YAKINDA BELANI BULACAKSIN SEN…
En sonunda herkes, layıkın bulur
Tel tel saçlarını, yolacaksın sen…
Gözaçık geçinen, kayıkın bulur
Amma bir girdaba, dalacaksın sen…
Siyonist güçlere, yakan kaptırdın
Bunca yıl baş olup, cakanı sattın
İlahi intikamı, şaka mı sandın
İnkılâba şaşıp, kalacaksın sen…
Pisliğe bulaştın, nerde paklandın
Oy alınca sandın, kirden aklandın
Türlü mel’anetin, örtüp sakladın
Hep fısku fücurla, dolacaksın sen…
Çaldığın minare, kılıfa sığmaz
Vicdanı olanlar, haram mal yığmaz
Hainler gafiller, günahtan bıkmaz
Nerye kadar maval, çalacaksın sen…
Siyonist Yahudi, senaryo örmüş
Böyle münafıklık, tarih az görmüş
Gafiller sezmiyor, kalp gözü körmüş
Vicdanen kararıp, solacaksın sen…
Önce Hak davadan, kaçıp cayıyor
Faiz fuhuş kumar, mübah sayıyor
Adım adım zulme, küfre kayıyor
Haramı helâl mi, kılacaksın sen…
Yuların uzatır, ama unutmaz
Allah aldatılmaz, hâşâ kül yutmaz
Yalama olmuşsun, bu dikiş tutmaz
Bin pişman perişan, olacaksın sen…
Güvenme alkışa, oya orana
Suni toz dumana, tipi borana
Ruhunu çürüten, gizli korona
Yüzünden zehrini, salacaksın sen…
BOP’a eşbaşkanlar, Siyona uşak
Bu kara silinmez, ta dokuz kuşak
Uçurumdan önce, işte son kavşak
Yakında belânı, bulacaksın sen…
Hidayet dirayet, Allah vergisi
İlim irfan zikir, cennet nergisi
Bak Hak söyler Milli, Çözüm Dergisi
Bunca hıyanetle, n’olacaksın sen…
Kimse kurtaramaz, kendi kendini
Bir sefer Siyona, boyun eğdimi
Şimdi makam çıkar, için değdi mi?
Yaşamdan, canından, yılacaksın sen…

Şanı Zalim, Hatırası Zulüm, Sonu Çukur..
Irak savaşı sırasında Bop eşbaşkanı sıfatıyla görev yaparken, Iraklı tecavüze uğrayan Nur bacının ümmete seslenerek “yardıma gelin, karnımızdaki amerikan piçleriyle birlikte bizleri de öldürün” diye yalvardığı günlerde “kahraman Abd askerlerinin sağ salim, en az zayiatla evlerine dönmeleri için dua ediyorum” diyen ruhunu şeytana satmış çukurların akıbeti elbette ki zulmün yanında saf tutanların ve gücü hak sebebi sananların akıbetiyle aynı olacaktır. El Kahhar imhal eder ancak ihmal etmedi.
Muhterem Erbakan Hocamız bu çukur şahsiyetlerin yed ceddi, yetmişbin sene, kabede namaz kılsa bu vebalin altından kalkamaz buyurmuşlardır.
Ve şair ne de güzel dokumuştur satırları:
BOP’a eşbaşkanlar, Siyona uşak
Bu kara silinmez, ta dokuz kuşak
Uçurumdan önce, işte son kavşak
Yakında belânı, bulacaksın sen…
Son pişmanlık fayda etmez
Sahtekar tavırlarla bugüne kadar halkı oyalayıp, en önemli özelliği sayılan hususların bile yalan ve düzmece olduğu ortaya çıkınca dudağı ısırmak fayda vermez. Aziz Erbakan Hocamızın “Toprak ayağımızın altından kayıyor” diye defalarca yaptığı uyarıları hafife alıp, siyon ile iş tutanların son pişmanlıkları ancak kepazeliklerini perçinleyen ve kendilerine faydası olmayan bir halden öteye geçemeyecektir. Çünkü o halde bile yakayı sıyırmanın yollarını arayacak olan bu zihniyetin mensuplarının toprağın üstünde ya da altında olmaları Cenabı Hakkın adaletinin tecellisine mani olabilecek bir kudreti olamaz. Mevlam bu kafalara benzemekten, içinde bulundukları halleri imrenmekten bizleri muhafaza buyurusun. Amin.
Su…
Ne diyor mısrada;
“…Böyle münafıklık, tarih az görmüş…”
Vicdanları serinleten bir temiz SU gibisiniz…
Cenab-ı Hakk razı ola; vallahi rahatladık sayenizde.
ACI VE ALÇALTICI AKIBETİN HELESİ VE İLAHİ ADALETİN SİLLESİ SENİN İÇİN!
EY İNSANLARDAN ÖYLESİ…
EY KAHPE HAİNLİĞİN KALESİ…
EY MÜNAFIKÇA SÖZLERİN HİLESİ…
EY KANCIK DÜŞMANLIĞIN BÖYLESİ…
EY SİYONST ŞEYTANLARIN KÖLESİ…
ACI VE ALÇALTICI AKIBETİN HELESİ VE İLAHİ ADALETİN SİLLESİ YAKINDIR!
GÖRECEKSİN SEN!
Bunca zulme sen sebep oldun!
Abd Ab ye sen teker oldun !
Hava atmakta eşin olamaz asla!
Havan söndü Ayasofya kurtaramaz ya…
Münafıklıkta asla eşin bulunmaz ,
Kafire yakınsın ,Mü’min ırak !
Irak ,Suriye ,Libya hep oldu bitap…
Bunca vebal sana sorulmaz sandın!
Hey hat Hocam’ım dibinde idin!
Hep ihanet ettin ,O’na yakın göründün.
Yanar döner olmak neymiş görürsün,
Cehennemin dibine gireceksin sen !