n, b\u00fcy\u00fcklerin tabiriyle terbiyetindeki yani disiplinindeki eksiklik ortadad\u0131r. Bat\u0131l\u0131lar dahil &quot;din&quot;in d\u0131\u015f y\u00fcz\u00fcyle ilgilenen b\u00fct\u00fcn puperest miza\u00e7l\u0131lar Mansur ile \u00e7ok ilgilendiler ve \u00fczerine eser \u00fcst\u00fcne eser yazd\u0131lar. Fakat ger\u00e7ek b\u00fcy\u00fckler gizli kalm\u0131\u015ft\u0131r ve onlar\u0131n gizli kalmas\u0131d\u0131r ki, belki en b\u00fcy\u00fck k\u0131ymetleridir.  <\/p>\n<p> Mansur, manevi sarho\u015fluk(sekr) halini, kendine gelme(\u015fahv) halinden ay\u0131rt edemeyecek bir halde kalm\u0131\u015f biriydi. Onun halleri ba\u015fka velilerde de g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Mansur&#39;a \u015feriat makam\u0131n\u0131n \u015fefkati b\u00fcy\u00fck oldu. O&#39;nu bir mazlum sayamay\u0131z. O kadar ki, sonuna kadar t\u00f6vbesini beklediler, sonuna kadar kap\u0131lar\u0131 a\u00e7\u0131k b\u0131rakt\u0131lar. Ehl-i S\u00fcnnet&#39;in her mezhebinin temsilcisi bulundu mahkemesinde. Ve Hanefi temsilci \u015f\u00f6yle dedi:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;S\u00f6ylenenleri kabul etmiyorum. Kendi itiraf etmedik\u00e7e b\u00f6yle bir ceza verilemez!..&quot;  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;T\u00f6vbe et!..&quot;  <\/p>\n<p> Hitab\u0131na ise cevabi gariptir:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Laf\u0131 kim s\u00f6ylediyse t\u00f6vbeyi o etsin!..&quot;  <\/p>\n<p> \u0130\u015fte b\u00f6yle haller&#8230; B\u00f6yle garip hallerdir Mansur&#39;u me\u015fhur eden. O kadar ki, camiye gider, cemaatin da\u011f\u0131lmas\u0131n\u0131 bekler ve cemaat da\u011f\u0131l\u0131rken \u015f\u00f6yle ba\u011f\u0131r\u0131r:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Ey cemaat! Beni Allah&#39;tan kurtar\u0131n!..&quot;  <\/p>\n<p> B\u00f6yle s\u00f6zlerin \u015feriatte yeri yoktur!.. Mansur&#39;un \u00f6l\u00fcm cezas\u0131, \u015fu ayete g\u00f6re verilmi\u015ftir:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Sizden kim ki irtidat eder, dininden d\u00f6nerse \u00f6ld\u00fcr\u00fcls\u00fcn.&quot; (Bakara:217)  <\/p>\n<p> C\u00fcneyd-i Ba\u011fdadi, Mansur&#39;a der ki:  <\/p>\n<p> &quot;&#8212; Hak benim (ene&#39;l Hakk) deme, sen g\u00f6lgeye aldan\u0131yorsun! Onu Hak zannediyorsun&#8230; Zat\u0131 g\u00f6lge ile kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131yorsun!..&quot;  <\/p>\n<p> Hallac-\u0131 Mansur &quot;Enel Hakk&quot; dedi ise su\u00e7lu olmaktan kurtulabiliyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc, kendini manevi sarho\u015fluk hali kaplad\u0131\u011f\u0131 zaman, \u015fuuru, akl\u0131 \u00f6rt\u00fclm\u00fc\u015f iken s\u00f6ylemi\u015ftir. S\u00f6z k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr ama s\u00f6yleyen sekr halinde oldu\u011fu i\u00e7in &quot;kafir&quot; de\u011fildir. Fakat, b\u00f6yle s\u00f6zleri \u015fuurlu olarak akl\u0131 ba\u015f\u0131ndayken s\u00f6yleyenler, halleri bildirmiyor. Ba\u015fka \u015feyi anlatmak istemi\u015ftim demeleri, onlar\u0131 su\u00e7lu olmaktan kurtarmaz. Bu kelimelerle, akla gelenden ba\u015fka bir \u015fey anlat\u0131lmak istendi\u011fine kimse inanmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc, yaln\u0131z &quot;manevi sarho\u015fluk(sekr)&quot; halinde s\u00f6ylenmi\u015f olan &quot;uygunsuz s\u00f6zler&quot;den ba\u015fka \u015fey anlamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131l\u0131r. Akl\u0131 ba\u015f\u0131nda olan kimsenin s\u00f6z\u00fcnden ba\u015fka \u015feyler anlamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131lmaz. Hallac-\u0131 Mansur&#39;un &quot;Ene&#39;l Hakk&quot; s\u00f6z\u00fcn\u00fc &quot;varl\u0131\u011fa \u015fahitlik&quot; olarak bilmemiz laz\u0131md\u0131r. Bu suretle \u0130slamiyete uygun olur. Allah&#39;tan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015fey g\u00f6rmeyince bu s\u00f6zleri s\u00f6ylemi\u015f, &quot;Allah&#39;tan ba\u015fka bir \u015fey yoktur.&quot; demek istemi\u015ftir. &quot;Ene&#39;l Hakk&quot; demek, &quot;BEN YOKUM., ALLAH VARDIR&quot; demektir. Kendini g\u00f6remeyince, var oldu\u011funu bilememi\u015ftir. Yoksa, kendini g\u00f6r\u00fcp, &quot;Ben Hakk&#39;\u0131m&quot; dememi\u015ftir. Bu ikisi birbirinden \u00e7ok farkl\u0131d\u0131r ve b\u00f6yle s\u00f6ylemek k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Var oldu\u011funu bilmemek, yok oldu\u011funu bilmek de\u011fildir. O zaman \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k halidir. Ak\u0131l i\u015flemez; hi\u00e7bir \u015feye karar verecek halde de\u011fildir.\u00a0\u00a0  <\/p>\n<p> <strong>\u00a0\u00d6ZET<\/strong>  <\/p>\n<p> Allah her \u015feyden, her kay\u0131ttan ve kal\u0131ptan uzak ve g\u00f6r\u00fcn\u00fcrlerin g\u00f6r\u00fcnmezlerin \u00f6tesinde, \u00f6tenin \u00f6tesinin de \u00f6tesinde ve \u00fcst\u00fcnde, \u00f6telerin \u00f6tesinin de \u00f6tesinde ve \u00fcst\u00fcnde, sonsuz kere \u00f6tenin \u00f6tesinin de \u00f6tesinde ve \u00fcst\u00fcndedir&#8230; Tasavvuf yolculu\u011fu bu &quot;\u00f6telerin \u00f6tesine&quot; do\u011fru yol almak ve bu yolda kalbe gelen nurlar\u0131n, \u0130lahi manalar\u0131n keyf\u0131yetinden ibarettir; Allah&#39;\u0131 anman\u0131n kemmiyeti de\u011fildir. Sonda elde edilen, Hakk&#39;\u0131n &quot;seni sende \u00f6ld\u00fcrmesi ve kendisiyle diriltmesidir.&quot; Bu yolun ulu yolcular\u0131ndan baz\u0131lar\u0131, manevi sarho\u015fluk anlar\u0131nda yanl\u0131\u015f ke\u015fflerde bulunmu\u015flard\u0131r. Fakat, onlardan sonra gelenler onlar\u0131n bu hallerini ve ke\u015fflerini a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturmu\u015f ve do\u011frusunu belirtmi\u015ftir.  <\/p>\n<p> Tasavvuf&#39;un ana konusu ke\u015ff ve g\u00f6zlem yoluyla; belki, vecd ve vicdan yoluyla; Zat-Allah, \u0130lahi S\u0131fatlar, olu\u015flar, tecelliler; Allah&#39;\u0131n isim ve s\u0131fatlar\u0131d\u0131r&#8230; K\u0131saca, &quot;varl\u0131k&quot;t\u0131r&#8230; Asl\u0131nda, b\u00fct\u00fcn insanl\u0131k d\u00fc\u015f\u00fcnce tarihinin ana konusu &quot;varl\u0131k&quot;t\u0131r. Dolay\u0131siyle, \u0130slam&#39;da b\u00fcy\u00fck bir ilim dali (Kelam \u0130lmi) ile beraber tasavvufun &quot;varl\u0131k- yokluk&quot;la ilgilenmesi gayet tabiidir ve &quot;Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi-Varl\u0131\u011fa \u015eahitlik&quot; gibi meselelerin g\u00fcndemi i\u015fgal etmesi kolay anla\u015f\u0131l\u0131r. &quot;Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi&quot; ve &quot;Varl\u0131\u011fa \u015eahitlik&quot; meselesi, bir ak\u0131l ve \u015fuur i\u015fi de\u011fil, bir zevk ve vicdan i\u015fidir. &quot;Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi&quot; ve &quot;Varl\u0131\u011fa \u015eahitlik&quot; konusunda bilinmesi gereken \u015fudur ki, birinde &quot;varl\u0131\u011f\u0131n hakikati&quot; belirtilmi\u015f, di\u011ferinde ise buna musallat ve k\u00fcfre kadar yol verici sahteleri bu vas\u0131flar\u0131yla d\u0131\u015flay\u0131c\u0131 &quot;ya\u015fanan&quot; billurla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r&#8230; Bu y\u00fczden, Allah&#39;ta t\u00fckenen ve &quot;ben&quot; demenin yerini bulamayan idrakin &quot;Ben Hakk\u0131m!&quot; deyi\u015finin, firavun mizac\u0131n\u0131n \u0130lahl\u0131k taslayan ve nefs azg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren &quot;Ben Hakk\u0131m!&quot; deyi\u015fiyle kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmamas\u0131 gerekir&#8230; Biri eserde derinle\u015fme ve di\u011feri eser sahibine y\u00f6nelme \u015feklindeki bir miza\u00e7 hususiyetinde farkl\u0131la\u015fan bu birlik, &quot;varl\u0131\u011fa \u015fahitlik-varl\u0131\u011f\u0131 bilme&quot; yolundan &quot;varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi&quot;ni anlamak diye al\u0131n\u0131r ve bilenle bilinen aras\u0131ndaki ince s\u0131rra uygun hareket edilmelidir. Yarat\u0131lm\u0131\u015flar, kelimeler gibi, hakikatlerin ifade olundu\u011fu aynalar gibidir ve hakikatlarin manas\u0131 &#39;semboller&#39;den soyut bir seviyededir.  <\/p>\n<p> \u015eimdi, birine sorulsa &quot;muhal farz Allah olmasa ne olur?&quot;.. &quot;Yokluk&quot; der de\u011fil mi?.. Peki yokluk olunca ne olur?.. Yokluk diye ayr\u0131 bir &quot;var&quot;a ihtiya\u00e7 olur. Demek ki, yokluk da bir mahluk&#8230;  <\/p>\n<p> Var m\u0131y\u0131z, yok muyuz?&#8230; &quot;Var&quot; ne, &quot;yok&quot; ne?.. &quot;D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum, \u00f6yleyse var\u0131m.&quot; gibi hakikat pay\u0131 ta\u015f\u0131yan ama \u00e7ilesi \u00e7ekilmemi\u015f s\u00f6ze kar\u015f\u0131l\u0131k, \u0130slam b\u00fcy\u00fcklerinin &quot;\u00e7ilesi \u00e7ekilmi\u015f&quot; ve hakikati ku\u015fat\u0131c\u0131 s\u00f6z\u00fc:  <\/p>\n<p> <em>&quot;Yok&quot; bir &quot;var&quot;d\u0131r;<\/em>  <\/p>\n<p> <em>Ge\u00e7it vermez;<\/em>  <\/p>\n<p> <em><u>Dar m\u0131 dard\u0131r!<\/u><\/em>  <\/p>\n<p> <em>&quot;Yok&quot; bir &quot;yok&quot;tur;<\/em>  <\/p>\n<p> <em>Ak\u0131l ermez,<\/em>  <\/p>\n<p> <em><u>Ne de \u00e7oktur!<\/u><\/em>  <\/p>\n<p> <em>&quot;Var&quot; bir &quot;yok&quot;tur;<\/em>  <\/p>\n<p> <em>Yusyuvarlak<\/em>  <\/p>\n<p> <em><u>D\u00f6nen oktur.<\/u><\/em>  <\/p>\n<p> <em>&quot;Var&quot; bir &quot;var&quot;d\u0131r;<\/em>  <\/p>\n<p> <em>O&#39;na varmak&#8230;<\/em>  <\/p>\n<p> <em><u>Bu kadard\u0131r.<\/u><\/em>  <\/p>\n<p> (Necip Faz\u0131l)  <\/p>\n<p> &quot;Yokluk&quot;da yoklu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcnmek m\u00fcmk\u00fcn m\u00fcd\u00fcr?.. &quot;Yok&quot;, unutman\u0131n da hat\u0131rlaman\u0131n da olmad\u0131\u011f\u0131 yer&#8230; \u00d6yle bir yer ki, orada &quot;yokluk&quot; da yok&#8230; Maddeciler bununla bulur tesellisini&#8230;  <\/p>\n<p> \u0130lahi varl\u0131k ve \u0130lahi azamet. O varl\u0131k ki, &quot;:yokluk&quot; da yok onun \u00f6n\u00fcnde&#8230; Yan\u0131 &quot;yokluk&quot; bir mahluktur&#8230; \u0130nsan da bir mahluk!..  <\/p>\n<p> \u0130mam-\u0131 Rabbani:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Yokluk bir mahluktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc yok nas\u0131l olur? Var olan yaln\u0131z O&#39;dur; ebediyen vard\u0131r. Ve yokluk kendi kendine yok&#8230;&quot;  <\/p>\n<p> &quot;Yokluk&quot; Allah&#39;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 bir \u015feydir. ve kendi kendisiyle o da olmak g\u00fcc\u00fcnde de\u011fildir. Yani &quot;La mevcude ilallah&quot;-(Yok ki, O&#39;ndan ba\u015fkas\u0131&#8230;) O yok ise, O&#39;nun olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlamam i\u00e7in akl\u0131ma verilen k\u0131yas da yok&#8230; Bunlar akl\u0131n o b\u00fcy\u00fck yerden \u00e7ald\u0131\u011f\u0131 son hisselerdir. Ak\u0131l daha ileri gidemez!..  <\/p>\n<p> Ve i\u015fte, \u0130mam-\u0131 Rabbani Hazretlerinde, tam ifadesini bulan &quot;Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi&quot; ve &quot;Varl\u0131\u011fa \u015eahitlik&quot;&#8230; O ki, sadece zevken ve vicdanen sezilen, s\u00f6ze, ifadeye girmeyen hadise&#8230; Kendi muazzam \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fc de \u015f\u00f6yle koyar:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Hi\u00e7bir \u015fey O&#39;na biti\u015fik (muttas\u0131l) de\u011fildir! Ve hi\u00e7bir \u015fey ondan kopuk (m\u00fcnfas\u0131l) de\u011fil!..&quot;  <\/p>\n<p> Bu ne azim \u00f6l\u00e7\u00fcd\u00fcr! Ayr\u0131 olmak elinde mi kulun?.. Nas\u0131l ayr\u0131 olunabilirmi\u015f Allah&#39;tan? Buradaki inceli\u011fe dikkat edelim! Ayr\u0131 nas\u0131l olur? Biti\u015fik nas\u0131l?.. Demek ki, kurtar\u0131c\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fc budur. yani &quot;Hi\u00e7bir \u015fey O&#39;na biti\u015fik de\u011fil ve hi\u00e7bir \u015fey O&#39;ndan kopuk de\u011fil&#8230;&quot; &quot;Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi&quot;nin asl\u0131 ve esas\u0131 da budur.. Ve &quot;La mevcude illallah&quot;in s\u0131rr\u0131 burada&#8230; Hi\u00e7bir \u015fey mutlak olarak ne ba\u015fkad\u0131r, ne ayn\u0131d\u0131r.  <\/p>\n<p> \u0130mam-\u0131 Rabbani uzun uzun &quot;varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi&quot; ve &quot;varl\u0131\u011fa \u015fahitlik&quot;ni izah ettikten sonra \u015fu h\u00fckm\u00fc s\u00f6ylerler:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Allah \u00f6telerin \u00f6tesinde, onun da \u00f6tesinde, onun da \u00f6tesinde&#8230;&quot;  <\/p>\n<p> Bu \u00f6teler sonsuza kadar gidece\u011fine g\u00f6re, O, her \u00f6tenin \u00f6tesinde&#8230; Hi\u00e7bir yerde g\u00f6r\u00fcnemez, hi\u00e7bir yerde bulunamaz!.. Buradaki ak\u0131l pay\u0131 ve \u00f6l\u00e7\u00fc tasavvuf b\u00fcy\u00fcklerinin \u015fu s\u00f6z\u00fcd\u00fcr:  <\/p>\n<p> &#8212;&quot;Ne ki, O san\u0131rs\u0131n; O sand\u0131\u011f\u0131n \u015fey O&#39;na perdedir!&quot;  <\/p>\n<p> Evet; Allah \u00f6tenin \u00f6tesinde, onun da \u00f6tesinde, onun da \u00f6tesinde&#8230; Ufku bulmak m\u00fcmk\u00fcn m\u00fcd\u00fcr?&#8230; Ufuk bulunulan yere g\u00f6re belirli bir noktad\u0131r. Oraya gitti\u011fimiz zaman ise ba\u015fka bir nokta&#8230; Ufkun yerine &quot;buras\u0131 ufuk!&quot; diye bir bayrak dikebilir miyiz?..  <\/p>\n<p> Dolay\u0131siyle, HER\u015eEY, O DE\u011e\u0130L, O&#39;NDANDIR; BU Y\u00dcZDEND\u0130R K\u0130 O!..<a name=\"_ftnref1\" href=\"#_ftn1\" title=\"_ftnref1\">[1]<\/a>  <\/p>\n<p> &#160; <\/p>\n<p> <\/p>\n<hr \/>\n<p> <a name=\"_ftn1\" href=\"#_ftnref1\" title=\"_ftn1\">[1]<\/a> Abd\u00fclhakim Bilge Araf Dergisi  <\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>\u00a0  <\/p>\n<p align=\"center\"> <strong>&#8212;<\/strong><strong>&quot;O&#39;na<\/strong><strong> benzeyen (hi\u00e7) bir \u015fey yoktur.&quot; (\u015eura:11)<\/strong>  <\/p>\n<p> &#160; <\/p>\n<p> Bu makalede, \u0130slam tasavvufundaki &quot;Varl\u0131\u011f\u0131n Birli\u011fi- Vahdet-i Vucud&quot; &quot;Varl\u0131\u011fa \u015eahitlik-Vahdet-i \u015euhud&quot; konular\u0131 ve baz\u0131 velilerin &quot;Enel Hakk-Hakk benim!&quot; s\u00f6zleri gibi incelikler ele al\u0131nmaya ve de\u011ferlendirilmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu konular, Bat\u0131&#39;da ve bizde \u00e7ok de\u011fi\u015fik inan\u00e7 ve g\u00f6r\u00fc\u015f sahibi yazarlar taraf\u0131ndan i\u015flenmesine ra\u011fmen, kanaatimizce, yayg\u0131n pop\u00fcler g\u00f6r\u00fc\u015fler do\u011fru de\u011fildir ve bu konular\u0131n inceliklerini yans\u0131tmaktan uzakt\u0131r ve yanl\u0131\u015f anla\u015f\u0131lmalara sebep olmaktad\u0131r. Amac\u0131m\u0131z, bu hususlardaki temel bilgileri aktarmak, do\u011fru bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131n\u0131 ortaya koymak ve b\u00f6ylece, ger\u00e7e\u011fe ula\u015fmak isteyenlere, yard\u0131mc\u0131 olmakt\u0131r. Konunun \u00f6z\u00fc ve incelikleri, \u0130slam kaynaklar\u0131ndan g\u00fcn\u00fcm\u00fcz diliyle verilmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r&#8230; S\u00f6zkonusu hususlar\u0131n \u00e7evresinde yap\u0131lan yanl\u0131\u015f de\u011ferlendirmelerin ve ortaya koyulan eserlerin incelemesini ve ele\u015ftirisini yapmaktan ziyade; bu hususlardaki &quot;do\u011fru yakla\u015f\u0131m\u0131&quot; verebilmek hedeflenmi\u015ftir. Faydalan\u0131lan kaynaklar makale sonunda bulunabilir.  <\/p>\n","protected":false},"author":13,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[39],"tags":[],"class_list":["post-289","post","type-post","status-publish","format-standard","hentry","category-ocak-2006"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.millicozum.com\/mc\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/289","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.millicozum.com\/mc\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.millicozum.com\/mc\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.millicozum.com\/mc\/wp-json\/wp\/v2\/users\/13"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.millicozum.com\/mc\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=289"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.millicozum.com\/mc\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/289\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.millicozum.com\/mc\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=289"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.millicozum.com\/mc\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=289"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.millicozum.com\/mc\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=289"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}