YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69801cc2dd2b6
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 3
Bugün : 9470
Dün : 57744
Bu ay : 67214
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48770527
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

KORONA VEBASI VE KORKU BELÂSI

        

Çin’de ortaya çıkan ve hızla dünyaya yayılan Korona virüsü ve yol açtığı bulaşıcı hastalık, çok tehlikeli bir tehdit boyutuna ulaşmıştır. Sağlık Bakanlığı’nın ve ilgili devlet kurumlarının aldıkları tedbirler hem lazımdır, hem başarılıdır, hem de takdire şayandır. Bu yöndeki tavsiyelere ve tedavi usullerine riayet etmek ise, hem Yüce Dinimizin icabıdır, hem de devletin toplum yararına aldığı kararlara uymak ayrıca farzdır. Ancak asla unutulmamalıdır ki, Korona virüsü dahil her şey bizzat Cenab-ı Allah’ın emrine ve takdirine bağlıdır. Bu nedenle, elbette tedbirli ve dikkatli davranmakla beraber, gereksiz kuşkulara ve temelsiz korkulara kapılmak ve çevremize panik aşılamak da yanlıştır ve bu tavır psikolojik tahribatlara yol açacaktır.

Evet, Nemrut’un, burnundan girip beynine sızan ve bu zalim kâfiri acılar içinde kıvrandırıp, zelil ve hakir bir şekilde ölümüne yol açan sivrisinekten milyonda bir küçük olan Korona virüsüyle Cenab-ı Hakk’ın, süper güçleri ekonomik, teknolojik ve askeri yönden gelişmiş ülkeleri, nasıl aciz ve çaresiz bıraktığını fiilen görüp anlamak ve O’nun Hak dinine ve Adil Düzenine sığınmak için de, bu tür musibet ve felaketler bir uyarıcıdır ve fırsattır. Zaten ölümden kaçmak ve kurtulmak imkânsızdır. Öyle ise, akıllılık ölüm ötesine ve sonsuzluk ülkesine hazırlıklı, huzurlu, onurlu ve şuurlu yaşamaktır.

Rus doktordan Korona açıklaması

Çin’de ortaya çıkan, kısa sürede Dünya genelinde ölümlerle korku ve paniğe yol açan Korona virüsü ile ilgili bir Rus doktor çok önemli açıklamalarda bulunmuşlardı. Rusya’da solunum hastalıkları uzmanı olan Doktor Veselin Yakov tıp dergisine verdiği demeçte, tedbirli hareket ederek ve hijyen konularına dikkat edildiğinde Korona’dan korkulmaması gerektiği konusunda bilgiler aktarmıştı. İşte doktorun o açıklaması:

Dünya çapında Korona virüs “COVIT-19” bulaşan kişi sayısı Mart 2020 sonu itibarıyla 270 bin kişi kadardı. Bunlar dünyanın 115 farklı ülke ve bölgesinde yaşamaktaydı. Virüs nedeniyle ölen kişi sayısı 12 bine, iyileşen sayısı 100 bine ulaşmıştı. Ağır ve kritik vaka sayısının ise yaklaşık 10 bin olduğu açıklanmıştı. (worldometer, o günkü verilere göre)

En çok vaka görülen ülkeler olarak; Çin, İtalya, Güney Kore ve İran bulunmaktaydı. Ölümler de buna paralel Çin, İtalya, İran ve Güney Kore’de yaşanmıştı. Bu nedenle Çin’de değilseniz ve yakın bir tarihte Çin’i ziyaret etmediyseniz, endişenizi %94 atmanız lazımdı. Gerçekten COVIT-19 size bulaştıysa, yine de panik anlamsızdı, çünkü: %81 hafif formda, %14 orta oranda, sadece %5 kritik formda seyreden bir hastalıktı. Bakınız Atipik zatürrede ölüm oranı %10, COVIT-19’da ise %3,4 civarındaydı; hatta elli yaş altı ise 0,2’nin altındaydı. Yani elli yaş altıysanız, Çin’de yaşamıyorsanız sizin aldığınız piyango biletine büyük ikramiye çıkması olasılığı COVIT-19’a yakalanma olasılığından daha yüksek bulunmaktaydı. Özetle bundaki şansınız 1:45 000 000 kadardı.

Hatırlayınız, 10 Şubat 2020 tarihi pik günlerden birisiydi ve Çin’de COVIT-19’dan 108 kişi ölmüştü. Ama aynı gün dünyada: 26 bin 283 kişi kanserden, 24 bin 641 kişi kalp hastalıklarından, 4300 kişi ise diyabetten ölmüştü. Ve yine her gün: Sivrisinekler 2740 kişinin, insanlar 1300 kişinin ve yılanlar 137 kişinin ölümüne sebebiyet veriyordu.[1]

Yani diyeceğimiz şu ki; elbette tedbirli ve dikkatli davranın. Ama asla gereksiz panik yapmayın, ucuz medya provokasyonlarına kanmayın. Dünyanın sonu gelmiş gibi medikal malzeme, ilaç, gıda maddesi stoklamayın. Kişisel hijyeninizi ve beden temizliğinizi ciddiye alın, iyi gıdalar ve vitamin-minerallerle bağışıklık sisteminizi güçlü tutmaya çalışın; inançlı, vicdanlı, kutlu amaçlı ve ahlâklı olarak hayatınızı yaşayın…

Bugün dünyanın nüfusu 7 milyar 700 milyona ulaşmıştır. İstatistiklere göre, her gün ölüp bu dünyadan ayrılanların sayısı, ortalama 150 bin kadardır. Bu, yıllık 55 milyon civarındadır. Oysa, 3 ayda Korona virüsünden ölenlerin toplamı henüz 15 bini bulmamıştır. Yani Korona virüsten ölenlerin günlük oranı, diğer sebeplerle zaten ölenlerin 73 binde biri kadardır. Şimdi, ölümden kurtulmanın çaresinin bulunmadığı bir dünyada, yüzde yüzlük bir gerçekten korkmayıp ve hazırlık yapmayıp, binde birlik bir ihtimal korkusu ve kuşkusu içinde paniğe kapılmak elbette yanlıştır ve yararsız bir arayıştır.

İdris Cevahir’in Yanılgıları

Millî Gazete Yazarı İdris Cevahir, 19 Mart 2020 tarihli “Korona ve Deist Yanılgılar” başlıklı yazısında:

“Peki, İlahi irade bu fiili niçin yaptı? Bu soruya cevap vermeden Allah’ın fiillerinin tarzına odaklanmamız gerekiyor. Allah’ın fiillerinde “niçin” olmaz. Yani Allah bir gayeye matuf fiil yapmaz. Allah fiili yapar fiilden bazı hikmetler yahut bazı sonuçlar çıkar. Yoksa O, bazı hikmetler ve bazı sonuçlar için fiilde bulunmaz. Yani bir kandil düşünün kandil yanar ve aydınlık verir. Kandil aydınlık vermek için yanmaz. Yandığı için aydınlık verir. Kandilin fiili aydınlık vermek için değildir. Aydınlık kandilin fiilinin tabii sonucudur. Kandilin fiilinden bizler aydınlık ciheti ile haşerat sıcaklık ciheti ile istifadede bulunur. Allah’ın fiillerinden ise kimisi Cemal kimisi Celal ciheti ile istifadede bulunur.

Korona virüs, insanlık İlahi iradeye uygun bir şekilde yaşanmadığı için gelmiş olabilir. Bu yüzden gelmemiş de olabilir. Sadece gelmiş ve geldiğinde böyle bir netice ortaya çıkmış da olabilir. Korona virüs, birileri abdest almadığı, taharet bilmediği yahut sapkınlıklara daldığı için gelmiş olabilir. Ancak bu nedenlerden bağımsız bir şekilde de gelmiş olabilir. Yani bu hastalığın bizlerin İlahi iradeye muhalif davrandığımız için geldiğini söylemek mutlak kesinlik ve doğruluk taşımaz. Eğer taşısa idi İlahi iradeye uygun yaşayan hiçbir kimsenin bu virüse bulaşmaması gerekirdi ki bizler buna benzer hastalıklarda ölen onlarca muteber âlim ve veli biliyoruz. Hatta araştırsak Peygamber dahi bulabiliriz.

Yani bu Korona’nın Allah’tan geldiğini kabul imani bir meseledir ancak şu nedenle gelmiştir, şuna gazap olarak gelmiştir demek Allah’ın fiillerinin maksatlarını bilme iddiasıdır. Bu ise en azından hadsizliktir.” yorumunda bulunmuşlardı.

Doğrularla yanlışların harmanlandığı bu iddialar, ya bilgi noksanlığından veya bilgiçlik taslamaktan kaynaklıydı. Karşılıklı sohbet ortamında bu tür yanılgılar hatırlatılır ve orada bırakılırdı. Ama gazete sütunlarında yayınlanan böylesi yanlışlıkların aynı şekilde açıklanması ve uyarılması lazımdı. Önce:

“Yani Allah bir gayeye matuf fiil yapmaz. Allah fiili yapar, o fiilden bazı hikmetli sonuçlar çıkar. Yoksa bazı sonuçlar ve hikmetler için fiilde bulunmaz” iddiaları tam bir safsata ve saptırmacadır. Bunlar Cenab-ı Hakk’ın Kur’an’da en fazla zikredilen isimlerinden birisi olan “HEKİM” (her işini, takdir, tanzim, taksim ve tayinini hikmetle yapan ve âlemlere hükümran olan) sıfatına aykırıdır ve Cenab-ı Hakk’ın hâşâ hedefsiz ve gayesiz rastgele fiillerde bulunduğunu söylemek, O’nun Yüce Zatına, kusursuz sıfatlarına ve icraatlarına iftiradır.

“Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde sürünmekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde hareket etmektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.” (Nur: 45)

“Dikkat edin ve kendinize gelin! (Her şeyi yoktan var edip) Yaratan (Allah hiç) yarattığını bilmez mi? Halbuki O Lâtif’tir ve Habîr’dir. (Hem gizli hikmetleri, görünmeyen niyetleri ve mahiyetleri Bilendir, hem de görünen ve işlenen her şeyden haberi olandır.)” (Mülk:14)

Evet, Allah (CC) yarattığı istisnasız her şeyin, sadece yapısını ve sayısını değil, hangi maksatla, hangi ortamda ve hangi görev donanımıyla varlığa çıkarıldığını da elbette bilerek ve dileyerek fiillerde bulunmaktadır. “… Ve hüvel Hakimul Habir: O hikmet sahibidir ve (her şeyi bilerek yaratan ve) haberdar olan Kendisidir.” (Enam: 73 son kısım)

“Bu hastalığın bizlerin İlahi iradeye muhalif davrandığımız için geldiğini söylemek de mutlak kesinlik ve doğruluk taşımaz…” iddiası da sakattır ve noksan bir izahtır. Çünkü Cenab-ı Hakk’ın her yaratışında ve icrasında, bizim farkına varıp varamayacağımız pek çok hikmet ve hakikatler bulunsa da, bunların hepsinin bir ortak sebebi de insanların haksız, ahlâksız ve akılsız davranışları olduğu Şura Suresi 30. ayette şöyle buyrulmaktadır:

“Size isabet eden sıkıntı ve musibetler kendi elinizle yaptığınız (yanlış işler) yüzündendir. Üstelik (Cenab-ı Hakk hatalarınızın) birçoğunu da affetmektedir.”

Siyonistlerin dünya hâkimiyeti planları ve Korona vebası!

“Korona vebası yüzünden yeryüzündeki hayat adeta felce uğramıştı. Ekonomi, ticaret ve sosyal hayat tıkanmıştı. Sınırlar kapatılmış, ülkeler aciz bir şekilde salgına engel olabilmek için tüm imkânlarını seferber etmiş durumdaydı. Çin bu sürede 6 trilyon dolar kayba uğramış, binlerce Çinli ölmüş ve on binlercesi virüs kapmıştı. Büyük bir darbe yiyen Çin’in kısa vadede toparlanması imkânsızdı. Sonra birdenbire Korona virüs İran’da ardından Almanya’da ve İtalya’da ortaya çıkmıştı. İtalya sokağa çıkma yasağı ilan etmek zorunda kalmış, 200 milyar dolar kaybetmiş, hastaneleri dolup taşmıştı. Almanya şansölyesi Angela Merkel, nüfusumuzun ‘Yüzde 60-70’ine ulaşabilir’ diyerek, ardından salgınla mücadele için 500 Milyar Euro’yu gözden çıkardıklarını açıklamıştı. Oysa Almanya her yıl 400 milyar Euro fazla vermekle hava atardı. Türkiye ise önlemlerini sıklaştırmış, sınırlarını kapatmış, AVM, marketler hariç eğlence merkezleri dahil, insanların genelde vakit geçirdikleri mekânları yasaklamıştı.

Sanki bazı merkezlerden bir şeyler dayatılmıştı, bizler de tıpış tıpış istenileni yapmak zorunda kalmıştık. Acaba küresel çete neleri amaçlamıştı? Öncelikle bu virüs belki de bir biyolojik silahtır ve tek dünya devletini savunan küresel çetenin bir tezgâhıdır. İnsanları toplumsal alanlardan uzak tutarak, belki de robotik, asosyal ve kendisini eve kapayan, sanala kitlenmiş ve kontrolü kolay bir dünya toplumunun denemeleri yapılmaktaydı. Veya insanlara kâğıt ve metal para kullandırmayarak dijital paraya geçişe alıştırma hazırlığı mıydı? Böylelikle insanların alışkanlıklarının da değiştirilmesi dayatılmaktaydı. Böylece Siyonistlerin tek dijital para, tek devlet, tek dünya milleti ve tek dünya dini hedeflerine zemin mi oluşturulmaktaydı?

Siyonist küreselciler kazandığı takdirde tüm dünya insanını “Lucifer”e yani bildiğimiz kadim adı Azazil olan “İblis”e tapmaya zorlayacaklardı. Ancak Siyonist şebeke bu işin finansmanı ve baş taşeronu oldukları için geçmişte azgınlıklarının bedelini ödeyip Allah’ın kahrına uğramışlardı. Bugün de her ne kadar büyük oynasalar da sonunda perişan olan yine kendileri olacaktı.

Siyonist Yahudilerin dini bayramları olan “Yom Kippur” bayramında Fırat’ın doğusuna giren Türk Ordusu ‘Küresel Çete’ye “Sana Büyük İsrail’i kurdurtmayacağım” mesajını vermiş olmaktaydı. Bilindiği üzere İsrail bayrağındaki iki şerit, Fırat ve Nil nehirlerini temsil ediyorlardı. Ortadaki altıgen ise Davut mührü olmaktaydı. Yani Siyonistler “Fırat ve Nil arasındaki va’ad edilmiş topraklar bizimdir, mührümüzü vuracağız, hakkımızı alacağız” iddiasındaydılar. Oysa Rahmetli Erbakan’ın özel gayret ve dirayetiyle ve kahraman Ordumuzun üstün cesaretiyle başlatılıp başarılan 1974 Barış Harekâtı sonrasında kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için devletimizin seçtiği bayrak ise çok manidardır. Beyaz üzerine iki kırmızı şerit ve ortasında Ay Yıldız ‘KKTC’ bayrağı yapılmıştır. Müslüman Türk devleti, şımarık ve sapkın İsrail’e ‘Bu iki nehir arası Müslüman Türk’ün sayesinde barış ve huzur yurdu olacaktır. Senin şeytani amaçların ise kursağında kalacaktır!’ mesajını ulaştırmıştır.” şeklindeki farklı yaklaşımı ve yorumları sadece “komplo teorisi” saymak yerine, Siyonist odakların yaptıkları onca tahribattan sonra böyle bir şeytanlığı da planlayacaklarını hesaba katmak lazımdı.

Mart sonu 2020 itibariyle Dünya genelinde Kovid-19 bulaşan kişi sayısı 318 bin 564’e çıkmıştı!

Çin’in Hubei eyaletine bağlı Wuhan kentinde ortaya çıkan Korona virüsünün dünya genelinde buluştuğu kişi sayısı Mart sonu 2020 itibariyle 318 bin 564’e ulaşmıştı. Toplam 13 bin 671 kişi ölmüş, 96 bin kişi ise iyileşmiş durumundaydı. İngiltere Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı Korona virüs raporuna göre salgının 2021 baharına kadar sürebilme ihtimali vardı.

ABD’de vaka sayısının 26 bin 959’e yaklaştığı ve ölü sayısının ise 349’a yükseldiği anlaşılmıştı. Ülkedeki Korona virüs salgınına ilişkin verileri takip eden Johns Hopkins Üniversitesi’nin açıkladığı güncel rakamlara göre, ABD genelindeki Korona virüs vaka ve ölü sayısı artmaktaydı. Ölümlerin 94’ü, virüsün ABD’de ilk görüldüğü eyalet olan Washington’dan rapor edilirken, Kaliforniya’da 28 ve New York’ta 76 ölüm vakası vardı. Birçok eyalette süpermarketlerin rafları boşaltılırken; ABD’de Walmart, Aldi, Harris Teeter, Giant ve H-E-B gibi süpermarketler çalışma saatlerini değiştirmiş ve yerel saat ile 24:00 yerine 20:00-21:00’da kapatma kararı almıştı.

İngiltere Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı Korona virüs raporuna göre salgın 2021 baharına kadar uzanacaktı. Bakanlık en kötü senaryoda ülkenin yüzde %80’inin virüs kapacağını, yaklaşık 8 milyon insanın ise hastanelik olacağını açıklamıştı. Hastalık nedeniyle ülkenin yüzde 15’ine denk gelen 8 milyon insanın hastanede tedavi göreceği var sayılmıştı.

İran’da Uzmanlar Meclis Üyesi Ayetullah Haşim Bathai Gulpeyagani, Korona virüs tedavisi gördüğü hastanede 78 yaşında yaşamını yitirmiş durumdaydı. İran Sağlık Bakanlığı, ülkede can kaybının 1685’e yükseldiğini, vaka sayısının ise 22 bine yaklaştığını açıklamıştı.

Lübnan Başbakanı Hassan Diyab, Kovid-19 nedeniyle ülkede olağanüstü hâl ilanına mecbur kalmıştı.

Fransa’da Korona virüs salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı 562’ye, vaka sayısı ise 14 bin 485’e çıkmıştı. Fransa Sağlık Bakanı Olivier Veran, France 2 kanalında yaptığı açıklamada, virüs bulaşan kişi sayısının 14 bin 485’e ulaştığını, hastaların 700’ünün yoğun bakımda tedavi gördüğünü doğrulamıştı.

Çekya hükümeti, salgına karşı önlem olarak ülke genelinde karantina kararı almıştı. Çekya Başbakanı Andrej Babis, Korona virüsünün yayılmasını engellemek amacıyla 24 Mart’a kadar ülke genelinde karantina uygulayacağını duyurmuşlardı.

ABD’de ilk korona virüs aşısı testi başlamıştı.

ABD’de geliştirilen bir Korona virüs aşısının ilk kez Washington eyaletinde test edileceği bildirilmişti. ABD’li hükümet yetkililerine dayandırılan haberde, Ulusal Sağlık Enstitülerince fonlanan aşı testinin Seattle’deki Kalser Permanente Sağlık Araştırma Enstitüsünde yapılacağı ifade edilmişti. Testin 45 yaşındaki sağlıklı bir kişiye uygulanacağını aktaran yetkililer, bu kişiye virüs bulaşma riskinin bulunmadığını ve testin sadece aşının yan etkilerini test edeceğini belirtilmişti.

İnanç ve ahlâk değerlerinden uzaklaşan Dünya büyük bir korku dalgasıyla sarsılmaktaydı!

Koronafobi kâbusu yayılmaktaydı.

Avrupa artık Korona virüsün merkezi halini almıştı. Çin’de yavaşladığı açıklanan salgın dünyada hızla yayılmaktaydı. Avrupa’daki ölümler virüsün çıkış merkezi Çin’i geçmeye başlamıştı. Dünyada vaka sayısı 316 bini bulurken hayatını kaybedenlerin sayısı 14 binden fazlaydı.

Korona virüsün Avrupa’da en fazla vurduğu ülkeler, İtalya ve İspanya. İtalya’da can kaybı 4 bin 825’e çıkmıştı. İsviçre ve Sırbistan olağanüstü hâl ilan etmek zorunda kalmıştı. Avrupa kıtasında virüsün yayılmadığı tek ülke olan Balkan ülkesi Karadağ Başbakan Yardımcısı Milutin Simovic tedbirleri artırdıklarını açıklamıştı.

Avrupa ülkelerinde Korona virüs vakaları artmaya devam ederken, ülkeler, virüsün yayılmasını engellemek için tedbirler almaya çalışmaktaydı. İtalya’da hükümet, salgın nedeniyle ülke ekonomisini desteklemek için 25 milyar euroluk acil destek paketini de onaylamıştı. İsviçre hükümeti de, virüsün ülkede hızla yayılması üzerine olağanüstü hale mecbur kalmıştı.

Dünyada hızla yayılırken Çin’de gerilemeye başlamıştı.

Başta Avrupa olmak üzere ABD ve Latin Amerika’da yeni tip Korona virüs vakalarında artış yaşanırken, virüsün ana kaynağı Çin’de tersi bir durum yaşanıyordu. Virüsün ortaya çıktığı Hubey eyaletindeki seyahat kısıtlaması gevşetildi. Salgının ortaya çıktığı Wuhan kentinde, son 24 saatte yalnızca 1 yeni vakanın tespit edildiği bildirildi. Dünya Sağlık Örgütü, Çin dışında 83 binden fazla vaka tespit edildiğini ve Çin dışındaki vaka sayısının Çin’deki vaka sayısını aştığını doğruladı.

ABD’de ölü sayısı 350’ye yaklaşmıştı.

ABD’de vaka sayısının 26 bin 959, can kaybının ise 350’ye yükseldiği yazılmıştı. Söz konusu ölümlerin 94’ü virüsün ABD’de ilk görüldüğü eyalet olan Washington’dan rapor edilirken, bunu 76 ölümle New York ve 28 ölümle Kaliforniya takip ediyordu. ABD Yüksek Mahkemesi de, Nisan başına kadarki sözlü yargılamaların ertelendiğini duyurmuştu. Hastalığın hızla yayıldığı eyaletlerden biri olan New Jersey’de kısmi sokağa çıkma yasağı uygulanacaktı. Tom Hanks ve eşinden sonra ünlü oyuncu İdris Elba’nın da virüse yakalandığı anlaşılmıştı.

ABD ordusunda vaka sayısı artmaktaydı…

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), bu sabah itibarıyla bakanlık bünyesinde Korona virüs (Kovid-19) testi pozitif çıkanların sayısının 37’ye yükseldiğini açıklamıştı. Pentagon’dan yapılan açıklamada “18’i muvazzaf asker, 13’ü askerlerin ailelerinden, 3’ü sivil personel ve 3’ü sözleşmeli personel olmak üzere toplam 37 kişinin testleri pozitif çıktı” ifadeleri kullanılmıştı. ABD Savunma Bakanı Mark Esper ve yardımcısı David Norquist, karantinaya alınmıştı. Mark Esper ve yardımcısı David Norquist’in korona virüs şüphesiyle karantina altına alındıkları bildirilmişti. Pentagon, Mark Esper ve David Norquist’in virüse karşı tedbir amacıyla karantinaya alındığını doğrulamıştı.

Bu arada Vatikan’ın ardından Avrupa’nın en küçük ülkesi olan Monaco Prensliği’nden, 35 bin nüfuslu ülkenin bakanlarından Serge Telle’nin Korona virüse yakalandığı açıklaması geldi. Polonya Çevre Bakanı Michal Wos’un da testi pozitif çıkmıştı.

67 milyonluk Fransa karantinadaydı.

Fransa’da serbest dolaşım sınırlandırılmıştı. Fransa İçişleri Bakanı Christophe Castaner, salgın nedeniyle ülke genelinde serbest dolaşımı zorunlu haller dışında sınırlandıran uygulamanın kontrol edilmesi için 100 bin polis ve jandarmanın görevlendirildiğini bildirmişti. İngiltere’de ise Başbakan Boris Johnson salgına karşı yeni tedbirleri açıklamıştı. Johnson, ateşi veya öksürüğü olan birinin yaşadığı hanedeki herkesin 14 gün kendisini karantinaya almasını tavsiye etmişti. İtalya’da ise doktorların bilim dünyası için yayımladığı mektup salgının boyutunu gözler önüne sermişti. Yunanistan’daki tedbirlerde de yeni bir aşamaya geçilmişti. Eczane ve bankalar dışında bütün dükkânlar kapalıydı.

İtalya’da sağlık sistemi çökmüş durumdaydı.

İtalya’da 53 bin 578 Korona virüs vakası ve 4 bin 825 ölüm gerçekleşmesinin ardından ülkedeki sağlık sistemi yetersiz kalmıştı. Sosyal medyaya sızan görüntülerde, Korona virüs tespit edilen hastaların tedavilerinin hastane koridorlarında yapıldığı ortaya çıkmıştı.

Dünya genelinde hızla yayılan Korona virüs, Avrupa’da en fazla İtalya’yı sarsmıştı. 22 Mart 2020 itibariyle ülke genelinde 53 bin 578 Korona virüs vakası ve 4 bin 825 kişinin de hayatını kaybettiği İtalya’da sağlık sistemi yıkılmıştı. Milano’da bulunan bir hastanede çekilen görüntüler, durumun ciddiyetini kanıtlamıştı. Sosyal medyada yayınlanan görüntülerde virüsün bulaştığı kişilerin, hastane koridorlarında tedavi edilmeye çalıştığı anlaşılmaktaydı. Vaka sayısının fazla olması, sağlık çalışanlarının yetersiz kalması sonucu ülkedeki sağlık sistemi hastalara yeterli derecede hizmet veremeyip tıkanmıştı. İtalya’da tüm ülke günlerdir karantina altındaydı. İtalya halkı karantina nedeniyle evlerinden çıkamazken, birçok turistik bölge de ıssız kalmıştı. Başkent Roma’daki en turistik mekânlardan biri olan ve her yıl milyonlarca turistin bozuk para atıp dilek tuttuğu Aşk Çeşmesi’nden (Trevi Çeşmesi) Navona Meydanı’na kadar birçok turistik noktada sokaklar sessizliğe gömülmüş durumdaydı. İtalya’daki durumu anlatan gazeteci Grandesso Federico, Padova sokaklarda bulunan araçların, halka ‘evlerinizde kalın’ çağrısında bulunduğunu ifade ederek, “Bu durumun ne kadar dramatik olduğunu gösteriyor. Hastanelerdeki durum ise daha fazla zor bir hale geliyor. Yoğun bakımlardaki, hastanelerdeki yataklar yetersiz kalıyor” ifadelerini kullanmıştı.

Amerika-Almanya arasında aşı vurgunu kavgası: Trump aşı için rüşvet teklif etmekten utanmamıştı!

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Almanya merkezli CureVac şirketinin yeni tip Korona virüse (Kovid-19) karşı aşı çalışmalarını ABD’ye çekmek ve “sadece ülkesine özel” aşıya ikna etmek için büyük miktarda para teklif ettiği anlaşılmıştı.

Alman hükümet kaynaklarına dayandırılan haberlere göre, Trump, Alman Sağlık Bakanlığı bağlantılı Paul Ehrlich Enstitüsü ile virüs tedavisine yönelik aşı ve biyomedikal ilaç üretmek için çalışan CureVac’i ABD’ye çekerek sadece ülkesine özel aşıya ikna etmek için girişimde bulunmuşlardı. Bunun için virüs aşısı üzerinde çalışan Alman bilim insanlarına çok büyük miktarda para teklif ettiği öne sürülen Trump’ın, CureVac’in geliştirmesi muhtemel aşının münhasır haklarının ABD’nin tekelinde kalmasını istediği ortaya çıkmıştı. Almanya ile ABD arasında çekişme yaşandığı belirtilen haberde, Alman hükümetinin CureVac’in ülkeden ayrılmaması için mali teşvikler sunmaya çalıştığı vurgulanmıştı. Haberde, Almanya Sağlık Bakanlığından bir yetkili, hükümetin, virüse karşı aşının Almanya ve Avrupa’da geliştirilmesini sağlamakla çok yakından ilgilendiğini savunarak, bu yüzden bakanlığın CureVac ile yoğun diyalog içinde bulunduğunu açıklamıştı.

2. Dünya Savaşı sonrası en büyük yardım paketi, Korona virüs için hazırlanmıştı.

“Almanya, Korona virüs salgınının dünya genelinde giderek yayılması üzerine İkinci Dünya Savaşı sonrası en büyük ekonomik yardım paketini yürürlüğe sokma kararı almıştı. Hükümet, korana virüs salgını yüzünden zor durumda olan şirketlere ‘sınırsız’ kredi yardımı yapacaktı. Başbakan Angela Merkel, Alman hükümetlerinin tarihinde eşi benzeri görülmemiş önlemler alınacağını ve bu salgınla mücadelede ne gerekiyorsa yapılacağını duyurmuşlardı. Maliye Bakanı Olaf Scholz, ‘Devlet destekli kalkınma bankaları, hiçbir üst sınır olmadan kredi verecek, bizim en önemli mesajımız bu olacak.’ açıklamasını yapmıştı. Ekonomi Bakanı Peter Altmaier ise devletin ilk adımda 614 milyar dolar değerinde krediyi garanti etmek için para musluğunu açacağını hatırlatmıştı. Altmaier, Alman hazinesinin uzun soluklu bir mücadele için gerekli kaynağa sahip olduğunu vurgulamıştı.

Bu tür salgınlar din, dil, ırk, mezhep, fakir, zengin, siyah, sarı, beyaz ayrımı yapmadan herkese bulaşmaktaydı. Üstünlükleri, gücü ve her şeyi tersine çevirebilecek bir felaket yaşanmaktaydı. Her algıyı altüst edebilecek bir durum ortaya çıkmıştı. Asla başa çıkılmaz ve yıkılmaz zannedilen sistemler ve ülkeler sarsılmaya başlamıştı. Peki, insanlık bundan önce karşı karşıya kaldığı afetlerden, salgınlardan tamamıyla gereken dersleri çıkarmış mıydı ve Korona virüsten de çıkaracak mıydı? Maalesef salgın etkisini yitirmeye başladığı andan itibaren, yine bu sürecin yerine insanların şehvet ve servet gafleti başlayacaktı. Hatta kimileri belki de salgını aratacak acı sonlarla karşı karşıya kalacaktı. Hani ‘kim ne yaparsa kendisine yapar’ diye bir atasözümüz var ya, insanlık ailesi de aslında her melaneti ve felaketi kendi kendisine yapıp hazırlamaktaydı. Başta kendilerini dünyanın efendisi olarak dayatanların her şeye sahip olma dürtüleri, azgın, fütursuz ve zalimce sömürüleri, insanlığı salgınlardan daha beter tehdit ediyor durumdaydı.

‘Kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız’ diye ekonominin, hatta kapitalizmin babası sayılan Adam Smith mantığı, maalesef son bulmayacaktı. Bugün yüreklerimizi yakan yoklukların, açlıkların, savaş ve saldırıların aslında sebebi tam olarak da işte bu bakış açısıydı. Sömürüyü, adaletsizlikleri, tahakküm etmeyi, kural tanımayan ticaret savaşlarını meşru(!) kılan işte hep bu anlayıştı. Hayatta kalmak istiyorsan ötekini sömür, hatta öldür. Neden, çünkü kaynaklar sınırlıymış. Senin konforun devam etmeli. Diğerlerine ne olduğunun önemi yok. Onları sakın düşünme. Biriktir de biriktir ama karşındakinin bir an olsun nefes almasına müsaade etme. Sahi dünya nereye kaymaktaydı? Haklı olan ne zaman güçlü olacaktı? Korona virüs gibi felaketler bile akılların başlara gelmesini sağlamayacak mı? İnsanlar ne zaman insan olacak ve ne zaman yaşamlarının ötekinin hayatta kalmasına bağlı olduğunu anlayacaktı? İnsanlık diğerkâmlığı ve paylaşmayı ne zaman öğrenip uygulayacaktı? Kan ve gözyaşı renklerinin farklı olmadığı gerçeği ne zaman kavranacaktı?” haykırışları haklıydı.

“İslam bize bu tür salgınlar karşısında duyarsız ve tutarsız yaklaşımı değil, tedbirli ve dikkatli olmamızı tavsiye buyurmaktadır. Abdurrahman bin. Avf’tan rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurmuştur: ‘Şayet bir yerde veba (bulaşıcı hastalık) olduğunu işitirseniz oraya gitmekten sakının. Sizin bulunduğunuz bir yerde meydana gelmiş ise oradan da ayrılıp çıkmayın.’ Korona virüs ile mücadele aslında nemelâzımcılıkla, vurdumduymazlıkla ve ‘ne olursa olsun’la savaşmaktır. Gözle görünür düşmanlara öyle alışmıştık ki bu görünmeyen düşmana karşı hiçbir silah hazırlayamadık. Elimizi bol sabunlu suyla adamakıllı yıkıyoruz; peki ya kalbimiz, beynimiz, niyetimiz, doymak bilmeyen nefsimiz?.. Onları ne ile yıkayacağız? Hangi su ve hangi sabun temizler onları? Siz düşünedurun, ben en iyisi ellerimi bir kez daha çeşmenin altında iyiden iyi yıkayayım. Ne de olsa elimi kalbimin üzerine götürmem lazım” tespit ve tahlilleri üzerinde durmak zamanıydı.

ABD virüsü ile Çin virüsü mü, çarpıştırılmaktaydı?

ABD Başkanı Trump, yaptığı konuşmada “Korona virüs” veya “COVID-19 virüsü” yerine “Çin virüsü” demişti. Çin Dışişleri Bakan Sözcüsü Geng Shuang, “Virüsü, Çin ile bağlantılamak bir damgalama şeklidir. Buna kesinlikle karşıyız ve çok şiddetli şekilde öfkeliyiz” diye karşılık vermişti. Biz ise, ABD virüsüne de Çin virüsüne de, yani bunların zulüm ve sömürü sistemlerine karşı kimseleriz. Adına ister “Korona” deyin, ister “COVİD-19” deyin, bugüne kadar dünya genelinde bu virüsten ölen insan sayısı 14 bin civarındaydı. Ama ABD virüsünden yalnız Afganistan, Irak, Libya ve Suriye’de ölen insan sayısı üç milyondan fazlaydı. Maalesef Erdoğan iktidarı da bu vahşi katliamların suç ortağı yapılmıştı. Ayrıca bu dört ülkede virüs gibi insan öldürme silahlarının ve o silahlarla para karşılığı insan öldüren insanların kampları, üsleri kurulmuş ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından da tek ses çıkmamıştı.

“Çin mezaliminin Doğu Türkistan’da öldürdüğü, işkence ettiği, kamplarda süründürdüğü Müslüman sayısı, dünya tarafından gündeme bile taşınmamıştı. Korona, COVİD-19 virüsüne yakalananlardan 14 bin kadarı 15 gün çektikten sonra ölüp bu dünyadan ayrıldı. Yani çektiği acılar en fazla bir ay sürdü ve ölümle sonuçlandı. Ama Çin veya ABD’nin sömürü ve zulüm virüsüne yakalananlar, bir ömür boyu dinine ve milletine ihanet etmenin ıstırabını içinden çeker ve sonunda öylece ölürlerse sonu gelmez senelerde cehennem ateşinde yanarlardı. Yok eğer bunlar dine inanmaz ulusalcı takımı ise, yine aynı ulusuna ihanetin acısını çekip kıvranırlardı.” tespitlerine de kulak asılmalıydı.

Bu makaleyi sesli olarak dinleyebilirsiniz:

{mp3}korona{/mp3}

 


[1] https://www.urfahaber.com/rus-doktordan-korona-aciklamasi/7950/

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Mus'ab ERYILDIZ

Mus'ab ERYILDIZ

Subscribe
Bildir
18 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Kim Ola ki Bu “Niyeti İyi Bir Avuç İyiler”?!
Mehmet Aytaç Bey’e…

En sondaki duanızdan başlarsak; Niyet mühim evet. Düşünmek de güzel tabii. Allah bizlere sık sık düşünmemizi emrediyor.

Yaşınız kaç bilemiyorum ama bilgelik iddianız olmadığını söyleyip ardından bilgelik taslayarak komik bir çelişkiye düşmüşsünüz.

Falanca konuyu da yazsın diye akıl verdiğiniz [b]Ahmet Hoca, 70 yıllık ömrüne 70 kitap sığdırmış Bilge Şahsiyettir. Meal-i Kerim çalışması ise tüm çalışmalarının zirvesidir. [/b]

Hocanın kitaplarını ve Meal-i Kerim’i okumadıysanız, bilmemek ayıp değil, okuyup öğrenmenizi salık veririm. Yok okudunuz da, o yüksek(!) bilgeliğinizle ve düşünmeden(!) edemediğiniz beyninizle bir takım eksikler gördüyseniz, buyrun siz yazın da biz okuyalım, engin(!) bilgeliğinizden yararlanalım. Ya da “niyet”iniz gelip burada kuru bilgiçlik taslamak ise, bu kibirdir, kibir de şeytan ahlakıdır, yanlış yoldasınız. Kibirli cahilliğinize bilgiçlik kılıfı geçirmektesiniz ve niyetiniz bozuk.

Siz iyisi mi; o beklediğiniz “ileride gelecek olan iyi lider” her kim ise, geldiğinde ona söyleyin de, neyi merak ediyorsanız yazıp bilgilendirsin sizi…

Güç kuvvet sahibi Yüce ALLAH’TIR.
Bütün dinlerde kabul gören bir gerçektir ki, felaket ve musibetler ilahi ikazdır.
Şimdi insanlık yine ”ilahi ikaz” ile karşı karşıya.
Üstelik sadece belli bir bölge ya da ülke değil, bütün dünya gözle görülmeyen bir virüsün istilası ve tehdidi altında. Evet, tıpkı depremler, kasırgalar, sel baskınları gibi korona virüs de ilahi ikazdır.
Elbette Rahman ve Rahim olan Allah bizi bir imtihan üzere yaratmıştır. Beşer olarak yaratılan bizlerin esas amacı bu dünya hayatında imtihanımızı kazanmak için ilahi emir ve yasakları uyarak Allahın rızasına ulaşmaktır.
Bu kutlu yolda yürürken elbette sevinçler,mutluluklar, güzellikler olduğu kadar da acılar, sıkıntılar, üzüntüler, kederler de olacaktır. Allah’u Teala bazen kişiye özel imtihanlar yüklediği gibi bazen de bir topluluğu imtihan eder. Ve kendimize gelmemiz için silkeler.
Dünya da büyük değişimler hep büyük felaket ve olaylar sonucu olmuştur. Bu virüs olayıda İnşallah beklediğimiz değişim ve insanlığın kurtuluşuna vesile olmasıdır.

Birkaç Madde
1. Amerika’nın Irak’ı 1. ve 2. işgallerinde kasırga belaları başından nedense eksik olmadı.

Çünkü ortada” zulüm” var.

“Biz Müslümanız bize vurana -haşa-Allah vurur, Çin buldu belasını” gibi azgınca bir “seçilmişlik” iddiasında bulunanlara da bir “cevap” aslında virüsün bizim ülkelere de sıçraması.

Çünkü Allah “Müslüman’a zulmü değil; Allah “insana, mazluma” zulmü sevmememkte!.. Bunu çok basit gerçeği kabul etmeli Müslüman toplum. Başka bir deyişle, destek verdiği sahte hocaların ve kötü liderlerin “yahudileştirdiği” Müslüman toplum; Yüce Allah’a dönmeli!..

Celladına aşık olmayı bırakıp insaniyeti aramalı. Kullukla mümkün tabii bu da.

2. En iğrenç insan davranışlardan biri de “kötülerin kendini iyi yerine koyup” safı oynaması. Neymiş zenginlerden ötürü olmuşmuş bu virüs…

Öyle ya fakirler her daim iyi, her daim “kandırılmış”…

Çık sokağa bak… Tesettürün ne halde. Artık açıklar haya eder oldu sözde tesettürlülerle sakallı gençliği vıcık- sarmaş dolaş
hallerine.

Topluma yapılacak en büyük kötülük ise bu “safız” yalanının sürdürülmesi.

İleride iyi bir lider gelirse, bu yalan yerine gerçeği söylemesini isterdim.

3. Yazıdaki şu tespit müthiş:

“…Yani Allah bir gayeye matuf fiil yapmaz. Allah fiili yapar, o fiilden bazı hikmetli sonuçlar çıkar. Yoksa bazı sonuçlar ve hikmetler için fiilde bulunmaz” iddiaları tam bir safsata ve saptırmacadır…

Evet çünkü bu tip kafalar “Allah’ın Yüce Özellikleri”nden bihaberdir. Daha doğrusu bir kerecik olsun Rableri ile sevgide yani vicdanda bir irtibatları olmamıştır. Aşırı gelebilir ama, neredeyse onların ilah algısı “Ne Yapacağı Belli Olmayan” bir “Azap ve Bereket Tanrısı” tıpkı “Zeus” gibi.

Bu yüzden bu kafalarda “inanç dayatması” boldur, cihat-ahlak gibi kavramlar “önemli değil”; lakin namazın, abdestin “şekli”ise vazgeçilmezdir. Ve boş olan vicdanı bastırmak için de sürekli “radikallik”… Sonuç: din düşmanlarına koz vermek…

NOT: İlk 3 maddenin siz değerli yazarlar tarafından işlenmesini rica ederim. Başta Sayın Ahmet Akgül tarafından.

4. Geçmişin bilgeliği geleceğin bilgeliğini şekillendirir; şükür bir bilgelik iddiam da yok ama düşünmeden edemiyorum:

Bir toplum azdığında Peygamber/Diğer Uyarıcı gönderiliyor. Ama ileri gittiğinde “azap” vuruyor.

Kıyametten önce İslam’ın son zaferini biliyoruz. Ondan sonra neler olacağını da biliyoruz. Yani “kötülerin desteklenmesi” ile tüm eski günahlara geri dönüleceğini…

Tek bir gün olmayacak Kıyamet, bir süreç olacak… Günümüzdeki Korona virüsünden daha şiddetli birkaç çeşit virüs, depremler, kasırgalar… gözümün önüne geldi. Şimdi boş olan sokakları o günlerde bir düşünün…

Allah niyeti olan kişiyi, bir avuç iyilerden eylesin. Amin.

Siyonisler Acımaz!
Siyonist emeller hiç boş durur mu?
İnsanlar ölüyormuş , eve kapanmışlar onlara bayram!
Rabbim bu iblisliğinizi görür ey küffar !
Planlarınızı üzerinize çevir EY KAHHAR !

Tayyo ikibin onikide Hıfzıssıhha yı kapattı!
Şimdi bekliyor ki akıl hocaları aşı versin !
Bu kadar insanımız acı çekerken !
O sarayında oturup çıkarlarıyla beklesin !

Milli Çarklar tüm siyonist stratejileri ve süreci Adil Düzen lehine çevirecekti…
Makalede de vurgulandığı üzere;

1- Korona virüsü dahil her şey bizzat Cenab-ı Allah’ın emrine ve takdirine bağlıdır. Bu nedenle, elbette tedbirli ve dikkatli davranmakla beraber, gereksiz kuşkulara ve temelsiz korkulara kapılmak ve çevremize panik aşılamak da yanlıştır ve bu tavır psikolojik tahribatlara yol açacaktır.

2- Dünya genelinde Korona virüsten ölenlerin günlük oranı, diğer sebeplerle ölenlerin 73 binde biri kadardır. Hastalığa yakalanma ihtimali ise 45 milyonda 1’dir. Dolayısıyla yüzde yüzlük bir gerçekten yani ahiret ve hesaba çekilme gerçeğinden korkmayıp ve hazırlık yapmayıp, binde birlik bir ihtimal korkusu ve kuşkusu içinde paniğe kapılmak elbette yanlış ve yararsızdır.

3- Tüm bunlarla birlikte virus; Siyonistlerin tek dijital para, tek devlet, tek dünya milleti ve tek dünya dini hedeflerine zemin hazırlama bahanesi olarak laboratuvar ortamında üretilmiş ve sistemli şekilde medya, uluslararası organizasyonlar ve siyasiler eliyle kamuoyu oluşturularak kaos ortamı oluşturulmuştur. Işin garip tarafı Sn. Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan da benzer sloganları yapardı ve en son online yapılan G-20 toplantısında “Dinlerimiz, dillerimiz, ülkelerimiz farklı olsa da kaderimiz ortaktır” dedikten sonra “Hiçbirimizin korumacı ve tek taraflı politikalar uygulama lüksü yoktur” dedi.

4- Yani Medya ile geniş halk kitlelerini evlere tıkayıp;

a. Dijital kapitalizme adaptasyon
b. Kripto para birimine ve blockchain teknolojisine geçiş
c. Yapay zekanın yavaştan aktifleştirilmesi
d. Dünyanın açık hava laboratuvarına çevrilip biyolojik silahla tehdit edilmesi
e. Kültürü aktaracak jenerasyonun covid-19 ile olmasa bile süreç itibariyle sosyolojik bağın koparılması
f. Bazı teorilere göre Çin’I bu süreçten güçlü çıkartarak Çin merkezli yeni sistemin kurulması
g. Doğal ürünlerden çok endüstriyel ve ambalajlı ürünlere güvenin artırılması
h. İnsanları control etmek adına Çip özelliği olan bir aşının zamanı geldiğinde tüm insanlığa enjekte edilmesinin iknası
i. Big Data tabanlı çalışmanın tam aktif hale getirilmesi

Gibi bir taşla en az 10 kuş vuracak şekilde hamle yaptılar. Tabi bunu yaparken doları ve kapitalizmi de çok büyük bir tehlikeye attılar. Bu tehlikeyi minimize etmek için 1,5 trilyon dolar basıp IMF eliyle ülkelere yardım paketi açıkladılar. Daha doğrusu devletleri bu duruma mecbur edip hükümetlere vatandaşlar nezdinde mazeret kazandırdılar. Amaçları yeni düzende ekonomik tetikçileri ile hükümetleri control altına almak ve yeni düzene uygun yasalar çıkarılmasını ve stratejik kararlar alınmasını sağlamaktı. Ve şimdi küresel hükümet çağrısında bulundular.

Aziz Erbakan Hocamızın belirttiği gibi bunlar birden fazla kuş vurmayacaksa taşı fırlatmazlardı ve hiçbir taşın altını da boş bırakmazlardı. Şimdi hepimiz TV’lerden izliyoruz. Stratejist ünvanlı zatlar siyonist yapılanmalardan ve ele başlarından isim isim ve sözde tüm planlarını deşifre ediyorlardı. Oysa bu kanallarda bu kişilerin bu kadar rahat konuşması normal olamazdı. Anlaşılan bu sürecin pazarlamacıları görevini onlar üstlenmişti. Çünkü izleyenler sadece siyonizme teslim olunması gerektiği kanaatine varıyordu ve bu zatlar hiçbir şekilde bu sistemin çökeceğine dair ümit aşılayıcı konuşmuyordu…

Normal şartlarda adım adım hedeflerine yaklaştığı sanılsa da, aslında adım adım sonlarına yaklaşıyorlardı. Bu süreç Akdenizde sonlanırdı, fakat tüm plan ve stratejilerinin içine yerleştirilmiş bir kaç Milli Çarklar varsa eğer, ki bu yüksek ihtimaldir, tüm bu süreçler Adil Düzen ve taraftarlarının lehine sonuçlanacaktır biiznillah.

Yalnız, sanırım öncesinde Kudüs’e, Mescid-I Aksa’ya odaklanmamız lazımdı…

SİYONİZM MİKROBUNUN, MİKROPLUKLARI!
Siyonizmin inancındaki mikropluklar, Muharref Tevrat’ta şöyle ifade edilmektedir: [b][i]”ve onun içine veba ve sokaklarına kan göndereceğim ve çepeçevre onun üzerine gelen kılıçla içindeki yaralılar düşecekler ve bilecekler ki ben rabbim.”[/i][/b] (tevrat, hezekiel bölümü, 28/23)
İnancında mikropluk olan Siyonist mikroplar, Siyonist hedeflerine ulaşabilmek tüm insanlığa mikrop bulaştırmak dahil her mikropluğu yaparlar.
Tüm dünya Siyonist mikropların, dünyaya yaydığı korona mikrobuyla uğraşırken; Siyonist Şeytanların, Mescidi Aksa’yı yıkmak dahil hangi mikroplukların peşinde koştuğuna dikkat edilmesi gerekmektedir!

KORONA MI YOKSA ABD ve CİN VİRUSLERİ Mİ DAHA TEHLİKELİ?
Tüm Dünyayı korku ve enişeye gark eden Korona Virus (Covit-19) Küresel Emperyalistlerin, yeni dünya düzeni kurma ya da tek dünya devletini kurma çalışmalarından biri miydi? acaba virusun sağlığımıza verdiği-vereceği zarardan daha fazlası korkusuyla mı gerçekleşiyor? elbette ki gereken tedbirler alınmalıydı, ancak tüm ülkelerin korku ve endişe ile evlerine kapatılması acaba küresel güçlerin, tüm dünya ya amaçları doğrultusunda ayar çekme operasyonu muydu? virusun tahribatları ile abd,ab,çin ve israilin tahribatları kıyaslandığında gerçek tehlikenin siyonizm olduğu görülecektir… ancak elbette Allah cc ve taraftarları kazanacak, şeytanın taraftarları siyonizm kaybedecektir…

Fetih başlangıcı olsun
Şimdi hizaya gelme zamanıdır heran
“Bir düdük çalınacak” demisti Erbakan
Kutlu fethin baslangıcı olsun bu burhan
“Siyonist deccal yıkılacak” der Hz. Kur’an

Biz Kitapta (Levh-i Mahfuz’da -kader programında-, olacakları önceden bildiğimizden) İsrailoğullarına şu hükmü verdik (ve belirttik): “Muhakkak siz yer(yüzün)de iki defa (çok yaygın ve azgın bir fesatlıkla) bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir kibirleniş-yükselişle böbürlenip şımaracaksınız. (Ekonomik, askeri ve siyasi gücü ele geçirecek ve bölgeye hükümran olacaksınız. Ne var ki bununla şımaracak; haksızlığa ve ahlâksızlığa başlayacaksınız.)” İsra 4

İşte (böyle bir durumda) şayet iyilik (ve adalet) ederseniz, kendi nefsinize (ve menfaatinize olacaktır). Yok, eğer kötülük (ve zulüm) ederseniz, o da kendi aleyhinize (sonuçlar doğuracaktır. Ama siz maalesef yine zulüm ve kötülük yoluna sapacak, elinizdeki ve emrinizdeki imkân ve iktidarları Siyonist hayallerinizi ve şeytani niyetinizi gerçekleştirmek için korkunç bir haksızlık ve ahlâksızlık yolunda kullanacaksınız. Dünya’yı savaş ve soygun alanına çevirecek ve insanları birbirine kırdıracaksınız.) Arkasından bu sonuncu (sapkınlık ve şımarıklığınızı cezalandırma) zamanı gelince, size öyle (Mü’min ve Mücahit kullarımızı göndereceğiz ki), yüzlerinizi kötüleştirsinler (servet ve saltanatınızı yıkıp sizi dize getirsinler, yüzlerinizi yere sürdürsünler) ve ilk kez girdikleri (Buhtunnasr veya Hz. Ömer döneminde Kudüs’ü fethettikleri) gibi tekrar yine Mescid’i (Aksa’ya) girsinler ve ele geçirdikleri (hainleri, katilleri ve mel’ânet merkezlerini) mahvu perişan etsinler. (Böylece Siyonist saltanatınıza son versinler ve İsrail denen beşeriyet bünyesindeki kanser urunu kesip temizlesinler. Ey Beni İsrail, bu Allah’ın va’adi ve tehdididir ki, mutlaka yaşayacaksınız!)
isra/7

http://www.mealikerim.com

ÇAĞRIYA KULAK VER!..
Dengeler değişiyor,sistem çöküyor
Gündemi alt üst etti,virüs korana
Şettaniler sinsice,kötülük kusar
Rahmaniler örüyor,kumpas siyona!..

Hak-batıl kavgasıdır,sınav meydanı
Hakka taraftarlıktır,mümin fıtratı
Nefs esiri kaybeder,bu imtihanı
Milli çözüm çağırır,Rabbim kapına!..

İSRAİL MESİH BEKLERKEN, ASLINDA ÇÖKÜŞÜNÜ VE SONUNU BEKLİYORDU
Korona dünyaya öyle bir yayıldı ki, tüm dünya çaresizlik içerisinde kıvranıyor ve hâlâ daha kalıcı ve kesin bir çözüm bulunamıyor. Batının sözde teknolojik üstünlük diye övünmesi dahi hiçbirşey ifade etmiyor. Zengin-Fakir, Fabrikatör-işçi, Müdür-personel, Cumhurbaşkanı- vatandaş hepsi eşit duruma geldi. Topal bir sivrisineğin milyonda biri kadar olan virüsle dünyayı aciz ve çaresiz bırakan Cenab-ı Hak, gaflette olanların uyanması ve zulümlere seyirci kalanların haksızlıklar karşısında susmamaları için, her asırda olduğu gibi bu ahir zamamdada insanlığı uyarıyor. Ders alıp uyananlar için son fırsat olabilir. Çünkü ölüm her an bizler için. İşte tam bu aşamada İsrail Sağlık Bakanlığından ilginç bir açıklama geldi. Bu virüsten ancak Mesih gelip onları kurtaracakmış. O zaman ey insanlık, artık açık ve net bir gerçek ortada. İsrail şeytanının ve işbirlikçilerinin sonu geldi. Çıbanbaşı ve mikropların deşileceği, Adil Bir Düzenin kurulacağı günler çok yakın inşallah. Bu arada Korona ile dışarı çıkılmama kararı alınıyorsa bu karara iymak elbetteki gereklidir. Fakat evlere kendini kilitleyen insanlar, kalplerini ve gönül evlerinide dışarıya kilitlemiş görünüyorlar. Zaten normal zamanda selamlaşmayı kesmiş olan insanların eline bu şekilde koz geçmiş oldu. Üzülerek ifade etmek istiyorum ki, teknoloji çağında dahi insanların iletişim araçlarını hayırlı yönde kullanamamaları çok acı ve düşündürücü nir durum. Yazık!

Görelim Mevlam Neyler
Tüm varlığı kudret elinde tutan Allah cc vakti geldiğinde Siyonizm virüsünü de tek hamleyle yerin dibine batıracaktı. Her zaman kandan, göz yaşından, korkudan beslenen ve bununla dünyayı yönetip yönlendiren güçler öyle görünüyor ki kendi hesaplarında boğulacak ve inşallah Adil ve Asil dünyaya iktidarlarını terketmek zorunda kalacaklardı.
Meshiyyeti herkes beklemekte..Siyonist şeytan İsrail’in Sağlık Bakanı da bunu işaret ederek, “Hamursuz bayramına” kadar İsa Mesihin geleceğini ön görmekte daha doğrusu taktik açıklamalarda bulunmaktaydı. Görelim “Stratejik Zafer” kimin olacaktı.

Virüse tepki
Şuan bütün dünyadaki insanlar öylesine tedbirler alıyorlarki bazıları durumu iyice abartıp psikolojisini bozacak şekilde abartmaya gitmişlerdir.

İnsanlar zannediyorki yaşadıkları problemler maddi imkansızlıklar ve onun neticeleri,Tabiki maddi imkanlar önemlidir herkeste olmalıdır,

Olması gereken ve Müslümanların dikkat etmesi gerekenler neydi?
Faiz konusuna virüs kadar dikkat etmediler
Müslüman ülkeler yakılıp yıkılırken virüs kadar dikkat etmediler
Ülkenin nerdeyse bütün milli kurumları özelleştirip elimizden çıkarken vürüs kadar dikkat etmediler
İstqnbul sözleşmesinin içeriğine virüs kadar dikkat etmediler
Her şeyi ile murdar olan hayvanın yasalarımızda onay verilmesine virüs kadar dikkat etmediler
Aileleri parçalayan dizi,film, internet yayınlarına virüs kadar dikkat etmediler
Bu ve buna benzer bir çok olaylara örnekler verebiliriz.
Eğerki müslümanların esas dikkat etmesi gereken davranışları virüs kadar ciddiye almış olsalardı şuan nasıl yaşıyor olurduk ?

Amacımız hedefimiz ve duamız
Adil Düzen sisteminin kurulması
D8 lerin faaliyete geçmesi

Dünyadaki zulüm vahseti ve Corona salgınini önlemek, Adil Düzen sistemine Geçişiyle Ancak mümkün olur.
“Kul azmadikça,Hak yazmaz belayı”
küresel dünya güç ülkeleri !!!
Amerikasi Avrupasi, çin’i Rusya’si ve yöneticisi İsrail’i ,şimdi birbirine düştü Kendi ulkelerinide Corona virüs salgının bulasmasi ile korku ve panik ve çaresizlik içerisindeler.

Küresel Dünyacilar, Corona virüsünden mi ? Bahsediyor

Amerika nin ,Afganistan, ırak,ve suriyede Ortadoğu da Afrika da,katlettiği Müslüm ve insan sayısı milyonlar.?!

Çin (Budistlerin) katlettiği zulmettigi ,uygur Türkleri, miyamar,Arakan gibi ,milyonlarca Müslüm millet ve mazlum insanlara yaptıkları vahşet,?!

Rusya;
cecenlere ve ülkesinde bulunan Kırım Türkleri ne karşı zulmü,ve Suriye’de Esed’le Suriye halkına zulüm,perde arkasında,İsrail ve Amerika ile katliam yapması.

Avrupa devletleri,İtalya İspanya,Fransa İngiltere ,aç ve sömürü ve soykırım yaptığı Afrika ülkelerinde?!

Hollanda İsveç Norveç,
Tüm dünyaya Ahlaksizligi ve fuhsiyati ,özgür ülke olarak lanse eden Avrupa devletleri, Sırbistan Bosna katliamcısi!?

Sudiarabistan’da , Yemen’de katliam yaperken?!.

Bizim ülke yöneticilerimizde, son 20 yıldır, BOP eşbaşkanligi, Arap baharı,ırak,libya yıkılırken bu vahşetin masa başında destekçisi,Libya yıkılırken bekçisi oldular.sonrada 3 milyon savasdan kaçan Suriyelilere Libya ve irak’dan kaçan insanlara ev sahipliğine soyundu.

Evet Allah C.C yaptığınız kötulugude,iyiligide bir terazini kefelerine koyacak , Hangi Taraf ağır basacak hep beraber göreceğiz.?!

Dünya bu salgından ve Beladan kurtulmak istiyorsa,
Bu Ancak Adil Düzen’e geçiş le olacaktır.
Başka Türlü yolu yok.

Dünyadaki Mazlumun müslüman ve insanların eziyet görmesi ,namuslari talan olmuş kadınların çocuklarin, Afrika da aç sefil bir şekilde ölüme terkedilmiş çocukların hali ,bin defa corana virüsuden daha tehlikelidir. Onun için Mazlum milletlerin can ve yaşam güvenliği benim için daha öncelikli mesele.!
Küresel güç yöneticileri.! Umarız bu musibet den ders alırsınız.?!

Çare D-8,
Adil Dünya ,
Adil Düzen sistemi.

Bir Dönem Kapanıyor.. Bir Değişim ve Devrim Geliyor
Yeni bir Dünya kuruluyor.. Bütün İnsanlık, baş düşman olarak bizzat Siyonist organizeyi görecek… Türkiyenin başını çektiği, orta ve vasat yolu kendine esas kabul eden bir küresel paktın alt yapısı sebepleri ile oluşuyor..
Bir salgın sürecinde dahi, BM, NATO, başta olmak üzere küresel oluşumlardan tek bir ses dahi çıkmamaktadır.. İnsanlığı tehdit eden böylesi küresel afet sarmalındq bunların sesi çıkmayacak, acil önlem ve eylem adımları atmayacak ta ne zaman atacaklar?
Kuvveti esas alan, imtiyazı, menfaati, çoğunluğu kendine amentü sayan temeli sakat bu yapılardan şüphesiz bir fayda beklemiyoruz zaten..
İşte nerdeyse bir asra yaklaşan bu oluşumların, sömürü, zulüm, baskı ve ifsada dayanan zihin ve niyet aynaları, tüm insanlığın artık net olarak göreceği şekilde ortaya çıkmıştır..
Şüphesiz, Avrupa nın ve Asya nın hatta Amerikanın bünyesinde, vicdanı bozulmadan, hakikatin peşine düşmüş yüzlerce araştırmacı, şarkiyatçı, oryantalist, bilim adamları bulunmaktadır.. İnsanlığı esir alan böylesi küresel salgınlar elbette bu insanların diğer medeniyetlerin bilgileri ve münevverleri ile yakınlaşma ihtiyacı ve imkanını bulacak, belki de insanlığın yüzyıllardır beklediği Adil Düzen proğramını yakından t tanıma ve anlama olanağına kavuşacaklardır..
Elbette İslam Dünyasının Batı nın insanlığa faydalı olacak bilgisinden alacakları vardır.. Yine Batının İslam medeniyetinden ve hele hele Kuranın asırlara meydan okuyan mucize ve devrim kaynağından öğreneceği çok şeyler var…
Adil temeller üzerine kurulacak, ortak ahlaki değerlerle bir barış ve ıslah düzenini inşa edecek çağlar ötesi bir Devrimin ayak sesleri geliyor inşallah..
Rabbimizden, Milli Çözümü bu süreçte istihdam etmesini niyaz ederiz..

Tüm Dünyayı Kaosa Çekiyorlardı! Ama Planları İnşallah Boşa Çıkacaktı!…
Öncelikle, Rabbimden niyazım tez vakitte, daha fazla yayılmadan bu virüsten ve kaos operasyonundan kurtulmamızdır!.. Ve başta Sağlık Bakanlığımıza olmak üzere ilgili tüm devlet kurumlarımıza aldıkları tedbirlerden dolayıda teşekkürlerimi iletmek isterim…

Lakin bu sadece hızla yayılan ve kontrol altına alınamayan bir virüs salgınınından daha çok, dünya genelinde insanları panik haline getirmeye çalışan bir algı ve kaos operasyonuna dönmekteydi!..
Bu vakanın Avrupada görülmeye başlaması itibariyle çok hızlı bir şekilde sanki önceden tek bir merkezden planlanmış şekilde aynı algı operasyonu görülmektedir. Siyonistler bu COVİD-19 salgınını kendi hain planlarını hayata geçirmek için kullanıyordu… Buarada yıllardır alt yapısını hazırladıkları dijital çağa geçişinde denemesini yapmaya başlamışlardı. Ama özellikle dünyada vuku bulan bu son zamanlarda ki tüm olaylar inşallah bu zulüm sisteminin çöküşünü ve yeni ADİL bir düzenin müjdeleridir!.. İnşallah çok yakında Rabbimizin İlah-i yardımı ile Türkiye merkezli ADİL DÜZEN ve YENİ BİR DÜNYA MEDENİYETİ inşa edilecek, tüm insanlık HUZURA ve BARIŞA kavuşacaktır!…

KORONA; KÜRESEL LİDERLİK İÇİN, SİYONİZMİN AT DEĞİŞTİRME OPERASYONU MU?
AB’ne üye ülkelerden Yunanistan ekonomik kriz yaşadığında AB’den bir yardım alamamıştı. Bu AB’nin üyelerine; yaşayacakları bir ekonomik krizde yardım alamayacaklarının ilanıydı… Şimdi ise Korona salgınında en çok etkilenen Avrupa ülkesi ve AB üyesi İtalya yalnızdı. Yani ekonomik ve Sağlık sorunlarında AB bir işe yaramıyordu… Bu AB’nin çöküşüydü!?
ABD de ise; eyaletlerinde yaşanan bir krizde ABD ve Diğer eyaletler onları yalnız bırakıyordu!? ABD/ Detroit… “Motor şehri” diye bilinir. Otomotivin doğduğu şehirdir. Dünyanın “otomobil başkenti” diye tanınır. Şehirde “General Motors”, “Ford”, “Chrysler” gibi büyük otomobil fabrikaları vardı. 2008-2009 yılında ölü şehir haline geldi ve son olarak General Motors, ABD’deki dört tesisini ve Kanada’daki bir tesisini kapatacağını duyurdu. Ford, ABD’de bir fabrikayı kapatırken ABD’de 7 bin, Avrupa çapında 12 bin işçiyi işten çıkardı. Ve Detroit bir ekonomik kriz yaşarken diğer eyaletler bu sorununa gözlerini kapadı.
Şimdi Korona salgınında ise eyaletler birbirlerinin durumuna gözlerini kapamaya devam ediyorlar. New York Belediye Başkanı; 10 gün kadar dayanabiliriz yatak ve sağlık cihazlarına ihtiyacımız var diyor ama duyan eyalet yok… Yani ABD de AB’de birlik değiller ve çöküyorlar…
ABD bugünkü dünya liderliğini 2. Dünya savaşı sonrası ülkelere yaptığı yardımlar sayesinde kazandı… Ama gelinen bu aşamada tüm dünyada artan ABD karşıtlığı yüzünden Siyonizm artık ABD’nin küresel liderliğinde iş yapamaz ve dünyayı yönetemez hale geldi.
İŞTE TAM BU NOKTADA SİYONİZM BİR OLAYI (KORONA) BAHANE EDİP KÜRESEL LİDERLİĞE ABD YERİNE ÇİN’İ Mİ HAZIRLIYORDU?
Çünkü ; 1956 yılında yaşanan Süveyş krizinde, İngilizler’in kriz boyunca sergilediği çekingen tavır ve eylem planlarındaki eksiklik, Batılı devletlerin ve özellikle İngiltere’nin global anlamdaki etkili güçlerini kaybetmelerine sebep olmuştu.
KORONA salgınında başarısız olan ve bekleneni yapamayan ABD ve ABD’nin aksine bu konuda çok daha aktif olan ÇİN için CFR’nin yayın organı Foreign Affairs’de Kurt M. Campbell ve Rush Doşi imzaları taşıyan “Korona virüs Küresel Düzeni Yeniden Şekillendirebilir” başlıklı yazıda “Korona virüs krizinin ortadan kaldırılmasında şimdiye kadar, Washington küresel liderlik yapamadı, testi geçemedi. Pekin ise ABD’nin hatalarından da yararlanıp hızlı bir şekilde hareket ederek, kendisini küresel lider olarak konumlandırmak için boşluğu dolduruyor. Kendi sistemini kurmaya, diğer ülkelere maddi yardım sağlamaya ve hatta diğer hükümetleri örgütlemeye çalışıyor. ABD şu anda pandeminin acil maddi taleplerini karşılayamasa da, biyoteknolojideki gücünü kullanarak bir aşı geliştirebilirse küresel liderliğini sürdürebilir. Nihayetinde, koronavirüse karşı mücadele, ABD-Çin işbirliği gerektiriyor. Böyle bir adım Çin’in gücüne katkı yapmanın aksine, ABD liderliğine olan inancı geri getirmenin bir yoludur.” deniliyor.
Bu yazıyı teyit edercesine: Avrupa ülkelerinden hiçbiri, İtalya’nın virüs salgınıyla baş etmek için talep ettiği tıbbi ekipman ihtiyaçlarına olumlu bir cevap vermediğinde; Çin, İtalya’ya 1000 solunum desteği ünitesi, 2 milyon maske, 100 bin solunum cihazı, 20 bin koruyucu giysi ve 50 bin test kiti yollayacağını uluslararası kamuoyuyla paylaşmıştı. Çin, İran’la paylaştığı çeşitli tıbbi ekipman desteği ve 250 bin maskenin yanında Avrupa ülkelerinin dayanışma ruhunu “peri masalı” olarak nitelendiren ve kendilerine yalnızca Çin’in yardım edebileceğini belirten Sırbistan hükümetine de çok sayıda tıbbi ekipman yardımı yolladı. Çin’in ünlü alışveriş platformu Alibaba’nın kurucu ortaklarından olan Jack Ma da, ABD’ye çok sayıda maske ve test kiti yollama sözünün yanında Afrika kıtasında bulunan 54 farklı ülkenin her birine 20 bin test kiti ve 100 bin maske yollayacağına söz vererek büyük takdir toplamaya devam ediyordu…
ABD dünyanın bu sağlık sorununda hiçbir şey yapmayıp dur(durul)urken, ÇİN yardım için her yere koş(turul)uyordu…

İşin özünü yazınızda çok net belirtilmiş;
Adına ister “Korona” deyin, ister “COVİD-19” deyin, bugüne kadar dünya genelinde bu virüsten ölen insan sayısı 14 bin civarındaydı. Ama ABD virüsünden yalnız Afganistan, Irak, Libya ve Suriye’de ölen insan sayısı üç milyondan fazlaydı. Maalesef Erdoğan iktidarı da bu vahşi katliamların suç ortağı yapılmıştı. Ayrıca bu dört ülkede virüs gibi insan öldürme silahlarının ve o silahlarla para karşılığı insan öldüren insanların kampları, üsleri kurulmuş ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından da tek ses çıkmamıştı.
Bize düşen ise;
“Sağlık Bakanlığı’nın ve ilgili devlet kurumlarının aldıkları tedbirler hem lazımdır, hem başarılıdır, hem de takdire şayandır. Bu yöndeki tavsiyelere ve tedavi usullerine riayet etmek ise, hem Yüce Dinimizin icabıdır, hem de devletin toplum yararına aldığı kararlara uymak ayrıca farzdır. Ancak asla unutulmamalıdır ki, Korona virüsü dahil her şey bizzat Cenab-ı Allah’ın emrine ve takdirine bağlıdır. Bu nedenle, elbette tedbirli ve dikkatli davranmakla beraber, gereksiz kuşkulara ve temelsiz korkulara kapılmak ve çevremize panik aşılamak da yanlıştır ve bu tavır psikolojik tahribatlara yol açacaktır.” tavsiyelerinize göre; aynen bu şekilde davranmaktır…
Teşekkürler Milli Çözüm. Her zaman ve her dar anımızda olduğu gibi yine; ne yapacağımızı, nasıl yapacağımızı, ne kadar yapacağımızı bizlere söyleyerek bizleri huzurlu, mutlu ve rahat olmamıza vesile oluyorsunuz Allah sizden razı olsun…

kaçınılmaz dönüşüm
Dünyada son 5 yıldır büyük-küçük tüm şirketlerin gündeminde dijitalleşme, dijital dönüşüm, insan gücünü robotlara yaptırma, ürünlerini online satma yönünde projeler ön plandaydı. Bu eğilim hangi projenin hazırlığı idi?

Bu hazırlıklar sonucu virüs salgını ile beraber insanların tek tip bir yaşam formuna dönüştürülmesi, evden çıkmayan, aynı şeyleri okuyan, aynı yerden sipariş veren tek tip para kullanacak belirlenen işleri yapacak, aynı şeyleri düşünecek robotik bi hayata zorlanması hangi projenin testi idi?

Evlerine kapanan insanlar siyonizmin sömürü düzeninde bugüne kadar zulme uğramış, istediğini yiyememiş, giyememiş, istediği yere gidememiş, fakirleştirilmiş, yaşama hakları, özgürlükleri ellerinden alınmış mazlum toplumların neler çektiklerini anlayacaklar mıydı?Bu sömürü düzeninin değişmesi gerektiğini hayal edecekler miyid? Herkesin adil olarak aynı yaşama, eğitim, sağlık, ekonomik haklara sahip olması gerektiği anlayacaklar mıydı? Bu imtihanda kimler kazanacaktı?

İnaniyoruz ki Nemrut’un zalim düzenini bir ufak sivrisinek ile yerle bir eden Allah(cc) şüphesiz tuzak kuranların en hayırlısıdır ve bu dönüşüm sürecinin sonunda elbet Siyonist düzen yerle bir edecek, Adil Düzen’i hakim kılacaktır…

Siyonizm virüsü
Çin İstanbul başkonsolosu Cui Wei bir televizyon programında sunucunun ölen kişi sayısını istatiski verilerle ifade etmesini eleştirmiş ve “sayı değil can” diye tepki göstermişti. Oysa yıllardır milyonlarca Uygur Türkü Müslüman kardeşlerimizi katleden, boykota tabi tutan, her türlü rezil ve aşağılık muameleye maruz bırakan bu alçak Çinlilerin şimdi güya insani bir tavır sergilemesi midemizi bulandırmıştı. Ne yazık ki bu başkonsolos ile mülakat yapan sunucu bu gerçekleri ona hatırlatamamıştı. Tam bir asırdan fazlaca bir süredir tüm dünyada zulüm, işkence, tecavüz, gasp ve katliamın binlerce çeşidi ortaya konmuşken tıs çıkmayan çevrelerden bugün bu çığlıkları duymak bizi gerçekten şaşırtıyor. Evet korona virüse karşı tedbirli olmak gerekiyordu ancak sayın yazarımızın ifade ettiği gibi birincisi ölümden kaçış yoktu. İkincisi korona virüsün 4 ayda yaptığının on katını, yüz katını bir gecede yapan siyonizm ve maşalarını (ABD, Rusya, Çin, AB ve Hindistan gibi) unutmamak ve aynı korona virüse verilen tepki gibi onların da güç kaynaklarını kesecek, insanlığın başına bela olmalarına son verecek önlemleri almanın zamanı çoktan gelmiş de geçiyordu.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
18
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...