EY GAFİL VE CAHİL İNSAN!
Her varlık bir ayna gibi, Hâlık’ını yansıtıyor
Madde manaya kılıftır, gölgelere tapan insan!
Bu kâinat manzarası, Ressamı anımsatıyor
Görüntüyle oyalanıp, gerçeklerden sapan insan!
Hak’tan sonrası bâtıldır, Ma’bud’dan gayrısı puttur
Ey kibirli, kirli kalpli; rütben bezeğin çaputtur
Bonn’a yönelip Mekke’ye, varmak ne boş bir umuttur
Haç’a uyan hacı olmaz, davasından kopan insan!
Şirkten kurtul şükre koyul, unutma imtihandasın
Kur’an sınav programın, dünya denen bir handasın
Konar göçer bir yolcusun, bil ki fani cihandasın
Cennet cehennem amelin, kaydolunur çaban insan!
Şehvet şeytanın damarı; zayıflat, sakın azdırma
Yuların nefse kaptırıp, kendi kuyunu kazdırma
Yalanla yalama olup, adını kezzap yazdırma
Duan nasıl kabul olsun; haram lokman, lapan insan!
Komar1 balı zehirliyor, çiçek bozuk netsin Arı
Hem baklava börek olmaz; tavuk yemi gilgil, darı
Her şeyi başka maksatla, yaratmıştır Yüce Tanrı
Kavun karpuz ekmiyorsun, kenevire2 çapan insan!
Tembel kişi boş teneke, ses çıkarır kuru kabak
Lafla peynir gemisini, yürütürüm sanır ahmak
Gayret ister ilmü amel, sabru sebat etmeye bak
Eğitimsiz üretimsiz, edebiyat yapan insan!
Milli Çözüm mutfağında, zerre tuzun biberin yok
Gündüzleri günah riya, seherlerden haberin yok
Haddin, edebin bilmezsin; dizginin yok, çemberin yok
Ne hakla hürmet beklersin, her gördüğün kapan insan!
- Komar: Karadeniz ormanlarında görülen ve “Orman gülü” de denilen, zehirleyici ve delirtici özelliği bilinen bir çiçek türü
- Kenevir: Tohumlarından esrar elde edilen, uyuşturucu pazarında para eden bir bitki.

Şirkten kurtul şükre koyul, unutma imtihandasın
Kur’an sınav programın, dünya denen bir handasın
Konar göçer bir yolcusun, bil ki fani cihandasın
Cennet cehennem amelin, kaydolunur çaban insan!
“Onlar Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte (asıl) gafil olanlar da onların ta kendileridir.” (Nahl: 108) gaflet halindeki bir insan hiç şeyin farkına gerçek manasında varamaz. Algıları kapalıdır, hayatın gerçekliğini kavrayamaz ve bu sebeple bu dünya hayatı onlara zindanı yaşatırken, bunun tam tersinide müminler feraset ehli insanlar olduklarından her olayın Allah’ın bilgisi ve kontrolünde yaratıldığını bilir. Bundan dolayıda tam bir teslimiyet halinin yanında, yaşanılan olaylar karşısında bundan içerisindeki incelikleri ve hikmeti kavramaya çalışırken, bu manevi huzur zevki yaşar.
Gaflet halindeki insanlar belki bulundukları halinde farkına varamazlar, nefisleri onlara yaşanılan bu hayatı onlara çekici ve güzel gösterir, bu gaflet halinden çıkmamak içinde türlü bahaneler üretebilir. Böyle bir insan önce bir aynaya bakmalı kendi ile samimi bir şekilde yüzleşmeli samimiyetinin ölçüsünde doğruyu bulacak yada mühür daha sağlam bir şekilde kalplerine, kulaklarına ve gözlerine vurulacaktır.
Rabbimiz bizi gaflet içindeki kullarından eylemesin, eğer gaflet halinde isek de bu uyku halinden bizleri biran evvel uyandırsın. AMİN
Ruhumuz, gaflet zindanından ve şehvet tuzağından kurtulabilirse, o zaman gerçek özgürlüğüne ve kulluk bilincine ulaşır. Artık yalancılığa, yağcılığa ve başkalarına yalvarmaya tevessül ve tenezzül etmez… Çünkü artık onurlu, şuurlu ve huzurlu bir insandır. Ürkeklik, kahpelik ve kölelik ise münafıkların sıfatıdır. Kâfirler için bu hayat; keyfince yaşamak, hayvani lezzet ve şehvetlerine kavuşmak için tek ve son fırsattır. Mü’minler için ise, hayat; iman ve cihattır. Yani sonsuzluk yolculuğunda bir imtihan ve hazırlanmadır. Ölüm kâfirler için, korkunç bir ayrılık ve azap iken, mü’minler için Rabbine ve sonsuz saadet iklimine vuslattır.
***
Öyle ise, gönül evimizi kirleten ve feraset gözlerimizi körelten açık ve gizli günahlarımızı fark etmeyecek kadar GAFİL… Bilgi eksikliğimizi, yetersizliğimizi ve tembelliğimizi kabul etmeyecek kadar CAHİL kalmayalım… Her şeyin en iyisine ve en güzeline talip olalım ve ona ulaşmaya çalışalım… Ne kendimizi ne de başkalarını, asla dünyalık servet ve etiketleriyle tartmayalım. Unutmayalım ki, ahiret pazarında, Karun’un hazineleri ve Firavun’un rütbeleri, bir kuruşa bile müşteri bulamayacaktır.
Üstad Ahmet AKGÜL
(Çahil bilgisiz demek degildir asıl cehalet bildiğiyle amel etmemektir.)
(Üstat Ahmet Akgül)
Kişi hangi şeye önem verirse tabiatı onu o tarafa ve o tarafın ehline çekecektir kişi kendisine munasip olana meyledecektir. Dikkat edin dünyaya olan sevgimiz Allah’a olan sevgimizden ağır basmasın.
Her varlık bir ayna gibi, Hâlık’ını yansıtıyor
Madde manaya kılıftır, gölgelere tapan insan!
Bu kâinat manzarası, Ressamı anımsatıyor
Görüntüyle oyalanıp, gerçeklerden sapan insan!
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
(Oysa) Gerçek şu ki, göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır; (her şeye ve herkese O) hayat verir ve öldürür. Sizin Allah’tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur. (Ama gafil insanlar, sahte veliler ve şefaatçiler peşindedir.)
(Tevbe suresi 116)
Her biri inci mercan sözler. Yürekte taşınacak kıymetli hazineler. Kalp kulağına hak sözü duyuran, kırk tane vesveseyi dizginleyen, içimizdeki-dışımızdaki ins ve cin şeytanlıkları ayan eden fermanlar.
* Görüntüyle oyalanıp, gerçeklerden sapan insan!
* Hak’tan sonrası bâtıldır, Ma’bud’dan gayrısı puttur
* Ey kibirli, kirli kalpli; rütben bezeğin çaputtur
* Şirkten kurtul şükre koyul, unutma imtihandasın
* Yuların nefse kaptırıp, kendi kuyunu kazdırma
* Yalanla yalama olup, adını kezzap yazdırma
* Komar1 balı zehirliyor, çiçek bozuk netsin Arı
* Tembel kişi boş teneke, ses çıkarır kuru kabak
* Eğitimsiz üretimsiz, edebiyat yapan insan!
* Ne hakla hürmet beklersin, her gördüğün kapan insan!
GELİN CANLAR, İNSAN OLALIM! Şuursuz sorumsuz, Müslüman olmaz
İçinde bal yoksa, bomboş kovandır…
Her başa oturan, Süleyman olmaz
Özü Tayland1 gibi, sözü Tatvandır
Helal haram bilmez, aynı hayvandır…
Gönül gözleri kör, hala aymayan2
Allah kulak vermiş, Kur’an duymayan
Batılı bırakıp, Hakka uymayan
İsmi cismi çeşit, elvan elvandır
İnsan görünümlü, nice hayvandır…
Haram haksız kazanç, avlayan kişi
Hainleri seçip, tavlayan kişi
Ayete hadise, havlayan kişi
Şeytana arkadaş, Haç’a ihvandır
Allah bildiriyor, bunlar hayvandır…
“Bunlar hayvan gibi, hatta aşağı…”3
Buyuran Kur’an’dır, hikmet başağı
Yarası gocunur, görse kaşağı4
Bunlar Türkiye’yi, sanır Tayvan’dır
Sureti insan ya, siret5 hayvandır…
Zinaya yol veren, gavatı öven
Gerçeği konuşan, alime söven
İsrail’le birlik, mazlumu döven
Cehennem yolcusu, soysuz kervandır
Bunlar insan değil, haza hayvandır…
İslam savunanla, hep uğraşanlar
Ahkâmı ahlâkı, gavurlaşanlar
Haçlı Birliğine, dört nal koşanlar
Hepsi hayra yayan, şerre rahvandır6
Kur’an öyle diyor, bunlar hayvandır…
Namaz oruç sakal, yönü AB’ye
Faiz fuhuş tutar, koşar Kâbe’ye
Sıfatı Müslüman, aslı “Dabbe”ye7
Benzeyen kimsenin, ruhu yavandır
Kalıbı insan ya, vasfı hayvandır…
Loto toto pyango, kumar değil mi
Faizli kredi, haram değil mi
Allah bela verir, şamar değil mi
Hidayet kararmış, vicdan yayvandır8
Aldanma lafına, çoğu hayvandır…
Gelin canlar insan, olalım insan
Akıl ve vicdandır, en büyük ihsan
Kulluğun unutmak, Allah’a isyan
Gafil mağarada, sanır ayvandır9
İmansız irfansız, tıpkı hayvandır…
Gözümüz çıksa da, geçmem özümden
Allah’a söz verdik, dönmem sözümden
Sen ayırma Ya Rab, Milli Çözümden
Beyaz kefen bize, en son savandır10
Mü’minler ölmezmiş, ölen hayvandır…
1- Tayland: Fuhuşla geçinen bir uzakdoğu ülkesi. 2- Aymak: Uykudan uyanmak, gerçeğin farkına varmak. 3- “Andolsun, cinn ve insanlardan (küfre, kötülüğe ve nankörlüğe sapan) birçoğunu cehennemlik (olarak) yetiştirip (ve fırsat verip) çıkardık ki; onların kalpleri vardır, bununla (gerçeği) kavrayıp anlamazlar. Gözleri vardır, onlarla (ibret alarak) görüp bakmazlar. Kulakları vardır, bununla işitip (hakikati) duymazlar. Bunlar, hayvanlar gibidirler, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar, (yaratılış amacından ve ahiret hazırlığından) gafil olanlardır. (A’raf: 179) 4- Kaşağı: Atların ve sığırların sırtını kaşıyan alet. 5- Siret: Kişinin iç yüzü, karakteri. 6- Rahvan: At ve eşeklerin hızlı ve uyumlu yürüyüşü. 7- Dabbe: Yerde debelenen hayvanlar. (Nur: 45) 8- Yayvan: Yayılmış, dağınık. 9- Ayvan: Evlerin havalı balkonları. 10- Savan: Pamuk ipliğinden örülmüş bez ve sergi.
Şehvet şeytanın damarı; zayıflat, sakın azdırma
Yuların nefse kaptırıp, kendi kuyunu kazdırma
Yalanla yalama olup, adını kezzap yazdırma
Duan nasıl kabul olsun; haram lokman, lapan insan!
Milli Çözüm mutfağında, zerre tuzun biberin yok
Gündüzleri günah riya, seherlerden haberin yok
Haddin, edebin bilmezsin; dizginin yok, çemberin yok
Ne hakla hürmet beklersin, her gördüğün kapan insan!
Emmâre Nefis: Hep kötülükleri emreden ve küfre sürükleyen nefis!
“(Yoksa) Ben (böbürlenip) nefsimi temize çıkaramam (böyle bir düşünce peşinde değilim). Çünkü -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- gerçekten (her insandaki) nefis var gücüyle kötülüğü emredicidir. Şüphesiz, benim Rabbim, Bağışlayandır, Esirgeyendir.” (Yusuf: 53) ayetinde Nefsi Emmare’ye işaret olunmaktadır.
Bu nefse sahip olanlar, birazcık nimet veya zahmet için hırs ve öfkelerini yenemediklerinden, herkese saldırabilen, hatta katledebilen insanlardır. Şeytan, kendilerinin dostu ve yöneticisi olmuş, şehvet ve enaniyetle doldurmuş, şüphe ve kuruntu ile onları azgınlaştırmıştır. Hırsızlık, iftira, yalancılık, içki, kumar, zina, cinsi sapıklık ve dedikoduya dalmışlardır. İmanları lafta kaldığından, zerre kadar Allah’tan korkmazlar. Dünyanın geçici metaını ve nefsi arzularını tanrılaştırmışlardır. Bunlar sürekli kâfirlerin, zalimlerin ve hainlerin safında yer almaktadır.
Hz. Peygamberimiz buyurmuş: “Münafıkın alâmeti Ensar’a buğzetmesi, mü’minin alâmeti ise Ensar’ı sevmesidir.” (Muslim: 110)
Gözümüz kulağımız HAKKTA VE HAK ELÇİDE OLMASI demek; İnfakı/yardım edeni, paylaşıp bölüşeni, bütünü gözeteni, bunun için seferber olup gayret göstereni sevmek sahip çıkmak, kuyusunu kazmamak, birbirine düşürmemek, ahlaksızlığa girişmemek, yalan söylememek, hesap yapmamak vb. gibi şeylerle ispat olunur. Bunlara riayet etmeyen RİYAKARDIR SAHTEKARDIR HASETÇİDİR FESATÇIDIR BÖLÜCÜDÜR DAĞITICIDIR NEFSİNİN ESİRİ OLMUŞTUR…İMAN ONU TERKETMİŞTİR.
Yüce Kitabına, Rahman ismiyle başlayan, merhametlilerin en merhametlisi Rabbim, bizleri bağışla..
Nasıl bir nimetin içerisindesin?
Farkında değilsin, hâlâ boş işlerdesin!
Kanaat etmiyorsun, kıymet bilmiyorsun.
Rabbinin;
Taksimatına, takdirata, şeriatına ve icraatına gönülden boyun eğmiyorsun!
Nankörlük ediyor, sonunu hiç düşünmüyorsun!
Eyy nefsim, sen hiç düşünüp akıl etmiyor musun?
Neye yarar ki onca çaban
Zoru gördü mü kayan insan!
Kaypak karakter bozuk mayan
Her fırsatta ahdini bozan insan!
Dostun selamı bu kadar ucuz mu
Gayretsiz vefasız kurtulunur mu
Cennet selama düşer bazen
Almaktan aciz namert insan!
Her an kainatın sahibi Allah’ı anarak , had bilerek emek ve gayret içerisinde şükür ve ibadet bilinciyle hareket ederek nefisimiz ile her an mücadele içinde olmakla bereaber muvaffak olacağız…
BAHANE YOK…
(Bütün) Elçiler; müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderildiler), öyle ki (bu) elçilerden sonra (inkârcı ve isyancı) insanların Allah’a karşı (savunacak) delilleri olmasın (“uyarılmadık, gafil ve cahil bırakıldık” gibi özür olarak ileri sürecekleri bir bahaneleri kalmasın). Allah, Üstün ve Güçlü olandır, Hikmet ve Hüküm sahibidir.
Nisa Suresi 165