YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6980848145dcc
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 4
Bugün : 19203
Dün : 57744
Bu ay : 76947
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48780260
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Atatürk; Müslüman Laiktir!..

Atatürk Maturidi Meşrebdi ve Nakil ile Aklı (Kur'an ile ilmi hakikatleri) özdeşleştiren birisiydi!.

Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan, bir mülakatında: "CHP'nin laiklik konusunda Atatürkçü Doktrin'den belirgin bir sapma göstermiş olduğunu" söylemişti.

Aktan, Mustafa Kemal'in İmam Maturidi anlayışında olduğunu, 'biz amelde Hanefi, İtikatta Maturudiyiz' sözlerini Meclis kürsüsünden Seyit Bey'in yaptığı konuşmaya koydurmasıyla ilan ettiğini belirtmişti.

 

Bu konu oldukça ilgi çekmiş ve basında çok gündeme gelmişti. Örneğin, ‘her şeyi bilen adam' havasındaki Taha Akyol, böyle bir konuşmayı Mustafa Kemal'in yazdırdığına pek kani olmadığını ifade etmiş sonra da, 'Türkiye'nin liberal laikliğe ihtiyacı vardır', gibi masonik ve münafık tavırlar sergilemişti.

Şimdi hariçten gazel okuyanları ve işkembe-i kübra'dan tartışmaya katılanları bir yana bırakırsak, öncelikle Mustafa Kemal Atatürk'ün aynen Gündüz Aktan'ın ifade ettiği gibi Maturidi Meşrebi tercih ettiğinin ve Türkiye Cumhuriyetinin bireylerinin Teolojisine bu mezhebe göre inşa etmek istediğinin bir başka kanıtını burada açıklamak istiyorum.

Mustafa Kemal Atatürk kişisel harcamalarından bir bölümünü ayırarak, bugün Türkiye'de yaygın tefsir olarak bilinen Elmalılı tefsirini kaleme alan Hamdi Yazır'dan bu meşhur eseri çalışmasını istemiştir. Bu tefsir için kontrat yapıldığı da bilinmektedir. Mustafa Kemal Atatürk, bu kontratın maddeleri arasına , 'bu tefsir, Hanefi fıkhı ve Maturidi itikadı üzerine kaleme alınacaktır,' maddesinin konulmasını bizzat talep etmiştir.

Sonraki yıllarda Diyanet İşleri Başkanlarının Maturidi ekolden seçilmesi de bir tesadüf değildir.

Maturidi'liğin; bugünkü katı ve kapalı yönetimleri, hatta bazı anarşist hareketleri besleyen taklitçi ve gelenekçi ekollerden temel farkı, "laikliği İslam içi kaynaklardan üretmeye başlamış olması" gösterilebilir..

İslam teolojisi içinde dini öğrenme unsurlarını iki temelde 'nakil ve akıl' olarak ifade eden İmam Maturudi, bu iki kaynağın her birine de son derecede önem vermiş ve birbirlerini doğrulaması şartını benimsemiştir.

Nakil, Kur'an ve Sünnet'i içermiş; Akıl ise, ilmi ve insani ölçüler temelinde özgür bireyin özgür sorgulama yeteneğini ifade etmiştir. Bu kapsamda, göreceliliğin de önemine binaen İmam Maturudi, yapmış olduğu Kur'an tefsirine 'tefsir' (açıklama) ismini koymaktan çekinmiş, tevil kelimesini seçerek, 'yorumlardan biri' ifadesini tercih etmiştir.

Maturudilere göre, iyi-güzel (hüsün) veya kötü-çirkin (kubuh) akıl yoluyla bilinir. Dolayısıyla bir şey; iyi-güzel olduğu için Allah tarafından emredilmiş, kötü-çirkin olduğu için de yasaklanmıştır.

Eşarilere göre ise; hüsün ve kubuh, akılla bilinemediğinden dolayı; Allah bir şeyi emrettiği için güzeldir, nehyettiği için de kötüdür.

Selefi ekol, büyük günah işleyenleri kâfir olarak kabul ederken, Maturdi ekol onları sadece "günahkâr Müslüman" kabul etmiştir.

Ancak en önemlisi, Maturudi ekolün, devlet yöneticilerinin meşruiyetlerinin kaynağını ilahi güçten almaya çalışmalarına derin bir eleştiri getirmesidir. İmam Maturudi döneminde, devlet yöneticileri tarafından kullanılan, 'şeninşah, yeryüzünün sultanı' gibi sıfatlara karşı çıkılmış ve Cuma hutbelerinde bu sıfatların kullanılması eleştirilmiştir. Böylece din istismarının ve şahısları putlaştırmanın önüne geçilmiştir.

Zaten, hilafet makamının kaldırılması konusunda Mustafa Kemal Atatürk ve din alimi arkadaşlarının yaptığı çalışmalar da Maturudiliğin bu içeriğinden beslenmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi'nde Kemalist lâisitenin sonu ise, maalesef İnönücü laikliğin, 'deizm' denilen 'dinsiz ama imanlı' bir kavrayışı yerleştirmeye çalışması ile gelmiştir. 'Din Allah ile kul arasındadır' diye özetlenen bu deist görüş, sosyal yönü imha ederek, Türk bireyinin laiklik kavrayışında 'deist sapma'yı oluştururken; şekilcilik ve taklitçilik geleneğinden beslenen bazı hareketler de 'liberal' görüntülü siyasi yapılar içerisinde yerleşerek, bugünkü ılımlı İslam'a kadar gelen bir eğilimin doğup gelişmesine yardım etmiştir.

Bu açıdan, Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan'ın başlattığı tartışma önemlidir. Türkiye'nin geleceği açısından belki de geçirdiğimiz seçimden çok daha büyük bir önem ifade eden tarihi bir açılımı, Cumhuriyet'in din anlayışının ve kendi ürettiği ‘laisite'nin kökenlerine dönülüp, yeniden tartışılıp değerlendirilmesinin; hatta yeniden üretilip şekillendirilmesinin ipuçlarını taşıyor gibidir.

Türkiye'de ve tabi aslında dünyanın her yerinde, teoloji (Dini bilimleri ve imani hakikatleri) bilmeyenler, devlet yönetiminde büyük güçlük çekmektedir. Bu dindar olsun, olmasın; ateist olsun, olmasın; deist olsun, olmasın. Her yönetici adayı için böyledir.

CHP'nin en büyük bunalımı ve çıkmazı da; kadrolarının kendi tarihinin birikim ve deneyimlerinden habersiz hale gelmesidir.

Atatürk Laikliği Nasıldır?

Bugün 'Dindar insan laik olabilir mi?' diye soruluyor. Evet, olabilir. Bunun en iyi örneği Maturudi ortaya çıkarmıştır. İmam Maturudi 850-950 yılları arasında Semerkant'ta yaşamış olağanüstü bir din adamıdır. Türk asıllı bir dehadır. Örnek ve önder bir Müslüman'dır. O, diyanetle siyasetin ayrılmasını savunan ilk kişi oldu ve 'Kur'anı yaratan Allah'tır. Allah vahyi yarattı. Allah vahyi yarattı da aklı kim yarattı?' diyerek aklın önemini ve gereğini vurguladı.. Onun teolojisinde (Dini değerlendirmelerinde ve İslam düşüncesinde) aklını kullanan ve aynı zamanda da inanan birey vardır. "İyilik ve kötülük sizin iradenizledir. Suçu kaderinize yüklemeyin" der. O, yanlış kader inancına karşı çıkmıştır. İnsana sorumluluklarını, yaratılış ve imtihan sırrını hatırlatmıştır,.

Maturudi'ye göre, toplumun veya devletin din konusunda bireye baskı yapması yanlıştır ve haksızdır. Onun teolojisi tümüyle demokratik ve laik topluma uymaktadır. Atatürk'ün laikliği işte bu Hanefi ve Matururidi çizgiyi esas almaktadır ve Kur'anın özüne dayanmaktadır. "Dindar birey laik devlet" anlayışıdır bu. CHP ise henüz dindarlıkla laikliği bağdaştıramamıştır..

Eski CHP'li ve sol düşünceli iken, MHP'den aday olan Emekli Büyükelçi ve yazar Gündüz Aktan;

Kur'anın hakikati ve hükümleri; İslam'ın hedefi ve hikmetleri konusundaki bilgi yetersizliğinden kaynaklanan bazı yanlış yorumlar yapsa da.

Atatürk'ün Maturudi mezhebini esas alan, aklıselimin ve müspet ilmin hakemliğini öne çıkaran bir yaklaşımla "Müslüman kimlikli ve dindar kişilikli Laiklik" prensibini benimsediği ve ismet İnönü eliyle bu gerekli ve gerçekçi felsefenin dejenere edilip, dini dışlayan ve İslam düşmanlığına dayanan bir laiklik anlayışının yerleştirildiği hususundaki tespitleri oldukça yerindedir.

Çünkü Atatürk'ün hedefi; İslam'ın da özüne ve hikmetine uygun olduğu gibi:

Toplumun hür tercihi ve tensibiyle Milli iradenin oluşmasını sağlamak; inançlı ve ahlaklı kalarak, Laik ve demokratik bir barış ve adalet düzenini oturtmak; dinini, dilini ve Milli kimliğini koruyarak muasır medeniyeti yakalayıp aşmak; böylece her yönden bağımsız, kalkınmış ve örnek alınmaya başlanmış Büyük Türkiye hayaline ulaşmak yönündedir.

Şu ayetler, Döneklik edenleri ve işbirlikçileri ilgilendirmektedir!.

Okuyacağınız ayetler sanki bugün yeni inmiş gibidir. Haktan dönenlerin, halkına hıyanet edenlerin makam ve menfaat hatırına zalim güçlerin güdümüne girenlerin halini ve akıbetini haber vermektedir.

Şimdi, Kur'an ayetleri, bizzat bize inmiş gibi okunur, nefsimiz muhatap alınarak üzerinde durulursa, masajı fark edilir ve fayda verir. Özellikle aklımızı ve vicdanımızı devreye sokmamız gerekmektedir.

Her şey zamanla yıpranıverir, köhneleşip eskir. Yani zaman her şeyi öğüten ve eskiten bir değirmen misalidir. Ama zamanı da eskiten ve kendisi ter-ü tazeliğini hep muhafaza eden bir gerçek vardır ki, o da Kur'an ayetleridir.

Şimdi Muhammed Sure'sinin 20 ile 36. ayetlerinin (Sh: 509-510) dikkatle ve ibretle okuyalım.. Hak davadan döneklerin ve gavur güdümüne girenlerin durumlarını ve psikolojik sorunlarını öğrenmeye çalışalım:

20- İman edenlerden bazıları, (ucuz kahramanlık taslayarak, ilmi ve siyasi hizmetleri küçümseyip kaytarmaya çalışarak; Bize silahlı çarpışmaya izin veren) bir sure indirilmeli değil miydi? Derler.. Ancak içinde mukatele ve mücadeleyle ilgili zikir (haber ve emirler) geçen muhkem bir sure indirildiğinde; kalplerinde hastalık bulunanların, sanki üzerine ölüm(korkusu) baygınlığı çökmüş olanların şaşkınlığı ve pişmanlığı gibi sana baktıklarını (böylece ilgisiz ve isteksiz davranıp cihat sorumluluğundan kaçmaya çalıştıklarını) gördün… Oysa onlara evla olan ve yakışan:

21- (Emire) itaat (etmek) ve maruf (en güzel) sözle (karşılık vermekti) Ne var ki (daha önce ucuz kahramanlık satanlar) kesin tavır ve kararlılık gerektiren bir ortamda, eğer Allah'a (ve Hak davaya) sadakat gösterseler (ve döneklik etmeselerdi); şüphesiz kendileri için daha hayırlı olurdu.

22- Demek, "İşbaşına gelip yönetime geçtiğiniz zaman", hemen yeryüzünde fesat çıkaracak (şeytani güçlerin taşeronluğunu yapacak, ülkede maddi ve manevi tahribata başlayacak) ve yakınlık (eski arkadaşlık, ahbaplık ve akrabalık) bağlarını koparıp parçalayacaksınız, öğle mi?

23-  İşte bunlar (Hak davadan ve hayırlı yoldan ayrılıp, Batıla ve barbarlara uyanlar var ya); Allah onları lanetine uğratmış (hidayetlerini karartmış, böylece kulaklarını) sağırlaştırmış ve basiret (göz)lerini körletip kapatmıştır.

24- Öyle olmasaydı, (kendilerine hatırlatılan) Kur'ani (gerçekleri ve samimi tebliğ ve tavsiyeleri) iyice düşünüp değerlendirmeleri (ve yanlıştan dönmeleri) gerekmez miydi? Yoksa bazı kalplerin üzerine kilitler mi vurulmuş? (Ve hidayet kaynakları kurumuş mu ki, hala Batılda inat ve zalim güçlere itaat edilmektedir!?)

25- Hiç şüphe edilmesin ki; kendilerine hidayet (Hak ve Hakikat) açıkça belli olduktan sonra, (Milli ve manevi istikametten ve insani düşünceden ayrılıp) gerisin geri dönenleri, (aslında) şeytan kışkırtmış ve dünyevi (uzun) emel ve heveslere kaptırmıştır.

26- (İşin hakikati) işte böyledir; Çünkü gerçekten onlar (yani Hak davadan kopanlar), Allah'ın indirdiği (Kur'ani adalet hükümlerini) kerih (çirkin) görüp nefret eden (Siyonist Yahudi ve Emperyalist Hıristiyan dünyasına ve din düşmanlarına) şöyle dediler: "(Eğer bize dünyalık imkan ve iktidar verirseniz, sizin pek hoşunuza gidecek) bazı işlerde size itaat edeceğiz (ve emirlerinizi yerine getireceğiz!..)

Halbuki Allah, (bu halktan) sakladıkları (ve sır olarak gizlice konuşup anlaştıkları) şeyleri elbette bilip durmaktadır.

27- Öyle ise (Hak davaya ve kendi halkına hıyanetleri nedeniyle) melekler suratlarına ve sırtlarına vura vura (ve bağırta bağırta) canlarını çıkardıkları vakitte nasıl olacaklardır?

28- Bu böyledir; Çünkü hakikaten onlar (Milli ve İslami çizgiden işbirlikçiliğe kayanlar), Allah'ı gazaplandıran şeye uydular. (Allah'ın kahrına ve gadabına uğrayan Yahudi ve Hıristiyanların uşaklığına razı oldular) ve Allah'ın rızasına ulaştıracak tavrı ve tarafı kerih (sıkıntılı ve yararsız) karşıladılar. Bundan dolayı da, Allah (daha önceki bütün hayırlı) amellerini boşa çıkarmıştır.

29- Yoksa kalplerinde hastalık bulunan (münafık oldukları halde dindar tavrı takınan ve kendilerini makam ve menfaat karşılığı Yahudi ve Hıristiyanlara kiralayan bu riyakarlar ve sahtekarlar; içlerinde sakladıkları hainliklerini ve) gizli kinlerini, Allah'ın hiç açığa çıkarmayacağını mı sanmışlardır.

30- (Ey Elçimiz) Eğer dilersek, elbette onları sana gösterir (ve bildiririz), böylelikle onları simalarından tanırsın. Yemin olsun ki, Sen (o münafık dönekleri) sözlerini konuşma tarzından (ve gerçekleri çarpıtma ve hıyanetlerine bahane uydurma tavrından da) anlarsın… Allah (hepinizin niyetlerini ve) amellerini bilip durmaktadır.

31- And olsun ki; biz sizden, (samimiyet ve teslimiyetle) cihat edip (sonuna kadar) sabredenleri bilip belirleyinceye kadar deneyip imtihan edeceğiz ve (İslam davası ve Allah rızası konusunda iddia edip) haber verdiklerinizin (doğruluk derecesini) sınayıp (herkesin ayarını ve amacını ortaya koyacağız).

32- Hiç şüphesiz, (açıkça) inkâr edip kafir olanlar; (insanları) Allah'ın yolundan (ve İslamı yaşamaktan) alıkoyarlar ve kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, elçiye karşı gelip zorluk çıkaranlar: hiçbir şekilde, kesinlikle Allah'a zarar veremezler (ve O'nun takdir projesini ve zafer müjdesini engelleyemezler). Allah onların bütün amellerini boşa çıkaracaktır,

33- Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Resule itaat edin. (Yahudi ve Hıristiyanların güdümüne girip ve münafık din adamlarının fetvalarına güvenip) kendi amellerinizi geçersiz kılmayın (dünya ve ahiretinizi boşa çıkarmayın)

34- Muhakkak ki; (Kur'ani hüküm ve hakikatleri) inkâr edenler ve (insanları) Allah'ın yolundan alıkoyup geri çevirenler (ve bu hal üzere devam edip) sonra ölenler (var ya); işte Allah kesinlikle bunları mağfiret buyurmayacaktır.

35- Bu nedenle (siz Allah'ın yardımı ve sağladığı imkânlarla) üstün (güçlü ve şerefli konumda) iken, (iç ve dış düşmanlarınıza) teslimiyetçilik (ve barış perdesi altında işbirlikçilik) çağrıları yapmak suretiyle, gevşekliğe (zillet ve esarete) düşmeyin.

(Unutmayınız ve inanınız ki, siz Hak yolda olduğunuz müddetçe) Allah sizinle beraberdir. O sizin amellerinizi (hayırlı girişim ve gayretlerinizi) asla eksiltip sizi (zarara uğratmayacaktır,)

36- (O bazılarınızın şiddetle arzuladığı ve elde etmek için davasını ve ahiret hayatını feda etmekten sakınmadığı) Dünya hayatı, gerçekte, sadece bir oyun ve tutkulu bir oyalanmadır. (Bir gün uyanacağınız bir rüyadır) Eğer iman eder, (küfür ve kötülüğe dönmekten) sakınırsanız, O size ecirlerinizin (karşılığını her iki dünyada da fazlasıyla) verir ve mallarınızı da istemez. (Allah bunlara ihtiyaç duymayandır)

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Hakan EKMEKÇİ

Hakan EKMEKÇİ

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...