AKP İKTİDARLARININ MASONLARLA MÜNASEBETLERİ
Siyonizm’in, yani Kuduz İsrail’in dünya hâkimiyeti hedefinin, bütün ülkelerdeki taşeron örgütleri MASON Localarıdır. Bulundukları ülke halklarıyla aynı inanç ve idealleri paylaşıyor ve toplumda; huzur, hürriyet, refah ve eşitliği savunuyor görüntüsüyle… Ve LIONS ve ROTARY Kulüpleriyle Siyonist ve emperyalist gayelere hizmet eden MASON LOCALARI, dünyanın en karanlık, en yaygın ve maalesef gizli ve sinsi merkezlerce en saygın sivil hıyanet yapılanmalarıdır. Bunların bu sinsi ve Siyonist amaçlarını çok iyi sezen ve büyük bir cesaretle tüm ülkede kapatılması kararını veren ilk ve tek Devlet Başkanı Atatürk’tür. Ancak hem dünya Siyonizm’i hem yerli masonik mahfiller, Mustafa Kemal’den intikam almak için, hem Onun hastalığını azdırıcı ilaç ve tedavilerle ölümünü hazırlamışlar, hem de vefatının ardından Fevzi Çakmak’ın Cumhurbaşkanı olacağı beklenirken, bir yıldan fazladır Atatürk’ün görevinden alıp yanından uzaklaştırdığı İsmet İnönü’yü sinsi bir devrimle Devlet Başkanlığına taşıyarak, yeniden MASON’ların gizli saltanatını başlatmışlardır. İzmir suikastına karıştıkları ve masonik hıyanetleri açığa çıktığı için yurt dışına kaçan bütün masonları ve Sabataist kadroları İsmet İnönü Türkiye’ye geri çağırmış hem siyasi makamlara hem iktisadi imkânlara onları taşımıştır. Yetmez, İsmet İnönü Atatürk’ü unutturmak için, paralardan ve resmi makamlardan fotoğrafını kaldırtmış ve halkın Ondan nefret etmesini sağlamak üzere Moiz Kohen (Munis Tekinalp) isimli Yahudi haininin uydurduğu KEMALİZM dayatmasıyla inançlı insanlarımıza zulmetmeye başlamıştır.
Moiz Kohen (Munis Tekinalp) Yahudisi, Müslüman Türk Toplumunu İslam’dan uzaklaştırmak ve Irkçılık zehrini aşılamak üzere hazırladığı TÜRKÇÜLÜK safsatasını ve Atatürkçülük kılıfıyla halkımızı yozlaştırıp milli ve manevi değerlerimizden koparmak için uydurduğu KEMALİZM dayatmasını, özellikle Atatürk’ün hastalığının arttığı ve Gazi’nin can derdiyle uğraştırıldığı, 1937’de (vefatından 1 yıl kadar önce) gündeme taşıması üzerinde de durmak lazımdır.
Maalesef Din istismarcılığı ve dış güçlere hizmetkârlığı karşılığı iktidara taşınan Cumhur İttifakı süreçlerinde; çeşitli sosyal girişimlerden vakıflara, hemşehri derneklerinden spor federasyonlarına, özel eğitim ve kültür faaliyetlerinden üniversite danışmanlık kuruluşlarına, bunların hemen hepsi MASON Localarının, LIONS ve ROTARY gibi fesat yuvalarının kontrolüne alınmıştır.
Masonluk; Siyonizm’in Karakollarıdır!
Siyonizm’in, ‘arz-ı mev’ud’da (güya Yahudilere vadedilen ve Türkiye’nin de yarısını içeren topraklarda) egemenliğini tesisi için mason localarını yapılandırıp yaygınlaştırdığına dair kanaat, artık sır olmaktan çıkmıştır.
Osmanlılarda Mason Localarına karşı II. Abdülhamid döneminde bizzat kendisinin talimatlarıyla sosyal bir tepki örgütlenmesine başlanmış, ancak Locaların kapatılması konusunda bir adım atılamamıştır. Masonların II. Abdülhamid’e karşı cevapları gecikmemiş, dönmeler ve Masonlarca kurulan İttihat ve Terakki marifetiyle tahtından indirilmesi planlanıp başarılmıştır. Mason Localarını “Kökü dışarıda fesat yuvaları” oldukları gerekçesiyle resmen kapatan tek lider Atatürk olacaktır.
Mason locaları kapatılınca, literatürlerinde yer alan “uykuya geçme” ritüelini uygulamışlar, yeniden dernekleri açılıncaya kadar gizliden faaliyetlerini sürdürmeye çalışmışlardır. II. Dünya Harbi esnasında özellikle Alman istihbaratı, anti-masonik ve anti-Siyonist neşriyat yapmış, Türkiye’de de Cevat Rıfat Atilhan gibileri bu konuda eserler yazmışlardır.
İsmet İnönü, Atatürk’ün kapattığı Mason Localarının önünü açmış, mason locaları çok partili sisteme geçişle birlikte 5 Şubat 1948’de, Türkiye Mason Derneği kuruluş belgeleri, İstanbul Valiliği’ne verilmiş, Türkiye’de Masonluk tekrar faaliyete başlamıştır. İstanbul’un ardından Aralık 1948’de İzmir, Ocak 1949’da Ankara şubeleri açılmıştır. O günden bugüne sinsi faaliyetleri giderek artmıştır.
1951’de Demokrat Parti Afyonkarahisar Milletvekili Gazi Yiğitbaşı, DP Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan, DP Isparta Milletvekilleri Dr. Tahsin Tola, İrfan Aksu, Sait Bilgiç ve diğer 10 Milletvekilinin Mason Localarının kapatılması için verdikleri kanun teklifi Demokrat Parti grubu tarafından reddedilmiş ve bunların çoğu parti grup disiplinine uygun hareket etmedikleri için çeşitli cezalara çarptırılmıştır.
12 Eylül askeri darbesinden sonra, özellikle Ankara ve İzmir’de bulunan İlahiyat Fakültelerindeki bazı akademisyenlerin, ki içlerinde AKP Hükümetlerinde Bakanlık yapmış olanı vardır, bunların Mason Localarına üyelikleri, istihbarat örgütlerinin kayıtlarında bulunmaktadır.
Hatırlanacağı üzere 11 Mayıs 2013’te yapılan seçimle, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Türkiye Büyük Locası’nın yeni ‘Büyük Üstat’ı, Avukat Ömer Köker yapılmıştı.
AKP döneminde küresel aktör olduğu palavrasıyla, küresel figürün olduğu ölçüde, Türkiyeli masonlar da enternasyonal kurum özelliği kazanmıştı. Hatta bazı ilişkilerin kurulmasında masonların durumdan vazife çıkararak kendilerini iktidar nezdinde akredite etme çabalarına girdikleri anlaşılmıştı.
Küresel Siyonizm’in gizli hükümeti sayılan ‘Bilderberg’e katılan adamın önü açılırdı.’ Ve AKP’nin tam içinden gelen, eşi başörtülü genç Bakan Ali Babacan, ‘bütün kötülüklerin anası’ ve Siyonizm’in gizli iktidarı Bilderberg toplantılarına katılmıştı. Üstelik toplantıdan sonra da ‘Bu Bilderberg’in öyle abartılacak bir tarafı yok. Oturup fikir alışverişi yaptık. Ben Türkiye’yi tanıtan bir konuşma yaptım. Çok faydalı oldu’ mealinde bir açıklama da yapmıştı.
İstihbarat raporu havasıyla, basına sızdırılan bilgi notlarında Ali Babacan’ın Yahudi lobileri, Mason ve Rotary Kulüpleri ile Recep T. Erdoğan’ın irtibatlarını sağlamada aktif rol oynadığı vurgulanmıştı.
AKP’li Ali Babacan, 2003-2004-2005-2007-2008-2009-2010’da Bilderberg toplantılarının vazgeçilmez adamıydı. Fransa Versaille şehrinde 2003’te düzenlenen Bilderberg toplantısına Türkiye’den Ekonomi Bakanı Ali Babacan ile birlikte DYP Milletvekili Mehmet A. Ağar ve emekli Büyükelçi Özdem Sanberk katılmıştı. Ali Babacan’ın katılmadığı 2006’daki Bilderberg buluşmasında onun yerine diğer AKP’li Egemen Bağış yer almıştı. Aynı Ali Babacan şimdi SP’nin de ortağı olduğu YENİ YOL’un liderleri arasındaydı!?
Mesela AKP Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç hakkında ‘Antalya Lara Lions Kulübü’ kurucu üyesi olduğu iddiaları hâlâ yanıtlanmamıştı. Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Masonlar Locası’nın Üstadı Asım Akin, 22 Temmuz 2011 Genel Seçiminde AKP’yi destekleme emrini Masonlara bizzat ulaştırmıştı. Bu, uluslararası bir çağrıydı ve Masonların gerekçelerini şu şekilde açıklamıştı: “Şayet AKP’nin önü kesilirse, sıcak para ülkeyi terk eder ve ekonomik kriz gündeme gelir” diye toplum uyarılmıştı.
Soma Faciası ve AKP’li Masonlar…
Hatırlayınız, 13 Mayıs 2014 Salı günü Soma Holding’e bağlı Soma Kömürleri AŞ tarafından işletilen kömür ocağında çıkan yangın sonucunda, Cumhuriyet tarihinin en büyük facialarından biri yaşanmıştı. Alp Gürkan’ın sahibi olduğu Soma Kömür İşletmeleri’ne ait ocakta meydana gelen kazada, 301 madenci yaşamını yitirmiş, 432 çocuk yetim kalmıştı.
Bu tartışmalara katılan dönemin Star gazetesi yazarı Fehmi Koru, madenin patronu Alp Gürkan ile ilgili çarpıcı bir ayrıntıyı paylaşmıştı. Alp Gürkan’ın Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası’nın Mimar Sinan dergisinde yayımlanmış ‘Masonluğun Nurları’ yazısını gündeme taşımıştı. Yeni Akit gazetesinden Hasan Karakaya durup dururken Alp Gürkan’ın damadı Mahir (Mario) Asafrana’nın bir Yahudi olduğunu yazmıştı.
Anti-masonik ve anti-Siyonist söylemlerini öne çıkaran ve kendilerine muhafazakâr demokrat diyen AKP’liler, gayet şuurlu ve onurlu bir şekilde, “millet düşmanı, devlet düşmanı” ilan ettikleri masonların güdümünde “Hak davaya hizmet” sunuyorlardı.
Atatürk Karşıtı, Millî Görüş Kaçkını Kahraman AKP’nin Masoncukları
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın Yüksek Disiplin Kurulu üyesi olan AKP Erzurum Milletvekili Mürteza Zengin gibi daha birçok mason vardı. Milli Eğitim sistemimize dayatılmaya çalışılan “Rotary Okulda” projesi de bunların planıydı. Okul Aile Birliği ve Koruma Derneklerinin işlevi sona erdirilerek okul yöneticilerini Rotary Kulüplerine teslim etmek isteyen Siyonist projesinin arka planında AKP Bursa Milletvekili Atilla Ödünç vardı. Neyse ki; Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un makamını boşaltması ile o saçmalık, sözde askıya alınmıştı.
AKP’nin mason ve masonsever üyeleri arasında eski Keçiören Belediye Başkanı ve Ankara Büyükşehir adayı Turgut Altınok da vardı. Başkan Altınok; mason ve türevlerini koruyup kollar, Lions ve Rotary Kulüpleri’nin Keçiören’de cirit atmasından memnuniyet duyardı. Hatta Lions Kulüp ile saflarını sıklaştırıp sarıldıkları ve onların elinden ödül almışlığı bile vardır. Gazetelere yansıyan fotoğrafta ağzı kulaklarına varmıştı. Hepimizin bildiği gibi Rotary ve Lions Kulüpleri yurtdışından yönetilmektedir ve masonluk kadar sakıncalıdır ve Siyonizm’in hizmet ocaklarıdır.
Eski MHP’li Turgut Altınok, Adalet ve Kalkınma Partisi’nden 2004 yılında Keçiören Belediye Başkanı seçildiği dönemde, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın Ankara Vadisi (şubesi) ile çok sıcak ilişkilere başlamıştı. Masonların Keçiören sınırları içinde okul yaptırabilmesi için tüm olanaklarını seferber etmekten sakınmamıştı. Böylelikle onları Ankara’nın en milliyetçi ilçesine sokmayı başarmıştı. “Keçiören Kardeşler Cumhuriyet Ortaokulu” masonlarca Milli Eğitim Bakanlığı’na bağışlanmıştı.
“Keçiören Kardeşler Cumhuriyet Ortaokulu Projesi” masonların kendi kimliklerini saklamadan “harici âlemde” yaptıkları ilk çalışma olması nedeniyle bir laboratuvar niteliğini taşımaktaydı. Ortaokul öğrencilerine adeta “bak mason amcalar geliyor” şeklinde yanaşılarak minik beyinlere subliminal mesajlar aktarılmaktaydı. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Belediye Başkanı Turgut Altınok sayesinde masonlarla buluşturulan öğrenciler, okul yöneticilerinin nezaretinde Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın etkinliklerine de katılmışlardı. Mason Localarının Türkiye genelinde düzenlediği Anıtkabir buluşmalarına bu okulun öğrencileri okul kıyafetleriyle birlikte yıllarca taşınmışlardı.
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın Keçiören’de okul yaptırması aynı zamanda masonsever Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in bu dernekle kurumsal ilişkiler kurmasına da yol açmıştı. Hatta bir rivayete göre masonlarla Sezer’in Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde buluşmasını organize eden de Turgut Altınok olmaktaydı. Ahmet Necdet Sezer masonları temsilen huzura giden Büyük Üstat Kaya Paşakay, Asım Akin ve beraberindekilere masonların toplumsal faydalarını saymakla bitirememiş, masonluğu laikliğin teminatı olarak gördüğünü hatırlatmıştı.
Hem Atatürkçü geçinip hem Onun kapattığı Mason Localarına hizmet etmek nasıl bir sahtekârlıktı?
AKP Yöneticisi, Rotaryen Başkanı Yapılmıştı!
Sn. Erdoğan Başbakan iken “dindar gençlik istiyorum” dediği günlerde YALOVA AKP İl yönetimine ve hassas kurumlara Lions Rotaryenlar gelmeye başlamıştı. Yalova Rotary Derneği’ne AKP’li yönetici Başkan yapılmıştı.
AKP Yalova İl Başkanı Mustafa Pehlivan Başkanlığındaki il yönetimine giren Nurten Bozkurt, hakkında çıkan Rotaryen olduğu iddialarına karşı suskunluğunu devam ettirirken Nurten Bozkurt Yalova Rotary Derneği Başkanı yapılmıştı. İsrail’in çıkarlarını koruyan, Türkiye ve İslam aleyhine çalışmalarda bulunan Masonluğun alt birimi olduğu bilinen Rotaryen teşkilatına mensup Yalova AKP İl yöneticisinin Yalova Rotary Derneği Başkanı olması, bunların gerçek ayarını ve amacını ortaya koymaktaydı.[1]
AKP döneminde yoğun olarak faaliyet gösteren Rotaryenler, Masonların alt kolu olarak çalışmaktaydı.
Örgüt içi diyaloğu ve dayanışmayı güçlendirip, ticari, siyasal ve sosyal alanlarda etkinliğin artırılması için çalışan ve üyeleri genellikle iş çevrelerinden olan Rotary Kulübü’nün amacı, üyelerini Masonların hedefleri doğrultusunda yönlendirmek ve uygun görülen üyelerini localara hazırlamaktı. Rotaryenler; üyelerini siyaset, bürokrasi, eğitim, ekonomik ve sosyal alanlarda etkin kişilerden devşiriliyorlardı.
“GİZLİ DÜNYA DEVLETİ”NİN ŞEMASI
Dolar üzerindeki piramidin 13 kademesinden her birinin manası

Cinsiyet İptali Operasyonlarıyla Gündeme Gelen Üniversite Hastanelerinin Arkasında Masonlar Vardı!
Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi ile Bursa Uludağ Üniversitesi’ndeki “cinsiyet iptali” (yani erkeklerin kadına çevrilmesi) operasyonlarında karar ve yönlendirme makamında yer alan isimlerin Mason, Lions ve Rotary kulüpleriyle doğrudan ilişkili oldukları ortaya çıkmıştı. OMÜ Tıp Fakültesi’nde ruh sağlığı sürecini yürüten ve cinsiyet iptal ameliyatlarının ön değerlendirmesinde yetkili Prof. Dr. Ömer Böke’nin MASON olduğu saptanmıştı. Prof. Dr. Böke’nin, Samsun merkezli Şafak Locası’nın kurucu üyeleri arasında olduğu ve ‘Çıraklık Derecesi’ başlıklı tez çalışmasının Şafak Locası Üyelerine mahsus dergide yer aldığı kanıtlanmıştı.
Cinsiyet İptali operasyonlarının onay sürecinde rol oynayan bir diğer isim olan Uludağ Üniversitesi Ruh Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aslı Sarandöl’ün de Lions Kulübü etkinliklerinde boy gösterdiği anlaşılmıştı. Sarandöl, Nilüfer Lions Kulübü’nün düzenlediği etkinlikte “Kadın Olmak” konulu sunum yapmış ve teşekkür plaketi almıştı.
Nuriye Akman; Zaman gazetesinde (13 Ocak 2013) yayımlanan ve 50. Yıl kutlamalarına hazırlanan Türk Lions Hareketi’nin Okmeydanı’ndaki merkezinde, Dünya Lions Yönetim Kurulu’na seçilen Oya Sebük’le bir röportaj yapmıştı. Oya Sebük’ün yanı sıra Timur Erk ve Hamza Kurtay gibi hareketin tecrübeli isimlerinin de dâhil olduğu röportajda Lions gibi masonik teşkilatların ideolojik ve sınıfsal açıdan Kemalizm ve devletle ilişkisine dair çarpıcı itiraflar vardı.
Mason, Lions ve Rotary’nin Atatürkçülüğü Muhafaza ve Müdafaası Sahtekârlıktı!
Lionsları birinci ağızdan anlatan bu görüşme aslında sadece paralelinde faaliyet yürüten Masonluk ve Rotarylik siyasetinin bağlamını değil, gerek ideolojik gerekse etnik veya mezhebi siyaset yürütenlerin de maruz kalmış olduğu Siyonist hegemonyayı da açığa vurmaktaydı. Öyle ki bu sebeple Kemalist Türkiye’nin sadece laikliği, demokrasisi, Cumhuriyeti değil, Dini cemaat ve tarikatları da Siyonizm’in güdümüne sokulmaktaydı.
Bu Oya Sebük anne-babadan Lions olup 1989’da Türkan Saylan ile birlikte Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ni kurmuşlardı. Temel korkusu “şeriatla yönetilen bir ülkede yaşamaktı.” Kılık kıyafet serbestisine şiddetle karşı çıkmıştı. Çünkü çocukların okula örtülü kafalarıyla gitmesi en ciddi kuşkularıydı. Üniversitelerde başörtüsü yasağını kaldırmak üzere hazırlanan yasa taslağına ilanlar vererek karşı durmuşlardı. Ama sonunda “Madem başörtülü olmalarını engelleyemedik o zaman biz de onları başörtüleriyle laikliğe hizmet ettiririz” şeklinde özetlenebilecek bir psikolojik savaş başlatmışlardı.
Oya Sebük, Çevik Bir’den Vural Savaş’a, Süleyman Demirel’den İ. Hakkı Karadayı’ya 28 Şubat cuntasının bütün önemli aktörleriyle “Cumhuriyet Türkiye’sinin seçkinleri” olarak nitelediği Lionsların yakın temas içerisinde olduklarını vurgulamıştı.
“Lions olmak için Atatürk ilke ve inkılaplarına (yani Kemalizm dayatmasına) sadakat yemini etmenin birincil şart olduğunu” beyan eden Oya Hanım’a göre Türkiye toplumu için “Atatürk’ün getirmiş olduğu laik ve demokratik ilkeler yeterli sayılırdı”. İyi de Mason Localarını ve Lions-Rotary gibi alt kuruluşlarını resmen kapatan Atatürk’e sığınmaları tam bir riyakârlık sayılmaz mıydı?
Puta Tapıcılık Serüveninde Masonluğun ve Lions’un Katkıları
Oya Sebük’ün Dünya Lions Yönetim Kurulu’na girmesi vesilesiyle sarf ettiği bu cümleler nasıl bir çarpık mantık ve öykünme hatta aşağılık kompleksine tutulduklarının kanıtıydı. “Kökü dışarıda fesat yuvaları” olduğu gerekçesiyle Mason Localarını kapatan Atatürk’ten intikam almak için, Yahudi Siyonist Moiz Kohen’in (Munis Tekinalp) uydurduğu Kemalizm’e sarılan ve Mustafa Kemal’i putlaştıran Masonlar, şimdi dindar Kahraman Erdoğan iktidarlarında en etkin ve yetkin dönemlerini yaşamaktalardı.

Türkiye için gerçek kurtuluş; isimlerin değişmesi değil, zihniyetin millileşmesidir. Atatürk’ün 1935’te başlattığı ancak vefatından sonra akamete uğratılan “locaların kapatılması” hamlesi, bugün çok daha kararlı bir şekilde tamamlanmalıdır. İktidarların küresel odaklara “akredite” olma sevdasından vazgeçip, sadece ve sadece kendi milletine hesap verdiği ‘’Adil Düzen’’ sistemi, tam bağımsız Türkiye’nin tek anahtarıdır.
Her ne kadar gizli yapılanma gibi görünmüş olsalarda makaleyi okuyunca bu teşkilatların sitemini büyük beyinlerin bildiğini ona göre tedbir aldıklarını vakti zamanı gelincede sonlarının geleceğini anladım.
Yazı çok mühim.. Akp ve Masonluk konusuna her paragrafta ayrı bir örnek ile yer verilmiş.
Belki de en vahim bölüm şurası:
“…Keçiören Kardeşler Cumhuriyet Ortaokulu Projesi” masonların kendi kimliklerini saklamadan “harici âlemde” yaptıkları ilk çalışma olması nedeniyle bir laboratuvar niteliğini taşımaktaydı…”
Dikkat ediniz bu şey dindar(!) Akp döneminde oluyor!
Necmettin Erbakan Hocamıza 1 yıl dayanamayanlar, bugünkü iktidarı 23 yıldır iktidarda boşa tutmuyorlar. Aziz Erbakan Hocamızda “AKP YE OY VERMEK İSRAİLE OY VERMEK DEMEKTİR, ABD YE OY VERMEK DEMEKTİR”BUYURMUŞLARDI. KENDİSİNİ DİNDAR TANIMLAYANLARIN ATATÜRKE KARŞI TAVIRLARI NE YAZIK Kİ BELLİ. O ATATÜRK Kİ MASONVE LİONS DERNEKLERİNİ KAPATAN İLK VE TEK LİDER. BUGÜN DİNDAR İKTİDAR DİYE OY VERDİKLERİ PARTİNİN MASON VE LİONS KLÜBLERİ İLE OLAN MÜNASEBETLERİ YUKARIDA TEK TEK ANLATILMIŞ. BU TERSLİKTE BİR İŞ VAR. RABBİM BİR AN ÖNCE TÜM MAZLUM MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZİN HUZURA KAVUŞACAĞI VE BÜTÜN İNSANLIĞIN SAADETİNİN TEK ÇARESİ ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYANIN KURULMASINI NASİP EYLESİN. BİZLERİ DE BU UĞURDA CANLA BAŞLA ÇALIŞAN MÜCAHİT MUTTAKİ KULLARDAN EYLESİN AMİN. YUKARIDAKİ HAKİKATLERİ DE MİLLİ ÇÖZÜMDEN BAŞKA DİLE GETİREN KİMSENİN OLMADIĞINI DA BELİRTELİM. İYİ Kİ VARSIN MİLLİ ÇÖZÜM.
ALİ İMRAN 110. AYETİ KERİMESİNDE RABBİMİZ;
Siz (sadece Müslümanlar için değil, bütün) insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. (Çünkü siz, ülkenizde ve yeryüzünde) Ma’rufu (Hakkı ve hayrı) emredip yürütecek, münkeri (zulmü ve kötülükleri) nehyedip önleyecek (bir Adil Düzen kurmaya) çalışırsınız. Ve Allah’a (tam) iman edip (bağlanırsınız). Şayet Kitap Ehli de (böyle) inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onların içinden de (bazı) iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır. BUYURMUŞLARDIR.
https://www.mealikerim.com/3/ali-imran/110
“Biz her taşın altında Yahudi var demiyoruz. Fakat Yahudi hiç bir taşın altını boş bırakmaz”.
Prof.Dr. Necmettin Erbakan
Erbakan Hocamızın tesbitlerinin hakikati bugün tekrar görülmektedir. Bir başka sohbetlerinde de “siyonizm 5375 yıllık bir mikroptur” buyurmuşlardı. Dolayısıyla Atatürk’ün etrafında dolaşıp, O’nun vefatından sonra ülkenin gençliğini ve geleceğini bozmaya çalışan masonlar, bugünlerde kendi türettikleri Akp iktidarı ile çok rahat faaliyetlerini sürdürmektedirler…
İPLİĞİ PAZARA ÇIKTI
Gazi M. Kemal Atatürk’ten intikamlarını ve hırslarını alamayan siyonist şebeke önceleri halkımızın inançlarını yaşamayı dahi reva görmezken Merhum 54. Hükümetin Efsane Başbakanı Necmettin Erbakan’ın siyaset sahnesine çıkmasıyla oyunları bozulmuş Milletimizin inancıyla uğraşmayı bırakmış, Dinimizi istismar edecek yapılara izin ve destek vermeye başlamıştır. Sözde Atatürkçü geçinen kemalist özde mason artıkları Akp karşıtı gibi görünerek Dinimize saldırarak inançlı halkımızı Akp’ye dolaylı yönlendirmektedir. Din istismarcısı sahte şeyhler hacılar hocalar’da Atatürk’ü Din düşmanı göstererek Akp’nin tahribatlarını masonlarla ilişkilerini hem gizlemiş hemde yapılan ihanetlerine kılıf bulmuş oluyorlardı. Böylece her iki kesimde siyonizme hizmet etmiş oluyorlardı.
Ancak gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardı. Önünde sonunda tüm bu ihanetleri Aziz Milletimiz fark edecek ve hesap soracaktı.
Her şeyin temel sebebi olan makaledeki bu hakikatlerdir…
54.T.C. Hükümeti olan REFAH YOL da ekonomi olarak yüz üzerinde yüz puan almıştı. Tarihte ilk defa bir Hükümet denk bütceyi başarmıştı. İslam Birliğinin temeli olan D8’leri kurmuştu. Kamu Tek Hesabı yani Havuz Sistemini kurdu ve devlette faizi sıfırlamıştı. O dönem Filistinli bir tanıdığımız şöyle bir açıklaması olmuştu: Erbakan Başbakan olduğu andan itibaren sanki Filistin’in Başbakanı olmuş gibi oluk oluk akan kan biranda durmuştu ve nefes almıştık demişti. Kaynak paketleri oluşturularak dışa bağımlılıktan borç ve faiz yükünde devleti kurtararak tüm insan katmanlarına devrim niteliğinde ekonomik konforun alasını yaşatmıştı. Üretim ve istihdam coşmuştu ülkede… Milli Çözüm’ün vurguladığı : İnsanlığın maddi ve manevi huzur bulması 3K sını doyurmaya bağlıdır . KARIN KAFA KALB .. Ama KARNIN açsa ne ilimle kafayı doyurabilirsin, ne de ibadet ve maneviyat ehli olması için kalbini doyurabilirsin… Önce karnını doyuracaksın ki diğerlerini doyurabilesin.
İşte 11 aylık Refah Yol hizmetleri, makalede belirtilen masonların rotary ve lionsların kısacası makalede şekli verilmiş piramit yapının en üst beyni olan Siyonistleri ters yüz etmiş ve ortalığı karıştırarak medya eliyle ve işbirlikçi siyasilerle gazetecilerle akademisyenlerle yazar çizer takımlarıyla bürokrasiyle Hükümetin düşürülmesini sağladılar.
11 AYLIK REFAH YOL’A DAYANAMAYAN GÜÇLER, ŞİMDİ 24 YILDIR NE DEĞİŞTİ DE BU AKP YE TEK BAŞINA HÜKÜMET OLMALARINA NİYE SABREDİYORLAR ANLIYOR MUYUZ?!!!! AKP’nin 24 yıllık icraatlar demekki Masonların ve bağlı oldukları Siyonist zihniyetin işine geliyor ki düşürülmüyor hükümetten.
Günümüzde tv de sosyal medyada kısacası görsel ve yazılı medyada Erbakan’ın devamı olan Milli Çözüm’ü ve Şahsı Manevisini Üstad Ahmet Akgül gibi İLİM VE FİKİR İNSANI BİLGE VE YİĞİT ŞAHSİYETİ neden görsel ve yazılı medyada konuşturulmaz gündeme getirilmez görmezden gelinir anlıyor muyuz?!! Ancak onlar ne kadar görmezden gelinirse gelsin Milli Çözüm Kur’an’a Tercüman olduğu için Hakkın Tesir gücünü rabbim oluşturuyor ve hakkı haykırıyor fikri dönüşüme vesile oluyor ve inşaallah Milli Çözümlü Milli Mutabakat Hükümetinin kurulmasına ve bu zalimlerden ve işbirlikçilerden kurtulmak ve faizci kapitalist düzenin yıkılıp bütün insanlığın saadete ulaşacağı Adil Düzen Medeniyetine adım adım ilerlenilmekte… İnşaallah.
İlk çıkış günlerinden bugüne, AKP’nin dış odaklarla ve ülkemizin içindeki irtibat noktalarıyla bağlantısını hep muhafaza ettiğinin ispatını bir daha görmüş olduk. Bugün AKP saflarının önemli figürlerinden sayılan Numan Kurtulmuş’un AKP’yi tarif ettiği üzere: “AKP -mış gibi partisidir. Yani yapmaz ama yapmış gibi davranır. Olmaz ama olmuş gibi hava atar.” Evet, sanki yerliymiş, sanki milliymiş gibi hava atsalar da Milli Çözüm işin rengini gayet net ortaya koymuştur.
“Siyonizm adam kullanmada o kadar ustadır ki, “kim ben mi? Ben hiç siyonizme hizmet edermiyim” türküsünü söylete söylete kendi ordusunda sana askeri talim yaptırır.” diyen Aziz Erbakan Hocamızın bu sözünü aklımızdan hiç bir zaman çıkarmamamız gerekir.
28 Şubat ile tohumları atılan AKP’nin masonlarla bu kadar iç içe olması aslında şaşılacak bir şey değildi. Çünkü AKP ‘nin kuruluş amacı Erbakan’ın plan ve projelerinin hayata geçirilmesine mani olmaktı. Şuanda ülkemizin geldiği son noktaya baktığımız zaman maalesef bir ülkeyi ayakta tutan ekonomik gücü ve ahlak ve maneviyatı idi ve bunların ikisininde en dibine ulaşmış durumdaydık. Yani Haim Naum planını hedefine ulaştırmakta masonlar ve AKP iktidarı beraber mi? çalıyor sorusunu aklımıza getirmekte idi.
Barış süreci diye adlandırılan ama aslında çöküş ve parçalanış süreci ülkemizin altına dinamit koymaktaydı ama bu ülke bulunan hain işbirlikçilerden daha güçlü olan vatanını ve milletini seven insanlarda vardı ve buna müsade etmeyeceklerdi.
Yeni dünya düzeni dedikleri siyonist düzende, masonlarda, İsrail’de, bütün siyonist sistem çok yakında büyük bir yıkılışla İsra suresinin 7. belirtildiği gibi özlem ve hasretle beklemekteyiz.
İsrâ 7
İşte (böyle bir durumda) şayet iyilik (ve adalet) ederseniz, kendi nefsinize (ve menfaatinize) iyilik olacaktır. Yok, eğer kötülük (ve zulüm) ederseniz, o da kendi aleyhinize (sonuçlar doğuracaktır. Ama siz maalesef yine zulüm ve kötülük yoluna sapacak, elinizdeki ve emrinizdeki imkân ve iktidarları Siyonist hayallerinizi ve şeytani niyetinizi gerçekleştirmek için korkunç bir haksızlık ve ahlâksızlık yolunda kullanacaksınız. Dünya’yı savaş ve soygun alanına çevirecek ve insanları birbirine kırdıracaksınız.) Arkasından bu sonuncu (sapkınlık ve şımarıklığınızı cezalandırma) zamanı gelince, (size öyle Mü’min ve Mücahit kullarımızı göndereceğiz ki) yüzlerinizi kötüleştirsinler (servet ve saltanatınızı yıkıp sizi dize getirsinler, yüzlerinizi yere sürdürsünler) ve ilk kez girdikleri (Buhtunnasr veya Hz. Ömer döneminde Kudüs’ü fethettikleri) gibi tekrar yine Mescid’i (Aksa’ya) girsinler ve ele geçirdikleri (hainleri, katilleri ve mel’ânet merkezleri)ni mahvu perişan etsinler. (Böylece Siyonist saltanatınıza son versinler ve İsrail denen beşeriyet bünyesindeki kanser urunu kesip temizlesinler. Ey Beni İsrail, bu Allah’ın va’adi ve tehdididir ki, mutlaka yaşayacaksınız!)
https://www.mealikerim.com/17/isra/7
AKP istismarın, ikiyüzlülüğün cisimleştiği bir merkez konumdadır.
Üstad Ahmet Akgül Hocamız ne güzel özetlemiştir: AKP gündüzleri hacılarla hocalarla, geceleri ise Koç’larla Localarla beraberlerdi…
Bu tarihi makale sebebiyle Milli Çözüm Dergisi’ni tebrik ediyorum. Başarılar diliyorum.
Akp boykot edilmesi gereken en büyük Yahudi İsrail ürünüdür. 28 şubat darbesinin gayrı meşru mahsülüdür. Yeni adil bir dünyanın kurulmasının engellenmesi için din ve devrim istismarı, dini yasaklama veya yozlaştırma, toplusal ahlakı ortadan kaldırma Yahudinin en büyük silahlarındandır.
Dikkat çeken birkaç isim de
Basında çıkan haberler incelendiğinde 28 Şubatın şaibeli mason paşası Çevik Bir güçlü bir Erdoğan savunucusu olduğu görülecektir. Ayrıca AkP kurucular kurulu üyesi, Akp İstanbul Kurucu İl Başkanı Tüsiad üyesi ve mason Alaattin Büyükkaya (tüsiad üyesi ve mason olması sebebiyle Akp’li İsmail Kahraman cumhurbaşkanının siyasete davetini reddetmişti. ( https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/agabey-artik-gel-isimiz-var-426721 ), Siyonist aklın organize ettiği Davos zirvelerinin vazgeçilmezi Akp İstanbul kurucular kurulu üyesi ve malum kimse için siyonist ağabeylerine “bunu kullanın, sifonu çekmeyin” diye tavsiyede bulunan Cüneyt Zapsu gibi kökü dışarıda olan karanlık kafalarla kuruldu. ( https://akpartiistanbul.com/ak-kadro/kurucu-kurulu )Yine AKP Fetö gibi CIA artıklarıyla ve Soros, Graham Fuller gibi CIA şefleriyle güçlendirildi.
Makaleyi okuyunca insanın hepiniz oradaydınız be diye haykırası geliyor…
Görenedir görene, köre nedir köre ne?…
Son söz: Allah (ve Devlet) imhal eder ancak ihmal etmez.
Masonluk; Siyonizm’in Karakollarıdır!
Masonluk, İsrail’in çıkarlarını koruyan, Türkiye ve İslam aleyhine çalışmalarda bulunan, kökü dışarıda fesat yuvalarıdır.
Siyonizm’in, ‘arz-ı mev’ud’da (güya Yahudilere vadedilen ve Türkiye’nin de yarısını içeren topraklarda) egemenliğini tesisi için Mason Localarını yapılandırıp yaygınlaştırdığına dair kanaat, artık sır olmaktan çıkmıştır.
Masonların sinsi ve Siyonist amaçlarını çok iyi sezen ve büyük bir cesaretle tüm ülkede kapatılması kararını veren ilk ve tek Devlet Başkanı Atatürk’tür.
Ancak hem dünya Siyonizm’i hem yerli masonik mahfiller, Mustafa Kemal’den intikam almak için, hem Onun hastalığını azdırıcı ilaç ve tedavilerle ölümünü hazırlamışlar, hem de vefatının ardından Fevzi Çakmak’ın Cumhurbaşkanı olacağı beklenirken, bir yıldan fazladır Atatürk’ün görevinden alıp yanından uzaklaştırdığı İsmet İnönü’yü sinsi bir devrimle Devlet Başkanlığına taşıyarak, yeniden MASON’ların gizli saltanatını başlatmışlardır.
Hem Atatürkçü geçinip hem Atatürk’ün kapattığı Mason Localarına hizmet etmek tam bir sahtekârlıktır?
Masonların sinsi ve Siyonist amaçlarını çok iyi sezen ve büyük bir cesaretle tüm ülkede kapatılması kararını veren ilk ve tek Devlet Başkanı Atatürk’tür. Mason, Lions ve Rotary’nin Atatürkçülüğü Muhafaza ve Müdafaası Sahtekârlıktır!
“Kökü dışarıda fesat yuvaları” olduğu gerekçesiyle Mason Localarını kapatan Atatürk’ten intikam almak için, Yahudi Siyonist Moiz Kohen’in (Munis Tekinalp) uydurduğu Kemalizm’e sarılan ve Mustafa Kemal’i putlaştıran Masonlar, şimdi dindar Kahraman Erdoğan iktidarlarında en etkin ve yetkin dönemlerini yaşamaktadırlar.
Atatürk karşıtı, Millî Görüş kaçkını işbirlikçiler, Masonluğa terfi ettirilmekteydi.
Masonlar, Rotary Kulübü vasıtasıyla, siyaset, bürokrasi, eğitim, ekonomik ve sosyal alanlarda etkin olan, Atatürk karşıtı, Millî Görüş kaçkını ve Erbakan düşmanı işbirlikçileri devşirmekte, Masonların hedefleri doğrultusunda yönlendirmekte ve uygun görülen üyeler Masonluğa terfi ettirilmekteydi.
Maalesef Din istismarcılığı ve dış güçlere hizmetkârlığı karşılığı iktidara taşınan Cumhur İttifakı süreçlerinde; çeşitli sosyal girişimlerden vakıflara, hemşehri derneklerinden spor federasyonlarına, özel eğitim ve kültür faaliyetlerinden üniversite danışmanlık kuruluşlarına, bunların hemen hepsi MASON Localarının, LIONS ve ROTARY gibi fesat yuvalarının kontrolüne alınmıştır.
Masonlar;
Milli Mücadele ve Atatürk düşmanlıklarını, halkın Atatürk’ten nefret etmesini sağlamak üzere Moiz Kohen (Munis Tekinalp) isimli Yahudi haininin uydurduğu KEMALİZM dayatmasıyla inançlı insanlarımıza zulmetmekle yapmaktaydılar.
Milli Görüş ve Erbakan düşmanlıklarını ise Millî Görüş kaçkını işbirlikçileri destekleyip iktidara taşımak ve Masonların güdümüne aldıkları işbirlikçilere her türlü hıyaneti yaptırmakla ortaya koymaktaydılar.
İşte Milli Çözüm, Masonların oynadığı bu sinsi ve siyonist oyunu bozmaktaydı!
Masonların yahudi siyonist moiz kohen vasıtasıyla uydurdukları kemalizmin hala işlev gördüğünü ve toplumumuzu ayrıştıran temel tartışmalardan biri olduğunu düşünürsek masonların Atatürk kinini daha iyi anlayabiliriz.
Atatürk’e diğer bir kinli ekip olan AKP yöneticileri ise yazıda da belirtildiği gibi masonlara altın devrini yaşatmışlardır. Ülkenin en kritik kurumlarındaki görevlerine rahatlıkla devam eden bu masonik ekipler görevlerine devam etmekle kalmayıp çoluk-çocuk-torunlarını da yine bu kritik kurumlara yerleştirmişlerdir. Haklarında adam gibi tahkikat dahi yapılamaz hale gelen bu ekipler ülkemizin ve kurumlarımızın altına dinamit koymuştur. Bunların faaliyetlerinin etkileri ise çalışamaz hale gelen kamu bürokrasisinden anlaşılabilmektedir.
Şükür Milli Çözüm burada da bunların ipliğini pazara çıkarmış milletimiz için tarihi bir hizmet yapmıştır.
Mason, Lions ve Rotary yapılanmaları; Kemalist Türkiye’nin yalnızca laikliğini, demokrasisini ve
Cumhuriyetini değil, aynı zamanda dinî cemaat ve tarikatlarını da
Siyonizm’in güdümüne sokma çabasının birer aracı hâline getirilmiştir.
Neticede bu yapıların her biri, kendi uzmanlık alanları çerçevesinde
Siyonizm’in işine yarayacak fikirler ve yönlendirmeler üretmektedir.
Makale ise; Mason, Lions ve Rotary çevrelerinin Atatürk’e sığınarak
sergiledikleri riyakârlığı ifşa etmekte ve Siyonizm adına
yol almak isteyenler karşısında ciddi en büyük
bir engel teşkil etmektedir.
Makale okunduğunda, bu kesimlerin nasıl köşeye sıkıştırıldığı ve çaresiz bırakıldığı gerçeğini görmemek mümkün değildir!..
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde masonlarla alakalı en kapsamlı, belgesel niteliğinde tanıtım tv (Kanal 7)proğramını, 1997 yılında yaptıran isim şüphesiz, Prof Necmettin Erbakan Hocamız olmuştur.
Asırlardır, karanlık mahzenlerde insanlığın ve İslamın aleyhine desiseler üreten bu güruhu, insanlığa deklare edip, tanıtan Erbakan Hocamız olmuştur.
Zaten kurmuş olduğu Refahyol Hükümetinin, özellikle ekonomik ve dış politika proğramı ile, masonik merkezlerin deşifre edilip, zayıflatılıp, tarihin çöplüğüne atılmalarının serüvenini başlatmış oldu..!
2001 süreci ile AKP’yi, yeni bir ivme olarak yakalayan bu kulüpler, aslında dolaylı olarak “hayırlı bir turnusol görevi” üslendiler!
Bu turnusol, Kemalist- inkarcı-bağnaz – solcularla, sözde dinci- din istismarcısı- işbirlikçi muhafazakar kapitalistleri, aynı gaye üzerinde birleştirmiş oldu.!
Bu Siyonist düşünceli, sağcı – solcu, seküler-dinci, masonik ittifak, artık bu sistemin, tepeden tırnağa bütünüyle değiştirilip Bağımsız, Müreffeh, Kalkınmış bir Türkiye Cumhuriyetinin yeniden doğuşuna, Millî bir proğram ve Milli bir Çözüme dayanan düzenin teşekkülüne engel olamayacaktır.!
Rahman ve Rahim Allahın Adıyla
Allah’ın dışında başka veliler (kurtarıcı merkezler ve emri dinlenen sapkın rehberler) edinenlerin örneği, kendine yuva ören örümcek örneğine benzer. Gerçek şu ki, evlerin en dayanıksız olanı örümcek evidir; keşke bir bilselerdi.
(Ankebut Suresi :41)
Güya Farklı İdeolojilere Sahip, Siyonizm’in Güdümündeki İşbirlikçiler!
Siyonizm’in yularlarını ellerinde tuttukları işbirlikçiler, masonlar ve kiralık ajanlar,
Sultan Abdülhamid Han
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Ve Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dan intikam almak için her kılığa girerek faaliyetlerini sürdürmektedirler.
Toplumumuzu kutuplaştırmak için ise Milli Değerlerimizi istismar etmek, halkımızı düşman etmek veya projelerini unutturmaya çalışmaktadırlar.
Farklı ideolojilere sahip! olan işbirlikçilerin Hakk dava liderine karşı olan düşmanlıkları ise dikkat çekmekte ve özeti şu şekildedir;
Din İstismarcısı, Atatürk karşıtı, Milli Görüş Kaçkını / Erbakan Düşmanı
Din karşıtı, Atatürk istismarcısı ve Erbakan Düşmanı
Türk / Kürt Milliyetçilik İstismarcısı, Irkçı, Erbakan Düşmanı
Erbakan İstismarcısı / Atatürk Karşıtı / Erbakan Düşmanı
Milli Çözüm bu kirli yapılanmayı, sinsi tuzaklarını, aralarındaki işbirliğini, hangi amaçlara hizmet ettiklerini topluma tanıtmakta..
Siyonistlerin, Emperyalistlerin ve hain işbirlikçilerin oyunlarını bozmaktadır.
Erbakan Hocamızın çizgisinden milim dahi sapmayan Milli Çözüm, tek başına bütün zalimlere meydan okumaktadır.
Erbakan’ın Adil Düzen Projeleri Milli Çözüm tarafından tamamlanmıştır ve elbette Sultan Abdülhamid Han, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve İslam Sancağını taşıyan ecdadımızın emekleri boşa çıkmayacaktır.
“Bulutlar dağıldığında Erbakan mührünü göreceksiniz!”
Üstad Ahmet Akgül
Maidesuresi 82. ayette Rabbimiz “Andolsun, insanlar içinde, mü’minlere en şiddetli (ve tehlikeli) düşman olarak Yahudileri ve müşrikleri (ve Protestan, Evanjelik gibi Siyonistleşmiş Hristiyan kesimleri ve sözde Müslüman geçinen işbirlikçileri) bulursun” buyuruyor.
Bunlara bağlı örgütlerle işbirliği içinde olanların milletlerinin lehine bir şey yapmaları mümkün müdür? Sadece çeşitli menfaatleri karşılığında siyonizmin uşaklığını yaparlar. Ama bu tür işbirlikçilerin sonu hep aynıdır “kullanılıp posaları çıktımı atılırlar”.
Burada aziz Erbakan Hocamızın şu sözünü hatırlıyoruz “Akıl işin sonunu düşünmektir”. Ahireti düşünen birinin siyonizmle işbirlikçilik çukuruna düşmesi mümkün mü? Akıl işi mi?