25 ARALIK 2025 REGAİB GECESİ PROGRAMINA TELEFONLA KATILAN AHMET HOCAMIZ’IN
MİLLİ ÇÖZÜM EKİBİYLE SÖYLEŞİSİ
Euzu billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil âlemin. Vel âkibetu lil müttekin vessalatü vesselamü alâ Resulina Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmâin.
Selamünaleyküm değerli kardeşlerim.
Cenab-ı Hakk’a sonsuz şükürler, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam’a da salâtü selamlar ederek başlıyorum. Regâib gecenizi tebrik ediyorum. Beklediğiniz kutlu zaferlere ve tüm insanlığın huzura erişmesine vesile olmasını diliyorum.
Sohbet sonrası Aziz Erbakan Hocamızı ziyaretlerinizde lütfen bizim adımıza da ayrıca Fatihalar göndermenizi ve salavat-ı şerifeler getirmenizi diliyorum. Lütfen saygı ve selamlarımızı da ulaştırmanızı bekliyorum.
Değerli kardeşlerim, Cenab-ı Hak; hatırlayacaksınız, Nisa Suresi 104. ayet-i kerimesinde “Velâ tehinu fîbtiġâilkavm.” Yani o düşman kavmi, İslam’a saldırgan topluluğu takip edip aramakta gevşeklik göstermeyin. Siyonist, emperyalist güçlerin ve işbirlikçi hainlerin hile ve tuzaklarını Milli Çözüm bakış açısıyla, Milli Görüş terazisi ile anlamaya, deşifre etmeye gayret edin.
“İn tekûnû te’lemûne fe-innehum ye’lemûne kemâ te’lemûn.” Yani eğer siz elem ve üzüntü çekiyorsanız, şüphesiz şeytani cephe de, onlar da sizin gibi endişeler ve sıkıntılar çekiyorlar. Üstelik “vetercûne minallâhi mâ lâ yercûn.” Yani siz çok şanslı ve avantajlı durumdasınız ki onların asla umut etmediklerini siz Allah’tan umuyorsunuz. Dünyada zafer ve hâkimiyet, ahirette cennet ve rü’yet bekliyorsunuz. İşte iman bu umuda bağlıdır. Çünkü bu umudu yitirenler, imanın nurunu ve huzurunu da kaybederler.
Aziz Erbakan Hocamızın defalarca “Artık vakit tamam!” buyurduklarını hatırlayın. O gün de kendini bilmezler; “Canım gaipten haber mi alıyor? Nereden biliyor? diyorlardı. Oysa başta Efendimiz; bütün Nebiler ve Elçiler halklarına, yakında Allah’tan gelecek bir kutlu zafer umudu aşılamışlardı.
Bu gafiller; Fetih Suresi’nin 27. ayetinde belirtilen, Hazreti Peygamberimizin Kâbe’yi ziyaret müjdeli rüyasının Hudeybiye Sözleşmesi’nden birkaç sene sonra gerçekleştiği olayından ve yine Rum Suresi 3 ve 4. ayetlerde haber verilen; Bizans’ın, İran’ı birkaç sene içerisinde mağlup edeceği müjdesini, Hazreti Ebubekir’in hemen olacağı zannıyla bahse girip kaybettiği ama sonra haklı çıktığı olayından haberleri ve itikatları yoktu.
Şu anda Türkiye’miz dört bir yandan kuşatılmışken… Doğu ve Güneydoğumuzda Terörsüz Türkiye palavrasıyla özerk Kürdistan altyapısı hazırlanırken… Milyonlarca gencimiz ve aile reisimiz; işsiz, çaresiz dolaşırken… Emekli, işçi, memur perperişanken… Fuhuş ve uyuşturucu ilkokullara kadar düşmüşken… Aile yıkılırken, ahlâk ve maneviyat hızla bozulurken ve bütün bu tehdit ve tehlikelerin karşısında Milli Çözüm; toplumu ve ilgilileri uyarırken, bizimle uğraşanlar şeytana askerlik yaptığının farkında değiller midir?
Hamdolsun bu inanç ve umudumuz sayesinde Kur’an’ımızın, yani hidayet ve istikamet Kitabımızın meali, manası ve mesajıyla irtibatlıyız. Bu sayede yeryüzünde Adil Düzen hâkimiyeti uğrunda umutla ve heyecanla çırpınmaktayız. Bu iman ve itikat sayesinde Milli Çözüm Dergisi ve Adil Dünya Yayınevi ile ülke ve dünya çapında Hakkı ve hayrı tebliğ, emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münker yapmaktayız. Bu ortak ve onurlu hizmetler sayesinde örnek ve seçkin bir uhuvvet, muhabbet halkası oluşturmaktayız. İyi ki Milli Çözüm sadıklarıyız.
Aziz Erbakan Hocamız ne buyuruyorlardı? Tekrar hatırlayalım. “Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki, Türkiye’nin kurtuluşu; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanının o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir hükümetin kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür.”
Gelin Ülkemizde ve Bölgemizde olup bitenlere bir göz atalım:
İktidar; Vurgun ve Soygun Çarkı mıydı?
Kültür Bakanlığı sistemiyle; 22 milyonluk Hazine arazisine sahte satış…
Şile’de; mülkiyeti Hazine’ye ait denize sıfır 22 milyon TL’lik bir arazinin sahte belgeyle 5 milyon 703 bin TL’ye taksitle satılmak istendiği ortaya çıkmıştı. Sahte belgenin ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü’nün sisteminin kullanılarak hazırlandığı anlaşılmıştı. Bakanlık, toplam 20 taşınmazın bu şekilde satılmaya çalışılması üzerine soruşturma başlatmıştı. İstanbul’un Şile ilçesine bağlı Doğancılı Mahallesi 2573 ada 137 parselde bulunan 2.659,91 metrekarelik denize sıfır Hazine arazisi, Kültür ve Turizm Bakanlığı içerisinde kimliği belirlenemeyen kişilerce satılmaya kalkışılmıştı.
DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeleri Genel Müdürlüğü, 19 Eylül 2024 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na “sahte” bir yazı göndererek, Maliye Hazinesi adına kayıtlı bu taşınmazın satışının yapılmasının Bakanlık tarafından onaylandığı ve gerekli işlemlere başlanıldığı vurgulanmıştı. Arazinin güncel satış değeri 22,5 milyon TL’yi bulmaktaydı!
Yazıda, bu arazinin 5 milyon 703 bin 40 TL’ye A.R.Y. adlı kişiye satılmasına karar verildiği hatırlatılmıştı. Üstelik yazıda; bu satışın %10’unun peşin, geri kalanının ise 5 yıllık taksitlendirme yapılarak taksitli satış sözleşmesi düzenlenmesi kararlaştırıldığı vurgulanmıştı. Ancak bu arazinin güncel satış değerinin 22,5 milyon TL olduğu anlaşılmıştı.
Yazının altında ise Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü Daire Başkan Yardımcısı B.K. adı yer almıştı. Ancak B.K.’nın gerçekte bu görevi yapmadığı, Bakanlığa bağlı Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nde mimar olarak çalıştığı ve e-imzasının bilgisi dışında kullanıldığı anlaşılmıştı.
Mülkiyeti Hazineye ait 20 taşınmazın satışında skandal!
Ancak bir süre sonra sahte satış girişimi deşifre olup açığa çıkmıştı. Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürü Neşe Çıldık, Şile’deki arazinin satışıyla ilgili evrakın sahte olduğunu açıklamıştı. 19-20 Eylül 2024 tarihli ve 20 adet, mülkiyeti Hazineye ait taşınmazların satışına Bakanlığın onay verdiğine ilişkin yazıların, Bakanlığın iradesi dışında hazırlandığı anlaşılmıştı. Soruşturma kapsamında Bakanlığın KTB BELGENET sistemine nasıl ulaşıldığı, bu sahte belgelerin oluşturulmasında Bakanlık personellerinin rol alıp almadığı araştırılmaktaydı.[1]
Soru: Türkiye’yi Cumhur İttifakı mı, yoksa Mafya yapıları mı yönetiyorlardı?
Sahi, AKP’li Cumhurbaşkanından Bakanlara, bunların yakınlarından Belediye Başkanlarına, geçmiştekiler ve şimdikiler dahil, şeffaf biçimde şu astronomik boyutlara ulaştığı konuşulan MAL VARLIKLARINI açıklasalar da, bunları nereden ve nasıl kazandıkları bir anlaşılsaydı!?. Balık baştan kokardı…
Dış Politikanın İflası!
Bakanlık Sözcüsü Keçeli’den Suriye’deki basın toplantısına ilişkin açıklama yapılmıştı:
Bakanlık Sözcüsü Öncü Keçeli, “Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin 22 Aralık’ta düzenlediği ortak basın toplantısının sonuna doğru teknik bir aksaklık yaşandığını, Suriye tarafının bu durumdan dolayı Türk heyetinden özür dilediğini” açıklamıştı. Keçeli, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin paylaşım yapmıştı.
Fidan’ın; Gazze’deki gelişmelere dair yöneltilen soruya yanıt verdiği sırada, “Çevirmenin sesi toplantı salonundaki kulaklıklara ulaşmamıştır. Bu sorun üzerine oturumu yöneten Suriyeli yetkili, Sayın Bakanımızın sözlerinin tamamlandığını düşünerek toplantıyı erken sonlandırmıştır.” ifadesini kullanmıştı.[2]
Yani artık ABD ve İsrail’in rızası olmadan, Türk Dışişlerinin Müslüman muhataplarına meramını ulaştırmasına bile engel olunmaktadır! İşte bağımsızlığımız, işte saygınlığımız?..
SAADET, Milli Görüş’ten Kopmakta mıydı?
Konya’dan Ömer Ali Koçak kardeşimiz anlatmıştı:
Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı’nın düzenlemiş olduğu “Konya Sanayici ve İş Adamları” toplantısına davet edildim, davete Genel Başkanımız Mahmut Arıkan da katılacak bilgisi verildi. Ben de Milli Çözüm Dergisi Konya Bölge Başkanımız Mustafa Yaprakçı’yı arayarak bilgi verdim, toplantıya katılıp katılmama konusunu görüştüm, o da bana, Ahmet Akgül Hocamızın sormamı istediği soruyu iletti. Siyonist Gizli Dünya Devletinin hükümeti sayılan BILDERBERG’e defalarca katılan Ali Babacan’ın peşine takılmanın Milli Görüş’ü rayından çıkaracağını herkesin duyması gerekirdi. Sorulacak soruyu çok kez tekrarladım, aynı zamanda not olarak yazdım. Toplantı, kürsüden konuşmalarla başladı; ama sorulu cevaplı bölüm olmadı. Toplantı bitimi, salon çıkış kapısı önündeki tokalaşma esnasında Mahmut Arıkan Bey’e, “Başkanım şehrimize hoş geldiniz, size bir sorum olacaktı” dedim, “Tabi ki buyurun!” dedi. “Soru soracağım” deyince etraftakiler tedirgin olup bize odaklandı. “Ali Babacan’ın Bilderberg toplantılarına ve başka Siyonist merkezlerle irtibatı” diye devam ederken etraftan duyan SP yetkilileri hemen beni çevreleyip “şu an çok kalabalık başka zamanda konuşuruz, şu an vaktimiz yok” diyerek Mahmut Arıkan’ı uzaklaştırdılar. SP İl Başkanımız Mehmet Demirel Bey de “sonra görüşürüz” diyerek ayrıldı. Orada bulunan görevliler tarafından sorum yarıda kesildi ve asansöre binip yanlış değilsem makam odasına çıktılar.
Anlaşılıyor ki; Ali Babacan’ın Siyonist odakların adamı ve Bilderberg’in müdavimi olduklarını, Ahmet Davutoğlu’nun da aynı karanlık merkezlerle irtibatlarını biliyorlardı ve Milli Görüş’ü bu tıynetsiz tiplerin peşine takmakla Erbakan’ın üzerine ve kutlu projelerine beton döküyorlardı!
Gelecek Partisi Başkanı ve YENİ YOL ortağı Ahmet Davutoğlu ise Siyonizm’in ve ABD’nin en karanlık yapılanması CFR’nin 4-7 Mart 2015 tarihli Yıllık Kurumsal Toplantısının onur(suzluk) konuğu olmuşlardı. (Bak: 3 Mart 2015 – Milli Gazete 12. Sayfa.) T.C. Başbakanı olarak bu şeytan şebekesine katılan Ahmet Davutoğlu’nun, şimdi peşine takılan SP Yöneticileri, geçmişi unutacak kadar gafil ve cahiller miydi, yoksa Milli Görüş’ü yozlaştırma ve Erbakan gerçeğinin üzerini BETON KAPLAMA operasyonlarının sinsi elemanları mıydı?
Kardeşlerim; şeytan ve nefis bizi Kur’an’dan, Onun mana, meal ve mesajından uzaklaştırmak için, Adil Düzen’in hâkimiyet umudundan koparmak için, kısaca mevcut şeytani Siyonist sistemle uğraşmayı ve hakiki cihadı bıraktırmak için Milli Çözüm’den ayırmak üzere bahaneler ve tuzaklar kurmaktadır. Milli Çözüm’den kopup da hâlâ meal okuyan ve Milli Şuur gayreti taşıyan birine rastladınız mı?! Milli Çözüm’den koptuktan sonra kirli düğümlerden kurtulamazsınız. Çünkü: Has somunun tadına varanların artık samanla tatmin olmaları imkânsızdır.
Câsiye Suresi 6. ayetinin sonunda Cenab-ı Hak ne buyuruyordu? “fe bi-eyyi hadîśin ba’dallâhi ve âyâtihi yu’minûn” Artık Allah’tan ve O’nun ayetlerinin izahından sonra, acaba nasipsiz ve gafil kesim bundan sonra hangi söze, hadise, habere, gerçek bilgiye ulaşıp inanacak ve tatmin olacaklardır? Çok yakında; kasten ve mazeretsiz, şu anda ve bu kutlu ortamda aranızda olmadıklarının pişmanlığını ve perişanlığını nasıl da yaşayacaklar hep birlikte göreceğiz. Bunun için uyarıyoruz… Bunun için dualar ediyoruz… Bunun için kardeşlerimize hakikatleri haykırıyoruz.
Tarihin ve talihimizin seyrini değiştirecek Milli Çözüm kitaplarımızın basımı, tanıtımı, dağıtımı konusundaki özel fedakârlık ve başarıları için İstanbul Ekibimizi; dergi, site ve kitap hazırlıklarının baş kahramanları İzmit Ekibimizi; genel organizenin yapılması, ekonomik sorunların aşılması, Milli Çözüm onur ve huzurunun korunması konusunun samimi ve cesaretli elemanları Gebze Ekibimizi ve tüm Milli Çözüm gayretlilerini kutluyorum ve şu mübarek gün ve gecelerde rağbet ettiğiniz kutlu hedeflere erişmemiz için dualar ediyorum. Konya, Ankara, Kırıkkale, Edirne, Elâzığ… Tüm ekiplerimizi kutluyorum ve hepinizin bu samimi dualarınız, gayretleriniz, cihadınız sonunda Adil Düzen Medeniyet Devrimi’ni Rabbimizin birlikte yaşatacağını umuyorum ve bekliyorum.
Bizler, ey kardeşlerim; bildiklerimizin âlimiyiz, bilmediklerimizin talibi olmaktayız!..
Tekrar ediyorum. Biz Milli Çözüm Ekibi’nin şiârı budur: Bildiklerimizin âlimiyiz, bilmediklerimizin talibiyiz. Yani sürekli talebe ve araştırıp öğrenme konumundayız.
Yazdıklarımız, konuştuklarımız, savunduklarımız, yaptıklarımız; Kur’an’a, Resulüllah’a, icmaya, akla ve vicdana ve Erbakan Hocamızın anlatılarına en uygun ve en doğru olanlardır. Ayet ve hadisle, bilimle ve Hocamızın öğretileriyle yanlışımızı gösterene uyarız, ona duacı oluruz. Noksanımızı tamamlayana medyun-u şükranız. Ama kalabalıkların keyfine değil, hakikatlere bağlıyız. Allah’ın inayeti ve hidayetiyle haklılığımıza ve en hayırlı yolda olduğumuza inandığımız için, bağlandığımız gerçekleri sitelerde, kitaplar halinde ve yabancı dillerde milyarlara karşı açıkça beyan ediyoruz. Kardeşlerim; bizim duamız da davamız da inancımızın gereğidir ve asla vazgeçilmeyecektir. Şu zamanda efendim olabilir dediğiniz olmadı, hani yahu!.. Biz her gün her vesileyle Allah’ın rahmetinden vaat ettiği günleri bekliyoruz. Asla şüphe etmiyoruz.
Kardeşlerim bizim Elâzığ’ın; daha önce isminden bahsetmiştim: Son Osmanlı âlimlerinden muhterem ve mübarek Seyyid Hacı Tevfik Efendi Hazretleri vardı. Onun talebesi olan ve birkaç sene önce rahmet-i Rahman’a kavuşan; Gays-ı Geylani ve Muhyiddin Arabi Hazretleri gibi zevatın pek çok kitabını tercüme eden âlim bir zat vardı -Allah rahmet etsin- Abdülkadir Akçiçek. Onun tercüme ettiği, Mehmet Akif Ersoy’un Mısır’a gittiği dönemlerde yaşayan, Mısırlı Seyyid Ahmet Haşimi’nin hazırladığı farklı hadis kitaplarından Muhtarül Ehadis diye çok tatlı bir hadis kitabı var. Onun 938 numarasında kayıtlı bir hadisinde Aleyhissalatü Vesselam şöyle buyuruyorlar:
“Lekad bârekâllahü li raculin fi hâcetin” Gerçekten, Allah-u Teâlâ bir arzu ve ihtiyacı için çokça ve ısrarla dua eden ve Allah’ın rahmetinden ümitle bekleyen kimseyi mübarek kılsın ki “ü’tıyha ev meneaha ekseredduae fiyha” devamlı ısrarla ve Allah’ın rahmetine güvenerek dua eden kimsenin bu duası; ister vaktinde kabul edilsin, isterse biraz geciktirilsin. Fark etmez. Allah’ın vadine, kudretine iman ve itimat ederek O’nun rahmet hazinesinden ümmetin kurtuluş müjdesini bekleyenleri Rabbimiz bereketli ve başarılı kılacaktır. Bir müddet hikmetiyle o gecikse bile Rabbim onları bütün kınayanların kınamasından kurtarıp aziz konuma taşıyacak ve o müjdeyi gerçekleştirmiş olacaktır. Elhamdülillah.
Ve yine başka bir hadis-i şerifinde Cenab-ı Peygamber Aleyhissalatü Vesselam şöyle buyurmuşlardır:
“Allahu efrehu bi tevbetittâibi” Yani Allah samimi tevbe eden için öyle sevinip ferahlar ki, “mine’z-zam’ânil vârid” nasıl aşırı susayan ve susuzluktan ölecek noktaya ulaşan bir kimse, suya vardığında, bir suyu bulduğunda duyduğu sevinci gibi, “ve minel akimil vâlid” uzun yıllar bir çocuk beklediği halde gebe kalamayan kadının bir anda gebe kalışını fark etmesi ve ondan duyduğu sevinci gibi, “ve mined dàllil vâcid” ve çok yönlü yolunu kaybedenin, kurtuluş yolunu bulduğundan dolayı duyduğu sevinci gibi, “femen tâbe ilallahi tevbeten nasûhâ” işte bir kimse bir daha dönmemek üzere gerçek bir pişmanlıkla tevbe eder Allah’a yönelirse; “ensallahu hafazayhi” Allah sağında ve solunda görevli, günahlarını ve sevaplarını yazan Kiramen Kâtibin denen muhafaza meleklerine, onun yaptığı kötülükleri, günahları unutturur. Yani sildirir. “Ve cevârihi” ve kişinin o günahları işlediği azalarına da organlarına da Allah o günahları işlediğini unutturur. “Ve bekâel arda” ve yeryüzündeki bütün mahallere, dağa, taşa, ağaca da, o günahlara şahitlik yapanlara da o kötülüklerini unutturur. “Küllehâ hatâyâhu ve zünûbehû” Bütün hatalarını, günahlarını unutturur. Niye? Samimi bir tevbe ile Allah’a sığındı, bin pişman olarak, bir daha yapmamak üzere o günahlarını bıraktı. Allah da herkese ve her şeye o günahları unutturdu, yazıcı meleklere bile. Nereye kadar? Tekrar günaha, isyana dönüp aynı günahları işleyinceye kadar… Allah böyle tevbeye muvaffak kılsın… Allah şu mübarek geceler hürmetine yaptığımız bütün günahlarımızı, hatalarımızı bağışlasın. Ve bu hadiste haber verilen o günahı silinen kimselere bizleri katsın. (Âmin.)
Başka bir hadisinde yine Cenab-ı Peygamber Aleyhisselam buyurdular:
“Men eane zalimen liyubhid bi katilihi hakkan” Bir kimse, hakkı yıkmak, adalet nizamına engel olmak için, zalim sistemlere ve zalim kişilere onların bâtıl ve bozuk işinde destek olursa; faizi, fuhşu, kumarı, ahlâksızlığı, haksızlığı, Siyonizm’le gizli işbirliği irtibatını devam ettirmek isteyenlere; bilerek, isteyerek alkış tutarsa, oy verirse, destek çıkarsa; “fekad beraat minhu himmetullahi” gerçekten bilin ki o kişi hakikaten Allah’ın zimmetinden, himayesinden ve rahmetinden kovulmuştur, uzaktır “ve zimmeti Resulihi” ve O’nun Resulünün zimmetinden de, emanetinden ve Onun himayesinden ve şefaatinden de mahrum bırakılacaktır.
Milli Çözüm Ekibi olarak, niçin Adil Düzeni; akla, mantığa, vicdana uygun olan İslam nizamının bir an önce gelmesi, her din ve düşünceden, farklı kültür ve kökenden bütün insanların huzur ve emniyet içinde temel insan haklarına ve evrensel hukuk kurallarına bağlı, huzurlu bir Türkiye ve dünyayı kurmak için niye çırpınıyoruz kardeşlerim? İşte bu müjdelere kavuşmak için.
Başka bir hadisinde Efendimiz yine şöyle buyurmuşlardı: “Sizin ağırlıklı kalbî meşguliyetiniz; hayalleriniz, düşünceleriniz, endişeleriniz ne ise; en çok ne ile meşgul oluyor, neler düşünüyor, hayal kuruyor, peşinde koşuyor iseniz, işte sizin asıl dininiz de odur. Hatta beklenen büyük zaferi bile şahsi makam ve çıkarları için mi istiyorsunuz, yoksa Allah rızası ve ahiret yatırımı için mi çalışıp çabalıyorsunuz?” sorusunun cevabını biz bir kez daha kendimize sorup ona göre ayarımızı düzeltmemiz gerekir.
Değerli kardeşlerim; en büyük zaferler, küçük ama sürekli sabırlarınızın ve yılmadan katlandığınız sürekli gayretlerinizin, cihadınızın toplamıdır. Daha doğrusu sonuçlarıdır.
Hatalarından ve günahlarından ders alıp pişman olmak, olgunlaşmanın; hatalarına mazeret uydurmak ve günahlarına marifet kılıfı sarmak, davayla ilgili hizmetlerinden kaytarmak için bahaneler aramak ise yozlaşmanın ve Hak’tan uzaklaşmanın adımlarıdır.
“El Muslimune kerracülil vahid” Hadis-i şerifi çok duydunuz. Müslümanların topluluğu bir vücut gibidirler. İşte onun için Milli Çözüm ‘Müslüman topluluklar bir vücut gibi davranmalıdır’ hadisinin mazharı olmalıdır. Bir vücuttaki kalp, beyin, ciğer, böbrek, göz, kulak, el, ayak bütün âzâ organların her biri hayati önem taşımaktadır.
Kaderin, tarihin en önemli değişimlerinden bir senaryoda rol verdiği Milli Çözüm Ekibinin de görev gereği teşkilat, irtibat ve itaat kuralları dışında hiç kimse başrolde kahraman, diğerleri figüran sanılmamalıdır. Herkes bu kutlu davada kendi rolünün kahramanıdır. Niyeti, gayreti ve fedakârlık derecesiyle inşaallah lütfedilecek nihai zaferin başkomutanları arasındadır. Ahirette de kendi cennetinin sultanıdır.
Dostlar! Büyük riskler almadan büyük başarılara varılamayacaktır. Kaybettiğimizi sanıp üzüntü duyduklarımız, belki de korunduklarımız ve zararından kurtulduklarımızdır. Takdirin içerisinde kim bilir ne hayırlar ve hikmetler saklıdır.
Gerçek kabiliyetini, kişiliğini ve önderliğini keşfetmek ve inancının gereğini yerine getirmek istiyorsanız, imani şuurdan nasipsiz kalabalıkların bâtıl ve başıboş yollarının aksine yürümek lazımdır. Tekrar ediyorum. Gerçek kabiliyetini, kişiliğini ve önderliğini keşfetmek ve inancının gereğini yerine getirmek, Allah’ın rızasına erişmek, toplumun duasını alabilmek için imani şuurdan nasipsiz kalabalıkların aksine yürümekten ve gerçeğin peşine düşmekten sakınmamalıdır… Ve zaten gaflet ve cehalet sürülerinin, içinden bir lider çıkardığına tarih şahit olmamıştır.
Ancak bu arada ‘sırlarını kiminle paylaşırsan bir nevi özgürlüğünü ona teslim etmiş ve yularını eline vermiş sayılırsın’ gerçeğini de unutmamak gereğini hatırlatıyoruz.
Milli Çözüm ruhundan ve Milli Görüş şuurundan mahrum insanlara bazı hakikatleri anlatmanın cezasını maalesef zaman zaman hep birlikte çekiyoruz. Geleceği göremeyen ve kutlu hedefleri gergef gibi öremeyen kimseler, sadece geçmişiyle ve basit fâni girişimleriyle avunup övünmektedir.
Sizi kontrol edemediği ve nefsi hedefleri uğrunda yönlendiremediği için size düşmanlığa dönen bir insan, aslında zayıflığını ve ayarsızlığını itiraf ediyor demektir. Bir kişinin gerçek ayarını öğrenmek istediğin zaman, onu biraz köşeye sıkıştır. Bu durumda hırçınlaşıp içini dışa dökecektir.
Dünyayı yönetmek istiyorsan önce nefsi hevanı yenmeyi öğreneceksin.
Değerli kardeşlerim. Herkeste ve hep kusur arayanlar ve bu yolla kendi ayıplarını kapatmaya çalışanlar, asla huzur bulamazlar ve saygı duyulmazlar.
Ve hele yalana alışan ve yalama olan insanlar doğrulara inanmazlar.
Rekabet, hatta husumet içinde olduklarına bile adil ve insaflı davranamayanlar vicdani dürüstlüğe ulaşamazlar.
Unutmayın; karşılaştığı sıkıntılar, saldırılar ve sarsıntılar için başkalarını suçlayanlar henüz yolun başındadır. Başına gelenlerden dolayı kendisini suçlayanlar yolu yarılamıştır. Hiç kimseyi suçlamayanlar, geçmişin tecrübesiyle geleceğe odaklananlar ise olgunluğa ulaşmıştır. Çünkü bunlar kader sırrını kavramıştır.
Kudsi hadis nasıldı? “Men lem yerda bi-kadàî, felyetlüb rabben sivâî”
Ne demek? Cenab-ı Hak hadis-i kutside buyuruyor. Her kim Benim kaderime, takdirime razı değilse hadi gitsin Benden başka bir rab arasın. La havle vela kuvvete illa billah.
Asla unutmayasın! Ektiğini toplayacak, ettiğini bulacaksın. Ve insanları ölçtüğün teraziyle tartılacaksın. Sen kimi hangi teraziyle tartıyorsan; kader, adalet terazisi seni aynı şeyle tartacaktır.
Daha önce de yeri geldikçe hatırlattık. Kendilerine sahihayn denilen yani Buhari ve Müslim, iki büyük hadis üstadının ortaklaşa zikrettikleri bir hadisle bu sohbeti bağlayalım.
Efendimiz buyurmuşlar; “Meselü’l mücâhidi fî sebîlillahi” Allah yolunda cihad eden kişinin misali şudur, örneği şudur:
“Vallâhu a’lemü bi-men yücâhidü fî sebîlihî” ki Allah, Kendi yolunda, Kendi rızası peşinde koşanları çok iyi bilir. Herkesin niyeti ve amacını Allah bilmektedir ve Allah her insana kâfidir. Öyleyse Allah yolunda cihad eden, Hakkı tebliğ eden, bu uğurda uğraşan, Kur’an’a ve asrın sorunlarına tercüman olan kitapların yayılması, yazılması, derginin çıkması, sitelerin hazırlanması, bu kitapların ilgili, etkili kimselere ulaştırılması, her hafta toplanarak bu kardeşlerin bu gerçekleri kendi arasında tartışması, konuşması, imanını tazelemeye çalışması… Bunların misali neymiş?
“Ke-mesili’s-sâimi’l-kâimi” O mücahede ettiği ömür boyunca, gecelerin tamamını namazla, gündüzlerinin tamamını oruçla geçirenler gibidirler.
“Ve tevekkelallâhu li’l-mücâhidi fî sebîlihî in teveffâ” Ve Allah, Kendi yolunda cihada sabredenlere vekildir, kefildir, eğer bu yolda ölür ve şehit olursa onu cennetine sokacaktır.
“En yüdhilehü’l-cenneh” Sonunda onu cennetine sokacak, ebedi sonsuz hayata kavuşacak. O ebedi cennetlerde tek başına oraların sultanı olacaktır.
Ve Efendimiz bu hadisin sonunda buyuruyor ki;
“Ev yurciahû sâlimen mea ecrin ev ganîmetin” O adam sağ salim cihad yolundan evine dönerse ama bu cihadına devam etmek gayreti, yeni bir sefere hazırlık görmek niyeti içindeyse, Rabbimiz onu en üstün sevaplarla sevaplandıracak ve en üstün ganimetlere ulaştıracak ve onu zaferlerle kutlu kılacaktır.
Cenab-ı Hak bu hadisin müjdesine nail olan kimselere bizi katsın. Şu mübarek geceler hürmetine yeryüzünde bütün insanlığın huzur bulacağı kutlu Milli Çözüm Devrimine Rabbim hepimizi kavuştursun.
Allah Aziz Erbakan Hocamızın projelerini hazırladığı, programlarını bizlere öğretip emanet bıraktığı, bütün ülkemizde, İslam âleminde ve yeryüzünde uygulandığı zaman, insanlığa dünyada bir cennet hayatı yaşatacak o günlerin hasretiyle bizleri öldürmesin. (Âmin) Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Hepinizin bu gece özel dualarını bekliyorum. Ve kardeşlerimi Rabbime emanet ediyorum.
- Cumhuriyet – 26.12.2025
- AA / 24.12.2025

Siyonist Gizli Dünya Devleti’nin adeta hükümeti sayılan BILDERBERG’e defalarca katılan Ali Babacan’ın peşine takılarak Milli Görüş’ü rayından çıkarma heves ve hesaplarını, yine ilk sizlerin vesilesiyle öğrendik.
Milli Görüş üzerinde oynanan her oyunu “AKP ile birleşmek, İsrail baltasının sapını Cumhurbaşkanı adayımız yapmak…” gibi her girişimi daha başında sezip, etkili biçimde dile getirerek bu oyunları bozdunuz. Ve yine her defasında, bu tür oyunları bizzat kendi başlarına geçirileceğinden şüphemiz yok; inşallah.
Erbakan Hocamızın projelerini, hazırladığı programlarını, öğretip, emanet bıraktığı MERKEZ; Erbakan gerçeğinin üzerini örtmeye yönelik “beton kaplama” operasyonlarını hiç şüphesiz her seferinde boşa çıkarmaktadır.
Milli Görüş’ü yozlaştırma (Adil Düzen projelerini unutturma) hamlelerini de kursaklarında bırakmıştır.
Bu onurlu ve tavizsiz duruşunuz için teşekkürü bir borç bilirim; Allah razı olsun.
Allah önce Ahmet AKGÜL hocamızdan sonra tüm dava kardeşlerimizden ve abilerimizden razı olsun. Bizleri Milli Çözüm’den, Adil Düzen’e olan inancımızdan ve imanımızdan ayırmasın. Şu mübarek üç aylar himmetine gayretimizi, imanımızı, inancımızı arttırsın inşallah.
Bizlere bu dava içerisinde sadece Allah rızası için bulunmayı, sadece Allah rızası için davada sabit kalmayı, sadıklardan olabilmeyi ve bizlere verdiği ömür sermayesini en güzel ve verimli bir biçimde davamız uğruna kullanabilmeyi nasip etsin.
MİLLİ ÇÖZÜM FIRSAT, KAÇIRAN YANAR!..
Milli Çözüm Farkı diyebileceğimiz bir makale ve duaya şahit olduk. Yani hangi tarikatta cemaatte vakıfta dernekte sivil toplum kuruluşlarında insanlığın yaşadığı zulmü esareti fakirliği sefaleti ezilmişliği kahredilmişliği hatırlatıp, bir taraftan da Allah’ın va’dine kudretine iman ve itimat ederek O’nun rahmet hazinesinden ümmetin kurtuluş müjdesini bekleyenleri Rabbimiz bereketli ve başarılı kılacağına, bir müddet hikmetiyle o gecikse bile Rabbim onları bütün kınayanların kınamasından kurtarıp aziz konuma taşıyacak ve o müjdeyi gerçekleştirmiş olacağına yürekten inanan umudunu yitirmeden cihad eden var mı çevremizde komşu ülkelerimizde…Malesef yok. Zaten bir kişi bir hareket bir topluluk olsa aynı yağmur duasına çıkarken o duaya katılan topluluk içinde elinde şemsiyesini bulundurarak duaya amin diyen o bir kişi olsa Allah’a yetiyor malum. Ve aynı bunun gibi Hakkı haykıran cihad eden ve hazırlık güden bir ekip topluluk hareket Aziz Erbakan Hocamızın en sadık talebesi takipçisi devamı olan MİLLİ ÇÖZÜM elhamdülillah var ve inşaallah Allah Aziz Erbakan Hocamızın projelerini hazırladığı, programlarını Milli Çözüm’e öğretip emanet bıraktığı, bütün ülkemizde, İslam âleminde ve yeryüzünde uygulandığı zaman, ülkemiz ve tüm dünyadaki 8 milyar insanlığa dünyada bir cennet hayatı yaşatacak o günlerin hasretiyle bizleri öldürmeyeceğine yürekten inanıyoruz bekliyoruz. Böylesi bir topluluğun içinde yer almak insanlığın saadeti için gayret ve çaba göstermek ne büyük bir devlet ne büyük bir nimet. O yüzden Milli Çözüm fırsat, kaçıran yanar pişman olur – onulmaz tasalara belalara uğrarsın bir gün… Rabbim cümlemizi muhafaza buyursun böylesi sondan.
ÜSTAD AHMET AKGÜL HOCAMIZDAN MUHTEŞEM HİKMET DAMLALARI…RABBİM TANIMAYI VE TÂBİ OLMAYI LÜTFETTİĞİ İÇİ SONSUZ ŞÜKÜRLER OLSUN. HER BİR DAMLA BÜYÜK HİKMETLER İÇERMEKTE. RABBİM GEREĞİNİ YAPABİLMEYİ NASİP EYLESİN. BİZLERİ LAYIK EYLESİN NANKÖRLÜK ETMEKTEN VE BU NİMETLERDEN MAAHRUM KALMAMIZA SEBEBP OLACAK YANLIŞLARDAN BİZLERİ KORUSUN. RABBİM ÜSTADIMIZA SAĞLIK SIHHAT AFİYET VERSİN VE İNŞALLAH HOCAMIZ ÖNCÜLÜĞÜNDE ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYAYI BİR AN ÖNCE NASİP EYLESİN. MİLLİ GÖRÜŞÜN TEK TEMSİLCİSİ, AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN EN SADIK EN SAMİMİ TAKİPÇİSİ, PLAN, PROGRAM PROJELERİNİN TEK SAVUNUCUSU VE HAKİM KILMAK İÇİN ÇALIŞAN SADECE MİLLİ ÇÖZÜM ÜSTAD AHMET AKGÜL HOCAMIZ KALDI. O SEBEPTEN İNŞALLAH AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN 1980 YILINDA BU GÜNLERİ GÖREREK KURUDUĞU ŞU CÜMELLERİN GERÇEKLEŞMESİ İLE BÜTÜN İNSANLIK HUZURA MUTLULUĞA VE SAADETE ERECEK İNŞALLAH;
“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki:
TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU;
Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması,
Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması
ve Yeni Bir Devrin başlamasıyla mümkündür!”
Prof. Dr. Necmettin Erbakan
(TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980
Şu anda Türkiye’miz dört bir yandan kuşatılmışken… Doğu ve Güneydoğumuzda Terörsüz Türkiye palavrasıyla özerk Kürdistan altyapısı hazırlanırken… Milyonlarca gencimiz ve aile reisimiz; işsiz, çaresiz dolaşırken… Emekli, işçi, memur perperişanken… Fuhuş ve uyuşturucu ilkokullara kadar düşmüşken… Aile yıkılırken, ahlâk ve maneviyat hızla bozulurken ve bütün bu tehdit ve tehlikelerin karşısında Milli Çözüm; toplumu ve ilgilileri uyarırken, bizimle uğraşanlar şeytana askerlik yaptığının farkında değiller midir?
İNANCIN ZAFERİ
AKP’li yetkililerin yolsuzluk, rüşvet ve rant sarmalında, kendileri semirirken ülkeyi getirdikleri durumun kısa bir özeti anlatılıyor. Bu yaşananlara karşın Saadet partisi yetkililerinin, Siyonist odaklarla ve uşaklarla irtibatları ortaya konuyordu. Yıllar öncesinde Ahmet Hocamız camiayı uyarmış ve haklı çıkmışlardı..
Siyonizm’le mücadelesinde asla kandırılamayan, hataya düşmeyen, en küçüğünden en büyüğüne tüm Siyonist uşaklarının ipliğini pazara çıkaran, planlarını bozan Milli çözüm Üstadı Ahmet Akgül Hocamızdan Allah razı olsun..
Bu makale; Siyonizm’in kandıramadığı Üstadımızı, kandırılabileceği ve hata edebileceği vehmine kapılan ahmaklara gerçeği, bir kez daha yüzsüzlerin yüzüne vurmaktaydı..
Samimi tevbenin ısrarla yapılan duaların ne denli önemli olduğu..
Adil Düzen kurulması ve tüm insanlığın kurtuluşu için bütün gücümüzle yılmadan sabırla gayret etmemiz gerektiği bizim için en büyük kurtuluş ve zafer olduğu gerçeğiydi..
Üstad Ahmet Akgül Hocamızın duası ile bitiriyorum..
“Allah Aziz Erbakan Hocamızın projelerini hazırladığı, programlarını bizlere öğretip emanet bıraktığı, bütün ülkemizde, İslam âleminde ve yeryüzünde uygulandığı zaman, insanlığa dünyada bir cennet hayatı yaşatacak o günlerin hasretiyle bizleri öldürmesin.”
Türkiye’miz ya Şahlanacak, ya Batacak…
Ülkemizin ve Bölgemizin geleceği; ya Milli Görüşe, Milli Duruşa yani Miilî Çözüm inancına sahip olup Şahlanacak, yada bugünkü işbirlikçilerin peşine devam edip bugün yaşadığımız maddi ve manevi çöküntü nün girdabında boğulup batacak.
Umuyoruz ki biran evvel kendine gelip Milli ve Manevi Değerlerine sahip çıkıp Milli Çözüm e sarılarak kutlu ve mutlu yarınlara ulaşılır…
Ahmet Akgül hocayı çok küçük yaştan bu güne tanırım. Hem alimdir, hem de bilge bir şahsiyettir. Hem manevi yönü vardır, hem de mücahittir. Uzun yıllar önce Elazığ’da Şekerci Ahmet mescidinde sohbetleri ile bizlere gerçek Mümin nasıl olmalı ve cihat şuurunu aşılamış ve zalim yönetimlere karşı mücadele etmiş bir şahsiyettir. Bu tür büyük şahsiyetler kolay anlaşılmaz. Hatta çoğu zaman eleştirilerin odağında olurlar. Dışlanır ve kınanırlar. İftira ve yalan yanlış ithamlara maruz kalırlar. Ama günün sonunda kazanan yine Ahmet hoca ve onun gibi Hak yolda mücadele edenler olacaktır. yazınızı okuyunca bu yorumu yazma gereği duydum. Allah Ahmet hocaya ve Hak yolda mücadele eden tüm kullarına kolaylıklar ve zaferler nasip etsin inşallah.
MİLLİ ÇÖZÜM KÜL YUTMAZ!
Milli Çözüm; Mahmut Arıkan’ın kirli ilişkilerini daha o koltuğa oturmadan önce, dedilleri ve şahitleriyle tek tek yazdı. Maalesef “biz bu yanlışlıklardan vazgeçmiyoruz.” Diye samimi bir cevap gelmedi. Tam aksine kendi akıllarınca söylemlerini değiştirerek tabanı kandırmaya ve daha sinsi şekilde istismar faaliyetlerini yürütmeye çalıştılar.
Milli Çözüm atlatılmaz, kandırılmaz!
İki soruda adamı mat eder!..
Milli Çözüm daha önce SP’nin başında bulunan beyin takımının tahribatları ile alakalı yıllar yılı SP camiasını uyarmıştı.
Biri AKP’ye diğeri ise Abdullah Gül’e partiyi teslim etmek istedi. Milli Çözüm yine haklı çıktı. Maalesef bu gerçekleri anlayan sadece çok az bir kısımdı?!
Sonuç olarak herkes kendi imtihanını vermekte ve Milli Çözüm ise Erbakan’a olan sadakatını ve ahirette Allah’a vereceği hesaba göre tavır takınmaktadır.
Halkın değil Hakkın hatırını aramaktadır.
Erbakan Hocamızı unutturmaya çalışanlar, istismar ve düşmanlık edenler
yakında, Allah’ın yardımı ve izni ile Milli Çözüm’ün öncülüğünde gerçekleşecek olan Erbakan devrimi ile tarihin çöplüğüne karışacaklardır.
Rabbimiz elimizdeki nimetin kıymetini bilmeyi nasip etsin. Vicdanımızı ve ayaklarımızı kaydırmasın.
“Bizler, ey kardeşlerim; bildiklerimizin âlimiyiz, bilmediklerimizin talibi olmaktayız!..
Tekrar ediyorum. Biz Milli Çözüm Ekibi’nin şiârı budur: Bildiklerimizin âlimiyiz, bilmediklerimizin talibiyiz. Yani sürekli talebe ve araştırıp öğrenme konumundayız.
Yazdıklarımız, konuştuklarımız, savunduklarımız, yaptıklarımız; Kur’an’a, Resulüllah’a, icmaya, akla ve vicdana ve Erbakan Hocamızın anlatılarına en uygun ve en doğru olanlardır. Ayet ve hadisle, bilimle ve Hocamızın öğretileriyle yanlışımızı gösterene uyarız, ona duacı oluruz. Noksanımızı tamamlayana medyun-u şükranız. Ama kalabalıkların keyfine değil, hakikatlere bağlıyız. Allah’ın inayeti ve hidayetiyle haklılığımıza ve en hayırlı yolda olduğumuza inandığımız için, bağlandığımız gerçekleri sitelerde, kitaplar halinde ve yabancı dillerde milyarlara karşı açıkça beyan ediyoruz. Kardeşlerim; bizim duamız da davamız da inancımızın gereğidir ve asla vazgeçilmeyecektir. Şu zamanda efendim olabilir dediğiniz olmadı, hani yahu!.. Biz her gün her vesileyle Allah’ın rahmetinden vaat ettiği günleri bekliyoruz. Asla şüphe etmiyoruz.”
“Allah Aziz Erbakan Hocamızın projelerini hazırladığı, programlarını bizlere öğretip emanet bıraktığı, bütün ülkemizde, İslam âleminde ve yeryüzünde uygulandığı zaman, insanlığa dünyada bir cennet hayatı yaşatacak o günlerin hasretiyle bizleri öldürmesin.” Amin
Allah razı olsun. Öğretici, faydalı, ders niteliğinde bir yazı okuduk. Milli Çözüm ile öğreniyor ve aydınlanıyoruz.Bizler çok güzel bir yola talibiz. Rabbim talip olduğumuz bu yolda ayaklarımızı sabit kılsın. Selam ve dua ile.
Hz İsa (as)ın havarilerinden birisinin dilinden bir anektod rivayet edilir :
“Bir gün, dua edip yakarmak, Allahtan mağfiret dilemek için iki kişi bir mabede gider!
Bunların bir tanesi Din alimi, diğeri ise Vergi memurudur.
Din alimi, biraz öne çıkar ve kendi başına dua etmeye başlar:
” Yarabbi! Sana şükürler olsun ki, ben başkaları gibi aç gözlü, namussuz ve ahlaksız değilim. Sana şükürler olsun ki şu vergi memuru gibi de değilim. Ben haftada iki kez oruç tutarım, gelirimin onda birini senin yolunda harcarım”der.
Buna karşılık, biraz geride duran Vergi memuru, başını göğe bile kaldırmadan, göğsünü döverek demiş ki:
“Yarabbi bu günahkar kuluna merhamet et.”!
Size şunu söyleyeyim ki, Allah katında evine aklanmış olarak dönen din alimi değil, vergi memuruydu.
Çünkü İsa Mesih’in şöyle buyurduğunu işittim:
“Kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir.”
(İncil/Luka 18:14)
Aziz Erbakan Hocamız ne buyuruyorlardı? “Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki, Türkiye’nin kurtuluşu; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanının o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir hükümetin kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür.”
Allah Aziz Erbakan Hocamızın projelerini hazırladığı, programlarını bizlere öğretip emanet bıraktığı, bütün ülkemizde, İslam âleminde ve yeryüzünde uygulandığı zaman, insanlığa dünyada bir cennet hayatı yaşatacak o günlerin hasretiyle bizleri öldürmesin. (Âmin)