YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
697f8f4f7533e
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 8 9
Bugün : 44267
Dün : 56785
Bu ay : 44267
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48747580
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

Siyonist Yahudi Lobilerinin güdümündeki Foreign Policy dergisi, her yıl geleneksel olarak açıkladığı ”2012 yılı Küresel Düşünürler Listesi”ni yayınlamıştı. Başbakan Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da listede ve 28. sırada bulunmaktaydı. 2012 yılını kapsayan listede birinci sırayı, geçen ABD Başkanı Barack Obama’nın da ziyaret ettiği Myanmarlı muhalif lider Aung San Suu Çii ve Myanmar’ın şimdiki Devlet Başkanı Thein Sein almıştı. Çii ve Sein’in, ”değişimin her yerde, hatta dünyanın en baskıcı ülkelerinden birinde bile olabileceğini gösterdikleri” için birinciliği aldıkları vurgulanmıştı.

Oysa Myanmar Devlet Başkanının ve Muhalefet Liderinin bütün yaptıkları; yıllardır yüz binlerce masum ve mazlum Arakan’lı Müslümanlara soykırım ve katliam uygulayıp ortadan kaldırmak, onları ülkelerinden sürüp çıkarmak, her türlü vatandaşlık şartlarından ve temel insan haklarından mahrum bırakmaktı. Yani Siyonist Yahudi dergisi Foreign Policy’e göre: “Müslümanları boğmak, kovmak ve etkisiz hale sokmak, “çağdaş değişimin gerçekleşmesi ve Laikliğin yerleştirilmesi” sayılmaktaydı. Bizdeki ulusalcılar da Foreign Policy ile aynı kafadaydı ve Myanmar’ın dinsiz-kominist yöneticilerini alkışlamaktaydı. İşte Sn. Recep T. Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu da “İslam Dinine ve İslami hareketlere verdikleri zarar ölçüsünde ödül derecesi kazanan Yahudi kuklaları arasında 28. sırayı almışlardı!? Çünkü BOP eş kahyalığı ve Ilımlı İslam tahribatı ile, İslam Dinine ve İslami hareketlere çok önemli darbeler vurmaktalardı!..” Aynı liste 64. sırada İstanbul doğumlu Yahudi asıllı Ermeni (pakraduni) ve Rockefeller bağlantılı American Academi of Arts and Sitiences üyeliğine atanmış ABD vatandaşı ve koyu Erbakan karşıtı ekonomist Daron Acemoğlu’nun bulunması da anlamlıydı. Daha da hayret verici olanı Recep T. Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu’ndan sonra 33. sırada “Şeytan Ayetleri” yazarı İran asıllı İslam, Kur’an ve Peygamber düşmanı Salman Rüştü’nün seçilmiş olması sayın başbakanın kimlerin ayarında ve arasında yer aldığını ortaya koymaktaydı.

Listenin ikinci sırasında Tunus Cumhurbaşkanı Munsef Marzuki bulunmaktaydı. Bunun nedeni olarak da ”Arap Baharı fikrinin hayatta kalmasını devam ettirmesi” hatırlatılmıştı. Eski ABD başkanlarından Bill Clinton ve eşi ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da listede üçüncü sırada yer almışlardı.

 Erdoğan ve Davutoğlu’na bu listede neden ve hangi gerekçeyle yer verilmişti?

 Listede, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 28. sırada yer alması kafa karıştırıcıydı. Dergide, ”ön cephede liderlik etmeleri” nedeniyle Erdoğan ve Davutoğlu’nun listede yer aldığı vurgulanmıştı. Erdoğan’ın, ”Suriye’de yaşananları Kerbela’ya benzetmesinin” hatırlatıldığı dergide, Başbakan Erdoğan’ın liderliği altında Türkiye’nin Ortadoğu’nun vazgeçilmez gücü olarak ortaya çıktığı yazılmıştı. Dergide, “Erdoğan’ın, bölgenin kimlik ve din konularındaki zorluklarında hiçbir Amerikalı siyasetçinin yapamayacağı şekilde mücadele ettiği” ifade edilerek, ”Arap dünyasının karışıklıklar içinde olduğu ve ABD’nin geri planda kalıp olayları yönlendirmekle eleştirildiği bir ortamda Türkiye, kendine özgü kültür alt yapısı ve tarihinin onu doğuyla batı arasında ideal bir köprü haline getirdiği inancıyla beslenerek, giderek artan belirgin bir uluslararası rol üstlendi” diye övgüler yağdırılmaktaydı. (AA) Yani açıkçası, AKP’nin ABD’ye taşeronluk yaptığı itiraf olunmaktaydı. .ABD Başkanı Barack Obama’nın da yer aldığı listede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Ehud Barak’ın 13’üncü sırada bulunması bizim söylediklerimizin kanıtıydı. Almanya Başbakanı Angela Merkel’in 12’nci, IMF Başkanı Christine Lagarde’nin de 27’nci olduğu listeye Siyonist spekülatör George Soros, Melun İslam tahribatçısı Salman Rüştü ve Nouriel Roubini gibi isimler de sokulmuşlardı.

Yani Türkiye’de iktidara taşınmanın ve orada tutunmanın “Yahudi Lobilerine hizmetkarlık şartına bağlı” olduğunu, Erdoğan ve Davutoğlu’nun Ortadoğu’da bu “yeni liderliğin bir bedeli” bulunduğunu keşfettiklerini de savunan dergi, Erdoğan ve Davutoğlu’nun “Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a karşı çıkmalarının Türkiye’nin güneydoğusunda yeni tehditler yarattığını, 100 binden fazla mültecinin Türkiye’nin topraklarına aktığını, bunun da Ankara’nın kaynaklarını aşırı biçimde zorladığını, ama AKP Türkiye’sinin bu büyük riski ABD hatırına göze aldığını” vurgulamıştı. Halen Erdoğan ve Davutoğlu’nun Washington’un iyi bildiği, “Suriye için kenarda mı duralım, tek başımıza mı vuralım?” ikilemiyle karşı karşıya bulunduğunu savunan Yahudi Foreign Policy Dergisi, Erdoğan’ın, “ülkenin yeni iddialı dış politikasının entelektüel mimari” olarak nitelediği Davutoğlu’na dünyayı harekete geçirme talimalatını verdiğini de yazmıştı. (ANKA) (CN/OE)

Myanmar canilerini “ilham verici” diye övmüşlerdi!

Foreign Policy Dergisi, Myanmar’ın muhalif lideri Suu Kyi ve askeri cunta lideri Thein Sein’i birinci seçerken, elbette ve kesinlikle bunların Arakan Müslümanlarına yönelik vahşi katliamlarını göz önüne almıştı. Myanmar’daki bu cinayet ve rezaletleri “reform süreci ilham verici” olarak niteleyen dergi, “dünyanın en baskıcı diktatörlüklerinden biri, iki beklenmedik müttefikin liderliğiyle reform yapmaya başladı” yorumunu yapmaktan da sakınmamıştı. Listenin ikinci sırasında yer alan Tunus Cumhurbaşkanı Monsef Marzuki’nin Mısır ve Libya‘daki ciddi çatışmalara ülkesini sokmadan, “Tunus‘u Arap Baharı’nın en ümit vaat eden ülkesi” konumuna taşıması alkışlanmış ve ARAP BAHARI’nın kimlerin planı olduğu da böylece ortaya çıkmıştı.

Listedeki ilk 30 isim ve özellikleri

1.AUNG SAN SUU KYI

Yıllarca askeri cuntanın baskısı altında yönetilen Myanmar’da, 21 yıl ev hapsinde tutulan ve 2012 yılında Nobel ödülü alan demokrasi yanlısı muhalif lider, Küresel Düşünürler listesinde birinci sıradaydı. Bu Nobel ödülü demokrasi kahramanı nedense Arakan Müslümanlarının katliamına arka çıkmıştı.

 1.THEIN SEIN

Myanmar Başkanı Thein Sein, ev hapsine son verilmesinin ve parlamentoya seçilmesinin önünü açtığı Aung San Suu Kyi ile birinci sırayı paylaşmıştı. 50 yıl süren askeri yönetimden sonra İlk sivil devlet başkanı olan Sein’in listede yer alma nedeni, “Dünyanın en baskıcı devletlerinden birinde bile değişimin olabileceğini göstermesi” sayılmış ve Müslümanları katliamına kılıf yapılmıştı.

2.MONCEF MARZUKI

Tunus Cumhurbaşkanı Marzuki, kimi ülkelerde kanlı eylemleri beraberinde getiren “Arap Baharı’nın fikirlerini canlı tuttuğu”, süreçten demokratik bir biçimde çıkmayı başardığı için listede ikinci sırayı almıştı.

3.BILL ve HILLARY CLINTON

ABD’nin eski başkanlarından Bill Clinton ve Barack Obama yönetiminde Dışişleri Bakanı olarak görev yapan eşi Hillary Clinton, “hala yarını düşünebildikleri” için üçüncü sırayı paylaşmıştı. Bill Clinton Bilderberg azasıydı.

4.SEBASTIAN THRUN

“Robot-araba devrimini hızlandırdığı” için dördüncü sırada yer alan Alman bilgisayar uzmanı, arabaların geleceğini yeniden tasarlamıştı. Google’ın en değerli beyinlerinden olan, Stanford Üniversitesi’nde de araştırmalarına devam eden Thrun, arabalarla yapay zekâ yazılımlarını hazırlamıştı. Thrun tam bir Darwininst kafalı Yahudi ve koyu bir İslam düşmanıydı.

5.MELINDA GATES

Dünyanın en büyük özel kalkınma örgütünün olan Bill&Melinda Gates Vakfı’nın yöneticisi olan Bill Gates ve Melinda Gates beşinci sıradaydı. Doğum kontrolünden yana çalışmalar yapan, bunun için nikâhlı evlilikleri lüzumsuz sayıp Katolik Kilise’yi bile karşısına alan Melinda Gates’in bu sırada yer almasının nedeni, “kadınların kendi seçimlerini ve cinsel tercihlerini özgürce yapabilmesi” için gösterdiği çabaydı.

6.MALALA YUSUFZAY

Pakistanlı kızların okula gitmesi için sürdürdüğü mücadele nedeniyle Taliban tarafından kafasından kurşunlanan 14 yaşındaki Malala, “Taliban’a ve güya Taliban’ın temsil ettiği şeriat kanunlarına karşı direndiği” için altıncı sırada ve göstermelik olarak derece kazanmıştı.

7.BARACK OBAMA

İkinci kez ABD Başkanı seçilen Obama’nın yedinci sırada bulunmasının nedeni, ABD’nin dünya üzerinde bıraktığı kötü ve katı izlenimi değiştirme çabasıydı!

8.PAUL RYAN

ABD’deki 2012 Başkanlık seçimlerinde, Cumhuriyetçilerin lideri Mitt Romney’nin yanında ‘başkan yardımcısı’ adayı olarak yarışan CFR üyesi Yahudi-Siyonist Ryan, George W. Bush’un başkanlığı dönemindeki abartılı vergi politikalarını değiştirmek için hazırladığı bütçe teklifiyle büyük bir riski göze aldığı gerekçesiyle listede yer almıştı. ABD Kongre üyesi ve Siyonist CFR üyesidir.

9.ÇEN GUANGÇENG

Çin’in tek çocuk politikası yüzünden kadınların kürtaja ve kısırlaştırılmaya zorlanmasına karşı kampanyalar yürüten CFR bağlantılı Çinli avukat Çen, “hukukun üstün olduğu bir Çin” hayal ettiği ve ABD emperyalizmini benimsediği için listenin dokuzuncu sırasındaydı. Ev hapsinden kaçarak ABD’nin Pekin Büyükelçiliği’ne sığınan Çen, diplomatik krize yol açmıştı. Hayret Bill Gates, kürtajı savunduğu, Çen Guangçeng ise karşı çıktığı için dereceye alınmışlardı!?

10.DAVID BLANKENHORN, NARAYANA KOCHERLAKOTA, RICHARD A. MULLER

Aktivist David Blankenhorn, Yahudi gelenekleri ve Amerikan değerleri bağlısı, ekonomist Kocherlakota Yahudi, Minnepolis Merkez Bankası Başkanı ve fizikçi Muller; Yahudi, masonik Bohemian club azası… Üçü de kendi alanlarında uzun yıllar savundukları fikirleri Yahudi Lobileri telkinleri ve siyonizmin güvenliği için birden değiştirdikleri için 10’uncu sırayı paylaşmışlardı.

11.JASEN HANSEN: Yahudi NASA bilim adamı

12.ANGELA MERKEL

Birleşmiş bir Avrupa hayalinden vazgeçmeyi reddeden ve siyonizmin güdümündeki AB’yi destekleyen Almanya Başbakanı Angela Merkel, bu sebeple küresel düşünürler listesinin 12’nci sırasında yer almıştı.

13.EHUD BARAK, BiNYAMiN NETANYAHU

İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu 13’üncü sıradaydı ve bunun nedeni, İran’ın nükleer programına karşı çıkmalarıydı!? Ya kendilerinin Filistin katliamları?

14.MEIR DAGAN, YUVAL DISKIN

Mossad’ın eski yöneticisi Dagan ve İsrail yurtiçi gizli servisi Şin Bet’in eski şefi Diskin, İran konusunda Barak ve Netanyahu’dan farklı düşünceye sahip ve bunu açıkça dile getirdikleri için bu listede yer almışlardı!

15.BEN BERNANKE

ABD’li ekonomist ve mevcut ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Yahudi Ben Bernanke, dünyanın en büyük ekonomisinin ayakta kalmasını sağladığı, yani küresel sömürü saltanatına sahip çıktığı için 15’inci sıradaydı.

15.SCOTT SUMNER

Nominal gayri safi yurtiçi hasıla kavramını benimseten ekonomist, “bloğuyla ekonomiyi kurtaran adam” olarak tanınmıştı. Yahudi güdümlü ABD Merkez Bankası FED’in ekonomik kalkınmaya odaklanması gerektiği fikri Bernanke tarafından da kabul gören Sumner, FED Başkanı ile birlikte 15’inci sıradaydı.

16.MARIA ALYOKHINA, YEKATERINA SAMUTSEVICH, NADEZHDA TOLOKONNIKOVA

Rus rock müzik grubu Pussy Riot üyesi olan bu üç kadın, Rusya’da bir kilisede yaptıkları gösteri nedeniyle cezaevine atılmıştı. “Özgürlüğe bir aşk mektubu yazarak cam kafeslerini kırdıkları için” listeye sokulmuşlardı. Pussy Riot geçen Şubat’ta Moskova’nın en büyük Katedralinde Putin’i şarkılarıyla protesto etmiş ve Putin’in emperyalizm ve Siyonizm karşıtı girişimlerine karşı halkı kışkırtmışlardı.

17.ABRAHAM KAREM, WILLIAM MCRAVEN

İnsansız hava aracı (İHA) teknolojisinde en çok emeği bulunan havacılık mühendisi Yahudi Abraham Karem ve ABD Özel Operasyonlar Kumandanı William McRaven 17’nci sırayı paylaşması doğaldı.

18.AHLEM BELHADJ

Tunuslu Demokratik Kadınlar Birliği Başkanıydı. Kadınların yeni Arap Dünyasında söz sahibi olmaları ve çağdışı şeriat kanunlarının (!) artık tamamen kaldırılması gereğini savunanlardandı.

19.RIMA DALI, BASSEL KHARTABIL

Suriyeli aktivistler Dali ve Khartabil, Suriye’de barışçıl bir devrimin gerçekleşmesi ısrarcı oldukları için 19’uncu sıraya konulmuşlardı. Bunların CIA ve MOSSAD bağlantıları medyaya yansımıştı.

20.MARIO DRAGHI

Politikacıların kurtarmadığı AB’yi kurtaran Avrupa Merkez Bankası Başkanı ve Yahudi asıllı Rotschildlerin has adamıydı.

21.GEORGE SOROS

Listede “filantropist, hayırsever ve yatırımcı” olarak söz edilen Yahudi Soros, Avrupa’daki ekonomik krizin görünenden çok daha derin olduğunu gerçeğini hatırlattığı ve radikal tedbirler konusunda girişimler başlattığı için bu şerefi kazanmıştı.

22.JOYCE BANDA

22’nci sırada Malavi Cumhuriyeti’nin Başkanı vardı. Bayan Banda, Afrika’da başa geçen ikinci kadın Başkanı olarak zor durumda olan ülkenin yönetimini devralmış ve İsrail’e çok özel imtiyazlar sağlamıştı.

23.ED MORSE

Yahudi, New Yorklu ekonomist, Kuzey Amerika için enerji bağımsızlığının bir hayal olmadığını savunmaktaydı. Enerji kıtlığına yönelik geleneksel görüşleri alt üst eden 92 sayfalık bir rapor hazırlamıştı.

24.THOMAS PIKETTY, EMMANUEL SAEZ

İki ekonomist de, Amerika Birleşik Devletleri’nde gelir dağılımının eşitsizliğini gözler önüne serip, yani ezilenlerden yana bir tavır gösterip halkın gazını aldıkları için listede 24 sırayı kapmışlardı.

25.NADIM MATTA

Connecticut’taki “Çabuk Çözümler Enstitüsü” Başkanı Matta, yalnız Başkanların değil herkesin 100 günlük planlara ihtiyacı olduğunu söyleyip, ABD ve İsrail’in beklenmedik krizlere hazırlıklı olmasını öğütlediği için bu sıraya alınmıştı.

26.AI WEIWEI

Çinli sanatçı, hapiste geçirdiği süreden sonra hükümeti protesto etmek için evine kameralar yerleştirip, Twitter’daki 170 bin takipçisine hayatını izlettiği için listenin 26’ncı sırasına sıkıştırılmıştı. Wall Street Journal’den Yahudi yenilikçiler ödülü aldı.

27.CHRISTINE LAGARDE Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı olan Yahudi Lagarde, başka kimse yapmazken Orta Doğu’da yatırımlar yaptığı ve küresel sömürü sermayesine nefes aldırdığı için bu sıraya konulmuşlardı.

28.RECEP TAYYİP ERDOĞAN, AHMET DAVUTOĞLU

Listede Başbakan Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu 28’nci sırayı paylaşmıştı. Dergi, “Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Ortadoğu’nun (BOP’un) vazgeçilmez bir gücü olarak ortaya çıkarken, bölgenin kimlik ve dine dair mücadelelerine hiçbir Amerikalı siyasetçinin yapamayacağı şekilde” dâhil olmaları ve bu konuda “cahil cesur olur” cinsinden Yahudi Lobilerinden cesaret madalyası almaları nedeniyle bu sırayı hak kazandıklarını açıklamıştı. Böylece Erdoğan ve Davutoğlu 100 İslam düşmanı arasında 28. sırayı alma şerefini kazanmışlardı.

Foreign Policy, buna karşın Erdoğan ve Davutoğlu’nun, Suriye krizinin derinleşmesiyle birlikte “yeni edinilen liderliğin bir bedeli olduğunu” keşfetmeye başladıklarını yani Siyonist odaklara yaranmak için kendi milli çıkarlarını taviz vermeye yanaştıklarını açıklamıştı.

29.WILLEM BUITER

Ekonomist olan Yahudi Buiter, Euro’yu kurtarmak için Yunanistan’ın Euro bölgesinden çıkarılması gerektiğini öngören, Greece (Yunanistan) ve Exit (çıkış) kelimelerinin birleşiminden oluşan ‘Grexit’ terimini ortaya atmıştı. Çünkü AB’nin batması, Siyonist emperyalizmin Avrupa kanadının çökmesi anlamını taşımaktaydı.

30.ELON MUSK

42 yaşındaki girişimci, Tesla Motors’un Ceo’su parasını, dünyayı olduğundan daha iyi bir hale getirecek fikirlere yatıran ve şimdiden ABD’nin en yenilikçi dört şirketinin sahibi sayılan ve aslen Musevi olan bir adamdı. Böylece faizci ve kan emici kapitalizmden umut kesenleri avutup oyalamaktaydı.

Foreign Policy Yahudi Lobilerinin Dergisi

Üst düzey Siyonist kuruluşu olan CFR (Counsil on Foreign Relations) –Türkçesi “Dış İlişkiler Konseyi”- ne araştırma ve yayın sağlayan yayın organlarından Foreign Policy 1970 tarihinde Samuel Huntington (Medeniyetler Çatışması Tezinin sahibi ve Yahudi asıllı, CFR üyesi) ve Warren Demian Manshel (Yahudi asıllı, CFR üyesi) adlı iki akademisyen tarafından yayın hayatına başlamıştır. 1990 yılında genel yayın yönetmeni Moisés Naím tarafından (Venezuella Yahudisi, CFR üyesi gazeteci ekonomisyen) 3 aylık akademik bir dergi konseptini değiştirerek iki aylık bir haber-yorum dergisine dönüşmüş bulunmaktadır. Bu dönüşümden sonra 2003, 2007 ve 2009 yıllarında ABD‘nin en saygın dergicilik ödüllerinden olan “National Magazine Award for General Excellence” ödülü (Dergi dünyasında plutzer ödülüne denk Amerikan ödülü) almıştır. 29 Eylül 2008 tarihinde The Washington Post gazetesinin de sahibi olan The Washington Post Company, Foreign Policy’yi Carnegie Endowment for International Peace adlı kuruluştan satın aldığını açıklamıştır.

Dergi küresel politika, ekonomi, ve entegrasyon konularını işler. Samantha Power, (Plutzer Ödüllü, Dünyanın önde gelen Yahudi Soykırımı karşıtı, Obama’nın İnsan Hakları Danışmanı) Francis Fukuyama (Tarihin Sonu Tezinin Sahibi Neocon) gibi uluslararası tanınan kişiler dergide yazı yazmakta ve Siyonist Yahudi Lobilerinin sinsi planlarına hizmet sunmaktadır. Foreign Policy Dergisinin CEO’su David Rothkopf adlı Yahudi ise CFR üyesi ve koyu İslam düşmanıdır.

Foreign Policy’ ayrıca yayınladığı yıllık Küreselleşme indeksi ve Başarısız Devletler listesiyle tanınır. Bunun yanı sıra 2005 ve 2008 yılında Dünyanın ilk 100 entelektüeli listesini yayınlamıştır.

2005 Dünyanın ilk 100 entelektüeli listesinde Amerikalı Yahudi düşünür Noam Chomsky birinci sırayı alırken, 2008 yılı listesinde Fethullah Gülen 1. sırayı almıştır. Ayrıca 2008 yılı listesinde Orhan Pamuk’un 4. sıradan reklamı yapılmıştır.

Jak Kamhi’nin İtiraf Ettikleri ve AKP’nin Akıbeti!

Paris’te evi olan Jak Kamhi, Hürriyet’e verdiği söyleşide özetle şunları aktarmıştı:

-“ABD, İran’da Humeyni’yi desteklerken karşı çıktım, dinlemediler zararlı çıktılar!”

-“İspanya’yı AB’de destekledim, onlar da vergiye bakmadan buna pasaport sağladılar!”

-“15 Kasım’da İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres de Paris’e geçecekti. Birlikte Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ile görüşecektik. Gazze’deki gelişmeler sonrası Peres programını değiştirmek zorunda kaldılar.”

-“İsrail Cumhurbaşkanı ile Başbakanı aynı görüşte değiller! Peres, laik dünyadan yana taraf! İsrail Başbakanı ise AKP ile aynı kafadalar!”

-“Laik Yahudiler olarak, BOP eşbaşı AKP iktidarında biz de kaybettik!”

-“Ticari anlamda yabancı ortağımız üzerinden zarar gördük, yargıya gittik, mahkemeyi kazandık, karar şimdi temyiz’de! Sonucunu bekliyoruz.”

Yani?! Sn. Kamhi mealen diyor ki:

-“AKP & Gülen’in Türkiye’de iktidara geliş süreci ile 12 Eylül 1980 İhtilali öncesinde Humeyni’nin İran’da iktidara geliş süreci arasında benzerlikler vardır.”

-“Tüm karşı çıkmalarımıza rağmen, o zaman da ABD bunları desteklemişti, bu zaman da ABD destekledi. Bizi bir dinleyen çıkmadı!”

-“Türkiye, Humeyni’vari karşı bir devrim sürecini yaşamaktadır! Etki, tepkiyi doğurur! Türkiye’de 12 Eylül’vari yeni bir ihtilal olabilir! Konjonktür buna müsait bulunmaktadır!”

-“AB sürecini yeniden ayağa kaldırmak şarttır. Özellikle biz Yahudiler için Türkiye’nin AB üyeliği hayati önem taşımaktadır.”

Dikkatimizi çekiyor:

-Müteveffa Üzeyir Garih, BOP operasyonu kapsamında, AKP’nin iktidara taşınmasına sıcak bakmamıştı, öldürülüp ortadan kaldırıldı!? Ortağı İshak Alaton ise Erdoğan “Başbakan” olduktan sonra gizli kabinesinde (veya A Takımı’nda) yer aldı. Erdoğan’ın beynini yönlendiren ilk beş kişiden birisi arasındaydı!?

Demem şu ki: İsrail ve Yahudi Lobileri de, AKP Türkiye’sinden farksız durumdaydı, kafaları karışıktı. Onların arasında da, başlarına geleceğinden korktukları ve bir felaketi hak ettiklerinin farkına vardıkları için Laik Dünya’dan yana tavır alanlarda vardı, AKP’ye uzak duranlar da vardı! Sözün özü: Gafil AKP’liler “cahil cesur olur” cinsinden, gayet rahat davransalar da Laik Yahudiler ve Siyonist tetikçiler tehlikeli gidişattan endişe duymaktalardı!..[1]

Meclisteki Vekillerimizin Tarihi Mesuliyeti!

Türkiye, özellikle AKP iktidarı eliyle, büyük felaketlere ve telafisi mümkün olmayan badirelere doğru sürüklenmektedir. Bu tehlikeli durumun farkına varması ve gerekli tedbirleri alması konusunda birinci derecede sorumlu ve görevli kişiler ise, hiç kuşkusuz Meclisteki Milletvekillerimizdir. Basit parti çıkarları, makam ve menfaat hesapları ve sadece günü kurtarma çabaları, yalnız ülkemizin, milletimizin ve devletimizin değil, en başta milletvekillerimizin de aleyhinedir. Ertelenen ve boş verilen yarınlar çok geç olabilir ve kim bilir hangi gelişmelere gebedir. Tarih, bir toplumun ortak bilincidir ve özellikle yakın geçmişimiz dikkatle tahlil edilmelidir. Süper Güç sanılan ABD’nin ve İşbirlikçilerinin asla yıkılmaz ve başa çıkılmaz sanılmaları büyük bir gaflettir. Çok uzak görüşlü(!) sözde düşünürlerin bile en az 100 yıl ömür biçtikleri Komünizm ve Sovyetler, hiç beklenmedik bir anda çöküp dağılıvermiştir. Akıl bir işin sonunu düşünmek ve her türlü ihtimali hesaba katıp tedbirler geliştirmektir.

Sn. Milletvekilleri yıkılışa Sürüklenen Türkiye’yi Kurtarmak Sizin Elinizdedir!

Son 11 yıllık AKP iktidarında:

* Halkımızın Milli ve manevi duyarlılıkları törpülenip “neme lazımcı” bir noktaya taşınmış.

* Bütün fabrikalarımız, stratejik kurumlarımız ve sanayi kazanımlarımız yok pahasına Yahudi ortaklı yabancı şirketlere satılmış.

* Tarım ve hayvancılık kasıtlı olarak körletilip, köylerimiz boşaltılmış.

* Planlı ve dış dayatmalı propagandalarla ve demokratikleşme palavrasıyla TSK itibarsızlaştırılmaya ve etkisiz kılınmaya çalışılmış.

* Bir yandan dindarlık taslanıp istismarcılık yapılırken, öte taraftan toplumun ahlaki ve ailevi yapısı hızla yozlaştırılmış.

* Türkiye batmakta olan ABD ve AB emperyalizminin payandası ve 27 İslam ülkesini parçalamayı hedefleyen BOP’un eş kâhyası yapılmış.

* Irak’ın parçalanmasına ve Barzani Kürdistan’ının kurulmasına katkı sağlaması, Suriye’nin Kuzeyinde yeni bir Kürdistan yapılanmasına zemin hazırlanması yetmiyormuş gibi, şimdi de Güneydoğumuza federatif özerklik tanınması yolunda maalesef sona yaklaşılmış; Yani PKK’nın yıllarca silah ve terör yöntemiyle ulaşamadıkları hedefe, AKP’nin sinsi siyasetiyle varılmış ve Suriye ile savaş gelip kapımıza dayanmıştır.

Bu nedenle başta Meclisteki AKP milletvekillerinden izan ve vicdan sahibi 170-180 milletvekilimiz ve yine CHP ve MHP’den toplam 100 kadar Milletvekilimizin derhal harekete geçip Milli bir oluşuma öncülük etmeleri tarihi bir mesuliyet ve talihli bir şereftir.

Çünkü; Milletvekillerimizin üç önemli görevi bilinmektedir.

1-   “Vekil”lik görevi: Milletvekilleri asil olan Milletin Vekilleri olarak Milli vicdana tercümanlık ve avukatlık mesuliyetindedir.

2-   “Kefil”lik görevi: Milletvekillerimiz aynı zamanda, devletin ve hükümetin zulme ve hıyanete yönelip, milletin ve memleketin aleyhine girişimlere başlaması halinde, bizlerin “Kefili” olarak, bu haksız gidişata dur demekle görevlidirler.

3-   “Delil”lik görevi: Milletvekillerimizin çok önemli bir görevi de, toplumu huzur ve kurtuluşa eriştirecek girişimlere öncülük etmeleri, delil-rehber rolü üstlenmeleridir.

AKP Kongresinin hemen ertesinde 3-10-2012 tarihli Milliyet Gazetesinde Güneri Civaoğlu’nun: “Kalkınma konusunda AKP Japonya yolundadır. Çünkü Japonya Milli savunmasını Amerika’ya ısmarlayıp, bütün imkânlarını ekonomik ve teknolojik atılımlara harcamıştır” anlamındaki sözleri, Türkiye’yi parçalamanın önündeki en büyük engel sayılan TSK’yı tasfiye girişimlerinin bir itirafı yerindedir.

Şevki Yılmaz gibi şarlatanlar:

“Türkiye’nin birlik ve beraberliğe ihtiyacı vardır. Ülkemiz bölünme aşamasındadır. Güneydoğu’nun Türkiye’den koparılmak üzere olduğu bir süreç yaşanmaktadır. Bu oyunu bozacak olan AKP iktidarı Türkiye için bir şanstır” gibi palavralarla halkın havasını almaya çalışırken, asıl AKP’nin Türkiye’nin ve hatta BOP ile 27 İslam ülkesinin parçalanması için malum güçlerce iktidara taşındığını saklayıp, gerçekleri örtme gayretindedir.

AKP Hükümetini ve Fetullah Gülen Cemaatini eleştirdiği, bunların din ve devlet tahribatına dikkat çektiği için, aleyhinde kurgulanan bir komploya kurban edilip tutuklanarak cezaevine konulduğuna inanılan meşhur bir Hoca efendinin, “cezaevinden çıkarılırsa, bir daha hükümet ve cemaat aleyhine konuşmayacağını, tatlıya tuzluya karışmayacağını, bunların haksızlık ve yanlışlıklarıyla uğraşmayacağını” ima eden sözler vermesi ve tarafgirlerine, bu durumu Başbakanlığa bildirmeleri için teşvik etmesi, dünyalık sıkıntı ve zorluklar karşısında bazılarının nasıl acziyet ve teslimiyet gösterip hizaya geldiklerini ve tüm muhaliflerin nasıl etkisizleştirildiğini göstermesi bakımından ibret ve hayret vericidir:

“Kardeşler gerçekten bedenim çok zayıf düştü. Bu iş uzarsa veya ağır bir ceza söz konusu olursa ben artık çıktıktan sonra bile pek hizmet edecek kuvvet bulamayacağımı düşünüyorum. “Arap öldükten sonra pilavı göğsüne dök” diye bir laf vardır. Bu yüzden bana bir iyilik yapılacaksa şimdiden yapılması gerekir. Ben çıktıktan sonra da emniyet, yargı ve hükümet gibi kurumların aleyhine konuşup; vatana ve millete hizmet eden, terörle ve diğer tehlikelerle uğraşan bu kurumları yıpratacak hiçbir beyanda bulunmayacağıma dair Allah (Celle Celaluh)’a söz veriyorum, sizleri de şahit tutuyorum. Çünkü bu kurumların yıpranması diğer terör odaklarına fırsat verebilir. Bu yönde ifadeler kullanmaktan sizleri de sakındırıyorum. Özellikle bazı İslami grupların hala İran etkisiyle Suriye’deki Nusayrî rejimi desteklediklerini duyuyorum; Ehl-i Sünnet’e yardım eden bir hükümetin, ayrıca Arakan’daki Müslümanlara yardım eli uzatması hasebiyle, bizim onları yıpratmamamız gerektiğini göstermektedir. Şimdi bu kadar Ümmet meselesi varken özellikle Filistin’deki Müslümanlar bu kadar zor durumdayken, benim nefsî meselemi öne çıkarıp intikam duygusuyla hareket etmem asla bağlı bulunduğum tasavvuf yoluna yakışmaz. Beni seven sizlerin de bu yolu tutmasını, kurumları yıpratacak ifadelerden sakınmanızı, Ümmet şuuruyla hareket edip nefsimizi geri planda tutmamızı, bir takım haksızlıklara uğramışsak ta “Sabredip affedenin ecri Allah’a aittir” Ayet-i Kerime’siyle amel etmemizi, kendime de, sizlere de vasiyet ediyorum.

Bu vesileyle sizlerden kalıcı bir rahatsızlığa tutulmadan önce, tahliye olmam ve beraat almam için rica ve istirhamlarınızı hürmet ve saygı içeren bir dille, benim sizin katınızdaki önemimi bildirerek başbakanlık sitesine ulaştırmanızı ve bu hususta çok gayretli olmanızı, üzerinizde bulunan ilim hakkı hürmetine hepinizden Allah (Celle Celaluh) rızası için istiyorum. Yarın çok geç olabilir; her işten önce bu çalışma içerisinde olmanız, Ümmetimize hizmet etmemiz için çok faydalı olacaktır. Her kimin bunda bir katkısı olursa, ölünceye kadar bana nasip olacak tüm hizmetlerde ortağım olacak ve ahirette nasibini alacaktır.”[2]

Bütün bunlar, AKP iktidarının maddi ve manevi tahribatlarından ve onları kışkırtan Siyonist odakların şeytani hesaplarından kurtulmamızın ne denli acil bir durum arzettiğini ve Meclisteki vekillerimizin bu acziyet ve zafiyet kabuğunu kırıverip tarihi değişime öncülük etmeleri konusundaki tarihi mesuliyetlerini daha bir önemli hale getirmektedir.

 

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Rahmet PAKGÜL

Rahmet PAKGÜL

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...