YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69ceefd0b4459
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 2 0
Bugün : 4273
Dün : 58264
Bu ay : 119180
Geçen ay : 1803365
Toplam : 52264238
IP'niz : 216.73.216.113

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

İLBER ORTAYLI VE İSMAİL KÜÇÜKKAYA’YA
HEM TEBRİK, HEM TENKİT YAZISI

5 23 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
12 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlk paragraflarda da vurgulandığı üzere, çok eskiden beri şahsi kanaatimiz de bu yöndeydi.. Ortaylı ve akademik emsalleri olan olan kişilerin, her konuda rahat ve donanımlı yorum yapmaları, tarih okuması yapmalarının yanında, Kur’an’a, Hz Resulüllahın devlet ve cihad esaslarına ve İslamın içtihada dayalı;
♦️ Siyasi
♦️ Hukuki
♦️ İktisadi
♦️ İlmi
♦️ Ahlaki ve dini esaslarından, prensiplerinden neden habersizlerdi acaba?

Bu, çevresel faktörlere dayalı yetişme tarzından mıydı, yoksa akademik çevreyi de rehin alan Siyonist merkezlerin güdümünde olmanın bir göstergesi miydi?

Bizleri istikamet üzere barındıran Rabbimize sonsuz şükürler ederiz.
Bize bu hakikatlerin temelini öğreten başta Erbakan Hocamızı sonsuz selam ve rahmetle anar,Bize Erbakan gerçeğini, İslamın bir hayat disiplini olduğunu, ve her konuda her kesimin içinden, kimin ne olduğunu öğreten, gösteren Üstad Ahmet Akgül Hocamıza da sonsuz teşekkürü ve vefayı borç bilir, kendisine nice yıllar, sağlık ve afiyet içerisinde çok hayırlı devrimlere ve değişimlere, hizmet ve öncülük etmesini Rabbimizden niyaz ederiz.

Sayın İlber Ortaylı ve İsmail Küçükkaya’nın yazdıkları kitapta Abdülhamit, Atatürk ve Aziz Erbakan Hocamızın misyonu ve vizyonları, yaptıkları faaliyetler konusunda asıl değinmeleri gereken konulara hakkıyla değinmemeleri, Üstad Ahmet Akgül Hocamızın da belirttiği gibi; eğer araştırma zayıflığı ve kavrama kısırlığından kaynaklanmıyorsa, mutlaka ve maalesef kasıtlı ve ön yargılı bir çarpıtma ve saptırma hesaplıydı!.. 
Abdülhamit Han , Atatürk ve Aziz Erbakan Hocamız son dönemde yaşamış üç büyük önemli lider olmaktan öte üçünün de en büyük ortak özelliği, içinde bulundukları dönemde çok büyük iftiralara, haksızlıklara uğrasalar dahi vatan savunmasından vazgeçmemleri, en yakınları tarafından ihanete uğrasalar dahi yollarından dönmemeleri ve en önemlisi de hepsinin Siyonizm’in en büyük düşmanlarından sayılmalarıdır. Hepsi de Siyonizm’in planlarına çelme takan, onların tuzaklarını büyük bir basiret ve ferasetle görme meziyetine sahip kutlu şahsiyetlerdir. Allah hepsinden razı olsun. 
“Cumhuriyet’in İlk Yüzyılı” adlı kitapta önemli konulara değinerek tam anlamıyla; “Efradını cami, ağyarını mani” sözüne uyan, Cumhuriyet tarihine imza atan üç kutlu şahsiyetle ilgili nitelikli bilgi veren bir yazı olmuş. Allah razı olsun.

Evet makaleyi okuyunca Ahmet Akgül Hocamızın doğru ve yanlışların tespitinde kullanılacak olan değer ölçülerini sayarken şunları maddelemişti: 1- Aklıselimin gerekleri, 2- Müspet İlmin verileri, 3- Vicdani kanaat neticeleri, 4- Tarihi tecrübe ve birikimleri , 5- Evrensel Hukuk Kaidelerini, 6- İlahi dinlerin öğretilerinin esas alınması gerektiğini her daim vurgulamaktaydı. Makalede ki tebrik ve tenkitleri dikkate aldığımızda bu değer ölçülerine riayetle bir makale kaleme alındığını görmekteyiz… Muhterem Ahmet Akgül Hocamıza teşekkürlerimi arzediyorum…Bu makaleden bizim hayatımıza ışık tutacak ölçü olacak şu makalede geçen hatırlatmayı tekrar etmek istiyorum:
Doğruları ve hayırlı başarıları tebrik ve takdir etmek… Yanlışları ve kasıtlı çarpıtmaları ise tespit ve tenkit etmek, hem inancımızın hem de insanlığımızın bir icabıdır. Bize aykırı da gelse, başkalarını hakarete ve küçümsemeye yönelmedikçe; insanların inançlarına, yorum ve yaklaşımlarına ve yaşam tarzlarına saygılı davranmak zorundayız. Ancak büyük çoğunluğu Müslüman olan bir toplumda, özellikle aydınların, bilim ve fikir adamlarının, sanatçı ve yorumcuların bu ülkedeki mü’minleri kıracak yanlışlıklara, kızdıracak haksızlıklara kaymamak ve böylece fitne-fesada sebep olmamak için,  İslam’la, Kur’an’la, Resulüllah’la  ilgili, ciddi ve gerçekçi bir araştırma yapmalarının gerekli olduğuna inanmaktayız.”

Tam olarak gerçekleri yazıp söyleyeceklerini sanmıyorum,çünkü parlatılmış oldukları kesimler ne tv lerine nede programlarına çıkaracaktır.
Toplumu yönlendirecek gerçek bilgileri konuşacakları görüldüğü üzere ya gündeme taşımıyorlar veya bilmemezlikten geliyorlar.

Öncelik olarak eğitim sistemimizde okutulması gereken gerçek tarihimiz ve tarihimize yön verenler zorunlu ders olmalı
İlimleri Avrupadan değil Avrupa’nın bizden aldığı öğretilmeli
Tarihimizde başarılı olduğumuz konular tekrar sistem haline getirilmeli
önce ahlak ve maneviyata dayalı eğitim sistemi ve kitapları hazırlanmalı
Çözüm odaklı bir lider etrafında toparlanmadığımız müddetçe şimdiki yaşadıklarımızı her geçen dahada kötü olarak yaşamaya devam edeceğiz.
Kurtuluş reçetesi ortada
Adil Düzen.
Adil düzen sistemini yürütmek ise Adil Düzeni en iyi anlayan olacaktır.
Uzun yıllar bu konuda en ilmi araştırmaları yapan yorulan yoğrulan derdini taşıyan görüldüğü üzere sayın
üstad Ahmet Akgül hocamızdır.
bizimde bir kurtuluş sistemimiz var diyenler hadin buyursun gelsin.

Milli Çözüm-Üstad Ahmet AKGÜL; tam bir aydın-bilim adamı duyarlılığıyla;bireylerin ülkemize,insanlığa…faydalı yönlerini-fikirlerini takdir etmekte,gündeme getirip insanlığın istifadesine sunmakta!..Yanlış,yakışıksız yararsız yön ve fikirlerini de ele alarak; hem toplumu yanlışlara karşı uyarmakta,hem de bu kimselerin noksanlarını giderip saplantı ve yanlışlarından kurtulmasına yardımcı olmaktadır!..

İşte;bu yapıcı yaklaşım, ideolojik saplantılardan arî,tamamen ilmi,vicdani,milli ve islamî olan tavır; ülkemiz ve insanlığın çıkış yolunun da yegane göstergesi durumundadır!..

Bilim adamı onuru ve bağımsız yayıncılık şuuru; konuların tarafsız ve donanımlı bir bilim adamı duyarlılığıyla değerlendirilmesini, akıcı ve anlaşılır bir üslupla aktarılmasını gerektirmektedir.
Bilim adamlarından ve gazetecilerden beklenen; doğruları ve hayırlı başarıları tebrik ve takdir etmek, yanlışları ve kasıtlı çarpıtmaları ise tespit ve tenkit etmektir.
İdeolojik saplantılarını ve fikri sapkınlıklarını aşamayan bilim adamları ve gazetecilerin önemli bir kısmı kasıtlı ve ön yargılı bir çarpıtma ve saptırma ile bir kısmı ise araştırma zayıflığı ve kavrama kısırlığı ile baktıklarından;
İslam’ın, Resulüllah’ın ve Kur’an’ın temel ve akılcı esasları, genel ve insancıl kuralları hakkında…
Rahmetli Erbakan Hocamızın; amaçları, atılımları, evrensel barış ve bereket programları, ülkemizin çok yönlü kalkınma ve gerçek bağımsızlığını kazanma planları konusunda…
Değil bir bilim adamının, hatta sıradan bir araştırmacı yazarın bile çok gerisindeki bilgi birikimine sahip olmaktadırlar.
Korkuların avucunda ve kuşkuların kıskacında konuşup yazanlar, gerçeklere tercümanlık yapamamaktadırlar.
Sultan Abdülhamid Han’ın, Filistin topraklarında ve İslam’ın bağrında bir çıbanbaşı olarak oluşturulmaya çalışılan İsrail’in kurulmasını engellediği için başına açılan belaların ve atılan iftiraların…
Hem Mustafa Kemal’in, topluma kasıtlı olarak yanlış tanıtılmasının, uzlaşma değil ayrışma ve kutuplaşma sebebi yapılmasının…
Hem de Erbakan Hoca’nın; başarısız olması için çırpınanların, İslam Birliği, D-8’ler ve ekonomide Havuz Sistemi gibi tarihi projelerinin akamete uğratılmasının…
perde arkasındaki asıl sinsi güçlerin SİYONİST YAHUDİ MERKEZLERİ olduğu gerçeğini sanki hiç bilmiyorlarmış veya bunlar uydurma komplo kurgularıymış gibi davranmaktadırlar!
Özetle:
Türklerin fıtratındaki-öz yapısındaki askeri marifet ve meziyetler, İslam Diniyle kalıcı medeniyetlere dönüşme şansı kazanmıştır. Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı ve Milli Çözüm’e inanan bir hükümetin kurulmasıyla yeni bir devir başlayacaktır!

♦️II. Abdulhamit
♦️ Gazi Mustafa Kemal Atatürk
♦️ Prof Necmettin Erbakan

Bu önemli üç isme aynı doğrultuda bakmak.. Aynı şuur ve idrakle bu üç ismi, idrak etmek, bu topraklarda yaşayan insanlar için hele hele toplum önüne çıkan akil bir insan için, çok önemli bir kantar ve ölçüdür..

Çocuklarımıza ve bizlere “örnek Kahraman” diye asırlar öncesinde yaşamış, Aziz hatıraları bir kısım hayali kuruntulara bulaştırıp bir nevi masallaştırılmış ve gerçeklikten soyutlaşmış şahıslardan ziyade; günümüzde yaşayan, canlı tanıkları ve yol arkadaşları aramızda bulunan, tek başına başlattığı “imkansız” görünen tarihi ve talihli işlere kalkışan, kısaca medeniyet nehrinin önüne bent kurup akış yönünü değiştirmeyi Başaran Atatürk ,Abdülhamit, Erbakan gibi nice milli şahsiyetler tanıtılmalıdır. Ama maalesef bize ilham ve ümit olan tarihimiz yanlış ve eksikliklere ogretilince kahramanlarımız, onderlerimiz, sağcı solcu dinli dinsiz diye yakıştırmalar yapılarak kutuplaşmaya yol açıyor ….
Ahmet Akgül hocamızın yazdığı kitapları, makaleleri, okuyarak ,tarhimizi kültürümüzü, Dinimizi , öğrenelim kimliğimizi bulalım , …

Ahir zamanda imanı elde tutmak, kor ateşi elinde tutmak gibi olacak. Hadis-i Şerif

Osmanlı İmparatorluğunun parçalanmasını; Dünyayı yöneten, büyük İsrail’i kurmak isteyen Siyonistler ve yularlarını ellerinde tutup kullandıkları dönmelerden bağımsız anlatmak..
Erbakan Hocanın adını bile ağzına alamamak..

Siyonist Lobilerden “cesaret madalyası” alan, “BOP Eşbaşkanı” olduğunu 30 küsür yerde dile getirenler ve AKP hükümetinin tahribatlarını, net ve mert biçimde halka anlatmayan…

Zeka ve akıl farklıdır! Zeka, Allah vergisidir.
Akıl ise vicdan ile Allah’ın rızasını kazanmak, layıkıyla kulluk yapmaktır!

Zeka; vicdanı olmayan, zalimlerden korkan, imanı zayıf olan insanlarda tehlike arz eder ve doğrularla yanlışlar harmanlanır.

“Kur’an bir harita, akıl bir pusula, iman ise önümüzü aydınlatan bir fener hükmündedir!”
Prof. DR. Necmettin ERBAKAN

“Allah’tan başka kimseden korkmamak ve bütün zalimlere meydan okumak, İmanın zirvesi değil, imanın icabıdır!”
Zeka ile doğru yolu bulmak imkansızdır!
Mü’minler; harita, pusula, fener ve umutla zafere giden yolda ilerlerken, karanlıkta kalmış korkaklar;
Siyonist ve işbirlikçilerinden zarar görmemek için karanlıkta kalmaya razı olmuşlardır!

Bütün zalimlere meydan okuyan ve gerçeklere tercüman olanlardan, Allah razı olsun…

 Mustafa Kemal Atatürk’ü tabulaştıranların da, haksız ve dayanaksız şekilde suçlayıp saldıranların da ötesinde; doğal ve normal yapısını ve üstün başarılarını tarafsız ve donanımlı bir bilim adamı duyarlılığıyla aktarılıyor olması (milli hassasiyetin göstergesi)  ve ülke evlatlarının bu gerçekleri sindirebilir noktada olması Üstad Ahmet Akgül Hocamızın zaferidir.

   Evet bugün TV’lerde, kitaplarda… profesörler, yazarlar… bu gerçekleri açıkça dile getiriyor ve halkımızın her kesiminde de yer buluyorsa bu tek kelime ile Üstad Ahmet Akgül Hocamızın zaferi ülkemizin en büyük kazanımıydı. Neden ülkemizin kazanımıydı? Çünkü artık (inşallah) toplum ayrıştırılıp, kapıştırılamayacak ve ülke düşmanları ellerini ovuşturamayacaklardı.
    
  40 yıl önce bu gerçekleri ne sol ne İslamcı nede diğer kesimlere kabul ettirilmesi mümkün değildi, hatta hayal bile edilemezdi. Çünkü bedel isterdi ve Atatürk gerçeğinin yanlış anlaşılması Siyonizm, Türkiye’de manevra kabiliyetini kolaylaştırdığı için hassasiyetle üzerinde durduğu bir konuydu.
  Üstad Ahmet Akgül Hocamız, Atatürk’ün doğru anlaşılması üzerine (40 yılı aşkın bir süre) yazdığı makale ve kitapların, Tv radyo konferans panel sohbet programlarının etkisi her geçen gün kartopu misali büyüyor, o fikir farklı aykırı gelse de; akla, tarihe, vicdana uygun olduğu için yüreklerde yer buluyor ve Siyonizm’in oyununu bozuyordu.

Fakat Üstad, Siyonizm’in en büyük çıbanını deşmesinin ağır bedellerini de ödüyordu;
Din istismarcısı ve Haçlı hizmetkârı sahtekârların yanında, Kemalist takılan Masonik kafalar da Üstad Ahmet Akgül Hocamıza şiddetle karşı çıkıyor, sayısız davalar açıyor, tehditlerle yıldırılmaya yalnızlaştırılmaya, Ergenekon’dan alınarak bir ömür içeride tutmaya… çalışıyordu.
Nafile “Hak gelince Batıl zail oluyor” ve artık Üstadın Atatürk’le ilgili yaklaşımları karşısında; yalan yanlış, uydurma, tarihe aykırı… fikirler tutunamayıp mağlup oluyordu ve artık Üstad Ahmet Akgül Hocamızın 40 yıl önce söylediği gerçekler bugün Türkiye’mizin konuya bakış açısı oluyor ve ülkemiz önemli bir alanda Siyonizm boyunduruğundan kurtuluyordu. 

  Üstad Ahmet Akgül Hocamıza sonsuz teşekkürü ve vefayı borç bilir, kendilerine ve sadık dava ekibine sonsuz şükranlarımızı arz ederiz.             

Sn İlber Ortaylı Milli Görüş ve Erbakan bakış açısı dışında genel olarak meselelere objektif yaklaştığı açıktı. Elbette ideolojik yaklaşımı olacaktı ve vardı. Fakat bu konu da terazisi farklı çalışmaktaydı. Öyle olmasaydı okuduğu Abdülhamit ile yaşadığı Erbakan’ın tarifi farklı olmazdı. En olumlu tabirle, okuduğunu görmüş, yaşadıklarını fark etmemiş bile…
Türklük ve bunun diğer Moğollar’dan ayırt eden yanları objektif vurgulanmıştır.
Her kesin Kızıl Sultan diye yaftaladığı 2.Abdülhamit’i o günün şartlarını gözeterek mukayeseli şekilde yazmış takdire şayandı. Hele Osmanlı yöneticilerini tarif ederken onların geniş kültür ve bakış açısına sahip olduğunu ispatlaması ve o güne ışık tutması çok faydalı olmuştur. Atatürk dönemi ve özellikle CHP nin İmam Hatipleri niçin açıp yaşattığı konusu da önemliydi. Ve ‘Lakçi’ kesimlerin hiç bakmadığı şekilde aslında “İHL lerle alakalı ahlakın bozulduğu bir sistemde halkın geleneksel yöntemleri tercih etmesini ve gerekliliğini ortaya koymuştu. Fakat çağımızda yaşanan sıkıntıların aşımıyla ilgili öneri de getirememiştir. Mesela bozuk eğitim ve ahlaki düzeni konu bile etmemişlerdir. Halbuki bilim adamına düşen geçmişi analiz ederek mevcut ve muhtemel sorunlara çözüm üretmekti. Dolu ve akıcı uslubu da önemliydi

Son dönemin gündemde olan şahsiyetlerinden, günümüzün düşünsel manada ağır hastalıklarından sayılan popülizm girdabına da bazen girip çıkan Sn İlber Ortaylı ile Sn Küçükkaya’nın ilgili sürecin hepsini anlatır gibi yapıp ancak daha çok teferruat sayılan hususlara yönelmesi; makalenin başında ifade edildiği üzere cahillikle açıklamaz. Peki neden ısrarla, gerçeğin etrafında dolaşılıp da bir türlü asıl kapıların açılmasına ön ayak olunmuyor sorusu aklı her zaman tırmalıyor. Evet, özellikle Sn Ortaylı’nın pek çok kitabını okumuş biri olarak ifade etme hakkım olduğunu düşünerek soruyorum: Tarih konuşurken, bize asıl lazım olan hususları, ibret alınması gereken esasları, geleceğe ışık tutacak referansları konuşmamak gibi bir kural mı var? Ya da tarih demek gerçek olan ancak magazin soslu bilgiler toplamı mıdır? Hayretle okumak, olanları hayretle izlemek görevimiz devam ediyor.Yorum yapan bir arkadaşımızın da dediği gibi Sultan Abdülhamid, Atatürk ve Erbakan’ın takip ettiği çizgileri ifade etmeden de bilgi verilebilir evet. Ancak Üstad Ahmet Akgül Hocamızın dediği gibi ne kadar anlatsanız da bu keçiboynuzundan şeker elde etmeye benzer ki bir kamyonu bir kaşık bal kadar şeker vermez.

Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

AHMET AKGÜL KİMDİR?

INTRODUCTION OF USTADH AHMET AKGÜL

رسالة تعريفية لمعلمنا أحمد أكجول

قبل مؤتمر النظام العادل في جامعة قيرغيزستان أراباييف، والذي حضرناه، قدم أحد المحاضرين أستاذنا أحمد أكجول على النحو التالي: أحمد أكجول موجود في تركيا؛ إنه عالم ومثقف نادر جدًا يجمع بين المبادئ الإسلامية والمتطلبات الإنسانية، وفكر أتاتورك في التغيير والقومية الإيجابية والتوازن الاجتماعي. ألف حوالي 100 كتاب، بعضها في 3 مجلدات، وجميعها أعمال فريدة وأصيلة. 10 من الكتب؛ تمت ترجمته إلى الإنجليزية والروسية واليابانية والفارسية والفرنسية والعربية. البروفيسور الراحل، أحد رؤساء وزراء تركيا الأسطوريين. دكتور. ويعتبر من أكثر الطلاب المميزين وأتباع نجم الدين أربكان.
لقد حضر المؤتمرات العلمية في جميع أنحاء تركيا وأوروبا والجغرافيا الإسلامية منذ ما يقرب من 40 عامًا. إنه رجل حكيم تنبأ وشرح التطورات المهمة في تركيا ومنطقته والعالم قبل عقود، وتعرض للعديد من المشاكل والهجمات لهذا السبب، لكنه كان دائما على حق في النهاية. وهو رئيس تحرير مجلة الحل الوطني، التي يتابعها عن كثب كبار البيروقراطيين العسكريين والمدنيين، وأساتذة الجامعات، والكتاب والمعلقين المهمين، ومسؤولي الدولة في تركيا. ضد الأنظمة الرأسمالية والاشتراكية والليبرالية في العالم؛ فهو يحتوي على الجوانب الجيدة والمفيدة لجميعها، لكنه يترك الجوانب السيئة والضارة؛ سيدنا، الذي أعد ودافع عن برامج النظام العادل الأصلية القائمة على العقل والعلم والتاريخ والضمير والقرآن، يبلغ من العمر 74 عامًا وأب لخمسة أطفال. لا يتقاضى إتاوات أبدًا عن أي من كتبه أو مجلاته أو مقالاته أو مؤتمراته، ويعيش حياة متواضعة بعيدًا عن الترف والراحة، ويغطي نفقات كل ذلك بحوالي 40 من الرفاق المتطوعين والمخلصين في سبيل الله. المعلم الذي يدافع عن "حرمة التبشير بالعلم" وبالتالي لا يدين بالشكر لأي مركز أو حكومة. باستثناء ما يقرب من 105 من أعمال أستاذنا، حتى الأحزاب والحكومات تظل غير مبالية؛ الدين والأخلاق في المرحلة الابتدائية: 4-5، المرحلة المتوسطة: 1-2-3، المرحلة الثانوية: 1-2-3-4 والجامعة: 1-2-3، وفقاً للحقائق العلمية وجوهر الإسلام. ولكن بغض النظر عن أي طائفة، فقد أعد كتب العلم. خلال أحاديثهم المميزة جداً، كتلاميذه ومتابعيه المخلصين: "كيف أعددتم هذه (100) كتاباً يزيد عن مائة، كيف رتبتم وقتكم؟" أجاب أستاذنا أحمد أكجول على أسئلتنا كالتالي، ليكون قدوة وتشجيعًا لنا:



1- منذ ما يقرب من 60 عامًا، باستثناء الأمراض الخطيرة والصعوبات الكبيرة؛ ولم أؤجل عمل اليوم إلى الغد، كما أنني لم أحاول تأجيل عمل الصباح إلى الظهر أو عمل الظهر إلى المساء. لأنه لا ينبغي لي أن أضيع رأس مال حياتي المحدود في مساعي فارغة ومجانية يسميها القرآن الإلغاء ويحرمها

 

2- حتى لو كان شخصًا لديه معرفة وخبرة في موضوع ما، حتى لو كان أصغر منا كثيرًا... حتى لو كان شخصًا عاديًا وبسيطًا، فأنا لا أشعر بالإهانة أبدًا عند الاستماع إليه أو تعلم شيء ما، لأن أكبر عائق أمام التعلم والحصول على العلم هو الكبرياء والكبر

-3ما حصلنا عليه؛ حاولت أن أقرأ وأفهم كتابات وكتب الجميع، محليًا أو أجنبيًا، يساريًا أو يمينيًا، أعرفه أو لا أعرفه، أحبه أو أكرهه.
4- كنت أسجل المعلومات التي تعلمتها وأجد أهميتها منها أو مما سمعته في البرامج والمؤتمرات التليفزيونية، ولم أتردد قط في كتابتها ونقلها بذكر أصحابها
5- من خلال الوقوع في الرغبات والاعتراضات التعسفية من أقرب أقاربي ورفاقي وأعضاء الحزب وذوي المناصب ذات النفوذ والكفاءة... أو من منطلق حرصي على راحتي ومصالحي الشخصية، لم أخفي أبدًا الحقيقة التي قالها لي يجدها العقل والضمير نافعة ومفيدة، ولم أصعب فهمها بتغليفها بأغلفة مختلفة
6- كل الأشخاص الذين التقينا بهم في أي مناسبة وأصبحنا قريبين بما يكفي لتناول كوب من الشاي أو السفر لمدة ساعة على متن الطائرة؛ حاولت مساعدتهم على اكتساب وزيادة وعيهم الأخلاقي والضميري وكرامتهم، وخاصة سلامهم الروحي والعالمي. بمعنى آخر، كنت أهدف إلى أن أكون مفيداً له، وليس أن أستفيد من منصبه وفرصه ومجاملاته.
7- ولعل ذلك يعتبر ثمرة ومعجزة للأهداف والجهود المخلصة... وطبعا بفضل الله تعالى وفضله لا بد من قراءة كتاب ما يقارب 700 صفحة بسرعة في ساعة أو ساعتين. وتهنئة هذا الكتاب وانتقاده عمدا، والحمد لله أن إنتاج ملاحظات من 10 صفحات أصبح أسهل بالنسبة لنا.
أطيب التحيات…

YORUMLAR

Son Yorumlar
12
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...