YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69ccbe82cceb4
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 1 3
Bugün : 11664
Dün : 56731
Bu ay : 11664
Geçen ay : 1803365
Toplam : 52156722
IP'niz : 216.73.216.63

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

"Son dönemler de; "Türk" sıfatını taşıyan marazlı medyada ciddi bir "Siyonist-Kürtçülük" eğiliminin ağır bastığını gözlemliyoruz. Kaleye "Türk" bayrağı asıp; içeride İngiliz mallarının satıldığı Sevr günleri misali; birilerinin "Türk" sözcüğünü afyon niyetine kullandıklarını biliyoruz. Toplumu dejenere etmek ve dönüştürmek için medyaya; "entelektüelleri" dönüştürmek ve güdümlü hale getirmek için "kiralık bilge adamlara" ihtiyaç duyanların telaşını CNN Türk, Zaman ve Haber Türk örneklerinden anlıyoruz.

Toplumun üzerinde hakim tepelere yerleştirilen medyatik güçler; istedikleri zaman kavramları, kişileri ve hareketleri bombardımana tutup; toplumun algılama ve tavır alma yetenekleri üzerinde katliam derecesine varacak zararlar verebiliyor.

 

 Bu ülkenin psikolojik harbe karşı psikolojik harple karşılık vermesi gereken MGK gibi kurumları ise; sözde sivilleşirken, maalesef diğer devletlerin askeri doktrinlerinin ve NATO'nun siyonist hedeflerinin daha fazla etkisine girmek için adeta yarışıyorlar.

  Her dönüşüm döneminin; bu kiralık adamlara ve medya sihirbazlarına ihtiyacı vardır. Bu medya sihirbazları toplumsal algılamayı, ‘'kiralık üstad'' lar ise ‘'entelektüel algılamayı'' dönüştürürler. Küresel güçler bu dinamiklerin farkına vardıklarından; dönüşüm sürecini başlatmadan önce bu zeminleri ve kişileri hazırlar.

  Özal dönemi; Türkiye'nin dönüşüm safhasının birinci perdesidir ve bu dönemin medyatik zemini; sabah gazetesidir. Sabah gazetesi; Türkiye'deki ekonomik ve sosyal alt yapının ‘'liberalizm'' adına çözülmesinde ciddi bir rol üstlenmiş ve rolünü yerine getirmesinin ardından limana çekilmiştir.

   Özal döneminin; ‘'entelektüel'' çözücüsü ise Mehmet Barlas'tır. Bu isim; zamanla diğerleri arasından sıyrılarak; toplumun ‘'tabularını kırma'' adına, yeni düzenin entelektüel zeminini hazırlamıştır. Bu gün boğazı seyrettiği yalısı, işte o günlerdeki hizmetinin hediyesi ve hatırasıdır.

   Bazen Özal'a, bazen de Atatürk'e benzetilen (ki Özal'da Atatürk'e benzetilmişti) Recep Tayyib Erdoğan ise, Türkiye'deki ikinci makro değişim sürecinde başa geçirilmiştir. Görevini, bazı aksamalara ve yetersizliklerine rağmen, çevresindeki kadroların da desteği ile başarı ile yürütmektedir.

İşte bu yeni sürecin "sabah"ı ise Aydın Doğan ve Doğan Medya grubudur. Türk Milleti ile dalga geçercesine, slogan olarak "Türkiye Türklerindir" ibaresini kullanan Hürriyet gazetesi ile birlikte "AB hayalperestliğini" toplumun baş uğraşı ve küresel güçlerin şeytani projesini de "Türkiye'nin medeniyet yarışı" haline getirmede çok etkili bir rol üstlenmiştir. Aydın Doğan'ın; bayilikten bu günlere gelmesi ile Dinç Bilgin'in Sabah'ın yükseliş sürecinde izlediği yol bu açıdan büyük benzerlikler göstermiştir.

Erdoğan döneminin ‘'entelektüel dönüştürücüsü" ise, Taha Akyol'dur. Taha Akyol; Milliyetçilikle "küreselciliği", Siyonistlerin Yeni Dünya Düzeni ve ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi ile uyumlu hale getirip, kamuoyunun önüne "demokratikleşme" olarak sunmak açısından paha biçilmez bir kişidir.

İşte bu zata; Kuzey Irak'ta Türkmenlere yönelik katliamların doruğa ulaştığı bir dönemde, Türkmenlerle ilgili bir belgesel ulaşıyor. Daha sonra SKY Türk ve TGRT de yayınlanan ve Vedat Yenerer tarafından hazırlanan belgesel; Kuzey Irak'ta Türkmenlerin akıbetini tarihsel bir bakış açısı ile alıyor ve Türkmenlere yönelik bu güne kadar girişilen katliamları belgeliyordu.

Bu belgesel Taha Akyol tarafından; "Bu ülkede yaşayan Kürt vatandaşlarımızı kızdıracağı ve toplumsal huzuru bozacağı" gerekçesi ile yayınlanmıyor!

Taha Akyol'un "toplumsal huzurun" bozulmaması adına, Kuzey Irak'taki Türkmenler lehine olan bir yayını engellemesi, Türkiye'de medyanın geldiği durumu gözler önüne seriyor.

Son günlerde; Türkiye deki medya'nın; Ortadoğu'daki Kürdistan projesi çerçevesinde gittikçe "Siyonist-Kürtçü" odakların eline geçtiği gözleniyor. Entellektüelleşmekten belindeki silahın ağırlığını unutan kadroların seyirciliğinde; Kuzey Irak'taki değişimlerle ülkemizdeki değişimler paralel gidiyor.

Medyada diğer bir vaka ise Zaman gazetesinde yaşanıyor.

İsrail Büyükelçiliği Personeli'nin (siz bunu MOSSAD olarak okuyun) sürekli yaptığı ziyaretler meyve vermiş olmalı ki; zaman gazetesinde son zamanlarda Kerkük ve Türkmenlerle ilgili haberler ve yazılar yayınlanmıyor, Kerkük ve Türkmenlerle ilgili yazı yazanların haberleri ve köşeleri gazete tarafından görülmüyor; en azından Siyonist-Kürtçülük idealine hizmet etmediği sürece yazılmıyor.

Ve tabi bir diğer toplumsal dönüştürücü olarak Haber Türk…

Ufuk Güldemir'in Levent'teki villasına sürekli ziyaret eden ABD Başkonsolosluğu elemanları ve hatta Ufuk Güldemir'in evinde kalan Beyaz saray görevlileri; bizden daha iyi biliyorlardır Haber Türk'ün nasıl kurulduğunu.

Tabi bu durumda; Tayyip Erdoğan ve hükümetinin Haber Türk ekranlarında Korkut Özal'ı yerleştirdiğini görüyoruz. Korkut Özal'ın o çok "değerli" görüşlerini bir "entelektüel" edası ile anlatışına katlanabiliyorsanız biraz izleyin. Bu programın; Tayyip Erdoğan'ın baskısı ile Yaşar Nuri Öztürk'ün programının kaldırılmasından hemen sonra başlaması tesadüf değil. Keza; TRT'nin yayınlarını çalan Haber Türk'ün üzerine gidilmemesi de.

Acaba Haber "Türk" Korkut Özal'ı ekranlarına çıkarmak için bir yerlerden yeni bir cep harçlığı mı aldı? Sorusu da akıllarımıza düşmüyor değil!  Acaba bunun için bu ülkede Haber Türk'e 70-80 bin dolar vermiş bir vakıf var mıdır?

Bilinmez. Burası Türkiye; bütün pazarlıkların "Türk" lük ve "dürüstlük" tabelası altında sürdürüle geldiği; saf saf izleyen kitlelere, "biz Türk milletiyiz… İç işlerimize müdahale ettirmeyiz!" demeçlerinin verildiği bir ülke.

Elimize ulaşan fakat doğruluğundan %100 emin olmadığımız bazı bilgi ve bulguları; sizin de kendi kaynaklarınızdan araştırıp, teyit etmeniz için dikkatinize sunmak istiyoruz:

Alaattin Çakıcı krizi patlamadan; Nazlı Ilıcak'ın Alaattin Çakıcı ile yalısında özel bir görüşme yaptığını ve bu görüşmenin içeriğinin, daha sonra kamuoyuna yansıyan olayların sebeplerini de bünyesinde barındırdığını duyuyoruz!…

Hükümetin; Kuzey Irak'lı Kürt'lerin başkent olarak gördükleri Süleymaniye'ye konsolosluk açmaya kalktığı ve bu girişimin Genelkurmay tarafından engellendiği… Ve gönlü alınmak üzere Barzani'nin Türkiye'ye çağrılıp ağırlandığını anlıyoruz… Ve daha çok muhtemel ve ciddi bir krizi atlatmak ve toplumu suni gündemlerle oyalamak için, AKP'nin parçalanmaya çalışıldığını… Sömürü sistemini kurtarmak ve Milli bir değişime engel olmak için buna mecbur kalındığını; ama ne hikmetse bir türlü başarılamadığını seziyoruz… Çünkü Milli Cephenin; bu hükümeti de, Siyonist hâkimiyeti de birlikte tasfiye edecek şartların olgunlaşmasını beklediğini tahmin ediyoruz!?

Öncelikle İngiltere, İsrail ve ABD büyükelçiliklerin AKP'yi ameliyat masasına yatırdıklarını görüyoruz. Bu üç büyükelçilik arasındaki işbirliği de ilginç. İngiltere; AKP'nin daha çok İslamcı ve Liberal kanadı üzerinde yoğunlaşırken; ABD ve İsrail özellikle "Kürtçü" kanat üzerinde yoğunlaşmış durumda. Bu büyükelçilikler doğrudan sondaj yaptıkları gibi; etki alanlarındaki isimler aracılığı ile de faaliyetlerini yoğunlaştırmış durumdalar.

Bir tarafta; Mehmet Dülger, peşinde olduğunu söylediği DYP-ANAP tandanslı 34 milletvekilini Demirel'e taşıyor, görüşmeler yapıyor.

Diğer yanda; ABD büyükelçiliği, Vahit Erdem üzerinden 52 ANAP tandanslı milletvekili üzerinde yoğunlaşıyor.

Nevzat Yalçıntaş'a el altından İngiliz büyükelçiliğindeki dostları ile koordineli şekilde, eski Milli Görüşçü 40 milletvekili ile sürekli buluşuyor…

Tufan Çömez; askeri cenahtan kuvvet komutanlarına yakın isimlere gidip; Melih Gökçek için ağız yokluyor. Melih Gökçek bu arada 21 milletvekili üzerinde çalışıyor.

Meclis dışından eski Cizre Belediye Başkanı Haşim Haşimi İsrail'in bilgisi ve desteği dâhilinde, 50'ye yakın Kürtçü milletvekilini yakın takibe almış bulunuyor.

Bir de; Haluk İpek ve Sadık Yakut gibi isimlerin çevresinde 28 MHP tandanslı milletvekilini toparlamaya çalıştığı gözleniyor.

Bu durumda; Kızılcahamam'da alal acele milletvekillerini toplayan ve hala güçlü olduğunu kanıtlamaya çalışan Tayyip Erdoğan'a kala, kala 80-90 milletvekili kalıyor.

Evet, tam bu sırada milletvekilleri Kızılcahamam'da toplanıp; gazı alınan bebekler gibi, tek, tek kucağa alınıp, dertlerine ve bakanlara karşı şikâyetlerine kulak asılıp kabine değişikliği hissi ve havası ile oyalanıp dışarıdan gelecek sondajlara karşı duyarlılıkları azaltılırken; olası bir bakanlık hülyası ile tekrar eski yerlerine oturtuluyor!.

Ve tabi, İlk erken seçimde; yerleri daha sadıkları ile değiştirilmek üzere!

  

 

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Osman ERAYDIN

Osman ERAYDIN

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...