YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69808fdf01a72
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 4
Bugün : 20827
Dün : 57744
Bu ay : 78571
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48781884
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

DÜNYANIN YENİDEN DİZAYNI

VE

GAZ BORU HATTI PATLAMALARI

    

Rusya’nın Ukrayna saldırısının hemen ardından, bunların; “Siyonizm’in sarsılan otoritesini yeniden sağlama ve dünyanın kontrolünü eline alma…” çabalarının bir parçası olduğunu yazmıştık. Özellikle, ABD’nin ve Siyonizm’in hegemonya çarkına başkaldırmaya başlayan AB’nin ve kendi şeytani amaçları açısından tehlikeli dönüşümlere gebe görünen Türkiye’nin hizaya sokulması planlanmıştı.

İşte, Baltık Denizi’nde Avrupa ülkelerine ve özellikle Almanya’ya Rus doğalgazını taşıyan Kuzey Akım 1 ve Kuzey Akım 2 boru hatlarında ve aynı zamanda meydana gelen patlamaların da, yine aynı Siyonist odaklarca yapıldığı anlaşılmaktaydı. Çünkü bu sabotaj ne Rusya’nın ne de Avrupa’nın çıkarınaydı. Uzmanlar, teknik sorunlarla veya deniz basıncı gibi doğal sonuçlarla bu patlamaların pek mümkün görünmediğini açıklamışlardı.

Evet, tekrar ABD-Rusya eksenli, ama daha etkin ve tedbirli yeni bir dünya dengesi oluşturma hesaplı çıkarılan Rusya ve Ukrayna savaşı sonrası, Rusya’nın işgal ettiği ve Ukrayna’nın neredeyse Karadeniz’le irtibatını kestiği toprakları resmen ilhak etmesi üzerine, Zelenskiy’nin “acil NATO’ya girme istediğini” bile, ABD; “Şimdilik buna gerek yok… Biz sahada Ukrayna’ya her türlü desteği zaten veriyoruz” şeklinde reddetmeleri, bizim kanaatimizi haklı çıkarmaktaydı.

Öyle seziliyor ki, Türkiye’yi hem Ege’den, hem Trakya bölgesinden hem Suriye’de PKK teröristleri üzerinden iyice sıkıştırıp NATO’dan çıkarılmasına bahane yapılacak adımlar atmasına… Hem Şanghay oluşumuna da alınmayarak ortada bırakılıp her türlü saldırıya açık konuma taşınmasına yol açma çabasındadırlar. Zaten bu Şeytani merkezlere göre; Ukrayna’nın bir günahı da, Türk İHA ve SİHA’larının motorlarını satması, hatta bu motorların ortak yapımına yarayacak bir fabrikanın kurulması anlaşmasıydı.

Baltık Denizi altındaki doğalgaz taşıyıcı boruların patlatılması, hem Rusya’ya, hem İngiltere dışındaki Avrupa’ya on milyarlarca dolar zarar açmıştı. Ancak bu boruların tekrar tamir olunması ve devreye sokulması, hem aylar alacaktı, hem de Siyonist sermayeli yapımcı firma, yine on milyarlar kazanacaktı. Yetmez, bu gaz kesintileri başta Almanya, tüm Avrupa ülkelerinde huzursuzluklara ve halk ayaklanmalarına yol açacak, böylece Siyonizm’e direnen yönetimleri değiştirme fırsatı doğacaktı.

Sabotaj ihtimali ağır basmaktaydı. Baltık Denizi’nde doğalgaz hattında patlama yaşanmıştı!

İsveç Ulusal Sismik Ağı (SNSN), Baltık Denizi’nin altındaki Rus doğalgaz boru hatlarındaki sızıntıların yakınında iki patlama tespit edildiğini açıklamıştı. SNSN öğretim görevlisi Björn Lund, ülkenin devlet televizyonu SVT’ye; gaz ağının bulunduğu bölgede 2,3 büyüklüğünde hissedilebilir depreme benzer bir sarsıntı yaşandığını vurgulamıştı. Lund, “İlk patlama Danimarka’nın Bornholm Adası’nın güneydoğusunda erken saatlerdeydi. O geceki ikinci ve daha güçlü patlama, adanın kuzeydoğusundaydı. Sarsıntıların nedeni ise hiç şüphe yok ki bölgede meydana gelen 2 büyük patlamadan kaynaklanıyor” ifadelerini kullanmıştı.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Baltık Denizi’nde, Rusya’dan Avrupa’ya giden bir boru hattında üç sızıntı tespit edilmesinde sabotaj ihtimalini “göz ardı edemeyeceğini” hatırlatmıştı. İsveç Denizcilik İdaresi, Rusya’ya ait Kuzey Akım 1 ve 2 boru hattında iki sızıntı olduğunu bildirerek gemilerin bölgeye yanaşmaması uyarısı yapmıştı. Kuzey Akım 2 projesinin yürütücü firması Nord Stream 2, Danimarka’nın Bornholm Adası’nın güneydoğusundaki gaz boru hattında bir sızıntı tespit edildiğini doğrulamıştı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da Kuzey Akım 1 ve Kuzey Akım 2 boru hatlarındaki hasarların sabotaj nedeniyle yaşanmış olabileceğini belirtmiş, “Hiçbir ihtimali göz ardı edemeyiz. Bu, acil araştırma gerektiren benzeri görülmemiş bir durum. Gelişmelerden ötürü son derece endişeliyiz” diyerek şaşkınlıklarını ortaya koymuşlardı.

Rusya gazını Avrupa Birliği sınırlarına taşıyan boru hatlarındaki sızıntıların sayısı 4’e çıkmıştı. Avrupa Birliği sızıntıların sabotaj nedeniyle yaşandığı şüphesini paylaşmıştı. AB, ABD ve NATO tarafından hasarın kasten verildiğine yönelik açıklamalar yapılmış, ancak doğrudan Moskova suçlanmamıştı. Kremlin ise kendi boru hattına sabotaj düzenlemenin “aptalca” ve “tahmin edilebilir” olduğunu savunan bir açıklama yaptı ve “sızıntı olan bölgenin ABD istihbaratının kontrolünde olduğunu” iddia ederek sorumlunun ABD olabileceğini ima etmeye çalışmıştı. Rusya, Batı’nın Ukrayna’ya verdiği destek nedeniyle doğalgaz tedarikini bir silah olarak kullanmakla suçlanmıştı.

Danimarka Savunma Bakanlığı, en büyüğü bir kilometre çapında olan sızıntıların görüntülerini paylaşmıştı. Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi’nden Andrey Kortunov, BBC’ye yaptığı değerlendirmede, “Rusya’nın kendi malına zarar vermesinin çok mantıklı olmadığı” görüşünü aktarmıştı. Kortunov’un: “Rusya için Avrupalıların hayatını zorlaştıracak başka yollar da var. Altyapıya böyle zarar vermeden de gaz akışını kesebilirler” açıklaması haklıydı.

Norveç orduyu göreve çağırmıştı

Sızıntıların ardından, şu anda Avrupa’nın en büyük doğalgaz tedarikçisi haline gelen Norveç, önemli altyapı tesislerini korumak için orduyu görevlendireceğini duyurmuşlardı. Norveç Başbakanı Jonas Gahr Stoere, düzenlediği basın toplantısında ordunun doğalgaz ve petrol tesislerinde “daha görünür” olacağını söylemiş ve “herhangi bir saldırının müttefiklerle ele alınacağını” vurgulamıştı. Norveç devlet enerji şirketi Equinor da, güvenlik önlemlerini artırdığını açıklamıştı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, kritik altyapı tesislerinin korunmasını sızıntıya en yakın ülke olan Danimarka’nın Savunma Bakanıyla görüştüklerini hatırlatmıştı. ABD’de de Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, ülkesinin Avrupa’nın enerji güvenliğini koruma çalışmalarına devam edeceğini vurgulamıştı. Kuzey Akım 1 boru hattı, Rusya’nın St. Petersburg kenti yakınlarından başlayıp, Baltık Denizi’nin altından 1200 kilometre boyunca Almanya’nın kuzeydoğusuna uzanmaktaydı. Sismoloji uzmanları, sızıntıların ortaya çıkmasından önce su altında patlamalar olduğunu açıklamışlardı.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Kuzey Akım boru hatlarında tespit edilen sızıntıların kaza olmadığını ve kasıtlı eylemlerden kaynaklandığını açıklamıştı. Danimarka ve İsveç’teki sismologlar ise sızıntıların yakınında güçlü patlamalar saptamışlardı. Frederiksen gazetecilere verdiği demeçte, “Bunların kasıtlı eylemler olduğu artık yetkililer tarafından net bir şekilde değerlendiriliyor. Bu bir kaza değildi. Bu eylemin arkasında kimin olabileceğine dair henüz bir bilgi yok” diyerek endişelerini paylaşmıştı.

Sızıntılarda kasıt olduğuna dair izler vardı!

Avrupalı bir güvenlik kaynağı ise basına verdiği demeçte, “Kasıtlı hasar olduğuna dair bazı işaretler var” ifadelerini kullanarak, sonuca varmak için çalışıldığını vurgulamıştı.

“Bölgede patlama riski artmıştı”

Danimarka Enerji Ajansı Başkanı Kristoffer Bottzauw yaptığı açıklamada, sızıntıların çok büyük olduğunu ve gazın Kuzey Akım 2 boru hattından tahliyesinin durmasının haftalarca sürebileceğini ifade ederek, “Deniz yüzeyi metanla dolu, bu da bölgede patlama riskinin arttığı anlamına geliyor” uyarısında bulunmuşlardı.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Kuzey Akım 1 ve Kuzey Akım 2 boru hatlarındaki gaz sızıntılarının soruşturulması gerektiğini, enerji altyapısını bozan kasıtlı eylemlerin en güçlü karşılığı bulacağını hatırlatmıştı.

Gemi geçişleri askıya alınmıştı

İsveç Denizcilik İdaresi, Rusya’ya ait Kuzey Akım 1 ve 2 boru hattında iki sızıntı olduğunu bildirerek gemilerin bölgeye yanaşmaması uyarısında bulunmuşlar! Kuzey Akım 2 projesinin yürütücü firması Nord Stream 2, Danimarka’nın Bornholm Adası’nın güneydoğusundaki gaz boru hattında bir sızıntı tespit edildiğini doğrulamıştı.

Artık her iki hattan da Avrupa’ya gaz akışı kesilmiş durumdaydı!

Her iki boru hattı da Baltık Denizi’nin altından Almanya’ya bağlanıyordu. Halihazırda iki hattan da Avrupa’ya gaz akışı yapılmıyordu. Buna karşın boru hattında basınçlı doğalgaz bulunuyordu. Kuzey Akım 1 boru hattı üzerinden sevkiyatlar bakımların yapılamadığı gerekçesiyle 31 Ağustos 2022’de durdurulmuştu. Kuzey Akım 2 projesiyse Almanya tarafından şubat ayında dondurulmuştu.

Rusya, Kırım’dan Sonra Ukrayna Toprağının Yaklaşık Yüzde 15’ini Daha İlhak Etme Kararı Almıştı!

Rusya, Kırım’dan sonra Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerini de ilhak ederek Ukrayna’nın yaklaşık yüzde 15’ini topraklarına katmıştı. Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna’nın Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinin Rusya’ya bağlanmasına yönelik anlaşmaları imzalamıştı. Kızıl Meydan’da yapılan hazırlıklar kameralara yansımıştı.  

Rusya’nın Ukrayna topraklarını ilhak etme süreci, 2014’te Kiev’deki meydan olaylarıyla başlamıştı. Ukrayna’nın başkenti Kiev’de Rus yanlısı yönetimin devrilmesinden sonra Rusya Kırım’a askeri müdahalede bulunmuşlardı. Silahların gölgesinde yapılan sözde referandumun ardından 18 Mart 2014’te Rusya Kırım’ı ilhak ettiğini açıklamıştı. Aynı dönem Ukrayna’nın doğusunda, Rus etnik nüfusunun çoğunlukta olduğu sözde Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Luhansk Halk Cumhuriyeti isminde yönetimler açıklanmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Putin, 21 Şubat 2022’de sözde Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Luhansk Halk Cumhuriyeti’nin tanınmasına dair kararnameyi Kremlin Sarayı’nda imzalamış ve 24 Şubat sabahın erken saatlerinde Donbas’taki Rusları korumak gerekçesiyle “özel askeri operasyon” başlattıklarını duyurmuşlardı. Böylece Rusya-Ukrayna Savaşı başlamıştı.

Rus ordusu, 8 aydan fazla süren savaş esnasında Donetsk ve Luhansk bölgelerinin idari sınırları içerisinde bulunan yerleşim birimlerini tek tek ele geçirmeye yoğunlaşmıştı. İlhak edilen Luhansk bölgesindeki yerleşim birimlerinin tamamı Rus güçlerinin kontrolüne geçse de Donetsk bölgesi topraklarının yarıya yakını Ukrayna ordusunun elinde bulunmaktaydı. Donetsk ve Luhansk bölgelerini içinde barındıran Donbas bölgesinde çoğunluklu olarak Rus kökenli nüfus yaşamaktaydı. Bu bölge, geniş maden rezervleriyle tanınmıştı. Donbas, kömür rezervi zenginliği açısından Avrupa’nın 4. büyük maden bölgesi durumundaydı.

Ukrayna’nın Herson ve Zaporijya bölgelerinin ilhakı

Rusya tarafından ilhak edilen Ukrayna’nın Herson bölgesi, savaşın başladığı 24 Şubat’tan yaklaşık bir hafta sonra, mart başında Rus ordusunun kontrolüne geçmiş durumdaydı. Herson bölgesi, daha önce ilhak edilen Kırım Yarımadası’nın kuzeyinde yer almaktaydı. Söz konusu bölge, Rusya’nın Donbas bölgesi üzerinden Kırım ile kara yolu bağlantısı kurabilmesi için kilit bölge konumundaydı. Ayrıca, Herson, su kaynaklarına sahip olması nedeniyle ilhak edildikten sonra su sıkıntısı yaşanan Kırım için oldukça önemli sayılmaktaydı.

Halen yoğun çatışmaların sürdüğü Zaporijya bölgesinin yaklaşık yüzde 70’i Rus askeri güçlerinin kontrolünde bulunuyordu. Ukrayna ordusu ise bölgenin idari merkezi Zaporijya kenti dahil yaklaşık yüzde 30’unu kontrol altında tutuyordu. Söz konusu bölgedeki Avrupa’nın en büyük nükleer santrali konumunda bulunan Zaporijya Nükleer Santrali de 4 Mart’ta Ruslar tarafından ele geçiriliyordu. 6 nükleer reaktör ve 5 bin 700 megavatsaat elektrik üretim kapasitesine sahip santral, Ukrayna’daki toplam elektriğin yüzde 20’sini sağlıyordu. Rus ordusunun kontrolünde olan santralin çevresinde topçu saldırıları yaşanıyordu. Ukrayna ve Rusya bu saldırılar konusunda birbirini suçluyordu.

Rusya’nın ilhak gerekçesi 4 bölgede yapılan sözde referandumlardı!

Ayrılıkçıların kontrolündeki sözde Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyetleri ile Rus ordusunun ele geçirdiği Herson ve Zaporijya bölgelerinde, Rusya’ya bağlanmak için 23-27 Eylül döneminde referandumlar yapılmıştı. Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın gölgesinde yapılan referandumlardan “Rusya’ya bağlanma” kararı çıktığı açıklanmıştı. Bölgelerdeki sözde seçim komisyonlarının açıkladığı verilere göre, sözde Donetsk Halk Cumhuriyeti’ndeki referanduma katılanların yüzde 99,23’ü, sözde Luhansk Halk Cumhuriyeti’nde katılanların yüzde 98,42’si Rusya’ya katılmak için oy kullanmışlardı!? Rus ordusunun kontrolü altındaki Zaporijya bölgesinde düzenlenen referandumda ise katılımcıların yüzde 93,11’inin, Herson bölgesinde yüzde 87,05’inin Rusya’ya katılmayı seçtikleri savunulmaktaydı.

Referandum yapılan bu bölgelerde Rusya tarafından atanan sözde yönetimlerin başvurusu üzerine Putin, Herson ve Zaporijya bölgelerinin sözde bağımsızlıklarını tanımış ve toplam 4 bölgeyi ilhak etme anlaşmasını imzalamıştı. Böylece Rusya, Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 15’ini ilhak etmiş durumdaydı. Buna 2014 yılındaki Kırım’ın yasa dışı ilhakı da eklendiğinde, bu rakam yaklaşık yüzde 20’ye çıkmıştı.

Rusya’da Putin için işler pek planladığı gibi gitmemeye başlamıştı!

Süddeutsche Zeitung, Putin’in burnunun dikine giderek kendisini de baskı altına soktuğuna dikkat çekiyordu:

“Eğer askerleri Ukrayna karşısında, daha büyük bir yenilgiye uğrasaydı, bu kez onları yeniden cephede konumlandıramazdı. Böyle bir durumda Putin, Rus topraklarını da artık savunamazdı. Yanıtı merak edilen bir diğer soru, ilhak coşkusunun Ruslarda seferberlik dolayısıyla uyanan öfkeyi bastırıp bastıramayacağıdır. Yeni bölgelerin güya Rusya’ya katılması, ülkedeki atmosfer karşısında Putin’in elindeki en büyük koz sayılmaktadır. Kendisi bugünlerde, seferberlik kaosunun fiyaskoyla sonlanması tehlikesiyle karşı karşıyadır. Belki de Kremlin’in randevuyu 30 Eylül 2022 Cuma gününe vermek için bu kadar uzun tereddüt etmesinin sebebi buydu. Putin için işler pek de planladığı şekilde gidiyormuş gibi görünmüyordu.”

Evet, yüz binlerce Rus genci askere gitmemek için komşu ülkelere kaçıyordu!

La Stampa ise özetle, nükleer silah kullanımının önünün açıldığı yorumunda bulunuyordu:

“Savaş artık şimdiye kadar gördüğümüzden farklı bir hal alacaktı… Bunun sebebi de yapıldığı koşullar ile keyfi ve tek taraflı gerçekleşmesi nedeniyle hiçbir hukuki değeri olmayan bir referandum olmaktaydı. Ancak bunlar, referandumların Putin’in nükleer tehdidini tetikledikleri gerçeğini değiştirmiyordu: Bu andan itibaren, Donbas’a ya da bizim kontrolümüzdeki kıyı şeridine saldırırsanız, Moskova’ya ya da St. Petersburg’a saldırılmış sayarız ve kendimizi nükleer silahlarla savunma hakkına sahip oluruz” tehditleri sıralanıyordu!

Ukrayna’yı büyük acılar bekliyordu!..

Adevărul ise, Rusya’nın Ukrayna’yı tamamen yok etmek için artık elinden gelen her şeyi yapmasından endişe ediyordu:

“Rusya, Ukrayna’nın başkenti Kiev ve diğer büyük şehirlerde bulunan komuta ve güç merkezlerine füze saldırıları gerçekleştirme imkânına sahiptir. Elektrik iletim noktalarını tahrip edebilir. Ukrayna’nın büyük bölümlerini sular altında bırakmak için barajları yerle bir edebilir. Demiryolu ağına, köprülere ve önemli yollara saldırabilir. On milyonlarca Ukraynalının gündelik hayatını felç etmek için her şeyi yapabilir. Ve ülkedeki bu yıkım, Ukrayna yönetimi teslim bayrağını çekene ve düşmanlığa son verilmesini isteyene kadar sürebilir.”

Rusya başarısız devlet haline geliyordu!..

Berlin’de çalışan Rus siyaset bilimci Ekaterina Schulmann, facebook sayfasında Rusya’nın kontrolü kaybettiği yorumunu yapıyordu:

“Bildiğimiz haliyle Rusya Federasyonu, meşruiyetini yitirmiş sınırlara sahip bir devlete dönüşerek, varoluşsal bakımdan yeni bir aşamaya giriyor. Yalnızca başka ülkeler veya uluslararası kuruluşlar tarafından hukuken tanınmamakla kalmayıp, aynı zamanda merkezi yönetim tarafından da fiilen kontrol edilemeyen bölgeler (Kırım’ın aksine) içeriyor. … Her kötü, zalim veya yoksul devlet otomatik olarak ‘başarısız devlet’ sayılmaz. Kimilerinde işler çok da kötü gitmez. Mesele idari çürüme ve kendi sınırları içinde temel işlevlerini yerine getirmenin imkânsızlığıyla ilgili.”

El Periódico de España, uluslararası baskının artırılarak Rusya’nın müzakere masasına oturmaya mecbur bırakılması gerektiğini söylüyordu:

“Rusya’nın tıpkı Kırım gibi Doğu Ukrayna’yı da ilhak etme arzusu ve enerji şantajı yoluyla Avrupa’yı kışkırtması, çatışan tarafların müzakere masası etrafında bir araya gelmesini zorlaştırıyor. ABD ve AB’nin Ukrayna’ya savaş teçhizatı sağlama ve Rus ekonomisini boğma çabaları sonuç veriyor. … Ancak, Moskova’nın izolasyonunu güçlendirmek için bunlara diplomatik girişimler de eşlik etmeli. Çin’le bir anlaşma yapmak bu açıdan çok önemli ve acilen bu yönde çaba sarf edilmeli. ”

Ama görüyorsunuz, Milli Çözüm Dergisi dışında, bütün bu sıkıntıların asıl planlayıcısının Siyonizm olduğu gerçeğini hiç kimse dile getiremiyordu.

Rusya’nın Ukrayna’nın dört bölgesini ilhak hamlesine Batı’nın tepkisi yetersiz kalıyordu!

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinin Rusya’ya bağlanmasına yönelik anlaşmaları imzalamasının ardından başta Ukrayna ve Avrupa Birliği (AB) olmak üzere Batılı ülkelerden ilhakı ret ve kınama mesajları gelmişti.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Moskova tarafından işgal edilen ve edilecek olan tüm bölgeleri geri almaktan vazgeçmeyeceklerini söylemişti.

Anlık mesajlaşma servisi Telegram’da paylaşımda bulunan Ukraynalı lider, Ukrayna’nın durumu “kontrol altında tuttuğunu” ve Rus işgali altındaki toprakların kurtarılması planlarını ordu komutanları ile görüştüğünü belirtmişti. Zelenskiy ayrıca Batılı ülkelerden kendilerine daha fazla silah ve mühimmat sağlamaları çağrısını da yinelemişti.

Avrupa Birliği ülkelerinin liderleri de ortak açıklama yaparak, Rusya’nın; Ukrayna’nın doğusundaki bölgeleri ilhakının yasa dışı olduğunu ve ilhakı asla tanımayacaklarını bildirmişlerdi. Liderler, Ukrayna’nın Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinin Rusya tarafından yasa dışı ilhakını şiddetle reddettiklerini ve kınadıklarını kaydetmişlerdi.

AB üyesi ülkelerin oluşturduğu Avrupa Konseyi açıklamasında, Rusya’nın kurallar temelli uluslararası düzeni baltalayarak ve BM şartı ile uluslararası hukuku ihlal ederek küresel güvenliği tehlikeye attığını belirtmişlerdi.

“Kırım, Herson, Zaporijya, Donetsk ve Luhansk Ukrayna’ya aittir. Tüm ülkelere ve uluslararası kuruluşlara bu yasa dışı ilhakı kesin surette reddetmeleri çağrısında bulunuyoruz” demişlerdi, ama dinleyen kimdi?

Sonuç olarak:

Siyonist Yahudi Merkezlerin bu sinsi ve şeytani planları neticesinde dünyanın iyice karışacağı ve hatta 3. Dünya Savaşı’nın başladığı konuşulmaktadır. Türkiye’nin bu iktidarla ve bu kafalarla önümüzdeki oldukça kaotik ve kritik süreci belasız ve başarıyla atlatması imkânsızdır. Bu nedenle; bir Milli Mutabakat İktidarına acilen ihtiyaç vardır. Milli Çözüm program ve politikaları olmadan kutlu ve mutlu yarınlara ulaşılamayacaktır.

 

 

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

AHMET AKGÜL KİMDİR?

INTRODUCTION OF USTADH AHMET AKGÜL

رسالة تعريفية لمعلمنا أحمد أكجول

قبل مؤتمر النظام العادل في جامعة قيرغيزستان أراباييف، والذي حضرناه، قدم أحد المحاضرين أستاذنا أحمد أكجول على النحو التالي: أحمد أكجول موجود في تركيا؛ إنه عالم ومثقف نادر جدًا يجمع بين المبادئ الإسلامية والمتطلبات الإنسانية، وفكر أتاتورك في التغيير والقومية الإيجابية والتوازن الاجتماعي. ألف حوالي 100 كتاب، بعضها في 3 مجلدات، وجميعها أعمال فريدة وأصيلة. 10 من الكتب؛ تمت ترجمته إلى الإنجليزية والروسية واليابانية والفارسية والفرنسية والعربية. البروفيسور الراحل، أحد رؤساء وزراء تركيا الأسطوريين. دكتور. ويعتبر من أكثر الطلاب المميزين وأتباع نجم الدين أربكان.
لقد حضر المؤتمرات العلمية في جميع أنحاء تركيا وأوروبا والجغرافيا الإسلامية منذ ما يقرب من 40 عامًا. إنه رجل حكيم تنبأ وشرح التطورات المهمة في تركيا ومنطقته والعالم قبل عقود، وتعرض للعديد من المشاكل والهجمات لهذا السبب، لكنه كان دائما على حق في النهاية. وهو رئيس تحرير مجلة الحل الوطني، التي يتابعها عن كثب كبار البيروقراطيين العسكريين والمدنيين، وأساتذة الجامعات، والكتاب والمعلقين المهمين، ومسؤولي الدولة في تركيا. ضد الأنظمة الرأسمالية والاشتراكية والليبرالية في العالم؛ فهو يحتوي على الجوانب الجيدة والمفيدة لجميعها، لكنه يترك الجوانب السيئة والضارة؛ سيدنا، الذي أعد ودافع عن برامج النظام العادل الأصلية القائمة على العقل والعلم والتاريخ والضمير والقرآن، يبلغ من العمر 74 عامًا وأب لخمسة أطفال. لا يتقاضى إتاوات أبدًا عن أي من كتبه أو مجلاته أو مقالاته أو مؤتمراته، ويعيش حياة متواضعة بعيدًا عن الترف والراحة، ويغطي نفقات كل ذلك بحوالي 40 من الرفاق المتطوعين والمخلصين في سبيل الله. المعلم الذي يدافع عن "حرمة التبشير بالعلم" وبالتالي لا يدين بالشكر لأي مركز أو حكومة. باستثناء ما يقرب من 105 من أعمال أستاذنا، حتى الأحزاب والحكومات تظل غير مبالية؛ الدين والأخلاق في المرحلة الابتدائية: 4-5، المرحلة المتوسطة: 1-2-3، المرحلة الثانوية: 1-2-3-4 والجامعة: 1-2-3، وفقاً للحقائق العلمية وجوهر الإسلام. ولكن بغض النظر عن أي طائفة، فقد أعد كتب العلم. خلال أحاديثهم المميزة جداً، كتلاميذه ومتابعيه المخلصين: "كيف أعددتم هذه (100) كتاباً يزيد عن مائة، كيف رتبتم وقتكم؟" أجاب أستاذنا أحمد أكجول على أسئلتنا كالتالي، ليكون قدوة وتشجيعًا لنا:



1- منذ ما يقرب من 60 عامًا، باستثناء الأمراض الخطيرة والصعوبات الكبيرة؛ ولم أؤجل عمل اليوم إلى الغد، كما أنني لم أحاول تأجيل عمل الصباح إلى الظهر أو عمل الظهر إلى المساء. لأنه لا ينبغي لي أن أضيع رأس مال حياتي المحدود في مساعي فارغة ومجانية يسميها القرآن الإلغاء ويحرمها

 

2- حتى لو كان شخصًا لديه معرفة وخبرة في موضوع ما، حتى لو كان أصغر منا كثيرًا... حتى لو كان شخصًا عاديًا وبسيطًا، فأنا لا أشعر بالإهانة أبدًا عند الاستماع إليه أو تعلم شيء ما، لأن أكبر عائق أمام التعلم والحصول على العلم هو الكبرياء والكبر

-3ما حصلنا عليه؛ حاولت أن أقرأ وأفهم كتابات وكتب الجميع، محليًا أو أجنبيًا، يساريًا أو يمينيًا، أعرفه أو لا أعرفه، أحبه أو أكرهه.
4- كنت أسجل المعلومات التي تعلمتها وأجد أهميتها منها أو مما سمعته في البرامج والمؤتمرات التليفزيونية، ولم أتردد قط في كتابتها ونقلها بذكر أصحابها
5- من خلال الوقوع في الرغبات والاعتراضات التعسفية من أقرب أقاربي ورفاقي وأعضاء الحزب وذوي المناصب ذات النفوذ والكفاءة... أو من منطلق حرصي على راحتي ومصالحي الشخصية، لم أخفي أبدًا الحقيقة التي قالها لي يجدها العقل والضمير نافعة ومفيدة، ولم أصعب فهمها بتغليفها بأغلفة مختلفة
6- كل الأشخاص الذين التقينا بهم في أي مناسبة وأصبحنا قريبين بما يكفي لتناول كوب من الشاي أو السفر لمدة ساعة على متن الطائرة؛ حاولت مساعدتهم على اكتساب وزيادة وعيهم الأخلاقي والضميري وكرامتهم، وخاصة سلامهم الروحي والعالمي. بمعنى آخر، كنت أهدف إلى أن أكون مفيداً له، وليس أن أستفيد من منصبه وفرصه ومجاملاته.
7- ولعل ذلك يعتبر ثمرة ومعجزة للأهداف والجهود المخلصة... وطبعا بفضل الله تعالى وفضله لا بد من قراءة كتاب ما يقارب 700 صفحة بسرعة في ساعة أو ساعتين. وتهنئة هذا الكتاب وانتقاده عمدا، والحمد لله أن إنتاج ملاحظات من 10 صفحات أصبح أسهل بالنسبة لنا.
أطيب التحيات…

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...