YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
697fff20a66e1
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 2
Bugün : 7925
Dün : 57744
Bu ay : 65669
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48768982
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

İSLAM’DA DİN-DEVLET İRTİBATI

        

Devletsiz bir din, sanki felç dahi1

El ayak tutmaz, aciz durgunlar…

Dinsiz devlet ise, deli sipahi2

Toplumda artar, zulüm soygunlar…

      

Devlet; Milletin, ortak bedeni

Halkın vicdanı, ikaz edeni

Dirlik düzenin, temel nedeni

Başıboş toplumda, bitmez kaygular…

      

Ey zalim Nemrut, ey çağdaş Karun

Din ölçü koyar, bilginler kanun

Musa baş olur, veziri Harun

Din kural koyar, devlet uygular…

      

Son din, kâmil din; İslam nizamdır

Peygamber örnek, Kur’an mizandır

Kur’an yorumlayan, akıl iz’andır

Hak’tan sapıtır, nefsi duygular!..

    

Farklı ırk mezhep, yüzlerce çeşit

Adalet gerek, herkese eşit

Devlet yönetir, din ise mürşit

Din hüküm verir, devlet sorgular…

      

Din ile devlet, karışsa ezer

Din ile devlet, çatışsa üzer

Din ile devlet, barışsa güzel

Din temel kurar, devlet kurgular…

    

Nebi çağrısı, kutlu davettir

Amaç Hak, ahlâk; adil devlettir

Şeriatı inkâr, bir adavettir

Şeytanın şakirdi, küfrün vurgular…

      

1- Dahi: Yüksek zekâvetle, olağanüstü bilgili.

2- Sipahi: Atlı silahlı asker.

 

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Rahmet PAKGÜL

Rahmet PAKGÜL

Subscribe
Bildir
14 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Din ölçü koyar
Ey zalim Nemrut, ey çağdaş Karun

Din ölçü koyar, bilginler kanun

Musa baş olur, veziri Harun

Din kural koyar, devlet uygular…

Son din, kâmil din; İslam nizamdır

Peygamber örnek, Kur’an mizandır

Kur’an yorumlayan, akıl iz’andır

Hak’tan sapıtır, nefsi duygular!..

Halkımızın inanç ve ahlâk esaslarına uygun olarak, “Laiklik”in tanımı, ilgili ve ilmi otoritelerce mutlaka yapılmalı ve bu Türkçe tarifi Anayasamıza yazılmalıdır.
[b]Din ile devlet, karışsa ezer
Din ile devlet, çatışsa üzer
Din ile devlet, barışsa güzel
Din temel kurar, devlet kurgular…[/b]

Erbakan Hoca’nın: “Gelin anayasamıza, laikliğin tanımını ve Türkçe karşılığını yazalım” teklifi hep duymazlıktan gelinmiştir. Çünkü kötü niyetli ve bozuk tıynetli bir kesim, İslam düşmanlığı yapabilmek için, Laikliğin hep böyle muğlak kalmasını istemiştir.

Laiklik: Din hizmetleriyle devlet işlerinin birbirinden ayrılması ise, yerindedir.

Laiklik: Farklı din ve mezhep mensuplarına, devletin ve adaletin aynı mesafede kalması ise, güzeldir.

Laiklik: Değişik din ve düşünceye sahip kesimlerin, birlikte hoşgörü ve barış içerisinde yaşama şartlarının hazırlanması ise, tabi ki gereklidir.

Laiklik: Devletin ve düzenin, belli bir inancın veya din adamları sınıfının güdümüne bırakılmaması ise, elbette isabetlidir.

Laiklik: Herhangi bir dine veya dinsizliğe mensup olmanın, devlet ve hukuk önünde; ne özel bir imtiyaz ve hürmet, ne de kasıtlı bir mağduriyet ve mahrumiyet nedeni sayılmaması ise, herhalde sahiplenmelidir.

Ancak; Laiklik: Bir ülkenin anayasaları yapılırken ve diğer gerekli kanun ve kurumları hazırlanırken, toplumu oluşturan unsurların ve hele kahir çoğunluğun “dinini, manevi değerlerini, gelenek ve göreneklerini, örf ve âdetlerini hiç hesaba katmama, esas almama” şeklinde ifade edilmek isteniyorsa, bu hem imkânsızdır, hem haksızlıktır, hem de yararsızdır! Üstelik doğal ve sosyal kanunlara da aykırıdır. Ve zaten laikliğin böyle anlaşılıp uygulandığı tek bir ülke dahi yoktur. Çünkü halkın kimliğini, kültürünü ve hayat tarzını şekillendiren en önemli etken olan “Dini” dışlayarak hazırlanmış ve halka onaylatılmış-despotik düzenler dışında, tek bir demokratik örnek bulunamayacaktır. Ve bu açıdan bakıldığında, hâlihazır anayasamızdaki diyanet teşkilatı kurumu, kanunları ve uygulaması da, laikliğe aykırıdır… Ve “devletin temel nizamını kısmen de olsa dini temellere dayandırma” suçlamasının muhatabı konumundadır!?
Halbuki hukuk, halk içindir. Halkın inancını ve manevi ihtiyacını hesaba katmayan ve özellikle “İslam” kokusu aldığı her şeye düşman tavrı takınan bir anlayış ve yaklaşım laiklik değil, ladinliktir (Dinsizliktir) ve laubaliliktir. Çünkü böyle yanlış ve tutarsız bir uyarlama ve uygulama:

• Önce, Devlet-Millet barışını bozacak,

• Din-Devlet zıtlaşmasını ve çatışmasını doğuracak,

• Ülkede huzur ve güven ortamını sarsacak,

• Ekonomiden eğitime, yatırımdan üretime, sanattan kültüre, her yönlü kalkınmayı ve hayırda yarışmayı ortadan kaldıracak,

• Ve nihayet o ülkeyi, dış güçlerin yarı sömürge sahası; hükümetleri ise, uzaktan kumandalı kuklası durumuna sokacaktır.

(Kaynak : [url]www.millicozum.com[/url]

Adaletsiz devlet yıkılmaya mahkumdur..
“Şüphesiz halkın işlerinin velayeti/üstlenilmesi, dinî vecibelerin en önemlilerindendir. Hatta onsuz yani devletsiz dinin devam ve bekasından söz edilemez. Çünkü Allah (cc) iyiliği emir, kötülüğü yasak etmiş, zulme uğrayanlara yardımı emretmiştir. Adalet ve cihad da farz kılınmıştır. Emirlere uyulması, cezaların konulması, adaletin uygulanması ve cihadın tayini ancak kuvvet ve devlet eliyle mümkün olur.

Hz. Ali’ye sormuşlar; devletin dini var mı?
Cevap vermiş; Var, devletin dini adalettir… Adaleti olmayan devlet zaten dinsizdir !

Hak ile olan hep haklı çıkar; mehdiyet mührü geliyor an be an, buna inanandır hep haklı çıkan…
• Düşman gibi dine sataşanlar, şeytan gibi din istismarı yapanlar ve dünyalık hesapları için kutsalını ve davalarını satanlar; hepsi aynı ayardadır.

• Biz Hak davanın ve onun şahs-ı manevisi olan ZAT’ın kapısındaki KITMİR’leriyiz. Hâşâ; bu kutsal hareketin kurmayı değil, komutanı değil, birim başkanı değil; sadece hizmetçileriyiz. Hem öyle resmi ve besili değil, hasbi bir köpeğiyiz. Tehlikeli bir süreçte O’na suikastçılar ve saldıranlar olabilir düşünce ve endişesiyle Hz. Peygamber Aleyhisselam Efendimizin evi etrafında ve hiç kimseden talimat almadan ve başkasına çaktırmadan gizlice nöbet tutan ve Resulüllah’ın çok özel duasına mazhar olan Sahabe-i Kiram’dan Ebi Vakkas oğlu Sa’d gibi sevdamızın ve sultanımızın gönüllü neferleriyiz. Tevhid dininden dönmemek, zalim ve kâfir diktatöre boyun eğmemek için şehirden kaçıp bir mağaraya sığınan gençler olan (Bak: Kehf Suresi: 9-22. Ayetleri) Ashab-ı Kehf’in sadık köpeği kıtmir bile (Kehf Suresi: 18) makbul sayılıp Kur’an-ı Kerim’de zikredilmek ve cennete girmek şerefine eriştiği halde; tarihin en büyük ve en muhteşem inkılâbı olan Yeni İslam (Barış ve Bereket) Medeniyetinin ve Mehdiyet devriminin kutlu Liderinin gönüllü kıtmirlerinin, Rahmet-i İlahi’den mahrum bırakılacağını sananlara hayret etmekteyiz.

***_Üstat Ahmet AKGÜL_***

Devlet ve millet münasebeti
Devlet; Milletin, ortak bedeni

Halkın vicdanı, ikaz edeni

Dirlik düzenin, temel nedeni

Başıboş toplumda, bitmez kaygular…
Devlet ile millet münasebeti ilişkisine güzel anlatılmış bir şiir ile bir gerçek bundan güzel ifade edilemez

ADİL DÜZEN, Çok Yakında İnşallah
Ey zalim Nemrut, ey çağdaş Karun

Din ölçü koyar, bilginler kanun

Musa baş olur, veziri Harun

Din kural koyar, devlet uygular…

ŞAPKA ÇIKARMAK LAZIM!..
Şiir yöntemiyle bu kadar temel,teknik ve esaslı bir konu ancak bu kadar nitelikli,anlaşılır ve orijinal şekilde anlatılabilir!..Milli Çözüm şiirleri ; yukarıdaki şiirimizde de görüldüğü gibi,işlediği tüm konuları çok yönlü ve isabetli olarak ele almakta,yüksek bir bilgelikle ve hikmetle; hedefinden saptırılan kavramlar ve olaylar yörüngesi oturtularak büyük bir hizmet-sorumluluk yerine getirilirilmektedir! Çok ciddi birikim ve hikmet gerektiren bu zor iş başarılırken de;şiirlerin edebiyat yönüde,üst düzeyde sergilenmektedir!..

Şuara kalem kırsın,bu hikmet karşısında
Bu basıl bir bilgelik,şapka çıkarmak lazım
Hedef Hakk’ın rızası,gayrı yok hatırına
İnsanlık saadet çin,böyle davranmak lazım!..

Amaç Hak, ahlâk; adil devlettir
Din ile devlet, karışsa ezer

Din ile devlet, çatışsa üzer

Din ile devlet, barışsa güzel

Din temel kurar, devlet kurgular…

Amaç Hak, ahlâk; adil devlettir
İslam’ı; kapitalist ve sosyalist rejimlerin veya diktatörlüklerin aksesuarı olarak kullanmak isteyen şeytani kesimler: “Hz. Peygamberin bir devlet kurmak için görevli kılınmadığını ve İslam’ı yaşamak için bir devlete ihtiyaç duyulmadığını” ortaya atmışlardır. Bu iddialar, Kur’an’ın hikmetine ve Resulûllah’ın hedeflerine tamamen aykırı saptırmalar ve safsatalardır.

Oysa, evet Resulûllah (SAV) elbette nihai hedef olarak; Kur’an’a, vicdana, akla ve ahlaka uygun bir devlet düzeni kurmak üzere görevli kılınmıştı. Bu maksatla;

1. Tebliğ ve davet aşamasından,

2. Teşkilat ve organize olma aşamasından sonra,

3. Otorite sahibi bağımsız Devlet kurma aşamasına ulaşmıştı.

Hz. Peygamber Efendimize cahiliye önderlerinin, Mekke yönetiminde yetkili ve etkili makam verme teklifleri; İslam davasından, Kur’ani inanç ve ahlak esaslarından vazgeçip, şirkin şeytani ve gayri insani kurum ve kurallarına uyma ve uygulama şartına bağlıydı. Üstelik bu teklifin bir tuzak olduğunu Efendimiz hemen anlamıştı; çünkü müşrik liderler, Peygamberimiz kabul etse de vermeye yanaşmayacaklardı, zaten küfür ve sömürü iktidarları elden gitmesin diye İslam’a karşı çıkmışlardı.

Din ile Devlet ancak Adil Düzen projeleriyle barışır ve insanlığın hayrına çalışabilir.
Din ile devlet, karışsa ezer
Din ile devlet, çatışsa üzer
Din ile devlet, barışsa güzel
Din temel kurar, devlet kurgular…

Din ile Devlet ancak “Adil Düzen” projeleriyle barışır ve insanlığın hayrına çalışabilir.
Adil Düzen projelerine tam vakıf ve zamanla
oluşan ihtiyaçları, çıkan sorunları Adil Düzen prensiplerine göre çözecek sadece ve sadece Bilge Üstad Ahmet Akgül Hocamızdır.

Adil Düzen, “Mutlak Doğru”ları esas alarak ve yine “Mutlak Yanlışlardan” sakınılarak hazırlanmış
a) İlmi b) İnsani c) İslami d) Orijinal bir yeni sistem olmaktadır.

1- Aklı selimin 2- Müspet bilimin 3- Tarihi tecrübe ve birikimin 4- Vicdani kanaat ve tatminin 5- Evrensel hukuk ve adalet prensiplerinin 6- İlahi Dinin ve Kur’an’ı Kerim’in;

Ortaklaşa, iyi, yararlı ve güzel buldukları DOĞRU, yine bu 6 temel ölçü biriminin ittifakla; kötü, zararlı ve çirkin buldukları ise YANLIŞ’tır. İşte Adil Düzen doğrulara dayanan ve yanlışları bırakan, yepyeni ve orijinal bir sistem modeli olmaktadır. Ve tarihte başka bir örneği bulunmamaktadır.

Bu gerçekler, Beyefendiler, Hanımefendiler ve değerli Milli Çözümcü gençler tarafından mutlaka ezberlenip zihnimize ve kalbimize kazınmalıdır. Zaten bu rüya, bu amaçla hepimize bir uyarıdır.

SP içerisinde ve hatta genel merkezinde “Adil Düzen, sadece sloganik bir ifadedir. Bir ümit ve hedef gösterir. Erbakan Hocanın “şeriat sistemi” demesi, hukuki ve siyasi sıkıntılara yol açacağı için Adil Düzel söylemini seçmiştir” iddiaları birer iftiradır, Adil Düzeni bilmediklerini ve cehaletlerini bu sözlerle kapatma kolaycılığıdır.

DENGE DE OLSA!
Son din, kâmil din; İslam nizamdır

Peygamber örnek, Kur’an mizandır

Kur’an yorumlayan, akıl iz’andır

Hak’tan sapıtır, nefsi duygular!..

Farklı ırk mezhep, yüzlerce çeşit

Adalet gerek, herkese eşit

Devlet yönetir, din ise mürşit

Din hüküm verir, devlet sorgular…

İhtiyaç
Devlet yönetimindeki ihtiyacımızı, laiklik kavramının yeni ve veciz tanımı görmek isteyen şiirde geçen aşağıdaki mısraları okumalıdır.

“Din ile devlet, karışsa ezer
Din ile devlet, çatışsa üzer
Din ile devlet, barışsa güzel
Din temel kurar, devlet kurgular…”

Milli Çözüm geliyor!..
İslam’ın devlet talebi yok diyen gafil..
Namaz kılan Yahudi kölesi istiyor kafir!
Bu düzene isyan eden bir avuç kıtmir…
Ilımlaştıran adi, katılaştıran ise cahil!
Milli Çözüm geliyor, ne yapsanız boş gari..

Din İle Devletin Uyum İçinde Çalıştığı Tek Sistem Adil Düzendir!
Din ile devlet, karışsa ezer
Din ile devlet, çatışsa üzer
Din ile devlet, barışsa güzel
Din temel kurar, devlet kurgular…

Din ile devletin barıştığı, birbirinden bağımsız ama uyumlu ve irtibatlı çalıştığı tek sistem modeli Adil Düzendir.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
14
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...