İSLAM’DA DİN-DEVLET İRTİBATI
Devletsiz bir din, sanki felç dahi1
El ayak tutmaz, aciz durgunlar…
Dinsiz devlet ise, deli sipahi2
Toplumda artar, zulüm soygunlar…
Devlet; Milletin, ortak bedeni
Halkın vicdanı, ikaz edeni
Dirlik düzenin, temel nedeni
Başıboş toplumda, bitmez kaygular…
Ey zalim Nemrut, ey çağdaş Karun
Din ölçü koyar, bilginler kanun
Musa baş olur, veziri Harun
Din kural koyar, devlet uygular…
Son din, kâmil din; İslam nizamdır
Peygamber örnek, Kur’an mizandır
Kur’an yorumlayan, akıl iz’andır
Hak’tan sapıtır, nefsi duygular!..
Farklı ırk mezhep, yüzlerce çeşit
Adalet gerek, herkese eşit
Devlet yönetir, din ise mürşit
Din hüküm verir, devlet sorgular…
Din ile devlet, karışsa ezer
Din ile devlet, çatışsa üzer
Din ile devlet, barışsa güzel
Din temel kurar, devlet kurgular…
Nebi çağrısı, kutlu davettir
Amaç Hak, ahlâk; adil devlettir
Şeriatı inkâr, bir adavettir
Şeytanın şakirdi, küfrün vurgular…
1- Dahi: Yüksek zekâvetle, olağanüstü bilgili.
2- Sipahi: Atlı silahlı asker.

DEVLETSİZ DİN, DİNSİZ DEVLET OLAMAZ!
Başka nasıl anlatılabilir ki!?
Din devlet ilişkisi ile ilgili olarak, şiiri okumak ve anlamaya çalışmak dışında söylenecek laf bırakılmamış!
Prensipler üzerine
İslamın devlet algısı, yönetime talip oluşundaki sır ve yönetimi elde ettiği takdirde hangi prensipleri benimseyeceği hususunda bu kadar net ve veciz bir şiir. Pek çoklarının “Kurana göre” diyerek işin içinden çıkıp kaçmaya çalıştığı bu dönemde, devlet-din ilişkisi nasıl olmalı, hangi temeller üzerinde kurulmuş olmalı gayet net anlatılıyor. Tabi akla bir soru geliyor ki; bir işi iyi bilene emanet etmek o işin yapılmasından umulan maksadı elde etmek için çok önemli bir adım ise, İslama uygun bir nizam nasıl olmalı sorusuna pek çoklarının akıllarına dahi gelmeyecek detayda cevap veren Milli Çözüm bu ümmetin önüne geçmeli değil midir? İnşallah geçecektir ve beklenen o güzel günlere erişilmiş olacaktır.
ONURLU KARAR
Gerçek din İslamdır,başkası değil
Gafiller çareyi,başkada arar
Hayata nizamdır,dışında değil!
İnsanlık huzura,bir çıkış arar…
Yaşamdan habersiz, hak din olur mu?
Din iman inkarcı,düzen olur mu?..
Din devlet barışık,düşman olur mu?..
Adil Düzendir ancak, onurlu karar!..
Türkiye’nin İhtiyacı Olan Anlayış
Evet şiirde anlatılan bu anlayışa -eğer birlik bütünlük içinde tarihsel misyonuna sahip güçlü ve lider bir ülke olmak istiyorsa- Türkiye’nin tüm hücrelerine kadar ihtiyacı var. Sadece bir şiir gözüyle bakılamayacak sosyal-siyasal dinamikleri özel olarak irdelemiş son derece bilimsel bir şiir olmuş.
Maalesef ülkemizde bugüne değin dış güçlerin ve yerli uzantıların kasıtlı olarak oluşturduğu din ve düzen çatışması yaşanmıştır. Bu böyle gelmiş böyle gitmemelidir. Çünkü bu durum ülkemizle beraber -Türkiye liderlik misyonunu üstlenemediği için- tüm mazlum coğrafyaları olumsuz olarak etkilemektedir.
Klasik dindar kesim çağdaş kavramlara düşmanlık etmeyi müslümanlık zannetmekte bu vesile ile de dış güçlerin taşeronu radikal ya da ılımlı akımlar ortaya çıkmaktadır. Güya çağdaş kesimler ise yanlış din anlayışına sahip kesimleri bahane ederek dine düşman lık yapmakta bu da halkımızın çoğunluğunu oluşturan dini hassasiyetlere sahip insanımızı ABD’nin İsrail’in parlattığı -sözde kahraman dindar- işbirlikçi siyasilerin ve cemaatlerin aldatmasına açık hale getirmektedir. Üstdlik sözde birbirleriyle çatışan katı laikçiler ve din istismarcıları FAİZ RANTİYE AB İSRAİL VB konularda hiçte çatışmazlar. Haliyle bu sahte çatışmadan asıl madur olan en başta milletimiz olmak üzere tüm mazlumlardır. Din ve dinin öngördüğü düzen iyi tanımlanmalıdır. Demokrasi, cumhuriyet, laiklik gibi çağdaş kavramların din düşmanlığı gibi uygulanması ve de anlaşılmasının önüne geçilmelidir.
Aslında her türlü çatışmayı önleyecek, Türkiyemiz için toplumsal mutabakatın sağlanarak Lider Ülke olmamızın yollarını açacak çıkış yolu Rahmetli Erbakan Hocamız ADİL DÜZEN projeleri ile ortaya koymuştur. Vde maalesef Türkiye (ve dolayısı ile tüm dünya) Erbakan Hocamızın gösterdiği yola uymamanın bedelini çok ağır ödemektedir. Daha da ağır bedeller ödememek için bugün yapılması gereken Erbakan Hocamızın Adil Düzen projelerini en iyi bir biçimde idrak etmiş Milli Çözüm anlayışına yönelmektir. Türkiyemizin en acil ihtiyaçlarından bir tanesi budur!
Laisizm-Sekülerizm değil Adalet temelli gerçek Laiklik…
Din ve toplum ilişkisi için laikliğin tıpkı şiirdeki gibi kurgulanması kaçınılmazdır. Aksi halde sonuç mevcut uygulamalarda olduğu gibi; ya Fransız Laisizmi gibi din ve devleti birbirinden ayıran ve akılcılığı putlaştırarak inanca baskı uygulayan despotluğu ya da İngiliz Sekülerizmi gibi din ve hayatı birbirinden ayırarak ateizmi yaygınlaştıran ahlak dezenformasyonu olacaktır.
Yani biri “din devlete karışmasın” derken diğeri “din hayatıma karışmasın” demekte ve her ikisi de dinsiz şeytani ve kaos ile sonuçlanacak bir düzen öngörmektedir.
Çözüm bellidir. Aziz Erbakan Hocamızın belirttiği gibi laikliğin tanımı tekrar yapılmalı ve adil ve ahlaki nizamın önü açılarak her kesimden, her düşünceden ve her dinden insana adalet ve inanç özgürlüğü tanınmalıdır.