ERBAKAN’IN ŞANLI KIBRIS ÇIKARMASI VE KARARLILIĞI!
20 Temmuz 1974 tarihinde, Rahmetli Bülent Ecevit’in Başbakanlığı döneminde ve özellikle Koalisyon ortağı ve Başbakan Yardımcısı Aziz Erbakan Hocamızın yüksek cesaret ve dirayetiyle başlatılan… Ve Kahraman Ordumuzun destansı mücadelesiyle başarıya ulaştırılan şanlı Kıbrıs Çıkarma Harekâtı’mızın yıldönümü münasebetiyle yapılan anma törenlerinde, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a şükranlarını bile sunamayan nankör yetkililere rağmen tarih bu hakikatlere şahitlik yapacak ve gizlenen bütün sırlar elbette açığa çıkacaktır…
Çünkü sayesinde nice makam ve imkânlara kavuşan zavallı zevat, Erbakan’ı hayır ve hürmetle yad ederlerse, Yahudi lobilerinin ve Haçlı merkezlerin gözünden düşeceklerinin farkındalardı…
Bazı küçük beyinlerin, büyük olayları idrak etmesini beklemek boşunadır. Kindar ve kıskanç kimselere, Lider şahsiyetlerin birtakım üstün başarılarını kabul ettirmek gerçekten kolay olmamaktadır. Bu bakımdan, Erbakan Hoca’nın, 74 Kıbrıs Zaferini hafife alanların ve asıl kahramanlığı Ecevit’e yamamaya çalışanların bu tavırları da, ya bu olayın boyutlarını kavrayamadıklarından veya kıskançlık damarlarındandır. Demirel, Ecevit ve Özal dönemleri Masonik Medya’nın, hem Kıbrıs konusunda hem diğer tarihi ve talihli atılımlarında, Erbakan’ı yok sayma veya O’nun başarılarını başkalarına yamama nankörlüğünü, maalesef 23 yıllık iktidarları boyunca AKP’li kurmayları ve yandaşları da sürdürmeye çalışmışlardır.
Şimdi Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hem stratejik, hem psikolojik, hem de siyasi ve askeri sahadaki üstün başarılarının ve mutlu sonuçlarının bir kısmını hatırlatalım:
Her şeyden önce bilinmesi ve kabul edilmesi gereken gerçek şudur ki, 74 Kıbrıs Harekâtı’nın asıl mimarı ve kahramanı Erbakan’dır. Sadece muhalefetteki Demirel’in Adalet Partisi değil, koalisyon ortağı Ecevit’in Halk Partisi de böyle bir harekâta karşıydı. Çünkü korkuyorlardı ve Amerika ve Avrupa’nın baskısı nedeniyle çıkarma yapmaya cesaret edemiyorlardı. Hükümetin CHP kanadının bu harekâta razı edilmesi için, Erbakan’ın ilk mücadelesini koalisyon içerisinde ve Büyük Millet Meclisi’nde kazandığını belirtmemiz lazımdır. Umuyorum ki pek yakın bir gelecekte, bütün bu gerçekler, belgeleriyle ortaya konulacak ve milletimiz olup bitenleri o zaman daha iyi anlayacaktır.
Bilindiği gibi 15 Temmuz 1974’te Sampson adlı EOKA’cı, Kıbrıs’ta Makaryos’u devirip darbe yapmış ve adayı Yunanistan’a katacağını ilan etmiş bulunmaktaydı. Artık Kıbrıs’a müdahale etmemiz kaçınılmazdı. Ama maalesef hem Ecevit, hem de başta Demirel olmak üzere bütün muhalefet, askeri çıkarmayı çılgınlık olarak nitelemekte ve karşı çıkmaktaydı.
Sonunda İngiliz Başkanı Callaghan’la konuyu görüşmek üzere Ecevit, Oğuzhan Asiltürk’le birlikte Londra’ya gönderiliyor, böylece Erbakan, artık tam yetkili başbakan vekili oluyordu. Erbakan Hoca, CHP ile koalisyon protokolüne, “Başbakan’ın (Ecevit’in) yurt dışına çıkması durumunda, Başbakan Yardımcısının “Her konuda ve tam yetkili sayılması” şartını yazdırıyor ve bu maddenin ne işe yarayacağının ve ne maksatla kullanılacağının farkına kimse varmıyordu!? Havaalanında Ecevit uğurlandıktan hemen sonra, Genelkurmay Başkanı Semih Sancar ve Kuvvet Komutanları; Erbakan’la birlikte özel bir odaya geçiyor ve orada bulunan Süleyman Arif Emre Bey bile içeri alınmıyordu. Bu uzun ve tarihi toplantıda, Kıbrıs’a derhal çıkarma kararı üzerinde anlaşmaya varılıyordu. Kuvvet Komutanları: “Yıllardır böylesine onurlu ve olumlu bir karara hasret çektiklerini… Düşmanların dikkatini çekmesin diye, dağıtılarak Dörtyol, İskenderun ve Mersin’de konuşlandırılan birliklerimizin çıkarmaya hazır hale gelmesi için 2–3 gün gerekeceğini” bildiriyordu. Bu arada daha önce İnönü ve Demirel’in yaptığı gibi verilen karardan geri dönülmemesi için, Erbakan’dan özellikle ricada bulunuyorlardı. Ve artık Ecevit, Türkiye’ye döndüğünde alınan bu karar gereği, hazırlıkları tamamlanan ve Kıbrıs’a doğru yola çıkan kahraman Ordu’muza mani olmaya kalkışamıyordu.
Ecevit, Kıbrıs çıkarması ve sonrasında:
1- Önce çıkarmaya çekingen ve ürkek davranmak, kararın alınmasını uzatmak ve Rumlara vakit kazandırmak,
2- Batı’nın baskısıyla, daha çıkarmanın ilk gününde Bakanlar Kurulu’nu toplayarak “ateşkes kararı” için çırpınmak,
3- Bu ateşkes kararını saat 17.00’yi bile beklemeden gündüz 11.00’de açıklamak,
4- “Kanton Çözüm” gibi yanlış ve milli çıkarlarımıza aykırı bir öneriyi karşı tarafa acelecilikle sunmak,
5- 2’nci Harekâta şiddetle karşı çıkmak ve harekâtın durdurulması için koalisyon ortağından habersiz gizli talimatlar yağdırmak,
6- Kıbrıs’ta Ordu’muzun rahatlıkla alabileceği stratejik ve ekonomik bölgelerin ele geçmesine engel olmak,
7- Maraş’ı boş bırakıp pazarlık gücümüzü zayıflatmak,
8- “Federe Devlet” sözünü ağzına sakız yapıp Kıbrıs’ta kesin ve kalıcı bir çözümü zora sokmak gibi; 8 tane tarihi ve talihsiz hata yapmıştır. Ama buna rağmen Kıbrıs Fatihi rolü oynamaktan da geri durmamıştır.
Kıbrıs üzerinde, her ne kadar Yunanistan’ın heves ve hesapları bulunduğu ve orayı bütünüyle bir Rum adası yapmayı planladığı biliniyorsa da, Kıbrıs asıl İsrail için önemlidir. Birleşmiş Milletler’in, ABD ve İngiltere’nin Kıbrıs’ı karıştırmak ve Türk Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak için çırpınmaları işte bu yüzdendir. Bir dünya haritasını önünüze alıp baktığınızda görülecektir ki, İsrail’in çevresi hep İslam ülkeleriyle çevrilidir. Bu ülkelerdeki kabuk yönetimler ve kiralık beyinler de, eninde sonunda devrilip gidecektir. İsrail ise, sonunun geldiğini hissetmekte ve bunca yıldır Müslümanlara ve İslam dünyasına yaptığı hıyanet ve hakaretlerin, mutlaka hesabının sorulacağını düşünmekte ve psikolojik bir suçluluk korkusu ve kompleksi içinde debelenmektedir. Akdeniz dışında, İsrail’in bütün yardım kapıları ve kaçış yolları kapalı vaziyettedir. Çünkü Müslüman ülkelerin kontrolündedir. Akdeniz yollarının kalesi ve kapısı ise Kıbrıs olduğu için, terör şebekesi İsrail Siyonist stratejileri açısından Ada’nın kendi güdümünde olmasını istemektedir. İşte bu yüzden; “Kıbrıs’ın Müslüman Türklerden arındırılması, İsrail’in güvenliği ve geleceği açısından hayati bir önem” arz etmektedir.
Kıbrıs, İslam âlemine yeniden lider ve lokomotif olacak bir potansiyeli bulunan, ve bu nedenle tarihi ve tabii bir sorumluluğu üzerinde taşıyan Türkiye açısından da oldukça önemlidir. Ege ve Akdeniz’de, burnumuzun dibindeki adalar bile maalesef tamamen Yunanlıların ve düşmanların elindedir. Akdeniz’de batmayan bir donanma konumundaki Kıbrıs’ın da bütünüyle elimizden çıkması, Türkiye’nin kolunun kanadının kırılması demektir. Zaten vaktiyle Sokullu Mehmet Paşa’nın Kıbrıs’ın Fethi’nden sonra İnebahtı’da Osmanlı Donanması’nı yakan Haçlı elçilerine, “Siz bizim gemilerimizi yakmakla sadece sakalımızı tıraş etmiş oldunuz. Ama biz sizden Kıbrıs’ı almakla kolunuzu kırmış olduk” demesi de bu yüzdendir.
Bu durumu çok iyi bilen ve ortaya çıkan fırsatı yerinde değerlendiren Erbakan, “Daha yakın temaslarda bulunmak(!)” üzere Ecevit’i Londra’ya uğurluyor ve resmen bütün yetkileri üstlenmiş Başbakan Yardımcısı sıfatıyla; “Ordular ilk hedefiniz Kıbrıs’tır!” komutunu veriyordu. Nice yıllardır böylesine onurlu ve olumlu bir karara hasret çeken kahraman Ordu’muz, hem geçmişte bu Peygamber ocağında şehadet rütbesine ulaşmış evliya makamındaki mücahitlerin manevi duası ve himmeti, hem de yakın bir gelecekte yeniden Hak ve adaletin bekçileri olmanın peşin bereketiyle, bir nevi imkânsızı başarıyor, Amerika ve Avrupa’sıyla bütün Batılıları ve bâtıl kafalıları hayret ve dehşete düşüren bir cesaret ve hareketle, ismini Peygamberlerinden alan Mehmetçikler Kıbrıs’a çıkıyordu.
Kıbrıs Zaferinin mutlu sonuçlarına gelince:
a- İslam dünyasındaki, pek çoğu danışıklı dövüş, şüpheli ve şaibeli bulunan ve maalesef sonunda Müslümanları kültüründen ve kimliğinden uzaklaştırıp emperyalistlerin yarı sömürgesi durumuna sokan, bazı kurtuluş hareketlerini hesaba katmazsanız; Kıbrıs Barış Harekâtı, yakın tarihte Haçlılara karşı yüzde yüz milli amaçlar ve yerli imkânlarla kazanılan en önemli zaferlerden biri olma özelliğini ve önemini taşımaktadır. Kıbrıs’ta; Amerika’sı, Avrupa’sı, Rusya’sı, İngiliz’i, Fransız’ı, Yunan’ı, İsrail’i, kısaca Yahudi ve Hristiyan dünyası yeni bir Haçlı İttifakı kurup karşımıza çıktıkları… Sözde müttefikimiz olan NATO ülkeleri bile aleyhimize tavır aldıkları… Parasını peşin verdiğimiz silahlara, gemi ve uçaklara el koydukları ve her türlü ambargoyu uyguladıkları halde, Türkiye’nin Kıbrıs’a çıkması ve yarısını kurtarması, yeni bir Kosova’dır, Niğbolu’dur, Mohaç’tır…
b- Şanlı Kurtuluş Mücadelemizden sonraki, en milli ve cesaretli girişim olan Kıbrıs Zaferi; Afgan direnişi, Bosna mücadelesi ve Çeçenistan zaferi gibi destanlara, dolaylı şekilde zemin hazırlamıştır. Zira Kıbrıs’taki bu beklenmedik başarının bereketli ve cesaretli sonuçları, her tarafa yansımıştır. Yeryüzündeki İslami diriliş ve direniş hareketleri Kıbrıs Zaferiyle yeni bir hız ve heyecan kazanmıştır. Böylece; “Batı yenilmez, Haçlılara karşı gelinmez” korkusu ve kompleksi yıkılmıştır.
c- Kıbrıs çıkarması yüzünden ülkemize uygulanan ambargolar sebebiyle, Türkiye kendi ihtiyaç duyduğu başta savunma sanayiini kurup geliştirmeye, bütün harp silah ve gereçlerini üretmeye yönelmiş ve bu sahada başarılı olabileceğini kanıtlamıştır.
Velhâsıl 74 Kıbrıs Harekâtı; Cumhuriyet tarihinde çok önemli bir dönüm noktasıdır. Kıbrıs’ın sadece alınmasının değil, o günden bugüne elimizde kalmasının da kahramanı, yine Erbakan’dır. Erbakan Türkiye’de yıllarca ikinci ve üçüncü sınıf insan muamelesi gören, her vesileyle horlanan ve ezilen dindar insanlarımızın, yeniden kendilerine güven duygusu ve girişimcilik ruhu kazanmalarını sağlamıştır. İnancını yaşayan ve bunu en büyük şeref sayan ve Hakk’ı savunan insanlar, Meclis’e taşınmış… Bunlara Bakanlık yaptırılmış ve yönetim kademelerinde en üst görevlere atanmıştır. Bunun üzerine, Nurculuk ve Süleymancılık gibi kesimlere, tarikat ve İslami hizmet ehli kimselere; sırf Erbakan’a kaymasınlar diye, düzenin partileri ve hükümetleri tarafından müsaade ve müsamaha edilmeye başlanmıştır… Bu da onların daha rahat hizmet vermelerini ve İslami düşünce ve davranışların daha bir gelişmesini ve yerleşmesini sağladığı sanılsa da, aslında Fetullahçılar gibi işbirlikçi hainlerin ve din istismarcısı kesimlerin önünü açmıştır. Yani Selamet ve Refah Partisi dışındaki, manevi hizmetlerin ve İslami gelişmelerin şerefine ve sevabına da, dolaylı olarak Erbakan yine ortaktır; ama Dini yozlaştırmak, dindarları yobazlaştırmak ve Dış Güçlerin maşalığını yapmak gibi tahribatların büyük vebali AKP iktidarının sırtındadır.
Özetle: “Önce ahlâk ve maneviyat” diyerek yola çıkan, manevi kalkınma hamlesini başlatan ve başaran Erbakan, hemen ardından ve özellikle Kıbrıs Zaferinin arkasından tarihi “Ağır Sanayi” hamlesini başlatmış ve bütün iç ve dış mihrakların karşısına dikilmesine rağmen, temelini attığı 200 fabrikanın 68 tanesini tamamlamıştır. Geri kalanları da hizmete sokmak ve sadece yeni bir Türkiye değil, yepyeni bir dünya kurmak üzere, Selamet gemisi, Refah birikimi ve Fazilet kadrosuyla, Saadet burcunda zafer limanına yaklaşmışken; makam ve çıkar uğruna Siyonist odaklarca irtibat ve ittifak kuran Erdoğan ve arkadaşlarının gaflet ve hıyanetiyle, bu tarihi adımlar ve planlar, geçici olarak akamete uğratılmıştır. Erbakan Hoca’mızın ölümü ise bu kutlu gidişatı aksatmayacak, bilakis hızlandıracaktır. Çünkü O’nun sadık talebeleri ve takipçileri Milli Çözüm projelerini uygulayacak inkılap ve iktidarın yolunu açacaktır!

Kıbrıs zaferi, Hak-Batıl mücadelesinde, Hakkın zirveye doğru koştuğu, batılın ise artık çöküşe geçtiği bir sürecin başlangıcıdır.
.
Aziz Erbakan Hocamızın yüksek cesaret ve dirayetiyle başlatılan… Ve Kahraman Ordumuzun destansı mücadelesiyle başarıya ulaştırılan şanlı Kıbrıs Çıkarma Harekâtı’mızın yıldönümü münasebetiyle yapılan anma törenlerinde, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a şükranlarını bile sunamayan nankör yetkililere rağmen, tarih bu hakikatlere şahitlik yapacak ve gizlenen bütün sırlar elbette açığa çıkacaktır.
Çünkü sayesinde nice makam ve imkânlara kavuşan zavallı zevat, Erbakan’ı hayır ve hürmetle yad ederlerse, Yahudi lobilerinin ve Haçlı merkezlerin gözünden düşeceklerinin farkındalardı…
.
Bazı küçük beyinlerin, büyük olayları idrak etmesini beklemek boşunadır. Kindar ve kıskanç kimselere, Lider şahsiyetlerin birtakım üstün başarılarını kabul ettirmek gerçekten kolay olmamaktadır. Bu bakımdan, Erbakan Hoca’nın, 74 Kıbrıs Zaferini hafife alanların ve asıl kahramanlığı Ecevit’e yamamaya çalışanların bu tavırları da, ya bu olayın boyutlarını kavrayamadıklarından veya kıskançlık damarlarındandır.
Merhum Erbakan Hocamızın çıkarmanın aylar öncesinden Hükümet Protokolüne Başbakan Yardımcısının yetkilerini içeren maddeyi koyması yüksek Ferasetinin, Ecevit’i İngiltere’ye yollayıp sabaha kadar Meclisteki verdiği mücadele ise yüksek Dirayetinin örneklerindendi.
Tüm Haçlılar Erbakan’a karşı bir olduğu halde ve o günkü kısıtlı imkanlara rağmen TSK destan yazmıştı. Çünkü ”At Sahibine Göre Kişner” değimi tecelli etmişti. Peygamber Ocağı dediğimiz Şanlı Ordumuza bu emri veren Erbakan’dı.
Maalesef gerçek kahramanların kıymeti ve yaptığı hizmetlerin büyüklüğü kendilerinden çok sonra milletler tarafından anlaşılmaktadır. Aziz Hocamız milletimizin yenilmişlik psikolojisinden kurutulmasını sağlamış ve yeniden özgüven kazandırmıştır. Bu arada hemen belirtelim ki bununla da kalmamış zalim siyonist düzeni tarih sahnesinden silecek ve yeni ve adil bir medeniyeti kuracak tüm plan ve projeleri hazırlamıştır. Bütün bunları yaparken sadece karşı cephedekilerle değil kendi etrafındaki münafık, kıskanç, bilgisiz, ne yaptığını bilmeyen ve yaptığı işin verdiği kararın neticesinin ne olacağını tahmin edemeyen kısır akıllı insanlarla da mücadele etmek zorunda kalmıştır. Hala Hocamızın Kıbrıs’ın gerçek fatihi olduğunu söylemek istemeyen ama işlerine geldiğinde Hocamızın ismi üzerinden menfaat devşirmeye kalkan nankörler hem iplerinin bağlı bulunduğu merkezlerden aldıkları emirler gereği hem de kıskançlıklarından dolayı böyle davranmaktadırlar. Ama farkında değiller ki kendileri silinip gidecek ve kimse kendilerini hatırlamayacak, Hocamız ise kıyamete kadar hayırla ve hürmetle yad edilecektir. Hocamızın değer ve kıymetini, yaptığı eşsiz çalışmaları ve başarılarını herkese anlatma gayretinde olan, Hocamızın tüm projelerine en samimi niyet sahip çıkıp uygulanması amacıyla gayret eden Milli Çözüm günümüzün en şerefli hizmetini yürütmektedir. Makale için çok teşekkür ediyoruz.
Ne şanlı Komutan ne şanlı liderdin Ey Aziz Hocam. Kıbrıs Fatihi Komutanımız rahmetli Semih Sancar Paşa’nın ifadesiyle en kabiliyetli komutanları bile hayrette bırakan taktiklerinle; içeriden ve dışarıdan korkakça ve haince muhalefetlere rağmen mazlumlara merhemdin Aziz Erbakan Hocam… İnşallah pek yakın zamanda tüm hayallerin ve projelerin gerçeğe dönecek, Adil Düzen bir mühür gibi tarihe vurulacak.
Milli Çözüm projelerini uygulayacak inkılap ve iktidarın yolu artık açılmıştır!
Küçük beyinlerin, büyük olayları idrak etmesini beklemek boşunadır.
Şanlı Kıbrıs Çıkarma Harekâtı’mız;
Aziz Erbakan Hocamızın yüksek cesaret ve dirayetiyle başlatılmış…
Ve Kahraman Ordumuzun destansı mücadelesiyle başarıya ulaştırılmıştır…
Kıbrıs Harekâtı’nın asıl mimarı ve kahramanı Erbakan’dır.
Kıbrıs’ın sadece alınmasının değil, o günden bugüne elimizde kalmasının da kahramanı, yine Erbakan’dır.
Dini yozlaştıran, dindarları yobazlaştıran ve Dış Güçlerin maşalığını yapan ibrikçilerden vefa beklemek boşunadır.
Kıbrıs Barış Harekâtı yıldönümü münasebetiyle yapılan anma törenlerinde, nankör yetkililer Yahudi lobilerinin ve Haçlı merkezlerin gözünden düşme korkusuyla, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a şükranlarını bile sunamamış, hayır ve hürmetle yad edememişlerdir.
Kıbrıs Barış Harekâtı, hem stratejik, hem psikolojik, hem siyasi ve hem de askeri sahadaki üstün başarıları ve mutlu sonuçlarla doludur.
Türkiye’nin Kıbrıs’a çıkması ve yarısını kurtarması, yeni bir Kosova’dır, Niğbolu’dur, Mohaç’tır…
Yeryüzündeki İslami diriliş ve direniş hareketleri Kıbrıs Zaferiyle yeni bir hız ve heyecan kazanmıştır…
Kıbrıs Zaferinin arkasından tarihi “Ağır Sanayi” hamlesini başlatmış ve bütün iç ve dış mihrakların karşısına dikilmesine rağmen başarılmıştır.
Makam ve çıkar uğruna Siyonist odaklarca irtibat ve ittifak işbirlikçilerin gaflet ve hıyanetiyle, bu tarihi adımlar ve planlar, geçici olarak akamete uğratılmıştır.
Kıbrıs asıl İsrail için önemlidir.
Terör şebekesi İsrail, sonunun geldiğini hissetmekte ve bunca yıldır Müslümanlara ve İslam dünyasına yaptığı hıyanet ve hakaretlerin, mutlaka hesabının sorulacağını düşünmekte ve psikolojik bir suçluluk korkusu ve kompleksi içinde debelenmektedir.
Akdeniz dışında, İsrail’in bütün yardım kapıları ve kaçış yolları kapalı vaziyettedir. Akdeniz yollarının kalesi ve kapısı Kıbrıs olduğu için, terör şebekesi İsrail Siyonist stratejileri açısından Ada’nın kendi güdümünde olmasını istemektedir.
Sarsılmaz imanı, millî duruşu ve üstün cesaretiyle insanlığa örnek bir lider. Bu kutlu mücadelede emeği geçen herkesten, özellikle de Aziz Erbakan Hocamızdan Allah razı olsun.
Bu olayı tüm gerçekliğiyle aktaran ve Aziz Erbakan Hocamızın her yönüyle doğru anlaşılmasını sağlayan Milli Çözüm’e minnettarız.
74 Kıbrıs Harekâtı’nın asıl mimarı ve kahramanı Erbakan’dır.
YETMEZ,
Kıbrıs’ın sadece alınmasının değil, o günden bugüne elimizde kalmasının da kahramanı, yine Erbakan’dır.
ECEVİT OLMASAYDI ERBAKAN HOCA KIBRISIN TAMAMINI ALACAKTI. GEREK DENKTAŞ VE GEREKSE O GÜNLERİ ANLATAN İLKER BAŞBUĞ BU HAKİKATE DİKKAT ÇEKMİŞLERDİR. DAHA HÜKÜMET KURULMADAN KIBRISI DÜŞÜNDÜĞÜNÜ HÜKÜMET PROTOKOLÜNE “Başbakan’ın (Ecevit’in) yurt dışına çıkması durumunda, Başbakan Yardımcısının “Her konuda ve tam yetkili sayılması” ŞARTINI YAZDIRMASINDAN ANLIYORUZ.
BUGÜN DE MESCİDİ AKSA, GAZZE VE TÜM İSLAM ALEMİ AYNI KIBRISTA OLDUĞU GİBİ ZULÜM ALTINDA İNİM ANİM İNLEMEKTE. AYNI KIBRISIN FETHİ GİBİ, MÜSLÜMANLARA ZULMEDEN SİYONİST ZALİMLER YERLE BİR EDİLECEK, SİYONİZMİN SİSTEMLERİ ETKİSİZ HALE GETİRİLEREK ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA ERBAKAN HOCANIN EN SADIK TALEBESİ VE TAKİPÇİSİ ELİYLE KURULACAKTIR ALLAHIN İZNİ VE İNAYETİYLE.
Kıbrıs zaferi Çanakkale zaferi gibi Kurtuluş zaferi gibi Türk milletinin cesaretinin nişanesidir. Her zaferin altında bu milletin askerinin şanlı imzası üzerinde, cesur ve vatansever bir komutanın imzası vardır. Kıbrıs zaferinin imza ise, o cesur imanlı orduyu komuta eden Rahmetli Necmettin Erbakan’a aittir. Bunu söylemekten ar edenler dahi gördüler ki Kıbrıs Türkiye için çok önemli stratejik bir noktadadır. Rahmetle ve minnetle..
Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki;
Türkiye’nin (dolayısıyla Ortadoğu ve Dünya nın) kurtuluşu,
Millî Çözüm e inananan bir Cumhurbaşkanı nın o makama oturması,
Millî Çözüm e inanan bir Hükümetin kurulması,
ve Yeni bir Devrin başlamasıyla mümkündür…
Prof. Dr. Necmettin Erbakan TRT 1980
Öncelikle kaleme alınan bu makale için şükranlarımı arzediyorum Milli Çözüm’e. Kıbrıs Harekatı ancak bu kadar güzel yorumlanabilir , hadiseler tüm gerçekliğiyle ancak bu kadar doğru ve ümit verici bir heyecan patlamasını oluşturabilir ve Hakkı Rehber Edinen Kutlu Lider Erbakan ancak böyle anlatılır ve anlaşılmasını sağlaması Milli Çözüm’ün en büyük kerameti budur. Yani sadece KIBRIS KONUSU bile Erbakan Hocamızı ve stratejisini anladığına , Milli Çözüm’ün en büyük kerameti budur.
Melheme-i Kübra dediğimiz, Batılıların Armegeddon dediği o büyük savaş gerçekleşecek… Hadisi Şeriflerde belirtilen Hatay’ın Amik Ovası ve civarında gerçekleşecek olan bu savaşa hazırlıkların büyüklerinden bir tanesi bu Kıbrıs Mevzusu… Düşünün ki Erbakan Hoca İSRAİL’İN YIKILMASI GEREKTİĞİNE öyle bir kilitlenmiş ki; tüm hazırlıklarını neredeyse İsrail’in çökertilmesine yönelik çalışmalarda bulunduğu günümüzde şuan çok daha rahat anlaşılıyor. Çünkü DEF-İ MEFASİT CELBİ MENAFİDEN EVLADIR!.. Mecelle kaidesine göre kötülüklerin yanlışlıkların ahlaksızlıkların zulümlerin her türlü sömürünün merkezi olan Şeytanilerin merkezi İsrail ve avanesini çökertmedikçe etkisiz kılmadıkça iyiyi doğruyu güzeli faydalıyı ve adil olanı muhafaza edip hakim olmasını sağlayamayız. Önce zararlının kötünün kökünü yok edeceksin çürüteceksin sonra iyiyi hakim kılacaksin…Ve bu hakim kılmayı tüm dünyada sağlayacaksın değilse bir köyde bile başarılı olamazsın. İşte bu Kıbrıs’ı alma konusu taaa bugünlerde gerçekleşecek olan Armegeddon savaşına en büyük destek sağlaması Siyonistlerin Büyük İsrail Projesini sekteye uğratacak gerçekleşmesine engel olacak en büyük yatırımların başında gelmekte. İşte bu hakikatı anlayan ve haykıran sadece Milli Çözüm olmuştur ve o yüzden Erbakan’ın devamı – sadık talebesi ve takipçisi olma özelliği bu tür hakikatlere sahip olmasından ileri gelmektedir…
İYİ Kİ VARSIN MİLLİ ÇÖZÜM!..
“Strateji dahisi” Prof. Dr. Erbakan Hoca’nın Kıbrıs çıkarmasındaki bazı şifreler:
1- Ecevit’le birlikte özellikle Oğuzhan Asiltürk’ün de İngiltere’ye gönderilmesi..
2- Hava limanındaki görüşme gizliliğinin kendi partisinin Milletvekilinin dahi alınmaması..
3- Kıbrıs çıkarmasına karar verdiği halde kimsenin bunu bilmemesi..
4-Atatürk’ün Sakarya Meydan Muharebesine karar verdiğinde en yakınlarındakilerin engel olmaya çalıştıkları…
“Nasıl başaracaksın?” diyenlere; “Hz . Peygamber Bedir’de nasıl başardıysa öyle” cevabıyla… Ve yine Atatürk’ün onları ve düşmanı yanıltacak eğlence vari programlar ve yanıltıcı manevralarla muhaliflerini oyaladığına benzer taktikle, Erbakan’ın da etrafına ve muhaliflerine karşı onları da oyalayan, onlarsız hiç birşey yapmayacağı imaj ve manevralarıyla Kıbrıs Zaferine erişilmesi de ayrıca Atatürk ve Erbakan stratejilerinin ortak yanları içerisindeydi.
Barış Harekatının kararının hangi şartlar ve koşullar altında alındığını ciddiyetle inceleyen bir insan, Prof Erbakan Hocamızın dışarıdan ziyade, asıl içerideki yerleşik lobiler ve onların etkisi altındaki “entelijant-siyasiler”, medya ve sermaye çevreleri ile çok zorlu bir mücadele yürttüğünü görüyoruz..
Bu zorlu sürecin sonunda, devletin müspet bir yapılanma evresine geçtiğini, Komuta kademesinden planlama ve bürokratik seviyedeki vicdan ve haysiyet sahibi vatan evlatlarının Prof Erbakan Hocamızın görüş, öneri, teklif ve talimatlarına açık hale geldiklerini de görüyoruz..
Bu başarının bir Erbakan başarısı olduğunu, Milli Çözüm on yıllardır zaten yazıyor ve haykırıyordu.
Yıllarca Ecevit’in Kıbrıs kahramanı olarak sunulması, esasen o harekâtın arkasındaki Millî Görüş iradesini gizleme çabasıdır. Çünkü Erbakan Hoca’mın şahsında, bağımsızlık ruhu, İslam birliği şuuru, Siyonizm karşıtı bir duruş vücut bulmuştur. İşte asıl korktukları da budur.
Bugün AKP kadrolarının da bu tarihi gerçekleri çarpıtma konusunda seleflerinden geri kalmaması, aynı teslimiyetçi zihniyetin devam ettiğini göstermektedir. “Millî” adıyla yürüyüp, küreselcilerin çizdiği istikametten ayrılmayanlar, Millî Görüş’ü temsil edemez!
Tarihte hakkı gizlemekle hakikat yok olmaz. Er geç hak ortaya çıkar. Kıbrıs Zaferi, Millî Görüş’ün ve inançlı kadroların bir destanıdır. Kim ne derse desin, bu millet bir gün gerçeği tam manasıyla görecek ve Erbakan Hoca’mın büyüklüğünü, ferasetini ve dirayetini takdir edecektir!
Erbakan Hoca’mın bakışı netti: Kıbrıs davası, bir vatan davasıdır, İslam davasıdır. Bunu ticaretle, Batı’yla denge oyunlarıyla pazarlık konusu yapanların değil, inancıyla hareket edenlerin davasıdır.