NUSRET (YARDIM) ALLAH’TANDIR
VE ZAFER YAKINDIR! (Saff: 13. Ayet)
Ümidini asla yitirmeyenler, sabır ve sadakatle direnenler kazanacaktır!
Va’ad edilen kutlu ve mutlu haberleri bekleyip gözlemek ve buna yönelik hazırlık ve hizmetlere yönelmek; hayırlı ve başarılı neticeleri istemek Allah’a güvenmenin ve O’nun sonsuz kudretine itimat ve ümit etmenin göstergesidir. Böyle inanıp güvenerek, Kur’an’ın va’ad ettiği galibiyet ve zafer günlerine kilitlenmek; “İnşaallah bugün, yarın veya gelecek ay, önümüzdeki yıl… Ama mutlaka Hz. Peygamberimizin (SAV) müjdeleri gerçekleşecek!..” kanaati ve azmiyle kutlu hizmet ve hedeflerine devam etmek, gerçek ve yüksek bir imanın meyvesidir.
Kasas Suresi 5 ve 6. ayetlerinde;
“Biz ise yeryüzünde (her yerde ve her devirde) zayıf düşürülen kimselere (aciz ve çaresiz hale getirilip ezilen; inanç, itaat ve cihad ehline) lütufta bulunup (nimet ve faziletimizi tattırmak), onları (devlet, hükümet ve siyaset) önderleri kılmak istiyorduk; ki böylece (ülkelerindeki ve yeryüzündeki imkân ve iktidarlara onları) mirasçı yapmayı (amaçlamıştık).
Ve (yine istiyoruz ki) onları (sebat ve sadakat ehli kullarımızı) kuvvet ve hâkimiyet sahibi olarak yeryüzünde (ve iktidar mevkiinde) yerleştirip (onurlandıralım, böylece) Firavun’a, Haman’a ve bunların ordularına (zalim hükümet ve hükümdarlara, hain bürokratlara ve bunların keyfi ve şahsi menfaati için halka baskı ve barbarlık yapan kiralık asker ve polis şefleri takımına en çok) korkup kaçındıkları (iktidarlarını kaybetmenin acısını onlara) gösterip başlarına getirelim. (Ezdikleri ve hıyanet ettikleri mü’min mücahitlerin zafere erdiklerini, kendi devlet ve düzenlerini ele geçirdiklerini görüp kahrolsunlar ki, böylece intikamımızı alıverelim.)”[1] buyuran Allah’a güvenmemek ve kulluk – cihad görevini yerine getirmemek; gaflet ve cehaletten de öte, bir iman zafiyetidir.
Buhari’nin Rikak bahsinde; “(Ey ümmetim!) Sevinip müjdeleşiniz ve (ileride) size mukadder ve müyesser olacak ve şeref kazandıracak şeyleri ümit ve temenni ederek bekleyiniz.” hadisine uyarak, Hak yolda sabır ve sebatla müjdeli sabahları gözlemeliyiz.
Azlığımızı, zayıflığımızı ve imkân noksanlığımızı hatırlatıp bizi küçümseyenlere; Tevbe Suresi 52. ayetini okumalıyız;
“De ki: (Ey inkârcılar ve münafıklar!) ‘Siz bizim başımıza, ancak (dünyada zafer ve saadet, ahirette ise cennet gibi) iki güzellikten birinin (dışında herhangi bir şeyin) gelmesini gözleyebilir misiniz? (Hayır, çünkü Allah, mücahit ve müstakim mü’minler aleyhindeki kurgu ve kuruntularınızı sonunda boşa çıkarıverecektir. Bu nedenle) Biz ise, şüphesiz Allah’ın Kendi katından veya bizim ellerimizle size bir azap indirmesini (zaten) gözleyip beklemekteyiz. Öyle ise (şimdilik) bekleyin bakalım, çünkü biz de sizinle beraber (Allah’ın va’adini) gözetleyip duruyoruz.’” [2]
“Boş hayaller ve kof beklentiler içinde faydasız çabalarla uğraştığımızı” söyleyenlere Hud Suresi 93, 121 ve 122. ayetlerini aktarmalıyız;
“Ey kavmim, (artık) yapabileceğiniz her şeyi yapın (hiç çekinmeyin). Şüphesiz ben de (var gücümle) çalışacağım, (yapmam gerekenleri elbette yerine getireceğim. Sonunda) aşağılatıcı azap kime gelecektir ve asıl yalancı kimdir, yakında bileceksiniz. (Haydi) Siz de gözetleyip durun, (çünkü) ben de sizinle birlikte gözetleyip beklemekteyim.’
(Artık) İman etmeyenlere de ki: ‘Elinizden geleni geri koymayın. Zira, Biz de (inancımız ve amacımız doğrultusunda elimizden geleni) kesinlikle yapacağız.’
‘Ve (sonunuzu) gözleyin bakalım. Çünkü Biz de (başınıza gelecekleri merakla ve umutla) bekleyip durmaktayız.’” [3]
Hatta Allah’ın va’ad ettiği, bizim de inanıp beklediğimiz; “Zalimlerin hezimetini ve Mücahit Mü’minlerin zaferini”, bizler görmeden ölsek bile, Rabbimizin mutlaka gerçekleştireceğini haykırmalıyız.
“Şayet Biz Seni (ölümle) alıp götürürsek (bile), elbette onlardan (yine) intikam alacağız.
Ya da (henüz Sen hayatta iken) kendilerine va’ad ettiğimiz şeyi Sana gösterip (onları cezalandıracağız) ki, Biz gerçekten onlara karşı Muktedir durumdayız.
Şu halde, Sana vahyedilene sımsıkı-tutun (Kur’an’a ciddiyet ve samimiyetle sarılıp Allah’a sığın); çünkü Sen dosdoğru bir yol üzerinde bulunmaktasın.” [4]
“Şiir ve makale yazmakla, süper Şeytani güçlerle başa mı çıkacaksınız?” diye, kendi aklınca alay edenlere, Şuarâ Suresi 227. ayetini hatırlatmalıyız:
“Ancak iman eden, (ibadet ve istikametle) salih ameller işleyen ve Allah’ı çokça zikreden ve kendilerine (ve dinlerine) zulüm (ve hakaret) edildikten sonra, (rakiplerine karşı İslami bir gayretle) üstün gelmek (ve Din düşmanlarını zelil ve aciz düşürmek üzere) yardımlaşıp savunmaya girişen (mü’min şairler ve yazarlar) müstesnadır. (Ne var ki; haksızlığı ve ahlâksızlığı yaymaya çalışan zorbalar, din istismarcısı ve yozlaştırıcısı iktidarlar ve onları alkışlayan riyakâr ve ucuz kahraman şair ve yazar takımı olan bütün) Zalimler ise nasıl bir inkılâba uğrayıp hangi dönüşümle devrileceklerini yakında bileceklerdir.” [5]
Kaldı ki Cenab-ı Hak, ahir zamanda Kutlu Kelâmı, Kelimeleri ve bunların tercümanı olan makalelerle, Hakkı hâkim kılacağını haber buyurmaktadır:
“(O) Allah (ki), mücrim olanlar (utanmaz günahkârlar) istemese de, Hakkı (Hakk olarak) Kendi kelimeleriyle (adalet düzenini zuhur ettirip) gerçekleştirecektir.” [6]
“Allah, içinizden iman edenlere ve (taat, cihad, hayrü hasenât gibi) salih ameller işleyenlere (şunları) va’ad etmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, bunları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği (Hakk) dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak (İslami hükümleri tatbik imkânı ve iktidarı sağlayacak) ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirip (huzura ulaştıracaktır. Çünkü) Onlar, yalnızca Bana ibadet (ve kulluk) yaparlar (her hususta Kur’ani kuralları ve Nebevi düsturları esas alarak akıllarını ve vicdanlarını kullanırlar) ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. (Artık) Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.” [7]
Bizi temelsiz ümitler ve gereksiz beklentilerle suçlayıp saçmalayanlara Secde Suresi 28, 29 ve 30. ayetlerini tekrarlayalım:
“(Münkirler ve münafıklar zafer gecikti diye, mü’minlerle alay ederek ve boş hayal peşinde gittiklerini söyleyerek: Eğer bu inanç ve iddianızda) ‘Doğru iseniz bu (söylediğiniz ve beklediğiniz) fetih (zafer ve adalet dönemi) hani, ne zaman?’ deyip durmaktadırlar!
(Onlara) De ki: ‘(İlahi adaletin gerektirdiği ve haber verdiği bu devrim ve değişim mutlaka ve pek yakında gerçekleşmiş olacak; ne var ki) O fetih ve zafer günü, (daha önce zalimlerden taraf olup) Hakkı inkâr edenlere, (bu mutlu gelişmeleri görmeleri ve çaresiz) iman etmeleri, kendilerine hiçbir yarar sağlamayacak ve onlar (kıymete alınmayacak ve kendilerine) göz açtırılmayacaktır.’
(Allah’ın va’adine ve fetih müjdesine inanmayanları bırak!) Artık Sen onlardan yüz çevir ve bekleyip gözle. Zaten onlar da (kuşku ve tedirginlik içinde) gözleyip beklemeye koyulmuşlardır. (Bir müddet daha şeytanlıkları ve şımarıklıkları ile baş başa bırak ki, oyalanıp avunsunlar; zira yakında tarihi bir inkılâpla küfür ve zulüm saltanatları yıkılacaktır!)” [8]
“Hani, bu dedikleriniz, ne zaman olacak?” diyenlere ise Neml Suresi 93. ayetini okumalıyız:
“Ve (onlara) de ki: ‘Allah’a hamdolsun, O size (yakında) ayetlerini gösterecektir (va’ad ettiklerini gerçekleştirecektir), siz de onları tanıyıp (daha önce haber verildiğini hatırlayıp) bileceksiniz.’ Senin Rabbin, yaptıklarınızdan ve yapacaklarınızdan gafil değildir.” [9]
Bu kutlu şerefe ve zafere ise ancak sabredenler ve her türlü sıkıntıya göğüs gerenler kavuşacaktır!
“(Ey Nebim!) Bu nedenle Sen sabret; şüphesiz Allah’ın va’adi Hakk’tır; kesin bilgiyle ve vicdani kanaatle (yakinen) inanmayanlar(ın itiraz ve inkârları ve ahireti değil dünyayı öne alanların sapkınlıkları) sakın Seni (telaşa kaptırıp) hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesin (çünkü intikam vakti yakındır).” (Rum Suresi 60. ayet)[10]
“(Ey Nebim!) Şu halde Sen sabret (ve umutla dayan ki), hiç şüphesiz Allah’ın va’adi Hakk’tır. Sonunda ya onlara va’ad ettiğimiz (azab)ın bir kısmını (dünyada iken) Sana göstereceğiz; ya da Senin hayatına son versek bile, (yine onları kahredeceğiz ve zaten sonunda) onlar mutlaka Bize döndürüleceklerdir.” (Mü’min Suresi 77. ayet)[11]
“(Ey Nebim!) O halde, Ulü’l-Azim (azim sahibi, kararlılık ve dayanıklılık ehli) peygamberler gibi Sen de sabret. (Zalimler ve hainler hakkında) Onlarla ilgili (kararım konusunda) acele etme! Onlara va’ad edilen azabı (yakında) gördükleri gün, sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar (çok az bir zaman kalmış) gibi olacaklar (başlarına gelen beladan ve kötü sondan dolayı yaşadıkları saltanat dönemleri kendileri için zillete ve nedamete dönüşmüş bulunacak)dır. Bu bir tebliğ (ve hatırlatma)dır. Artık fasık olan (günahlara dalıp Hakk yoldan sapıtan) kimselerden başkası helake uğratılır mı?” (Ahkaf Suresi 35. ayet)[12]
İmtihan sürecinin ve zafer vaktinin uzaması, sadıklarla sahtekârların elenip – seçilip ortaya çıkarılması amaçlıdır!
“(Yoksa) İnsanlar; sadece ‘iman ettik’ demekle, (öyle) imtihana tâbi tutulmadan (ve sonunda yeterli ve geçerli puan almadan terk edilip) bırakılacaklarını (ve kurtulacaklarını) mı (zan ve) hesap etmektedirler?
Yemin olsun (Biz) onlardan önceki (kavim)leri de (çeşitli) imtihan (kasıtlı, fitne ve belalar)dan geçirdik. (Böylece) Allah, kesinlikle (dininde ve davasında) sadıkları da bilecektir (bilmektedir) ve gerçekten yalancı sahtekârları da bilip (belirleyecektir.)” (Ankebut Suresi 2 ve 3. ayetleri)[13]
Allah’ın asıl muradı; dünyada izzet ve devleti, ahirette ise Cennet ve Rü’yeti kazanacakların imtihanıdır!
“(Ey Nebim! Sana seyrettirdiğimiz kader filminin tarih kayıtlarında) Görmedin mi; (Hz.) Musa’dan sonra (Mısır’dan çıkarılan ve ıssız, verimsiz çöllerde esir hayatı yaşamaya mecbur bırakılan) İsrailoğullarının ileri gelenleri peygamberlerine gidip: ‘Bize bir komutan-melik tayin et ki; (onun emrinde) Allah yolunda (cihad edip) çarpışalım’ demişlerdi. (O zat kendilerine şunu) Söyledi: ‘Ya size kıtal=cihad farz kılınır da, sonra sözünüzden döner ve çarpışmaktan=cihaddan kaçarsanız (büyük bir günah yüklenmiş olursunuz. Gerçekten hürriyet ve selamete kavuşmak için cihad etmek mi istiyorsunuz, yoksa kuru kahramanlık mı taslıyorsunuz?’ Onlar ise cevaben:) ‘Bizler niçin Allah yolunda çarpışmayalım (ve niçin cihaddan kaçalım) ki; yurtlarımızdan, (yuvalarımızdan zorla) çıkarılmış ve çoluk çocuğumuzdan ayrılıp (buralara sürülmüşken… Böyle esir ve zelil yaşamaktansa ölmeyi tercih ederiz)’ dediler… Fakat vaktâki (ve ne yazık ki) kendilerine (zulümle ve zalimlerle) çarpışma (ve cihad izni) yazılıverilince içlerinden pek azı hariç, çoğu (cihaddan ve sorumluluktan) yüz çevirip (ayrıldılar.) [Tefsirlerin ve tarihçilerin rakamına göre yirmi bin kişiden on beş bini caydı, ancak beş bini kaldı.] Allah (zaten) zalimleri çok iyi bilir. (Ve böyle imtihanlarla herkese de gösterir.)
Peygamberleri (sözünde sadık kalanlara) dedi ki: ‘Allah (CC) Talut’u size Melik (cihad emiri ve yönetici) olarak tayin etti. (Haydi artık ona biat ve itaat edin.)’ Bunun üzerine bazıları: ‘O bizim üzerimize nasıl komutan olabilir? Ki bizler liderliğe ondan daha layıkız. Halbuki ona geniş servet ve mal da verilmemiştir’ diyerek (itiraz ettiler… Cihad sorumluluğundan kaçmak için komutanda kusurlar aramaya, nefsaniyet ve enaniyet yüzünden ortalığı bulandırmaya başladılar… O beş bin kişinin de üç bin kadarı böylece ayrıldı ve ayıklandı. Geride sadece iki bin kişi kadar kaldı. Ve peygamberleri onlara) şunları söyledi: ‘(Neden nefsinize uyup bu komutana itaatten kaçıyorsunuz?) Halbuki elbette Allah (CC) onu sizin üzerinize seçti (ve başınıza gelmesini takdir etti), ona (psikolojik) genişlik (ve liderlik yeteneği verdi), onun ilmini (yeterli ve gerekli bilgiyle beraber hidayet, feraset ve dirayetini) ve bedeni (kuvvetini, zorluklarla mücadele becerisini) ziyadeleştirdi. (Bir cihad emirine ve devleti yönetenlere gereken sıfatlar da bunlardır.) Allah mülkünü dilediğine verir. Allah’ın (lütfu) geniştir ve her şeyi hakkıyla Bilendir… (Sizin bu meşru komutana itaatsizliğiniz, aslında Allah’ın takdirine ve taksimine itirazınız ve itimatsızlığınız yüzündendir. Ama cihad ruhunuzu körleten, sizi kötülüğe sevk eden, ve Hakk dava prensiplerini çiğneyen kimselere ise itaat gereksizdir.)’
Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: ‘Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut’un (kutsal emanet bulunan sandukanın) gelmesi (olacaktır ki); onda Rabbinizden ‘bir güven duygusu ve huzur’ ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden artakalan (kutsal hatıra)lar vardır. Onu melekler (manevi görevliler ve enerji güçler) yüklenip getirirler. Eğer inanmış kimselerseniz, şüphesiz bu sizin için bir ayet ve delildir.’
(Derken) Talut (yanında kalan az sayıdaki) orduyla birlikte (savaşmak üzere bulundukları yerden) ayrılıp (yola çıktığında:) ‘Doğrusu, Allah sizi (önümüze çıkacak) bir ırmakla imtihan edecektir. (Susamanıza rağmen, karşıya geçinceye ve ben size izin verinceye kadar) Kim bu (su)dan içerse, (artık) o benden değildir. Kim de -eliyle bir avuç hariç- doyasıya tadıp içmezse o bendendir. (Anlarım ki sadık ve sağlam birisidir)’ dedi. (Ama) Az bir kısmı hariç, hepsi o sudan içmişlerdi. Nihayet (Talut ve) iman edenler beraberce (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): ‘Bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yoktur’ diyerek (fesada yönelmişlerdi). Allah’(ın va’adine, nusretine ve rahmetine) kavuşacaklarına kesinlikle iman ve itimatları (ve Rablerine hüsnüzanları tam ve sağlam) olanlar ise dediler ki: ‘Allah’ın izniyle, nice az (ama itaatkâr ve sebatkâr) topluluk, çok daha kalabalık (ve güçlü sanılan) topluluklara galip gelmiştir. (Çünkü) Allah sabreden (mü’minlerle) beraberdir.’
Onlar(dan iman erleri) Calut ve askerlerine karşı çıkarken de şunları söylemişlerdi: ‘Rabbimiz, (cihaddan kaçmamak, ordudan ve itaatten ayrılmamak için) üzerimize sabır ve metanet yağdır; ayaklarımızı (hizmet ve istikamet üzerinde sabit ve) sağlam tut ve (Senin Hakk Dinini ve adalet düzenini) inkâr eden topluluklara karşı bize yardım et…’ (diye dua etmişlerdi.)
Böylece, Allah’ın izniyle onları (çok az sayıdaki sadıklar, kalabalık ve donanımlı düşmanları) yenilgiye uğrattılar. (Daha peygamber olmamış bulunan ve genç bir subay olarak orduya katılan Hz. Davud, düşman tarafın henüz bilmedikleri ve şaşkınlıkla izleyip panikledikleri, yeni bir teknolojik silah hükmündeki attığı sapan taşıyla, zırhlar içinde ve fil üzerinde gururla meydan okuyan kâfir komutanı Calut’un gözlerini kör edip, beynini akıtarak devirince; başsız kalan düşman birlikleri dağıldılar ve bozulup kaçtılar; böylece) Davud Calut’u katletti (ve zalimlerin üstünlük dönemi bitti). Allah da ona mülk ve hikmet (hükümdarlık ve bilgelik) verdi; ona dilediği şeylerden (yöneticilik, adalet, sanat ve teknoloji bilgilerinden) öğretti. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını defedip (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Allah, âlemlere karşı büyük fazıl (ve ihsan) sahibidir. [Not: Hadislere göre, ahir zamanda da Hz. İsa Deccal’i öldürünce Siyonizm’in zulüm saltanatı çökecektir.]” (Bakara Suresi 246, 247, 248, 249, 250 ve 251. ayetler)[14]
Cenab-ı Hak; kuru kalabalıkları değil, sebat ve sadakat ehli “az”ları zafere ulaştıracaktır!
“(Ey Nebim ve davetçim!) Sen ne kadar üstüne düşsen (ve hırs göstersen de yeryüzündeki) insanların çoğu (gerçekten) iman edecek değillerdir.
Onların (gafil ve cahil insanlardan mü’min sanılanların) çoğu da ancak ortak koşarak (ve bir yönden mutlaka şirk katarak) Allah’a iman etmektedirler.
Hatta ki (sonunda görevli) resuller (halktan) umutlarını kestikleri, (şeksiz ve şeriksiz iman eden çok az kimselerin bile cihaddan ve davadan yan çizdikleri,) artık kesinlikle tekzip edilip benimsenmedikleri (kavimlerinin asla gerçek imana gelmeyecekleri ve Hakk çağrıya-davaya destek vermeyecekleri zan ve) kanaatinin (iyice yerleştiği ve tek başına yoluna devam ettiği) bir sırada, (zahiri bütün çarelerin tükendiği bir ortamda aniden ve beklenmedik şekilde İlahi nusret ve) yardımımız onlara yetişip gelmiş (zafer kapıları açılıvermişti. Böylece) Bizim dilediğimiz (ve desteklediğimiz) kimseler kurtuluvermişti. Azgın mücrimler takımından ise zorlu azabımız (ve intikamımız) asla geri çevrilmeyecektir. (Yani; bir avuç mücahit ve müstakim mü’minin, sayıca ve imkân bakımından en zaif ve en çaresiz göründükleri bir süreçte, onlar zafere eriştirilecektir.)” (Yusuf Suresi 103, 106 ve 110. ayetler)[15]
Erbakan Hocamızın Nisan 1980 tarihli TRT Basın Toplantısındaki Müjdelerini Hatırlayalım:
“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki:
TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU;
Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması,
Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”[16]
Yeri gelmişken şu mübarek hadis-i şerifleri de aktaralım:
“Sabırla (ve umutla), sıkıntı (ve sorunların) geçmesini (huzurlu ve onurlu günlerin gelmesini) gözleyip beklemek ibadettir.” (Şihâbü’l-Ahbâr-Kuzai 31 nolu Hadis)
“Gelecek (ve gerçekleşecek) olan her şey yakındır.” (Şihâbü’l-Ahbâr-Kuzai-No: 137)
“Bağışından dönen (ve insanlara yaptığı ikramları geri isteyen), kusmuğunu yalayan köpek gibidir.” (Şihâbü’l-Ahbâr-No: 205)
“Bir kimseyi ameli (gayreti ve hizmeti) yavaşlatmış (ve geri bırakmış)sa onu nesebi hızlandırmaz (ileri taşımaz)… (Kuru heves ve emeli = hedefi de bir işe yaramaz.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, C.2.)
“Bir kimse cemaatten (haklı ve hayırlı hizmet ekibinden) bir karış ayrılırsa, Allah onun boynundan İslam bağını çıkarır (nefsiyle ve İblisle baş başa bırakır).” (Sahih-i Buhârî, 8. C)
Konuyu şu ayet-i kerime ile bağlayalım:
“Öyleyse artık Sen, (zalimlerin ve Siyonist kavimlerin başlarına gelecekleri) gözleyip bekle!.. (Zira) Onlar da (korku ve endişe içinde) beklemektedirler.” (Duhân: 59)
- https://www.mealikerim.com/28/kasas/5:6
- https://www.mealikerim.com/9/tevbe/52
- https://www.mealikerim.com/11/hud/93:121:122
- https://www.mealikerim.com/43/zuhruf/41:42:43
- https://www.mealikerim.com/26/suara/227
- https://www.mealikerim.com/10/yunus/82
- https://www.mealikerim.com/24/nur/55
- https://www.mealikerim.com/32/secde/28:29:30
- https://www.mealikerim.com/27/neml/93
- https://www.mealikerim.com/30/rum/60
- https://www.mealikerim.com/40/gafir-mumin/77
- https://www.mealikerim.com/46/ahkaf/35
- https://www.mealikerim.com/29/ankebut/2:3
- https://www.mealikerim.com/2/bakara/246:247:248:249:250:251
- https://www.mealikerim.com/12/yusuf/103:106:110
- Prof. Dr. Necmettin Erbakan (TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980)
- https://www.mealikerim.com/28/kasas/5:6
- https://www.mealikerim.com/9/tevbe/52
- https://www.mealikerim.com/11/hud/93:
121:122 - https://www.mealikerim.com/43/zuhruf/41:
42:43 - https://www.mealikerim.com/26/suara/227
- https://www.mealikerim.com/10/yunus/82
- https://www.mealikerim.com/24/nur/55
- https://www.mealikerim.com/32/secde/28:
29:30 - https://www.mealikerim.com/27/neml/93
- https://www.mealikerim.com/30/rum/60
- https://www.mealikerim.com/40/gafir-mumin/77
- https://www.mealikerim.com/46/ahkaf/35
- https://www.mealikerim.com/29/ankebut/2:3
- https://www.mealikerim.com/2/bakara/246:
247:248:249:250:251 - https://www.mealikerim.com/12/yusuf/103:
106:110 - Prof. Dr. Necmettin Erbakan (TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980)

İNSANLAR HER DÖNEMDE MUCİZELERE ŞAHİT OLMUŞLARDIR.
2024 Yılları idi,İstanbul’da makamda görevli olduğum bir günde Boğazda tarihi yalıların restorasyon işiyle uğraşan bir usta ile tanışmıştım,
Erbakan hocamı hayatta iken hiç görmediğini sadece tv lerde parti genel başkanı olarak tanıdığını devamında Erbakan hocamıza özür beyan etmek için kabrine geldiğini anlatmıştı.
Yalılarda çalışırken Halkban genel müdürü ve bir holding sahibinin Erbakan hocamız hakkında konuşmalarına şahit olmuş
aralarında geçen konuşmada :
Erbakan yıllarca Adil Düzen ,Faizsiz ekonomik model, yeniden büyük Türkiye diyordu bizde bu konuşmaları duydukça
kendi aramızda gülüyor alaya alıyor küçümsüyorduk,çünkü bankacılık düzeni ve ekonomiyi biliyorduk nasıl çare üretebilirki,gerçekler ortada.gelsede başarılı olamaz bu sadece siyasi bir söylem diyorduk.
ve Erbakan başbakan oldu faiz sistemini ve ekonomiyi kısa sürede öylesine bir hizaya soktuki bizi hayrete düşürdü.
Gerçekten büyük bir lider olduğunu orda anladık diyorlar.
Erbakan hocamız iktidarda ve muhalefette iken yapmış olduğu başarılı çalışmalarla hem ülkemiz hemde diğer ülkelerdeki insanlar rahat bir nefes almış rahata kavuşmuş,bu süre zarfında Erbakan hocamız siyon sistemine karşı dimdik ayakta durup D8 vb gibi çalışmalarda başarılı olurken yanında olanlar farklı oyunlar ve nefsani amaçlarla dik duramamış.Suçuda Erbakan hocamıza atmaya çalışmışlardır.
İnanıyor ve bekliyoruzki Erbakan hocamızın hazırlamış olduğu Adil Düzen sistemi yakın bir dönemde kurtuluş reçetesi olacak ,hazırlamış olduğu teknolojik silahlar ilede deccal ve siyon sistemi yerle bir olacak.İnşallah
“Allah’ın iradesi, mümkün olmayanı mümkün kılar!.. Sayınıza bakıp gülenlere aldırmayın. Gücünüzü hafife alanlara takılmayın. Nemrut mu güçlüydü, İbrahim mi? Nemrut! Peki, Nemrut mu kazandı, İbrahim mi? İbrahim! Firavun mu güçlüydü, Musa mı? Firavun! Peki, Firavun mu kazandı, Musa mı? Musa! Ebu Cehil mi güçlüydü Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz mi? Ebu Cehil! Peki, Ebu Cehil mi kazandı, Efendimiz mi? Efendimiz!.. O devire şahit olanlardan kime sorsanız, güçlü olan kimse onun kazanacağını söyler ve savunurdu! Fakat hepsi şaşırarak görüp şahit oldular ki; zahiren güçlü görünen değil, samimi bir iman ve gevşememiş bir gayretle davasında sabit olan, insanlığın kurtuluşu ve Allah’ın rızası için çalışıp çabalayan kim ise o kazandı! Şimdi kime hikâye gibi gelirse gelsin. Kime inanılmaz gelirse gelsin, yine Allah’ın yardımı ile güçlü olan değil Allah’a yürekten bağlananlar kazanacaklar inşaallah!.. O halde, gevşemeyin, üzülmeyin; inanıyorsanız üstün gelecek olanlar sizlersiniz!..”
Ki Aziz Erbakan Hocamızda Türkiye ve İnsanlığın kurutuluşunun Milli Çözüm ile olacağını 1980 yılında TRT ekranlarında haykırmıştı. Aziz Erbakan hocamız tüm söyledikleri nasıl bir bir gerçekleşti ise bu sözüde gerçekleşecek, Yeni Bir Devrin başlaması ile inşallah Milli Çözüm Üstad Ahmet Akgül Hocamız öncülüğünde Adil Düzene dayalı yeni bir dünya kurulacaktır inşallah. Rabbim bizleri bu uğurda canla başla çalışan mücahid muttakilerden eylesin inşallah..
“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”Prof. Dr. Necmettin Erbakan (TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980)
Va’ad edilen kutlu ve mutlu haberleri bekleyip gözlemek ve buna yönelik hazırlık ve hizmetlere yönelmek; hayırlı ve başarılı neticeleri istemek Allah’a güvenmenin ve O’nun sonsuz kudretine itimat ve ümit etmenin göstergesidir. Böyle inanıp güvenerek, Kur’an’ın va’ad ettiği galibiyet ve zafer günlerine kilitlenmek; “İnşaallah bugün, yarın veya gelecek ay, önümüzdeki yıl… Ama mutlaka Hz. Peygamberimizin (SAV) müjdeleri gerçekleşecek!..” kanaati ve azmiyle kutlu hizmet ve hedeflerine devam etmek, gerçek ve yüksek bir imanın meyvesidir.
, ***Rabbimiz neolur vaadini biran önce gerçekleştir.. İnsanlık huzura kavuşsun inşaAllah.. Sonsuz Amin
Saf 13
Ve (cihad ehli için; dünyada iken de beklediğiniz ve) seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah’tan ‘yardım ve zafer (nusret erişecek)’ ve yakın bir fetih (önünde sonunda mutlaka gelecektir. Gerçek mücahit) mü’minleri müjdele (ki; va’ad edilen bu mutlu ve kutlu netice, sadece onlar tarafından beklenmektedir).
https://www.mealikerim.com/61/saf/13
Ya Rabbi,🤲🤲🤲
Kâmil iman, Salih amel ve Güzel Ahlak sahibi olmadan canlarımızı alma,
Yeryüzündeki tüm mazlumların yüzünün güleceği, zalimlerin işbirlikçileriyle ve bütün sistemleriyle birlikte çökertilip Fethi mübin’e ulaşıp Adil Düzen in kurulduğunu görmeden ve bu uğurda cihad etmeden canlarımızı alma,
Uhuvvet ve meveddet sahibi olarak, iblisin her türlü kışkırtmasından sakınarak Kardeşliğimizi tesis etmeden canlarımızı alma…Amin…
Ümidini asla yitirmeyenler, sabır ve sadakatle direnenler kazanacaktır!
Va’ad edilen kutlu ve mutlu haberleri bekleyip gözlemek ve buna yönelik hazırlık ve hizmetlere yönelmek; hayırlı ve başarılı neticeleri istemek Allah’a güvenmenin ve O’nun sonsuz kudretine itimat ve ümit etmenin göstergesidir. Böyle inanıp güvenerek, Kur’an’ın va’ad ettiği galibiyet ve zafer günlerine kilitlenmek; “İnşaallah bugün, yarın veya gelecek ay, önümüzdeki yıl… Ama mutlaka Hz. Peygamberimizin (SAV) müjdeleri gerçekleşecek!..” kanaati ve azmiyle kutlu hizmet ve hedeflerine devam etmek, gerçek ve yüksek bir imanın meyvesidir.
“Öyleyse artık Sen, (zalimlerin ve Siyonist kavimlerin başlarına gelecekleri) gözleyip bekle!.. (Zira) Onlar da (korku ve endişe içinde) beklemektedirler.” (Duhân: 59)
Milli Çözüm, gerçek ve yüksek bir imanın nuru ve kuvveti ile kâinata meydan okuyor! NUSRET (YARDIM) ALLAH’TANDIR VE ZAFER YAKINDIR! (Saff: 13. Ayet)
Milli Çözüm, Kur’an’ın va’ad ettiği galibiyet ve zafer günlerine kilitlenmiştir.
Milli Çözüm, Allah’a güvenmekte ve O’nun sonsuz kudretine itimat ve ümit etmektedir.
Milli Çözüm, Allah’ın vadettiği kutlu ve mutlu haberleri bekleyip gözlemekte ve buna yönelik hazırlık ve hizmetlere yönelmekte, hayırlı ve başarılı neticeleri istemektedir.
Milli Çözüm, Hz. Peygamberimizin (SAV) müjdelerinin gerçekleşeceği kanaati ve azmiyle kutlu hizmet ve hedeflerine devam etmek etmektedir.
Milli Çözüm, Siyonist ve emperyalist zalimlerin saldırıları karşısında; “Bu, Allah’ın ve Resulü’nün bize vadettiği ve haber verdiği şeydir, zalim ve güçlü saldırganları yenmek için bize manevi yardım edilecektir, Allah ve Resulü doğru söylemiştir” diyerek haykırmaktadır.
“(Sadık ve sağlam) Mü’minler ise (düşman) birliklerini gördükleri zaman (korkuya kapılmadan) dediler ki: “Bu, Allah’ın ve Resulü’nün bize va’ad ettiği (ve haber verdiği) şeydir (zalim ve güçlü saldırganları yenmek için bize manevi yardım edilecektir); Allah ve Resulü doğru söylemiştir.” Ve (bu tehdit ve tehlikeler) sadece onların imanlarını ve teslimiyetlerini artırmaktan (başka sonuç doğurmayacaktır).” (Ahzab Suresi 22. Ayet)
Milli Çözüm, iman, itaat ve cihad sözlerine sadakat göstermekte, hiçbir vazgeçme ve yan çizme bedel ve bahanesi ile Allah adına verdikleri sözlerini değiştirmemektedirler.
“Mü’minlerden öyle (mert ve metin) er kişiler vardır ki, Allah üzerine (O’nun rızası ve davası istikametinde) yaptıkları ahde (iman, itaat ve cihad sözlerine) sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirip (Hakk uğrunda canını vermiştir), kimi de (gönülden cenneti ve şehadeti umup) beklemektedirler. Onlar hiçbir vazgeçme ve yan çizme (bedel ve bahanesi) ile (Allah adına verdikleri sözlerini) değiştirmemişlerdir.” Ahzab Suresi 23. Ayet
Milli Çözüm, Allah’ın rahmet ve inayetinden asla ümit kesmemekte, Müslümanların yıllardır kaybettiği izzet ve hâkimiyeti yeniden bulmaya gayret göstermektedir.
“… (Ey Müslümanlar! Siz de nice yıllardır kaybettiğiniz izzet ve hâkimiyetinizi yeniden bulmaya gayret ediniz…) Sakın Allah’ın rahmet ve inayetinden ümit kesmeyiniz!.. Zira kâfir olanlardan başkası Allah’ın nusret ve merhametinden ümit kesmez (kesmemelidir).” (Yusuf Suresi 87. Ayet)
BEKLEYİN!
Ey zalimler ve işbirlikçi hainler, BEKLEYİN!
“…De ki: “(Ey zalimler ve işbirlikçi hainler!) Siz (tedirginlikle) gözleyip bekleyin; çünkü Biz de kesinlikle (acı ve alçaltıcı akıbetinizi) bekleyip gözetlemekteyiz!” (En’am Suresi 158. Ayet)
“(Biraz daha bekleyiniz;) Kendisini rezil edip aşağılık kılan azap kime geliyormuş ve kesintisiz (kahredici) azap kimin üzerine çöküp kuşatıyormuş, (göreceksiniz!)” (Zümer Suresi 40. Ayet)
“(Bekleyin, bir müddet sonra) Artık rezil ve rüsva edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın (hakaret ve eziyet ortamının) kimlere ineceğini yakında bilecek (ve görecek)siniz.” (Hûd Suresi 39. Ayet)
“(Onlara) De ki: “Belki de acele ettiğiniz (azabın) bir kısmı arkanıza takılmıştır (ve yakında size ulaşacaktır, bekleyin).” (Neml Suresi 72. Ayet)
Ey inkârcılar ve münafıklar, BEKLEYİN!
Biz de sizinle beraber Allah’ın va’adini gözetleyip duruyoruz.
“…De ki: (Ey inkârcılar ve münafıklar!) “Siz bizim başımıza, ancak (dünyada zafer ve saadet, ahirette ise cennet gibi) iki güzellikten birinin (dışında herhangi bir şeyin) gelmesini gözleyebilir misiniz? (Hayır, çünkü Allah, mücahit ve müstakim mü’minler aleyhindeki kurgu ve kuruntularınızı sonunda boşa çıkarıverecektir. Bu nedenle) Biz ise, şüphesiz Allah’ın Kendi katından veya bizim ellerimizle size bir azap indirmesini (zaten) gözleyip beklemekteyiz. Öyle ise (şimdilik) bekleyin bakalım, çünkü biz de sizinle beraber (Allah’ın va’adini) gözetleyip duruyoruz.” (Tevbe Suresi 52. Ayet)
BEKLEYİN!
“Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar çaresiz kalan ama buna rağmen davasında asla caymayan Milli Çözüm iktidarını, BEKLEYİN!
“…“Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek (kadar çaresiz kalmışlar ama buna rağmen davalarından asla caymamışlardı. Sadakat ve samimiyetlerini böylece ispat ettikten sonra) İyi bilin ve bekleyin ki, artık Allah’ın yardımı yakında erişecektir.” (Bakara Suresi 214. Ayet)
Bu muhteşem ötesi tespit ve tenkitler hepimizin kulağına küpe olmalıdır. Konu Ayetlerle harikulade anlatılmıştır. Rabbimiz hakkıyla anlayıp amel edenlerden etsin bizleri yoksa olan tehditler hepimiz için geçerli ve sürekli imtihan gerçeğidir. Zafere inanmak Allahın vaadidir. İman etmeyenler ve az bir menfaat karşılığı davasını satanlar elekte elenmektedir. Elbette bu elemedede birçok hikmetler vardır. Biz Müminlere düşen Allahın vadettiği zaferi mutlaka yaşanacaktır. Rabbimiz ayaklarımızı kaydırma Senin İzzet ve Azemetinin aşikar olacağı yakında gerçekleşecek Büyük devrim ve değişimin hizmetkarı eyle. Zaferi kolaylaştır çabuklaştır. Milli Çözüme inanmaktan ve güvenmekten asla vazgeçirme
Amin.“Milli Çözüm Farkı” diyebileceğimiz eşine ve benzerine rastlanılmayan konunun önümüze sunularak Kur’an’a Tercüman olunduğunu görmekteyiz ve elhamdülillah iyi ki varsın Milli Çözüm demekten kendimizi alıkoyamıyoruz.
Milli Çözüm ; hem Adil Bir Düzen devrimini ve yeni bir dünya medeniyetini… Hem de sonsuz ve kusursuz bir cennet özlemini sürekli diri tutarak, gerçek mutluluk anahtarlarını… Onurlu ve huzurlu yaşama sırlarını ruhlara şırınga etmektedir. Elhamdülillah.
Cenab-ı Hak Kehf Suresi 56. ayetinde buyurur ki: “(Oysa) Biz elçileri, müjde vericiler ve uyarıcılar olmak dışında (başka bir amaçla) göndermeyiz. …” Ayette dikkatimizi çeken husus : Allah Elçileri MÜJDE VERİCİLER ve Uyarıcılar olmak dışında başka bir amaçla göndermeyiz diyor. Çevremize bakalım şöyle mahallemizde , ilçemizde, ilimizde, bölgemizde, ülkemizde geçtik tüm İslam Ülkelerinde ya da tüm dünyada onca Müslümanların oluşturduğu cemaat – vakıf – dernek – tarikat – Kur’an Kursları – Molla – Mürşit – İslam Alimi Proflar – Şeyhler – Medreseler ve Medrese Hocaları, içinde bulunduğumuz bu sistemin bozukluğundan düzenin fesatçılık üzere kötülük hakim olmak üzere ahlaksızlığın zirve yapması üzerine kısacası hayırlı yararlı iyi güzel faydalı ve adil olmanın dışında her şeyin hakim olması üzerine kurulu bir dünya olduğunu anlatırlar, gerçi onu da yarım yamalak anlatırlar (şundan dolayı yarım yamalak diyorum: Hocalar yıllardır faize bulaşmayın derler dedikçe faize bulaşmayan kalmadı çünkü ayeti eksik anlattıkları için. faize yaklaşmayın veeee faizci düzenide ortadan kaldırmak için çalışın kısmını es geçerler) ancak bu düzenin yıkılması ve yerine Hakka ve Adalete dayalı bir düzenin hazırlanması ve kurulması uğrunda 1 tane bir topluluk hareket grup var mı Milli Çözüm harici… Yetmez insanlığın saadeti için inanmış ve inancının gereği bozuk Batıl sistem ve düzenin yerine Adil Düzen projelerini hazırlamış, günümüze ve Kur’an’a Tercüman olan ve insanlığa Kehf Suresi 56. ayette de rabbimizin belirttiği gibi müjdeleyici ümitlendirici umut aşılayıcı bir heyecanı tüm insanlığa sunması gönülleri ferahlatan yüreklerimize su serpen olması bakımından Milli Çözüm insanlık için bu ayetin gereğini yerine getirme gayreti ve çabası göstererek en büyük hizmeti sunmaktadır. Yürekten şükranlarımı arzediyorum. Rabbim kıymet bilmeyi ve gereğini yerine getirme azmini bizlere cümlemize lütfeylesin. Amin.
Ve yine dünya ve ahiret saadetimizin temel esaslarının bulunduğu dünya imtihanımızı başarılı şekilde verebileceğimiz Kitabımız Kur’an’ı Kerim’den şu ayeti kerimeyi hatırlatmak istiyorum:
HACC SURESİ 15. AYET :
Her kim Allah’ın ona (Hakka davet ve istikamet yolundaki sebat ve sadakat ehli kuluna) ne dünyada ne de ahirette asla yardım etmeyeceğini (başarıya eriştirmeyeceğini, zafer ve galibiyet vermeyeceğini) sanıyor (ve savunuyorsa, kesinlikle aldanıyor ve şeytani karakterinden böyle söylüyor.) Hele göğe (darağacı gibi) bir araç uzatsın (ve ipi boynuna taksın), sonra (ayaklarını yerden) kesiversin de baksın (bakalım, ruhundaki nifaktan dolayı) onun kurduğu bu hıyanet tezgâhı içindeki öfkesini giderebilecek mi? (Halbuki hainler ve kâfirler çatlasa da, Allah elçilerini muvaffak, dinini ise hükümran kılıverecektir.)
(BAK: https://www.mealikerim.com/22/hac/15 )
Yüce Allah bizlere, vaadine ve peygamberinin müjdelerine her geçen zaman daha da artan bir iman nasip etsin. Bizleri sadıklar topluluğundan ayırmasın. İnancımızı, disiplinimizi, gayretimizi arttırsın inşallah.
ZAFER YAKINDIR VE ZAFER HAK YOLDA HAKKIYLA MÜCADELE EDENLERİNDİR
Evet, mesele basit. Hak davada ve Hak yolda; Kıvıranların, kaytaranların, kaçkınların, nankörlük edenlerin, kraldan çok kıralcıların, hainlerin ve ihanet edenlerin, dünyalık hesap yapanların ulaşamayacakları ZAFER YAKINDIR VE ZAFER HAK YOLDA HAKKIYLA MÜCADELE EDENLERİNDİR!..
Yarabbi Kitabıyın hükmünü;
Sağlam bir manevi teslimiyet ve ciddiyetle…
Ve sonu cennetine ve ebedi rızana vesile olacak, zahiri devlet otoritesi ve gücüyle yaşama, ve yürütme iradesini bizlere nasip et..
“(Yoksa) İnsanlar; sadece ‘iman ettik’ demekle, (öyle) imtihana tâbi tutulmadan (ve sonunda yeterli ve geçerli puan almadan terk edilip) bırakılacaklarını (ve kurtulacaklarını) mı (zan ve) hesap etmektedirler?
(Ankebut Suresi 2)
İman, sadece dil ile söylenen bir söz değil; sabır, sadakat ve zorluklara karşı direnişle ortaya çıkan bir hakikattir.
Allah, iman edenleri imtihan ederek onların samimiyetini ortaya çıkarır.
Rabbim, bizlere samimiyet ve gayretle dinimize ve davamıza hizmet etmeyi; bu dünya imtihanını başarıyla kazanmayı nasip eylesin. amiinn