YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69cdbb6a852e0
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 1 6
Bugün : 4318
Dün : 56643
Bu ay : 60961
Geçen ay : 1803365
Toplam : 52206019
IP'niz : 216.73.216.113

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

EYVAH, OLAMADIM Kİ!..

Bilirsin çok günah, işleyip durdum
Bin pişman saçımı, yolamadım ki…
Giderek kudurdu, bu nefis kurdum
Tasmasın elime, alamadım ki…

Defalarca aştım, haddi kotayı
Kesmedin rızkımı, ikram atayı
Ancak Dost bağışlar, bunca hatayı
Tevbe kapısında, solamadım ki…

Hep boşa geçirdim, gençlik çağımı
Doğru seçemedim, solu sağımı
Gafletle kuruyan, gönül bağımı
Akan göz yaşımla, sulamadım ki…

Haksızca gönüller, kırmışsam eğer
Eyvah binbir Kâbe, yıkmışım meğer
Bir ömür gözyaşı, dökmeye değer
Hak rahmet kapını, çalamadım ki…

Hak değil nefs için, kızdım Efendim
Hep boş yere esip, tozdum Efendim
Nice tevbe edip, bozdum Efendim
Aldığım kararda, kalamadım ki…

Erbakan’a düşman, Siyona mürit
Hak davaya hain, Şeytana şakirt
Hangi safta ise, kalp ona ait
Bu şuur onurla, dolamadım ki…

Kur’an’dan hayattan, ders kapamadım
Gayretim niyetim, saf yapamadım
Şirkten şekavetten, tam kopamadım
Tevhid deryasına, dalamadım ki…

Bakımsız soldurdum, iman gülümü
Günahla kirlettim, vicdan gölümü
Mevlâ’sına hasret, mahzun gönlümü
Vahdet iklimine, salamadım ki…

İman iz’an varsa, şerre uyulmaz
Hain zalim; insan, yerne koyulmaz
Rabbin va’di haktır, şüphe duyulmaz
Yolunda can kurban, kılamadım ki…

5 2 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Vildan AKGÜL

Vildan AKGÜL

Subscribe
Bildir
11 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İnsan hangi safta ise, kalp ona ait. Kalplerimizi her daim Hak davamıza ait eyle Allah’ım.
Erbakan’a düşman, Siyona mürit

Hak davaya hain, Şeytana şakirt

Hangi safta ise, kalp ona ait

Bu şuur onurla, dolamadım ki…

Her kıtası değerli, ders niteliğinde bir şiir Allah razı olsun. Rabbim şuurlu olmayı, şuurla kalmayı, bunun içinde çalışıp çabalamayı her daim nasip eylesin. Kalplerimizi Hak dava ile aynı safta eylesin.

Milli Çözüm’ yapışmak amasız fakatsız tam sadakat üzere yapışmak…. Lütfeyle rabbim…
Hz. Ebu Bekir r.a. şöyle buyurmuştu:
“Biz harama düşmeyelim diye en az yetmiş mübah terkederiz.”

Hz. Ömer r.a. ise şöyle buyurdu:
“Biz en az ondokuz helali harama kaymayalım diye yapmadık.”

Haram korkusu yüzünden helali ve mübahı terkederlerdi. Bunu peygamberimiz s.a.v. Efendimizin şu Hadisi Şerifine dayanarak yaparlardı: ” Her sultanın bir sınırı vardır. Allah’ın sınırı ise haramlarıdır. Her kim sınır yakınına gelirse tehlikeye kapılması mümkündür.”

Hak değil nefs için, kızdım Efendim / Hep boş yere esip, tozdum Efendim / Nice tevbe edip, bozdum Efendim / Aldığım kararda, kalamadım ki…
İman iz’an varsa, şerre uyulmaz

Hain zalim; insan, yerne koyulmaz

Rabbin va’di haktır, şüphe duyulmaz

Yolunda can kurban, kılamadım ki…

Gösteriş karışmış
Gösteriş karışmış
İbadetimden, şuursuz,
Huzursuz, her adetim den,
Tarzım Dan, takvam dan,
Şahadetimden, güvenmem
Farz, vacip sünnet ve
Mübah. Affet yarab tevbe estağfurullah.

Amin
Hayatımızın heranında hepsi baraj dersi hükmünde olan bu şiiri Rabbim hayatımıza tatbik etmeyi nasip etsin.

Ahir Zaman Hastası…
“Bilirsin çok günah, işleyip durdum
Bin pişman saçımı, yolamadım ki…
Giderek kudurdu, bu nefis kurdum
Tasmasın elime, alamadım ki…”

Kalp kırmak Kabe yıkmak gibidir. Hadis-i Şerif
Haksızca gönüller, kırmışsam eğer

Eyvah binbir Kâbe, yıkmışım meğer

Bir ömür gözyaşı, dökmeye değer

Hak rahmet kapını, çalamadım ki…

GENÇLİĞİN GAFLET UYKUSUNDAN İHTİYARLIK SABAHIYLA UYANDIĞIM BİR ANDA!
Ey bu notaları dinleyen dostlarım!
Biliniz ki, ben hilâf-ı âdet olarak, gizlemesi lâzım gelen, Rabbime karşı kalbimin tazarru ve niyaz ve münâcâtını Bazen yazdığımın sebebi; ölüm, dilimi susturduğu zamanlarda, dilime bedel kitabımın söylemesinin kabulünü rahmet-i İlâhiyeden rica etmektir.
Evet, kısa bir ömürde, hadsiz günahlarıma kefaret olacak, muvakkat lisanımın tevbe ve nedametleri kâfi gelmiyor. Sabit ve bir derece daim olan kitabın lisanı daha ziyade o işe yarar.
…gençliğin gaflet uykusundan ihtiyarlık sabahıyla uyandığım bir anda, şu münâcat ve niyaz…
Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim!
Benim sû-i ihtiyarımla ömrüm ve gençliğim zayi olup gitti. Ve o ömür ve gençliğin meyvelerinden elimde kalan, elem verici günahlar, zillet verici elemler, dalâlet verici vesveseler kalmıştır. Ve bu ağır yük ve hastalıklı kalb ve hacâletli yüzümle kabre yakınlaşıyorum.
Bilmüşahede, göre göre, gayet süratle, sağa ve sola inhiraf etmeyerek, ihtiyarsız bir tarzda, vefat eden ahbap ve akran ve akaribim gibi, kabir kapısına yanaşıyorum.
O kabir, bu dâr-i fâniden firâk-ı ebedî ile ebedü’l-âbâd yolunda kurulmuş, açılmış evvelki menzil ve birinci kapıdır. Ve bu bağlandığım ve meftun olduğum şu dâr-ı dünya da, katî bir yakîn ile anladım ki, hâliktir gider ve fânidir ölür. Ve bilmüşahede, içindeki mevcudat dahi, birbiri arkasından kafile kafile göçüp gider, kaybolur.
Hususan benim gibi nefs-i emmâreyi taşıyanlara şu dünya çok gaddardır, mekkârdır. Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur.
Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim!
“Her gelecek şey yakındır.” sırrıyla ben şimdiden görüyorum ki, yakın bir zamanda, ben kefenimi giydim, tabutuma bindim, dostlarımla veda eyledim. Kabrime teveccüh edip giderken, Senin dergâh-ı rahmetinde, cenazemin lisan-ı haliyle, ruhumun lisan-ı kàliyle bağırarak derim:
“El-aman, el-aman! Ya Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın hacâletinden kurtar!”
İşte kabrimin başına ulaştım, boynuma kefenimi takıp kabrimin başında uzanan cismimin üzerine durdum. Başımı dergâh-ı rahmetine kaldırıp bütün kuvvetimle feryad edip nidâ ediyorum:
“El-aman, el-aman! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halâs eyle!”
İşte, kabrime girdim, kefenime sarıldım. Teşyîciler beni bırakıp gittiler. Senin af ve rahmetini intizar ediyorum. Ve bilmüşahede gördüm ki, Senden başka melce ve mence yok. Günahların çirkin yüzünden ve mâsiyetin vahşî şeklinden ve o mekânın darlığından, bütün kuvvetimle nidâ edip diyorum:
“El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir! İlâhî, Senin rahmetin melceimdir ve Rahmeten li’l-Âlemîn olan Habibin, Senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. Senden şekvâ değil, belki nefsimi ve halimi Sana şekvâ ediyorum.
“Ey Hâlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim!
Senin Said ismindeki mahlûkun ve masnuun ve abdin, hem âsi, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelîl, hem müsi’, hem müsin, hem şakî, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduğu halde, kırk sene sonra nedamet edip Senin dergâhına avdet etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatlarını itiraf ediyor. Evham ve türlü türlü illetlerle müptelâ olmuş, Sana tazarru ve niyaz eder.
Eğer kemâl-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen, zaten o Senin şânındır. Çünkü Erhamürrâhimînsin.
Eğer kabul etmezsen, Senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin. Senden başka hak mâbud yoktur ki ona iltica edilsin.”
(On Yedinci Lem’a)

Merhametlilerin en merhametlisi günahlarımızdan ve gevşekliğimizden dolayı bizleri bağışla (amin)
Âl-i İmran 8
“Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra, bir daha kalplerimizi caydırma (ayaklarımızı kaydırma), bize katından rahmet ve inayet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen.”

mealikerim.com

Ey Rabbimiz, Hatalarımızı Terk Edip, Hayır Yolunda Daim Olmayı Nasip Eyle!
Hep boşa geçirdim, gençlik çağımı
Doğru seçemedim, solu sağımı
Gafletle kuruyan, gönül bağımı
Akan göz yaşımla, sulamadım ki…

Allah’ım sen affedicisin, affı seversin bizleri affet
[b]Âl-i İmran 193
Rabbimiz, gerçekten biz: “Rabbinize iman edin” diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür (iman ve istikamet üzerindeyken canımızı aldır).
[/b]

[b]Ahzab 71
Ki (Allah) amellerinizi (karşılıklı muamelelerinizi) ıslah etsin (iyileştirip düzeltsin) ve günahlarınızı bağışlayıp (kötülüklerinizi gidersin. Çünkü yalancılık, mahrumiyet ve mahcubiyettir; doğruluk ise hayır ve berekettir.) Kim Allah’a ve Elçisine itaat ederse, artık o en büyük kurtuluşla huzura ve başarıya erişmiştir.
[/b]

[b]Zümer 53
(Tarafımdan onlara) De ki: “Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere nefislerini israfa uğratan (günahlara dalan, yararsız ve ucuz kahramanlıklara kalkışan ve ölçüyü taşıran) kullarım! (Siz yine de) Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, (dilerse ve layık görürse) bütün günahları (ve suçları) Yarlığayıcıdır. Çünkü O, Bağışlayandır, Esirgeyip Acıyandır.”

https://www.mealikerim.com/39/zumer/53%5B/b%5D

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
11
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...