YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
697fa4be61e62
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 0
Bugün : 50216
Dün : 56785
Bu ay : 50216
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48753529
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Sorumsuz, Onursuz ve Huysuz Kişinin

Hz. ALİ ve EHL-İ BEYT KÜSTAHLIĞI

    

“Hayır, (asıl) zalimler; hiçbir bilgiye dayanmaksızın kendi hevâ (istek ve tutku)larına uymuş (ve Allah’ın sözlerini kendi heveslerine uydurmuş olan)lardır. (Bunlar Kur’an’ı ve Resulüllah’ı değil, kendi kuruntularını esas almışlardır. Oysa bir bilgi ve belgeye dayanarak ilmi tartışma yapanların hataları bağışlanır.) Allah’ın saptırdığını artık kim hidayete ulaştıracaktır? Onların hiçbir yardımcıları bulunmayacaktır.” (Rum: 29)

Şeytanın iğvalarını ve kendi nefsani kurgu ve kuruntularını; ilmi, İslami ve tarihi doğrularmış gibi anlatmaktan sakınıp sıkılmayan birisi, “Cahil cesur olur” deyimine uygun bir hezeyanla Hz. Ali ve Ehl-i Beyt’ten mübarek evlatları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimize iftira ve hakaretler yağdırmaya başlamıştı. Hatta bu sefil ve rezil kişi, hırsını ve hızını alamayıp, bütün Ehl-i Sünnet ulemasına sataşıp suçlamaktan bile utanmamıştı!.. Ve tabi ağzından fossuranların rezil rüsva olacakları günler de yakındı.

İşte bu ayarsız ve tutarsız kişilerin yazdıkları:

Zırvacı Başlık: “Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil, aktüel gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.”[1]

Küresel boyutlarda süren Hak-bâtıl mücadelesinin merkezi haline gelen Türkiye, kritik bir süreçten geçerken idrak etmekte olduğumuz Mevlit Kandili, zaferimizin müjdecisi olsun. Bu dilekle kandilinizi kutluyorum.

Türkiye bir an evvel bu türbülanstan kurtulmazsa işler sarpa sarabilir(miş…)

Fransız Milletvekili Thierry Mariani, Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada AB’nin Türkiye’nin mutlak gücü karşısında sadece gözyaşı döktüğünü söyledi. 28 Mayıs 2023 sonrasında her iki seçimi kazandığı halde iktidarı tümüyle takiyeci Zümre’ye devreden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pelikan Hükümetinin bir dediğini iki etmezken; Türkiye’nin içi bizi, dışı düşmanlarını yakıyor. Türkiye bir an evvel bu türbülanstan kurtulmazsa işler sarpa sarabilir.

Zira T.C. gibi YRP’yi (Fatih Erbakan’ın Yeniden Refah Partisi’ni) de Yahudi kurdu! (Düzmecesi…)

T.C.’yi kuran takiyeci zümre, Kemalcı paganist öğretiyle 1000 yıllık Türk-İslam Medeniyeti’ni karalayıp karanlığa gömerek tarihi sıfırdan başlattı. Fatih Bey de Erbakan’ın; “Müslümanlara Türkiye’yi açık cezaevi haline getiren bu hile rejimi ve köle düzeni bir Yahudi şaheseridir” diyerek Kemalcı vesayet statükosuyla yaptığı yarım asırlık şanlı mücadeleyi önemsiz, itibarsız gösterip yok sayarak yeni bir 40 yıldan söz etmekte, başka bir söylemle her şeyi sıfırdan başlatmaktadır. Zira T.C. gibi YRP’yi de Yahudi kurdu.

Şiilerin Hz. Ali’yi yüceltmeleri fitne fesat amaçlıdır! (Gerçeğini çarpıtıvermesi…)

Yahudilerin İslam ümmetinin başına bela ettiği Şiilerin, Hz. Ali’yi yüceltmeleri fitne fesat amaçlıdır. İslam’a göre üstünlük takva ile görevler ise ehline verilir. Hz. Ali, Hz. Muhammed’e (SAV) akrabalığı nedeniyle üstünlük ve riyasetin kendisinde olduğunu dava etti. Davası bâtıldı. Zaten liyakati olmayan, kifayetsiz muhteris biri olduğu hilafetinde görüldü. Sahabenin hatalarını konuşmada sakınca yoktur. Eğer sakınca olsaydı; Yüce Allah sahabenin işlediği en büyük günahlardan olan Hz. Aişe’ye iftira atmalarını -ki, başını Hz. Ali çekiyordu- ve Huneyn Günü Aleyhissalatü Vesselam Efendimizi bırakıp savaştan kaçtıklarını kınayarak Kur’an’da tüm insanlığa ilan etmezdi.

“Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, cennet gençlerinin efendileridir” sözü hadis değil, olamaz. Bu bir Şia uydurmasıdır. Zira cennette herkes 35 yaşındadır, genç-ihtiyar yoktur.

Şia’nın yücelttiği, oysa liyakati olmadığından halifelikten istifa eden Hz. Hasan, 30’dan fazla nikâhladığı kadını boşayan, yüzlerce cariyeyi eli altında tutan uçkur sevdalısı biriydi. Bu bilgiler Şia kaynaklarında da var. İran’daki muta nikâhının (muvakkat nikâh) nedeni bu olmalı.

Şiilerin iddia ettiği gibi Hz. Hüseyin zulme başkaldırıp hak ve adalet için savaşırken şehit olmadı. İslam’a göre “üstünlük takva ile, görevler liyakate göre ehline verilir” temel ilkesine karşı çıkarak, Hz. Muhammed’in (SAV) torunu diye üstünlük ve riyaset dava etti. Davası bâtıldı. Bu bâtıl dava yüzünden aldatılarak götürüldüğü Kerbela’da, feci şekilde öldürüldü. Siyasetten ve riyasetten hiç anlamayan muhterisin biriydi. Şiiler bu zavallıyı bir kahraman olarak lanse etmekteler. Sünni ulema fitne çıkmasın diye susmuştur. Öyle ki Sünniler Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin sevgisinde Şiilerle yarışarak fitneyi büyütmüşlerdir.” diyen bu zırvacı cahil, doğrularla yanlışları harmanlayarak ve kendi temelsiz kurgularını gerçek gibi sunarak, Ashabın en ileri gelenlerine ve Ehl-i Beyt’e hakaret etmekten sakınmamıştı!

Zeki Geçkil 2 Ağustos 2023 Facebook sosyal medya hesabında şunları zırvalamıştı:

Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin devlet ve siyasette hiçbir liyakati olmayan basiretsiz, başarısız kişiler olarak fesat çıkaranlara alet oldular. Kur’an’ın “görevleri ehline verin” emrine rağmen “riyaset bizim hakkımız” diyen bu kifayetsiz muhterisler, İslam ümmetine dehşet zararlar verdiler. Hz. Peygamber (SAV): “BİZE KILIÇ ÇEKEN BİZDEN DEĞİLDİR.” buyurduğu halde; Hz. Ali, Hz. Aişe ile yaptığı savaşta 70 Sahabe katletti. İfk olayında, Hz. Aişe’ye Kur’an’la sabit olan o iftiraları atanların başını da Hz. Ali çekmişti. Şia’yı ümmetin başına, Hz. Ali bela etti. Sünni ulema; “Kılıcımız Müslümanların kanına bulaşmadı; dilimizi, kalemimizi bulaştırmayalım” diyerek Şia’ya fitne alanı açtılar. Yazık ettiler Ehl-i Sünnet’e.

4 Ağustos 2023 Facebook hesabında bu cahil şımarık;

Hem: “Şia; Hz. Ali’yi abartılarla, yakıştırmalarla Allah rızası için övmüyor. İslam’ın temiz Tevhid itikadını bozmak için yapıyor. Gerçekte İran’daki Şii yönetim hâlâ Mecusi’dir. İslam ve Müslüman düşmanlığında geçmişte Moğollarla, Haçlılarla ittifak ettikleri gibi, şimdi de Siyonizm ile ittifak içindedir. Humeyni devrimini, CIA ve MOSSAD örgütledi. Sabatayist takiyeci zümre de Hz. Ali’yi art niyetle ve Müslümanlar arasına fitne sokmak için öne çıkartmaktadır. Hz. Ali’nin hiç olmadığı şekilde abartılarla, yakıştırmalarla övülmeye ihtiyacı yoktur.” diyor, hem de Hz. Ali ve evlatlarına “Siyaset ihtirascısı ve şehvet bağımlısı” diye saldırıyordu.

Oysa hadis uzmanlarının belirttiği gibi “Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendisidir” buyururken, o gündeki ve Medine’deki gençleri kastetmişlerdi. (Bak: Hadis şarihi Tipi, (Ali-El-Kari Mirkat’ul Mefatih 9-3979) Hatta; “Efendimiz bu övgüsüyle, gençliğini Allah yolunda geçirenlere işaret edilmiştir” diyenler de vardır.

Bu zırvacılara göre: “Sn. Erdoğan ve AKP iktidarı, madem bu kadar hayırlı ve kahramandı… Madem bu iktidarı eleştiren herkes şeytandı ise ve şimdi “YRP’yi Yahudi kurdurdu!..” ise ve bu Fatih Erbakan AKP’ye dolaylı katıldı ise, bu mübarek AKP’yi ifsat etmek kasıtlı mıydı? Yoksa aynı ayarda ve amaçta olduklarının mı bir kanıtıydı?

Ve yine bu zırvacılar; “Oğuzhan Asiltürk, gizli Yahudi Hahamdır!” dedikleri halde, bu kişinin son demlerinde SP’yi tüm yan kuruluşlarıyla AKP’ye katmak üzere Sn. Erdoğan’la gizli-açık görüşmeler yaparken, Allah canını alıp ahirete uğurlamasına niye bir kılıf uyduramıyorlardı? Hangisi yalandı, Oğuzhan’ın hıyaneti mi, Erdoğan’ın kerameti mi? Çirkefe düşen yavru kedi gibi, cevap veremeyince niye suskunlaşıyorlardı?

İfk (Hz. Aişe’ye İftira) Olayı ve Hz. Ali’nin Duyarlı Tavrı:

Peygamber Efendimiz (SAV) gazalara çıkacağı zaman Ezvac-ı Tahiratı (her yönden tertemiz olan mübarek hanımları) arasında kura çekerdi. Beni Mustalik gazasındaki kura da Hz. Aişe’ye (RA) çıkmış ve beraberinde götürmüşlerdi.

Sabaha karşı seferden geri dönüşte, hava daha karanlık iken ihtiyacını gidermek üzere çıktığı esnada Hz. Aişe’nin (RA) kaçırdığı kervandan geri kalması ve düşürdüğü gerdanlığını ararken geç kalması üzerine orada beklemiş ve kervanda en son kalıp kontrol görevini üstlenmiş olan Saffan bin Muattal es-Sülemi, Hz. Aişe’yi (RA) bulmuş ve devesine bindirerek kervana yetiştirmişti.

Münafıkların reisi olan Abdullah bin Übey bunu fırsat bilerek, Hz. Aişe (RA) annemize iftira etmişti. (İslam Ansiklopedisi, TDV. 21/507-509; M. Asım Köksal, Medine Devri, 5/61-86)

Hz. Aişe’ye (RA) münafıkların öncülüğü ile atılan bu iftiraya tarihte “İfk Hadisesi” denmiştir. Bu iftiranın ortaya atılmasından dolayı, Hz. Aişe (RA) ve Efendimiz (SAV) ile birlikte bütün mü’minler derinden sarsılıvermiş ve çok üzülmüşlerdi.

Peygamber Efendimiz (SAV) bu konu hakkında yakınları ile istişarede bulunmuş ve hepsi de Hz. Aişe’nin (RA) lehine ve onun namuskârlığı üzerine şahitlik etmişlerdi.

Hz. Ali (RA) görüşünü şöyle aktarmıştı:

Allah Resulü (SAV) vahiy gecikince, ailesinden Hz. Aişe ile boşanıp ayrılma konusunda istişare etmek üzere Hz. Ali (RA) ve Üsâme b. Zeyd’i çağırıp fikirlerini dinledi. Üsâme b. Zeyd Allah Resulüne (SAV) ailesinin suçsuz olduğunu bildiğini söyledi. Ve ekledi: “Ey Allah’ın elçisi, o Senin ailendir. Biz onun hakkında hayırdan başka bir şey bilmiyoruz.” dedi. Ali bin Ebu Talib ise: “Allah Senin üzerine (bu işi, evlenme ve boşanma işini) daraltmış ve kısıtlamış değildir. Sana göre onun dışında çok kadınların varlığı da bir gerçektir. (Bu denli üzülmeniz gereksizdir.) Kaldı ki bu konuyu sürekli yanında bulunan cariyesine soracak olursanız eğer, o Sana doğru haberi verecektir.” dedi. Allah Resulü (SAV) Berire’yi çağırıp; “Ey Berîre, Aişe’den seni şüphelendirecek bir şey gördün mü?” diye soruverdi. Berire ise ona: “Seni hak ile gönderen Allah’a yemin ederim ki, genç bir kadın olmasından başka, onu ayıplayabileceğim hiçbir durumunu görmedim. Ailesinin hamuru başında uyur da bir oğlak gelip hamuru yer (haberi bile olmaz).” dedi. (İbn Kesir, Nur, 24/11. ayetin tefsiri)

Hz. Ali’nin (RA), Peygamberimizin (SAV) derinden sarsılmasına neden olan bu olayda, hem Hz. Peygamberimize teselli, hem de cariyesi üzerinden Hz. Aişe’yi tezkiye edici olarak söylediği bu sözü –hâşâ- iftirayı destekleyen değil, Hz. Peygamberin (SAV) üzülmesini engelleme çabası içeren sözlerdir.

Diğer bir rivayete göre Hz. Ali (RA) şöyle cevap veriyorlardı:

“Ya Resulüllah!.. Bir gün bize namaz kıldırıyordunuz. Namaz içinde iken, ayakkabılarınızı çıkarmıştınız. Size uyarak biz de çıkarmıştık. Namazı bitirince, ayakkabılarımızı çıkarmanın sebebini bize sormuştunuz. Biz de size uymuş olmak için çıkardığımızı söylemiştik. Bunun üzerine siz, ‘Temiz olmadıkları için onları çıkarmamı bana Cebrail emretti.’ demiştiniz. Böyle, ayakkabılarınıza bulaşan bir pislik, size bildirildiği ve onları pislik bulaşığından dolayı çıkarmanız size emredildiği halde, ailenize, namus kirletecek kötülüklerden bir şey bulaşsın da onu çıkarmanız için size emredilmesin, olur mu hiç?..” (Halebî, İnsanû’l-Uyûn, 2/624-625) diyerek, Cenab-ı Hakkın Kur’an ayetleriyle Hz. Aişe’yi ve Hz. Peygamber Efendimizin yüksek şahsiyet ve haysiyetini aklayıp temize çıkaracağı temennisini ve beklentisini beyan etmişlerdi. Ve zaten Hz. Ali’nin (RA), Efendimize; “Aişe’nin her halini en iyi, onun sürekli hizmetindeki cariyesi bilir!” teklifiyle Hz. Aişe’yi aklama ve Resulüllah’ı rahatlatma amacı kesindi.

Hz. Ali’nin (RA) dediği gibi, vahiy gelerek olay açıklığa eriştirilmiş ve Hz. Aişe validemiz bu iftiradan temizlenmiştir. (bk. Nûr, 24/11-20)

Böylece Cenab-ı Hak, vahiy ile Hz. Aişe (RA) hakkında söylenenlerin bir iftiradan ibaret olduğunu haber vererek; hem Resulünün (SAV) temiz ruhlarını ve pak vicdanını üzüntüden kurtarıvermiş, hem Hz. Ebubekir’in (RA) şahsiyetinin küçük düşürülmesine müsaade etmemiş, hem de Müslümanlar arasında zuhur eden fitne ve fesadın büyümesine fırsat vermemiştir. Ve Hz. Ali (RA) efendimizin teklif ve temennileri istikametinde bu ayetler inmiştir.

Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette Hz. Ali’nin faziletine işaret buyrulmaktadır:

“(Ey mü’minler!) Sizin (gerçek) veliniz (sahibiniz ve destekçiniz) ancak Allah’tır, O’nun elçisidir, (ve yine) rükû ediciler (İslam nizamına boyun eğiciler) olarak namazı dosdoğru yerine getiren ve zekâtı veren mü’minlerdir.” (Maide: 55) Bu ayetin, Hz. Resulüllah’ın: “Ya Rabbi, Hz. Musa’yı Hz. Harun’la desteklediğin gibi Beni de Ali ile güçlendir!” duasından sonra indiği pek çok sahih kaynakta yer almaktadır.

“Mü’minlerden öyle (mert ve metin) er kişiler vardır ki, Allah üzerine yaptıkları ahde (iman, itaat ve cihad sözlerine) sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirip (Hakk uğrunda canını vermiştir), kimi de (gönülden cenneti ve şehadeti umup) beklemektedirler. Onlar hiçbir vazgeçme ve yan çizme (bedel ve bahanesi) ile (Allah adına verdikleri sözlerini) değiştirmemişlerdir.” (Ahzâb: 23) ayetinin son kısmında övülen sadakat ve şehadetine işaret edilen Zat’ların başında Hz. Ali’nin (RA) geldiği yine sağlam tefsirlerde kayıtlıdır.

“Çünkü Allah, onların (dünyada) yaptıklarının en kötüsünü (bile) temizleyip-giderecek (iyilik ve ibadetlerini kefaret sayıp günahlarını silecek) ve yaptıklarının en güzeliyle ecirlerini verecektir.” (Zümer: 35) gibi ayetlerle temize çıkarılan Ehl-i Beyt ve Sahabenin büyükleri hakkında böylesine pervasızca ve patavatsızca konuşanların nasıl bir akıbete uğrayacakları yakında ortaya çıkacaktır!

Bu alçak ruhlu sapık:

1- Hz. Ali’ye iftira atıp kin kusuyordu. Öyle ki Hz. Ali’ye “47 Sahabenin katili” damgasını vuracak kadar küstahlaşıyordu. Bu bayağılık tavrıyla, Kur’an’ın iş’arî ayetleriyle ve bizzat Hz. Peygamber Efendimizin sahih hadisleriyle övülen ve Aşere-i Mübeşşere’den sayılıp cennetlik müjdesi verilen Hz. Ali gibi bir zata, tam bir fesatlık ve münafıklık damarıyla saldırıyordu!

2- Hz. Hasan ve Hüseyin’e (Ehl-i Beyt’e) düşmanlık ediyordu!

● Hz. Hasan’a (hâşâ:) “Uçkur sevdalısı, kadın ve şehvet bağımlısı” diye sataşıyordu.

● Hz. Hüseyin’e: “Siyaset ihtiraslısı, riyaset (baş olma) meraklısı” diye hakaretler yağdırıyordu.

Oysa Hz. Peygamberimiz, bakınız bu mübarek zatlar için şunları buyurmuşlardı:

“Allah’ım Ben onu seviyorum, Sen de onu sev.(Buhari: 3749) “Allah’ım Ben onu seviyorum, Sen de onu sev… Onu sevenleri de sev…)” (Müslim: 2421)

“Onlar (Hasan ve Hüseyin) Benim dünyada iki reyhanımdır!” (Buhari: 3753)

“Onları (Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i) seven Beni sevmiştir. Onlara buğz ve hakaret eden Bana buğz etmiştir!” (Sünen-i Ebu Davud: 2-29)

En başa girilen ve çağdaş münafık zalimlere dikkat çeken ayet-i kerime ile bağlayalım.

“Hayır, (asıl) zalimler; hiçbir bilgiye dayanmaksızın kendi hevâ (istek ve tutku)larına uymuş (ve Allah’ın sözlerini kendi heveslerine uydurmuş olan)lardır. (Bunlar Kur’an’ı ve Resulüllah’ı değil, kendi kuruntularını esas almışlardır. Oysa bir bilgi ve belgeye dayanarak ilmi tartışma yapanların hataları bağışlanır.) Allah’ın saptırdığını artık kim hidayete ulaştıracaktır? Onların hiçbir yardımcıları bulunmayacaktır.” (Rum: 29)

“(Ey Resulüm!) Şimdi Sen, (kalpleri) ölülere kesinlikle (söz) işittirip (uyandıramazsın) ve arkalarını dönüp giden (insan görünümlü) sağırlara da (Hakk) çağrıyı dinletip duyuramazsın.” (Rum: 52)

“Ve Sen kendi sapkınlıkları içinde (gönül gözleri) kör olanları (ama kendilerini en haklı ve hayırlı konumda sananları) da doğru yola (hidayete) ulaştıramazsın. Sen sadece, Bizim ayetlerimize iman edenlere (çağrını) duyurabilirsin ki onlar (Kur’an’ın tüm hüküm ve haberlerine, Resulüllah’ın öğütlerine inanıp gönülden teslim olan ve Hakk hâkim olsun diye çırpınan) Müslümanlardır.” (Rum: 53)

“İşte Allah, (gerçeği) bilmeyenlerin (yani; İslam’a, aklına ve vicdanına göre hareket etmeyen cahillerin) kalbini böyle mühürleyip (hidayetlerini karartmaktadır).” (Rum: 59)

Fatih Altaylı, YouTube programında Adnan Oktar Suç Örgütü’ne ilişkin çarpıcı açıklamalar yapmıştı.[2]

Elazizcilerin kutsadığı sapık Adnan Oktarcılarla, Oğuzhan Asiltürk de aynı yolun yolcularıydı!

Adnan Oktar örgütüyle bu zamana kadar çok mücadele ettiğini belirten Altaylı, “Bu örgütle en uzun süre uğraşan gazeteci benim. Bu yüzden başıma gelmedik kalmadı” diye yakınmıştı. Adnan Oktar örgütüyle ilgili haber yaptığından aleyhine karalama kampanyası başlatıldığını aktaran Altaylı, “Akılları sadece belden aşağıya, abuk sapık şeylere çalışan bir tarikattı” ifadesini kullanmıştı.

“Evden çıkan İçişleri Bakanlığı yapmış Refah Partili zat kim olmaktaydı?”

O dönem çok sayıda çocuğun ve ailenin Oktar örgütünden mağdur olduklarını söyleyen Altaylı, “Bir gün mağdur ailelerden biri bizi aradı, kızlarının Adnan Oktarcılar tarafından kaçırıldığını aktardı. Biz emniyeti devreye soktuk. Gece geç saatlerde o eve polis tarafından baskın yapıldı. O evden kim çıktı biliyor musunuz? Bir dönemin İçişleri Bakanı… Hatta başka Bakanlıklar da yapmış Refah Partili bir zat (Oğuzhan Asiltürk) çıktı. Bunlar çok insanı mağdur ettiler, çok can yaktılar. Hatta Türkiye’den kan toplayıp yurtdışına bile kaçırdılar” itirafında bulunmuşlardı.

Bu aslı ve ayarı malum Oğuzhan Asiltürk, acaba o lanetli eve baskın yapılacağını öğrenip, “İşte bakın, Erbakan’ın adamları nerelere takılmaktaydı?” dedirtmek için mi koşmuşlardı? Yoksa, zaten oraların müdavimlerinden olduklarından mı, suçüstü yakalanmışlardı?!.. Yok eğer bunlar yalan ve iftira ise, hesabını Fatih Altaylı’dan sorsunlardı…

 


[1] 26 Eylül 2023 (Yerel Elâziz Gazetesi)

[2] 05/10/2023

 

5 2 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Osman ERAYDIN

Osman ERAYDIN

Subscribe
Bildir
14 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Nisa Süresi 115. Ayet
Nisâ 115
Her kim kendisine ‘dosdoğru yol’ apaçık belli olduktan (hidayet ve hakikati bilip tanıdıktan, Hakk ile Bâtıl’ın farkına ve şuuruna vardıktan) sonra, (dünyalık makam ve menfaat hırsıyla) Elçiye (Peygambere ve Hakk dava rehberine) muhalefet edip (haklı ve hayırlı hareketten ayrılırsa) ve mü’minlerin yolundan başka bir yola (Siyonist ve Haçlı İttifakına ve şeytani kurallarına) uyarsa, onu dönüp gittiği yanda (şerli ortam ve ortaklıkta) bırakırız (bu hıyanet ve hakaretinden dolayı tekrar Hakka ve hidayet yoluna dönmesine fırsat tanımayız ve hidayetini karartırız) ve (ahirette de) cehenneme sokarız. O ne kötü ve sürekli bir (zindan) karargâhıdır! [Not: İmam-ı Şafii: “Bu ayet, ‘icma’ya ve Hakk hâkim olsun diye ortaya çıkan oluşuma bağlı kalmayı gerekli sayan en önemli ayetlerin başındadır” buyurmaktadır. Bak: Razi. Cilt: 11 Sh: 43]
Rabbimiz bu ayetteki kişilerden olmaktan bizleri muhafaza buyursun hiç birimizin garantisi yok o yüzden her tarafı dikenler ile kaplı bir yolda yalın ayak yürür gibi dikkatli olmak lazım işte asıl kurtuluşa erenler…

Iyiki Milli Çözüm var.
Ehlibeyt e uzanan dilleriniz kopsun!

Çok şükr ki Milli Çözüm var
Makaleyi okuma fırsatını yeni bulabildim.Dolayısı ile “bu iftiralar bu hakaretler bu yalan yanlış ithamlar bu kendini bilmezlikler bu aymazlıklar bu cehenneme odun olmaklıklar “bunların hepsinden yeni haberdar oldum.
Nedir bu kinin nefretin sebebi?
Nedir bu koşar adım cehenneme kütük olma isteği anlayamadım..
Yazıklar olsun.Sen kimsin ki;
Enes b. Mâlik(r.a.)dan rivayet edildiğine göre;: “Efendimiz (s.a.v.) pazartesi günü peygamber olarak görevlendirilmiş,salı günü ise Hz Ali ile birlikte namaz kılmıstır.”
Hz Ali’nin ifade ettiğine göre O günden sonra bir daha Aleyhisselâtü Vesselam Efendimizin yanından,emir ve yasaklarından ne kalben nede fiilen hiç ayrılmamıştır. “Bir deve yavrusu nasıl annesinin ardından ayrılmadan sürekli annesini takip ediyorsa ben de Efendimiz’i(s.a.v.) annesini takip eden bir çocuk gibi hayatım boyunca takip ettim.”buyuran bir insanı karalamaya kalkarsın?
Senin çapın ne ki;”
10 yaşında İslâm ile şereflenen, Hz. Hatice annemizden hemen sonra İslâm’a girmiş, “çocuklardan ilk Müslüman olan kişi” vasfını kazanmış bir insana kin kusarsın!
Senin haddinmidir ki;
Mekke ve Medîne devirlerinde her an Efendimiz’in yanında olan, Hicret esnâsında Efendimiz’in yatağında bekleyerek müşrikleri oyalayıp Efendimiz’e zaman kazandıran,
Efendimizin bıraktığı emânetleri sahiplerine teslim ettikten sonra Kuba’da Efendimiz’e yetişen emanete ehil bir insanı yaftalarsın!
Senin nasıl bir akıl tutulması içerisindesin ki;
Hicret’in 5. ayında gerçekleştirilen Muâhât/Kardeşlik akdinde Efendimizin,kendilerine kardeş olarak seçtiği,bu seçilme iltifat ve lutuf karşısında duygulanıp;
“–Ben Allah’ın kulu, Rasûlullah’ın da kardeşiyim” diyerek sevinç gözyaşları döken tertemiz bir kalbe sahip insanı karalarsın!
Senin muhatabınmıki;
Efendimiz’in devamlı yanında bulunup bütün cihat hareketlerine katılan,Uhud’da ve Huneyn’de birçok yerinden yara alan,Bedir’de sancaktarlık yapan,Aynı zamanda keşif kolunun başına gecirilip,hâkim noktaları tesbit ederek Efendimiz’e bildiren,bu mevkîleri işgal ederek Bedir’de mühim bir savaş harekâtını başarıya ulaştıran, Bedir Gazâsı’nın başlamasından önce, Kureyşlilerle teke tek dövüşen üç kişiden biri olup bu dövüşte,hasmı olan Velid bin Muğire’yi tek kılıç darbesi ile öldüren bir yiğidi bir kahramanı yok sayarsın!.
Sen hangi mantığın hizmetindesin ki;”
Hicretin ikinci senesinde Efendimizin gözbebeği Fatımasıyla evlenen,son derece saygı ve sevgi ile hareket edip,bir kez bu noktada ne eşini nede eşinin babasını (Aleyhisselâtü Vesselam Efendimizi) üzmeyen,Efendimize evlat olmuş bir damadı karalarsın..
Sen madde kullanmış akıl vicdan bulanıklığı mı yaşıyorsun ki;Efendimizin “Cennet reyhanlarım” buyurup,öpmelere koklamalara doyamadıkları Hasan ve Hüseyin Efendilerimize dil uzatırsın!
Sanada,yazdıklarını çizdiklerini okuyup bir satırla sana haddini bildirmeyenlere de yazıklar olsun..
Çok şükür ki Milli Çözüm var.
Namerdin dilini boğazına kaçırıp nefessiz bırakan,herkesin haddini bildiren yazılar yazıp tarafını net bir şekilde belli eden yazılar makaleler şiirler var.
Milli Çözüm olmasa,ayarsızın ayarını,hudutsuzun haddini ortaya koyan mı var?
Çok şükür ki Milli Çözüm var!..

Ahmet Hoca yine haklı çıktı!
Ne mutlu münafıkları deşifre edip, halkı uyandırana!
Allah razı olsun hocam…

KİNİNLE VE ÖFKENLE GEBER!
Sorumsuz, onursuz ve huysuz kişinin Hz. ALİ ve Ehl-i Beyt küstahlığı Allah’a ve Peygambere olan kin ve öfkesindendir!
Sorumsuz, onursuz ve huysuz kişi AKP’nin günahlarına Erbakan Hoca’yı ortak etmek isteyerek Milli Görüş ve Erbakan düşmanlığı yapmıştı.
Erbakan Hocamızın “AKP’nin Günahlarına Beni Ortak Yapmayın” dediği kişi tam da bu sorumsuz, onursuz ve huysuz kişidir.
“…Onların buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, göğüslerinde (gönüllerinde) gizli tuttukları (nefret ve hıyanetleri) ise, daha büyüktür…” (Âl-i İmran Suresi 118. Ayet)
“…De ki: ‘Kin ve öfkenizle geberin!’…” (Âl-i İmran Suresi 118. Ayet)

Yazıklar Olsun!
Ne laf, laf! Ne de diyen adam! Bu seviyesiz hırlamaların çıktığı odağa bakmaksızın susturan Milli Çözüm’den Allah razı olsun. Hz Ali’yi görse kaçacak delik arayanlar, bugün hakkı haykıracak kalmadı zannedip hırlasalar da Elhamdulillah! aynı Hz Ali (ra) gibi ağzının payını verecek müminler vardır. Dilerim Rabbim, mahşerde Hz Ali’nin önüne atar da cıyaklaması mahşer meydanını kaldırır! Zira dünya tarafını Milli Çözüm halletti çok şükür…

Rahmanilerin safında yer almak varken ; şeytanilere niye teslim olunur ki?!! Cevap : Kur’andan yüz çevirmekten ötürü….
Biz Hakkın hatırını, halk keyfine satmayız
Ahd vermişiz Allah’a, biat bağın atmayız
Çünkü tevhid ehliyiz, imana şirk katmayız
Ucuz uyuz kahraman, dönek soysuzlara yuh…
(MİLLİ ÇÖZÜM)

Milli Görüş’ün ( günümüzdeki ismiyle Milli Çözüm’ün) kimyasına sahip olamayanlar ; Her daim Hakkı üstün tutamayanlar – her şart ve durumda Maneviyatçı olamayanlar – Samimiyetle ihlas ve ihsanla Nefis terbiyesi yapamayanlar , Milli Çözüm’ün FİZİĞİNİ ; Hidayeti – Feraseti – Dirayeti elde edemezler..
Hz Ali ‘ye – Hz Hasan ve Hz Hüseyin Efendilerimize bunca alçakça cümleleri sarfedenler SİYONİZME UŞAK OLMAKTAN VE NEMALANDIKLARI HALLERİNDEN MEMNUN OLDUKLARINI ve güç kuvvet sahibi ŞEYTANİLERİ gördüklerinin ispatıdır… Çünkü Peygamber Efendimiz s.a.v. ‘in torunları ve Hz Ali için onca sahih hadislerine rağmen böylesi alçaklığı bir insan nasıl yapabilir bunun tek cevabı var ; bu Sorumsuz, Onursuz ve Huysuz Kişi bir zamanlar Milli Görüşçü Erbakancı geçinirdi… Ta ki Erbakan Hoca bunu ve avenesini adam yerine koymadığı görev vermedi diye ayrıldığı güne kadar… İman ehli olan biri Milli Görüş’ün Erbakan Hocanın HAKKIN VE ASRIN SAHİBİ olduğuna inanan biri bu tür dünyalık heveslerle Hakk bildiği davayı bırakır da , İşbirlikçi Gömleğini giymişlerle beraber olur mu?!!!! Olmaz tabi… Oluyorsa demek ki ; ya davaya inanmamış ya da inanmış görünüp makama mevkiye dünyevi menfaatlere tapmış zavallının tekidir… Rabbim sonumuzu hayreylesin aynı tehlikeler hepimiz için devam etmekte çünkü imtihan devam ediyor…

Muhterem Üstadımız Ahmet Akgül Hocamızın ifadeleriyle : Şeytanın insanların ayağını kaydırma yöntemlerinden birisinin de; Şeytanın insanları kötülüğe çağırmada kullandığı yöntemlerden biri ise “iyiyi kötü, kötüyü de iyi göstererek insanları aldatmak” hilesidir. Şeytan doğru yolda olduklarına ikna etmek için insanlara çok çeşitli ve çok fazla sayıda sahte delil öne sürmektedir. Bu deliller, o kadar detaylandırılmış ve o kadar kurnazca mantıklarla süslenmiştir ki, iman gözüyle bakmayan kimseler kolaylıkla şeytanın tuzağına takılabilir. Şeytanın öne sürdüğü delilleri adeta bir gerçek gibi kabul eder ve tavırlarını, kendilerini inandırdıkları bu sahte gerçekler doğrultusunda şekillendirirler.
Bu şeytani tuzak ve tutsaklıklardan korunup kurtulmanın en etkili çaresi de, SAĞLAM BİR REHBER VE BİLGE ŞAHSİYETİN terbiyesine girmektir. Günümüzde bu özelliğe sahip hareket MİLLİ ÇÖZÜM’dür… 20 yıllık Milli Çözüm’ün yayınları tüm makaleleri şiirleri konferansları tv ve radyo proğramları ortada… Kendisine Kur’an’ı Sünneti ve Aziz Erbakan Hocamızın öğütlerini öğretilerini müjdelerini esas aldığı için hep isabet ettirmiş ve ettirmektedir… Milli Çözüm’e ve Hassaten Üstadımız Ahmet Akgül Hocamıza minnettarlığımı arzeder şükranlarımı sunarım. İyi ki varsınız..

[u][b]ZUHRUF SURESİ 36.37.AYETLER[/b][/u]
“(Artık) Her kim Rahman’ın Zikrini (Kur’an-ı Kerim’i) görmezden gelir, (yüz çevirip başka şeylere) yönelirse, Biz, (insan suretli bilgiç sanılan) bir şeytanı ona musallat kılarız, (üzerine kabuk gibi sardırıp bağlatırız ve onun kötü emellerine kendisini uşak yaparız.) Artık bu (şeytan), onun yakını (yoldaşı ve kaptanı)dır. Gerçekten bunlar (şeytanlaşmış insanlar), onları (Hakk) yoldan alıkoyup (bâtılın ve barbarlığın peşine takmaktadırlar). Bunlara (aldananlar) ise, (hâlâ) kendilerinin, gerçekten hidayete erdiklerini (en doğru ve hayırlı yönde yürüdüklerini) sanmaktadırlar.”
( [url]www.mealikerim.com[/url])

Tam bir münafık zırto..
Buradan açık çağrı ; bu yazıları yazan elazizci geçkil
soyadlı kişi, hz Ali ve peygamberimizin torunlarına açıkça hakaret ederek, Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine hz Ali ve peygamberimizin torunlarına çirkin iftiralar atarak halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmektedir.

Kalbimizi mühürleme Allah’ım
İşte Allah, (gerçeği) bilmeyenlerin (yani; İslam’a, aklına ve vicdanına göre hareket etmeyen cahillerin) kalbini böyle mühürleyip (hidayetlerini karartmaktadır).” (Rum: 59)

YEMSİZ KALMIŞLARIN KOKUŞMUŞLUĞU
Elazığ’ın böylesine kokuşmuş bir zevatla anılması öncelikle Elazığlıları ve medya kanadını üzen bir durumdur. Yazını okuduktan sonra yazıklar olsun bu nasipsizlere demekten başka birşey aklıma gelmedi. Bunlar ne Milli Görüşçü, nede Erbakan bağlıları olamazlar. Bunlar olsa olsa, çamura batmış ve karanlıklarda ne nemalanabilirim diye beklenti içerisinde olan zavallı bir güruhtan başka birşey olamazlar. Hz.Ali,Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin efendilerimize dil uzatacak kadar alçaklabilen bu şeytan kafalı zavallıların, bu yaptıklarıyla hem Milli Görüşe, hem Merhum Erbakan’a hemde tüm ümmete zarar vermeyi amaçladıkları aşikârdır. Yıllarca Akp ve Erdoğan yalakalığı yapan, yereldede Akp belediye başkanlarının sözcülüğünü üstlenen bu bukalemun tipler, anlaşılan oki, kendilerine biçilen rolü çok güzel oynamakta ve iblis’e taşeronluğu eksiksiz yerine getirmektedirler. Yıllarca Akp ve Erdoğan’ın tüm ihanet ve günahlarına, Merhum Erbakan’ı ortak etmek için her türlü iftira haberlerle ve yazılarla, insanların kafasını bulandırmaya çalışan bu soysuzlara elbetteki en güzel ve gerekli cevabı Milli Çözüm vermiş bulunuyor. Bu vesile ile Sayın yazar başta olmak üzere, tüm Milli Çözüm kadrosunu tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.

İyi ki Milli Çözüm var Münafığın hakkını avucuna bırakıyor.
YAZIKLAR OLSUN!

Ağzını açınca, deşilir lağım
Fare kunduz desem, kunduz utanır!
Bu ne rezil itham, duydu kulağım
Kafan topuz vursam, topuz utanır
Sana domuz demem, domuz utanır!

Durma kus içini, nifakın haykır
Ey nursuz suratlı, ey moruk aygır
Masonlara maşa, Şeytana cazgır
Sana kuduz desem, kuduz utanır
Kalkıp domuz demem, domuz utanır!

Pisliğin arıtmaz, denizler göller
Cesedin saklamaz, ovalar çöller
Seninle utanır, kız oğlan döller
Cenazen taşımaz, omuz utanır
Sana domuz demem, domuz utanır!

Şeytani Rahmani, ateşle barut
Düşman saflardadır, Talut’la Calut
Çağdaş “Bel’am”, sanma; Harut’la Marut
Buna sığır desem, camus utanır
Tutup domuz demem, domuz utanır!

Aklın fikrin bozuk, kanalın bozuk
Sıfatın suratın, analın bozuk
Marazlı mantığın, sanalın bozuk
Kireç kuyya atsam, havuz utanır
Sana domuz demem, domuz utanır!

Üç beş dinsiz; adam, yerine korlar
Azıtmış bu zındık, sınırı zorlar
Dinime sataşır, Milleti horlar
Atamız Alparslan, Yavuz utanır
Sana domuz demem, domuz utanır!

Belki de müstahak, oluyor bu halk
Hakkı söyleyene, vermiyor kulak
Bu ne uyuşukluk, uyan da bir kalk
Sana uyuz desem, uyuz utanır
Ona domuz demem, domuz utanır!

Soysuza donsuza, saygın var madem
Mü’mine de hürmet, ettirir erdem
Küfre izin vermez, ki hayâ perdem
İçi geçmiş desem, karpuz utanır
Sana domuz demem, domuz utanır!

İyi ki Milli Çözüm var; Münafığın hakkını avucuna bırakıyor.
İyi ki Milli Çözüm var; Prof. Münafığı deşifre edip samimi Müslümanı tuzaklarından kurtarıyor.
İyi ki Milli Çözüm var; Hakkı karalamak isteyen alçağın umudunu boğazında düğümlüyor.
İyi ki Milli Çözüm var; Erbakan Hocamıza atılan her iftiraya cevap veriyor.
İyi ki Milli Çözüm var; Gayretiyle, Ferasetiyle, Bilgeliğiyle, maneviyatıyla “Milli Görüşü” temsil edip günümüzde Aziz Erbakan Hocamızın söyleyeceği sözü söylüyor.

İyi ki Milli Çözüm var; Muaflıklarla antrenman yapıp gelişmemizi, şeytanın şaheseri Siyonizm’le mücadele, cihat etme yolunu açıp en büyük şereflere nail olmamızı sağlıyor.

Siyonizm’e ve münafıklara rağmen ERBAKAN ölmedi/üzerine beton çekilemedi “Milli Çözüm sayesinde” her an varlığı (kurtuluş projeleri, öğretileri, öncelikleri, müjdeleriyle) dip diri durmakta.

NUR SURESİNİN IŞIĞINDA
IFK hadisesiyle Ehli Beyti suçlayan Elazizci bu müfteri elbette Allah (cc)nın dünya ve ahiret gazabını hak etmişti. Bu ifk hadisesiyle inen ayette bu iftiraya maruz kalanlar için “O iftira olayını kötü zannedenlere kuvvet ve metanet verecek “üzülmeyin” telkini vardır.
Nur Suresi 11- 17 ayetlerinde;
“11-(Hz. Peygamberin eşine -Hz. Aiyşe’ye- yönelik) Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla ve ağır (zina iftirasıyla yanınıza) gelenler, kendi içinizden (zahiren sizinle birlikte hareket eden) bir ekiptir; (ama) siz onu (iftira olayını) kendiniz için (kötü) bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. (Çünkü bu tavırları, münafıkların tanınmasına ve ayrışmasına vesile olacaktır.) Onlardan her bir kişi kazandığı günahın cezasını çekecektir. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenen (o çirkin yalanı uyduruveren) ise daha ağır bir azabı hak etmiştir.
12-Ne olurdu, onu (masum bir kadın ve erkeğe iftira suçunu) işittikleri zaman, erkek mü’minler ile kadın mü’minlerin kendi nefisleri (vicdanları) adına hayırlı bir zanda bulunup: “Bu, açıkça uydurulmuş iftira ve yalandır” deselerdi ya!.. (Böyle davranmaları gerekmez miydi?
13-(Bu asılsız ve kasıtlı ithamları ortaya atanlar) Şayet (haklı iseler, iddialarını ispatlamak için) buna karşı dört şahit getirselerdi ya… (Ancak bu) Şahitleri getiremediklerine göre, artık onlar Allah katında (alçak) yalancıların ta kendileridir.
14-Eğer Allah’ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizdeki (sonsuz) fazlu inayeti ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan (ve bu iftiralara sessiz ve tepkisiz kalmaktan) dolayı size büyük bir azap dokunuverirdi.15-Çünkü o durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle (birbirilerinize) aktardınız ve hakkında (kesin belgeniz ve) bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söyleyip yaydınız ve bunu (masum bir kadının namus ve onurunu karalamayı ve Hz. Resulüllah’ın ailesine hakarette bulunmayı) kolay (ve basit bir şey) sandınız; oysa o Allah katında çok büyük (bir vebaldir).16-Şayet onu işittiğiniz zaman: “Bu konuda söz söylemek (ve münafık iftiracıları haklı görmek) bize yakışmaz. (Allah’ım) Sen Yücesin; (hâşâ!) bu, büyük bir iftiradır” demeniz gerekmez miydi.
17-Eğer (gerçekten) iman edenlerden iseniz, bunun gibisine (Peygamberin namusuna, Hakk dava elçilerinin ve masum kişilerin onuruna yönelik asılsız iddialar karşısında tepkisizliğe) bir daha dönmemeniz için Allah size öğüt vermektedir.”
İşte;Allah’ın imtihan içerikli film kurgusu olan bu hadise;
Hâtemü’n Nebiyyîn olan Efendimiz’in kıyamete kadar en güzel örnek olması hasebiyle her durumla bilinen bilinmeyen binlerce değişik hikmetle imtihana maruz kalması hakikati vardır. Bunun yanında;
A)Bu olayın inmesi ezelde takdir edilmiş ayete nüzul sebebi teşkil ettiği..
B) İftira olayının Allah (cc) imtihan şekillerinden biri olduğu.
C) Gelecek ümmetlerin böyle durumlarla karşılaştıklarında göstermeleri gereken tutumların nasıl olması gerektiğine..
D)Hele peygamber ailesine iftiranın büyük vebal olduğu ve bu tür hadiselerde zannın çok büyük günahı teşkil ettiği. vs.
E) Sadık sahabelerin tavırlarının, peygamber ve onun Ezvaci Tahiratını aklama gayretlerini ve yöntemlerini. Daha belki onlarca hikmeti sayılabilir.
Geçmişte yaşanmış, ayetleşmiş bu hadisenin günümüzdeki hikmetlerinden bazıları ise;
1- Asrın mü’min zannedilen münafıklarının kendi ayarlarını ortaya dökmesi.
2- Bu iftirayı atan şahsın bu tavrına sessiz kalarak, ya da Kur’an hakikatini haykırarak bu imtihanda, “Ya dili Kur’an, ya da dilsiz Şeytan” olarak imtihanı kazanma ve kaybetme gerçeği…
3- Her dönemde Hak dava Lideri, yakınları ve mü’ minlerin böylesi iftiralarla imtihan olabilecekleri.
4- Çevrelerindekilerin bu duruma karşı tavırları.
NOT: Aziz Erbakan Hocamıza atılan mal varlığı ile ilgili iftiralara malesef en yakınları dahi sessiz kalırken…
Hakikatin dili olarak Aziz Hocamıza sadece Milli Çözüm sahip çıkmıştı.
Şimdi de Hz. Ali ve Ehli Beyte atılan bu iftirayı bazı ferdi bir kaç çıkış haricinde belgeleriyle ortaya koyan yine Milli Çözümdü…
Bir dostumuzun samimi iltifatıyla; “Hz. Peygamber bu gün yaşasaydı, hakkıyla yine Siz Milli Çözümcüler ona sahip çıkma gayreti gösterirdiniz. Çünkü peygamber davasının bu asırdaki temsilcisi Aziz Erbakan Hocamıza ve davasına atılan iftiralara bir karşılık beklemeden sadece siz cevap verdiniz.”
Şimdi diğer önemli konu ise, Fatih Altaylı’nın “Adnan Oktar’ın gece evinden çıkarken gördüm dediği” zatın kimliği, kişiliği, ahlaki ayarı, ve Adnan Oktar’la işbirliği iddiası ve bazı kaynakların idiaslarına göre de ağlarına düşürdükleri ” çok önemli isimlerin olduğu”y du.
Bu konuya da elbette töhmet altında olanlar ve çevreleri hukuki yollar dahil cevap vereceklerdi. Herkes de haklı olarak bekliyordu!..

Bir İlim Üzerine Sapmak!..
“Şimdi Sen, kendi (nefsi) hevâsını ilah edinip (bencil tutkularına, boş gurur ve kuruntularına tapınmaya başlamış) kimseyi görmez misin? Ki Allah da onu bir ilim üzere saptırmış, (yani bazı bilgi ve becerilerine kibirlenerek, onları yanlış tefsir ve tatbik ederek ve kendisini herkesten üstün görerek azıtmış olduğundan Cenab-ı Hakk) kulağına ve kalbine mühür basmış, (böylece nasihat dinlemez ve İlahi hükümleri kabullenmez şekilde hidayeti kararmış) ve gözleri üstüne bir perde asılmış, (bu yüzden gerçekleri göremez şekilde feraseti alınmış kimselerin sapkınlığını ve azgınlığını fark edip sakınmanız gereken kişileri artık bilmelisiniz!) Şimdi Allah’tan sonra, kim ona hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?”
Vasiye Suresi 23

“Her kim kendisine ‘dosdoğru yol’ apaçık belli olduktan (hidayet ve hakikati bilip tanıdıktan, Hakk ile Bâtıl’ın farkına ve şuuruna vardıktan) sonra, (dünyalık makam ve menfaat hırsıyla) Elçiye (Peygambere ve Hakk dava rehberine) muhalefet edip (haklı ve hayırlı hareketten ayrılırsa) ve mü’minlerin yolundan başka bir yola (Siyonist ve Haçlı İttifakına ve şeytani kurallarına) uyarsa, onu dönüp gittiği yanda (şerli ortam ve ortaklıkta) bırakırız (bu hıyanet ve hakaretinden dolayı tekrar Hakka ve hidayet yoluna dönmesine fırsat tanımayız ve hidayetini karartırız) ve (ahirette de) cehenneme sokarız. O ne kötü ve sürekli bir (zindan) karargâhıdır! [Not: İmam-ı Şafii: “Bu ayet, ‘icma’ya ve Hakk hâkim olsun diye ortaya çıkan oluşuma bağlı kalmayı gerekli sayan en önemli ayetlerin başındadır” buyurmaktadır. Bak: Razi. Cilt: 11 Sh: 43]”
Nisa Suresi 115

Ehli Beyt’e Düşmanlık Hz Peygamber (sav) e düşmanlıktır..
Hz İmam Aliye, Sahabe – i Kiram’a karşı 1500 sene sonrasından oturduğu yerden kafasına göre hakaret ve iftira kusan bir insanın bilinçaltında aslında Hz Peygamber düşmanlığı da yatmaktadır… Hz Resulüllaha karşı derin bir muhabbet ve sadakat besleyen bir insan, asla Hz Peygamberin en sadık takipçisine karşı düşmanlık besleyemez…

♦️Böylesi bayağı bir iddiayı yazan yaratığın sözde Milli Görüşçü kisvesi altında Aziz Erbakan Hocamıza karşı da derin bir düşmanlık beslediği hikmet ehli zatlar tarafından kolayca hissedilmektedir.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
14
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...