YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
697fafaae9dbc
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 0
Bugün : 53550
Dün : 56785
Bu ay : 53550
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48756863
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

HANEFİ AVCI, FETULLAH GÜLEN REKLÂMCISIDIR!

28 ŞUBATÇILARI, FETULLAHÇILARI, PKK’YI VE ERGENEKONCULARI AYNI MERKEZ KULLANMAKTADIR!

BOP EŞBAŞKANLIĞI, AMERİKAN AJANLIĞIDIR!

 

Hanefi Avcı’nın “Haliçte Yaşayan Simonlar” kitabının AKP’ye yandaş ve yoldaş medyadaki iştahlı reklâmını, Fetullahçı medyanın ise bu iddialara karşı “vuruyor rolüyle tozunu silkme” yaklaşımını görünce, acaba “danışıklı bir dövüş mü?” diye içime kurt düşmüştü. Kitabı okuyunca bu kanaatim pekişmişti. Bu kitap, Fetullah Gülen’in dış bağlantılarını ve Siyonist odaklara figüranlığını saklamak, onu dünya çapında bir organizasyonu, şahsi bilgelik ve becerisiyle başaran “dahi adam” gibi sunmak; emniyet ve yargı bürokratından işadamına, medya mensubundan üniversite hocasına herkese: “Eh, bu denli güçlü ve etkili bir cemaate sığınmak, maddi ve manevi menfaatimiz icabıdır” kanaatini aşılamak için yazılmış-yazdırılmış olma ihtimali güçlenmişti.

Bir hareket ve şahsiyeti doğrudan övmenin münasip düşmediği durumlarda; güya onu tenkit ediyor ve gerçeklere dikkat çekip ilgilileri uyarıyor perdesi altında, onların ne kadar güçlü ve organizeli bir yapılanmayı başardıklarını, stratejik kurumlara nasıl sızıp hâkimiyet kurduklarını, elebaşlarının nasıl dâhice plan ve programlar yaptığını yazıp, “Aman bunlardan korkulur, Fetullah’a sığınan kurtulur!” cinsinden bağırmak daha etkili bir reklâm çeşididir. Oysa baştan sona ABD’nin ve Yahudi Lobilerinin organize edip kullandığı bu cemaat hakkında ciddi bir mahkemenin açılıp Fetullah Gülen’in Amerika’dan istenmesiyle, yani bu kocaman balona basit bir iğne dürtülmesiyle bütün havaları bir anda inecek kadar dayanıksız, zavallı, ama Amerika’nın himayesinde şımarmış bir harekettir.

Açıkça söyleyeyim, ben Hanefi Avcı’nın bu kitabı yazması veya hazırlanan bir kitaba imzasını koyması ve ceza (!) olarak merkeze alınması karşılığı kendisine ileride hangi makam ve imkânların vaat edildiğini merak etmekteyim ve kuşku içindeyim.

Acaba bu kitapla, Fetullah Gülen’in ve cemaatin beyin ekibinin; ABD’de ki Yahudi Lobileriyle irtibatları ve CIA yetkilileriyle bağlantıları özellikle bilmezden-görmezden gelinip tehlikenin can alıcı noktasının özenle es geçilerek, aslında beşinci sınıf figüran ve sadece vitrin mankeni olan bir kişinin, bütün bu oluşumların başındaki “Bilge Kahraman!” diye gösterilmesi mi hedeflenmişti? Ve zaten sinsi hesabı ve maksadı belli Haber Türk yazarı, ABD ve AB’nin gönüllü ve tabii temsilcisi Soli Özel’in Fetullah Gülen’in dış bağlantılarına değinmediği için Hanefi Avcı’yı takdirle övmesi de bu tezgâhı deşifre etmekteydi.

Kitapta, bir zamanlar, cemaatin (daha doğrusu arkasındaki güçlerin) kendi çıkarları hesabına kullandığı, ama artık gözden çıkarıp çöpe atmaya karar kıldığı bir takım kişilere ve ilişkilerine değinilmesi ise, Fetullahçıların ve patronlarının işine gelmekteydi.

İstihbaratçı Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, iddia ettiği gibi çok sağlam ve inandırıcı deliller ve şahitler ortaya koymuşsa niye acaba hiçbir Cumhuriyet savcısı hala soruşturma için harekete geçmemişti? Yoksa bütün savcılar gerçekten cemaatin kontrolüne mi girmişti!? Veya bu kitapta Fetullahçıları “yargısız infaz” görüntülü “dolaylı aklama” gayesi mi güdülmekteydi? Çünkü bu kitapla, hem cemaatin gücü ve etkinliği, teşhir numarasıyla şöhreti pekiştirilmiş, hem de bir nevi meşruiyet verilmişti.

Oysa Fetullah Gülen’in, mağdur ve mecbur edilmiş rolüyle ve tabi Hicret sevabı ve hikmetiyle ABD’ye gönderilmesine; onun adına cemaatin CIA kontrolünde teşkilatlandırılıp organize edilmesi, ABD’den, ama Hoca üzerinden gelecek talimatlarla daha kolay yönlendirilmesi için, 28 Şubat sürecinin dış ve iç aktörlerince karar verildiğini eski MİT’çi Mahir Kaynak daha yeni fark ve itiraf etmekteydi.

“Amerikan tanrısının asla yenilmeyeceğini baş edilmeyeceğini, onun sonsuz gücüne sığınanların felaha ve refaha ereceğini, karşı gelenlerin ise helak edileceğini” vaaz etmekle görevli Mahir Kaynak, Fetullah Gülen’le ilgili gerçeği ağzından şöyle kaçırıvermişti: (Bak: 28 Ağustos 2010- Star)

“28 Şubat sürecinde Fethullah Gülen’i yurt dışına çıkmaya mecbur eden tavır üzerine “Av Partisi” adlı bir yazı yazdım ve Hocayı yurt dışına çıkmaya zorlayanların gerçekte onu başkalarının kontrolüne vermeyi amaçladığını ve bu kişilerin avcıların hizmetkârı olduğunu yazdım. Yani Hocaya baskı yapanların “irtica ile mücadele ettikleri” iddiası gerçek değildi. Ya bilerek ya da bilinçsizlikle bir güce hizmet ediyorlardı.

Cemaatin ülke için yararlı faaliyetlerine, ülkenin geleceği için öngördüklerinin ülkenin aleyhine olmamasına rağmen içine adeta monte edilen ve en küçük bir sorgulamaya bile gerek görmeden ortaya atılan iddialar, hedefi açısından savunulsa bile, metodu açısından eleştirilmesi gerekir. Yani, doğru bir hedefe varmak için de olsa, adaletsizlik savunulamaz.”

“Yoksa Hanefi Avcı’nın bu kitabıyla, APO’dan sonra devletin uzlaşmak üzere Fetullah’la da görüşme masasına oturmasına zemin mi hazırlanıyor?” sorusu pek çok sırlı kapıyı açacak anahtar gibiydi!

Hanefi Avcı’nın Fetullah cemaatini; korkunç bir tedhiş (dehşet salma, yıldırma) şebekesi olan, resmi bir terör çetesi gibi çalışan, Mason ve Sabataistlerin güdümünde bulunan İttihat ve Terakki Cemiyetine benzetip:

“Güncel İttihat ve Terakki

Türk sağ aydını Osmanlı’nın yıkılışını İttihat ve Terakki ile Jön Türk Hareketinin, zaten kendisi bir hiyerarşik örgüt olan devlet kurumları ve ordu içinde örgüt kurması, bu suretle ordunun ve devletin sistemini bozmasına bağlarlar.

Bugün için cemaatin yaptığının bundan farkı yoktur; polis, ordu, MİT, jandarma, yargı ve diğer kurumların içerisinde ayrı bir hiyerarşik örgütlenme kurarak ve bu teşkilatların personeli arasında ayrım, güvensizlik ve düşmanlık yaratarak kurumları içerden ve tamir olunmaz biçimde yaralıyorlar” demesi (sh: 569) ve ardından:

“Bu meseleyle ilgili olarak en fazla üzüldüğüm konu çok temiz, düzgün, çalışkan ve saygılı insanların (cemaat gayretiyle birden bire değişip) üstlerine iftira atan, bilerek vicdansızlık yapan, vefasız insanlara dönüştürülmesidir.

Aslında herkes biliyor ama kimse dillendirmiyor. Ben bu kitapla birlikte açıkça ifade ediyorum ki tüm bu işleri cemaat yapıyor, bunu herkes bilsin. Son zamanda gündemi meşgul eden tüm iddiaları yayan cemaattir, onlardan bilgi alan da, onlar adına konuşan da cemaatin adamlarıdır. Tarafsız basın mensubu, devletin polisi, savcısı numarasını artık kimse yutmasın, bu işler emniyet ya da hukuk adına yapılmıyor, cemaatin planı ve programı doğrultusunda cemaatin talimatı ile gerçekleştiriliyor. Bu işe karşı koyması gerekenler, sızdırılan bilgileri kullananlar da bilsinler ki bu yöntemle cemaate hizmet ediyorlar.  Bazı internet siteleri, basın ve medya hizmeti değil, cemaatin propagandasını yapıyorlar. Cemaatin plan ve programına uymayıp görevini yapan hâkim, savcı ve diğer görevlilere yönelik saldırılar cemaatin talimatı ve planı gereği yürütülüyor. Büyük illerin Emniyet Müdürleri ve Valileri bilsinler ki, emirlerindeki polislerin bir kısmı kendilerinin değil, cemaat imamını amir olarak kabul ediyor, hatta etrafları cemaat mensubu müdür ve amirlerce sarılmış durumdadır. Gerçeği göremiyorlar, bu durumun farkındalar ve kısmen biliyorlar ama bilmiyor gibi davranıyorlar. Bazı operasyonları kendileri değil, cemaat yanlısı polislerle cemaat yanlısı savcılar cemaat imamlarının talimatı ile yürütüyorlar, bunu artık biliyoruz.” (sh: 571)

“Ben ve benim gibi olan pek çok kişi, eskiden yetişen nesiller ve yapılan faaliyetlere bakarak ülkenin, hatta bölgenin, Müslüman ülkelerin geleceği için çok önemli bir hareket başlattığınıza inanıyordu. Fakat bugün aynı kişiler eğer bu polislik anlayışına, gizli dinleme, iftira, delil uydurma faaliyetlerine devam ederseniz ülkenin felaketi olacağınıza samimi olarak inanıyorlar” (sh:574) tespitleri de hem doğruydu; hem de iddialarına inandırıcılık havası katmayı amaçlarken, asıl cemaate duyulan hayranlığı ve onlarla başa çıkılmazlığı aşılıyordu.

Hanefi Avcı gerçek niyetini ve mahiyetini şu sözleriyle açığa vuruyordu.

“Ben cemaatin kendi mecrasında faaliyet yürütmesine karşı değilim. Hatta bir yandan akla ve bilime, diğer yandan da inanç ve manevi değerlere bağlı yeni bir nesil yetiştirmek adına yurt içi ve yurt dışında yapılan eğitim faaliyetlerini çok değerli buluyorum. Bugünkü toplumsal yapımız içersinde yalnızlaşan insanlar arasında yapılmaya çalışılan yardımlaşma, dayanışma faaliyetlerinin çok önemli olduğunu düşünüyor ve kültürel faaliyetler, kültürler ve dinler arası diyalog için yaptıklarınızı destekliyorum. Hatta bu faaliyetlerinizin artarak devamının çok önemli olduğuna inanıyorum.” (sh:574)

Şimdi özellikli ve etkili bir Emniyet Müdüründen:

“Bütün kurumlar ve kişiler kof mu?

Bu kitabın birinci bölümünde devlet kurumlarının kof olduğunu, basit sorunları bile çözme yeteneğine sahip olmadığını anlatmaya çalıştım. Bu bölümde ise cemaatin birkaç adamının çalışması sonucu her şeyin yerle bir olduğunu, koca devletin içten içe eridiğini, adalet ve güvenlik kurumlarının adaletsiz ve güvensiz hale dönüştüğünü, bu durumun farkında olan devlet görevlilerinin buna karşı durmadığını anlattım. Bir grup koca bir devleti teslim aldı. Devlet içten çatırdıyor, birileri yönetimi ele aldı ve kimse devlet gücünü kullanan bu kişilere dur diyemiyor. Birkaç cemaat imamı devlet yetkilerini gasp etti.” (sh:578) itirafını duyan bürokratlar bu cemaate teslim olmaz da ne yapardı?

28 Şubat hıyaneti ve aktörleri

Malum ve me’lun 28 Şubat dolaylı darbesinin; Havuz Sistemiyle IMF’yi dışlayan ve D-8’lerle Yeni Bir Dünyanın temellerini atan Erbakan’ı devirmek üzere; dışarıdan Rockefeller ve Alan Makovski gibi Amerikalı Yahudi liderlerin, içeride ise, marazlı ve mason medya kalemşörlerinden bazı Çevik Paşalara, Fetullah Hoca’dan, ulusalcı Ergenekonculara bir sürü işbirlikçinin ortak gayretiyle yapıldığı artık herkesçe bilinmektedir. Yani Ergenekoncuları da, PKK’yı da, Fetullahçıları da 28 Şubat Paşalarını da aynı dış güçler yönetmektedir. AKP ise 28 Şubat müdahalesinin gayrimeşru bebeğidir.

Ancak şu ters talihe ve teresliğe bakın ki, Siyonist merkezlerin AT DEĞİŞTİRME operasyonu çerçevesinde, Ergenekoncular PKK ile görüşmüşler diye zindanlara itilmiş, ama AKP aynı PKK’yla görüştüğü için iktidara getirilmiştir. Yani AKP Ergenekon’un başka bir versiyonu gibidir ve yarın şartlar öyle gerektirirse Ergenekoncularla AKP yer değiştirebilir…

Bu cılkı çıkmış ve çivisi kaymış bozuk düzende, bir kişiyi öldüren KATİL, iki kişiyi öldüren CANİ, beş kişiyi öldüren veya azmettirip öldürten MAFYA BABASI olur. Ama binlerce asker ve sivil masum insanımızın canına kıymış, ülkemizi on milyarlarca Dolar zarara uğratmış birisi ise, MUHATAP olur! MİT başkanları, komutanlar, yüksek bürokratlar ve devlet kurumlarıyla pazarlık için masaya oturur. Ülkeyi parçalamak ve Özerk Kürdistan’ı kurmak için talimatlar buyurur. Şu düşürüldüğümüz hale bakın; Başbakan olacak boş adam APO’yla görüşüldüğünü önce inkâr ediyor, sonra “Hükümet değil devlet görüşür” diye milletle dalga geçiyor! Cumhurbaşkanı kalkıp: “devlet değil, kurumlar görüşür” cinsinden felsefe yapıp bilgiçlik taslıyor!

Evet, şimdi daha net anlaşılıyor ki, Kandil dağından daha kolay şekilde PKK’yı İmralı adasından yönetmesi ve güvenliğinin de garanti edilmesi için, Abdullah Öcalan ABD tarafından Türkiye’ye teslim ediliyor! Tekrar hatırlatalım, şimdi de Fetullah Gülen’in muhatap alınıp masaya oturulması için hazırlık yapılıyor!

Herhalde bu yüzden olsa gerek, bütün Fetullahçılar ve Türkiye’yi parçalamak için fırsat kollayan gâvurcuklar ağız birliği içinde, İspanya’da ki ETA örneğini, İngiltere-İrlanda arasındaki İRA deneyimini kutsal metinmiş gibi, televizyonlarda ve köşe yazılarında halkın beynini bulandırmak için, teyp gibi tekrarlayıp duruyor.

Evet;

“Sahipsiz vatanın, batması haktır

Hep neme lazımcı, zavallı halktır

Hıyanet kılıfı, demokrasidir

Gâvur yalanına, kanan ahmaktır”

BOP Eşbaşkanlığı Amerikan ajanlığıdır!

Türkiye’miz dahil 22 İslam ülkesinin parçalanmasının, tüm yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızın yok pahasına Batıya pazarlanmasının amaçlandığını, ABD yöneticilerinin resmen açıkladığı BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) aslında Büyük İsrail planının bir parçasıdır. BOP’a eş başkanlık yapmak ise, bu hıyanete ortaklıktır ve açıkça Amerikan ajanlığıdır. Bu konumdaki bir insan vatana ihanetle suçlanır ve hele başbakan olması bir ülke için en büyük sakıncadır. Şimdi bu gerçeklikleri Aydınlık ta yazıyor diye üzerini kapatıp karanlıkta bırakmak, adım adım açılımlarla ülkenin yıkılışına ve devletin yok oluşuna göz yummak anlamını taşır.

Yoksa başbakan yapılmak hatırına BOP eşbaşkanlığını, yani 22 İslam ülkesini parçalama planına kâhyalığı kabul eden Recep Bey, bu diyet ödeme mahkûmiyeti yüzünden mi, Sümela Manastırını açtığı, Heybeliada Ruhban Okulunun hazırlandığı halde Ayasofya’yı ağzına bile almamaktadır?

Sahi, soralım; Siyonist Yahudi örgütü ADL tarafından Recep başbakana verilen “Üstün Cesaret Ödülü”, acaba BOP eşbaşkanlığı gibi, resmen dış güçlerin ve yabancı ülkelerin hizmetine girme ve avukatının tespitiyle “vatana ihanet etme” karşılığı mı, boynuna takılmıştı?

Erdoğan’a BOP görevi, 28 Ocak 2004 ilk ABD gezisinde verildi!

Recep Tayyip Erdoğan başbakan olduktan sonra ABD’ye ilk resmi gezisini 25-30 Ocak 2004 tarihlerinde yapmıştı. Başkan Bush’la 28 Ocak günü buluşmuşlardı. Oval Ofis’te yapılan 2,5 saatlik görüşme ‘2+2 olarak planlanmıştı. Bush, Powell’le; Erdoğan da Gül’le olacaktı. Görüşme sürerken içeriye Rumsfeld ve Rice da alınmıştı. Denge bozulmuştu ama görüşmeye devam edilmişti. Sınırlı katılımlı görüşmede “stratejik vizyon” yani BOP konusu ele alınmıştı. İleride çok tartışılacak olan ‘BOP’ -yani, Büyük Ortadoğu Projesi- Eşbaşkanlığı görevi Erdoğan’a işte burada aktarılmıştı.

Recep Erdoğan’ın 32 ayrı yerde itiraf ettiği Büyük Ortadoğu Projesi eşbaşkanlığının hukuki anlamda “Bu Türk devletinin statüsünü değiştirme projesidir”, “Başka bir güç kudret eğer Başbakan’a bu görevi verdiyse o başbakan artık milli değil, gayrı millidir” iddiaları oldukça anlamlıydı ve ciddiye alınmalıydı.

Tayip Erdoğan, kendisine “BOP eşbaşkanı” dediği için Doğu Perinçek’e tazminat davası açmıştı. Erdoğan’ın avukatı, dava dilekçesinde “BOP eşbaşkanlığının vatan hainliği olduğunu” saptamıştı. Erdoğan’ın tazminat talebini reddeden mahkeme, dava konusu açıklamanın yapıldığı yayında “kamu yararı” olduğunu vurgulamıştı.

Tayyip’in, Apo’yla gizli af anlaşması

AKP ile PKK arasında aylardır süren referandum pazarlığı anlaşmayla sonuçlanmıştı. PKK lideri Murat Karayılan, “devletle anlaştıklarını” açıklamıştı. Cumhurbaşkanı Gül, Bakü’ye giderken, “terörü bitirmek için devlet her yöntemi dener” diyerek pazarlık yapıldığını dolaylı da olsa onaylamıştı. Referandumda “evet” çıkma olasılığının gün geçtikçe azalması, AKP ile PKK arasındaki pazarlığın daha da kızışmasına yol açmıştı. Öcalan’dan sonra, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da, pazarlık şartlarını sıralamıştı. Demirtaş, hükümetin taleplerini karşılamaya başlaması halinde müzakere sürecini başlatacaklarını ve AKP Anayasasını destekleyeceklerini açıklamıştı. Bütün bu gelişmeler, hükümet’in referandumda “evet” çıkması durumunda uygulayacağı Apo’ya af için bir anlaşma niteliği taşımaktaydı.

Böylece AKP’nin PKK ile yaptığı referandumda “evet” ittifakı bütün çıplaklığıyla açığa çıkmıştı. Aylar süren görüşmelerin sonunda referandumda zora giren AKP, “evet” deme karşılığında PKK’nın taleplerini karşılama kararı almıştı.

Bülent Arınç’ın başlattığı, Hüseyin Çelik ve Mehmet Ali Şahin’in devam ettirdiği Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan hakkında “feryatlara kulak verelim” açıklamaları, AKP’nin gizli bir planının ilk çıkışlarıydı.  Arınç, bir süre önce görüştüğü Abdullah Gül’ün yönlendirmesiyle bu açıklamaları yapmıştı. Bazı kaynaklara göre af için yasa hazırlığına başlanmıştı. Referandumdan “Evet” çıkacağı varsayımına dayalı plana göre, bir kısım Ergenekon tutuklusu, Apo affına kılıf yapılacaktı.”

Tam 32 yerde “Bize BOP eşbaşkanlığı görevi verildi” diyen Recep T. Erdoğan bunları niçin ve nasıl inkâr ediyor?

1- Kanal D / Teke Tek Programı: (16 Şubat 2004)

“Şu anda Amerika’nın da ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ var ya ‘Genişletilmiş Ortadoğu’, yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım.”

2- Çırağan Sarayı / ABD-TESEV-Alman Marshall Fonu Toplantısı: (25 Haziran 2004)

“Üstlendiğimiz misyon gereği Ortadoğu ve Avrasya ülkelerine yöneleceği… Eşbaşkanı olduğumuz Genişletilmiş Ortadoğu Projesi için…”

3- Yeni Şafak / İstanbul NATO Zirvesi Öncesi Konuşması: (25 Haziran 2004)

“Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin buraya katılması… Eşbaşkanlar Olarak Türkiye, İtalya, Yemen üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye çalışacağız.”

4- İran’da Basın Açıklaması: (28 Temmuz 2004)

“Demokratik ortak olarak Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi içinde, bu projenin eşbaşkanları arasındayım.”

5- Davos / Klaus Schwab’la Söyleşi Esnası: (28 Ocak 2005)

“Türkiye işlevini Büyük Ortadoğu Projesi içinde, bu bölgede etkin bir şekilde yerine getirecektir. Her görüşmede, attığımız her adımda bunun uygulamasını yapıyoruz.”

6- Zaman / ABD Yolculuğundaki Röportajı: (7 Haziran 2005)

“Biliyorsunuz GOP, bir alt biriminin eşbaşkanlığını üstlendiğimiz bu proje. Olay sadece Ortadoğu’yu kapsamıyor… Bu konuda yapacağımız çalışmalara komşu ülkelerden başladık. Suriye, Lübnan, Fas, Tunus gibi ülkelere geziler düzenliyoruz. Yakında Cezayir’e gideceğiz, Ürdün’e gideceğiz.”

7- ABD / Wıllard Otel, Basın Toplantısı: (8 Haziran 2005)

Sea Island sürecinde Türkiye, İtalya ve Yemen Geniş Büyük Ortadoğu Projesi’nde bir görev üstlendik ve eşbakanlık bu üç ülkeye verildi

8-ABD / Amerikan Dış Politika Derneği (FPA) Toplantısı: (10 Haziran 2005)

“Biz Türkiye olarak, bildiğiniz gibi, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnisiyatifi çalışmalarında rol aldık. Eşbaşkan olarak bu süreci işletmeye devam ediyoruz.”

9- Esenboğa Havalimanı / ABD Dönüşü Sırası : (12 Haziran 2005)

“Biz Büyük Ortadoğu Projesi’ne bu seyahatte başlamadık. Biliyorsunuz adı değişti, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnisiyatifi olarak belirlendi. Bunun içerisinde Türkiye, İtalya ve Yemen, eşbaşkan olarak çalışmaya başladık.”

10- Esenboğa Havalimanı / Lübnan’a Hareketinden Önceki Konuşması: (15 Haziran 2005)

“Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnisiyatifi çerçevesi içerisinde Türkiye eşbaşkanlık olarak paylaştığı bir görevi yürütecek.”

11- ABD / Dünya İş Konseyi (World Affaırs Councıl) Toplantısı: (7 Temmuz 2005)

“Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri’yle yapabileceği çok şey var. Türkiye’nin Sea Island Süreci’nde, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnisiyatifi’nde Eşbaşkan olarak yer almış olması bundan kaynaklanmaktadır.”

12- ABD / Dış İlişkiler Konseyi (CFR) Toplantısı: (13 Eylül 2005)

“Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi içinde önemli bir rol oynuyoruz. Amerika’nın Ortadoğu’da oynayacağı önemli bir rol var. Onun bir parçasıyız ve şu anda onun dahilinde çalışıyoruz.”

13- Ankara / AKP MYK Toplantısından Sonra Basına Açıklaması: (16 Kasım 2005)

“Dışişleri Bakanı Gül, Bahreyn’de ABD Dışişleri Bakanı Condellize Rice ile Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi ile ilgili görüşecek. Söz konusu projede eşbaşkanlık görevi yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.”

14- Denizli Polisevi / İşadamlarıyla Toplantısı: (19 Kasım 2005)

“Eğer bugün Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’nde Türkiye eşbaşkan olarak görev yapıyorsa… Şu anda bu görevi yapmaya çalışıyoruz.”

15- TBMM / AKP Grubu Konuşması: (29 Kasım 2005)

“…Onun için biz şu anda Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi içerisinde eşbaşkanlık görevini üstlenmişiz.”

16- ATV / Siyaset Meydanı: (28 Aralık 2005)

“Biliyorsunuz, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi içinde eşbaşkanız, bunun gereği olarak da inisiyatif alma gayreti içindeyiz.”

17- TBMM / AKP Grubu Konuşması: (21 Şubat 2006)

“…Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnisiyatifi’ndeki rolümüz, eşbaşkanlık görevimiz bize özellikle Ortadoğu’da önemli görevler yüklemektedir. Bugüne kadar başlattığımız bütün dış politika hamleleri, bu parametre üzerine kurulmuştur. Az önce birkaçını hatırlattığım bu girişimler, aynı dış politikanın, aynı vizyonun tutarlı ve tamamlayıcı parçalarıdır.”

18- İstanbul Üsküdar / AKP İlçe Kongresi Konuşması: (26 Şubat 2006)

“Biz Ortadoğu’da GODKA denilen Geniş Ortadoğu Ve Kuzey Afrika Projesi’nin içinde eşbaşkanız. Biz orada görev ifa ediyoruz. Böyle bir görev Türkiye’ye seçilerek verilmiştir.”

19- İstanbul Tuzla / AKP İlçe Kongresi Konuşması: (4 Mart 2006)

“Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanlarından biriyiz.”

20- İstanbul Bayrampaşa /AKP İlçe Kongresi Konuşması: (4 Mart 2006)

“BOP’un eşbaşkanlarından biriyiz. Bu görevi yapıyoruz.”

21- Sait Halim Paşa Yalısı / UBS Bank’ın Yemek Sofrası: (28 Nisan 2006)

“Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’ne bundan dolayı girdik.”

22- Avusturya Seyahati: (11 Mayıs 2006)

“Büyük Ortadoğu Projesi’ne, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi’ne niye katıldınız, niye bunların içinde yer aldınız diye eleştiriler geliyor. Biz de ‘olacağız’ diyoruz.”

23- Zaman / G-8 Zirvesi’ne Giderken Röportajı: (13 Mayıs 2006)

“Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika projesi eşbaşkanı olarak Türkiye’ye büyük görev düşüyor.”

24- Yeni Şafak / G-8 Zirvesi’ne Giderken Röportajı: (13 Mayıs 2006)

“Bölgemizdeki gelişmeler karşısında Türkiye olarak üzerimize büyük görev düşüyor. Bunun için de ABD’ye bir ziyaret planlıyorum… Türkiye, Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi eşbaşkanı olduğu için bunu ABD’yle konuşmamız gerekiyor.”

25- Esenboğa Havalimanı / Mısır’a Giderken Anlatmıştı: (20 Mayıs 2006)

“Ziyaretim sırasında Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi çerçevesinde yapmayı planladıklarımızı da anlatma fırsatını bulacağız.”

26- TBMM / AKP Grubu Konuşması: (30 Mayıs 2006)

“Türkiye, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi içerisinde ortak üyeliğe kabul edilmiştir. Bizler bunun için burada bir ortak üyeliği ve ardından da eşbaşkanlık görevini İtalya ve Yemen ile birlikte kabul ettik.”

27- Artvin Çıkışı: (15 Temmuz 2006)

“Biz Türkiye olarak GOKAP içerisinde yer aldıysak, bunun için bizlere davet yapıldı, bunlar olacak diye biz eşbaşkan olarak kabul ettik.”

28- CNN / Larry Kıng Show: (27 Temmuz 2006)

“Daha önce Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi içerisinde zaten yer almıştık. Burada eşbaşkanlık görevi üstlenmiştik.”

29- CNN Türk / “Editör” Programı: (6 Kasım 2006)

“BOP içerisinde davet edilen ülkeler kimlerdir? Türkiye var, Yemen vardı, üç tane eşbaşkan var.”

30- Beyrut Dönüşü Açıklaması: (4 Ocak 2007)

“Biz Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’ni bunun için kabul ettik… Türkiye, İtalya ve Yemen’le eşbaşkanlık görevi üstlendik.”

31- Alman “Süddeutsche Zeıtung” Gazetesi / Makalesi: (7 Şubat 2008)

“Bu sebeple TÜRKİYE, G-8 ülkelerinin de desteklediği Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi içinde inisiyatif almaktadır.”

32- TBMM Grup Toplantısı: (13 Ocak 2009)

“Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı’dır… Bu görevinden vazgeçsin diyorlar. Bunu anlatmak istiyorum. Büyük Ortadoğu Projesi’nin amaçları bellidir.”

İşte bütün bu sözleri, Recep T. Erdoğan’ın Amerikan ajanlığının ve Büyük İsrail Planına kiralık kâhyalığının çok açık itiraf ve ispatıdır.

Gül’ün Powell ile imzaladığı hizmet sözleşmesi

İcraatları, her maddeyi bir bir doğruladı

Abdullah Gül, 2 Nisan 2003 tarihinde dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile Ankara’da imzaladığı hizmet sözleşmesini 24 Mayıs 2003 tarihli Vatan gazetesinde Sedat Sertoğlu’na verdiği röportajda açıklamıştı.

ABD, bu yazılı sözleşmeyi Gül’le yaptı, ancak bir yıl sonra da Tayyip Erdoğan’ı BOP Eşbaşkanlığına atayarak bir bakıma anlaşmayı sağlama aldı. Aradan geçen 7 yıl içinde bu içerik, olgularla bir bir doğrulandı.

Madde 1- Türk askeri Irak’ın kuzeyinden çekilecek, sınır harekâtlarına son verilecek ve PKK’ya askeri harekât için ABD’den izin alınacaktır.

İcraat: Türk askeri 2003’den sonra bölgeden çekildi, sınır ötesi harekâtlara son verildi. Şimdi ABD’den izin alınıyor.

Madde 2- Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK/KADEK’e karşı ABD askeri makamlarına bilgi vermeden ve izin almadan harekât yapacak olursa ABD hükümeti, “Kürt halkına karşı şiddet kullanıldığı ve soykırım uygulandığı” çerçevesi içinde uyarıda bulunma hakkını kullanabilecektir. Bu durumda ABD, gerekli gördüğü ambargo ve silahlı müdahale gibi siyasal ve askerî yaptırımları saklı tutacaktır.

İcraat: ABD ile istihbarat alışverişi yapılıyor. TSK komutanları şiddet ve soykırım suçlamasıyla hapislere atılıyor.

Madde 3- Türkiye, ABD’nin İran’a ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askerî harekâtlara, ABD’nin talep etmesi halinde şartsız olarak üs ve taşıma kolaylıkları sağlayacak, askeri birlik verecektir.

İcraat: Abdullah Gül İran’a karşı ABD ile birlikte hareket ettiklerini defalarca belirtmiş bulunuyor.

Madde 4- Türk Ordu’sunun asker sayısı ve silah kuvveti, ABD’nin uygun bulduğu sayı ve kabiliyete indirilecektir.

İcraat: Bu konu AKP iktidarı tarafından sürekli gündeme getiriliyor. “Özel ordu, paralı askerlik” TBMM’ye tasarı olarak sunulmaya hazırlanıyor.

Madde 5- Irak’ın kuzeyinde kurulmuş olan “Kürdistan”, resmen ilan edildikten sonra, Türkiye tarafından da resmen tanınacaktır. Türk devletinin bu oluşumu “savaş nedeni” sayan. Millî Güvenlik Siyaset Belgesi ve bu yöndeki politika ve kararları kaldırılacaktır,

İcraat: AKP, Barzani devletini önce fiilen sonra resmen tanımış gibi davranıyor. Son olarak Ahmet Davutoğlu, resmi yazıda “Kürdistan” ifadesi kullanıyor.

Madde 8- PKK/KADEK elemanlarına geniş kapsamlı af çıkarılacaktır.

İcraat: Habur’da özel çadır mahkemeleri kuruldu. Af girişimi gündemde, PKK Meclis’e sokuldu ve yasallaştırma süreci devam ediyor.

Madde 7: Güneydoğu belediyelerine özerklik verilecek ve federasyona geçilecektir.

İcraat: Güneydoğu belediyeleri fiilen özerkleştirildi. Federasyon planı uygulanıyor, AKP’nin anayasa girişimi buna hazırlık amacı güdüyor.

Madde 8: Kıbrıs’ta Denktaş devre dışı bırakılacak, Annan Planı küçük değişikliklerle uygulanacak ve Ege’de Yunanistan’ın taleplerine esnek tavır alınacaktır.

İcraat: Denktaş KKTC Cumhurbaşkanlığından uzaklaştırıldı. Annan Planına destek çıktı ve KKTC “devlet mevlet” sıfatlarıyla yok sayıldı. Tayip Erdoğan, “Ege’deki sorunları çözelim” diyerek Yunanistan başbakanına mektup yazdı.

Madde 9: Ermenistan’a yönelik, kısıtlamalar kaldırılacak, Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirilecektir.

İcraat: Ermenistan ile sınır kapısının açılması ve ortak tarih komisyonu gibi maddeler içeren protokoller imzalanması bunun altyapını oluşturuyor.”[1]

Beş yıl önce Hz. Peygamber Efendimize ve İslamiyet’e hakaret eden karikatürlerin sahibi küstah Yahudiye Almanya hem de başbakanı eliyle resmen ödül veriyor.

Amerika’da 11 Eylül bahanesiyle ve İslam’ı şeytan gösteren kiliselerin öncülüğünde Kur’an-ı Kerimler yakılıyor. Müslümanların kutsalları ve onurları ayaklar altına alınıp horlanıyor ve belki de yeni işgal ve saldırılara gerekçe hazırlansın diye mü’minler kışkırtılıyor.

Ve Sn. Recep T. Erdoğan’lar hala bu Haçlı Avrupa’nın ve hınçlı Amerika’nın şeytani projesinde eşbaşkanlık ve kâhyalık yapıyor…

Ve nasıl şuur ve sorumluluk ki mü’minler hala gaflet döşeğinde meskenet içinde yatıyor!?…



[1] Bu Bilgiler 22 Ağustos Aydınlıktan

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
12 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Taraf Gazetesi’nde Bu Reklamın Ne İşi Var?
Milli Çözüm Yanılmaz ve Yanıltmaz……..

[quote]Arkadaşlar, bazı zümreler; Hanefi Avcı’nın, Fethullah’ın ajanı olduğunu iddia etti. Velhasıl cemaatin reklamcısı olduğunu vurguladı. Nitekim ben sayfa yöneticisi olarak bu iddialara pek itibar etmedim.
Fakat bugün, Taraf Gazetesi’nde ne görsem… Taraf Gazete’nin ikinci sayfası’nda, ‘Haliç’te Yaşayan Simonlar’ adlı kitabın reklamı… N…e iş?[/quote]

[img]http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs338.ash2/61882_288640004958_128506794958_1024703_6822525_n.jpg[/img]

[url]http://www.facebook.com/#!/photo.php?pid=1024703&fbid=288640004958&id=128506794958[/url]

Taraf Gazetesi’nde Bu Reklamın Ne İşi Var?
Milli Çözüm Yanılmaz ve Yanıltmaz……..

[quote]Arkadaşlar, bazı zümreler; Hanefi Avcı’nın, Fethullah’ın ajanı olduğunu iddia etti. Velhasıl cemaatin reklamcısı olduğunu vurguladı. Nitekim ben sayfa yöneticisi olarak bu iddialara pek itibar etmedim.
Fakat bugün, Taraf Gazetesi’nde ne görsem… Taraf Gazete’nin ikinci sayfası’nda, ‘Haliç’te Yaşayan Simonlar’ adlı kitabın reklamı… N…e iş?[/quote]

[img]http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs338.ash2/61882_288640004958_128506794958_1024703_6822525_n.jpg[/img]

[url]http://www.facebook.com/#!/photo.php?pid=1024703&fbid=288640004958&id=128506794958[/url]

vatansevere tebrikler
VATANSEVER KARDEŞİMİZ BİR GERÇEĞİ ORTAYA KOYMUŞTUR. ODA MESHEBİ, DİLİ DÜŞÜNCESİ NE OLURSA OLSUN VATAN KONUSUNDA AYNI ÇATI ALTINDA TOPLANILABİLİNİYORSA BU BÜYÜK BİR KAZANIMDIR. BU VATANI MAKAM VE MEVKİ UĞRUNA BATIYA BAĞIMLI HALE GETİRENLERİN AKIBETİDE KÖTÜ OLACAK. HER KESİMDEN HER DÜŞÜNCEDEN VE HER FİKİRDEN İNSANLARIN YORUMLARINA SAYGI DUYUYORUM. ÇÜNKÜ ÖYLE BİR DÖNEMDEYİZKİ EN VATANSEVER GÖZÜKTÜĞÜNÜ İDDEA EDENLER BUGÜN BOP EŞBAŞKANLIĞIYLA TÜRKİYEMİZİ PARÇALAMA KONUMUNA GETİRMİŞTİR. AMA BÖYLE GÖRÜNMEYENLER BUGÜN BU VATAN HEPİMİZİN DİYEREK BAYRAĞIMIZA VE VATANIMIZA SAHİP ÇIKIYORLAR. NE MUTLU GERÇEĞİ GÖRENLERE.

vatansevere tebrikler
VATANSEVER KARDEŞİMİZ BİR GERÇEĞİ ORTAYA KOYMUŞTUR. ODA MESHEBİ, DİLİ DÜŞÜNCESİ NE OLURSA OLSUN VATAN KONUSUNDA AYNI ÇATI ALTINDA TOPLANILABİLİNİYORSA BU BÜYÜK BİR KAZANIMDIR. BU VATANI MAKAM VE MEVKİ UĞRUNA BATIYA BAĞIMLI HALE GETİRENLERİN AKIBETİDE KÖTÜ OLACAK. HER KESİMDEN HER DÜŞÜNCEDEN VE HER FİKİRDEN İNSANLARIN YORUMLARINA SAYGI DUYUYORUM. ÇÜNKÜ ÖYLE BİR DÖNEMDEYİZKİ EN VATANSEVER GÖZÜKTÜĞÜNÜ İDDEA EDENLER BUGÜN BOP EŞBAŞKANLIĞIYLA TÜRKİYEMİZİ PARÇALAMA KONUMUNA GETİRMİŞTİR. AMA BÖYLE GÖRÜNMEYENLER BUGÜN BU VATAN HEPİMİZİN DİYEREK BAYRAĞIMIZA VE VATANIMIZA SAHİP ÇIKIYORLAR. NE MUTLU GERÇEĞİ GÖRENLERE.

milli görüşçü değilim ama…
Sitenizi ve yazılarınızı bir müddettir ara ara takip ediyorum.Bende kendi kanaatimce birşeyler yazmak istiyorum.

Ben vatanını çok seven Önce HZ. ALLAH Sonra HZ. MUHAMMED Sonra HZ. ALİ ve En son M.K.Atatürk’ü benimseyen bir MÜSLÜMAN TÜRK genciyim.ARTIK BİRBİRİMİZE DAHA İYİ KENETLENMELİYİZ !!! ÜLKE ELDEN GİDİYOR!!! MESHEP AYRIMLARINI DİN AYRIMLARINI ve IRK AYRIMLARINI YAPMAMALIYIZ.KENETLENMELİYİZ!!! DAHA İYİ BİR GELECEK İÇİN !!!

MİLLİ GÖRÜŞÇÜLERE DE ÇOK BÜYÜK SAYGIM VAR !!! Çünkü onlar dini kullanarak istismar yapmıyorlar, çünkü onlar dini kullanarak ırsızlık yapmıyorlar, çünküü onlar biz müslümanız diyip tv programlarını denetimsiz bırakıp insanların ahlakını ve namus yapısını bozmuyorlar, çünkü onlar gerçekten HZ ALLAHA inanıyorlar… başkaları gibi inanıyormuş gibi gösterip her türlü ahlaksızlığı yapmıyorlar…

Şimdilik yazıcaklarım bu kadar ama bu sayfadaki konularla ilgili daha açık bir düşüncemi ve kendi pekiştirdiğim bilgileri sizlerle paylaşacağım.Birde benim düşünce açımdan bu konular hakkındaki fikrimi okumanızı isterim…

HEPİNİZ ALLAHA EMANET OLUN!!

ALLAH TÜRK MİLLETİNİ VE TÜRKİYEYİ KORUSUN!!!

milli görüşçü değilim ama…
Sitenizi ve yazılarınızı bir müddettir ara ara takip ediyorum.Bende kendi kanaatimce birşeyler yazmak istiyorum.

Ben vatanını çok seven Önce HZ. ALLAH Sonra HZ. MUHAMMED Sonra HZ. ALİ ve En son M.K.Atatürk’ü benimseyen bir MÜSLÜMAN TÜRK genciyim.ARTIK BİRBİRİMİZE DAHA İYİ KENETLENMELİYİZ !!! ÜLKE ELDEN GİDİYOR!!! MESHEP AYRIMLARINI DİN AYRIMLARINI ve IRK AYRIMLARINI YAPMAMALIYIZ.KENETLENMELİYİZ!!! DAHA İYİ BİR GELECEK İÇİN !!!

MİLLİ GÖRÜŞÇÜLERE DE ÇOK BÜYÜK SAYGIM VAR !!! Çünkü onlar dini kullanarak istismar yapmıyorlar, çünkü onlar dini kullanarak ırsızlık yapmıyorlar, çünküü onlar biz müslümanız diyip tv programlarını denetimsiz bırakıp insanların ahlakını ve namus yapısını bozmuyorlar, çünkü onlar gerçekten HZ ALLAHA inanıyorlar… başkaları gibi inanıyormuş gibi gösterip her türlü ahlaksızlığı yapmıyorlar…

Şimdilik yazıcaklarım bu kadar ama bu sayfadaki konularla ilgili daha açık bir düşüncemi ve kendi pekiştirdiğim bilgileri sizlerle paylaşacağım.Birde benim düşünce açımdan bu konular hakkındaki fikrimi okumanızı isterim…

HEPİNİZ ALLAHA EMANET OLUN!!

ALLAH TÜRK MİLLETİNİ VE TÜRKİYEYİ KORUSUN!!!

BİR HATIRLATMA
BEN ELHAMDULİLLAH MİLLİ GÖRÜŞÇÜYÜM VE LİDERİMDE ERBAKAN HOCAM. SON GÜNLERDE NUMAN KURTULMUŞ VE AVANESİYLE İLGİLİ OLAYLARI FIRSAT BİLEN BAZI KÜÇÜK YEREL GAZETE TEMSİLCİLERİ VE BİR AVUÇ YANDAŞLARI BİRBİRİNDEN HAİN OLAN NUMAN VE TAYYİBİ AYNI KAREYE KOYMAKTAN KAÇIYOR HATTA TAYYİBE ÖVGÜLER YAĞDIRIYORLAR. BU MAALESEF MİLLİ GÖRÜŞ CAMİASINDADA SÖZÜM ONA SADIK GÖRÜNEN İNSANLAR TARAFINDANDA ARTIK BU ŞEKİLDE KONUŞULMAYA BAŞLANMIŞTIR. UNUTMAYINKİ IRAKTA BİR MİLYON İNSANIN KANINA GİRİLDİ YÜZBİNLERCE KADININ IRZINA GEÇİLDİ BU BOP EŞBAŞKANI TAYYİBİN DESTEKLERİYLER OLDU. TÜRKİYEDE AHLAK VE MANEVİYAT BİTTİ. İŞSİZLİK ORTADA. GARİBAN DAHA GARİBAN ZENGİN DAHA ZENGİN OLDU. KİLİSEYE EVET CİMİLERE HİÇBİR DESTEK VERİLMEDİ. BAŞÖRTÜSÜ SORUNU DAHA BİR SORUN HALİNE GETİRİLDİ. DİN KİTAPLARINDAN AYETLER ÇIKARILDI. MİLLİ KAYNAKLAR TEK TEK GEVURA PEŞKEŞ ÇEKİLDİ. ABD AB VE İSRAİLE HERTÜRLÜ TAVİZ VERİLDİ. PEKİ KİM TARAFINDAN TAYYİP TARAFINDAN. BUNU GÖRE GÖRE BUNLARI GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK DİLSİZ ŞEYTAN OLMAYA YETERDE ARTAR BİLE. NUMAN VE TAYYİP İKİSİDE HAİNDİR. BİRİNİ VURUP DİĞERİNİ AKLAMAYA ÇALIŞANLARDA DAHA HAİNDİR.

BİR HATIRLATMA
BEN ELHAMDULİLLAH MİLLİ GÖRÜŞÇÜYÜM VE LİDERİMDE ERBAKAN HOCAM. SON GÜNLERDE NUMAN KURTULMUŞ VE AVANESİYLE İLGİLİ OLAYLARI FIRSAT BİLEN BAZI KÜÇÜK YEREL GAZETE TEMSİLCİLERİ VE BİR AVUÇ YANDAŞLARI BİRBİRİNDEN HAİN OLAN NUMAN VE TAYYİBİ AYNI KAREYE KOYMAKTAN KAÇIYOR HATTA TAYYİBE ÖVGÜLER YAĞDIRIYORLAR. BU MAALESEF MİLLİ GÖRÜŞ CAMİASINDADA SÖZÜM ONA SADIK GÖRÜNEN İNSANLAR TARAFINDANDA ARTIK BU ŞEKİLDE KONUŞULMAYA BAŞLANMIŞTIR. UNUTMAYINKİ IRAKTA BİR MİLYON İNSANIN KANINA GİRİLDİ YÜZBİNLERCE KADININ IRZINA GEÇİLDİ BU BOP EŞBAŞKANI TAYYİBİN DESTEKLERİYLER OLDU. TÜRKİYEDE AHLAK VE MANEVİYAT BİTTİ. İŞSİZLİK ORTADA. GARİBAN DAHA GARİBAN ZENGİN DAHA ZENGİN OLDU. KİLİSEYE EVET CİMİLERE HİÇBİR DESTEK VERİLMEDİ. BAŞÖRTÜSÜ SORUNU DAHA BİR SORUN HALİNE GETİRİLDİ. DİN KİTAPLARINDAN AYETLER ÇIKARILDI. MİLLİ KAYNAKLAR TEK TEK GEVURA PEŞKEŞ ÇEKİLDİ. ABD AB VE İSRAİLE HERTÜRLÜ TAVİZ VERİLDİ. PEKİ KİM TARAFINDAN TAYYİP TARAFINDAN. BUNU GÖRE GÖRE BUNLARI GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK DİLSİZ ŞEYTAN OLMAYA YETERDE ARTAR BİLE. NUMAN VE TAYYİP İKİSİDE HAİNDİR. BİRİNİ VURUP DİĞERİNİ AKLAMAYA ÇALIŞANLARDA DAHA HAİNDİR.

YAKIN AZ KALDI
YAKIN ARTIK ZAFER AZ KALDI BUNA İNANANLARDA AZ KALDI. İŞTE İMTİHANIN SIRRI BURADAYDI. GÖRDÜMKİ MİLLİ ÇÖZÜMCÜLER GERÇEK İNANANLARDI. 40 YILDIR ÇİZGİSİNDEN UZAKLAŞMADI. AKIL SAHİBİ VE ZEKİ İNSANLAR AHMET AKGÜLÜ SONUNDA ANLADI. BENDE GEÇTE OLSA ONU ANLADIM. VE ARTIK MİLLİ ÇÖZÜMCÜYÜM.

YAKIN AZ KALDI
YAKIN ARTIK ZAFER AZ KALDI BUNA İNANANLARDA AZ KALDI. İŞTE İMTİHANIN SIRRI BURADAYDI. GÖRDÜMKİ MİLLİ ÇÖZÜMCÜLER GERÇEK İNANANLARDI. 40 YILDIR ÇİZGİSİNDEN UZAKLAŞMADI. AKIL SAHİBİ VE ZEKİ İNSANLAR AHMET AKGÜLÜ SONUNDA ANLADI. BENDE GEÇTE OLSA ONU ANLADIM. VE ARTIK MİLLİ ÇÖZÜMCÜYÜM.

helal olsun size
artık bu sitenin devamlı okuyucusuyum,yeni farkettim bu siteyi işbirlikçi numan hakkında araştırma yaparken,teşekürler,helal sana Ahmet abi

helal olsun size
artık bu sitenin devamlı okuyucusuyum,yeni farkettim bu siteyi işbirlikçi numan hakkında araştırma yaparken,teşekürler,helal sana Ahmet abi

Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

AHMET AKGÜL KİMDİR?

INTRODUCTION OF USTADH AHMET AKGÜL

رسالة تعريفية لمعلمنا أحمد أكجول

قبل مؤتمر النظام العادل في جامعة قيرغيزستان أراباييف، والذي حضرناه، قدم أحد المحاضرين أستاذنا أحمد أكجول على النحو التالي: أحمد أكجول موجود في تركيا؛ إنه عالم ومثقف نادر جدًا يجمع بين المبادئ الإسلامية والمتطلبات الإنسانية، وفكر أتاتورك في التغيير والقومية الإيجابية والتوازن الاجتماعي. ألف حوالي 100 كتاب، بعضها في 3 مجلدات، وجميعها أعمال فريدة وأصيلة. 10 من الكتب؛ تمت ترجمته إلى الإنجليزية والروسية واليابانية والفارسية والفرنسية والعربية. البروفيسور الراحل، أحد رؤساء وزراء تركيا الأسطوريين. دكتور. ويعتبر من أكثر الطلاب المميزين وأتباع نجم الدين أربكان.
لقد حضر المؤتمرات العلمية في جميع أنحاء تركيا وأوروبا والجغرافيا الإسلامية منذ ما يقرب من 40 عامًا. إنه رجل حكيم تنبأ وشرح التطورات المهمة في تركيا ومنطقته والعالم قبل عقود، وتعرض للعديد من المشاكل والهجمات لهذا السبب، لكنه كان دائما على حق في النهاية. وهو رئيس تحرير مجلة الحل الوطني، التي يتابعها عن كثب كبار البيروقراطيين العسكريين والمدنيين، وأساتذة الجامعات، والكتاب والمعلقين المهمين، ومسؤولي الدولة في تركيا. ضد الأنظمة الرأسمالية والاشتراكية والليبرالية في العالم؛ فهو يحتوي على الجوانب الجيدة والمفيدة لجميعها، لكنه يترك الجوانب السيئة والضارة؛ سيدنا، الذي أعد ودافع عن برامج النظام العادل الأصلية القائمة على العقل والعلم والتاريخ والضمير والقرآن، يبلغ من العمر 74 عامًا وأب لخمسة أطفال. لا يتقاضى إتاوات أبدًا عن أي من كتبه أو مجلاته أو مقالاته أو مؤتمراته، ويعيش حياة متواضعة بعيدًا عن الترف والراحة، ويغطي نفقات كل ذلك بحوالي 40 من الرفاق المتطوعين والمخلصين في سبيل الله. المعلم الذي يدافع عن "حرمة التبشير بالعلم" وبالتالي لا يدين بالشكر لأي مركز أو حكومة. باستثناء ما يقرب من 105 من أعمال أستاذنا، حتى الأحزاب والحكومات تظل غير مبالية؛ الدين والأخلاق في المرحلة الابتدائية: 4-5، المرحلة المتوسطة: 1-2-3، المرحلة الثانوية: 1-2-3-4 والجامعة: 1-2-3، وفقاً للحقائق العلمية وجوهر الإسلام. ولكن بغض النظر عن أي طائفة، فقد أعد كتب العلم. خلال أحاديثهم المميزة جداً، كتلاميذه ومتابعيه المخلصين: "كيف أعددتم هذه (100) كتاباً يزيد عن مائة، كيف رتبتم وقتكم؟" أجاب أستاذنا أحمد أكجول على أسئلتنا كالتالي، ليكون قدوة وتشجيعًا لنا:



1- منذ ما يقرب من 60 عامًا، باستثناء الأمراض الخطيرة والصعوبات الكبيرة؛ ولم أؤجل عمل اليوم إلى الغد، كما أنني لم أحاول تأجيل عمل الصباح إلى الظهر أو عمل الظهر إلى المساء. لأنه لا ينبغي لي أن أضيع رأس مال حياتي المحدود في مساعي فارغة ومجانية يسميها القرآن الإلغاء ويحرمها

 

2- حتى لو كان شخصًا لديه معرفة وخبرة في موضوع ما، حتى لو كان أصغر منا كثيرًا... حتى لو كان شخصًا عاديًا وبسيطًا، فأنا لا أشعر بالإهانة أبدًا عند الاستماع إليه أو تعلم شيء ما، لأن أكبر عائق أمام التعلم والحصول على العلم هو الكبرياء والكبر

-3ما حصلنا عليه؛ حاولت أن أقرأ وأفهم كتابات وكتب الجميع، محليًا أو أجنبيًا، يساريًا أو يمينيًا، أعرفه أو لا أعرفه، أحبه أو أكرهه.
4- كنت أسجل المعلومات التي تعلمتها وأجد أهميتها منها أو مما سمعته في البرامج والمؤتمرات التليفزيونية، ولم أتردد قط في كتابتها ونقلها بذكر أصحابها
5- من خلال الوقوع في الرغبات والاعتراضات التعسفية من أقرب أقاربي ورفاقي وأعضاء الحزب وذوي المناصب ذات النفوذ والكفاءة... أو من منطلق حرصي على راحتي ومصالحي الشخصية، لم أخفي أبدًا الحقيقة التي قالها لي يجدها العقل والضمير نافعة ومفيدة، ولم أصعب فهمها بتغليفها بأغلفة مختلفة
6- كل الأشخاص الذين التقينا بهم في أي مناسبة وأصبحنا قريبين بما يكفي لتناول كوب من الشاي أو السفر لمدة ساعة على متن الطائرة؛ حاولت مساعدتهم على اكتساب وزيادة وعيهم الأخلاقي والضميري وكرامتهم، وخاصة سلامهم الروحي والعالمي. بمعنى آخر، كنت أهدف إلى أن أكون مفيداً له، وليس أن أستفيد من منصبه وفرصه ومجاملاته.
7- ولعل ذلك يعتبر ثمرة ومعجزة للأهداف والجهود المخلصة... وطبعا بفضل الله تعالى وفضله لا بد من قراءة كتاب ما يقارب 700 صفحة بسرعة في ساعة أو ساعتين. وتهنئة هذا الكتاب وانتقاده عمدا، والحمد لله أن إنتاج ملاحظات من 10 صفحات أصبح أسهل بالنسبة لنا.
أطيب التحيات…

YORUMLAR

Son Yorumlar
12
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...