SİYONİZM’İN ARSIZ İRAN SALDIRISI
VE
ARMAGEDDON SAVAŞI
2026 ABD-İsrail ve İran Savaşı Neden Çıkmıştı?
28 Şubat 2026 tarihinde bölgemizde, modern tarihin en büyük askeri operasyonlarından biri yapılmıştı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail, İran’ın nükleer kapasitesini kalıcı olarak yok etmek ve Tahran’daki rejimi devirmek bahanesiyle koordineli bir hava harekâtı başlatmıştı. “Aslanın Kükremesi” (İsrail) ve “Destansı Gazap” (ABD – Operation Epic Fury) kod adlarıyla yürütülen bu operasyon, bölgedeki dengeleri kökten sarsan bir savaşa dönüşmüş durumdaydı. Bu haksız ve ahlâksız saldırılarda Tahran, İsfahan, Kum, Kerec ve Kirmanşah gibi stratejik şehirler hedef alınmıştı. Operasyonun en çarpıcı gelişmesi, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in konutunun vurulması ve Hamaney’in öldüğünün duyurulmasıydı. Ayrıca İran Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı’nın da içinde olduğu 48 üst düzey kişinin öldüğü, açıklanan bilgiler arasında yer almıştı.
İran-İsrail-ABD savaşı neden ortaya çıktı?
2026 yılındaki bu geniş çaplı çatışmanın temelleri, yıllar süren diplomatik başarısızlıklar ve artan askeri gerilim üzerine kurgulanmıştı. Saldırıların bahaneleri arasında üç ana başlık öne çıkmaktaydı:
1- Nükleer Silahlanma Tehdidi: ABD ve İsrail, İran’ın nükleer silah elde etme aşamasına geldiğini ve diplomatik yolların tükendiğini savunmaktaydı. 2025 yılında İran’ın nükleer tesislerine düzenlenen sınırlı saldırıların ardından Tahran’ın nükleer programını daha da hızlandırması, 2026’daki topyekûn saldırının en büyük tetikleyicisi sayılmıştı.
2- Bölgesel Güvenlik ve Füze Kapasitesi: İran’ın Ortadoğu genelindeki vekil güçleri (HAMAS, Hizbullah, Husiler) üzerindeki etkisi ve gelişmiş balistik füze programı, ABD ve İsrail tarafından doğrudan bir varoluşsal tehdit olarak tanımlanmıştı.
3- İç Karışıklıklar ve Rejim Değişikliği Hedefi: 2025 yılının sonlarında İran’da patlak veren ekonomik kriz ve hükümet karşıtı protestolar, Washington ve Tel Aviv tarafından “rejimi devirme” fırsatı olarak yorumlanmıştı. ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun amacının “İran halkının özgürleşmesini sağlamak” olduğu gibi bir yalana sığınmıştı.
İran, saldırılara Basra Körfezi ve ötesindeki ABD askeri üslerine (Ürdün, Suriye, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan ve BAE) düzinelerce balistik füze fırlatarak karşılık vermeye mecbur kalmıştı. Bu misilleme saldırıları sonucunda bölge ülkelerinde sivil ve askeri kayıplar yaşanırken, Yemen’deki Husi milisleri de Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılarını yeniden başlattıklarını açıklamıştı. Birleşmiş Milletler ve pek çok uluslararası kuruluş, saldırıları bölgesel istikrarı yok ettiği gerekçesiyle kınarken; İran’ın elinde bulunan kaynaklar dolayısıyla dünya genelinde enerji fiyatlarında (petrol ve doğalgaz) benzeri görülmemiş bir artış başlamıştı.
İran Saldırısı; Armageddon Savaşı’nın Başlatılması ve Sapkın Hristiyanlara Göre: “Tanrı’nın Planı” mıydı?
ABD’de bazı askeri komutanların, İran’a yönelik olası operasyonları askerlerine İncil’deki Kıyamet Savaşı (Armageddon) olarak sunduğu ortaya çıkmıştı. Eski askerler, saldırılar sonrası askerlerden çok sayıda şikâyet geldiğini aktarmıştı. Netanyahu’nun radikal söylemleri ve Amerikan Savunma Bakanı’nın Haçlı sembolleri taşıyan dövmeleri üzerinden dini propagandanın Amerikan askerlerine yansıtıldığı anlaşılmıştı. Bu durum, İran’a yönelik operasyonlarda yalnızca stratejik değil, dini temelli bir psikolojik ikna yönteminin de kullanıldığının kanıtıydı.
Eski bir ABD subayı, askerlerin komuta kademesinden gelen açıklamaları şöyle aktarmıştı:
“Bu durum cumartesi sabahı erken saatlerde İran’a yönelik saldırımızın ardından gündeme taşındı. Aslında bu bizimle ilgili her olayda yaşanıyordu. Biz 100 binden fazla asker ve gaziyi temsil ediyoruz. Çoğu Hristiyan olsa da farklı inançlara sahip olanları ve herhangi bir inanca bağlı olmayanları da barındırıyoruz. Ancak İsrail’in Gazze Şeridi’nde Filistinlilere yönelik saldırıları olduğunda, bazı çevreler bunu yine ‘silahlandırılmış İsa’nın beyaz bir at üzerinde, elinde AR-15 ile geri döneceğinin ilk işareti’ olarak yorumluyordu. Bunun, Vahiy Kitabı’nda anlatılan Hristiyan kıyamet öğretisine dayandırıldığı söyleniyordu. Bu inanca göre Armageddon Savaşı’nda, kendi ‘silahlandırılmış İsa’ anlayışlarının öldürdüğü insanların kanıyla dolu, yaklaşık 200 mil uzunluğunda ve 4,5 feet derinliğinde bir nehir olacağına inanılıyordu. Bu yüzden cumartesi sabahı erken saatlerde İran’a saldırdığımızda, kısa süre sonra çok sayıda askerden bize mesaj gelmeye başlıyordu. Askerler, komuta kademelerinin ‘işte o an geldi’ şeklinde konuştuğunu aktarıyordu.”
Amerikan askerleri üzerinde dini propaganda yoğunlaşmıştı.
“Bu bir kıyamet savaşı senaryosuydu. Asıl önemli olan Netanyahu’nun radikal söylemleri oluyordu. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Netanyahu soykırımcı eğilimler taşıyor. Amerikan askerlerinin bu gerekçelerle bölgeye gönderildiğini ilk defa gözlemliyoruz. Semavi dinlerde kıyamet senaryosu var; Yahudilikte Gog ve Magog, Müslümanlıkta Yecüc ve Mecüc olarak tanımlanıyordu. Amerikan ordusunda bu anlatı, İncil üzerinden bir kıyamet savaşı propagandası olarak kullanılıyordu. Bu iş sadece ekonomi veya strateji değil; dini ve teolojik bir motivasyon da içeriyordu.”
Amerikan Savunma Bakanı’nın üzerindeki dövmeleri de bunun kanıtıydı…
“Kılıç ve haç sembolleri Haçlı Seferlerini anlatıyordu. Üzerindeki Arapça ‘kâfir’ ve İbranice ‘Yeşua’ yazıları, dini radikal bir perspektifi yansıtıyordu. Bu kişi alelade bir asker değil, üst düzey bir Bakan oluyordu. Bu aşırılık, Amerikan askerine verilen talimatlarda kendini gösteriyordu. Bu kişi, Tanrı’nın isteğiyle harekete geçtiğini ve barış değil kılıç getirdiğini ifade ediyordu. Bu durum, dini radikalliğin Amerikan ordusuna nasıl psikolojik ikna yöntemi olarak yansıtıldığını gösteriyordu.”
Bu durum, Bâtıl Din odaklı radikal inançların ve şeytani stratejik amaçların birlikte kullanılmasıydı!
Amerikan askerlerine “Tanrı’nın planı” çerçevesinde harekete geçmeleri talimatı verildiği iddia ediliyordu.
İsrail’in dini gerekçeli sapkın söylemleri ve Netanyahu’nun radikal ifadeleri Amerikan askerlerine aktarılıyordu.
Amerikan Savunma Bakanı’nın dövmeleri; Haçlı Seferleri ve dini radikallik simgeleri içeriyordu.
Bu durum, İran’a yönelik askeri operasyonlarda, halkı ve asker takımını dini temelli bir psikolojik ikna yöntemine işaret ediyordu.
ABD ve İsrail ordularının İran’a başlattığı harekâtın yankıları sürerken, Başkan Donald Trump ve yönetimi özellikle laikliği savunan Amerikalılar tarafından sıkça eleştiriliyordu. ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Trump tarafından göreve getirildiğinden beri Hristiyan sembolizmini göz önünde tutuyordu. Hegseth yönetimindeki Pentagon, yönettiği resmi sosyal medya hesaplarından İncil ayetleri ve Haçlı çizimleri içeren videolar paylaşıyordu. Hegseth ayrıca, ABD’nin İsrail’e destek olmasını “dini bir vazife” olarak görüyor ve Pentagon içinde mesai saatlerinde düzenlenen ayinlere bizzat katılıyordu. Kendi inisiyatifiyle başlattığı bu ayinlere ABD’nin Hristiyan şeriatıyla yönetilmesi gerektiğini savunan Doug Wilson gibi köktendincileri de davet eden Hegseth, Haçlı seferlerinin sloganı olan “Deus Vult” (Tanrı Bunu İstiyor) ifadesini kolunda dövme olarak taşıyordu. 100’den fazla ihbar ABD ordusu içinde yaşanan din istismarı ve dini baskıya karşı kurulmuş bir örgüt olan Askeri Din Özgürlüğü Vakfı (MRFF), Amerikan askeriyesinin dönüşümünü gözler önüne seriyordu. Gazeteci Jonathan Larsen’in Substack hesabında paylaştığı haberde ismini gizli tutan bir ihbarcının sözlerine yer veriliyordu: “Komutanımız emrimiz altındaki askerlere ‘bu savaşın Tanrı’nın planının bir parçası olduğunu’ söylememizi istedi; kendisi ayrıca İncil’deki Vahiy Kitabı’nda bulunan, kıyamet ve İsa Mesih’in geri dönüşüyle ilgili çeşitli pasajlara değindi.”
MRFF Kurucu Başkanı Mikey Weinstein, bu tarzda 100’den fazla şikâyetin geldiğini belirtiyor ve şu ifadeleri kullanıyordu: “Bu ihbarların kahrolası ortak bir noktası vardı; MRFF danışanlarımız (MRFF’den yardım isteyen ordu mensupları), komutanlarının ve komuta zincirlerinin, ‘İncil onaylı’ bu yeni savaşın, Yeni Ahit’in Vahiy Kitabı’nda canlı bir şekilde betimlenen köktendinci Hristiyan ‘Ahir Zamanı’nın (End Times) hızla yaklaştığının inkâr edilemez bir işareti olduğuna dair dizginlenemeyen coşkusunu rapor ediyorlardı!..”
Ahir Zaman Hristiyan teolojisinde “End Times” (Ahir Zaman veya Zamanın Sonu), insanlık tarihinin Tanrı’nın Kıyamet Savaşıyla son bulacağı yazılıydı!..
Daha 10 gün geçmeden Amerikan füzelerinin ve mühimmat stoğunun üçte biri, İran’ın ise yarıya yakını tükenmiş durumdaydı!
“Bu savaş Amerikan ulusal güvenliği için değil, Büyük İsrail için başlatılmıştı. “Kafa koparma” stratejisi İran’da çözülme değil kenetlenme sağlamıştı. Şii siyasal kültüründe şehadet algısı Siyonist ve Emperyalist planı tersine çevirmiş durumdaydı. İran’da komuta zinciri devam ediyordu ve rejim çökmüyordu. ABD ve İsrail JDAM, Tomahawk, Patriot stoklarını hızla tüketiyordu. Yıllık üretim kapasitesi sınırlıydı. Pasifik’te olası bir Tayvan krizine ayrılması gereken mühimmat Körfez’de harcanıyordu. Körfez’de güvenlik kubbesi çatırdıyordu. 27 Amerikan tesisi hedef alınmıştı. Hürmüz’de deniz ticareti için fiili dur-kalk dönemi başlamıştı. Tanker sigortaları hızla yükseliyordu. Enerji cephesi savaşın en kırılgan alanıydı. Konteyner trafiği aksamıştı. Üç haneli petrol fiyatları ABD ve Avrupa için sürdürülebilir değildi. Katar LNG akışı kesildi. Avrupa çok zorlanacaktı. Fiziksel arz krizinden önce fiyat krizi gelir. Bab el-Mendeb hattı da risk altındaydı. Husiler saldırıya başlarsa durum çok daha kötüye varacaktı. Sonuç: İran’ın kısa sürede çökmesi imkânsızdı. Rejim değişimi ihtimali zayıftı. Bu çatışma, askeri olmaktan çıkıp sistemik kırılma anına dönüşmüş durumdaydı.”
NATO’nun Malatya Kürecik’e Patriot Yığınağı
Güya İran’dan yönelen 2 balistik füzenin Türk hava sahasında imha edilmesinin ardından, Malatya’daki Radar Üssü’nün güvenliğini güçlendirmek amacıyla bölgeye NATO’ya ait bir Patriot hava ve füze savunma sistemi konuşlandırılacaktı. Almanya’dan gelecek Patriotların İncirlik’tekilerin daha üst modeli olduğu konuşulmaktaydı. Bütün bunlar Türkiye ile İran’ı kapıştırma tezgâhı olmasındı?!
Trump’ın Savaş Bakanı haddini aşmış, İslam Peygamberine hakaretlere başlamıştı!
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth İran’ı hedef alan konuşmasında, “İslam Peygamberinin yalanlarına ve yanılgılarına inanan rejimlerin nükleer silahı olamaz” diye küstahlaşmıştı. Kendini bilmez bu sapkın Amerikalıya dünya sessiz kalırken, Milli Çözüm gerçekleri haykırmaktaydı!
Trump ve Kuduz İsrail, İran’da bir ilkokula saldırıp 200 kız çocuğunu katlederken, Trump’ın karısı BM oturumuna Başkanlık edip “Dünya çocuklarının korunması” konusunu anlatmıştı… Riyakârlığın, sahtekârlığın ve münafıklığın böylesine tarih boyunca rastlanmamıştı. Firavunlar, Nemrutlar ve Neronlar bile bu kadar alçak, bu kadar acımasız olmamışlardı.
Şimdi anlıyor muyuz, Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de; Yahudi ve Hristiyan zihniyetiyle DOST olmayı, Amerika ve Avrupa’ya güvenip dayanmayı… Haçlı ve ahlâksız AB’ye girmek için can atmayı niçin yasak ettiğini… Niçin lanetlediğini?.. Bu Haçlı-Siyonist Batı; bin yıldır bizi Anadolu’dan atmak için 21 Haçlı Seferi hazırladı… Çanakkale’de Şanlı Kurtuluş Mücadelemizde, 1974 Kıbrıs Çıkarmamız sürecinde hep bunlarla çarpışmıştık… PKK belasını bunlar başımıza sarmıştı. Şimdi Terörsüz Türkiye tuzağını da bunlar bize dayatmaktadır.
Bakınız ABD Savaş Bakanı soysuz PETE Hegseth “İslam Peygamberinin (ve Kur’an-ı Kerim’in) =hâşâ= saçma-sapan yalanlarına ve yanılgılarına inanan İran gibi rejimler asla nükleer güce sahip olmamalıdır!..” gibi küstahlıklar kusmuşlardı. Ve kolundaki dövmede, 1. HAÇLI Seferi’nde eşkıya sürülerinin kullandığı: “Müslümanlar, yok edilmesi gereken varlıklardır!..” yazılıydı…
Peki, hani nerede sözde İslam kahramanları ve dünya kaptanları? Hani neredeler mangalda kül bırakmayan Din istismarcıları?.. Hani nerede bunların duyarsız Bakanları, yüksek bürokratları?.. Hani nerede Diyanet Başkanları? Niye sapkın ABD Bakanına karşı mitingler yapmazlar, niye meydanları doldurmazlar? Bunların İslam ve Resulüllah sevgileri bu kadar mıydı?
ABD ve İsrail’in haksız ve ahlâksız biçimde İran’a saldırı sırasında öldürülen Dini Lider Ali Hamaney’in yerine kimin getirileceği konusunda en yetkili isimlerden “İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri” Ali Laricani: “Siyonist saldırganlara ve Amerikalı eşkıyalara unutamayacakları dersler vereceklerini” açıklamıştı. “İran’da neler oluyor?” sorusunun doğru yanıtını bulmak ve bundan sonra olacakları doğru yorumlamak için önce bu LARİCANİ ailesini iyice araştırmak lazımdı!..
Çünkü Trump: “İran’ın ileri gelenleri bana İran’ı kimin yöneteceğini sen seç… Senin talimatlarını dinlemeye ve bunun için görüşmeye hazırız…” ifadelerini kullanmıştı.
İran’da en üst düzey 50 kadar asker ve sivil yönetici kadronun katledilip saf dışı bırakılması, CIA ve MOSSAD ajanlarının, bu şahısların danışman ve yardımcı gibi en yakın kimselerden ayarlandığını ortaya koymaktaydı.
Humeyni devriminden sonra İran’a dönüp en kritik ve stratejik makamlara ve yüksek yargı kurumlarının başına oturan bazı aileler vardı.
İspanya Askeri Üslerini ABD’ye Kullandırmamıştı!
Toplamda 37 kilometrekarelik bir alanı kaplayan ve oldukça stratejik noktalar olan iki askeri üs, ABD ile İspanya arasında bir anlaşmazlığın kaynağı halini almıştı.
Bunlar, İber Yarımadası’nın güneyinde yer alan Morón de la Frontera ve Rota askeri üsleri olmaktaydı. Amerika Birleşik Devletleri, 70 yıldan uzun süredir yerleşik olduğu bu üsleri, bugüne dek farklı askeri amaçlar için kullanmıştı… İspanya Başbakanı Pedro Sanchez hükümetinin bu üslerin İran harekâtında kullanılmasına izin vermemesi Washington ile kriz başlatmıştı. ABD Başkanı Donald Trump buna karşılık olarak İspanya ile tüm ticareti askıya alacağını açıklamıştı. Sanchez ise hükümetinin tutumunun “savaşa hayır” olduğunu net bir şekilde ifade etmekten sakınmamıştı.[1]
İspanya hükümeti, ABD’nin bu iki üssü İran’a yönelik operasyonlarında kullanmasına izin vermemesine gerekçe olarak, bu tür bir askerî harekâtın iki ülke arasındaki iş birliğini düzenleyen anlaşmanın kapsamına girmemesini göstermişti. Bu gelişmenin ardından 2 Mart 2026 günü ABD’nin KC-135 Stratotanker tipi yaklaşık on adet havada yakıt ikmal uçağını Morón ve Rota üslerinden Avrupa’daki diğer askeri tesislere taşıdığı öğrenilmişti.
Hristiyan bir NATO ülkesi olan İspanya’nın, ABD’nin haksız ve dayanaksız İran saldırısında, ülkesindeki üsleri kullanmasını yasaklaması, hem Müslüman, hem de İran’ın da dahil olduğu bir D-8 ülkesi olan Erdoğan Türkiyesi’nin, hâlâ İncirlik Üssü’nü ve Malatya Kürecik Radar Üssü’nü kapatmaması, bunların gerçek ayarını ve sahte kahramanlığını ortaya koymaktaydı!.. ABD ilk kez Türk hava sahasını kullanmıştı. Amerikan AWACS uçağı, Türkiye’den kalkarak batı sınır boyunca İran askeri mevzilerini ve hareketlerini gözetleme uçuşları yapmıştı.
Bu arada İran’la Türkiye’yi ve Azerbaycan’ı kapıştırma hesapları yapılmaktaydı!
İran Dışişleri Bakanı Erakçi, Nahçıvan’a yapılan İHA saldırısıyla ilgili bağlantılarının olmadığını belirterek, “Saldırının İran’ı suçlamak için İsrail tarafından yapıldığını” açıklamıştı.
İran Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Erakçi, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile telefon görüşmesi yapmıştı. Erakçi, ülkesinin Azerbaycan ile iyi komşuluk politikasını vurgulayarak, Tahran’ın Bakü ile tüm alanlarda ilişkilerini genişletmek istediğini vurgulamıştı.
İran Dışişleri Bakanı Erakçi; “özellikle İsrail rejiminin bu tür saldırılarla kamuoyunu yanıltmak ve İran’ın komşularıyla olan iyi ilişkilerini bozmak amacıyla oynadığı role değinerek, son günlerde benzer örneklerin de görüldüğünü” hatırlatmıştı. İran Genelkurmay Başkanlığı da benzer açıklama yaparak Nahçıvan’da düzenlenen İHA saldırısıyla “bağlantılarının olmadığını, saldırının İran’ı suçlamak için İsrail tarafından yapıldığını” aktarmıştı.
Milli Savunma Bakanlığının: “İran’dan Ateşlenen Füze” İddiası
MSB açıklamasında “Ülkemize yönelik her türlü hasmane tutuma karşı cevap verme hakkımız saklıdır,” tehditleri savurması ABD ve İsrail’in işine yarayacaktı!
Milli Savunma Bakanlığı, İran’dan ateşlenen ve Suriye hava sahasını geçerek Türkiye yönüne ilerlediği tespit edilen bir füzenin mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO unsurları tarafından imha edildiğini açıklamıştı. Bakanlığın yazılı açıklamasında, söz konusu mühimmatın Türk hava sahasına yöneldiğinin tespit edilmesi üzerine NATO’ya ait hava savunma unsurlarının devreye girdiği ve tehdidin havada etkisiz hale getirildiği aktarılmıştı. Önleme sırasında kullanılan hava savunma mühimmatına ait bir parçanın Hatay’ın Dörtyol ilçesinde açık bir alana düştüğü anlaşılmıştı. Olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmamıştı. Milli Savunma Bakanlığı açıklamasında, Türkiye’nin hava sahasını ve topraklarını koruma konusunda gerekli tüm tedbirleri almaya devam edeceği vurgulanarak, “Ülkemize yönelik her türlü hasmane tutuma karşı cevap verme hakkımız saklıdır,” denilmesi ABD ve İsrail’in bu yöndeki fesatlığına fırsat sağlayacaktı…
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, İran’dan ateşlenen füzenin NATO hava savunma sistemleri tarafından imha edildiğini açıklamıştı. Duran, önleyici füzenin bir parçasının Hatay’ın Dörtyol ilçesinde açık bir alana düştüğünü ve olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma olmadığını hatırlatmıştı. Açıklamada, güvenlik birimlerinin süreci kurumlar arası koordinasyonla anlık olarak takip ettiği ve Türkiye’nin hava sahasının korunmasına yönelik gerekli adımların kararlılıkla atılacağı vurgulanmıştı.
Bu bahane ile ABD ve İsrail’in ve bazı NATO ülkelerinin sözde Türkiye’ye destek çıkışları da aslında bizi İran’la kapıştırma senaryolarının bir parçasıydı.
İktidarın destek çıktığı Türk REPKON firması, İsrail’e bomba ve mühimmat hazırlamaktaydı!
ABD, İsrail’e 12 bin adet bomba ve teknik destek içeren mühimmat satışını onaylamıştı. Kimi kaynaklara göre 600 milyon dolar olan bu satışın içeriğindeki bombalar Türk şirket Repkon’un iştiraki Repkon USA’dan alınacaktı. Peki, nedir bu Repkon ve sahibi Azer Aran kim olmaktaydı?
İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarının sürdüğü bugünlerde dikkat çeken bir gelişme yaşanmıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail’e 12 bin adet 1.000 pound’luk bomba gövdesi ve teknik destek içeren 151,8 milyon dolarlık acil mühimmat satışını onaylamıştı. İsrail merkezli ynetglobal haber sitesinin makalesine göre de söz konusu satışın 12 bin değil, 27 bin bombadan oluştuğu ve 660 milyon dolar değerinde olduğu vurgulanmıştı. Haberde Repkon için “Şirket Amerikan sermayeli değil. Repkon USA, Türk silah üreticisi Repkon’un bir yan kuruluşudur. Mart 2025’te Türk şirketi, ABD savunma devi General Dynamics’ten Garland Üretim Tesisini satın aldı. Fabrika, ABD ordusu ve İsrail Hava Kuvvetleri tarafından yaygın olarak kullanılan JDAM hassas güdümlü füze kitlerinin temel bileşeni olan MK-80 serisi bomba gövdelerini üretebilen ABD’deki tek tesistir” bilgisi paylaşılmıştı.
Repkon ve Türk kurucusu Azer Aran!
1978 yılında iş insanı Azer Aran tarafından kurulan Repkon, ilk olarak metal şekillendirme ve makine üretimi üzerine faaliyet gösteren bir Türk sanayi grubu olarak faaliyete başlamıştı. Son yıllarda şirket, ABD’deki iştiraki Repkon USA aracılığıyla ABD Hava Kuvvetleri, ABD Donanması ve müttefik ülkeler için nitelikli bomba gövdesi ve donanım üretimi yapmaya yoğunlaşmıştı. Şirketin internet sitesinde, “ABD Hava Kuvvetleri’nin MK-80 serisi bomba gövdelerinden JASSM ve SDB gövdelerine, TNT kalıpları gibi birçok ihtiyaca yönelik çözümler sunuyor” ifadeleri yer almaktaydı.
Lisesi de vardı
Azer Aran’ın ismi eğitim alanında da ön plana çıkmıştı. Türkiye’nin ilk Savunma Sanayi Meslek Lisesi olan Şile Ayet Azer Aran Savunma Sanayi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 6 Eylül 2021’de açıldı. Okul, 19 Ocak 2021’de İstanbul Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle kuruldu ve 5 Ağustos 2021 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı ile Repkon Makina ve Kalıp A.Ş. ile Şile Belediyesi arasında imzalanan protokollerle resmiyet kazandı.
- BBC – 05 Mart 2026

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarihin ve kaderin kendisine yüklediği sorumluluk bilincini acilen en yüksek, seviyeye çıkarmak zorundadır..!
Bölgemizi her yönden kuşatma altına alan Siyonist ablukayı, bütünüyle etkisiz kılacak, ve tüm insanlığa rahat bir nefes aldıracak tarihi adımları atma görevi, bu potansiyeli bünyesinde barındıran Türkiye Cumhuriyeti Devletinindir.
Kıbrıs üzerinden Akdenizdeki fiili egemenliğimizi sağlayacak…
Savunma sanayi üzerinden bağımsızlığımızı perçinleyecek…
Devletimizin, içerideki bölücü unsurlardan dışarıdaki Siyonist anlayışa kadar, en temel caydırıcı gücünün Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olduğunu bir kez daha ortaya koyacak…
Böylesi kritik ve kırılgan süreçlerde Millî bütünlüğümüzü perçinleyerek üniter devlet yapımızı bir kez daha etkin ve yetkin kılacak, en temel algoritma, Millî Görüş zihniyetinin Millî bir Çözüme dönüşen, Devlet ve Medeniyet bilincinde yatmaktadır..!
Dış Politikada Beş P prensibi dediğimiz;
Para ortak
Pazar ortak
PAKT ortak
Pasaport ortak
Plan-Program ortak ;unsurları ve kurumları geçtiğimiz 23 yıllık süreçte etkin bir şekilde uygunlanmış olsaydı, bugün bambaşka bir Dünyayı, bambaşka bir günceli yorumluyor olacaktık..
Zaman sahibini bekliyor!
Donald Trump beyaz saray ofis de çekilmiş bir foto sosyal medyada paylaşılmıştı. Fotoğrafta tüm evanjelist kanaat önderi papazlar Trump için dua ediyordu. Mesih A.s gelişini hızlandıracak baskısı ile ABD İran’a ve Ortadoğu’ya tüm güçleri ile Sevkiyata devam etmektelerdi.Bu arada Hamas ve İran füzeleri belliki İsrail savunma sistemini teknolojik virüslerle etkisizmi bırakılmış gibi Telaviv güvenli olmaktan çıkmıştı. Evanjelistler Siyonistlerin Büyük İsrail planlarına taşeronluk yapmaktaydı. İran ise bu uğurda kendi istedikleri şekliyle yönetilmek istenmektedir. Trump haçlı devletlerinide Hürmüz boğazına davet etmişti. Şimdiden birkaç ülkenin savaş gemisi yola çıkmıştı. Türkiye ve İran karşı karşıya getirilip NATO olayı gibi savaş alt yapısı hazırlanmaktadır. Yıllar önce Muhterem Ahmet Akgül Hocamızın bizlere söylediği tüm savaş gemileri körfeze gelecek ve Türkiye’nin Erbakan Hocamızın Türk ordusuna verdiği üstün teknolojik silah ve yazılımlarla düşman batırılacak günlerin arafesindeyiz. Elhamdülillah ki Milli Çözüm feraseti gene haklı çıkmıştır. Artık Armageddon savaşı ve Erbakan Hocamızın uyarıları tüm medyada istismar etmek amaçlıda olsa konuşulmaktaydı. Bu vatanın gerçek sahipleri iş başına geçeceği kutlu günlerin Arefesi yaşanmaktadır. Milli Çözüm önderliğinde kurulacak Milli mutabakat hükümeti ile Şeytani sistem ve düzen yıkılacak inşaAlllah. Mana aleminde Aziz Erbakan Hocamızın buyurduğu Ramazan müsade etti amma kurban müsade etmeyeceği günler gelmiştir.Şeytan ve işbirlikçilerinin aklı çıkacaktır..! Adil düzen mutlaka kurulacak tüm dünyada huzur hakim olacaktır. Yeterki bizler inanalım.
ABD ve İsrail’in haksız ve ahlâksız biçimde İran’a saldırı sırası; Armageddon Savaşı’nın Başlatılması ve Sapkın Hristiyanlara Göre: “Tanrı’nın Planı” mıydı?
Siyonist ve emperyalistlerin İran saldırısında, Bâtıl Din odaklı radikal inançlar ve şeytani stratejik amaçlar birlikte kullanılmaktaydı…
ABD’de bazı askeri komutanların, İran’a yönelik olası operasyonları askerlerine İncil’deki Kıyamet Savaşı (Armageddon) olarak sunduğu ortaya çıkmıştı. Amerikan Savunma Bakanı’nın üzerindeki dövmeleri de bunun kanıtıydı…
Savaşın en önemli aktörlerinden Amerikan Savunma Bakanı’nın üzerindeki dövmede Haçlı Seferleri ve dini radikallik simgeleri içermekte ve Arapça ‘KÂFİR’ yazmaktaydı!
Bu ise bizlere: “Deccal’ın iki gözü arasında “kâfir” yazılıdır. Onu okuryazar olan veya olmayan her mümin okur.” Hadisi Şerifini hatırlatmaktaydı. Bak: (Buhârî, Fiten, 26; Müslim, Fiten, 101; Tirmizî, Fiten, 56)
Hristiyan bir NATO ülkesi olan İspanya’nın, ABD’nin haksız ve dayanaksız İran saldırısında, ülkesindeki üsleri kullanmasını yasaklaması, hem Müslüman, hem de İran’ın da dahil olduğu bir D-8 ülkesi olan Erdoğan Türkiyesi’nin, hâlâ İncirlik Üssü’nü ve Malatya Kürecik Radar Üssü’nü kapatmaması, bunların gerçek ayarını ve sahte kahramanlığını ortaya koymaktaydı!.. ABD ilk kez Türk hava sahasını kullanmıştı. Amerikan AWACS uçağı, Türkiye’den kalkarak batı sınır boyunca İran askeri mevzilerini ve hareketlerini gözetleme uçuşları yapmıştı.
Trump’ın Savaş Bakanı haddini aşmış, İslam Peygamberine hakaretlere başlamıştı!
Bakınız ABD Savaş Bakanı soysuz PETE Hegseth “İslam Peygamberinin (ve Kur’an-ı Kerim’in) =hâşâ= saçma-sapan yalanlarına ve yanılgılarına inanan İran gibi rejimler asla nükleer güce sahip olmamalıdır!..” gibi küstahlıklar kusmuşlardı. Ve kolundaki dövmede, 1. HAÇLI Seferi’nde eşkıya sürülerinin kullandığı: “Müslümanlar, yok edilmesi gereken varlıklardır!..” yazılıydı…
Hani neredeler!
Sözde İslam kahramanları ve dünya kaptanları…
Mangalda kül bırakmayan Din istismarcıları…
Bunların duyarsız Bakanları, yüksek bürokratları…
Diyanet Başkanları…
Niye sapkın ABD Bakanına karşı mitingler yapmazlar, niye meydanları doldurmazlar?
Bunların İslam ve Resulüllah sevgileri bu kadar mıydı?
Hala anlamadınız mı?
Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’de;
Yahudi ve Hristiyan zihniyetiyle DOST olmayı…
Amerika ve Avrupa’ya güvenip dayanmayı…
Haçlı ve ahlâksız AB’ye girmek için can atmayı…
Niçin yasak ettiğini… Niçin lanetlediğini…
Siyonist Yahudileri ve Emperyalist Hıristiyanları dost ve rehber edinip peşlerine giden işbirlikçilerin Müslümanlara hıyanet ettiklerini ve kesinlikle onlardan olduklarını…
Hala anlamadınız mı?
Allah az bir sadıklar topluluğu eliyle Hakkı hâkim kılacaktır!
Sonra da Siyonist Yahudiler, Emperyalist Hıristiyanlar, işbirlikçi münafıklar… Evet bütün zalim kafirler ve münafıklar toptan bozguna uğratılacaklardır!
“Gerçek şu ki, münkirler (ve münafık kesimler, insanları) Allah’ın yolundan (Kur’ani kanun ve kuralların uygulanmasını) engellemek için mallarını harcayıp (halkı kandırmaya ve ayaklarını kaydırmaya çalışmaktadırlar); bundan böyle de harcayacaklardır. Sonra bu (çabaları), onlara yürek acısı olacaktır, (çünkü Allah az bir sadıklar topluluğu eliyle Hakkı hâkim kılacaktır,) sonra da (toptan) bozguna uğratılacaklardır. İnkâr edenler (ve işbirlikçi nankörler) en sonunda da cehenneme sürülüp toplanacaklardır.”
“Bu, Allah’ın murdar olan (küfür ve kötülük ehlini), pak ve temiz olan (iyi niyetli ve istikametli mü’minlerden) seçip ayırması (böylece herkesin ayarını ortaya koyması); murdar (olanların) bir kısmını bir kısmının üzerine (musallat) kılıp, (birbirlerinin pisliğini ortaya çıkarması, sonra) hepsini yığınlar halinde cehenneme atması içindir. İşte bunlar (dünya ve ahirette) hüsrana uğrayanlardır.” (Enfal Suresi 36-37 Ayetleri)
Milli Çözüm’ün yıllardır yazdığı, haçlı siyonizm cephesinin tüm motivasyonun vadedilmiş topraklar olduğu, hepsinin bunlar için tek yürek olduğu, bunların kapısında yatmanın, BOP’un eş başkanlığını yapmanın, ABD’yi ve AB’yi veli bellemenin ne büyük ihanetlere sebebiyet vereceğini artık milletimiz çok daha iyi anlamalıydı.
Milli Çözüm’ün tarihi tespitlerine komplo teorisi muamelesi yapanlar, haçlı siyonistlerin uygulamaları ve inançlarına olan bağlılığı ile Milli Çözüm’ü ne kadar haklı çıkardığını anlamalılardı.
Dergimizde 27 Haziran 2025 tarihinde yayınlanan ” Bu Savaş, Sahada ve Masada Değil; Hz. İsa’da Bitecektir!” başlıklı makalemizin tarihi tespitlerine de odaklanarak artık milletimizin de bu hesaplaşmaya inanması, batılın kendi tahrif edilmiş kaynaklarına inandığından daha fazla Kuran’a ve Allah’ın vaadine inanması gerekmektedir.
Mezkur makalenin linki ;
https://www.millicozum.com/mc/ozel-yazilar/bu-savas-sahada-ve-masada-degil-hz-isada-bitecektir/
Olayların gelişmesi ve yaşananları makale ile analiz ettiğim zaman anlıyorumki:
Bizde bir atasözü vardır,amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir diye,Kaç ülkeyi özgürlük getireceğiz diye paramparça edenler firavuni kafa ile ülkelerin devlet başkanlarını aşağılar şekilde rencide etmişlerdir.
Erbakan hocamızın İran gezisindeki konuşmalarını dinleriğimiz zaman vermiş olduğu askeri bilgi ve teknolojik sistem nasıl olmalıdır anlatımını dinledikçe ist ve abd ni. Çaresiz kaldıklarını üslerin etkisiz hale getirilmesi devamında uçak gemisinin hasar alarak kenara çekilmesi,abd yandaşlarının gözlerinin korkmasına sebeb olmuştur,en nitelikli gemileri ve üslerini kpruyamayqn abd diğer ülkelerin güvenini kaybetmiş yakın zamanda ise kaçışlar başlıyacak kimse abd ist ail tarafında olmak istemeyecektir.
Ayrıca Erbakan hocamızın Balıkesir Altınoluk konuşmasıda günümüze açık bir ışık tutmaktadır.
tarafsız olduğunu söyleyenlerede ABD’li yetkilinin Peygamberimiz (SAV) için söylemiş olduğu sözü tekrar tekrar okuyup anlamaları ve ona göre tedbir almaları gerekmektedir,demekki onlar her ne olursa olsun Müslümanların elinde olan teknolojilerin kendi teknolojileri üzerinde olmasını istemidiklerini bir kez daha anlıyoruz .
ülkemizdeki okulların ve savunma sanayi şirketleri ise tekrar bir gözden geçirilmesi gerektiğini anlıyorum.
İran -Abd İsrail savaşı, Savaşı başlatan İran’a saldıran İsrail ve Amerika..
Dünya da,
Silahlı mücadele de Yemen de Husiler,lubnanda Hizbullah.
Pakistan,İspanya’ özellikle ve Bazı Hristiyan,ülkeri ,Rusya Çin kuzey Kore bu savaşa karşı ve İran tarafında..
Orta Doğuda, Abd ve İsrail eksenli ve üstleri bulunan sudiarabistan, katar ,Dubai BAE gibi Arap ülkeleri İran karşıtları. Çünki İran a ilk önce buralardan füzeler atılmakta.
Türkiye’de iktidar sözde bariş yanlısı ama (Amerika ve İsrail e karşı hiç bir acı sözü ve icraatı yok) .
Halen ABD’ Tarafında gözükmede net bir tavrı yok. Habire İran’ı barişa davet ediyor.!!!??
NATO’ zaman zaman kürecik ve İncirlik üstlerini kullanarak,Türkiye’yi Bu savaşa dahil etme yolunda..
Türkiye’deki muhalefet ve partileri yüksek oranda İran tarafında komşu İran’dan yana,
İktidar yanlısı bazı cemaat ve hoca (c.Ahmet ve h. Konakçı tayfası, Abd İsrailin füzelerinden yana..
Tramp İran da rejime karşı iç karşıklık çıkartıp yönetimi ele geçirmeyi planlar ken, İran halkı bu savaşla tek yürek oldular İran halkını bütünleştirdi,
Bu savaşta, Amerika ve İsrail ekonomik ve askeri olarak müthiş bir zararın eşiğinde, dünya petrol rezervi ni savaş nedeni ile sabote ettikleri için de, dünya da ekonomik zararlar Tüm Ülkere yansımaya başladığı için,şuan Amerika ve İsrail nefreti artmaya başladı.. Yani Amerika ve İsrail yıkılacağı ve diğer Çin ve Rusya nında hizaya geleceğini günler yaklaşmakta..
Yıllar öncesinden Rahmetli Erbakan Hocamızın İran’ı, siyonist İsrail ve Amerika ya karşi uyarıp,bazı tavsiye ve bilgilerini aktarması bugün leri öngörmesi ferasetiyle dirayetiyle,
Şuan kısmende olsa İran abd ve İsraili çıkmaza sokmuştur..
Dünya Ya; Erbakan Hocamızın bahsettiği Adil ve Asil bir medeniyet nizamına geçecek, Yada siyonist abd nin oyuncağı olmaya devam mı edecek, pek yakında göreceğiz..
KADAYIFIN ALTI KIZARDI, SIRA ÜSTÜNDEMİ?
Siyonist şeytanlara göre bu savaş Armageddon savaşı olmaktaydı. Hatta, şeytanın önde gelen kölelerinden bazı Hahamlar, bu perşembe gününe kadar kendilerine göre Mesihi de yani esasında Deccali açıklayacaklardı. Dünyayı kana buladıkları yıllar boyunca işledikleri necis amellerini adeta taçlandıracak bu hamleleriyle hedeflerine varmak ve nihayetinde şeytanı galip getirmek için gayret çekmektelerdi. Oysa, kendilerini aldatan alçak şeytana kölelik etmeleri, onların şeytan tarafından bile terkedilmelerini engelleyemeyecekti. Öte yandan bu alçak döneme, adeta payanda olan işbirlikçi tipler ise ancak mide bulandırıyordu. İşte hepimiz gördük… Güya İslam devleti sayılan devletlerin dış bakanı bir kısım zerzevat bir araya gelip, adeta utanmadan siyonizmi savunacak kadar düşmüşlerdi. Elbette bizim beklentimiz, bunların hiçbirine yönelik değildir. Tüm umudumuz Cenab-ı Rabbimizde olduğu için, bu yaşananlar ancak münafıkları ve kafirleri tanımamıza vesile olmaktadır.
İSLAM ÜLKESİ BİLDİĞİMİZ, HALKININ BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUNU MÜSLÜMANLARIN OLUŞTURDUĞU ÜLKELER VE ONLARIN YÖNETİMLERİ BİR İSPANYA KADAR ADIM ATSALAR, BUGÜN BU ZALİMLER BU ZULÜMLERİ YAPAMAZLARDI. AMA NE YAZIK Kİ İSLAM ÜLKERİNİN BAŞINDA İŞBİRLİKÇİ YÖNETİMLER BULUNMAKTAYDI VE ONLAR VE ZALİMLERE DESTEK OLMAKTALARDI. AMA BU BÖYLE GİTMEZ. ALLAH ZALİMLERİN SALTANITINI YIKACAK İŞBİRLİKÇİLERİN DEFTERİNİ DÜRECEK İNŞALLAH VE YERYÜZÜNDE ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA KURULACAKTIR. İNANIYORUZ Kİ BU TÜRKİYE ÖNCÜLÜĞÜNDE GERÇEKLEŞECEKTİR. AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN HAZIRLADIĞI TEKNOLOJİ HARİKASI SİLAHLARLA VE ONUN EN SADIK TALEBE VE TAKİPÇİSİ MİLLİ ÇÖZÜM ÜSTAD AHMET AKGÜL HOCAMIZ ÖNCÜLÜĞÜNDE ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA KURULACAKTIR İNŞALLAH.
İBRAHİM SURESİ 46 VE 47. AYETİ KERİMELERİNDE RABBİMİZ ŞÖYLE BUYURMAKTADIR;
Gerçek şu ki, onlar (zalimler ve hainler, mü’minlere ve İslami girişimlere karşı) hileli planlar ve hain tuzaklar kurdular (kuracaklardır). Oysa eğer onların (şeytani) hile ve hazırlıkları, dağları yerinden oynatıp kaydıracak (zelzeleler oluşturacak derecede bugün nükleer silahlara ve teknolojik imkânlara dayanmış) olsa bile, Allah katında da (kesinlikle onları boşa çıkaracak ve etkisiz kılacak kudret) planları-programları ve intikam hesapları-hazırlıkları vardır! (Allah zalim güçlerin mekir ve tuzaklarını kendi başlarına saracaktır.)
Sakın ha, Allah’ı; elçilerine (ve Hakk davetçilerine) verdiği sözden (ve zafer va’adinden) dönecek sanma(yın). Gerçekten Allah Azîz’dir, İntikam sahibidir. (Ey zalimler ve hainler, sizin de zulüm ve hıyanetlerinizin hesabını soracak, saltanatınızı yıkacaktır.)
https://www.mealikerim.com/14/ibrahim/46:47
Milli Çözüm kutlu şafağın habercisi, küresel Milli cephenin beyni, yol göstericisi ve en önemli stratejik düşünce kuruluşudur!!!
“Bakınız ABD Savaş Bakanı soysuz PETE Hegseth “İslam Peygamberinin (ve Kur’an-ı Kerim’in) =hâşâ= saçma-sapan yalanlarına ve yanılgılarına inanan İran gibi rejimler asla nükleer güce sahip olmamalıdır!..” gibi küstahlıklar kusmuşlardı. Ve kolundaki dövmede, 1. HAÇLI Seferi’nde eşkıya sürülerinin kullandığı: “Müslümanlar, yok edilmesi gereken varlıklardır!..” yazılıydı…
Peki, hani nerede sözde İslam kahramanları ve dünya kaptanları? Hani neredeler mangalda kül bırakmayan Din istismarcıları?.. Hani nerede bunların duyarsız Bakanları, yüksek bürokratları?.. Hani nerede Diyanet Başkanları? Niye sapkın ABD Bakanına karşı mitingler yapmazlar, niye meydanları doldurmazlar? Bunların İslam ve Resulüllah sevgileri bu kadar mıydı?
ABD ve İsrail’in haksız ve ahlâksız biçimde İran’a saldırı sırasında öldürülen Dini Lider Ali Hamaney’in yerine kimin getirileceği konusunda en yetkili isimlerden “İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri” Ali Laricani: “Siyonist saldırganlara ve Amerikalı eşkıyalara unutamayacakları dersler vereceklerini” açıklamıştı. “İran’da neler oluyor?” sorusunun doğru yanıtını bulmak ve bundan sonra olacakları doğru yorumlamak için önce bu LARİCANİ ailesini iyice araştırmak lazımdı!..
Çünkü Trump: “İran’ın ileri gelenleri bana İran’ı kimin yöneteceğini sen seç… Senin talimatlarını dinlemeye ve bunun için görüşmeye hazırız…” ifadelerini kullanmıştı.
İran’da en üst düzey 50 kadar asker ve sivil yönetici kadronun katledilip saf dışı bırakılması, CIA ve MOSSAD ajanlarının, bu şahısların danışman ve yardımcı gibi en yakın kimselerden ayarlandığını ortaya koymaktaydı.
Humeyni devriminden sonra İran’a dönüp en kritik ve stratejik makamlara ve yüksek yargı kurumlarının başına oturan bazı aileler vardı.”
Kimdi bu Laricani Ailesi:
https://t24.com.tr/yazarlar/eray-ozer/iranin-bugununu-anlamak-1-laricani-ailesi-bir-aristokrasi-hikayesi,54330
17 Mart 2026: Laricani Öldü!