YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69ceee7ea3458
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 2 0
Bugün : 3943
Dün : 58264
Bu ay : 118850
Geçen ay : 1803365
Toplam : 52263908
IP'niz : 216.73.216.113

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Kişisel gelişim ve kariyer

            Kariyer, insanların sosyal hayatlarında kendilerini tanımlamaları ve başkaları tarafından algılanmalarıdır. Kariyer, sahip olunan bilgi, birikim ve deneyime göre rol dağılımıdır. İnsanlar toplu halde yaşamak zorunda olduklarından ve her insan bütün ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacağından, yardımlaşma ve dayanışmaya ihtiyacı doğmaktadır. Yani ürün, mal ve hizmet olarak bir değiş tokuşa gerek duyulmaktadır. Her ürün ve hizmetin ortak olarak belirlenmiş bir değeri vardır. Gerek sosyal hayat, gerekse ticarî hayat bu değiş tokuşun sistematik kuralları çerçevesinde oluşmaktadır.

            İnsan kâinatın bütününe muhtaç ve alâkalıdır. İhtiyaçları âlemin her tarafına dağılmış; arzuları ebede kadar uzanmıştır. Bir çiçeği istediği gibi, koca bir baharı da arzulamaktadır. Bir bahçeyi arzu ettiği gibi, ebedî cenneti ve sonsuz saadeti de özler durumdadır. Bir ekmeğin önümüze gelebilmesi için, birçok ele ihtiyaç vardır. Yine yiyecek ve giyecek gibi sayısız ihtiyaçların karşılanması için de binlerce ele muhtaçtır. Bu ihtiyaçların karşılanması hususunda, toplumun bireylerinin, kendi yetenek ve imkânları ölçüsünde görev alması lazımdır. İşte biz her şeyi öğrenmeye muhtaç ve hayat kanunlarından habersiz olan insanların yeteneklerini geliştirerek bir alanda ihtisaslaşmaları olayına kariyer gelişimi diyoruz.

 

Hayatın önceliklerini öğrenmek

            "Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz" hadis-i şerifinden de anlaşılacağı üzere, insan doğuşundan itibaren yaşamayı öğrenmek zorundadır. Yüce Rabbimiz insana doğar doğmaz anne sütünü hazır etmekte ve üzerinden merhamet elini hiçbir zaman çekmemektedir. Son derece güçsüz ve çaresiz bir haldeyken şefkatli anneleri ile yakınları hizmetine koşmaktadır. Kariyer ve kişisel gelişimde bu yardımların kalitesi, biçimi ve tarzına göre önemi büyüktür. Adeta bir temel teşkil etmektedir.

            Yaradılış gayesini bilmek

            Başta insanın bu âleme gönderiliş gayesini öğrenmesi ve bilmesi gerekir. Elbette insan bu âleme rabbini tanımak ilim ve ibadet vasıtasıyla olgunlaşmak için gelmiştir. Dolayısı ile gerek mahiyet ve gerekse yetenek itibarı ile her şey ilme bağlıdır. İnsan büyüyüp geliştikçe, ilim öğrendikçe hem hayatı öğrenir, hem de buna bağlı olarak ihtiyaçları artar. Bu ihtiyaçlarını karşılamanın yollarını da öğrenmek zorundadır.

            Hayatı öğrenmek demek, ihtiyaçları karşılamayı öğrenmek demektir. "Hayal nereye uzanırsa, ihtiyaç da oraya uzanır" sözü, ihtiyacın bir sınırı olmadığını gösterir. İnsan bu dünyada sınırsız bir şekilde her şeyi istediği gibi, sonuçta sonsuzluğu da istemektedir. O halde öğreneceği bilgiler, hem şimdiki zamanın ihtiyaçlarını karşılayabilecek, hem de sonsuzluğu kazandırabilecek bilgiler olmalı. İşte kariyer gelişim burada devreye girmektedir.

            Kariyer gelişim düzeyi

            Kariyer gelişim düzeyi, bir insanın, kendisinin ve diğer insanların ihtiyaçlarına cevap verebilme düzeyidir. Sözgelimi bir öğretmen, hangi ihtiyaçlarımızı karşılıyor?           Bir mühendis, hangi ihtiyaçlarımıza cevap veriyor? Yetenekleri ve yetkileri alt düzeyde olan bir insanın haliyle bireysel ve toplumsal hayata katkısı da az olacaktır.

            Kariyer gelişimi, ilk bakışta dünyevî hayatın ihtiyaçlarına cevap verecek yeteneklerin kazanılması olarak algılanmaktadır. Oysa insanın mükemmelleşmesi, iki dünya hayatının değerlerini dikkate almasına bağlıdır.

İnsanın ihtiyaçları 5 kategoride toplanmaktadır.

1. Temel ihtiyaçlar. (yeme, içme giyme)

2. Güvenlik (can, mal ve namus emniyeti, din ve düşünce hürriyeti)

3. Sosyal ihtiyaçlar (evlenme, eğlence, dinlenme)

4. İtibar görme, saygınlık (söz sahibi olma, kıymetli ve rağbetli bulunma

5. Kendini gerçekleştirme (şahsiyet ve haysiyet olgunluğu)

Bu ihtiyaçlar, genel olarak dünyevî hayatın içinde yer alan ihtiyaçlardır. Temel ihtiyaçlardan kastedilen, insanın fizikî ihtiyacı olan beslenme, temizlik, vb.'dir. Güvenlik, hayatî tehlikelere karşı güvence altında olmaktır. Sosyal ihtiyaçlar, toplu yaşamanın gerekleri, evlilik, sosyal statü gibi. İtibar, insanın yerini(n) bil(in)mesi ve tanı(n)masıdır. Bunu, kendini gerçekleştirme, benliğini ispatlama olarak da özetleyebiliriz.

            Bireysel olarak kişisel gelişim

            Kişisel gelişim, insanın bireysel olarak sahip olduğu pozitif değerlerdir. Bu değerlerin insan hayatına ve davranışlarına yansıması, kişisel gelişimin derecesini ortaya koyar.

İlköğretim mezunluğundan profesörlüğe kadar olan düzeyler ve ara dönemlerde alınan ek bilgi ve beceriler, kişisel gelişimin bireysel boyutundaki maddî yönü ifade eder.

            Ayrıca bilinen yabancı dil sayısından, kullanılabilen enstrümanlara kadar, edinilen ek bilgi ve beceriler yine kişisel gelişimin artılarıdır.

Günümüzde kişisel gelişime yüklenen anlam, bilgi ve becerilerin ötesinde daha fazla vasıflara sahip olmayı ifade etmektedir. Bunlar da hayattan lezzet alabilme, diğer insanların hayatına değer katabilme, iletişim becerileri gibi vasıflardır.

İletişim becerisi

            İletişim becerisi hayatın her alanında başarının anahtarıdır. Bir başka deyimle yaşama sanatıdır. İletişim becerisi yüksek olan insanın, öğrenme ve öğretme yeteneği de yüksektir. İletişim becerisi, insanın kendisi ve diğer insanlarla da barışık olabilmesidir.

Kişisel gelişim demek, en doğru yaşama biçimini pratiğe dönüştürebilme tekniklerini uygulama demektir. Çok fazla pozitif değerlere sahip olmak demektir. Güzel ahlâka sahip bir insan, kişisel gelişimi başarmış demektir. Mükemmel insan denilince, akla bu kâinatın yaratılış vesilesi olan Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v) gelir. O'nun yolunda gitmek, onu örnek almak, onun gibi yaşamak insanı mükemmelliğe ulaştırır.

Batı medeniyeti deneme yanılma yoluyla çeşitli öğretileri geliştirdiği gibi, insanı laboratuvar ortamında ele alarak da doğru yaşama biçimine yaklaşmıştır ki, bu da dünyevî alanda ilerlemesini sağlamıştır. Zenginlik insanları mutlu etmeye yetmemiştir. Bu yüzden daha başka arayışlar içerisine girmişler, insan ruhunu ve kalbini tatmin edecek yöntemler geliştirmişlerdir. Bu yöntemlerle insan psikolojisindeki birçok ince ayrıntının farkına varılmıştır.

            Dinimizin hayat prensipleri

            Batı kaynaklı kişisel gelişim kitaplarında teklif edilen tekniklerin çoğunun, dinimizin teklif ettiği tekniklerle uyum içerisinde olduğu anlaşılmaktadır. Kişisel gelişim konusunu ele alırken, dinimizin temel esaslarını, Peygamber Efendimizin (s.a.v) sünnetini ve görgü kurallarımızı da dikkate almamız gerekir.

            İletişimin üç kuralı

            İletişimde ince ayrıntılar çok önem taşımaktadır. İletişimin üç temel kanalı ve aracı vardır. Yapılan araştırmalarla iletişim araçları ve kanallarının etkinliği şöyle belirlenmiştir:

            Dil: Kullanılan kelimeler, cümleler, anlatım becerisi, edebiyat, belâgat denilen hitabet tekniği ve ikna kabiliyeti, mantık dokusu gibi unsurların iletişimdeki etkinlik payı % 7'dir.

            Ses tonu: İletişimde ses tonu, duygunun rengidir. Sesin güç seviyesi, vurgulama, tonlama gibi değişkenliklerin etkinlik payı % 37'dir.

            Beden dili: Beyin, öğrenme, hafıza ve algılamada görüntünün önemi çok büyüktür. Beyin her algıyı zihinde resmeder, sonra anlamlandırır. Gözle görmek, algılamanın en faal yoludur. Beden dilinin algılama ve iletişim faaliyetindeki payı % 55'tir.

             "Her şey düşüncede başlar" gerçeği

            Psikojenez: Her şey düşüncede başlar. Bütün her şey düşüncede oluşturulur ve düşüncenin yapıcı sürecinin ürünü olarak gelişir. Düşünce çok geniştir: Her şey düşüncenin ürünüdür. İnsana hakimiyet verilmiştir: İnsan, Allah'ın bahşettiği cüz-i akılla birlikte kendi hayatını kendi oluşturur.

            Düşünce hem yönetici hem üreticidir: İnsanda iki görünümlü tek bir akıl vardır. Erkek yönetici, dişi yapıcı düşünceyi kullanır. İnsan onurlandırılmıştır: İnsana hayatına hükmetme fırsatı ve sonsuz kaynakları kullanma fırsatı verilerek onurlandırılmıştır. Düşünce: Düşündüğüm şeyler zamanla gerçeğe dönüyorsa sadece gerçekleşmesini istediğim şeyleri düşünmeliyim.

Kendini yönetmenin çaresi

            Bilinçaltı: Bedenin fonksiyonunun otomatik olarak yürümesini sağlar. İster uyanık ister uyur vaziyette büyük istem dışı hayat sürer.

            Bilinçaltı koyulan kurala göre hareket eder: Bilinç emirleri verir ve bilinçaltı da bunu uygular.

            Gönüllü hizmetkar: Her emir, her önerme her inanç bilinçaltına kaydolur. Hatta dikkat etmediğimiz şeyler bile kaydedilir, gerektiğinde ortaya çıkar.

            Yasalarımızı kendimiz yaparız: Cereyanda kaldım, öyleyse hasta olacağım. Bilinçaltı bunu kaydeder ve bunu diyen hasta olur. Hastalığın sebebi cereyanda kalmak değil cereyanda kalınca hasta olacağına inanmaktır.

            Birçok insan kendi kendisini hipnoz eder: İnsanlar gereksiz sınırlamalar yaparak kendilerini hipnotize ederler. Kuralları insan koyar, bilinçaltı da uygular.

            Sınırları kaldırma: İnsanlar kendileri için kural ve yasalar koyar, sonrada bunların esiri olup mutsuz olurlar. Düşüncenin değişimi hayatı da değiştirir. İnancınızı değiştirirseniz hayatınız da değişir. Tam ve sağlam bir iman, hayatımızı güzelleştirir.

            Kendini yönetme: Düşüncelerimi seçme hakkım var. Başkalarının benim hakkımdaki düşünceleri beni bağlamaz. İyilikleri düşünüyorum, iyilikler de beni seçiyor. Korku ve nefret düşüncelerimde yok" diye kendinizi inandırırsanız, davranışlarınız düzelir.

"İsteyin ve alın" prensibi

            Dualarınıza dikkat edin ve önem verin, çünkü gerçekleşebilir. Aklınızdan geçen her şey er geç ortaya çıkar. Kendimizi ne ile ve nasıl tanımlarsak öyle olmaya meylederiz. Düşündüğümüz şey yavaş yavaş bilinçaltında kalıplaşır ve gerçek bir deneyimle kendini gösterir.

            Hayat yasalarla yönetilir: Bilinçli olarak düşünülen her düşünce, bilinçaltını etkiler ve bu etki düşüncedeki güç ve arzunun derecesine bağlı oluşarak eyleme dönüşür.

            Olumsuz düşüncenin sonucu: Bilinçaltına yanlış emir vermelerle insanlar zor durumda kalır. Renkli mendil gördüğünde burnu şişeceğini düşünen insanın renkli mendil gördüğünde burnu şişer.

            Kendini yönetme: Geçmişi siliyorum, gelecek ise benim seçimimi bekliyor. Geçmişteki hatalarımdan dolayı kendimi sorguladım, cezalandırdım ve bağışlıyorum. Geçmişi unutup yeni bir hayata başlıyorum. İstediğim her şeyin olacağına inanıyorum" şeklinde olgun bir inanca ve uygun davranışlara sahip insanlar, etkin ve yetkin olurlar.

Konuşma dili ve iletişim becerisi

Dil vazgeçilmez iletişim araçlarımızdan birisidir. Medenî toplumların dilleri kelime kadrosu bakımından çok zengindir. Bu zenginlik, aynı zamanda gelişmişlik ve kültür zenginliğinin de bir göstergesidir. Kıyıda köşede kalmış küçük kabilelerin dilleri, günlük hayatta kullanılan temel ihtiyaçları ifade edebilecek kadar sınırlıdır. Aslında gelişmiş toplumlarda da halkın büyük çoğunluğunun, küçük kabilelerde olduğu gibi, temel ihtiyaçları karşılayabilecek sınırlı sayıdaki kelimelerle konuştukları bir gerçektir. Günümüzde yabancı kültürlerin bombardımanından kurtulmak mümkün değildir. Bilinçsizce beklenti içinde olmak veya iyi kötü demeden yabancı kültürlere karşı açık olmak, kendi kültürümüze büyük zararlar getirdiği gibi ahlâkî çöküntüye de vesile olmaktadır.

 

Dünyaya güzel ahlâkı ve iyilikleri yaymaya çalışan, kendisinden önce başkalarının saadetini düşünen toplumumuzun bireyleri; Televizyon, sinema gibi vasıtalarla imandan yoksun yabancı toplumların dünyada bile cehennem azabı çektiklerinin bir göstergesi olan filmlerini seyrettikçe eski misyonundan hızla uzaklaşmaktadır. Zulüm, işkence, kin, nefret, intikam ve kan kokan filmlerin ağırlıkta olması, kanı kaynayan gençliğimizin ilgisini daha çok çekmektedir. Heyecanlı filmlerin cazibesine kapılan gençliğimiz, günlük hayatının rengini de siyaha boyamaktadır.

Kötü filmlerin ve bozuk çevrenin etkisi

Bu durumdaki bir gençliğin, günlük konuşmalarında kullandıkları kelimeler de filmlerin etkisine göre şekil almaktadır. Olumsuz yöndeki duygu yoğunluğunun etkisinde kalan gençler, güzel duygu ve düşüncelerini ifade ederken bile çirkin ve  olumsuz kelimeler kullanmaktadırlar. "Korkunç güzel," "Müthiş olmuş," "Dehşet güzel," "Felâket güzel," "Manyak güzel," "Çok pis ders çalıştım" gibi sevinç ve beğeni ifadelerine şaşırmamak ve üzüntü duymamak elde değil.

Negatif anlamlar ihtiva eden kelimeler, insanın diline yerleşir, kalbine ve ruhuna işlerse, fiiliyatta da istenmeyen çok kötü neticeler üretecektir. Gerilim ve dehşet saçan filmler, zaten büyük bir duygu yoğunluğu içerisinde seyredildiğinden etkisiz olması mümkün değildir. En iyisi kötü sonuçları da hesaba katılarak uzak durmaktır.

Amaçlara ulaşmak için  "uygun araç yöntemi"

            Düşündüğünüz, inandığınız ve güvenle beklediğiniz şeye mutlaka ulaşırsınız. İnanmışsanız hiçbir şey imkansız değildir. Amaçlarınızı yalnızca kendiniz yargılayabilirsiniz. Bu yargılamadan kaçının, çünkü kendinizi sınırlarsınız. İnsanın kendini küçümseme eğilimi vardır. İnsan olabileceğinin ötesini amaçlamalıdır.

            Çalışmadan amaçlara ulaşmak mümkün olmadığı gibi üretkenlikten uzaklaştırır. İnanç çalışmakla kusursuzlaşır. Zihinsel imajınızı kendinize saklayın, gerekeni yapın ve bekleyin. Kimseye bir şey söylemeyin. Aldığınız tepkilerle bir o yana bir bu yana savrulmayın.  Dikkatinizi amacınız üzerinde yoğunlaştırırsanız, bilinçaltınız ayrıntıları halleder. Hayalinizi zihinsel olarak bitirin ve gerekeni tamamlayarak bekleyin. İnandığınız ölçüde sahip olursunuz. İnsan gün boyunca düşündüklerinin toplamıdır. Amaçlarınızı yazın. Onları gerçekten istiyor musunuz. Amaçlarınızı benimseyin. Amaçlarınızın dünyada yaşadığını hayal edin.

            Fikir kaynağını kullanma yeteneği:

            Gerçek anlamda başarıya ulaşanlar sezgilerinin sesini dinlemeyi öğrenip onu izleyenlerdir.

Sezgiye güvenme: Sevgi küçük beşeri ben'imizi oradan çıkardığımız zaman ortaya çıkan yüce ilhamdır.

Fikirler hiç umulmadık anda çıkar: Fikirler mücadeleden vazgeçtikten, yarı uykudayken ya da hayal kurarken ortaya çıkmaktadır.

            Yapıcı olmanın gereği:

a) Düşünceleri bir noktada yoğunlaştırın. Hangi yöne gideceğinizi iyi belirleyin ve her seferinde tek bir fikri içeri alın.

b) Derinlemesine düşünmek aceleye gelmez. İyi sonuç almak için projenizi bilinçaltınıza tam anlamıyla yerleştiriniz.

c) Fikirler geldiğinde yakalamaya hazır olun, hemen not edin.

d) Şimdi fikirlerinizi kullanmaya hazırsınız. Fikirleri eleyerek doğruları kaydedin.

Kendini yönetme: Ben de evrenin sırlarına ulaşabilirim, sonsuz bir kaynakla ilişkideyim.

            İmgelemenin gücü

            Dikkatimizi yoğunlaştırdığımız şeyi yaparız. Yapmamız gereken bu yasayı bilmek ve etkin bir biçimde kullanmaktır.

            İmgeleme bizden önde gider: Arzuladığın ve dua ettiğin ne olursa olsun: inandığın şey senin olacaktır.

İçimizdeki yaşama yansır: İnsan uyum içinde yaşamaya gayret eder. İnsanlığın ve kendilerinin zararına gibi görünüyorsa bile o anda kendileri için en iyi olduğuna inandıklarını yapmaktadır.

            Yapıcı imgeleme nasıl kullanılır: Dua ettiğimiz zaman kendimizi kaybetme ihtimalinden uzak tutar. Dua ettiğimizde buna ulaşacağımızı bilir ve O'na yöneliriz. Yapıcı imgeleme ısrarla kullanılırsa fikrin olduğu her yerde başarı da vardır.

            İnsan düşündüğü gibidir: Bugünkü düşünce yapımız yarınlarımızı hazırlamaktadır Kendimizi küçük görmekten vazgeçmeliyiz. Kendinizle ilgili inançlarınız; emin olun yaşayacaklarınızı tayin eder. Yüksek şeyler hayal etmekten korkmamalıdır.

            Kendini yönetme: "Kendimi harika hissediyorum. Yaptığımı iyi yaparım ve iyi sonuç alırım. deneyimlerimi harika insanlarla paylaşırım. İhtiyaç duyduklarım bana gelir. Bütün düşlerim harika bir biçimde gerçekleşir." İnancına ve gayretine sahip olmalıdır.

Öz güven nasıl sağlanabilir?

Utangaçlıktan kurtuluş: Dikkatler bir kişi üzerinde yoğunlaştırıldığında o kişi huzursuz olur. Yoğun ilgi dikkat ve cesareti kırar. Korkuyu bırakıp rahat ve dengeli davranmalıdır.

Güven ve Gurur: Güven hayat hakkında güven duygusudur. Kibir ise sahip olmadığı güven duygusunun varlığını başkalarına ispatlamaya çalışmaktır.

Başarısızlık korkusu: Kendine güveni başarısızlık korkusu bozar. Başarılı olacağına inanmak ise başarıyı doğuracaktır.

Alaya alınma korkusu: Hayat boyunca komik duruma düşünce kızarıp kekeleriz. Bunu aşmak ve doğru bildiğimizi yapma konusunda, başkalarına aldırmamak lazımdır.

Reddedilme korkusu: Bazı insanlar arkadaş sahibi olmaktan korkar. Reddedilmekten korktuğu için yalnız yaşamayı tercih eder.

Onaylanmama korkusu: Ürkeklik genelde aile tarafından istenen mükemmelliğin sonucudur, onaylanmama korkusunun bir sonucudur.

Kötü sonuçla karşılaşma korkusu: Kötü sonuçla karşılaşma ve bunun üstesinden gelememe korkusu yüzünden insanlar riskli işlere girip büyüyemezler.

Neye güveniyoruz: Güvensizlik her şeyin sınırlı insan benliğine bağlı olduğuna inanmaktan kaynaklanır. Kendi gücümüz ve zekamız mücadele etmek için yeterli değildir. Tüm güç ve zekanın sahibi olan Allah'a (cc) gitmeliyiz.

Güven kazanmanın yolu: Her şeyin, içimizden geldiğine inanmalıyız. Güç ve erdem Allah'ındır (cc). O'na yönelmeliyiz.

Korkuyu yenmek: Allah (cc) sevgisi korkuyu safdışı bırakır. İçimizdeki güç ve zekaya inanırsak her şeyi hallederiz.

Meditasyon: Günde en az 15 dakikamızı Allah'ın (cc) büyüklüğünü ve hayatımızdaki yerini düşünmekle tefekkür ve rabıtaya (meditasyona) ayırmalıyız. Doğru yolu göstermesi için içimize ve Rabbimize dönmeliyiz..

Kendini yönetme: Başarısızlıktan korkmuyorum. İçimden gelen sese inanıyor ve güveniyorum. Hayatı bilgi ve sevgi olarak görüyorum. Nerede olursam olayım Allah'a (cc) güveniyorum." Şeklinde düşünmeli ve beynimize yön vermeliyiz.

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Sadık YAMANOĞLU

Sadık YAMANOĞLU

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...