AHED SULTANIM!
Ahmet aynasında, Ahed cilvesi
Muhammed’de kâmil, zâhir olansın
Kesret kitabında, vahdet cümlesi
Kudreti sınırsız, kâhir olansın…
“Zâtını Zâtına, mir’at” yaptığın
Kur’an’ı dosdoğru, sırat yaptığın
Sevdiğin aşkınla, Ferhat yaptığın
Sübhânım kusurdan, tâhir olansın…
“Sen atmadın; Allah, attı” buyurdun
Bu can kulağıma, hikmet duyurdun
Gerçek sahibisin, her iki yurdun
Türlü yaratışta, mâhir olansın…
Resul’e temsilci, Mehdi-i Kebir
Necmüddin eyledi, Hâkim-ü Habir
Tayin takdir eden, Cenâb-ı Câbir1
Uyumaz yorulmaz, Sâhir2 olansın…
Yarattın mekânı, bütün ezmânı
Eşyada tezahür, kıldın esmânı
Muannid münafık, hâlâ hasmâni
Rahman Rahim Evvel, Ahir olansın…
Yer gök san’atındır, ibret mahaldir
Çün Zâtını idrak, aklen muhaldir
“Fenâfillâh; bekâ, billâh” bu hâldir
Damlaydım karıştım, Bâhir olansın…
İmtihana koydun, kulun izlersin
“Bâtın”sın her şeyde, sırrın gizlersin
Aşikâr olursun, can tazelersin
Yeryüzü bahçende, sâhir olansın…
Tecelli tahtında, Ahmet Sultanım
Bütün âlemlere, rahmet Sultanım
Medet ve inayet, lütfet Sultanım
Hamd ile övülen, Fâhir olansın…
1- Câbir: Yıkılmış ve dağılmış şeyleri kudretiyle tamir eden… Kırık gönülleri sarıp sevindiren… Karar verdiğini zorla yerine getiren Allah.
2- Sâhir: Uyumayan, seher ehline tecelli buyuran.

Yolundayız !
Güzeller Güzeli Kıldın Habibin ,
Ona Ümmet kıldın , Rahman ve Rahim !
Er Bakan’ a taleme olmak nasipmis,
Ufkumuzu açtın Güzel Sultanım
Gaye Allah(cc)’nü Bilmekse
Allah (cc)’nü tanımak mı istiyorsun?
Kâinatın, izlettirildiğini ve muhteşemliğini fark et! Bir nebze bilirsin!
Tas tamam tanımak mı istiyorsun?
Hz. Muhammet Mustafa (sav)’i gerçek manada tanımaktan başka yol yok bilesin!
Asırlar geçti, fikirler unutuldu, çeşitlendi; Binbir sahtenin içinde Hz. Peygamber’i ve yolunu tastamam nasıl tanırım-bilirim?
Hayatıyla, yaşamıyla, mücadelesiyle ay gibi parıldayan Aziz Erbakan Hocamızı gerçek manada tanıyıp, taraf olmadan başka yol bulamazsın!
Kutlu Şahsiyet Aziz Erbakan Hocamızı, Chp’de dank etti artık mecburen övüyor, istismarcı Akp bizimde hocamız diyor, Sp seviyor fakat Adil Düzen projesini bile yetkililer savunmuyor. Peki, Hz. Resulü (sav)’i tas tamam tanıtan Aziz Erbakan Hocamızı, nasıl tastamam tanıyıp O’na taraf olabilirim?
Milli Görüş tarihi göstermiştir ki; Kutlu şahsiyet Erbakan Hocamızı en iyi tanıyan, tarifeden-tanıtan, bilinen ve bilinmeyen yönlerini, sözlerini anlayıp anlatan, yani tastamam tanıtan Üstad Ahmet Akgül Hocamızdan başkası olmamıştır.
Allah (cc)’ünü tas tamam tanımanın yolu(zatına yol olmaz) tam tecellisi (ne aynısı ne de gayrısı) Hz. Peygamberden(sav)’den,
O’nu tanımanın yolu anadaki yansıması gibi olan Kutlu şahsiyet Aziz Erbakan Hocamızdan,
O’nu tastamam tanımanın yolu ise Üstad Ahmet Akgül hocamızla olur. Başkada bir yol bulamazsın.
Not: Muhyiddini Arabi: Devleti Osmaniye kitabının 153 sahifesinde “ ‘Mim’ den başka tastamam olan (mutlak kemal sahibi bulunan hiçbir şey ve hiçbir kimse yoktur. (farklı bir yerde “O’nun alameti 28 kez ihrama girmesidir.” yazıyor) Onun naibi ve asrın birinciliği olan “AYN” sahibi Hz. İsa vardır.)
O ruh’tur, Onu tanı ve Ona uy! Uzayan ömre ulaştığında ve dünyaya geri yollandığında Onu tanı ve tabi ol. Unutma bu anlatılanlara kavuşmak ve katılmakla, şeref ve asalete yükselecek ve gerçek değerine erişeceksin…”
Hidayet nurunla, gönül gözlerini açtığın dostlar, Ahmed’le tecelli eden Ahad’e, secdeye kapandılar
[u][b]Resul’e temsilci, Mehdi-i Kebir[/b][/u]
[u][b][i]Necmüddin eyledi, [/i][/b][/u]Hâkim-ü Habir
(Ey Resulûm!) Kur’an’ı(n ahkâmını ve ahlâkını uygulamayı) Senin üzerine farz kılan (Allah), elbette Seni dönüş yerine iade edecek ve (Medine’den Mekke’ye, veya ahirete ve cennete, ya da ümmetin liderliğine) [u][b]geri gönderecektir[/b][/u]. De ki: “Rabbim kimin hidayete geldiğini de, kimin açıkça bir sapkınlık içine girdiğini de çok iyi bilmektedir.”
(KASAS SURESİ 85. AYET)
Toprakta, madende… Ağaçta meyvede… Hayvanda, böcekte… Çiçekte, kelebekte… Velhasıl ezelden ebede, her yerde, herhalde ve farklı şekillerde, esma ve sıfatlarıyla tecelli ve tezahür eden, Cenab-ı Rabbil Alemin’den başkası değildir!..
Şeytani güçlerin, en gelişmiş ve en görkemli zulüm saltanatı olan ve Siyonizm diye ortaya çıkan DECCALİZM’in: Amerika ve Avrupa’daki güç odaklarına, Yurdumuzdaki mason ve dönmelerin gizli iktidarına ve aramızdaki münafık ajanlarına karşı…
“HAYRÜL MAKİRİN” (Kafir ve zalimlerin, hile ve hıyanetlerini boşa çıkaran ve bütün planlarını bozup onlara tuzak hazırlayanların en hayırlısı ve en akıllısı) sıfatının tezahürüyle, üstün bir siyaset ve strateji uygulayarak; uzun süreli, zor ve çileli ama sistemli bir mücadeleden sonra. Mutlu ve muhteşem devrimine ve müjdelenen Mehdiyet medeniyetine doğru gidilmektedir.
“AZİZÜN ZÜNTİKAM” (Her şeye galip ve üstün olan, zalim ve hainlere, önce imkân ve fırsat verip, sonra kesinlikle ve şanına yakışır şekilde, intikam alan) ismiyle tecelli ettiği hissedilmektedir.
[b]
Bin bir yüzle göründün; anlamadılar, hiç anmadılar
Tek-bir yüzle göründün ya, yine Seni tanımadılar
Hidayet nurunla, gönül gözlerini açtığın dostlar
Ahmed’le tecelli eden Ahad’e, secdeye kapandılar[/b]
Sözleri yüksek bir iman şuuru ve irfan olgunluğudur…
“Ben” likten ve nefse esaretten kurtulup, Rabbine ve özüne kavuşma halidir.
Bütün cemadat (Cansız varlıklar) da 10 (On) kadar ismiyle tecelli eden Cenab-ı Hak, Nebatat (Bitki ve ağaçlar) da 20 (Yirmi) kadar ismiyle tezahür etmektedir.
Hayvanat (Karada, denizde, toprakta yaşayan ve uçan tüm hayvanlar) da 30 (Otuz) kadar ismiyle tecelli ederken; Her insan’da 40 (Kırk) kadar esmayla tezahür halindedir.
Mü’min kullarında 50 (Elli), Evliya’da 60 (Altmış), Enbiya’da 70-80 (Yetmiş/seksen) esmasıyla tecelli eden Mevla’mız, Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz’de ise 99 (doksan dokuz) sıfatı ve 1001 (Bin bir) esması ile tecelli, tezahür ve temessül eylemiştir. Öyle ki;
“(Ey Resulüm!) Muhakkak ki; sana biat edenler, ancak Allah’a biat etmektedir. Allah’ın eli, onların elleri üzerindedir.”[1]
“(Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te, düşmana karşı top gülleleri ve tüfek mermilerine dönüşen kumları avucuna alıp) fırlattığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı.”[2] Ayetleri de, bu gerçeği haber vermektedir.
Bu durum hadis’i Kutsi de anlatılan:
“Kulum (Namaz, oruç, zekat ve cihat gibi) farzları işleyip (Haram ve günahlardan sakınarak) Benim rızamı kazanır. Ama nafile ibadetler ( hayırlı hizmetler ve sürekli huzur ve teslimiyetle) bana öylesine yaklaşır ki; Artık Ben onun konuşan dili, tutan eli, düşünen kalbi, gören gözü, duyan kulağı olurum.” Mealindeki halin ve hakikatin en yükseğidir.
Vuslat ise, “Ben” likten ve nefse esaretten kurtulup, Rabbine ve özüne kavuşma halidir.
Allah Muhammet Yan Yana Yazılır da, Renkli Güller Bir Bahçeye Sığmaz Mı?
Ahed Sultanım
Allah Muhammet Yan Yana Yazılır da, Renkli Güller Bir Bahçeye Sığmaz Mı? —
Allah (cc) zatında, icraatında, takdiratında ortağı olmayandır. Allah (cc) Sübhandır, tüm eksiklerden münezzeh olandır. Her işi hikmetlidir, hiçbir yaptığı işten dolayı sorgulanamaz. Takdiratı, icraatı sorgulansa yine haklı çıkacak olan Cenab-ı Rabbül alemdir. Öyleyse kainat ekranında her şeyden münezzeh olan Zatını gizleyip, sıfat ve tecellileriyle takdir ettiği hikmetli, senaryosunda takdiratını yüceliğini seyretmiş ve seyrettirmiştir . Bu senaryonun kendi içinde bir çok hikmeti de vardır. Kainatı yaratması; kendinin bilinmesi ve bu bağlamda hakkıyla takdir edenlerin ödüllendirilip hem dünya hem ahiret huzuruna vesile olmasını murad etmesidir. Yine ululuk ve azametini takdir edemeyenlerin cezalandırılmas ı da onun adaleti gereğidir. Yani; imtihan senaryosunda kendi varlığını ilan etmiştir. Yine bu senaryoda gücünü, azametini, merhametini, mükemmelliğini sıfatlarının tecelellisiyle açığa çıkarıp akla ve vicdana uygun olarak insanlığın idrakine sunmuştur. Her fert bu varoluşu, Cenabı hakkın Azametini ilgisi, vicdani temizliği oranında fark edebilir. Bu öz varlık maddeden, nebatattan insan ve insanı kamile sonunda efendimize uzanan ve onunla son bulan kemale eren tecelli ikliminin serüvenidir. Öyleyse kendi zaatının tecellisini efendimizde seyretmesinden dolayı da sorgulanamaz. En Kamil tecellisini Efendimizde seyreden Cenabı Hakka hamdü senalar olsun. Kudreti sınırsız her hükmüne muhalif her şeyi yok eden Cenab’ı hakk’a secdeler olsun. Her şeyden münezzeh olan cenabı hakkın zatı yine kendi aynısında tecelli edip vücut bulmuştur. Yine bu varoluş dünyada ve ahirette tecelli buyurup imtihan hikmetiyle dünyada gizli, ama ahirette aşikardır. Allah (C.C) nın lütfettiği gönüller her iki alemde de yakın olarak görebilmektedir . Son peygamberliği perde olarak kullanan yüce Zat, ahir zamanın sonunda mehdiyeti perde olarak kullanmış dinin hükümlerini yıldızlaştırmış ismiyle müsemma olarak zuhur etmiştir. Büyük mehdi diye bilinen bu tecelli, orijinal sistemi olan ADİL DÜZEN le meşhur olmuştur. Dinin hükümlerini her alanında çeşitli metotlarla kabul ettirmiş? Küçük mehdiyle kasıt Hz. İsadır. Adil Düzen sistemini yürütecek zat dır.
Muhyiddini Arabi: Devleti Osmaniye kitabının 153 sahifesinde “ ‘Mim’ den başka tastamam olan (mutlak kemal sahibi bulunan hiçbir şey ve hiçbir kimse yoktur. Onun naibi ve asrın birinciliği olan “AYN” sahbi Hz. İsa vardır.)
O ruh’tur, Onu tanı ve Ona uy! Uzayan ömre ulaştığında ve dünyaya geri yollandığında Onu tanı ve tabi ol. Unutma bu anlatılanlara kavuşmak ve katılmakla, şeref ve asalete yükselecek ve gerçek değerine erişeceksin…” sırlarını izhar etmiştir. Cenabı Hak bu sırrı hakkıyla kavrayıp hakiki imana eriştirsin . Amin
AYN: Sözlükte “göz; su kaynağı; çeşme; bir şeyin kendisi, zatı ve aslı” gibi mânalara gelir. Çoğulu uyûn, a’yün ve a’yândır. Kur’ân-ı Kerîm ve hadis metinlerinde hem …
Ayn, Kur’an’da (bk. el-Mü’minûn 23/27) ve bazı hadislerde Allah’a atfedilen haberî sıfatlardan biri olup Selefiyye’ye göre “mahiyeti bilinmeyen bir göz”, kelâmcılara göre ise “görmek, gözetmek ve korumak” mânasına gelir (daha geniş bilgi için bk. SIFAT).
Ayn, felsefede zihnî (mücerred) varlığın mukabili olarak “duyularla idrak edilen hâricî (müşahhas) varlık” mânasında da kullanılır. Meselâ insan, ağaç, taş aynî; iyilik, kötülük, adalet ve zulüm zihnî varlıklardır. Aynî varlık duyularla idrak edildiği veya başlı başına varlığını sürdürebildiği için bu adı almıştır. Ayn bir de gayrın zıddı mânasında kullanılır ki bununla varlığın kendisi kastedilir (aynların mahiyeti ve özelliklerine dair geniş bilgi için bk. CEVHER; CİSİM).
Seni bilmek ne büyük şereftir
Evvelde Adem ismin ile ferahlandı,
Ahirde ümmet Muhammed
ile şereflendi
Nur tecelli yine zahir oldu, umuma muammaydı
Nasiplenen bahtiyar, ne kutlu insanlardı
Hz. Ömer anlatıyor: Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurdu:
“Âdem hata işlediği zaman,
‘Ya Rabbi! Muhammed’in hakkı için beni affetmeni istiyorum.’ diye yalvardı.
Allah,
‘Ey Âdem! Kendisini daha yaratmamışken, sen Muhammed’i nereden öğrendin?’ diye sordu.
Âdem:
‘Ya Rabbi! Sen beni elinle yaratıp ruhundan bana üflediğinde, başımı yukarıya kaldırdım. Arşın sütunlarında “La ilahe illellah, Muhammedurresulüllah” yazılı olduğunu gördüm ve bundan anladım ki, ismini kendi isminin yanında yazdığın kimse yarattıkların arasında sana en sevgili olandır.’
Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu:
‘Ey Âdem, doğru söyledin; hiç şüphesiz yarattıklarımdan bana en sevimli olan O’dur. Onun hakkı için istediğinden ötürü seni bağışladım. Bilesin ki, eğer o olmasaydı, seni yaratmazdım.”
Hadis (bk. Hâkim, Mustedrek, II/615; Suyuti, ed-Dürrü’l-Mensûr, 1/116. Yusuf Nebhanî, Hucetullahi ale’l-âlemin, s. 210).
Cihat kapısı
Herşeyin ve herkesin Rabbi Yüce Mevlamızdır. O’nun lütfu inayetiyle nefes alıp vermek, huzurlu şuurlu bir hale bürünmek, dünyada ve ahirette iyiliği talep edebilmek mümkün olmaktadır. O (cc) ki, Resulünü kamil bir biçimde bize gönderip, Kuran-ı Kerim ile destekleyip ve her işinde eskimez pörsümez kararlar alarak en güzel örnek olmasını sağlayandır.
Merhameti gereği hiçbir yarattığını yalnız bırakmayan Rabbimiz Teala, bizlere de bu sayılan nimetlere erişebilecek fırsatları sunmakta, cihat kapısını çalanı boş geri çevirmemektedir. İyi için, güzel için, doğru için, Hak için yapılan mücadele hiçbir zaman yalnız bırakılmamakta, bu yolun yolcusuna izzet ve devlet kapıları açılmaktadır elhamdülillah.. Ne mutlu bize ki, çağımızda ismi bu mücadele ile müsemma olmuş Mücahit Erbakan hocamıza talebe ve taraf olduk, yine ne mutlu bize ki onun haklı mücadelesine sahip çıkan, bu mirasın payimal olmasını engelleyen ve muhafaza eden üstad Ahmet Akgül Hocamıza ve Milli Çözüm ekibine takipçi ve taraf olduk..
Efendimizde tecelli eden temsil sırrının, hikmetle zuhur edip ortaya çıkması, bu sırra vakıf olanların gerçek huzura kavuşması…AHED SULTANIM! Şiirden anlayabildiğimiz: [u][b]Ahmet aynasında, Ahed cilvesi[/b][/u] Ahed, yani bir olan Allah’ın nuru, Efendimiz Ahmed’de tecelli edip ortaya çıkmıştır.Hz Muhammed s.a.v. Efendimizin isimlerinden biri de Ahmed malum. Alemde yaratılan canlı cansız bütün yeryüzündekiler ve gökyüzündekiler (hücrelerden galaksilere, böceklerden bitkilere, yerdeki beşerden, gökteki meleklere kadar, her şey) rabbimizin bir tecellisi olduğundan bu yaratılan varlıkların en üst tecelliye sahip bulunan elbette Hz Muhammed S.A.V. Efendimizdir. Cenab-ı Hak yarattığı varlıklar içinde en yüksek tecellisi (yaratılan) olan Hz. Muhammed s.a.v. ‘in bir beşer görüntüsünde; her konuda her harekette her düşüncesinde ve her niyetinde kısacası her şeyde Allah’a yakışır Allah’ın dilediği şekilde davranışlarda bulunması. (Ey Nebim!) Biz Seni (ve Kur’an’ı Kerim’i) bütün alemlere (ve dönemlere) rahmet (vesilesi ve selâmet rehberi) olarak gönderdik. (ENBİYA SURESİ 107) Ey Peygamber, gerçekten Biz Seni (insanlar üzerinde) bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ve Kendi izniyle Allah’a çağıran ve nur saçan bir çerağ (aydınlatıcı bir kurtuluş feneri) olarak (görevlendirdik).(AHZAP SURESİ 45-46. AYET) (Ey Resulûm!) Gerçekten Sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin. [Not: Bu cümlede iki anlam vardır. Birincisi; insanları hidayete yönlendirmek için Aleyhisselatüvesselam Efendimizin katlandığı bütün bu zahmet ve eziyetler, O’nun çok yüksek ve örnek bir ahlâk üzere olduğunun en açık belgesidir. Aksi takdirde, zayıf ahlaklı ve sabırsız olan bir insanın bunlara tahammül etmesi mümkün değildir. İkincisi; Kur’an’ın terbiyesiyle Peygamberimizin, bu yüksek ve temiz ahlakı, kâfirlerin O’na delilik ithamlarına karşı en açık bir yanıt gibidir.] (KALEM SURESİ 4. AYET) O nur olmazsa, kainat da , insan da hatta her şey dahi hiçe iner. Evet elbette böyle bedi (örneği benzeri bulunmayan) bir kainatta böyle bir Zaat lazımdır, yoksa kainat ve eflak olmamalıdır. (BEDİÜZZAMAN, SÖZLER) [u][b]Muhammed’de kamil, zahir olansın[/b][/u] Cenab-ı Hak Zülcelâl Hazretleri, Kendi nurundan Efendimiz’in (A.S.) nurunu yarattı ve Zâtında tecelli buyurdu.Bütün olan, tam olan, eksiksiz , noksansız, olgun, bilgi ile donatılmış olan diğer bütün peygamberlerin zellesi var ama Hz. Muhammed s.a.v. Efendimizin zellesi de olmadığı için Cenab-ı Hak, Hz. Muhammed s.a.v. ile kendisini açık ediyor peygamberimizin görüntüsüyle yani rabbimizin en yüksek en gerçek en örnek en zirve tecellisi ile. Rabbimizin zatına kesinlikle yol yok zaten.. En yüksek tecelli boyutunda böyle zahir oluyor rabbimiz. ( Abese süresinde geçen , _Hz. Peygamber (sav) ümmetine edep ve metot öğretmek, Dini tebliğde zengin ve etkin kişileri önceleyip, fakir ve aciz kimseleri ise ötelemenin yanlışlığına dikkat çekmek üzere, İlahi bir senaryo gereği öyle davranarak_) Hoşlanmadı ve suratını ekşitip yüzünü çevirdi, ABESE 1. AYET ) [u][b]Kesret kitabında, vahdet cümlesi[/b][/u] Çokluk içerisinde onca canlı cansız yaratılan varlıklar içerisinde sayamayacağımız niyetler, yaratıklar içerisindeki ONCA ÇOKLUK içinde gerçekte mutlak var olan ALLAH’A yani tek olan 1 olana varmaktadır. O sayamadığımız yaratılan nimetler ile varlıkların bir görüntüden ibaret olduğu, sahte varlık olduğu , hakikatte YARATAN’A çıkan yani TEK olan BİR olana vardığı. Vahdeti Vücut olması [u][b]Kudreti sınırsız, kahir olansın…[/b][/u] Güç ve kuvvette , var etmede yok etmede her daim Allah’ın dilemesinin dışında bişeyin olmadığı, rezil eden kahreden perişan eden ezen ezici kudrete sahip olan …..vs ve aynı zamanda sultan eden başarılı kılan üstün kılan onurlu izzetli kılan …..vs… sınırsız kudrete sahip olansın Allah’ım. Bu Kitab’ın (Kur’an’ın) indirilmesi, Aziz, Alim olan Allah’tandır; (MÜ’MİN SURESİ 2. AYET) Onlara, “Gökleri ve yeri kimin yarattığını” sorsan, şüphesiz; “Allah” derler. Sen de; “El-hamdü lillâh (Hamd, elbette Allah’a mahsustur)” de. (Ama) Onların çoğu (gerçeği) bilmez (cahillerdir).Göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Şüphesiz Allah, Ganî (hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamid (hamd da yalnızca O’na ait)tir.Yeryüzündeki (bütün) ağaçlar kalem olsaydı, deniz(ler) ise (mürekkep olsaydı) ve yedi deniz daha (bunlara) katılsa da (yazılsaydı), yine de Allah’ın kelimeleri bitmezdi. (Kur’an’ın hikmet ve hakikatleri tükenmezdi.) Şüphesiz Allah, Üstün ve Güçlüdür, Hüküm ve Hikmet sahibidir.Sizin (hepinizin ve her şeyin) yaratılmanız ve diriltilmeniz, sadece tek bir kişi(yi yaratıp sonra diriltmek) gibidir. Şüphesiz Allah, İşitendir, Görendir.Görmüyor (ve anlamıyor) musun ki, gerçekten Allah geceyi gündüze bağlayıp-katmakta, gündüzü de geceye bağlayıp-katmaktadır. (Galaksileri ve Güneş sistemini böyle mükemmel ayarlamıştır.) Güneş ile Ay’ı emre amade kılmıştır. Her biri, adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedir ve Allah, yaptıklarınızdan Habir’dir (ayrıntılarıyla bilmektedir).(LOKMAN SURESİ 25-29. AYETLER ARASI) [b]“Zâtını Zâtına, mir’at” yaptığın[/b] Rabbimizin zatına kesinlikle yol yoktur. İlahi NUR’un tezahür ve tecellisinin en yüksek, en gerçek ve en örnek temsili ise, Hz. Peygamber Aleyhisselatü Vesselam Efendimizdir. Tezahür ve tecellinin bu son ZİRVESİ’nden sonrası için akıl ve idrakimize yol verilmemiştir. [u][b]Kur’an’ı dosdoğru, sırat yaptığın[/b][/u] Dünya ve ahiret saadetinin, bütün ilimlerin temel esaslarının kainatın yaratılış sırlarının kaydolduğu yazıldığı hatırlatıldığı tek yolu rabbimizin son gönderdiği KUR’AN ile ve biz insanlara hediye ettiği Hz Muhammed s.a.v. Efendimiz ile mümkün olduğu hakikatı dile getiriliyor. [u][b]Sevdiğin aşkınla, Ferhat yaptığın[/b][/u] Bu mısraya Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızın daha evvel bahsettikleri konu ile açıklamakta yarar görüyoruz. Şöyle demişlerdi: Allah hakikat ehlini , hizmet ehlini ve gayret ehlini onları sevdikçe dört ölümle öldürür dört dirilişle diriltir. – Birinci aşamada, nefsin sürekli rahatlık ve ferahlık isteğini öldürür, takdire rıza ve teslimiyet onurunu ve cihat şuurunu diriltir. – ikinci merhalede dünyalık servet ve riyaset sevgisini Allah içinde öldürür. Ahiret ve uhuvvet huzurunu diriltir.– Bu dereceyi de aşarsa üçüncü merhalede Cenab-ı Hak halktan rağbet ve hürmet beklentisini öldürür, kesret içinde vahdet olgunluğunu diriltir. O kalabalıklar içindedir, kâinat içindedir, gezer, dolaşır, iş yapar, dükkâna gider, çarşı pazara gider, ama her yerde bu milyar farklı tecellilerin gerçek sahibi Allah’ın vahdetini ve azametini unutmaz ve “Nerede olursanız olunuz Allah sizinle beraberdir” hakikatine göre hareket eder. – Bunu da aşarsa, dördüncü en önemli merhale olarak Cenab-ı Hak, o insanın benlik ve kuru bilgiçlik şehvetini öldürür, onun yerine İlahî irade ve ilham ruhunu diriltir. Allah’ın yeryüzünde yürüyen ayağı, tutan eli, gören gözü, duyan kulağı ve konuşan diliyim dediği kimselerden olur. [u][b]Sübhânım kusurdan, tâhir olansın…[/b][/u] Her türlü noksanlık yanlışlık ve haksızlıklar gibi kusurlardan uzak olan ve en güzel ve mükemmel sıfatların ve en doğru şeriat ve takdiratın sahibi olan temiz ve pak olansın Allah’ım. [u][b]“Sen atmadın; Allah, attı” buyurdun[/b][/u] Onları siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü. (Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te, düşmana karşı top gülleleri ve tüfek mermilerine dönüşen kumları avucuna alıp) Fırlattığın zaman da Sen atmadın, fakat Allah attı. Mü’minleri kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için böyle (yaptı.) Şüphesiz Allah, İşitendir, Bilendir.(ENFAL SURESİ 17. AYET)Ayette de geçtiği üzere Peygamber efendimizin bu büyük mucizesine bile Cenab-ı Hak onu yapan, yaptıran, o etkiyi yaratan BENİM diyor, o halde bizler yaptıklarımızdan, amellerimizden, başarılarımızdan dolayı ben yaptım ben ettim ben başardım havalarına düşmememiz gerektiğine dair bir iman şuuru ve irfan huzuru kazandıracak bir hatırlatma yapıyor rabbimiz!!!!! [b]Bu can kulağıma, hikmet duyurdunGerçek sahibisin, her iki yurdunTürlü yaratışta, mâhir olansın…[/b] Cenab-ı Hak Enfal Suresi 17. Ayette yaptığı telkın ile kalplerimize beynimize kulağımıza vicdanımıza seslenerek kainattaki bütün hadiseleri doğru idrak etmemizi sezgisel anlayışımızı kuvvetlendiren bu bilgeliği ve bilgiyi edinmemizi sağlayan hem dünya hayatının ve hem de uhrevi hayatımızın da sahibi olduğunu duyuran SENSİN ALLAH’IM!…Canlı Cansız yarattığın her varlığın tabiri caizse muhteşem ötesi beceriklilikle yetenekle ustalıkla var edensin Allah’ım. Hücrelerden galaksilere, böceklerden bitkilere, yerdeki beşerden, gökteki meleklere kadar, her şeyin varlığı sabittir, kesindir ve hepsi Allah’ın sonsuz kudret ve kusursuz san’at eserleridir . [b]Resul’e temsilci, Mehdi-i KebirNecmüddin eyledi, Hâkim-ü Habir[/b] İslam’da ahir zamanda geleceğine ve İslam’ın dünya hakimiyetini gerçekleştireceğine inanılan Hz Muhammed s.a.v. Efendimize en büyük temsilci , kurtarıcı, hidayet önderi şahsiyeti , dünya insanlığının tamamını ahlaken ilmen ekonomikmen siyaseten sosyal yönlerden kısacası manen ve maddeten huzura saadete eriştirecek, insanlığa Adil bir nizam kurarak ırkçı emperyalistleri ve sömürü düzenlerini tarumar edip tarihin çöplüğüne gömecek teknoloji harikaları vesilesiyle Siyonizm denen 5785 yıllık sömürü saltanatını yok edecek olan şahsiyeti DİNİN YILDIZI EYLEDİ OLMUŞ VE OLACAK HERŞEYDEN HABERDAR OLAN RABBIMIZ ALLAHIMIZ… [b]Tayin takdir eden, Cenâb-ı CâbirUyumaz yorulmaz, Sâhir olansın…[/b] Sizi çamurdan (topraktan beslenen, nebati ve hayvani gıdalardan oluşan meni tohumlarından) yaratan, sonra bir ecel (süreci) belirleyip (yaşatan) O’dur. (Bu) Adı konulmuş (zamanı belli olmuş) ecel (bilgisi) O’nun katındadır. (Buna rağmen) Sonra siz (yine) kuşkuya kapılmaktasınız. (EN’AM SURESİ 2. AYET) Güneş’i bir aydınlık (kaynağı), Ay’ı bir nur (yansıtıcı) kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar tespit ve takdir buyuran O’dur. Allah, (bütün) bunları ancak Hakk (uygun miktar-doğru maksat) ile yaratmıştır. O, bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklamaktadır. (YUNUS SURESİ 5. AYET) Ayetlerinde verilen örnekler misali; dilediğini aziz dilediğini zelil, istediğini vezir istediğini rezil, kimini sadık ve safdil kimini cin fikirli yaratan Allah’ım. Takdirinde taksiminde yerinde ey yıkılmış ve dağılmış şeyleri kudretiyle tamir eden , kırık gönülleri sarıp sevindiren , karar verdiğini zorla yerine getiren , uyumayan yorulmayan her türlü kusurdan ve eksiklikten münezzeh olan , seher vakitlerinde Maşukun kapısını çalanların ve Müzzemmil Suresinin 6. Ayetinde geçen : Şüphesiz gece neş’esi (insanın biraz uyuyup dinlendikten sonra kalkıp ibadete yönelmesi, gönül lezzeti bakımından; beyin, beden ve ruh arasında tam bir uyum ve huzur sağlamak) ve etkili olmak açısından daha sağlamdır, (şuurlu bir) okuyuşa ve kavrayışa daha elverişli bulunmaktadır. ayeti gereği seher ehline tecelli buyuran SENSİN ALLAH’IM. [u][b]Yarattın mekânı, bütün ezmânı[/b][/u] Yoktan var ettin bütün yeryüzündeki ve gökyüzündeki canlı cansız varlıkları (hücrelerden galaksilere, böceklerden bitkilere, yerdeki insandan, gökteki meleklere kadar), bütün zamanları vakitleri , kainatı evreni… [u][b]Eşyada tezahür, kıldın esmânı[/b][/u] Adını, yarattığın var ettiğin canlı cansız bütün eşyalardahücrelerden galaksilere, böceklerden bitkilere, yerdeki insandan gökteki meleklere kadar hepsi Allah’ın sonsuz kudret ve kusursuz sanat eserleri ve onlarda görünür kıldın ortaya çıkardın tecelli ettin Allah’ım. Bunların hepsi rabbimizin esma ve sıfatlarının tecellileri ve belirtileridir. [u][b]Muannid münafık, hâlâ hasmâni[/b][/u] Onca yaratılan var edilen yeryüzündeki ve gökyüzündeki canlı cansız varlıklara nimetlere rağmen , en basit sanılan sineği bile yaratmadan aciz olan onca dünyevi var edilmiş nimetlere ve imkanlara , verilen sağlık nimetinden tutalım da insanlığın hayatta kalması için verilmiş akıl nimetine varıncaya kadar 5 dk havasız yaşayamaz iken ama her saniye hava alıp verme nimetine sahip olduğumuz halde inat edip rabbimize karşı ikiyüzlü davranmaktan , yaratanın emir ve yasaklarına hala asilik eden düşmanca haller sergileyen ey gafil !… [u][b]Rahman Rahim Evvel, Ahir olansın…[/b][/u] Rahman: Dünyada, yarattığı her varlığını ve tüm kullarını esirgeyip koruyan, isyan ve kusurlarına bakmayıp yine ihtiyaçlarını karşılayan ve düzelmesi için mühlet sunan Rahim: Ahirette sadece iman ve itaat ehlini bağışlayıp, sonsuz rahmet ve nimetlerine kavuşturacak olan, Evvel: Ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayanAhir : Varlığının sonu olmayansın Allah’ım. [u][b]Yer gök san’atındır, ibret mahaldir [/b][/u] Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günlerde (dönemde) yarattı, sonra Arşa istiva edip (onu ilmiyle ve kudretiyle kuşattı). Sizin O’nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz? (Aklınızı kullanmamak ve vicdanınızın sesine kulak asmamak başınıza bela açacaktır.)(SECDE SURESİ 4. AYET ) Ayette belirtildiği üzere aklımızı kullanmamak ve vicdanımızın sesine kulak asmamak başımıza hem bu dünyada sıkıntılar belalar huzursuzluklar , hem de sonsuz ahiret hayatında sonsuz belalara cezalara müstehak olacağımızdan bahseder. Yer ile gök arasında yaratılan, yüce Allah’ın dışındaki her şeyin varlığı , hakiki ve daimi değil geçicidir fanidir.… Read more »
Damla; derya değilse de, deryadan ayrı değildir, deryadan gayrı da değildir.
Aziz Erbakan Hocamız; davamızı bırakıp bâtıla kayıp gidenler için şöyle buyurmuşlardı:
“Tuz gölüne düşen tuz olur.”
Ya Tevhid denizine düşen?!… Ona ne olur?…
Bismillahirrahmanirrahim…
174- Ey insanlar! Rabbinizden size (Kur’an gibi) ‘kesin bir kanıt (bürhan)’ gelmiş ve size apaçık bir nur (hikmet ve hidayet kaynağı) indirmiş (bulunmaktayız).
175- İşte Allah’a (hakkıyla) inanıp (bağlananlar) ve O’na (Kur’an’a ve Resulûllah’a) sımsıkı sarılanlara gelince, Allah onları Kendinden bir rahmet ve lütuf (deryası) içine daldıracak ve onları Kendine doğru (giden) bir yola ulaştıracaktır. (Nisa Suresi)
Yani; Allah’a iman edip O’na ve Rasulullah’a sımsıkı (gevşekçe değil) sarılmak, O’nun gönderdiği dine sımsıkı (ucundan kıyısından değil) tutunmakla bizlere üç güzel sonuç müjdelenmektedir:
1. Allah’ın rahmet deryasına dalmak.
2. O’nun lutfuna mazhar olmak.
3. Hidayet; yani insanı dosdoğru Allah’a, O’na kul olma devletine, rızâsına erme nimetine götüren İlâhî rehberlik.
Kul, dünyada bu üç değerli ödülden daha büyüğünü bulamaz ve elde edemez. Bütün nimetler, mükâfatlar ve ecirler bu üç ödülün içindedir. Kul, Allah’ın rahmetiyle esirgenir, lutfuyla gönenir, hidayetiyle doğruyu, güzeli ve iyiyi bulur, bilir ve yaşar. İşte bu en büyük zenginliktir.
Emre Yunus ifadesiyle:
Ben seni sevdiğime eğer bahâ dilerler ise
İki cihân mülkün verip dahı bahâ yitmeye
https://www.youtube.com/watch?v=Zj3FClL_q_w
Sübhanallah
Sübhanek’ellahümme ve bi hamdik:
Ey Allahım, en yüksek ve içten bir hamdü senayla, seni her türlü noksanlık, yanlışlık ve haksızlıktan tenzih ediyor, en güzel ve mükemmel sıfatların ve en doğru şeriat ve takdiratın sahibi olduğunu ikrar ve ilan ediyorum.
Ve tebareke’smük:
Senin mübarek ismini kutsal, kuşatıcı ve kurtarıcı biliyor, bu ibadetimde ve her işimde yüce isminin hatırına senden kolaylık ve başarı diliyorum.
Ve teala ceddük:
Ya Rabbi Senin Ululuk ve Azametinin, Yüce Şanının ve kudretinin, çok yüksek ve sınırsız olduğunu bilerek;
Velailahe ğayrük:
Ve senden gayrı tapılacak, rızası aranacak, kullarını terbiye ve disiplinize etmek üzere şeriat (kanun ve kurallar) koyacak ve yardımına sığınılacak başka bir ilah olmadığına iman ve ikrar ederek huzuruna duruyor, hidayet, inayet, rahmet ve nusretini diliyorum.
BIKTIM BE KARDEŞ!
İnsan görünümlü şeytanlardan
Adam zannedilen sahtekârlardan
Burnu havada olan budalalardan
Bıktım be kardeş, fani dünyadan
İçi başka dışı başka olanlardan
Menfaatperest kaypaklardan
Alçak hain münafıklardan
Bıktım be kardeş, dünyataparlardan
Sözde müslüman, özde süslümanlardan
Kürsüde pehlivan, meydanda korkaklardan
Dilde konuşkan, icraatta olmayandan
Bıktım be kardeş, sözünde durmayandan
Zulme seyirci, mazlumu kollamayandan
İhanete karşı, dik durmayandan
Haksızlık karşısında, susup pusandan
Bıktım be kardeş, nankör şarlatandan
Sahte şeyhten, işbirlikçi BOP’çudan
Gençliği bitiren, topçudan popçudan
Nesilleri tüketen, sağcıdan solcudan
Bıktım be Kardeş, şucudan bucudan
Hayır gelirmi hiç, Avrupadan Batıdan
Medet umulurmu, AB kapısından
Yola çıkılır mı, satılmış piyonlardan
Bıktım be kardeş, gafil ahmaklardan