Öldü diye Şeytan Şaron bayram ediyor… İsrail’in Adalet Bakanı olan Siyonist hızını alamayıp hakaretler yağdırıyor!
Bu zalim kâfirler için O’nun varlığı bile kabahatti… O, Arafat’tı…
O’nun sayesinde Siyonistler, Filistin halkını Kızılderililer gibi tarihten silmeyi başaramadı… Hayatını Filistinlilere adadı… Daha doğrusu O hayattı… O, Arafat’tı…
Elinde öyle bir imkânı ve fırsatı olduğu halde, ailesinden ve milletinden mahrum, karargâh denen karanlık odalarda, hasta ve ihtiyar haliyle bin bir zahmet ve sefalet içinde 42 ay hapis yattı… Çevresini kuşatan İsrail tanklarının ve keskin nişancıların her an ölüm tehdidi altında, susuz, uykusuz ve ışıksız geceler… Aşsız ve ilaçsız nice günler yaşadı… Ama halkını ve hak davasını bırakmadı… Varlığıyla düşmanlarının kalbine korku saldı, dostlarını rahatlattı… O, Arafat’tı…
O müminler için örnek ve umut, Siyonistler için bir afattı… O, Arafat’tı…
Akil ve asil tavrıyla Filistin için bir fırsattı… O, Arafat’tı…
Ucuz kahramanlık ve kolaycılıkların değil; uzun, onurlu ve kalıcı bir hesaplaşmanın adamıydı… Tek sermayesi sabır ve sebattı. O, Arafat’tı…
Kendi zulüm ve saldırılarına mazeret ve meşruiyet kazandırmak için; bizzat İsrail tarafından kurdurulan ve maalesef asıl kurtarıcı olarak sanılan bazı hareket ve şahsiyetlere rağmen, izlediği tutarlı tavırlar ve taktik manevralarla Filistin Davasını dünya gündemine taşımış ve haklılık kazandırmıştı… İşte bu yüzden Siyonist şeytanlar tarafından devamlı dışlanmaya ve suçlanmaya çalışılmış ve sonunda resmen kuşatılmıştı. Düşmanlarına karşı siyaset ve strateji uygularken, asla vazgeçmediği ve istismar etmediği özelliği, davasına sadakatti… O, Arafat’tı…
Dilencilik yaptırmak üzere, kolu bacağı çocukken yamuklaştırılmış kimseler gibi, beyinleri çarpıtılmış bazı İslamcı enteller, hıyanet ve işbirlikçilikle suçlayacak kadar edepsiz eleştiriler yöneltse de, O “İlgisiz ve bilgisizce levmeden gafillerin kınamasından korkup” Haklı ve hayırlı bildiği yoldan kaytarmayacak kadar akıllı ve oturaklı bir insan olarak kendisini tanıttı. O, Arafat’tı…
Milli Görüş Liderinin tespit ve tebrikiyle, “O, gerçek ve örnek bir İslam Mücahidiydi.” Bu ne şerefli bir sıfattı… O, Arafat’tı…
O, inancına sadık, davasına aşık bir insandı… O, hayatını ve rahatını, kutsal vatanının bağımsızlığına adamış bir Filistin fedaisi, bir Kudüs sevdalısıydı… Aradığı ve arzuladığı; ne şan ve şöhret, ne şatafattı… O, Arafat’tı…
Milli Gazete, ne güzel ve ne mükemmel yazmıştı:
Arafat
Bize iki şey hatırlatıyor bu isim. Biri maşeri bir içtima. Eteğinde Mekke gibi kutsal bir kenti taşıyan Arafat. Her yıl yaklaşık iki buçuk, üç milyon Müslüman’ı üzerinde toplayıp yeryüzünün en büyük içtimasına ev sahipliği ve şahitlik yapan seçilmiş mekân.
İkincisi Filistin. Dünya tarihinin kalbinin attığı mekân. Mirac’ın ve manevi inkılâbın ikinci basamağı olan Kudüs gibi ulvi bir mekânı, Mescid-i Aksa gibi yüce bir makamı içinde taşıyan Filistin.
Arafat ismi adeta Filistin’in yerine geçiyor günümüz insanlığının nezdinde.
Kim ne derse desin, Filistin Davası’nı ki, insanlığın en yüce davasıdır; hiçbir şarta satmayan, istismar etmeyen… Hatta arkasında hiç kimse kalmadığında “Küçük generallerim” dediği çocuklarla… Filistinli olan, hayatları da yürekleri kadar temiz olan yavrularla yürümesini bilen adam.
O, hepimizden daha Osmanlı. Babası Osmanlı’nın subaylarından Abdurrahman Bey.
Filistin, dünya tarihinin başladığı, aynı zamanda biteceği yer. Asıl adı Muhammed Abdulrauf Arafat el Kudva el Hüseyni olan Ebu Ammar lakaplı Arafat’ı gerektiğinde ihtiyar bir kadın kılığına girerek Siyonist işgale karşı direnişi başlatan insanlardan biri olarak tanıyoruz.
Siyonistlerin bütün hile ve tuzaklarına rağmen ömrüne iki önemli şey sığdırmayı başardı. Bunlardan birisi Filistin Kurtuluş Örgütü’nü kurarak, işgale karşı direnişe geçen gerilla örgütlerini bir çatı altında toplamak. İkincisi, tam bir devlet adamlığı dirayeti göstererek meşrep farkı gözetmeksizin bütün Filistinlilerin lideri olmak.
İmza attığı Oslo Antlaşması’nı O’nun aleyhine göstermeye çalışsalar bile; bu antlaşmadan sonra hayatta en çok arzuladığı şeye bir adım sonra kadar yaklaştı.24 Eylül 2001’de şanlı Filistin Devleti resmen ilan edilecekti ve hasret son bulacaktı.
Ama, hepimiz çok iyi biliyoruz ki; Siyonistler usta bir manevrayla 11 Eylül olaylarını kotarıp bu tarihi adımı akamete uğrattılar.
Arafat hiçbir şartta Filistin Davası’ndan dönmedi. Kendisini satın almak veya kiralamak isteyenlerin baş döndürücü teklif ve tehditlerine tenezzül etmedi…
Bir Osmanlı Subayı’nın oğlu Ebu Ammar’ı tarih en son şu feryadıyla hatırlayacaktır:
“Kudüs sizin, imdadına yetişin!”
Seslendiği bizlerdik. Gözlerimiz kör, kulaklarımız sağır olsa da, bu Osmanlı Subayının oğlu, Osmanlı’nın bakiyesini hoyratça harcayan bize sesleniyordu:
“Kudüs sizin. Gelin kurtarın!”[1]
Ne diyelim…
Milli ve manevi mirasına sahip çıkmayanlar utansın!..
Özür dilemek ve biat tazelemek üzere İsrail’e bir manga milletvekili gönderdiği halde, Arafat’a bir selam vermekten ve geçmiş olsun dileğini iletmekten aciz iktidarlar utansın!..
Özellikle seçilen ve yetiştirilen avangelik Protestan (Siyonist Hrıstiyan) askerlerin ve Yahudi kökenli hatta bizzat İsrailli komutanların kışkırtmasıyla Felluce’ye saldıran canavarları “Müttefik Barış Güçleri”, ama yurdunu, onurunu ve namusunu korumak için kahramanca direnen müminleri ise “Dinci Terör Üyeleri” diye takdim eden mütareke medyası ve kiralık yazar ve yorumcular utansın.
Mustafa Kemal’in ve Kuvayı Milliyecilerin başlattığı, kutlu Kurtuluş Savaşı döneminde yaşasalardı, işgalci İngiliz ve Yunan askerlerini alkışlayacaklarından hiç şüphemiz olmayan mayası bozuklar utansın!..
Süleymaniye de subaylarımızın başına çuval geçirilirken… Irak’taki kırmızıçizgilerimiz kahpece çiğnenirken gıkı çıkmayan… Ama başörtüsü ve laiklik konusunda cengaver kesilip nutuklar atan NATO kafalılar utansın!..
ŞİİR
Irak’taki soylu direniş, terör değil, cihattır
Yurdunu, namusunu savunan, korsan olur mu?
Siyonist’in hedefi Arzı Mev’ud, Nil ve Fırat’tır
Amerika’yı alkışlayan alçaktan, insan olur mu?
Zalimlere destek çıkan, onların uşağıdır
Bu vahşete göz yumanlar, gâvurdan aşağıdır
Adam, Asya’dan utanıyor, Avrupa aşığıdır
Aslı sırtlan olanlar, eğitimle arslan olur mu?
[1] Milli Gazete / 7-Kasım-2004

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
MİLLİ ÇÖZÜME TAVIR ALANLARA KÜÇÜK BİR HATIRLATMA! Milli Çözüm; Kutuplaştırılmış toplumları barıştırarak yaşanabilir bir Dünya…
Siyonizm'in İran'a 4 bir yandan saldırdığı ve tüm vekil güçlerini bu yolda kullandığı şu dönemde…
Sivil Savunma = Kuvayı Milliye; yani Halkın Silahlı Gücü.Dünyada ve bölgemizde yaşanan çok tehlikeli olayların…
İnsanlar duymak istedikleri şeyler söylendiğinde, bunları yalan olarak görmeme eğilimine kaymıştır. İnsanların büyük bir kısmı…
Gerçeğe dönülmediği takdirde batılıların ülkemizi saha savaşı ile değil ekonomik savaşla,daha çok borca sokarak yeraltı…
ÜLKEMİZİN HER VATANDAŞINI (hain olmadıkça) SEVERİZ ANCAK "TOPRAK KAYIYOR TOPRAK" GERÇEĞİNDEN HAREKETLE VATANIMIZI DAHA ÇOK…
Nadir element rezevlerinin özellikle Bor madenlerinin tamamına yakınını, IMF üzerinden Yahudi iradesindeki sermayeye devretmek.. Sadece…
Makam mevki aşıklarının, para sevdalılarının odağı olmuş Cumhur ittifakı artık milletimiz için tam manasıyla bir…
Milli Çözüm, tarihi bir çağrı yapıyordu: “Sn. Bahçeli’nin Tarihi Sorumluluğu; Cumhur İttifakı’ndan ayrılmasıdır!” İngiliz haber…
İran'ın ABD ve İsrail tarafından vurulmasında,cılız tepki hatta hiç denecek kadarken Müslüman ülkelerdeki vurulan ABD…