ŞANLI SAKARYA VE DUMLUPINAR SAVAŞLARI,
DÜNYA HARP TARİHİNİN ŞAHESERLERİ ARASINDADIR!
Atatürk’ün bizzat yönettiği şanlı Sakarya ve Büyük Taarruz Harekâtları, öyle basit ve göstermelik çarpışmaların değil; tarihin en ciddi, en cesaretli… Ve dehâ çapında projeli savunma ve saldırı savaşlarının sonunda başarılmış… Silah ve sayı bakımından kat kat üstün olan ve Haçlı Batı tarafından özellikle donatılan Yunan Ordularına karşı kazanılmıştır. Ve hele, güya Milli Görüşçü geçinen, ama şanlı Kurtuluş Savaşı’mızı küçümseyen bazı gafil ve cahil kimseler, Rahmetli Erbakan Hocamızın: “…Sakarya’nın siperlerine girmeyen, Milli Görüş’ün ne olduğunu anlayamaz!..” sözlerinden utanmalıdır. Bu talihsiz tavırlarıyla sadece Mustafa Kemal’in değil, Kurtuluş Savaşı’ndaki rütbeli rütbesiz tüm askerlerimizin, şehitlerimizin, gazilerimizin, âlimlerimizin ve gönüllü mücahit kanaat önderlerimizin de haklarının çiğnendiğinin ve çok ağır bir vebal yüklendiklerinin artık farkına varılmalıdır.
Atatürk’ün önderliğindeki Kurtuluş Savaşı’mızın bütün aşamalarını, dikkatle ve titizlikle araştırırken, ulaştığımız “İstiklal Harbi Krokileri Erkân-ı Harbiye Binbaşısı: Cevdet Kerim. İstanbul Askeriye Matbaası – 1341” belgeleri; başta Sakarya ve Dumlupınar Muharebelerinin, nasıl çok ciddi plan ve projelerle, günbegün bütün detaylarıyla hazırlanan ve uygulanan savunma ve saldırı krokileriyle… Ve tabi çok yüksek ve örnek fedakârlık ve kahramanlık hikayeleriyle… Ve hepsinden önemlisi vatan ve bağımsızlık aşkıyla çırpınan akıllı, kararlı ve inançlı bir komutanlık marifetiyle kazanıldığının kanıtlarıdır.
30 Ekim 2003 Tarihinde, Milli Gazete’nin 1. Sahifesinde, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız, Cumhuriyetle Ulaşılması Gereken Kutlu Hedefleri Sıralamıştı!
“Yaşanabilir Bir Türkiye!”
Cumhuriyetin 80. yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınlayan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan “Şehitlerimizin kanıyla kurulan bugünkü Cumhuriyetimizi, İstiklal ve hürriyetimizi, şanlı bayrağımızı birlik ve bütünlük içinde yüceltmek ve ebediyete kadar korumak kutsal bir görevimizdir!” buyurmuşlardı.
Bugün 29 Ekim 2003
“Cumhuriyetimizin ilanının 80. yıldönümünü büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Bu yıl dönümü milletimize, İslam Âlemine ve bütün insanlığa hayırlı olsun. Bundan 92 yıl önce Milletimiz kendisini sömürmek, köle yapmak ve yok etmek isteyen dış mihraklar ve onların etkilerindeki dış güçlere karşı; takriben 10 yıl süren Trablus, Balkan ve Cihan harplerini yaptıktan sonra, vatanımızı işgalcilerden kurtarmak için 5 yıl daha savaştı.
Tarihe altın sayfalarla geçen İstiklal Savaşımız milletimizin bir büyük şahlanışıdır. Bu şahlanış ile vatanımız kurtarılmış, yabancı saldırgan güçler ülkemizden kovulmuşlardır. Ve böylece dış mihrakların plânları durdurulmuş ve boşa çıkarılmıştır.
Kahraman Ordumuzun ve Aziz Milletimizin Dünya tarihine geçen onurlu mücadelesi ve bu mücadelenin sonunda kazandığımız büyük zafer, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde başarılmıştır.
Bu büyük zaferin arkasından bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuş bulunmaktadır.
Cumhuriyet rejimi, adından da anlaşılacağı üzere ülke halkının kendi kendini yönetmesi ve devletin halka hizmet için var olması yönetimi olmaktadır.
Şanlı İstiklal mücadelemizin bütün şehitlerini bugün bir kere daha rahmetle anıyor, gazilerimizi bir kere daha saygıyla ve Şükranla selamlıyorum.
Şehitlerimizin kanıyla kurulan bugünkü Cumhuriyetimizi, İstiklal ve hürriyetimizi, şanlı bayrağımızı birlik ve bütünlük içerisinde yüceltmek ve ebediyete kadar korumak kutsal bir görevimizdir. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında; “Bağımsızlık, muasır medeniyetin önüne geçme, kendi gücüyle kalkınma, sanayileşme, şahsiyetli dış politika” ilkeleriyle kısacası Milli Görüş’le büyük atılımlar yapılmıştır. Yurdumuzda 1946 yılından itibaren çok partili hayata geçilmiştir.
Bu dönemde kurulan partilerin iktidarları; Batı taklitçisi zihniyetlerin uygulaması olarak gerçekleşmiş, arada yaşanan iyi niyetli çabalara rağmen milletimiz 1969 yılına kadar aradığı ve özlediği yönetime kavuşamamış, yapması lazım gelen büyük kalkınma hamleleri hedefine ulaştırılamamıştır.
Bundan dolayı 1969 yılında milletimiz Milli Görüş’ün 1. Şahlanışını gerçekleştirmiştir.
1974-1978 yıllarında 4 yıl süre ile Milli Görüş’ün katıldığı hükümetlerle Kıbrıs Zaferi kazanılmış, Ağır Sanayi Hamlesi başlatılmış, Türkiye İslam Konferansı Örgütü’ne tam üye olmuş, ekonomide başarılar elde edilmiş ve şahsiyetli dış politika ile milletimize büyük hizmetler yapılmıştır.
Bundan tam 7 yıl önce Cumhuriyetimizin 73. yıldönümünü kutlarken, 54. Cumhuriyet Hükümeti işbaşında idi. Bu hükümet demokratik bir ülke olan Türkiye’mizde hür ve serbest seçimlerle 24 Aralık 1995’te Milli Görüş’ü temsil eden Refah Partisi’nin Türkiye’nin en büyük partisi olmasının doğal sonucu olarak kurulan bir hükümettir. Milletimiz böylece Milli Görüş zihniyetinin uygulandığı dönemi yaşama fırsatını bulmuştur.
54. Cumhuriyet Hükümeti halkımıza hizmet ve Türkiye’yi dünya milletleri camiasının en şerefli, en ileri ülkesi yapmak amacıyla gece gündüz “Yaşanabilir Bir Türkiye”, “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya”yı kurmak için ibadet aşkıyla çalışmıştır.
Hükümetimiz ve kahraman güvenlik güçlerimiz; terörü bütün yurt sathından tamamen kaldırmak, ülkemizin her yerinde kardeşliği, huzur, güven ve barışı tesis etmek için 54. Hükümet döneminde canla başla çalıştı ve başarılı sonuçlara ulaştı.
54. Hükümet döneminde güçlü ve müreffeh Türkiye’yi bir an evvel gerçekleştirmek, Türkiye’yi borç ve faiz sarmalından kurtarmak için ekonomik dengeleri kurmak bakımından başlattığımız “Üretim, İstihdam, İhracat Seferberliği” ile ülkemizin bütün insanlarına refah ve saadet getirecek, ekonomik istikrarı sağlayacak bütün tedbirleri ve uygulamaları hiç vakit geçirmeden bir bir tatbik sahasına koyduk.
Her hafta halkımıza bir müjde verdik.
En önemli müjdemiz Türkiye’yi korkunç iç borç ve faiz sarmalından kurtarmamız ve 1997 yılı bütçesini denk bütçe olarak hazırlamamız ve Ocak, Şubat 1997’de denk bütçe uygulamasını başarmamız olmuştur.
Hazırladığımız bütçe, yatırımları hızla arttıran, Türkiye’mizi hızla kalkındıran ve devletimizi günlük yüksek faizlerle borç alan bir gidişattan kurtaran, işçi, köylü, memur, esnaf ve emeklilere hiçbir ülkede, hiçbir dönemde eşine rastlanmamış bir oranda daha büyük refah sağlayan ve işçilerimize bir an evvel işyeri temin etmelerini gerçekleştiren bir bütçe olarak tanzim edilmiştir.
54. Hükümet döneminde ekonomik atılım yaparken halkımızın zamla, vergiyle ezilmesi değil, ülkemizin ekonomik potansiyelinin harekete geçirilmesi esas alınmıştır.
54. Hükümet, böylece kısa zamanda “Yaşanabilir Bir Türkiye” ve “Yeniden Büyük Türkiye” için attığı başarılı adımların yanında, sadece Türkiye ve İslam âlemi için değil bütün insanlığa hizmet için D-8’i kurdu.
Böylece, hakkı ve adaleti üstün tutan, barış ve adalete dayalı Yeni Bir Dünya’nın çekirdeği atılmıştır.
Ne yazık ki, “Biz Cenab-ı Hakkın has kullarıyız diğer kullar bize köle olmak için yaratılmıştır. Ebedi dünya hâkimiyetini en kısa zamanda tesis edeceğiz” inancına sahip olan ve 5000 yıldır bu inanç için çalışan dış mihraklar 54. Hükümetin bu atılımlarını, kendilerinin bütün ülkelere “Ya öleceksiniz, ya köle olacaksınız” uygulamasını yapan zihniyetlerine uygun bulmadılar. Bütün her türlü etkinliklerini kullanarak, Türkiye’mizde yeniden “işbirlikçi zihniyetli” yönetimlerin işbaşına gelmesi için anti demokratik yollardan her türlü gayreti gösterdiler ve 54. Hükümetin arkasından Türkiye’yi kısa zamanda kendi maksatlarına uygun bir taşeron haline getirme plânlarını uyguladılar.
Bizden sonra maalesef 55-56-57. Hükümetler döneminde milletimiz ezildi. IMF’ye teslim edildi. Dış güçlerin uydusu haline getirildi. Türkiye’yi daha da bağımlı yapmak isteyen dış mihraklar ellerindeki her türlü imkanları ve etkileri seferber ederek, Fazilet Partisi’ni bölüp AKP’yi kurdurdular ve onun işbaşına gelmesi için her türlü çareye başvurdular.
Şimdi, AKP yöneticileri bir yıldan beri tam bir “İşbirlikçi zihniyetle” dış mihrakların her türlü arzularını yerine getirmek için çırpınmaktadır.
Bir yıldan beri ekonomide dış mihrakların IMF vasıtasıyla ve Siyonist Bankalardan sürekli borç alınarak “Türkiye’yi güçsüzleştirme” plânlarına, milleti ezip bütün imkanları faiz olarak dışarıya aktarmak ve onların işbirlikçisi rantiyecilere milyarlar kazandırmak için görülmemiş bir gayretle çalıştıkları gibi, yine dış mihrakların manevi yapımızı tahrip için yürüttükleri çok yönlü plana ve 2. Sevr’i uygulamak için attıkları adımlara tam bir teslimiyetle yardımcı olmaktadır.
İşte bu sebeplerden dolayı ezilen, ülke ve millet bütünlüğünün tehlikeye girdiğini gören milletimiz, Saadet Partisi’nin 11 Mayıs 2003 Büyük Kongresiyle bu vahim gidişatı ortadan kaldırmak için 2. Milli Görüş Şahlanışını başlatmıştır.
Bugün Cumhuriyetimizin kuruluşunun 80. yıldönümünü kutlarken milletimiz, her zamankinden daha fazla bağımsızlığın, “Yaşanabilir Bir Türkiye”, “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya”nın özlemiyle yanıp tutuşmaktadır.
Milletimiz; asildir, azimlidir, şuurludur, çalışkandır, eşsiz üstün kabiliyet ve meziyetlerin sahibidir. Halkımız önümüzdeki yerel seçimlerde bu özlemini gerçekleştirecek adımları atacaktır.
Asırlar boyu en büyük zorlukların arkasından harikalar meydana getirerek büyük şahlanışları meydana getiren milletimiz, şimdi en kısa zamanda “Yaşanabilir Bir Türkiye”, “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya” hedeflerini gerçekleştirecek olan Milli Görüşü temsil eden Saadet Partisi’ni bir an evvel iktidara getirerek sorunlarını aşacaktır.
Cumhuriyetimizin 80. yıldönümünü Aziz Milletimizle beraber bu inançla kutluyoruz.
Cumhuriyetimizin müteakip kuruluş yıldönümlerinin ızdıraplardan ve tehlikelerden kurtulmuş olarak saadetler içerisinde kutlanması temennisiyle, Aziz Milletimizin bütün evlatlarını muhabbetle kucaklıyor, esasen ruhuyla, inancıyla ve tarihiyle bütünüyle Milli Görüşçü olan milletimizin bütün fertlerini bağrıma basıyorum. Allah’a emanet olunuz.”[1]
İşte Mustafa Kemal’in Yönettiği Sakarya Savaşlarıyla İlgili Günlük Hazırlanan Harekât Krokilerinden Bazıları:
[1] Milli Gazete – 30 Ekim 2003












Türk Silahlı Kuvvetlerine düşmanlık, Düşmana Uşaklık Sayılırdı!
Tarihimizde iki büyük lider Milli savunmaya önem vermiştir.Biri Mustafa Kemal Atatürk diğeri ise merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakandır. İkisine karşı hain iç ve dış güçler bu isimleri etkisiz ve yetkisiz kılmak için ellerinden gelen entrikayı yapmışlardır. Ancak bu iki şahsiyet tüm zorluklara karşı ordumuzu kalkındıracak hamleler yaparak Dumlupınarda , Kıbrısta olduğu gibi tarihi başarılara imza atmışlardır. Ortak özellikleri ülkemizin bağımsızlığı için Türk Silahlı kuvvetlerine sahip çıkmalarıydı.
Evet Türk Silahlı Kuvvetlerine düşmanlık, Düşmana Uşaklık Sayılırdı!
ADALET VE HUZUR İÇİN ÇALIŞILDI VE ÇALIŞILACAKTIR.
Atatürk’ün bizzat yönettiği şanlı Sakarya ve Büyük Taarruz Harekâtları, öyle basit ve göstermelik çarpışmaların değil; tarihin en ciddi, en cesaretli… Ve dehâ çapında projeli savunma ve saldırı savaşlarının sonunda başarılmış… Silah ve sayı bakımından kat kat üstün olan ve Haçlı Batı tarafından özellikle donatılan Yunan Ordularına karşı kazanılmıştır. Ve hele, güya Milli Görüşçü geçinen, ama şanlı Kurtuluş Savaşı’mızı küçümseyen bazı gafil ve cahil kimseler, Rahmetli Erbakan Hocamızın: “…Sakarya’nın siperlerine girmeyen, Milli Görüş’ün ne olduğunu anlayamaz!..” sözlerinden utanmalıdır. Bu talihsiz tavırlarıyla sadece Mustafa Kemal’in değil, Kurtuluş Savaşı’ndaki rütbeli rütbesiz tüm askerlerimizin, şehitlerimizin, gazilerimizin, âlimlerimizin ve gönüllü mücahit kanaat önderlerimizin de haklarının çiğnendiğinin ve çok ağır bir vebal yüklendiklerinin artık farkına varılmalıdır.
Atatürk’ün önderliğindeki Kurtuluş Savaşı’mızın bütün aşamalarını, dikkatle ve titizlikle araştırırken, ulaştığımız “İstiklal Harbi Krokileri Erkân-ı Harbiye Binbaşısı: Cevdet Kerim. İstanbul Askeriye Matbaası – 1341” belgeleri; başta Sakarya ve Dumlupınar Muharebelerinin, nasıl çok ciddi plan ve projelerle, günbegün bütün detaylarıyla hazırlanan ve uygulanan savunma ve saldırı krokileriyle… Ve tabi çok yüksek ve örnek fedakârlık ve kahramanlık hikayeleriyle… Ve hepsinden önemlisi vatan ve bağımsızlık aşkıyla çırpınan akıllı, kararlı ve inançlı bir komutanlık marifetiyle kazanıldığının kanıtlarıdır.
30 Ekim 2003 Tarihinde, Milli Gazete’nin 1. Sahifesinde, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız, Cumhuriyetle Ulaşılması Gereken Kutlu Hedefleri Sıralamıştı!
“Yaşanabilir Bir Türkiye!”
Cumhuriyetin 80. yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınlayan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan “Şehitlerimizin kanıyla kurulan bugünkü Cumhuriyetimizi, İstiklal ve hürriyetimizi, şanlı bayrağımızı birlik ve bütünlük içinde yüceltmek ve ebediyete kadar korumak kutsal bir görevimizdir!” buyurmuşlardı.
Bugün 29 Ekim 2003
“Cumhuriyetimizin ilanının 80. yıldönümünü büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Bu yıl dönümü milletimize, İslam Âlemine ve bütün insanlığa hayırlı olsun. Bundan 92 yıl önce Milletimiz kendisini sömürmek, köle yapmak ve yok etmek isteyen dış mihraklar ve onların etkilerindeki dış güçlere karşı; takriben 10 yıl süren Trablus, Balkan ve Cihan harplerini yaptıktan sonra, vatanımızı işgalcilerden kurtarmak için 5 yıl daha savaştı.
Tarihe altın sayfalarla geçen İstiklal Savaşımız milletimizin bir büyük şahlanışıdır. Bu şahlanış ile vatanımız kurtarılmış, yabancı saldırgan güçler ülkemizden kovulmuşlardır. Ve böylece dış mihrakların plânları durdurulmuş ve boşa çıkarılmıştır.”
O zamanlar her zorluğa ragmen bu başarılar kuvvetli bir iman ile başarıldıysa yine başarılacaktı ve böyle bir ordu Dünyada yoktu olamazdı…Peygamberimizin isaret ettigi Aziz Ordumuzun elbette sorumluluk bilinci ile yaptığı başarılar tüm Dünyanın da dikkatini çekmekteydi ve onlar için bir tehtit olduğunun farkındalardı…
BU AZİZ ORDUMUZUN AMACI SAVAŞ DEĞİL BARIŞTIR…HUZURDUR ,REFAHTIR…
Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebrehe’nin filleri nasıl sahiplerini ezdiyse, bugün zalim devletlerin uçak, gemi ve tank filoları da birbirini ezecek ve kendi sahiplerini yiyecektir. Prof. Dr. Necmettin Erbakan
[b]Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milletimizin bağımsızlık konusundaki vazgeçilmez kararlılığını arkasına alarak Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Öncülük ettiği Milli Mücadele hareketi ile milletimizin esarete asla boyun eğmeyeceğini bütün dünyaya göstermiştir. Milletimiz tıpkı Milli Mücadele günlerinde olduğu gibi bu sinsi planları boşa çıkaracak inanç, azim ve kararlılığa sahiptir. Sahip olduğu tecrübe ile bu oyunları boşa çıkaracaktır. Bizler tarih boyunca, dünyaya huzur ve saadet getirmiş bir ecdadın varisleriyiz. Yiğit düştüğü yerden kalkar. Bugün dünyaya hakim olan açlık, sefalet, kan ve gözyaşına son verecek iradeyi yine milletimiz ortaya koyacaktır. ‘Uydu değil, lider ülke’ vizyonu doğrultusunda önce Yeniden Büyük Türkiye, ardından Yeni Bir Dünya mutlaka kurulacaktır. Bu vesileyle vefatının 72’nci yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Milli Mücadele kahramanlarımızı ve bu vatan için canını vermiş bütün şehitlerimizi rahmet ve şükranla anıyorum. ( Prof. Dr. Necmettin Erbakan 10 Kasım 2010’da yayınladığı mesaj.)
Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebrehe’nin filleri nasıl sahiplerini ezdiyse, bugün zalim devletlerin uçak, gemi ve tank filoları da birbirini ezecek ve kendi sahiplerini yiyecektir. Prof. Dr. Necmettin Erbakan
[/b]
Rahmetli Erbakan Hocamızın: “…Sakarya’nın siperlerine girmeyen, Milli Görüş’ün ne olduğunu anlayamaz!..”
“Yaşanabilir Bir Türkiye!”
Cumhuriyetin 80. yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınlayan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan “Şehitlerimizin kanıyla kurulan bugünkü Cumhuriyetimizi, İstiklal ve hürriyetimizi, şanlı bayrağımızı birlik ve bütünlük içinde yüceltmek ve ebediyete kadar korumak kutsal bir görevimizdir!” buyurmuşlardı.
Milli görüş, Milli duruş..
M. Kemal Atatürk başta olmak üzere bu güzel vatan için şehitlik mertebesine ulaşmış, gazilikle şereflenmiş, malıyla canıyla mücadele vermiş ecdadımızın Rabbimin CC katında dereceleri yüksek olsun.Allahım biz onlardan razıyız Sende (CC) onlardan razı ol.. Bu vatan kolay kazanılmadı, bunun şuuruyla hareket edenlerden eyle bizi.. Tarihine sahip çıkan, çekilen o sıkıntıları hissedebilen, her daim hatırından çıkarmayan Milli duruşlu, Milli görüşlü nesiller olabilmeyi nasip eyle bizlere..Ve bu hassasiyeti gelecek kuşaklarımıza da aktarabilmeyi nasip eyle bu aziz millete..Mustafa Kemal Atatürk Paşamız, Pr. Dr. Necmettin Erbakan hocamız gibi bu vatan için canla başla dünya emperyalizmi ve siyonist sistem ile mücadele etme gücü ve inancı ver bize.. Şimdikilerin! Bir cuma hutbesinde adını anmayı bile istememelerine inat..
Milli görüş inancı ile kutsal vatanımız için canını düşünmeden feda etmiş şehitlerimizin, ahirete irtihal etmiş olan gazilerimizin, hakiki manada Allah CC rızası için bu sömürü düzeni ile mücadele etmiş o mübarek kullarının ruhları için Allah rızası için El Fatiha..
Şanlı mücadelemiz
Geçmiş zamanlarda İslam devleti yok bu ülkede cuma namazı kılınmaz diyenlerin, sözde takvalı dinci kesimlerin şimdilerde öyle kurtuluş savaşı falan yapılmamış, hepsi hikayeymiş dediklerini duyuyoruz. Peki öyleyse benim iki dedem şehit düşmüş köyüne geri gelmemiş. Nereye gittiler o zaman? Bu tiplerin asıl derdi korkak ve sahte kahramanlarına( bi nevi putlaştırdıkları ve faiz-fuhuş düzenine dini kılıf geçiren akp iktidarına) toz kondurmamak için atalarının şehit olmasını bile sahte yalan diyecek kadar bayağılaşmış ve ucuzlaşmış olmalarındandı. Ancak yüce Rabbimiz akan şehit kanlarını, Erbakan Hocamızın ve onun sadık talebelerinin alın terlerini boşa götürmeyecek inşallah. Şanlı zaferimiz kutlu olsun
Sakarya’nın siperlerine girmeyen, Milli Görüş’ün ne olduğunu anlayamaz!..”
“Yaşanabilir Bir Türkiye!”
Cumhuriyetin 80. yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınlayan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan “Şehitlerimizin kanıyla kurulan bugünkü Cumhuriyetimizi, İstiklal ve hürriyetimizi, şanlı bayrağımızı birlik ve bütünlük içinde yüceltmek ve ebediyete kadar korumak kutsal bir görevimizdir!” buyurmuşlardı.
Milli Görüş’ü Anlamak!
Kurtuluş Savaşı’mızı küçümseyen bazı gafil ve cahil kimseler, Rahmetli Erbakan Hocamızın: [b]“…Sakarya’nın siperlerine girmeyen, Milli Görüş’ün ne olduğunu anlayamaz!..” [/b]sözlerinden utanmalıdırlar.
“Kahraman Ordumuzun ve Aziz Milletimizin Dünya tarihine geçen onurlu mücadelesi ve bu mücadelenin sonunda kazandığımız büyük zafer, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde başarılmıştır.”
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında; “Bağımsızlık, muasır medeniyetin önüne geçme, kendi gücüyle kalkınma, sanayileşme, şahsiyetli dış politika” ilkeleriyle kısacası Milli Görüş’le büyük atılımlar yapılmıştır.
1969 yılına kadar Batı taklitçisi zihniyetler iktidar olmuş, milletimizin aradığı ve özlediği yönetime kavuşamamış, yapması lazım gelen büyük kalkınma hamleleri hedefine ulaştırılamamıştır.
1969 yılında milletimiz Milli Görüş’ün 1. Şahlanışını gerçekleştirmiştir.
1974-1978 yıllarında 4 yıl süre ile Milli Görüş’ün katıldığı hükümetlerle Kıbrıs Zaferi kazanılmış, Ağır Sanayi Hamlesi başlatılmış, Türkiye İslam Konferansı Örgütü’ne tam üye olmuş, ekonomide başarılar elde edilmiş ve şahsiyetli dış politika ile milletimize büyük hizmetler yapılmıştır.
54. Cumhuriyet Hükümeti döneminde milletimiz Milli Görüş zihniyetinin uygulandığı dönemi yaşama fırsatını bulmuş, “Yaşanabilir Bir Türkiye”, “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya”yı kurmak için ibadet aşkıyla çalışmıştır.
Türkiye’mizde yeniden “işbirlikçi zihniyetli” yönetimlerin işbaşına gelmesi için anti demokratik yollardan her türlü gayreti gösterdiler ve 54. Hükümetin arkasından Türkiye’yi kısa zamanda kendi maksatlarına uygun bir taşeron haline getirme plânlarını uygulamaktadırlar.
AKP yöneticileri tam bir “İşbirlikçi zihniyetle” dış mihrakların her türlü arzularını yerine getirmek için çırpınmaktadırlar.
Ruhuyla, inancıyla ve tarihiyle bütünüyle Milli Görüşçü olan milletimiz, Malazgirt Zaferi’nden bahsederken Sultan Alparslan’ı, 30 Ağustos Büyük Taarruz Zafer’inden bahsederken Mustafa Kemal Atatürk’ü, Şanlı Kıbrıs Zaferi’nden bahsederken Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızı anamayan İşbirlikçi AKP zihniyetinden kurtulacaktır.
Bu vahim gidişatı ortadan kaldırmak için başlatılan Milli Görüş Şahlanışı en kısa zamanda Milli Çözüm İktidarı ile “Yaşanabilir Bir Türkiye”, “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya” hedeflerini gerçekleştirecektir.
Milli Çözüm ve hassaten Üstad Ahmet Akgül Hocamız, Siyonizmin ve işbirlikçilerinin ATATÜRK İSTİSMARINI ellerinde patlatmıştır… O yüzden Milli Çözüm HAKKIN GÜRZÜDÜR…
Amerika merkezli, ücretli abonelik modeliyle çalışan bir over-the-top seç-izle video servisi olan DISNEY PLUS , Atatürk ile ilgili yeni bir bir bucuk ay önce tanıtım fragmanı yayınlanan filmi yayınlamama yasağı koydu. Çünkü Diaspora Atatürk’e ‘soykırımcı’ diye iftira attı, Disney de bu iftirayı doğru kabul etti. ‘.
Hatırlayalım , Atatürk’ün hakka yürümesiyle birlikte , Siyonizm Kemalizm adı altında kendi hedefine amacına uygun yalan yanlış Atatürk tanımlarıyla ülke insanlığını kullanmaya çalıştı ve yıllarca kullandı… Ama bu tuzağa Aziz Erbakan Hocamızı ve Üstad Ahmet Akgül Hocamızı düşüremediler… Erbakan Hocamızın Atatürk ile ilgili ne özel ne de genel sohbetlerinde hiçbir olumsuz söz söylemediği halde , aklı evveller ve bir çok Milli Görüşçüler dahil ” ERBAKAN DEVLET ADAMLIĞI GEREĞİ ” gerçeği konuşamıyor türünden iftiralar ile yanlışa düştüler… Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki Erbakan Hocamızı anlamak Üstad Ahmet Akgül Hocamız sayesinde olduğu gerçeğinden hareketle bu iftiraları ve yanlışlıkları dolayısıyla Siyonizmin HEDEFİNİ AMACINI tersyüz ederek BİZİM ATATÜRK kitabını da kaleme alarak , Siyonizmi bu konuda da etkisiz kıldı tuzağını deşifre ederek tuzaklarını kendi başlarına çevirdi… Geldiğimiz nokta da görüyoruz ve yüreklerimize su serpilmekte ve gerçekler hakikatler Milli Çözüm ve hassaten Ahmet Akgül Hocamızla hem günyüzüne çıkarılmaya devam etmekte hemde insanlık Hakka doğruya yönlendirilmiş dönüşüm sağlanmış oluyor… ELHAMDÜLİLLAH… İşte Atatürk hakikatını başta ülkemiz insanlığına ve tüm dünyaya duyuran tanıtan kavratan Üstad Ahmet Akgül Hocamızın bu konudaki kazandığı MEYDAN MUHAREBESİ… Önceleri Atatürk istismarıyla kendi düzenine uygun nesiller yetiştirmeyi amaç edinmiş sistemin tüm tuzakları deşifre edildiği için şimdi Atatürk filmini bile yasaklama kararı alıyorlar….Atatürk İstismarını ellerinden almış ve kullanamaz hale getirmiştir Milli Çözüm ve Hassaten Üstad Ahmet Akgül Hocamız… Tebrikler …
Bu gün Kurtuluş Savaşımız ve Atatürk, düne göre daha anlamlı, milli ve manevi bir duyarlılıkla anılıyorsa bu Üstad Ahmet Akgül Hocamızın zaferidir.
“Silah ve sayı bakımından kat kat üstün olan ve Haçlı Batı tarafından özellikle donatılan Yunan Ordularına karşı kazanılmıştır. Ve hele, güya Milli Görüşçü geçinen, ama şanlı Kurtuluş Savaşı’mızı küçümseyen bazı gafil ve cahil kimselerin, Rahmetli Erbakan Hocamızın: “…Sakarya’nın siperlerine girmeyen, Milli Görüş’ün ne olduğunu anlayamaz!..” sözlerinden utanmalıdır. Bu talihsiz tavırlarıyla sadece Mustafa Kemal’in değil, Kurtuluş Savaşı’ndaki rütbeli rütbesiz tüm askerlerimizin, şehitlerimizin, gazilerimizin, âlimlerimizin ve gönüllü mücahit kanaat önderlerimizin de haklarının çiğnendiğinin ve çok ağır bir vebal yüklendiklerinin artık farkına varılmalıdır.”
Bu kadar açık gerçeklere ve Aziz Erbakan Hocamıza rağmen ısrarla/inatla tam tersini iddia eden adı Milli Görüşçüler var! Bu cahiliye tavrı, toplumumuzda, Milli Görüş camiasında da yoğundu. Hamdolsun Üstad Ahmet Akgül Hocamızın “Milli Çözüm” çalışmalarıyla bu kırıldı. Toplumda büyük bir dönüşüm yaşandı!..
Nereden mi biliyorum? Kendimden biliyorum bu dönüşümü ve aynı dönüşümün yansımalarını etrafımdaki arkadaşlarımda ve toplumda izliyorum.
İnkar edilmez bir gerçek şudur ki “bu konudaki Hakikatin aşikar olmasında ve toplumun bu Hakikate yönelmesin de” Üstad Ahmet Akgül Hocamız, en büyük pay sahibidir.
Kahraman Ordumuz
İSTİKLÂL MARŞI
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.
Ülkemizin, ümmetin ve bütün insanlığın uğruna adanmış bir asır! Türkiye Cumhuriyetinin en büyük iki lideri…
Atatürk’ün; daha bıyığı terlemeden, Selanik Askeri Rüştiyesi ile hayallerine kavuştuğu şanlı üniforma..
Türkiye Cumhuriyeti kurulana kadar cephelerde kâfirlere karşı fillen gaza eden ve Gazi ünvanını alan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu zorlu süreçte hakkında idam cezası çıkarılmış, umutların bittiği bir dönemde; sarsılmaz inancı, keskin zekası, feraseti, dirayeti ve vatan aşkıyla yanıp tutuşan bedeni ile sonu, dünyanın kaderini değiştirecek olan büyük bir zaferle sonuçlanmıştır.. Siyonizm’in sevr planı suya düşmüştür! Daha sonrasında ise en yakınlarından bile ihanet gören, çevresi mason ve işbirlikçilerle dolu olan yalnız deha Atatürk, siyonizm tarafından zehirlenerek hayata gözlerini yumdu…
“Erbakan Hocamızdan dinlemiştik;
Atatürk’ün fitilini yaktığı şanlı Kurtuluş Mücadelesi sonucunda, siyonizmin desteklediği emperyalistler, vatan topraklarından kovulmuştu.
Büyük İsrail’i kurmak için milyonlarca insanın kanını döken kâfirlere karşı alınan galibiyet sadece vatanımızın veya ümmetin değil bütün insanlığın kurtuluşuna vesile olmuştur.
Çünkü; o gün Büyük İsrail kurulmuş olsaydı bugün, yeryüzünün her yeri Filistin gibi olacaktı!”
Evet o kurtuluş mücadelesi bir çok Müslüman’ın bağımsızlık ateşine bir örnek olmuş ve bütün insanlığın kaderi değişmiştir…
Erbakan Hocamız; 1960 yılında gümüş motorla başlayan Yeniden Büyük Türkiye hedefi, 1969 Milli Görüş Harekatı ile Türkiye’nin 2. Şahlanış dönemi başlamıştır. Hemen ardından 1974 yılında gelen ve Amerika’da ders olarak okutulan Kıbrıs zaferi..
Uğrunda hapis yattığı, defalarca ihanete uğradığı, iftiralara maruz kaldığı o kutlu yol… 2011 yılına kadar bu dünyada ki görevi bitinceye, son nefesine kadar kâfirlere ve münafıklara karşı cihad ederek geçti.
D-8, Ağır Sanayi, Denk Bütçe, Kıbrıs, Çeçenistan, Bosna, Adil Düzen…
Bu topraklar her asırda kahramanlar çıkarmıştır ve çıkarmaya devam edecektir İnşAllah.
Siyonizm’in uşakları tarafından “din düşmanı” iftirası atılan Atatürk ömrünü kâfir ve münafıklarla cihad ederek geçirdi.
Sıra son noktaya geldi..
Bugün açık şekilde görülüyor ki;
Atatürk’ü en iyi şekilde anlayan ve Milli Mücadele hedeflerini en iyi gerçekleştiren lider Erbakan Hocaydı!
Yine Erbakan Hocayı ve Atatürk’ü en iyi tanıyan, anlayan, sahip çıkan tek topluluk Milli Çözüm olmaktaydı!
En çok istismar edilen ve en çok iftira atılan iki liderin, hedeflerini gerçekleştirecek olan Milli Çözümçok yakında dünyaya, Erbakan ve Atatürk imzasını yeniden hatırlatacaktır İnşAllah…
Saygı ve Hürmetle…
Bizlere bu yurdu vatan bırakan tüm şehit, gazilerimize, kurtuluş savaşımızın aziz askerlerine, komutanlarına ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e saygı ve hümetlerimizi arz ederim. En içten dualarımla mahşerde bu gayretlerinin karşılığı fazlasıyla almalarını Rabbimden niyaz ederim. Hususen, bize bu milli görüşü ve bilinci öğreten Aziz Erbakan Hocamızı da rahmetle yâd eder, projelerinin sadıklar eliyle hayata geçdiği günleri görmeyi, o günde yine samimi sadıklar yani Milli Çözüm safında olmayı Rabbimden niyaz ederim.