Bahçeli, ‘başsağlığı' telefonu açan Başbakan'la ikinci kez konuşmaktan kaçınmıştı. Meclis Başkanlığı için görüşme talebinide yanıtsız bırakmıştı.
"Samimi bulmuyormuş"
Bahçeli, Erdoğan'ın telefonuna çıkmama nedenini, AKŞAM'a "Başbakan'ı samimi bulmuyorum. Seçim kampanyası sırasında bize ‘bunlara Meclis'te bile selam verilmez' dedi. DTP ile bizi aynı kefeye koydu. Bu nedenle Başbakan'ı aramayacağım" demişti."
İyi de Cumhurbaşkanlığı seçim turlarında 367'ye ulaşılsın ve AKP zorda kalmasın diye Meclise gideceklerini ve "Krizden beslenmeyeceklerini" açıklayan Sn. Bahçeli değil miydi? AKP'ye bu iyiliği yaptıktan sonra böylesine "sert adam" tavırları sadece tabanını tavlamaya yönelikti.
PKK'nın DTP'li temsilcilerine karşı: Uzlaşma ve hoşgörü anlayışı içinde davranacaklarını kim söylemişti?
Hatta , öyle ki, Alevi yurttaşlarımızın azınlık sayılmasını ve farklı bir kültürel oluşum gerekçesiyle İslam'dan ayrılmasını savunan AB'nin özel desteğini kazanacak kadar kirli niyetini açığa vuran Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan bile; "Alevilerin CHP'den ise, MHP'ye oy vermelerini" söylemişti!..
Üstelik sol fikirli ve CHP kökenli yeni MHP'li Em. Büyükelçi Gündüz Aktan'ın "Kürdistan heveslisi Kürtlerle, Irak'taki Türkmenleri mecburi mübadeleyle yer değiştirelim" önerisiyle Devlet Bahçeli'nin barışseverliği açıkça çelişmekteydi!..
Yoksa, Sırrı Yüksel Cebeci'nin dediği gibi:
Kürtçülüğe radikal çözüm mü düşünülüyormuş?!
"ABD, bölücübaşı Abdullah Öcalan'ı 1999 yılında 'idam edilmemesi' şartı ile Türkiye'ye teslim etmişti.
O zaman görevde olan MHP destekli Ecevit azınlık hükümeti, 'Yürürlükteki yasalar neyi gerektiriyorsa o yapılır' diyerek, ABD'nin şartını kabul etmeseydi ne olurdu?
Türkiye'nin bölgede çok güçlü olduğu o dönemde, Apo'nun idam edilmemesi şartı kabul edilmeseydi, ABD'nin bölgedeki bütün plan ve oyunları bozulmuş olacak, dolayısıyla ne Büyük Ortadoğu Projesi gündeme gelecek, ne Türkiye'deki Kürtçüler bugünkü gibi pervasızlaşacak ve ne de Kuzey Irak'ta Kürt oluşumundan söz edilebilecekti.
Çünkü Türkiye, 1994-1999 yılları arasında Kuzey Irak'ta yaptığı operasyonlarla sadece PKK'yı etkisizleştirmekle kalmamış, oradaki KDP ve KYB'nin de güç kaybetmesine sebep olmuştu.
Ayrıca Türkiye, Abdullah Öcalan'ı yıllarca himaye eden Suriye bu tavrını sürdürdüğü taktirde, Kuzey Irak'ta yaptığı gibi, bu ülkeye de girecekti.
Uluslararası Kürt hareketi, Türkiye'nin müdahalesi ile tamamen sindirilmiş olacaktı ki, bu, ABD'nin işine gelmezdi.
Türkiye gücünü ve ağırlığını koyduğu için, Suriye'nin sınırdışı etmek zorunda kaldığı Apo, o dönemde saklanacak delik arıyor ve Rusya-Italya arasında mekik dokuyordu.
ABD yakalayıp Türkiye'ye teslim etmeseydi, Apo'nun yapabileceği hiçbir şey yoktu.
ABD, Apo'yu idam edilmemek şartı ile Türkiye'ye teslim ederek hem bölücübaşının hayatta, hem de bölücü terör örgütü PKK'nın ayakta kalmasını sağladı.
Ortadoğu'daki planını uygulamak ve Türkiye'ye karşı kullanmak için ikisine de ihtiyacı vardı.
ABD, Apo'nun idam edilmesinin PKK'yı ve Türkiye'deki Kürtçülük hareketini bitireceğini biliyordu.
Arkalarında kim var?
Şimdi, ABD silahlarını kullanan PKK'nın üslendiği Kuzey Irak'a operasyon yapılamıyor.
Apo, idam edilmesi gerekirken, Imralı'da krallar gibi yaşıyor. Oradan verdiği talimatlarla yönlendirdiği bölücülere de 'Apo önderimizdir' dedirtiyor, 'Imralı irademizdir' diye slogan attırıyor.
Apo'yu önder kabul eden bölücüler Ankara'yı, 'Türkiye'yi eyaletlere böl, Kürdistan'ı kur' tehdidinde bulunma cüretini gösterebiliyor.
Bunların arkasında yine ABD var.
Türkiye, geçmişte olduğu gibi bugün de ABD'nin oyunlarına gelmeye devam ediyor.
Bu kadarı yeter
ABD'nin bölgedeki oyunlarını bozmak ve Kürtçülük sorununa radikal bir çözüm bulmak için ne yapılmalı?
Önce, Kürt vatandaşlarımızı kapsayacak bir referandum şart. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Türkiye'de yaşamak istiyorlar mı, istemiyorlar mı?
Türkiye'de yaşamak isteyen Kürtler'in çoğunlukta olduğunu biliyoruz. Taş çatlasa sayıları 300 bini geçmeyecek olan bölücüler için ise, Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan'ın da dediği gibi, 'gönüllü mübadele…
Kuzey Irak'taki Türkmen kardeşlerimiz Türkiye'ye gelecek, Türkiye'deki bölücü Kürtler de Kuzey Irak'taki Kürdistan'a…
ABD'nin Irak'taki kukla hükümeti 'gönüllü mübadele'yi kabul etmediği taktirde, 'zorunlu göç'…
Ekmeğimizi yiyip bize ihanet edenlere daha fazla hoşgörü gösteremeyiz.71[1]
İşte: DTP'li vekillerin söylemleri…
Demokrasi kazandı, uzun dönemde de Türkiye kazanacak mı? Dilerim cevap kesinlikle ‘evet' olur. Ve bugün…
Ana muhalefet partisi artık MHP'dir. CHP uzun bir süre parti içindeki yönetim kavgasına yoğunlaşacağı için Türkiye'nin aciliyetleri, ulusal güvenliği, tehdit algılarına karşı çözüm üretemeyecek, fonksiyonel olamayacağından ötürü MHP'nin yükü-sorumluluğu çoook ağır olacaktır.
Meclis denkleminde gözlerin çevrildiği olduğu DTP'li bağımsızlar ile AKP içinde etnik siyasete eğilimli olan isimler ise kilit konumdalar. Özellikle de DTP içindeki; Barzanici ve Apo'cu iki farklı eğilimin, Türkiye'ye, Meclis'e yansıması ne olacak, federasyoncu, Güneydoğumuza sürekli tehdit savuran Barzani'nin DTP içindeki sesleri ile güya üniter yapıyı savunan teöristbaşı Apo'nun sesi kim-kimler olacak? DTP, etnik siyasete dayalı politikanın iflas ettiğini fark edip, sadece bir bölgeye dayalı belli bir zümreyi hedef alan anlayışın tükendiğini kabul edecek mi?
Tam bu noktada durup, Zana'nın geçtiğimiz hafta sonu yaptığı kanımızı donduran ‘Türkiye eyaletlere ayrılacak ve Güneydoğu Kürdistan olacak (Barzanici söyleme)' yeni seçilen DTP'nin bazı bağımsız vekillerinin nasıl baktığı cevabıyla irdelememize devam edelim, kısa bir basın taraması yaptım efendim, şimdilik vekiller tansiyonu düşürücü mesajlar veriyor;
Ahmet Türk: ‘Kürt sorunu üniter devlet yapısı içinde çözülmelidir. ‘
Aysel Tuğluk: ‘Leyla Zana'nın sözleri partimizin görüşü değildir. Bizi bağlamaz. Eyalet sistemi planımızda yok.'
Hasip Kaplan: ‘Federasyon gibi şablonların Türkiye'ye uymadığını Kürtler görüyorlar.'
Ayla Akad: ‘Biz Kürtlerin içinde kimi devlet ister kimi federasyon ama biz demokratik bir ülkede yaşamak istiyoruz, devlet kurmak istemiyoruz, asla böyle bir yapılanma çabamız olmadı, uyruğumuzun Türkiye cumhuriyeti olmasını istiyoruz ama Kürt asıllı Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olduğumuzun kabul edilmesini istiyoruz. Asıl olan Türkiyelik olandır biz Türkiyeliyiz.'
Emine Ayna: ‘Mardin, Türkiye'nin küçük bir yansıması, keşke biz Mardin'in bu uzlaşı kültürünü diğer illere yayabilsek.'
Mehmet Nezir Karabaş: ‘Kürt sorununda diyalog ortamının oluşturulması, operasyonların durdurulması, sorunun demokratik çözümüne yönelik zemin ve ortamın hazırlanması için de çaba harcayacağım.'
Bunlar da var: Tunceli genelinde seçim irtibat bürolarına astırdığı "Bin Umut Adayı Şerafettin Halis Bir Devrimci, Bir Kürt, Bir Dersimli, Bir Alevi ve Bir Emekçi Olarak Dedelerimizin ve Ninelerimizin 38 Dersim Devrimci Direniş Ruhuyla Meclise Gidiyor" yazılı afişlere, Tunceli Emniyet Müdürlüğü tarafından "halkı kin ve öfkeye sevk ettiği" gerekçesiyle el konuldu.
Orhan Miroğlu: ‘Türkiye'de Kürt sorununun çözümünde federalizm düşüncesi gerçekçi değil. Halklar arasında kurulacak federal bir sistem çok ileri bir Türkiye'yi gerektirir. Doğrusunu isterseniz ben hem Kürtlerin hem de Türklerin bu kadar gelişkin (parçalanmanın adı gelişkin mi oldu?!G.K) bir demokratik kültüre sahip olduğunu düşünemiyorum.'
Selahattin Demirtaş: ‘Eğer Anadilde kürtçe eğitimi savunmak suç ise biz de anadilde eğitimi savunuyoruz. Bizi de kapatın.'
Son olarak, PKK üyesi olduğu iddiasıyla Gebze M Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan İstanbul Bağımsız Milletvekili Sebahat Tuncel yakında milletvekili mazbatası alacak. Tuncel'in K.Irak'ta PKK kampında askeri eğitim gördüğü belirtiliyor.
Evet, umut ederiz ki herkes 22 Temmuz'u iyi okur… Suların yükseldiği anın etkileri ile çekildiği anın etkileri çok farklıdır, belirleyici olan suyun akış gücüdür, unutmayalım"72[2] diyen Sn. Güler Kömürcü haksız mı?
Peki 22 Temmuz 2007 seçim sonuçlarıyla ilgili siyonist güdümlü, Emperyalist Batı medyasının tavrını nasıl okuyacaktık?
Yeni bir tuzak mı?
"Medya Takip Merkezi'nin derlemesine göre, 23 Temmuz'da Avrupa basınında seçim sonuçlarıyla ilgili 1.392 haber ve yorum yer aldı. Azalan ölçüde de olsa, yayınlar devam ediyor.
Elbette AB süreci sayesinde Avrupa kamuoyunun Türkiye'ye ilgisinin artmasının etkisiyle, bu haber ve yorumların çoğu doğru ve objektif bilgiler içeriyor. Ama öyleleri de var ki, NTV haklı olarak soruyor: "Dünya basını seçim sonuçlarını çarpıttı mı?"
Çünkü dediğimiz gibi cehalet, kötü niyet, önyargı yüklü bu bir kısım haber ve yorumlarda 22 Temmuz seçimlerinin sonucu bir şablona indirgeniyor: İslamlaik hesaplaşması. Daha doğrusu, kimine göre "Ilımlı İslam"ın, kimine göre "Siyasal İslam"ın laikliğe karşı zaferi!" İşi "Türkler, Atatürk'e veda etti" başlığını atmaya kadar götürenler bile var; düşünün artık!
Daha garibi, "The Times", "La Stampa", "Corriere della Sera", "La Repubblica", "Il Messaggero", "The Guardian", "Le Figaro", "Le Parisien" gibi ciddi, referans gösterilen gazeteler bile bu tehlikeli kolaycılığın tuzağına düştüler.
DTP'liler kullanılmaya hazır mı?
NTV'nin görüşüne başvurduğu "Financial Times"in Türkiye muhabiri Vincent Boland'ın "Seçimler için gönderilen muhabirlerin çoğu Türkiye'ye ilk kez geliyor" mazeretini kabul edip çarpıtmaları hoşgörüyle karşılayalım diyeceğiz ama daha "Vahim" bir ayrıntı var: Avrupa'nın Türkiye'de yeni azınlıklar yaratma heveslerinin depreşmesi.
AB Komisyonu Başkanı Franco Frattini, "Erdoğan şimdi laik azınlığın haklarını da korumalı" gibi saçma sapan ama AB kurumlarında Türkiye'nin nasıl algılandığının ipuçlarını veren bir çıkış yaptı.
"L'Express" dergisine seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirme yapan bir "Türkiye uzmanı" (Fransa'nın sayılı siyasal araştırmalar merkezi CERI'den Riva Kastoryano), Aleviler'i dini azınlık saydı ve "Hak ve özgürlüklerini verme zamanı geldi" dedi.
"The Independent" yeni dönemin en önemli konusunun "Devlet ile Kürt azınlık arasındaki ilişkiler" olacağını yazdı, "Le Figaro" ise DTP'li bağımsızların Meclis'e girmesinin "Devlet ile Kürt azınlık arasında diyalog" isteyenleri sevindirdiğini ifade etti.
Haydi, bunlara da gülüp geçelim. Peki Fransa Sosyalist Partisi'nin seçim sonuçlarına ilişkin açıklamasına ne demeli? Buyurun: "Yeni Meclis'te Kürt azınlığın temsilcilerinin bulunmasından sevinç duyuyor, hükümetin Kürt sorununa siyasal çözüm için ciddi girişimler başlatmasını diliyoruz."
Paris'ten yapılan açıklama Avrupa Parlamentosu'nca pekiştirildi. Parlamento'nun Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in duruşmasını izlemek için Diyarbakır'a gönderdiği Stefan Pfitzner, ilgilerinin nedenini şöyle açıkladı: "Baydemir'in davalarını Türkiye'deki azınlık haklarının nasıl işlediği konusunda fikir edinmemizi sağladığı için önemsiyoruz."
Hatırlayacaksınız, AB Komisyonu, 2004'teki İlerleme Raporu'nda Kürt yurttaşlarımızı "Etnik Azınlık" diye tanımlayınca Türkiye'de kıyamet kopmuştu. Bu tepkilerin etkisiyle AB daha sonraki İlerleme Raporları'nda geri adım atmış, konu kapanmıştı. Biz öyle sanmışız. Meğer alttan alta ilerlemeye devam ediyormuş.
Daha geçenlerde Ahmet Türk, "Kürtler azınlık değil" dediğine göre, iş çığırından çıkmadan Avrupalılar'a ağızlarının payını vermek öncelikle DTP'li bağımsızlara düşmeli.."73[3]
Ama DTP'liler bunun yerine Meclise kayıt yaptırırken "Bildiğiniz yabancı dil hanesine; "Kürtçe" yazarak, dış güçler tarafından kışkırtılıp kullanılmaya hazır olduklarını gösterdiler.
[1] 23.07.2007 / Sırrı Yüksel Cebeci / Tercüman
[2] 24.07.2007 / Güler Kömürcü / Akşam
[3] 27.07.2007 / Erdal Şafak / Sabah

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…
5375 Yıllık Siyonist Sömürü Düzeni, Kafirler ve Münafık Mücrimler istemese de yıkılacak , Tüm insanlığın…
Öncelikle belirtelim ki; Yahudiyi tanımadan dünyada olup bitenleri anlamak mümkün değildir. Makale bu anlamda çok…
Galiba tarihte hep böyle olmuş; Hakk uğruna mücadele edenler yalnız kalmışlar. Ne kadar kafir, münafık,…